ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter
Youtube
İnstagram

ATSO Ocak Ayı Meclis Toplantısı yapıldı

22 Ocak 2013 Salı

ATSO Başkanı Budak; “ATSO, Antalya’nın partilerüstü, ortak menfaatlerini dile getiren, savunan bir kurumudur. Bu nedenle her tür siyasi etkiden azami derecede sakınacağız, uzak duracağız, buna dikkat etmeliyiz” dedi.


ATSO Ocak Ayı Meclis Toplantısı yapıldı

ATSO Ocak Ayı Meclis Toplantısı, ATSO Meclis Salonu’nda yoğun bir katılımla yapıldı. 2009 - 2013 döneminin son meclis toplantısında bir konuşma yapan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak, başta meclis ve meslek komitesi üyeleri olmak üzere, tüm üyelere, Oda çalışanlarına ve Antalya medyasına teşekkür etti.

Budak, “Bir dönem daha bitiyor, bir sayfa kapanıyor. Hep birlikte çalıştık, mesai yaptık. Elimizden geldiği kadar hizmet etmeye çalıştık. Bir menfaat elde etmeden, bir karşılık beklemeden görev yaptık, yaptınız.  Bu nedenle başkan vekillerimize, yönetim kurulu üyeleri arkadaşlarıma, meclis divanımıza, siz değerli meclis üyelerimize, personelimize, bütün üyelerimize veya ATSO camiasına, işbirliği yaptığımız bütün kurumlara, oda ve borsalarımıza, il yöneticilerimize, meslek örgütlerimize ve sivil toplum örgütlerimize, kadın ve genç girişimciler kurullarımıza, medyamıza teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

130 yıllık bir kurum olan ATSO’da tarih boyunca binlerce kişinin görev yaptığını vurgulayan Budak, “Bizler de belki bir dönem daha yaparız veya yapmayız, hiç birimiz için hayati bir konu değildir. Hepimiz işadamı olarak ülkemize üretimle, yatırımla, istihdamla katkı yapan insanlarız, en önemli hizmet de budur. Bu görevler elbette her şeyden önce temsil görevidir. Sektörleri, Antalya özel sektörünü temsil görevidir. Bu dört yıl boyunca hepiniz bu temsil görevini en iyi şekilde yerine getirdiniz. Bundan dolayı hepinize tek tek teşekkür borçlu olduğumu bir kez daha ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Aşırı yağıştan zarar gören üreticiye ve esnafa mutlaka destek olunmalıdır

Konuşmasında kent ve ülke gündemine ilişkin konulara değinen Budak şunları kaydetti;

“Bugünlerin en önemli konusu birçok işletmenin, tarım üreticisi ve turizmcinin aşırı yağış ve fırtına nedeniyle zarar görmesidir. Zarar gören herkese geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. En büyük zarar tarımda meydana gelmiştir. Başta tarım kesimi olmak üzere zarar gören üreticiye ve esnafa mutlaka destek olunmalıdır. Hem zararlara karşı maddi destek, hem de kredi ve vergi borçlarının ertelenmesi gibi önlemlerin alınacağını temenni ediyorum. Tarım sektörü zaten çok sıkıntılı bir dönemden çıkmaktadır, bir de bu afetler ve kötü hava koşulları nedeniyle iyice zarar etmiştir.

Afetlerden korunma için önlem alınması ve tarım sigortası yaptırılması da her zaman vurguladığımız bir konudur. Doğal afeti önlemek mümkün değil elbet, ama önemli olan herkesin gerekli önlemi almasıdır. Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri artık şiddetli yağışların daha sık olmasına yol açacaktır. Bu nedenle artık daha ciddi önlemler alınması zorunludur. Dere yataklarının ıslahı, dere yataklarına sera, bina yapılmaması, yatırım yapanın bu riskleri dikkate alarak yatırım yapması gerekiyor. Seraların altyapısının iyileşmesi de önemli bir husustur.

Aşırı yağışlarda kentin altyapısı da yetersiz

Diğer taraftan aşırı yağışlarda kentin altyapısı da yetersiz. Bazı caddelerde drenaj hattı yok. Bazı yerlerde su giderleri göstermelik, yağmur suyunun caddenin tam ortasında biriktiği sayısız cadde var. Artık bu tür yağmurlar istisna değildir, olmayacaktır. O nedenle gelişigüzel asfaltlanmış bütün yolların gözden geçirilmesi gereklidir.

