24 Mayıs 2011 Salı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası meclisi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu ağırladı. Meclisin açılışında bir konum yapan ATSO Başkanı Çetin Osman Budak bir aylık faaliyetlerin yanı sıra gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Batılı ülkelerin bir çoğunun çifte standardı ve çıkarcılığı temel ilke olarak benimsedikleri bir dönemde olduğumuzu vurgulayan ATSO Başkanı Budak, Ermenistan’ın Azerbaycan’daki işgalinin, Kıbrıs’ta Rum Kesimi’nin desteklenmesinin, Filistin’de yaşananların buna iyi bir örnek olduğunu söyledi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Dönem Başkanlığı görevini başarıyla yürüten Antalya Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nu kutlayan Budak, Çavuşoğlu’nun zor bir dönemde önemli bir görevi başarıyla sürdürdüğünü belirtti.
“Gelişmiş ülkelerde tek değer artık çıkar olmuş” diyen Budak, “Bu nedenle dünyada bugün insani değerler her geçen gün kaybolmaktadır. Medya ve tüketim toplumu modeli hiçbir sınır tanımadan yayılmaktadır. Uluslar arası hukuk diye bir şey neredeyse kalmadı. Birleşmiş Milletler’in artık adı bile neredeyse geçmiyor. Orta Doğu ve İslam ülkeleri ise ciddi bir kaos içindeler. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir ülke olması hayati bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor. Bu da ancak ekonominin ve demokrasinin birlikte güçlenmesi ile olacaktır. Türkiye bölgede esen sert rüzgarlardan olumsuz etkilenmemek için bunu da başarmak durumundadır. Bu nedenle demokrasi, hukuk ve basın özgürlüğü gibi alanlarda mutlaka çok hızlı ilerleme sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.
Genel seçimler
Konuşmasında yaklaşan genel seçimlere de değinen Budak, yıllar sonra ilk kez bir seçimde yoğun olarak ekonominin konuşulduğunu, bunun iş dünyasını mutlu ettiğini belirterek, “Projeler ortaya sürülüyor. Türkiye’deki yoksulluğun işsizliğin nasıl ortadan kaldırılacağı ifade ediliyor, bu çok önemli bir gelişme. Çünkü Türkiye’nin hızla büyümeye ihtiyacı var, onun içinde çok ciddi projelere ihtiyacı var” dedi.
Antalya’nın TBMM’ye 14 milletvekili göndereceğini ifade eden Budak, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“14 milletvekilimizin Antalya’nın tüm konularını çok yakından takip etmesini ve özelliklede önümüzdeki seçimlerden sonra ilk toplantıyı belki Antalya’nın dinamikleri ile yapması son derece faydalı olacaktır. Parti gözetmeksizin ‘her şey Antalya için’ sloganı ile 14 milletvekilimiz ile de Antalya’nın tüm sorunlarını ve çözüm önerilerini, proje ihtiyaçlarını tartışmak isteriz. Hatta bunun artık bir gelenek haline gelmelidir. Antalya’nın akil insanlarıyla bir araya gelerek Antalya’nın sorunlarına çözüm önerileri arayan milletvekili istiyoruz Antalya için. Geçtiğimiz yıllarda biliyorsunuz bizler 13 milletvekilimiz vardı, çok yoğun çalışan birkaç istisnanın dışında, bir çoğumuz belki de isimlerini bile arka arkaya saymakta zorlanacağımız bir milletvekili yapımız vardı, bu dönemde özellikle Antalya’nın dünyaya açılan bir pencere dediğimiz marka şehir dediğimiz Antalya’nın öncelikli gündemini, öncelikli sorunlarını ve çözümlerini Ankara’ya taşıyarak bizleri ve Antalya’yı rahatlatırlar. Bu konuda eminiz ki çok çalışkan, çok büyük performans gösteren Sayın Çavuşoğlu’nun da önümüzdeki dönemde bu çağrımıza bizlere yardımcı olacağını biliyoruz. Yürekten inanıyoruz.”
