28 Nisan 2011 Perşembe

Toplantının açılışında bir konuşma yapan ATSO Başkan Yardımcısı Güray Parlak, ATSO’nun gelenekselleştirdiği “Turizm Buluşmaları” toplantılarının amacını “diyaloğu kalıcı ve güçlü kılmak, turizm sektörü paydaşlarıyla da düşünce ve eylem birliğini sağlamak” olarak vurguladı.
Daha önceki toplantılarda “Küresel Krizin Türk Turizmine Yansımaları”, “Antalya’nın Avrupa Turizm Pazarındaki Konumu” ve “Antalya’nın Gelişmekte Olan Pazarlardaki Konumu”nun ele alındığını anlatan Parlak, son toplantının konusunun ise “2011 Turizm Sezonu Başlarken Türkiye’nin Akdeniz Destinasyonları İçindeki Konumu” olarak belirlendiğini bildirdi.
Parlak, “Son aylarda Akdeniz’in ve Ortadoğu’nun önemli turizm destinasyonlarında meydana gelen ve halen sürmekte olan toplumsal çalkantılar, isyanlar ve iç savaşlar hepinizin malumudur. Ve yine hepimiz tecrübemize dayanarak bilmekteyiz ki, turizmin olgun pazarlarında yaşayan insanlar ve onların tatillerini organize eden turizm endüstrileri bu tip olaylardan çok çabuk etkilenmektedir. Bugün bu gelişmelerin ülkemiz turizmine olabilecek etkilerini tartışmak istiyoruz. Diğer taraftan bir genel seçim ortamına giren ülkemiz de günden güne ısınmakta ve hareketlenmektedir. Seçim sonuçlarının ülkemiz turizmine olası etkileri ayrı bir merak konusudur.
İşte bu konulara dair fikirlerini bizimle paylaşacak olan ve toplantımıza katılımlarıyla bizi onurlandıran Sayın Bahattin Yücel’i aramızda görmekten son derece memnunuz. Kendisi bugün gerek Turizm Bakanı, gerek Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı, gerekse turizm araştırmacısı ve yazarı kimlikleriyle biraraya getirmiş olduğu tecrübelerini bizlerle paylaşacak. Verdiği bilgilerle, Antalya kamuoyunu ve turizm endüstrisini pek çok konuda aydınlatacağını düşünüyorum” dedi.
Rekabet kızışıyor
Dünyada 935 milyon turistin seyahat ettiğini, Akdeniz ülkelerinin dünya turizminde büyük önem taşıdığını ifade eden Parlak şöyle konuştu:
“Dünya Turizm Örgütü verilerine göre 2009 yılında en çok ziyaret edilen ve en çok turizm geliri elde eden on ülke arasında Türkiye’nin de içinde bulunduğu dört Akdeniz ülkesi yer almaktadır. Ancak artık Akdeniz büyük ve olgun bir destinasyondur ve gelişmekte olan birçok yeni destinasyonla rekabet etmek zorundadır. Güney Akdeniz ülkeleri 2010 yılında %2 büyürken, Kuzey Doğu Asya, Güney Doğu Asya, Güney Asya, Ortadoğu ve Güney Amerika gibi destinasyonlar %10’un üzerinde büyüme göstermişlerdir. Akdeniz’in kendi içinde de Hırvatistan gibi küçük ama etkin destinasyonlar oluşmakta, Avrupa’daki olgun pazarların pastasından pay almaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle turizm sektöründe rekabet giderek kızışmakta, en küçük pazarda ya da destinasyonda dahi rahat olmak, rehavete kapılmak büyük risk haline gelmektedir. En iyi yılda, en iyi pazarda dahi, fiyat-hizmet- dengesi, misafir memnuniyeti ve talep yapısı sürekli olarak irdelenmek zorundadır.”
“Türkiye ekonomisini hangi sektörler geleceğe taşıyacak diye baktığımız zaman, aklımıza ilk olarak istihdam ve katma değerin yüksek olduğu, Türkiye’nin her bakımdan rekabet gücünün olduğu turizm gelmektedir” diyen Güray Parlak sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bir sezonda turizmde bütçe dengesi bozulduğunda, bu durum, tedarik zinciri kanalıyla bütün ana geçim kaynağı turizm olan kentleri olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla bu durum ödeme sistemine yansımaktadır. Önemli olan turizmde kalıcı ve sürdürülebilir bir gelişmedir, kentin merkezinin turist alması ve gelir artışının sağlanmasıdır. Ticaret ve Sanayi Odası olarak, kent merkezinin turistik canlılığının sağlanması en önemli konularımızdan birisidir. Antalya turizminin ve kentin gelişmesinin artık kültür ve sanat odaklı bir gelişme olması gerektiğine inanıyoruz. Kent merkezindeki temel stratejimiz de budur.