Bir de ekonomide yaşadığımız küçük afetler var

Bir böyle doğal afetler var, bir de ekonomide yaşadığımız küçük afetler var. Neyse ki, afetlerden sonra güneşli günler de oluyor.

Sevgili arkadaşlar ekonomide iki küçük afet söz konusu, birisi geçen ay geldi, diğeri ise gündemde. Birisi inşaat sektörüne gelen KDV’dir. Konutta 15 metrekare üstü de olsa % 18 KDV doğru bir karar değildir. Türkiye’de artık 150 metrekare üstü lüks sayılamaz. Bu vergi bile bile lades demektir. Çünkü inşaat sektörünün şartları ortadadır. Biz konut ve inşaat öncülüğünde canlanma beklerken bu tür kararlarla karşılaşıyoruz.

Bunun dışında yeni bir konu iş güvencesi konusunda yeni yükümlülükler getirilmesidir. Bugüne kadar birçok zorunlulukta 50 işçi mecburiyeti vardı,  Bu nedenle birçok işletme ya çalışan sayısını 50’nin altında bırakmıştır ya da başka işletme kurulmuş, böylece bu yüklerden kurtulmaya çalışmıştır. Yani bu zorlamalardan kimse bir şey kazanmamıştır. Şimdi de iş güvencesi elbette çok önemlidir, ama kaş yapalım derken göz çıkarılmamalıdır. Her işletme işçisinin, çalışanının, halkın sağlığına, güvenliğine azami dikkati göstermek zorundadır. Ama bu bilinçle, denetimle yapılmalıdır ve özellikle de gerçekten risk taşıyan işlerde olmalıdır. Aksi halde her işletme her ay göstermelik imzalara para ödemek zorunda kalmamalıdır.

Son dönemde piyasada canlanma işaretleri görülüyor

Biraz önce söylediğim gibi, bu tür sıkıntılar dışında güneşli günler de neyse ki eksik değil. Son dönemde piyasada canlanma işaretleri görülüyor. Bu yıl için beklentiler düzeliyor. Dünya ekonomisinde de iyileşme belirtileri görünüyor. Özellikle ABD ekonomisi ve Çin toparlanıyor. Yeni Japon hükümeti canlanma önlemleri ile olumlu etki yaptı. Dünyada güven arttıkça Türkiye hem yurtdışından düşük faiz ve uzun vadeyle kredi alıyor hem de yabancı sermaye girişi artıyor. İçeride ve dışarıda yatırımlar yavaş yavaş artıyor.

Kamu bütçesi geçen yıl 28 milyar açık verdi, ama bu yıl özelleştirmelerle iyileşme görülecek. Hatta 2B’de hedefe ulaşılamadığı için bedel düşürüldü. Şimdi bedelli askerlikte tekrar bir uzatma da gündemde. Bütün bunlar bütçeye katkı yapacak.  Çekte çek sahibinin durumunu sorgulama sistemi devreye girdi. Bireysel emeklilik sisteminde devlet desteğiyle önemli bir gelişme sağlandı. 

Kredi faizlerinde halen yeterli iniş yok

Ama diğer taraftan kredi faizlerinde halen yeterli iniş yok. Bankaların faiz ve komisyon marjları halen düşürülemedi. Bu da yabancı sermaye çekiyor ve kuru düşürüyor. Borsadaki çıkış beklentilerin çok üstünde oldu, ama diğer taraftan bu kadar hızlı çıkış acaba kar realizasyonu olur mu, yabancı sermaye çıkar mı endişesi yaratıyor. .

Dolayısıyla ekonominin temellerine dönük soru işaretlerimiz ve taleplerimiz devam ediyor. Kamuda israfın azaltılması, böylece ikide bir yeni vergi gündeme gelmemesi gerekiyor. Yerli enerji kaynakları konusunda çok daha hızlı ilerlemeye ihtiyaç var. Örneğin ABD kaya gazı teknolojisiyle yakında enerjide ithalat yapmayacak duruma geliyor. Bugün ucuz enerji Amerikan ekonomisinin en önemli destek faktörü oluyor.

Bu nedenle mikro reform dediğimiz, tasarruf artırıcı, maliyet düşürücü, istihdamı teşvik eden yeni önlemler gereklidir. Eğitim, iş mevzuatı, iş hukuku gibi konularda sürekli olarak iyileşme yapılmalıdır. Ayrıca sektör stratejilerinin belirlenip hızla hayata geçirilmesi gerekiyor.

