23 Şubat 2010 Salı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın Şubat Ayı Meclis Toplantısı’na katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, göreve geldiği günden bu yana yaptığı çalışmaları ve projelerini anlattı, ATSO Meclis üyelerinin kentle ilgili sorularını yanıtladı.
Halkın neredeyse her sorunundan belediye başkanını sorumlu tuttuğunu anlatan Akaydın, siyasette bir yılda biriktirdiği anıların, üniversite yaşamımdakinden fazla olduğunu söyledi. Antalya’da en önemli sorunların işsizlik, imar ve rant baskısı ve ulaşım olduğunu ifade eden Akaydın, “Bahane üretmek için söylemiyorum ama bir kentte imar konusunda ulaşım konusunda haksızlık yaparsanız bunu düzeltmek onarmak, yıllar alıyor. Toplu ulaşım benim uykularımı kaçırıyor. Raylı sistemi kaldıralım demek çok kolay. Ama bu konularda zamana ihtiyaç var” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak turizmden pay almadıklarının altını çizen Akaydın, buna karşın hiçbir beklenti olmaksızın Turizm Tanıtım A.Ş. gibi projelerin içinde yer aldıklarını ve destek verdiklerini söyledi. Akaydın, “Büyükşehir Belediyesi, Antalya’nın turizm girdilerinden hiç pay almayan bir kurum. Ben turizm gelirinden pay talep etmedim ama ortada bir realite var. 8 milyar dolar turizm gelirinden söz ediliyor. Büyükşehir olarak yolların bakımından, onarımından, altyapısından ve deniz temizliğinden biz sorumluyuz ve bir kuruş para almıyoruz. Dünyada böyle bir şey yok. Buna rağmen turizmi geliştirecek Tanıtım Şirketi gibi projelerin içinde biz de olalım diyoruz” diye konuştu.
Antalya’nın ulaşım master planı ve deprem - afet master planını hazırlattıklarını belirten Akaydın, “Antalya’da binaların büyük kısmı ömrünü tamamladı. Bu binaları ne yapacağız. Böyle bir rapor ortaya koymak risk ama biz bu riski alıyoruz” dedi.
Kamuoyunda çok tartışılan belediye gayrimenkullerinin ve Toptancı Hali’nin satışına da değinen Akaydın şöyle konuştu; “Çok borçluyuz da Antalya’yı talan eder gibi satalım diye bir düşüncemiz yok. Ama siyasi rakiplerimiz dediler ki sattırmayız. Niye sattırmazsınız, yeter ki sattığınız şeyi değerinde satın, parasını iyi değerlendirin, yahut belediyenin çok iyi yapamayacağı işletmeleri elinizde tutmayın. 185 gayrimenkulden 134 tanesini 19.2 milyon liraya sattık. Beklediğimiz muammen bedelin yüzde 30-40 fazlasına sattık. Bu satışları yaparken, esnafımıza borçlu olduğumuz için esnafı çağırdık dedik ki ihaleye girin yakın zamanda borçlarımızı ödeyemeyiz siz alın, işçi alacaklarımız vardı. Belediye işçilerinden bile iki üç kişi bir araya gelip aldılar. 6-7 milyon liralık kısmını bu yolla hallettik. Akılcı yollarla sattık. Ama yok pahasına satmadık.
