24 Şubat 2011 Perşembe

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının desteği ile Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından düzenlenen 2. Organize Sanayi Bölgesi Çevre Zirvesi, Antalya Rixos Lares Otel’de yapıldı.
ATSO Başkanı ve Antalya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak’ın da katıldığı zirvenin açılışında konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, sanayi devriminden itibaren ülkelerin ekonomik gelişmesiyle birlikte önemli çevre sorunlarının da gündeme gelmeye başladığını söyledi. Bugün, “ne pahasına olursa olsun zenginleşmek” fikrinin iflas ettiğini kaydeden Ergün, “Zenginleşeceğiz ama her ne pahasına olursa olsun değil, başkasının hukukuna zarar vermeden, kuralına uygun bir şekilde” diye konuştu.
Bilinçsiz üretim ve tüketim alışkanlıklarının kaynakları tükettiğini, geleceği ise tehdit ettiğini dile getiren Sanayi Bakanı, Türkiye'nin son yıllarda önemli bir ekonomik büyüme yaşadığını, bu büyüme sürecinde de ülke olarak büyük çevre sorunları yaşanmadığını, bundan da büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Ergün, “Hükümet olarak, bu konuda büyük kararlılık gösterdik, bugünümüzü kurtarmak için çalışırken, geleceğimizi tahrip etmedik. Hayatı parçalara ayırmadık, sorunlara bütüncül bir anlayışla yaklaştık, ekonomi, sanayi, eğitim ve sağlıkta büyüme yaşarken, çevreyi, kültürü ve sanatı da ihmal etmedik” dedi.
Bu çerçevede Türkiye'de ilk defa, çevreye karşı işlenen suçların Türk Ceza Kanunu'nun kapsamına alındığına dikkat çeken Ergün, ''Bizler, kıyametin kopacağını bilsek bile elimizdeki fidanı dikmemiz gerektiğini zihnimize aşılayan bir inanç ve kültür ikliminde büyüdük. Böyle bir toplumun çevre konusunda duyarlı olmasından, kendisine, başka insanlara, başka canlılara, havaya, toprağa ve suya saygılı olmasından daha tabii hiçbir şey olamaz'' dedi.
“Hayatı ve dünyayı güzelleştirmekle mükellefiz”
Herkesin hayatı ve dünyayı güzelleştirmekle mükellef olduğunu, güzelleştirmek için yapılması gereken ilk işin ise çirkinleştirmemek olduğunu kaydeden Sanayi Bakanı, bu konuda merkezi ve yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmeleri gerektiğini söyledi.
Çevre sorunlarının kaynağı olarak ilk olarak akla sanayileşme geldiğini ifade eden Ergün, bunun yanlış bir önyargı olduğunu, sanayileşirken çevreyi korumanın mümkün olduğu, nice başarılı örnekler bulunduğunu bildirdi. Tabiatla barışık üretim modelleri geliştirmenin ilk başta maliyetli bir iş olarak gözükebileceğini belirten Ergün, şöyle konuştu:
“Milyonlarca, milyarlarca para harcayıp fabrika kuracaksınız; ayrıca bunun yanında çok ciddi paralar harcayıp bir de arıtma tesisi, depolama tesisi kuracaksınız. İlk bakışta bunlar ek külfet ve maliyet gibi görünebilir; ancak sağduyu sahibi herkes, işin aslının hiç de öyle olmadığını bilecektir. Çevrenin ve hayatın korunmadığı bir ortamda; gerçek kalkınmadan ve büyümeden bahsetmek mümkün değildir. Şunu iyice anlamalıyız ki, insanlık, bugün kirlettiği sularda yarın kendisi boğulacaktır, bugün kirlettiği havayı, yarın kendisi soluyacaktır. Sadece üretim ve tüketime, şuursuzca bir kalkınma hedefine odaklanırsak, 20 ya da 30 yıl sonra bırakın üretim yapmak, yaşamak dahi müşkül hale gelecektir. Görünüşte ek külfet gibi görünen çevre yatırımları, orta ve uzun vadede bizlere ve gelecek nesillere yaşam kaynağı olarak geri dönecektir.”
Tüketiciler de çevreci üretici istiyor
Çevrenin korunması konusunda tüketicilerin artık bilinçlendiğini ve özellikle Avrupalı tüketicilerin enerji ve çevre dostu olmayan teknolojik ürünleri kullanmadıklarını kaydeden Nihat Ergün, önümüzdeki yıllarda otomotiv gibi stratejik sektörlerin geleceğine de enerji ve çevre dostu modellerin damga vuracağını söyledi.