Artık tüm bu konularda bu yıl hızlı ilerleme sağlanması zorunludur. Neden zorunludur ? iki nedenle zorunludur. Birincisi ABD’de ekonomi iyileştiğinde dolar bolluğu yavaş yavaş sona erecektir. Bunun sinyali geldiğinde faiz ve dolarda artış göreceğiz.

Önümüzdeki yıl Türkiye uzun bir seçim dönemine girecek

İkinci neden ise önümüzdeki yıl Türkiye uzun bir seçim dönemine girecek, önce yerel seçim, sonra Cumhurbaşkanlığı, arkasından genel seçim. Böyle bir takvimde meclis yeterince çalışamaz ve ekonomide de ciddi reform yapılamaz. O nedenle bu yıl ne yapılacağı önemlidir. Anayasada, terörle mücadelede, hukuki ve ekonomik reformlarda uzlaşmayla, özel sektörün katılımıyla doğru ve hızlı bir süreçle sonuç alınırsa Türkiye kazançlı çıkar, ekonomi de gelişir. Bizim ümidimiz akl-ı selimin galip gelmesi ve her şeyin bu büyük millet için, çağdaş ve demokratik bir hukuk sistemi için, rekabetçi bir ekonomi için yapılması ve Türkiye’nin örnek bir demokrasi, güçlü bir ekonomi olma yönünde ilerlemesidir. 

Antalya’da ise başlangıçta söylediğim gibi son dönemde kötü hava koşullarının zararı en önemli konu. Tarımda fiyatlar bir miktar arttı, ama Aralık ayı ortalaması ancak geçen yılı yakaladı. Buna karşılık üretim azaldı. Turizmde Aralık ayında yine 100 bin rakamına düştük. Temmuz-Aralık 1 milyon 700 bine çıkıyoruz. Kasım’dan Mart’a kadar ise 100 bine düşüyoruz.

Futbol turizmi ve stadyum eksiği

Geçtiğimiz haftalarda yerli ve yabancı çok sayıda futbol takımı Antalya’da kamp yaptı. Ama maalesef stadyum ve organizasyon eksikliği nedeniyle özellikle yabancı takımların burada olmalarını değerlendiremiyoruz.

Bu nedenle Antalya’nın turizmi çeşitlendirecek, kış aylarında canlanma yaratacak yatırımlara, tesislere ihtiyacı her geçen gün artıyor. Gelecek yıl Dünya Kongreler Birliği Genel Kurulu yapılacak, bu nedenle bir öneri getirdim, dedim ki, kongre merkezi için güç birliği yapalım. Valilik, bütün belediyeler ve bizler birleşelim, gerekirse bir şirket kuralım ve kongre merkezi projesini başlatalım. Birlikte olursak Bakanlıktan da destek alırız. En azından dünya çapında bir proje hazırlar ve bu projeyi pazarlarız. Ama maalesef Antalya gündeminde bu konular yeterince tartışılmıyor.

Geçtiğimiz haftalarda Antalya gündeminde sürekli olarak AVM imar izni konusu vardı. Herkes bu konuyu yazdı, söyledi, ama değişen şey yok. Ben artık bu konuda tekrar konuşmayacağım. Şu kadarını söyleyeyim. Gelecek yıl yerel seçimler öncesinde Antalya özel sektörü ve esnafı, siyasi partilere bu konuyu en iyi şekilde hatırlatmalıdır. Örneğin Odamız gelen adaylardan ve partilerden ticari alan planlaması konusunda imzalı taahhüt almalıdır. Eğer bu yapılırsa pek çok şey netleşecek ve değişecektir.

Akdeniz Heykeli

Son olarak bir gündem konusuna daha değinmek istiyorum. Basınımızda gündeme gelen bir konu da Kent Konseyimizin Akdeniz Heykeli’nin getirilmesi önerisidir. Bilindiği gibi, Odamız bu konuda 5 yıl önce ciddi çalışma yapmıştır, Sayın Rahmi Koç ile yazışılmıştır ve Sayın Koç konuyla bizzat ilgilenmiştir. Ama o zaman imkanımız yetmediği için bu projeyi gerçekleştiremedik. Bugün halen konuştuğumuz bir konudur ve gerçekten Antalya’ya Akdeniz heykelinin yakışacağını hep söylüyoruz.