Bu seçim döneminde hem hükümetin hem de muhalefet partilerinin yoksulluk konusunda son derece önemli açıklamalar yapması ve projeler geliştirmesinin memnuniyet verici olduğunu belirten Budak, yoksulluğun ortadan kaldırılabilmesi için üretim yatırımlarının özellikle de teşvik sisteminin tekrar ele alınmasının, belki bölgesel ve sektörel hatta firmalar teşvikler verilmesinin, yerli malının özendirilmesinin, olmazsa olmazların başında geldiğini bildirdi.
Anadolu büyük projeler bekliyor
Budak konuşmasına şöyle devam etti;
“Bir konuda yine özellikle bizim siyasetten talep ettiğimiz önümüzdeki dönemde, büyük projelerin, Antalya’nın beklediği büyük projelerin artık hayata geçirilmesi. Sadece İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük iller değil, Anadolu’daki gerçekten lokomotif, katma değeri yüksek, aldığından daha fazlasını veren Antalya gibi, Antep gibi, Kayseri gibi illerin de bu projelere ihtiyacının olduğunu biliyoruz.
Antalya’nın özellikle demiryollarının Anadolu’ya bağlanması, hem Antalya ekonomisinin üretilen tarım ürünlerinin aynı zamanda turizmin Anadolu’ya açılması için gerekliliği ortada. 2023 yılının hedeflenmesi yerine 2016 EXPO’sunun hedef alınması, bu süreler içinde demiryollarının Antalya’ya getirilmesi en önemli projelerden birisi diye düşünüyorum.
Onun dışında Antalya’da trafik kaosunu hepimiz biliyoruz, kaos çok ciddi boyutlarda, özellikle sahillerimizde TIR’larla beraber trafikten geçiyoruz. Yaz ayları geldi, şimdi denize ulaşmak artık neredeyse imkansız durumda, çok ciddi aralarından manevra yaparak geçiyoruz, bu ciddi sıkıntının batı çevre yolu açılmasıyla biraz rahatlayacağını özellikle batıda, ve projesi hazır olan doğu çevre yolunun yapılması. Özellikle turizmin kalitesizliğinden hep bahsedilir yani, gelir seviyesinde 500 – 600 dolarlar civarında denilir, Antalya’ya bir şey bırakmadı denilir, onun içinde turizmin çeşitlenmesi gerekiyor.”
Döviz uyarısı
Ekonomideki en ciddi sorununun cari açık olduğuna dikkat çeken ATSO Başkanı Budak, Merkez Bankası’nın önlemler almaya çalışmasına karşın, cari açığın 1994, 1998, 2001, 2006 ve 2008 yıllarında olduğu gibi çok ciddi seviyelere çıktığını söyledi. Budak, “İhracatın iki katı seviyesinde ithalat var, yine burada dönüyor dolaşıyor yerli malına geliyoruz, ara malzemede yerli malının desteklenmesi gerektiğini söylüyoruz. O yüzden de cari açıkla ilgili sıkıntıların umarım aşılacağıdır.
Seçim sonrası ciddi tedbirler alınacak, fakat ekonomide de bir daralma olacak, bu da size bilgi olarak aktarmak istediğim bir şey, önümüzdeki dönemde, biraz daha dikkatli, eğer döviz borçlarınız varsa, döviz geliriniz karşılamıyorsa, dövize de girmemenizde fayda var” dedi.
Antalya Türkiye’nin aynası
Konuşmasında Antalya’nın sorunlarına da değinen Budak, Antalya’nın Türkiye’nin aynası olduğunu söyledi. Antalya’da önümüzdeki hafta Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezlerinden birinin açılacağını belirten Budak böslerini şöyle sürdürdü;
“Hayırlı uğurlu olsun. Fakat bölgeyi biliyorsunuz, yan yana bir çok AVM, artık birbirleriyle rekabet eder durumdalar. Bir çoğunuz belki o tarafta oturuyorsunuz, o caddenin durumunu görüyorsunuz, kaldırımlar, trafik karmaşası, işe gelirken artık İstanbul’daki manzaralar, Antalya’da yaşanıyor, bu birincisi. İkincisi de tabi Antalya ticaretine olan etkileri.
