ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter

ATSO Ekim Ayı Meclis Toplantısı yapıldı

25 Ekim 2011 Salı

ATSO Meclis Üyeleri, Meclis Toplantısı'nın açılışında Hakkari’de terör saldırısında yaşamını kaybeden 24 şehit ve Van depreminde yaşamını yitiren vatandaşlarımız için saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı okudu.


ATSO Ekim Ayı Meclis Toplantısı yapıldı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Ekim Ayı Meclis Toplantısı yapıldı. ATSO Meclis Başkanı Ali Rıza Akıncı’nın başkanlığında yapılan toplantının açılışında Hakkari’de terör saldırısında yaşamını kaybeden 24 şehit ve Van depreminde yaşamını yitiren vatandaşlarımız için saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Meclis toplantısının açılışında bir konuşma yapan ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Güray Parlak, Oda’nın faaliyetleri ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Parlak, “Son günlerde ülke olarak yaşadığımız zor günler nedeniyle ekonomik meseleleri bir tarafa bırakmış durumdayız. Geçen hafta teröre verdiğimiz şehitlerimizin üzüntüsü halen canlı iken Van’da yaşanan 7,2 büyüklüğündeki deprem ile sarsıldık. Şehitlerimize ve depremde hayatını yitiren vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum.

Van’da yaşanan sarsıntı, her deprem sonrası gündeme gelen, depreme hazır olmayışımız ve binalarımızın dayanıksızlığı gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ayakta kalması gereken, olağanüstü durumlarda stratejik öneme sahip hastanelerin ve öğrenci yurtlarının bile ilk yıkılan binalardan olması son derece düşündürücüdür.

Diğer taraftan, bu deprem felaketi sonrası tüm Türkiye’den bölgeye akan yardımlar bizi ayrıştırmaya çalışan mihraklara cevap niteliğinde olmuştur. Türkiye’nin her yerinden acı haberi alır almaz bölgeye koşan yardım ekiplerimiz, doktorlarımız, uzmanlarımız, başlatılan yardım seferberlikleri ülkemizin doğusuyla, batısıyla bir bütün olduğumuzu, kardeş olduğumuzu ve bizi ayırmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini dosta düşmana göstermiştir” dedi.

Geçen hafta Antalya meslek örgütleri olarak teröre karşı ortak bir duruş sergilendiğini ve ortak bir deklarasyon yayınladığını hatırlatan Parlak, “Artık terör konusunda tahammülümüz kalmamıştır” ifadesini kullandı.

Parlak sözlerini şöyle sürdürdü; “Acımızı asıl büyüten sadece şehit cenazeleri değildir. Şehitlik bizim için büyük bir mertebedir ve hepimiz bu vatan için seve seve şehit olmaya hazırız. Bizi asıl üzen genç evlatlarımızın bu kadar haksız yere, bu kadar kalleşçe, bu kadar kolayca şehit düşmesidir. Ve yine bizi üzen bu kiralık katillerin, halen medyada veya bir siyasi çevrede siyasi bir dava peşindeymiş gibi gösterilmesidir.

Türkiye katillerle mücadele ederken geçen hafta İspanya’da ETA terör örgütü silah bıraktığını açıkladı. ETA terör örgütünün 40 yıldan bu yana yaptığı eylemlerde 800 kişi ölmüştür. Biz de ise 30 yılda şehit düşen asker ve polis sayısı 7 binin üzerindedir. Sivil kayıp 10 binin üzerindedir. Bu da şunu göstermektedir. Terör örgütleri insan öldürmek için değil, dikkat çekmek için eylem yaparlar, tarihte de böyle olmuştur. Bu katiller ise sadece öldürmek üzere eylem yapmaktadırlar. Yani bunlar terör sınıfına bile giremeyecek kadar alçakça, kalleşçe, iğrenç eylem yapan bir kiralık katiller grubudur. Bunlara terör örgütü bile denilmesi yanlıştır.

Bir başka husus da bu kadar tecrübeye rağmen sınır karakolu sistemi halen büyük bir sorun olarak ortadadır. Dağların ortasında sınır karakollarımız açık hedef olarak kalmaya devam etmektedir. Yıllardan bu yana sabit karakollar yerine mobil timler şeklinde mücadele edilmesi gerektiği söylendiği halde halen sistem değişmemiştir.

Katillerle mücadele bir siyasi hesap konusu olamaz

Bir başka önemli konu da bu mücadelede siyasi partilerimiz arasında halen bir birlikteliğin sağlanmamış olmasıdır.

Katillerle mücadele bir parti meselesi olamaz, bir siyasi hesap konusu olamaz. Artık, biran önce tüm siyasi partilerimizin ortak bir grup kurmaları ve alınacak askeri ve siyasi önlemleri birlikte kararlaştırmalarını istiyoruz. Çünkü bu mücadele milli bir mücadeledir.