Ama bizim üzerinde durduğumuz bir başka husus bulunmaktadır. Arama Konferansımızda söylendiği şekilde aslında bir sembol yarışması yapmamız gerekiyor. Bu sembol yarışmasını Antalya’nın bütün kurumlarıyla birlikte ciddi bir ödül koyarak yarışma yapabiliriz. Hatta herkesin 1 lirayla katılacağı bir bağış kampanyası düzenlenebilir ki, sembol halkın malı olsun. Yarışmada en iyi birkaç eser için de halkoylaması yapılabilir. Böylece Antalya özgün bir eser ve sembol kazanmış olur.  EXPO takviminde bu konunun ele alınması yararlı olacaktır. 

Birlikte Antalya’yı en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık

Bugün son meclis toplantımız olduğu için gündeme daha fazla girmek istemiyorum, ama bu kadarı da üyelerimize karşı bir görevdir. Bu görevi yerine getirmiş oldum. Bu son Meclisimizde en önemli görevim teşekkür görevidir. Önce bu teşekkür borcumu yerine getireyim, sonra da seçim süreci ile ilgili bir iki hususa kısaca değineceğim.   

Birlikte dört yıla yakın bir zaman geçirdik. Birlikte Antalya’yı, sektörlerimizi en iyi şekilde temsil etmeye, Antalya’ya katkı yapmaya çalıştık. Hep birlikte kendi ailemizden, işimizden daha çok Odanın işleriyle uğraştık, emek verdik, mesai verdik. Çok çalıştık, çok şey yaptık, çok şey başlattık. Başlattığımız önemli işlerin, projelerin bir kısmı bitmedi, halen devam ediyor, tamamlanması gerekiyor. Bazılarının titizlikle takip edilmesi, geliştirilmesi gerekiyor. Ümit ediyorum ki, bundan sonra bu görevlere kim gelirse gelsin bu projelere sahip çıkacaktır.

Sizler sektörlerinizin sorunlarını her ay takip ettiniz, bunları ilgili mercilere yazdık, söyledik. Bir kısmı uygulandı, uygulanmasa bile en azından yetkililerin dikkatini çekmiş oldu. Örneğin Gümrük ve Ticaret Bakanımıza bir rapor sunduk. Sağolsunlar raporu gereği için genel müdürlüğe sevk ettiler. Oradan Valiliğe, oradan da bütün kamu kurumlarına ve yerel yönetimlere geldi. Böylece en azından bütün kurumlar sektörel sorunlar ve Antalya’nın sorunları hakkında söylediklerimizi okumak, cevap yazmak, hesap vermek zorunda kalıyorlar. Odamızın temel görevi zaten budur, siz de bu görevi hakkıyla, layıkıyla yerine getirdiniz.

Bu dört yılda diyalog diye yola çıktık

Bu dört yılda diyalog diye yola çıktık. Antalya ve bölgenin tüm oda ve borsalarıyla, STK’larla, yerel yönetimlerle adeta kardeş gibi olduk. Yedi, sekiz ortak girişimde ve şirkette yer aldık. Tanıtım A.Ş., Tarım Konseyi şimdiden, daha sonuçlar tam olarak ortaya çıkmadan Türkiye’ye örnek oldu. EXPO’da Antalya birlikteliği örnek oldu. Bundan dört yıl önce ne yerel yönetimlerle, ne STK’larla ne sektörlerle bir araya gelinemiyordu.

Tanıtım A.Ş.’nin yaptığı işler hep konuşulan ama yapılmayan işlerdi. Şimdi artık hediyelik eşya tasarımı ve üretimi gibi çalışmalarla uğraşmaktadır. Tarım Konseyimiz de artık tarımda üretim planlamasına, ihracata destek verecek girişimleri başlatacaktır.

Artık ATSO herkes için, her sektör için proje ortağıdır

Yani bugün diyalog aşamasını da geride bırakacak konuma gelmiş bulunuyoruz. Artık Antalya’da ortaklık dönemi başlamıştır. Artık ATSO herkes için, her sektör için proje ortağıdır. İnanıyorum ki, ATSO bundan böyle her sektörde derneklerle, meslek örgütleriyle, STK’larla proje ortağı olacaktır. Bu zeminde yapılamayacak iş yoktur. O nedenle diyorum ki, biz artık bir kongre merkezini bile birlikte yapabiliriz. Gerekirse ortak şirketler kurarak kongre merkezinden, tarımda ve sanayide atık yönetimine kadar her alanda çözüm üretecek, hatta gelir yaratacak bir güce ulaştık.