Dediler ki Hali satamazsınız. Biz dedik ki hali hemen yarın satmayı düşünmüyoruz. Hal’in satış yetkisini meclisten bugün almazsak, Hal’e yarın müşteri bulamayız. Bunlar büyük satışlar. Önce elinize bu yetkiyi alacaksınız, sonra dünya pazarlarına açılacaksınız, eksper firmalar bulacaksınız, onlarla tartışmaya gireceksiniz. Projeler hazırlayacaksınız. Güç bela Meclis’ten bunu geçirdik. Hali sattık mı arkadaşlar, aylar oldu, hayır. Hal satılmaz mı satılır, hali satamazsınız diyenler hali satmışlar. Halin kuzeyinde TOKİ’ye verilen yerler satılmış benden önceki yönetim tarafından. Üstelik hazineden yeni hal yapmak için arazi ayrılmış. O araziye bu sene içinde temel atmazsanız elinizden çıkar. Hal esnafı ile oturduk toplantılar yaptık. Çok eski bir Hal değil ama teknoloji dışı kalmış bir hal. İkincisi şehrin merkezinde kalmış. Üçüncüsü Pınarlı’daki bölge tarım alanlarına daha yakın. Hal esnafının beklentilerine uygun bir proje geliştiriyoruz. Bir değil 3 tane proje geliştiriyoruz, bunlardan birisini seçeceğiz. Biz orayı belediyeye gelir getirme kaygısı ile satmayacağız. Bu arada eski halin bulunduğu alanı nasıl değerlendiririz bunu tartışıyoruz. Burada bir cazibe merkezi yaratmak istiyoruz. Ama bu nasıl yaratılır, içinde ne kadar alışveriş olur, ne kadar kültür-eğlence olur, ne kadar konut olur, dünya düzeyinde işadamları ile tartışmalar yapıyoruz. Çok öncelikli bir konu değil. Yeni hali ihale etmek daha öncelikli bir konu.
Asfalt yapmak övünülecek konu değil
Asfalt, kanalizasyon, yağmur suyu drenajı gibi çalışmaların belediyelerin övüneceği değil, asli görevlerinden olduğunu söyleyen Akaydın, önümüzdeki dönemde Sarısu projesinin halka danışılarak hayata geçirileceğini, yine Konyaaltı’ndaki Süleyman Erol Yüzme Havuzu’nun bulunduğu alanın, engellilerin de yararlanacağı şekilde modern bir su sporları tesisi yapılmasının planlandığını kaydetti. Akaydın, Minicity bölgesinde ise “Su dünyası” konsepti ile içinde akvaryum ve havuzların yer aldığı bir cazibe merkezi yapmayı hedeflediklerini söyledi.
Antalya akşamlarını canlandırmak için bir dizi proje geliştirdiklerini belirten Akaydın, led teknolojisi konusunda uzman bir Türk firması ile Antalya’nın 15 noktası için proje çalışması yaptıklarını söyledi.
Altın Portakal ve Piyano Festivali’ni başka etkinliklere geliştirmeyi planladıklarını anlatan Akaydın, nisan ayında Antalya’da televizyon dizisi ödülleri adıyla bir festival gerçekleştirmeyi planladıklarını, yine çocuklara yönelik olarak “Altın Mandalin Festivali” düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti.
Kentte tabela kirliliğini önlemeye yönelik işadamlarının desteğini isteyen Akaydın, “Çözümü kolay değil, yönetmelik geliştirirken desteğinize ihtiyacımız var. Belediyenin yetkileri var ama dayatmacı bir belediye olmak istemiyoruz” dedi.
“Toplu işyerleri” projesi son aşamaya geldi
ATSO’nun gündeme getirdiği “Toplu işyerleri” projesi ile ilgili çalışmaların son aşamaya geldiğini de belirten Akaydın, Kömürcüler bölgesinde belirlenen bir alanda ATSO ve meslek örgütleri işbirliğiyle projelendirme yapılacağını bildirdi.
Hava kirliliği konusunda Büyükşehir Belediyesi’nin üstüne düşeni fazlasıyla yaptığını vurgulayan Akaydın, “Hava kirliliğinin en önemli sebebi kalitesiz kömürün Antalya’ya sokulması. Bunu oy almak için merkezi hükümet yapıyor. Bütün baskılara göğüs germemize rağmen, belediye meclisinden ortak karar almamıza rağmen, Mahalli Çevre Kurulu’na gücümüz yetmedi. Israrla kentin giriş noktalarında kontroller yapıyoruz, 5 bin kalorinin altındakilerin kente girişine izin vermiyoruz. Belediye kömürü sokmadığı için millet lastik yakıyor şeklinde eleştiriler alıyoruz. İnanın Antalya’daki bütün lastikleri yaksanız havayı bu kadar kirletemezsiniz” dedi.