Burada çok önemli bir şeyi de açıklamak istiyorum. Özellikle artık alış veriş merkezlerinde kira kontratları yenilenmelerinde inanılmaz rakamlar isteniyor. Bir AVM Antalya’da Mevcut kiracılarından yüzde yüze yaklaşan oranda artışlar istiyor. Bu inanılmaz bir şey. Zaten döviz bazında anlaşmalar yapılmış, yıllık döviz bazında yüzde 7 kira artışını kabul etmiş içinde oturan kiracılar. Tabiî ki ulusal marka değilse, uluslar arası marka değilse; yerel marka ise bu konuda ciddi anlamda zorlanıyorlar. Ve buna da bir tek gerekçe var, emsal. Yeni açılan AVM’de kiraların seviyesi bizimkinden yüksek, bizde oraya çekiyoruz diyorlar, bunun belgesi var. Böylesine artık tekelleşmiş bir AVM mantığında bizim iş adamlarımız esnafımızın yapacağı çok bir şey yok. Fakat bir konu daha var, biliyorsunuz cadde alışverişi diye bir şey Antalya’da kalmadı. Cadde alışverişi konusunda artık biz çakma malların satıldığı, mecburen bitmeye doğru yolunu almaya başlamış ve önümüzdeki dönemde de artık bu ticaretin sürdürülemez olduğu bir döneme doğru gidiyoruz. Özellikle bunu vurgulamak istedim. Önümüzdeki dönemde ticaretin yapısı artık ortada. Bu saatten sonra daha Antalya’da alış veriş merkezleri açılmasa da olur. Zaten bunlar yetiyor. Artık birbiriyle rekabet ediyor haldeler, cadde alışverişleri kalmamış birkaç caddemizin dışında, markaların etkisi, yerel markaların etkisi gittikçe azalıyor. Bunlar çok büyük sorun durumunda. Ve daha başka yapısal sorunlarımız da var. Ticaretin önünün açılabilmesi için artık burada belediyelerin bir şey yapması lazım. Bu konuda belediye meclislerinde görev alan geçmiş dönemde arkadaşlarımız vardı, belediye başkanları vardı, bunların da bu konuda artık bir durup düşünmeleri gerekiyor. Biz ne yaptık Antalya’ya diye.”
Shoppingler ve Hanutçular
ATSO Yönetim Kurulu’nun geçtiğimiz günlerde Kemer’deki temasları hakkında bilgi veren Başkan Budak, shoppinlerin sadece Antalya’nın değil, Serik, Kemer, Alanya gibi tüm turizm beldelerinin sorunu olduğunu söyledi.
“Kemer’de iş biraz daha çığrından çıkmış” diyen Budak, shoppinglerin ilçe merkezine kadar girdiğini, Kemer’de 17 tane shopping bulunduğunu bildirdi. Budak, “Artık hanutçuluk büyük bir meslek haline gelmiş. Kemer’de anlattılar, bir turist gidip vitrine baktığında yanına bir hanutçu yanaşıyor, oradan onu kuyum mağazasına, shoppinglere, avm’lere götürüyor. İş artık uçuk seviyede, bugünkü uygulamalarla hanutçuluğun durdurulma imkanı yok. Aşağı yukarı bu mecliste 20 senedir bunlar konuşuluyor. Fakat bir irade olması gerekiyor. Bu iradenin çok ağır cezalar getirmesi gerekiyor ki bunları önleyebilelim, aksi takdirde bizim yakınmaktan başka çaremiz kalmıyor.”
Kaleiçi Antalya’nın önemli bir değeri
Oda olarak iki yıldır Kaleiçi’nin cazibe merkezi haline gelmesi için ağırlık verdiklerini anlatan Budak şunları kaydetti;
“Antalya’nın en önemli cazibe merkezlerinden birisi diyoruz ve bunla ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Bir yığın proje sunduk. Fakat geçtiğimiz günlerde, yine aynı yapısal sorunlardan, Antalya ticaretinin yapısal sorunlarından kaynaklanan büyük bir sorun ortaya çıktı. Tabiki böyle ben yaptım oldu anlayışı ile kardeşim bu dışarıya çıkarttınız mallarınızı içeriye alın diyerek olmuyor, birazcık süre tanınması gerekiyor belki ama Kaleiçi’ni hepiniz gidip görüyorsunuz. Turistler sizin taklit malları sattığınızı biliyor. Kaleiçi’ndeki görüntü son derece kötü durumda, tarihi eserlerin üstüne çivilerle çakılmış. Son derece kötü bir görüntüyle bu ticaretin devam etmesi mümkün değil. Antalya merkezinde böyle, başka yerde böyle mi? var tabiî ki… Antalya’nın değişik bölgelerinde var. Fakat burada da esnafın da artık kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor. Son muhtarlarla yaptığımız toplantıya esnaf da katıldı, orada bunları dile getirdik, eğer siz ticaretin gelişmesini istiyorsanız buradaki mağazaların restoranların iş yapmasını istiyorsanız burada kendinize çeki düzen vermelisiniz, siz bunu yapmazsanız kimse sizin dükkanınıza gelip destek vermez. Sonuçta Kaleiçi Antalya’nın önemli bir değeri. Kaleiçi Antalya kent merkezine gelen turist sayısını arttırmak için çok önemli bir nokta, onun için burada da böylesine kötü bir yapılaşmadaki ticareti de bizim destekleme şansımızın kalmadığını da buradan ifade etmek istiyorum.”