Bu dönemde internet üzerinden online hizmetlerimizi geliştirdik. 65 bin işletmeyi kayda alan Bilgi Sistemi, Antalya ticaretinin internet çağına giriş kapısı olacaktır. Ayrıca bundan sonra Antalya’nın ticari alan planlamasına da ışık tutacaktır.

“Made in Antalya”

Bir diğer temamız markalaşmaydı. Geçenlerde de söylediğim, gibi 2023 Arama Konferansında bile Antalya ekonomisi için en önemli çözüm yine markalaşma çıkmıştır. Bu da bizim ne kadar doğru bir tema üzerinde çalıştığımızı göstermiştir. Hiç kendimizi kandırmayalım, bundan sonra ticarette hayatta kalmanın tek yolu, fark yaratmaktır. Ya yeriniz, ya ürününüz farklı olmak zorundadır. Yani herkes marka olmak zorundadır, marka olmayanın bu dünyada geleceği tesadüfe kalmış demektir. O nedenle bundan sonraki hedef Made in Antalya kriterlerinin tarım için, ticaret veya esnaf için, turizm için hem kalite hem de tanıtım aracı olmasıdır.

Made in Antalya Antalya’da kalitenin, ticaret ahlakının sembolü olmalıdır. Odamız artık bu çalışmaya da hazır hale gelmiştir.

Yine 2023 Vizyon Arama Konferansından çıkan en önemli sonuç, Antalya’da kent kültürünün ve turizmin kültür ve sanat ile değiştirilmesidir.

Bunun için de çözüm yine şehir içinde müzeleri, kültür ve sanat merkezlerini artırmaktır. Antalya her köşesinde sergilerin olduğu, tarih, etnoğrafya, ticaret, tarım, cam, heykel, aklınıza ne gelirse müzelerle dolu bir şehir olmalıdır. Her ilçemiz de müzelerini çoğaltmak zorundadır.

Biz henüz müze yapamadık, ama iki kültür yatırımını başlattık. Eski hizmet binamız yavaş yavaş yıkılıyor. Çevreye, esnafa zarar vermemek için bir kış yıkılması, bir kış yapılması gerekir. Ama ümit ederim ki, açıldığı zaman Antalya şehir merkezi bir inci kazanacaktır hem de merkezdeki sosyal hayat hem de Antalya kent kültürü değişecektir, örnek olacaktır. Kaleiçi yatırımı da aynı şekildedir.

Asıl hedef kentin sosyal, ticari hayatının, kültürünün değişmesidir

Biz hep birlikte bu dönemde hem borç ödedik hem yatırım yaptık hem de yeni yatırıma hazırız. Bundan sonra da ATSO gelecek dönemde kent merkezinde eğitim kurumu, teknoloji merkezi, sosyal tesis, müze gibi yeni yatırımlar da yapabilecektir. Ümit ediyorum ki, ATSO bundan sonra da bu yatırımları geliştirecektir. Bu yatırımların sonucu birkaç ayda değil, yıllar sonra çıkar. Asıl hedef kentin sosyal, ticari hayatının, kültürünün değişmesidir. Bu yatırımlar bunu yapacaktır. AVM yatırımları kültür yaratmaz, ama kültür ve sanat merkezleri kültür yaratır. Bunun çok iyi anlaşılması ve bu vizyona sahip çıkılması gerekir.

2023 Antalya Vizyonu

Biz hep birlikte Odamızı güçlendirdik, çok sağlam temeller attık, çok iyi projeler başlattık. En önemlisi de bundan sonrası için büyük bir kolaylık sağlamış olduk. 2023 Antalya Vizyonu çalışmasının son ayağının, bir günlük bir toplantıyla tamamlanması gerekiyor. Bu bir günlük çalışma yapıldığı zaman Antalya Anayasası bitmiş olacak. Bundan sonra 2023 Antalya Vizyonu herkes için yol haritası olacak.

Kendi kurumsal yapımızı da güçlendirdik. Şu anda Odamızın 2013-2016 stratejik planı hazırdır. Bu çalışmalarla ilk kez ATSO orta ve uzun vadeli hedeflerini belirlemiştir. 1-2 Aralık’ta, il yöneticileri ve temsilcileriyle, 21 Aralıkta sizlerle yaptığımız toplantı bu konuda büyük katkı yapmıştır.

Odamızın bu noktaya gelmesi sizin eserinizdir ve bununla gurur duyunuz. İleride bu çalışmaların Antalya’ya katkıları ortaya çıktığınızda bu hizmetleriniz çok değerli hatıralar olacaktır.

