31 Ocak 2011 Pazartesi

2010 yılını “Marka Yılı” olarak belirleyen Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın, “Markalaşma” çalışmaları 2011 yılında da sürüyor. ATSO ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle 28 Ocak 2011 Cuma günü “Markalaşma ve Marka İletişimi” konulu bir bilgilendirme toplantısı yapıldı.
ATSO Meclis Salonu’nda 15.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek toplantıda Türkiye’de reklamcılık sektörünün tanınmış isimlerinden, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Atıf Bir, “Markalaşma ve Marka İletişimi”ni anlattı.
Toplantının açılışında bir konuşma yapan ATSO Başkanı Çetin Osman Budak, ATSO’nun marka etkinliklerinin sürdüğünü belirterek, eğitimlerin yanı sıra, firmalara özel marka danışmanlığı da verildiğini söyledi. Budak, “Firmalarımızın markalaşma çalışmalarından sonra üst marka, destinasyonun markalaşması yönünde çalışmalarımızı yoğunlaştırmayı hedefliyoruz” dedi.
Bir ülkenin zenginliği küresel markaları ile ölçülüyor.
Eskiden bir firmanın gücü çalışan sayısı, mal varlığı ve cirosu ile ölçülürken, günümüzde marka değeri ile ölçüldüğünü ifade eden Budak, şunları kaydetti;
“İnsanlar için ‘düşünüyorum, öyleyse varım’ ifadesi neyse, firmalar için de ‘markayım, öyleyse varım’ ifadesi odur. Eskiden bir firmanın gücü çalışan sayısı, mal varlığı, cirosu ile ölçülürdü. Şimdi ise marka değeri ile ölçülüyor. Artık bir ülkenin zenginliği küresel markaları ile ölçülüyor. Markalaşmayı bu çerçevede bütün sektörlerimizin en önemli ortak konusu olarak ve sorunların en önemli çözümü olarak görüyoruz. Türkiye son yıllarda bu konuda önemli bir ilerleme sağlamıştır, marka bilinci gelişmeye başlamıştır.”
Markalaşma konusunda Antalya’da hızlı bir ilerleme görüldüğünü belirten Budak, marka tescili sayısının 2004 yılında 300’ken, 2006 yılında 600, 2010 yılında bin 200’e ulaştığını söyledi. Budak, “Marka tescilinde 2006 yılında dokuzuncu sıradayken artık İzmir ve Bursa’dan sonra dördüncü sıraya yükselmiş durumdayız” diye konuştu.
Antalya’da marka restoranların ve otellerin sayısının arttığını da vurgulayan Budak konuşmasını şöyle sürdürdü; “Ama henüz yeterli düzeyde de değiliz. Bunu söylüyorum, çünkü biz Antalya’yız. Bizim eşsiz kıyılarımız, falezlerimiz, Beydağlarımız, binlerce yıllık tarihi eserlerimiz var. Böyle bir zenginliğin üstünde oturup, işte turizmin başkentiyiz diyerek övünmekle yetinemeyiz. Bir tarafta bu zenginliğe diğer tarafta marka sayımıza, marka değerimize baktığımızda gurur duymaya hakkımız olsa da, çok fazla övünmeye hakkımız olmadığına inanıyorum. Çünkü yarım milyondan fazla yatağımız var, golfümüz var, SPA’larımız var, kongreler yapılıyor, fuarlar yapıyoruz, ama Aralık ayında gelen turist 120 bin, Ocak ayında gelen turist 130 bin. Bu demektir ki, turist güneşe, kuma geliyor, bize gelmiyor.
Dünyada turizm, kış aylarında yaz ayı düzeyinin yarısına düşüyor, ama bizde onda bire düşüyor, hatta daha fazla. Antalya gibi bir ilde bizim restoranlarımızın, müzelerimizin, otellerimizin, operamızın kış aylarında Avrupa’dan özel turist çekiyor olması lazım. Hedefimiz bu olmalıdır ve bu hedefin adı da markalaşmadır.
Bu nedenle halen yeterli düzeyde değiliz. Bizim Meclisimizde dahi yoğun markalaşma çalışması yürüten arkadaşlarımızın oranı yüzde 26 çıktı. Dolayısıyla bu konuyu hem firmalar düzeyinde hem de kent düzeyinde çözmemiz gerekiyor. Özellikle kent olarak markalaşma sürecinde halen çok yolumuz bulunuyor. Bu konuda da aslında gelişme olmakla birlikte, yeterli görmek mümkün değildir. Çünkü kentimizde marka değeri ve estetik için değil, gecekondular için yarışıyoruz. Bu nedenle ben buradan şu soruyu herkese sormak istiyorum. Antalya’nın marka değeri olan kaç caddesi, kaç sokağı var? Bir başka soru daha sorayım. Kentte tarihi binalar dışında, insanların ne güzel binaymış dedikleri kaç tane bina var? Bizim bu binamızdan daha güzel kaç tane modern bina var? Yoksa neden yok, azsa neden az?”
Prof. Dr. Bir; “İster kamyon satın, ister çiçek farklılaşmak zorundasınız”
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Atıf Bir, iş dünyasının en önemli iki sorununun karsızlık ve büyümeme olduğunu bildirdi. “İster kamyon satın, ister çiçek farklılaşmak zorundasınız” diyen Ali Atıf Bir, “Hangi sektörde olursanız olun farklılaşmak zorundasınız. Günümüzün en büyük sorunu aynılaşma ve eriyen karlar. Bu sorunları ancak farklı olmakla ve stratejik pazarlama ile aşabilirsiniz” diye konuştu.
İhtiyaçları iyi belirlemek gerektiğini belirten Prof. Dr. Bir, 700 gram Ipod’un bin 400 TL’ye satılırken, 1 kilo portakalın 1 TL olduğunu da vurguladı. Şirketlere web sayfası zorunluluğu getirildiğini hatırlatan Ali Atıf Bir, “Türkiye’de hala rakiplerinin web sayfasına girmeyen firmalar var” dedi.
Türkiye’nin yurt dışındaki tanınırlılığının hala rakı, şiş kebap ve lokum düzeyinde olduğunu belirten Pof. Dr. Bir, zeytinyağı örneği vererek, dünyanın önemli zeytin üreticisi Türkiye’nin bir kilo zeytinyağını 10 liraya satarken, İspanya’nın markalaşarak 17 liradan satmayı başardığına dikkat çekti.