Bugünkü ticaretin bu haliyle devam etmesinin söz konusu olamayacağını burada bir kere daha ifade etmek istiyorum. Antalya’da bizim 30 bin üyemiz var. Ve burada yaptığımız bir ankette de yüzde 90 oranında Antalya ticaretinin turizme dayalı olduğunu ortaya çıkarmıştık. Direkt ya da endirekt bir şekilde biz turizmle yakından ilişkiliyiz. O yüzden de ticaretin bu şekliyle devam etmesi söz konusu değil, özellikle yeni dönemde, aşağı yukarı ben on senedir TSO da görev yapıyorum, bütün Türkiye’nin ciddi sorunudur AVM kanunu. Bu şekliyle artık ticaretin devam etmesi söz konusu olamaz. Hiç olmazsa bir takım önlemler alınabilir, bizim arkadaşlarımız geçtiğimiz günlerde çalışmalar yaptı. Biraz önce görüntülerde de gördünüz, özellikle gıda grubumuz hafta sonları kapatılması akşam saatlerinin belirlenmesi, özel markaların oranlarının belirlenmesini öneriyorlar. Bunlar yapılabilir. 10 senedir belki daha da uzun bir süredir biz ticaret ve sanayi odası olarak bunları dile getiriyoruz.
Esnaf işsizliği artıyor
Bu şekliyle önümüzdeki en büyük tehdidin esnaf işsizliği olacağını da göreceksiniz. Şu anda yapılan bir araştırmanın sonucu, bu TÜİK verilerine dayalı bir araştırmanın sonucu, bütün Türkiye’de 250 bin esnaf işsizliği söz konusu, ciddi bir rakam. Esnafın dükkanını kapattıktan sonra yapabileceği bir başka iş yok artık. Yapamaz. Hangimiz yanımıza vasıfsız eleman alırız, o yüzden de bunların hızla düzeltilmesi gerekiyor. Özelliklede iş yeri açılışlarında her zaman dile getirdiğimiz Ticaret ve Sanayi Odaları’nın da ruhsat alma aşamasında yetkilendirilmesi konusu var. Eğer böyle bir yetki gelirse her caddede her sokakta apartman altlarında mağazaların engellenmesi söz konusu olursa, ticaretin önü açılabilir. İşyeri enflasyonu büyük bir sorun, işyeri enflasyonu aynı cadde 20 tane eczane, 20 tane ayakkabıcı, bakkal demek. Hiç birisi kazanmaz. Her sene biri gider. Oradaki doğru iş yapana da para kazandırmaz. Para kazanmayan da yatırım yapamaz, marka diyoruz iki yıldır markasına yatırım yapamaz. Marka olmazsa tam bir kısır döngü, o ticaret işporta ticaretine döner, bugün yaşanan Antalya’da bu. Kesin çözümler ancak iradeli bir tavırla sağlanabilir diye düşünüyorum. Antalya’nın özellikle bugünkü bu durumundan belki kötü bir tablo çizdim bugün. Ama bu durumundan kurtulmasının yolları da var hep bunları dile getiriyoruz, zaten konuşmamın içinde de çözüm önerileri de geliyor.