Bundan sonra Oda başlattığı proje ve yatırımların sonuçlarını alacak ve çok daha hızlı çalışma dönemine girebilecektir. 2023 hedefleri Odanın uzun vadeli vizyonudur. EXPO 2016 Odamız için orta vadeli önemli bir konudur. Bunun dışında tarıma, turizme, ticarete, inşaat veya yapı sektörüne nasıl hizmet verileceği artık bellidir. Dört yıl önce bu konuda Antalya’nın ortak vizyonu yoktu, artık var. Dört yıl önce ortak çalışma kültürü yoktu, artık bu da var. Dolayısıyla artık bu görevlerde kim olursa olsun, ATSO’nun,  130 yıllık tarihin verdiği güçle, bu birikimle, Türkiye’nin çağdaş, güçlü, saygın ve en önemli Odalarından birisi olacağına inanıyorum. Bu güçle Antalya ekonomisine yön verecek kurum olacağına da inanıyorum.

ATSO Türkiye’nin en eski ve en büyük odalarından birisi olarak üyelerine, Antalya’ya ve Türkiye’ye sahip çıkmak zorundadır ve ben bu görevin her zaman en iyi şekilde yerine getirileceğine, ATSO’nun her yeni güne, kendini yenileyerek, güçlenerek, çağdaş dünyanın gerektirdiği donanımla uyanacağına inanıyorum.

Kurum itibarına özen gösterdik, çekişmeye, polemiğe girmedik

Hep birlikte bu 130 yıllık kurumun itibarını koruduk, iyi şekilde temsil ettik hem de çok çalıştık. Aramızda fikir ayrılıkları olmuştur, kusurlarımız da olmuştur, ama burada hep bir seviyeyi koruduk. Biz kurum itibarına özen gösterdik, çekişmeye, polemiğe girmedik, yıpratmalara bile cevap vermedik.  Sizlere bu nedenle her şey için çok teşekkür ediyorum. Fedakarlık yaptınız, sevgi ve saygı ortamını bozmadınız. Burada itibarı ve düzeyi korudunuz. Türkiye’nin diğer yerlerine baktığımızda burada kaliteli bir ortam oluşmasını sizler sağladınız.

Şimdi, konuşmama son vermeden seçim sürecinin de Odamızın itibarına yakışan bir şekilde olması için bazı konulara dikkat çekmek istiyorum.”

NACE sistemi

Konuşmasında NACE sistemiyle ilgili tartışmalara da değinen Başkan Budak, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Oda seçimlerinin normalde Ekim-Kasım ayında yapılması gerekiyordu. Ama Bakanlar Kurulu Haziran ayında, NACE sistemi için seçimi erteledi. Eskiden meslek gruplarının belirlenmesi neredeyse keyfiydi. Bir şirket bizde, TUİK’de, KOSGEB’de, SGK’da, Bakanlıklar da başka başka sektörlerde sınıflandırılabiliyordu. Eski sistem müdahaleye açık bir sistemdi.

NACE sistemindeyse uluslararası kodlama sistemi ile uyum ve objektiflik sağlandı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız, Maliye, yani Gelir İdaresi Başkanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Başkanlığı, SGK ve TOBB ortak çalışma yaptı. Bunda da en fazla söz hakkı Maliye Bakanlığı’nın oldu, çünkü her şirket cirosunu nerede sağlıyorsa ona göre sınıflandırıldı. Birden fazla sektörde faaliyet gösteren şirketler için de yine Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından şirket bazında tespit edilen en yüksek cironun sağlandığı sektör esas alındı.

Odada bir meslek grubunun oluşabilmesi için gerekli minimum sayı 150

Diğer taraftan Odaların üye sayıları dikkate alınarak bir Odada bir meslek grubunun oluşabilmesi için gerekli minimum sayılar belirlendi. Odamız için bu sayı 150’dir. Yani bir meslek grubunun en az 150 üyeden oluşması gerekmektedir. Bu sayının altında kalan grup üyeleri, yine NACE kodlama sistemine göre en yakın gruba aktarılmaktadır. Bu nedenle yeni sistem meslek grupları sayımızı düşürmüştür.

NACE çalışmasında 1 milyondan fazla şirketin faaliyet kodları kayıtlı ciro bilgilerine göre belirlenmiştir.