Bunun dışında herkese düşen sabırlı olmak ve sağduyuyla hareket etmektir. Öfke ile verilen tepkiler özellikle etnik tepkiye dönüşmemelidir. Terör örgütü inatla nefret dalgası yaratmaya çalışmaktadır, biz de inatla bu tuzağa düşmemek yönünde kararlı olmalıyız. Bunları asıl yıkacak olan bu kararlılık olacaktır. Bugüne kadar bu kadar can kaybına rağmen etnik çatışma çıkaramamışlardır. Türk milleti bu oyuna gelmemiştir. Bu kadar şehide rağmen milletimizin bu tahammülü asaletinden gelmektedir.

İçerde ve dışarıda bütün düşmanların Türk milletinin bu asaletini doğru okuması gerekir. Kimse bu milletin bu saldırılara, bu şantaj ve tehdide boyun eğeceğini, teslim olacağını aklına getirmesin. Her saldırı sonrası mücadele azmimiz daha da keskinleşmektedir. Bu katiller ya teslim olacaklardır ya da yok olacaklardır.”

Ekonomide önemli konular gündemden düştü

Terör olayları nedeniyle Türkiye’nin 30 yıldan bu yana büyük bir ekonomik kayba uğradığını, ekonomide önemli konuların gündemden zorunlu olarak düştüğünü belirten Parlak, “Oysa bildiğiniz gibi, önce ÖTV artışları yapılmış, sonra Orta Vadeli Plan ve 2012 Bütçesi açıklanmıştır. Son olarak da Merkez Bankası dövize müdahale etmiş ve faizleri yükseltmiştir.

Artık Türkiye’de verginin KDV ve ÖTV’den toplanması yerine vergi reformu yapılması, kayıt dışının azaltılması gereklidir. Diğer taraftan bizim asıl beklediğimiz yatırımları ve ihracatı canlandıracak yapısal tedbirlerdir. Asıl üzerinde durulması gereken konu budur.

Son işsizlik rakamlarına baktığımızda son üç yılda sanayi sektörünün sadece 200 bin kişilik istihdam yarattığını görüyoruz. İşsizliği; tarım, turizm ve ticaret düşürmüştür. Bu da sanayi sektöründe halen ciddi bir sıkıntı olduğunu göstermektedir. Vergi konusunda, yatırım teşviklerinde, bürokrasi alanında halen yapılması gereken birçok iş beklemektedir” dedi.

Aşırı yağışlar Antalya’nın bir gerçeğidir

Antalya’da geçtiğimiz haftalarda yaşanan aşırı yağışlar sonucu meydana gelen selde can ve mal kayıpları yaşandığını hatırlatan Parlak, “Belirli dönemlerde aşırı yağışlar Antalya’nın bir gerçeğidir. Yağışlar öncesinde uyarılar yapılmıştır, sel sonrasında kurtarma çalışmaları son derece başarıyla sürdürülmüştür, bunun için ilgili kurumlara teşekkür ediyoruz. Ancak önümüzdeki yıllarda da bu konuyu konuşmamak adına, artık yaraları sarmanın ötesine geçilmeli ve sel oluşumunu engelleyecek kalıcı çözümlere yönelinmelidir” diye konuştu.

Antalya küresel organizasyonlara imza atıyor

Konuşmasında ATSO’nun çalışmalarına da değinen Parlak sözlerini şöyle sürdürdü;

“Son dönemde Odamızın yaptığı önemli çalışmalara da kısaca değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi 2014 ICCA Genel Kurulu dışında, yine 2012 yılında İngiltere Seyahat Acentaları Birliği ve Hindistan Seyahat Acentaları Birliği Genel Kurulları’nı Antalya’da yapma kararı almışlardır. Bunlar Antalya tarihinde görülmemiş başarılardır ve bunda turizm sektörüyle birlikte Kongre Büromuzun ve Odamızın çalışmalarının katkısı çok büyüktür. Artık Antalya vizyon büyütmüştür ve küresel organizasyonlara imza atmaktadır.

Yönetim Kurulu olarak Almanya’da dünyanın en büyük gıda fuarına katıldık. Fuara, Türkiye’den milli katılımı İstanbul Ticaret Odası gerçekleştirdi.

Türkiye’nin 146 firma ile yer aldığı fuara 100 ülke katıldı. Fuarda Mersin, Adana, Kahramanmaraş Ticaret Sanayi Odaları ve Kahramanmaraş KOSGEB ile birlikte Akdeniz Konsorsiyumu olarak Avrupa Birliği İşletmeler Ağı Projesi Kapsamında stand açtık. Bir sonraki Anuga fuarına milli katılımı Türkiye adına biz yapmak istiyoruz.