Antalya’nın yatırıma ihtiyacı var
Özellikle Antalya’nın ihtiyacı olan kongre merkezi, Antalya’nın stadyum ihtiyacı, Antalya’nın çevre yolu ihtiyacı, bunların hızlı bir şekilde giderilmesi durumunda ticaretin önünde de engeller ortadan kalkabilir, aynı zamanda da cazip ticari alanların yaratılması iki bu da toplu işyerleri, bir türlü başarılı olamadık arkadaşlar biliyorsunuz. Aşağı yukarı 8-9 senedir de bununla uğraşıyoruz. Toplu işyerleri için bir arazi üretemedik, eğer bu araziler üretilseydi ki İstanbul’da bir çok örneği vardır. Mobilya örneğini çok sık veriyorum bir mobilya alış veriş noktası olsa, Antalya’da dağınık yapı ortadan kalkar, şehrin neresinde olursa olsun oraya mutlaka ulaşılır. Ticaretin önünün kapanmak üzere olduğu Antalya’da çözümler var, toplu işyerleri, ticari cazibe merkezleri yaratılırsa Antalya’da da ticaretin gelişmesi bir şekilde sağlanabilir.
Antalya Limanı ve kruvaziyer turizmi
Geçenlerde hafta sonu Pazar günü büyük liman’da kruvaziyer rıhtımının da olduğu bölgede kahvaltıya gittik ailemizle, orada bir görüntüyle karşı karşıya kaldık. Çok büyük yolcu gemisi, bir dev yani 3 bin kişilik bir yolcu gemisi rıhtıma yanaşmış hepiniz rica ediyorum bir yolunuz düşerde Kemer’e giderken sapıp görürseniz o rıhtımı. Antalya diye gelen turistlerin Antalya diye gördükleri o yeri bir görmenizi tavsiye ediyorum. Sadece dağları kıyıları gemiden görüp de Antalya’ya geldiğini zanneden turistlerin neyle karşı karşıya kaldıklarını görmenizi istiyorum.
Antalya’da ticaretin, merkez ticaretinin gelişmesinin yollarından biri de bu. Örnek Alanya, Alanya’nın kruvaziyer limanı kentin içinde, gemiler yanaşıyor ve Alanya ticaretinin buradan çok ciddi nemalandığını biliyoruz. İşte Antalya… Hepiniz biliyorsunuz limanın durumunu. Bir tarafta gemiler yük indirirken öbür tarafta yolcular turistler iniyor. Bir taraftan çimento boşaltırken her yer çimento tozu içinde… oradan turistler iniyor ve oradan nereye gidiyorlar biliyor musunuz? Kent merkezinde belki bir seyir terasına indiriyorlar, ya da çevre yollarını dolaşıp shoppinglere götürüyorlar. Şimdi Antalya’da ticaret yapan arkadaşlarım nasıl isyan etmezler, işte sizler biliyorsunuz.”
Antalya Tanıtım Şirketi
Antalya’nın tek elden tanıtımını yapacak Antalya Tanıtım A.Ş.’nin kuruluş çalışmalarında son aşamaya gelindiğinin müjdesini de veren ATSO Başkanı Budak, şirketin Türkiye’ye model olacağını söyledi. Budak, “Artık finale geldik, karar alındı. Bir kaç tane izin sorunu var, özellikle belediyeler izin konusunda Bakanlar Kurulu’ndan karar alması gerekiyor, Özel İdare’nin Bakanlar Kurulu’ndan karar alması gerekiyor. Bu haliyle Alanya TSO, Manavgat TSO, biz, AKTOB, Ulaşım A.Ş., BETÜYAB, GATAB bu organizasyonun içinde, bu şirketin içinde ve şirket kurulma kararı geçtiğimiz günlerde alındı. Bir kere daha kısa bir hatırlatma, hem de sayın milletvekilimizin de bilgilenmesi açısından… Antalya Tanıtım Şirketi Türkiye’de bir model olacak. Antalya’yı tek destinasyon olarak bütün dünyada tanıtımı yapacak ve bir akarı olması gerekiyor. Bu bir şirket, anonim şirket. Bugün Antalya’nın Alanya’nın Manavgat’ın kendi bölgelerine özgün hediyelik eşyaları yok. Hediyelik eşya konusunda önemli bir tasarım grubuyla çalışılacak, ulusal boyutta tasarım grubuyla çalışılacak, aynı zamanda bazı işletmelerin kiralamaları söz konusu olacak. Belediyenin mülkünde olan yerler kiralanacak, sayın valimizin de bu konuda sözleri var, Özel İdare’ye ait olan yerlerden belki kiralama yapılacak, elde edilen gelir de Antalya destinasyon olarak Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar tek elden ve doğru olarak dünyaya tanıtılacak. Bu amaçla bu şirketin kuruluş kararını da aldık arkadaşlar.”