Bu bilgiler şirketlerin Gelir İdaresi Başkanlığındaki adreslerine tebliğ edilmiştir. Yerinde bulunamayan 520 bin şirkete TOBB kayıtları esas alınarak ikinci bir tebligat yapılmıştır. Yine bulunamayan 64 bin şirkete telefonla ulaşılarak adresleri alınmış ve NACE kodları tebliğ edilmiştir.

Ayrıca 21 ulusal gazeteye TOBB’un WEB sitesinden NACE koduna bakılması için ilanlar verildi. Bu ilan Odamız tarafından da duyurulmuş, WEB sayfamızda yayınlanmıştır.

Bulunduğu gruba veya aldığı koda itiraz eden şirketlerin itirazları Gelir İdaresi Başkanlığı ile değerlendirilmiş ve haklı bulunanların NACE kodları değiştirilmiştir.

Dolayısıyla bu sistem geçmişe göre son derece objektif, sağlıklı bir sistemdir. Zaten bu nedenle Maliye ve bizim Bakanlığımız tarafından istenen ve getirilen bir sistemdir. Bu sistem sektörlerde gelişmenin daha iyi takip edilmesini, kayıt dışıyla daha iyi mücadele edilmesini sağlayacaktır. Şirketlere internet üzerinde erişim daha kolay olacaktır.

Bu NACE kodları listeleri Odamıza 11 Ocak’ta ulaşmıştır, 14 Ocak’ta da yayımlanmıştır. Bu bütün Odalarda da böyledir. Bütün odalar da seçim tarihlerini belirlemişler veya belirlemeye başlamışlardır. Birçok Oda 2 Şubat, 4 Şubat’ta, 6 Şubat, 9 Şubat, 12 veya 16 Şubat olarak belirlemiştir. İzmir’de 4’ünde yapılmaktadır. İstanbul Ticaret gibi 200 bin üyesi olan Oda bile 14 Şubat’ta yapıyor. Bu bir yerel veya genel seçim değildir.  Bu sürecin uzaması koskoca bir kurumun çalışmasını engellemektedir.

Burası bir sosyal sorumluluk yeridir, karşılıksız bir kamu hizmetidir. Bir kurumun iyi çalışması kardeşçe ekip çalışmasına bağlıdır. Her sektörde ister meclis üyesi, ister komite üyesi olsun ve olmasın, geniş çalışma grupları olmalı ve hep birlikte çalışma yapılmalıdır. 

Yani bizler artık şu görevi alayım değil, şu projeyi yapayım derdinde olmalıyız.

Buralar siyasi gelecek yerleri değildir

Önemli olan seçimin bu anlayışla, bu kuruma yakışan, işadamlarına yakışan olgunlukta yapılmasıdır. Buralar siyasi gelecek yerleri değildir, maddi fayda sağlayan yerler değildir, tam tersine maddi kayıp yaratan bir görevdir. Bu görevler gelip geçici kamu hizmetidir. Bu nedenle burada bir rekabet olacaksa bu fikir rekabeti, proje rekabeti olmalıdır. Ama hiçbir şekilde bizleri kötü bir çekişmeye, birbirimizin yüzüne bakamayacak dedikodulara götürecek bir ortam olmamalıdır. Birbirimizi yıpratmaya kalkarsak bundan herkes zarar görür, kurum da zarar görür.

Bu saatten sonra hiçbirimizin bu görevlere, bu unvanlara ihtiyacı yoktur. Bizim bu görevlerden kazanacağımız bir şey yoktur, ama takdir edilirsek yapacağımız hizmet vardır.

Yarın mezar taşımıza Oda başkanıydı vs. bir şey yazılmayacak. O son günde, unvanlar değil, cenazemizdeki insanlar önemli olacak. O nedenle hiçbir şey gönül kırmaya değmez. Bütün mesele baki kalan bu kubbede hoş bir seda bırakmaktır. Bırakacağımız seda, bir hizmetlerimizdir, iki gelenek, saygı ve kardeşlik kültürüdür, üç, kazandığımız gönüllerdir.

Kendi içimizde birbirimizle çekiştikçe Antalya kaybetmiştir

Bizler hepimiz Antalya’nın çocuklarıyız. Bizler kendi içimizde birbirimizle çekiştikçe Antalya kaybetmiştir. Biz birbirimizle kenetlenip, ortak olup büyüyeceğimize, dışarıdan gelenleri seyrettik. Bu böyle gitmemelidir. Ayrı ayrı, tek tek hepimiz bir hiçiz, ne zaman ki birlik oluruz, fikri olanı, projesi olanı destekleriz o zaman var oluruz.