Önümüzdeki 10 yıl içinde, Avrupa'daki her 5 otomobilden birinin elektrikli araç olmasının beklendiğine dikkat çeken Ergün, elektrikli olmasa bile fosil yakıt kullanan ama sıfır emisyon sağlayan motor teknolojisi üzerinde de çalışıldığını bildirdi.
Bu yılın başında açıkladıkları Sanayi Strateji Belgesinde yer alan yatay politika alanlarından bir tanesinin ''çevre'' olduğunu ve bu başlık altında 4 önemli eylemin yer aldığını hatırlatan Bakan Ergün, “Zira biz, çevre dostu bir sanayiye dönüşümü, küresel rekabet gücü kazanmak için olmazsa olmaz şartlardan biri olarak görüyoruz” dedi.
Ergün, çevre politikaları kapsamında sanayicileri iklim değişikliği konusunda bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapacaklarını da bildirdi.
OSB'lere Uyarı
Kalkınmada OSB'lerin büyük önem taşıdığına işaret eden Ergün, OSB yönetimlerini plan değişikliği konusunda dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Ergün, “Uygunsuz plan değişiklikleri için bizim önümüze gelmesinler. Gelenler de oluyor. Açıkçası gelen olursa bunun cevabını alacakladır. OSB'ler planlı sanayileşme için kurulmuş yerler... Ona aykırı bir talep ve baskılar bu planlı anlayışı bozacak niteliktedir ve buna fırsat vermeyiz, müsaade etmeyiz. OSB yönetimleri bu konuda duyarlı olmalı” dedi.
Yer seçimlerinden itibaren OSB'lerin kuruluşuyla ilgili her aşamada, çevre konusundaki gerekliliklere büyük önem verdiklerini ifade eden Sanayi Bakanı Ergün, özellikle tarım alanları ve su havzalarına yakın bölgelerde çalışmaları çok daha dikkatli bir biçimde sürdürdüklerini bildirdi.
Baba Oğluna Vermez
OSB'lerde atıksu arıtma tesisleri için kredi sunduklarını ve birçok OSB'ye de proje bazlı destek sağlandığını belirten Ergün, tüzel kişilik kazanmış 263 OSB'nin 94 tanesinin atıksu arıtma sorununu çözdüğünü, bunlardan 43 tanesinin Sanayi Bakanlığının kredi desteği veya kendi imkanlarını kullanarak, 51 tanesinin ise belediyelerin atıksu arıtma tesislerine bağlanarak çözüm ürettiğini kaydetti.
Ergün, 2011 yatırım programında olan 13 OSB'nin de 5 tanesinin bu yıl, diğerlerinin ise gelecek yıl atıksu artırma tesislerini tamamlayarak işletmeye almalarını beklediklerini bildirdi.
Söz konusu yatırımların OSB'leri cazip yatırım ortamları haline getirdiğini ifade eden Ergün, ''OSB'lerin atıksu ve altyapı işlerinin tamamını kredilendiriyoruz. Kalkınmada öncelikli bölgelerde 15 yıl vadeli, 5 yılı ödemesiz. Bazı bölgelerde 12 yıl, bazı bölgelerde 13 yıl, bazı bölgelerde 11 yıl. 10 yıldan aşağı yok, en fazla yüzde 6 faizli olan var. Faizi yüzde 3, yüzde 1 olan var. Arıtma tesisi kredisi, nerede var bu, babası oğluna vermez'' dedi.
Ankara OSTİM OSB'de yaşanan olaylar
OSB'lerde iş güvenliği için yapılacak yatırımları rekabet gücünü azaltacak yatırımlar olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Ergün, en son Ankara OSTİM'de yaşanan kazayı hatırlatarak şunları söyledi:
“Bir iş güvenliği hatasından kaynaklanan kazalar sonucu rekabet gücümüzü, insanlarımızı kaybediyoruz... Değer mi? Neden bu hatalar çıktı? İhmal mi var? Bunlar teknik araştırma sonucu ortaya çıkacak. Biz istiyoruz ki OSB'lerde her iş kuralına uygun olsun. Bir OSB yanlış yaparsa bütün OSB'lerin imajını bozar. İş kazaları zaman zaman olur, ama bunları kamuoyunda tartışırken mecra dışında tartışmanın bir manası yok.
Olay bir aydınlansın, teknik ekipler çalışsın. Kimin kusuru varsa, kusurun karşılığı verilecektir. Bununla alakalı hiçbir çekincemiz olmamalı. Yanlışın üzerine muhakkak gidilmeli. Ama yanlış bilgilerle olaya yaklaşmak kimseye fayda vermez. Hassas olmakta fayda var”
Türkiye'nin Kredi Notu
Bakan Ergün, özellikle genel seçimlerin geride kalmasıyla birlikte, Türkiye'nin kredi notunun güvenle yatırım yapılabilir seviyeye çıkacağına inandığını da söyledi.