Eski alışkanlıklardan uzaklaşmalıyız
Antalya halen olması gerektiği yerde değildir. ‘’2023 Antalya Vizyonu’’nu da konuşmamız gereklidir. Artık geçmişin yanlışlarından, eski alışkanlıklardan, eski anlayışlardan uzaklaşmalıyız. Antalya mimarisiyle, trafiğiyle, işyerleriyle, tesisleriyle, parklarıyla, çevreci kimliğiyle hızla geleceğe yönelmeli, alışveriş festivalleriyle, kongreleriyle, fuarlarıyla, restoranlarıyla, modern hastaneleriyle dünya çapında konuşulmalıdır. Antalya’nın turizm odaklı gelişme stratejisinde daha kararlı olunması gerektiğine inanıyorum. Bu inançla, kaybolan zamanın telafi edilmesi, yapılan hatalardan geri dönülmesi ve bundan sonraki gelişmelerin daha doğru bir yöne kayması için çaba harcıyoruz.
Antalya’da iyi bir turizm sezonuna giriyoruz, böylece turizm gelirinde de artış göreceğiz. Rusya ile vizelerin kalkmasının hem turizme hem de diğer sektörlere olumlu yansımalarının olacağına inanıyorum. Oda olarak irdelediğimiz konular sadece turizm sektörü yatırımcılarını, işletmecilerini ve çalışanlarını değil, Antalya destinasyonunda yaşayan herkesi ilgilendirmektedir. ATSO olarak bizim görevimiz sorunları doğru saptamak, onlara çözüm önerileri bulmak, bu önerileri hayata geçirmenin yollarını aramaktır.”
Bahattin Yücel: Anadolu’da zincir otel yatırımları artıyor
Daha sonra kürsüye gelen Turizm eski bakanlarından Bahattin Yücel, Türkiye'nin turizmde gösterdiği başarıları anlattı. Dünyada turizm ticareti yapan hiçbir ülkenin Türkiye'yi bir kenara atamayacağını, Türkiye'de 655 bini bakanlık belgeli 1,2 milyon gibi ciddi bir yatak kapasitesinin bulunduğunu belirtti.
Türkiye'de orta ve büyük ölçekli 300'e yakın uçak bulunduğuna dikkati çeken Yücel, turizm sektörünün ulaşım kolaylığı ile her yıl büyüyen bir sektör haline geldiğini, turizm yüksek eğitiminde 70 bin gencin eğitim gördüğünü, yeni marinalar yapıldığını, iç ticaret hacmindeki artış nedeniyle de Anadolu'da uluslararası zincirlerin otel yatırımları yaptığını kaydetti.
Türkiye'nin doğal güzellikler, tarihi ve kültürel zenginlikler nedeniyle turizme yöneldiğini dile getiren Yücel, Türkiye'de turizmin her yıl büyüyen bir sektör olduğunu ama projelerin genelde 1980'li yılların OECD ülkelerinin tüketici profilinin ihtiyaçlarına göre düzenlendiğini ifade etti.
Yücel, şunları söyledi:
“Türkiye'deki turizm yatırımlarının yüzde 70'den fazlası Akdeniz ve Ege bölgesinde yer alıyor. Tesislerimiz deniz, kum ve güneş üçlemesine göre yapılmıştır. Tesisler Alman tüketiciler baz alınarak dizayn edildi. Türkiye, diğer ülkelere olan uzaklığı ile dünyanın merkezi konumundadır. Bu nedenle de pazarlarımızın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir.”
Almanya, Rusya ve İran pazarı önemli
Almanlar başta olmak üzere bütün AB ülkelerinin turizmdeki taleplerinin yüksek olduğunu, Rusya'nın sıcak deniz, İranlıların demokrasi özlemi nedeniyle Türkiye'ye geldiğini bildiren Yücel, şöyle konuştu:
“Almanya ve AB ülkelerinde tatil denince akla Türkiye geliyor. Rusya ile vizelerin kaldırılması Antalya için iyi olacak. Çünkü Ruslar sıcak deniz özlemini Antalya'da gideriyorlar. Antalya bu konuda Türkiye'nin önündedir. İngilizler profesyonel alıcıdır. İngiltere pazarı önemle takip edilmesi gereken bir pazar. İranlılar ise kendi ülkelerinde yapamadığı davranışları yaşamaya geliyor. Özgür ortam onları cezbediyor. Antalya, İranlılar için adeta vazgeçilmezdir.”
Dünyada turizm hareketlerinin değişmeye başladığına da işaret eden Yücel, şöyle devam etti:
“Dünyada kitlesel turizm hareketleri yerine yavaş yavaş bireysel turizm hareketleri gelişiyor. Bu nedenle Antalya kendisini kitle turizmi yerine bireysel turizme de hazırlamalı. Bu nedenle dünyadaki değişim kavranmalı. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin dışına çıkılmalı. Bilgi kaynaklarını geliştirerek bilgiye ulaşımı kolay ve yaygın hale getirmeliyiz. Ayrıca sürdürülebilir turizm kalitesi bireysel turizm açısından çok önemlidir. Türkiye turizmini aşırı değerli TL, petrol fiyatlarındaki artış, AB ülkelerindeki ekonomik durgunluk ve ülkemizdeki düzensiz kentleşme korkutan gelişmelerdir.”