ICCA Genel Kurulu için geri sayım
Antalya’nın Dünya Kongre Organizatörleri Birliği ICCA’nın 2014 Genel Kurulu için üç aday kent arasında olduğunu hatırlatan Budak, son kararın 26 Mayıs akşamı verileceğini açıkladı. Üç bin profesyonel kongre organizatörünün katılacağı etkinliğin Antalya ve Türkiye için büyük önem taşıdığını belirten Budak, “Umarız bu organizasyonu alacağız” dedi.
AKPM Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, son yıllarda Türk dış politikasının taraflı tarafsız herkes tarafından içeride de, dışarıda da konuşulduğunu ifade etti.
Dış politikada, Kuzey Afrika ülkelerindeki değişiklikler, Arap ülkelerindeki hareketlilikler ortaya çıktıktan sonra Türkiye'nin örnek gösterildiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, bazen de aynı kesimlerin ''Türkiye nasıl bir yol izliyor?'', ''Sırtını batıya mı dönüyor?'' diye eleştirildiğini anlattı.
Türk dış politikasının ana ilkesinin Cumhuriyet'in kuruluşunda Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından, ''Yurtta sulh, cihanda sulh'' olarak belirlendiğine değinen Mevlüt Çavuşoğlu, o günden bu yana Türkiye'nin bu ilkeyi bazen kendi içindeki dinamiklerden, bazen de dünyadaki gelişmelerden uygulayamadığını ifade etti.
Çavuşoğlu, dış politikada ülkelerin komşularını veya nüfusunu değiştirme şansı olmadığına işaret ederek, “(Yurtta sulh, cihanda sulh) demişiz ama, komşu bölgedeki ülkeleri (Biz haklıyız, onlar haklı) demeye gerek yok, ne demişiz, (Etrafımız düşmanlarla çevrili.) O komşu bölgelerdeki ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmamışız. Ama şimdi o komşu ülkelerle aramızdaki ilişkiler son derece iyi. Bugün Yunanistan ile bir oturumda adeta ortak Bakanlar Kurulu toplantısı yapıyorsunuz, 17 anlaşma imzalıyorsunuz” dedi.
Mevlüt Çavuşoğlu, artık çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıktığını, dünyada çok boyutlu bir dış politika izlendiğini söyledi. Türkiye'nin de çok boyutlu bir politika izlemesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
“Çünkü küreselleşme ve çok boyutlu ortamda hem fırsatlar, hem de tehditler var. Nedir bunlar? Örneğin terörizm, organize suçlar, insan kaçakçılığı, göç akımı, din veya başka bakımdan radikalleşmeler. Dolayısıyla bunların hepsi bu coğrafyadaki Türkiye'yi de yakından ilgilendiren, tedbir alınmaz, duyarlı olunmazsa Türkiye'yi olumsuz yönde etkileyebilecek. Bunun yanında bir de fırsatlar var. Türkiye için yarattığı fırsatları da en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor. Türkiye de bunu en iyi şekilde yapmaya çalışıyor.”
Çavuşoğlu, Türkiye'nin artık komşu ülkelerle karşılıklı önemli adımlar attığını, bunun sonucunda 2002 yılında komşularla olan dış ticaretinin, toplam dış ticaret hacminin yüzde 8'ini oluşturduğunu, bugün bu oranın yüzde 30'a yükseldiğini kaydetti.
Türkiye'nin dünyadaki güç dengesinin değişimine duyarsız kalmaması gerektiğine değinen Çavuşoğlu, Çin, Hindistan, Güney Afrika ve Brezilya'nın dünyanın yeni aktörleri olduğunu söyledi. Türkiye'nin bu dengeleri iyi kollaması gereğine değinen Çavuşoğlu, Türkiye'nin bu bölgelere yönelmesi gerektiğini bildirdi.
Mülkleri siz yabancılara veriyorsunuz...”