Kongre ve kültür merkezine ihtiyaç var
ATSO Meclis üyelerinin çeşitli konulardaki sorularını da yanıtlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Akaydın, kentin çeşitli noktalarındaki dev çukurlardan çok rahatsızlık duyduğunu dile getirdi. 100. Yıl Projesi’nin çok yanlış bir proje olduğunu belirten Akaydın, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün tasarrufundaki alanla ilgili “TOKİ’leştirme” formülünün devreye girme tehlikesinin bulunduğuna dikkat çekti. Akaydın, Cam Piramit’in yerine, Antalya’nın büyük bir ihtiyacı olan kongre ve kültür merkezi yapılabileceğini söyledi.
Akaydın, Antalya’nın bir başka çukuru olan Doğu Garajı Bölgesi’nin değerlendirilebilmesi için öncelikle arkeolojik kazı çalışmasının bitmesinin gerektiğini, bu konunun da bir an önce çözüme kavuşması için, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevi olmasına karşın, belediyenin işçilerini görevlendirdiğini anlattı.
Lara Kent Parkı kanayan yara
Lara Kent Parkı’nın Antalya’nın kanayan bir yarası olduğunu da belirten Akaydın şöyle konuştu; “En çok sahip çıkmanız gereken bölge burası. Buraya Kültür ve Turizm Bakanlığı el koymuş. Antalya büyükşehir belediyesi sınırları içindeki alanların sadece yüzde 55’inin planlama yetkisi Büyükşehir’de, yüzde 45’i ve rantı çok yüksek yerler Bakanlık’ta. Bakanlık, Büyükşehir ‘in görüşlerini almayı gerekli görmüş, ancak ben başkan olduktan sonra bu gerekliliği kaldırmıştır. Ben halkın beklentilerini anlattım ama yeni plan halkın beklentilerinin tersine yapıldı. Sadece sahildeki kıymetli yerler planlandı. Kundu ve Kemerağzı’ndaki halkın beklentilerine cevap vermedi, aceleye getirildi. O sahilde kamunun hakkı vardır. Bir çoğu arkadaşım olan otel sahipleri darılmasınlar ama kıyı kenar çizgisine tecavüz etmeye kimsenin hakkı yoktur.”
Bugün sökmeye kimsenin gücü yetmez
Başkan Akaydın, bir meclis üyesinin “Hafif raylı sistem sökülemez mi?” şeklindeki sorusuna ise şu yanıtı verdi;
“Tramvay verimli çalışmıyor. Ulaşım master planı yaptıracağız ve tramvay hattına paralel toplu ulaşımı mümkün olduğu kadar azaltmamız lazım. Şu anda sıkıntı var. Müşteri sayısı beklendiği gibi değil. Canını kurtarması için tramvayın yılda 12 milyon avro gelir elde etmesi lazım. Hesaplarımıza göre Büyükşehir yılda 6 milyon avro gibi zarar edecek gibi gözüküyor. Ulaşımla ilgili politikaya atıldığım ilk günden beri, 11 tane brifing aldım. Bilim adamlarının birleştiği bir şey var. Antalya için bu güzergah yanlış, battı çıktılar yanlış. Peki ne yapacağız? Önce ulaşım master planı yapacaksınız, ikincisi muhtemelen çıkacak sonuca göre bu raylı sistemin Çallı Kavşağı’ndan sonrasını 2.5 km kısmını yeraltına sokacaksınız dediler. Ulaşım master planı çıkmadan bir şey diyemem. O görüş haklı çıkarsa 50 milyon avroluk bir yatırım lazım. Bu kent 388 trilyon lira borçlandırılmış. Hazine kefaleti var. Ulaşım master planı bitsin, belediye biraz daha kredilendirilebilir hale gelsin düşünelim. Ama bugün için erken. Referanduma gitmeye gerek yok, zaten çıkacak sonuç belli. Ama bugün sökmeye kimsenin gücü yetmez.”