Rekabet edelim, ama siyasi rekabet gibi olmasın. Dostlukla, “sen daha iyi yaparsın, ben daha iyi yaparım” rekabeti olsun. Seçimden sonra da omuz omuza hep beraber çalışalım. Antalya’da zaten çok az kişiyiz. Artık hepimiz belli tecrübe kazandık, yaşımız da olgunluk yaşıdır.

Bugüne kadar kurumumuzu siyasetten nasıl bağımsız tutuysak, bundan sonra da öyle olmalıdır. Seçime de bu seçim sürecine de siyaset bulaştırılmamalıdır. Bizler işadamıyız, Odalar siyaset yapılacak yerler değildir.

ATSO, Antalya’nın partilerüstü bir kurumudur

ATSO, Antalya’nın partilerüstü, ortak menfaatlerini dile getiren, savunan bir kurumudur. Bu nedenle her tür siyasi etkiden azami derecede sakınacağız, uzak duracağız, buna dikkat etmeliyiz. Bizler ATSO’da görev almadan da derneklerde, vakıflarda işadamı olarak Antalya’ya hizmet etmiş insanlarız. Oda, bizim bir araya gelmemiz için tek yer değildir. Bu görevlerde olmasak da işadamı olarak katkı sağlamaya gayret edeceğiz.

Bundan sonra ister bir görevde olalım, ister olmayalım. Bu büyük kurumun üyesiyiz, burada aynı sudan içtik, aynı dertleri paylaştık. Her yerde her zaman beraber olacağız. Antalya için yapabileceğimiz her şeyde birlikte olacağız. Antalya çizgisinde her zaman buluşacağız.

Yarın Odalar bir kanunla kapatılabilir, ama biz yine de bir şekilde Antalya’ya sahip çıkarız, hizmet etmeye devam ederiz. Önemli olan bizim şehrimiz ve ülkemiz için, dürüstlük, doğruluk çizgisinde katkı yapmak için bir araya gelmemizdir. Benim işyerim, kapım, Antalya’nın bütün işadamlarına, kalbi bu ülke ve bu şehir için atan herkese açıktır.

Ben bu anlayışla bu seçimin kardeşlikle, yüksek bir seviyeyle, yaşanmasını diliyorum. Seçimlerin Odamızın başarısını artırmasını, Odamız ve Antalya için hayırlı olmasını diliyorum. 

Hepinize bugüne kadar yaptığınız çalışmalar için, destekleriniz için, ağırbaşlı, onurlu insanlar olarak Odamızın itibarını koruduğunuz, güçlendirdiğiniz için, tecrübeli ve öncü isimler olarak sektörlerimizi ve üyelerimizi en iyi şekilde temsil ettiğiniz için, burada yarattığınız kardeşlik-dostluk ortamı için sonsuz teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum.

Bir sürçü lisan ettiysek affola. Bir kusurum olduysa, kusurun insana özgü olduğunu düşünerek hakkınızı helal edin.

Burada mesai vermek ailelerimizin bile fedakarlık etmesi demektir. Ben bu dört yıla yakın zamanın bir yılını Oda görevim nedeniyle Antalya dışında geçirdim. Hepiniz gibi, öyle oldu ki, çocuklarımız üniversiteye başladılar, askere gittiler, ama gereği gibi ilgilenemedik. Aile hayatımızdan da işimizden de tatilimizden de fedakarlık etmek durumunda kaldık. Bu nedenle ailelerimize de teşekkür ediyorum.

Bütün çalışmalarımızda bize destek veren oda ve borsalarımızın yöneticilerine, İl yöneticilerimize, kamu kurumları ve meslek örgütleri yöneticilerine, medyamıza ve elbette bu kurumun varlık sebebi ve gerçek sahibi üyelerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu düşüncelerle hepinize bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bütün katkılarınız, çalışmalarınız için tebriklerimi sunuyorum. Hepinizi sevgi ve saygılarımla kucaklıyorum.”

Başkanı Budak konuşmasını Mevlana’nın şu dizeleriyle bitirdi;

   Kişinin değeri nedir?
- Aradığı şeydir!

Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki
Aradığın ancak sensin, sen.

Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsun, sen osun.

Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiDış Ekonomik İlişkiler KuruluTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2014 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Beceri 10
  • RENSEF
  • Yörex Yöresel Ürünler Fuarı
  • Food Product