Çavuşoğlu, konuşmasının ardından ATSO üyelerinin sorularını yanıtladı. ATSO'nun emlak sektörü temsilcisi, Çavuşoğlu'na yabancılara mülk satışında Rusya ile sorun yaşandığını, emlakçıların tapu almakta zorlandığını söyledi.
Bunun üzerine Mevlüt Çavuşoğlu, yabancıların mülk edinimi konusunun ülkede en çok tartışılan meselelerden biri olduğunu kaydetti. Emlakçılara, ''Mülkleri siz yabancılara veriyorsunuz, ama ülkeyi satmakla suçlanan hep biz oluyoruz nedense'' diye espri yapan Çavuşoğlu, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde vatandaşların başka ülkelerde mülk edinebildiğini anlattı.
Bu süreçte zaman zaman zorluklar yaşandığını belirten Çavuşoğlu, ''Karşılıklık ilkesinde bazen esnek davranmak gerekiyor, vizede olduğu gibi. Karşılıklılık ilkesini tam uyguladığınız zaman tüm Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının sınırda, havaalanında değil, kendi ülkelerindeki konsolosluklarımızdan vize alması lazım. Ama biz turizm sezonu etkilenmesin diye bu konuda esneklik yapıyoruz'' dedi.
Rusya ile yaşanan sıkıntının son vize anlaşmasından kaynaklandığına dikkati çeken Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada art niyet yok ama, burada Türkiye, Rusya ile vizeleri kaldırdı. Aslında biz 3 aylık kalma izni istedik. Ama Rusya bu konuda ısrar etti, 'Bir aylık olsun' dedi. Durum buyken bu sefer gayrimenkul almak isteyen Rusya vatandaşlarının buradaki işlemleri için bir ay yetmiyor. Çünkü hala Ege Ordu Komutanı'na sormak gerekiyor. Bununla ilgili yasa çıktı. Yani Türkiye'nin güvenlik bakımından hassas yerleri tespit edilsin ve bunlar bir kere tespit edildikten sonra her seferinde bu işlem sorulmasın. Zaten yasada (Güvenlik bakımından hassas olan yerler, çevre bakımından korunacak yerler, sit alanları, orman alanları ve tarım alanlarında yabancılar mülk edinemez) diye son derece net maddeler var. Ama bu süre bir yabancının mülk edinimine yetmiyor, Ege Ordu Komutanlığı'ndan görüş almak gerekiyor.”
Kalma süresinin emniyet kararıyla uzatılması uygulamasının da Rusya'nın isteğiyle emniyet yetkisinden çıkarıldığını anlatan Çavuşoğlu, bunun çözümü için İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile görüştüklerini bildirdi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na soruna ilişkin bir dosya verdiklerini belirten Çavuşoğlu, ''Bu konu en yakın sürede inşallah çözülür'' dedi.
Mevlüt Çavuşoğlu, bir soru üzerine de Avrupa Birliği üyesi ülkelere girişte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik halen çifte standart uygulandığını söyledi. ''Burada art niyet vardır'' diyen Çavuşoğlu, AB üyesi ülkelerin ilgili anlaşmalara rağmen vize uygulamasını sürdürdüğünü, hatta bazılarının işlemleri daha da sıkı hale getirdiğini kaydetti.
Çavuşoğlu, AB'nin müzakere bile başlatmadığı bazı ülkelerin üç aylık sürelerle serbest vize rejimine dahil olduğuna değinerek, ''Bu ülkelerin vatandaşlarına vize serbest olurken bizim vatandaşlarımıza vizenin serbest olmaması başka bir çelişkidir, başka bir çifte standarttır'' diye konuştu.
Son yıllarda İngiltere ve Bulgaristan'da öğrenim gören öğrencilerin bile artık vize almakta zorlandığını anlatan Çavuşoğlu, ''Bunların hepsi çifte standart. Bu onlara bağlı olduğu için ne kadar başarılı oluruz, olamayız bunu göreceğiz. Ama hem hukuki, hem de siyasi yönden ciddi mücadele yapıyoruz'' şeklinde konuştu.
ATSO Meclis Başkanı Ali Rıza Akıncı ve Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak, Mevlüt Çavuşoğlu’na günün anısına seramik bir tabak hediye etti.