OSB'lerdeki kullanılmayan arsalar
OSB'lerde kullanılmayan arsalara dikkat çeken Bakan Ergün, uzun yıllar ''yatırım yapacağım'' diyerek bir arsanın kapatılmasına razı olmadıklarını bildirdi.
Ergün, ''Bir yatırımcı arsa ararken, diğeri üzerine yatmışsa, kuluçkaya mı yattın be adam, kuluçkaya yatmakla olmaz. 10 senedir arsa arayan var, sen üzerinde yatıyorsun. Gerekirse parasını vereceğiz geri, gerçekten yatırım yapan adama vereceğiz. Bu konuda OSB yönetimlere de büyük iş düşüyor'' dedi. Konuşmasının ardından OSBÜK tarafından çevreye verdiği katkılardan dolayı Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ile Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu'na birer teşekkür plaketi sunuldu.
OSBÜK Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz
OSBÜK Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Yılmaz da, Türkiye'de en fazla çevre bilincine sahip kesimin OSB'ler ve OSB yatırımcıları olduğunu savundu.
Çevre ve Orman Bakanlığının kredi desteğiyle 100'den fazla OSB'nin bugün arıtma tesisine kavuştuğunu anlatan Yılmaz, her yönüyle rüşdünü ispat eden OSB'lerin Türkiye'nin gururu ve ülkeye özgü ihracat projesi haline geldiğini kaydetti.
Sayıları 263'ü bulan OSB ailesi olarak, sağlanan desteklerle sanayiciye en modern, ucuz ve yüksek kaliteli çalışma alanları sağlamayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, “Bugün itibariyle 1 milyonu aşan istihdam sayısını 2 milyon hedefine ulaştırmaya, 'Kıskananlar çatlasın' diyerek, milletimize ve ülkemize hizmet yolunda hızla koşmaya, bir yumruk ve tek yürek olarak devam edeceğiz” dedi.
Geçen yıl düzenledikleri 1. Çevre Zirvesi'nde görüşülen konular arasında bulunan ambalaj atıkları sorununun, verilen sözler ve aradan geçen 370 güne karşın çözüme kavuşturulamadığını ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
“Sanayici ile çevre hizmeti veren lisanslı kuruluşları karşı karşıya getiren, açılan pek çok dava ile iş yükü ve yargıyı meşgul eden davaların sone ermesi için, OSBÜK görüş ve önerilerinin de yer aldığı Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin en kısa sürede değiştirilmesini bir kez daha arz ve talep ediyoruz. OSB'ler ülkemizde en çevreci kuruluş olma yolunda canla başla çalışmaktadır. OSB'ler çevre dostudur.”
Yılmaz, OSB mevzuatındaki kurallarla çevreye yönelik titiz uygulamalara karşın Çevre ve Orman Bakanlığı il müdürlüklerinin sık sık OSB'lere ceza kestiklerinden de yakındı. Yılmaz, “Hedef ceza değil sağlıklı çevre olduğuna göre, yatırımcılarının az olması sebebiyle atık niteliği ve miktarı oluşmamış OSB'lere daha anlayışlı yaklaşılmasını bekliyoruz” diye konuştu.
Antalya Valisi Altıparmak
Antalya Valisi Ahmet Altıparmak da, temmuz ayında yapılan ankette 3 bin kişiye ''Antalya'nın neyini seviyorsunuz?'' sorusunu yönelttiklerini, katılımcıların yüzde 80'inin ''Doğal güzelliğini'' yanıtını verdiğini bildirdi.
Bugün OSB'lerin Çevre Zirvesi yapmalarını, “olağanüstü” diye tanımlayan Altıparmak, “Siyasetçisinden bürokratına, vatandaşından, bilim adamına herkese görev düşüyor” dedi.
Kendi tez çalışmasında Nilüfer Çayı'nın kirlenmesini ele aldığını anlatan Altıparmak, o dönemde yaşananlardan sonra bugün sanayicilerin çevreyle uyumlu işletmeler konusunda büyük adımlar attıklarını vurguladı.
Altıparmak, Antalya OSB'nin, organize çalışan, çevreye duyarlı, planlı ve sağlıklı faaliyetler yürüttüğünü, kendisine gelen birçok yatırımcıyı da OSB'ye ve serbest ticaret bölgelerine yönlendirdiğini anlattı.
Antalya OSB'nin 692 hektar alanda, atık tesisi işleterek 24 saat kontrolünü yaptıran, kimyasal, fiziksel ve biyolojik arıtma sistemini kullandığını belirten Vali Altıparmak, ''Çevreci bir organize sanayiye sahip olduğumuzu ifade etmek istiyorum'' dedi.
Kaynak: Anadolu Ajansı