Bizim artık ihracatımızı artırmak için yurtdışı fuarlarına firmalarımızın katılımı konusunda daha aktif olmamız gereklidir. Yine İstanbul Ticaret Odasından örnek vereceğim; İTO, 25 Şubat’ta Hindistan’da özel sektöre yeni olanaklar ve ihracat olanakları sağlamak adına Türk Ürünleri Sergisi gerçekleştirecek. Bunun için bir heyetle oraya gidip çalışıyorlar. Markalarımızı ve ürünlerimizi dünyaya açmak adına yapılan bu tür çalışmaları takdir ediyoruz. Biz de benzer bilinçle yönetim kurulu olarak ülkemiz ihracatını artırabileceğimiz imkânları araştırıyoruz.

Geçen hafta yönetim kurulumuz ile Sağlık Bakanımızı ziyaret ettik. Sayın Bakan, Oda olarak ABD’de yapılan Dünya Sağlık Kongresi ve Fuarına katılarak bir stand açacağımızı öğrenince çok mutlu olduğunu ifade etti. Kendisi Türkiye’de verilen ambulans helikopter hizmetinden yabancıların da yararlanabileceğini ve bizden ABD’deki fuarda, bu hizmeti dünyaya duyurmamızı istedi. Yanımızda, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürünü arayarak talimatını verdi. Şimdi Başkan ve Başkan Yardımcımız ABD’deki dünyanın en büyük sağlık fuarında ATSO standında Türkiye adına, verilen bu hizmetin ilk lansmanını yaparlarken, Antalya’yı, Antalya’daki sağlık ve sağlık kongresi turizmi imkânlarını anlatıyorlar.

Bizim aslında ABD’den Hindistan’a kadar her alanda böyle küresel bir vizyonla çalışmamız gerekiyor. Türkiye’nin en büyük Odalarından birisi olarak bu aslında milli görevimizdir.

Kent içinde trafik sorunu

Değinmek istediğim bir başka önemli husus da trafik konusudur. Konuyu 53. Grubumuz ve 28. Gurubumuz da gündeme getirmiştir. Kent merkezinde bazı noktalarda sabah saat 07:30-08:30 arasında, akşamüstü 18:00 ve 20:00 arasında trafik çağdışı bir duruma dönüşmektedir. Örneğin, Cumhuriyet Meydanından Üç Kapılara kadar olan 300-400 metrelik mesafe 45 dakika sürebilmektedir. Dört şerit aniden iki şeride düşüyor. Sürücüler neredeyse birbirini yiyorlar. Artık mutlaka acil çözümler bulunması gerekiyor. Tramvay yolu lastik tekerlekli araçlara açılmalıdır. Eğer başka çözüm yoksa Cumhuriyet Meydanından Dönerciler çarşısına tek şerit açılmalı ve yoğun saatlerde kullanılmalıdır. Artık ana caddelerde parkmetre uygulanmalı veya park yasağına riayet edilmelidir. Eski otogar, Lara’da AVM’ler kavşağı gibi noktalar için özel önlem alınmalıdır. Sinyalizasyonlar ve trafik ışıklarının süreleri tekrar gözden geçirilmelidir. Bunları biz sürücü olarak değil, işadamı ve esnaf olarak söylüyoruz ki, kent merkezi cazibesini kaybetmesin. Bu mevsimde, havalar uygunken kent merkezi akşam saat 19:00 sularında boşalmaya başlıyorsa sıkıntı var demektir. Akşamüstü insanların oturup denizi ve Beydağlarını seyretmesinin en güzel zamanıdır. Ama trafik korkusu yüzünden insanlar bu zevki maalesef yaşayamıyor. Bir milyon nüfuslu bir kent için bu sıkıntıların olmaması gerekiyor.

Son olarak, basından izlemeyen arkadaşlarımıza da Başkanımızın ve diğer Oda başkanlarımızın deniz kirliliğine dikkat çekmek için yaptıkları dalışa değinmek istiyorum. Türkiye’de az görülür bir şekilde Oda başkanları önemli bir konu için güzel bir birliktelik sağlamışlardır. Antalya Türkiye’nin, hatta dünyanın göz bebeğidir. Dünya’nın en güzel plajlarına sahibiz. Yılda 10 milyondan fazla turist bu muhteşem doğayı görmek için buraya geliyor. Oda Başkanlarımız bu organizasyonla denizimizin kirlenmesine “dur” çağrısı yaptılar. Ancak maalesef bu çağrıyı basında çok fazla göremedik. Böylesine önemli konularda medyamızdan da destek bekliyoruz.

Bu vesileyle hepinizin Cumhuriyet Bayramını ve Kurban Bayramını şimdiden kutluyor, sağlık mutluluk, huzur, barış ve bol kazanç getirmesini temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.”

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiDış Ekonomik İlişkiler KuruluTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2012 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Beceri 10
  • Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı
  • Antalya Çiçek Festivali
Bilgimap Haritacılık ve Mühendislik Ltd. Şti.