ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter

ATSO Kasım Ayı Meclis Konuşması

29 Kasım 2011 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Değerli Arkadaşlar,                                                                                                                                                                       
Geçtiğimiz haftalarda, Ödül Törenimiz, DEİK Toplantıları, EXPO faaliyetleriyle dolu ve çok yoğun, Antalya için çok faydalı bir aylık faaliyet dönemi geçirdik ve bu dönemi geçen hafta EXPO bayrağını hep beraber Antalya’ya getirerek tamamladık. Bu faaliyetlere emek veren, destek veren tüm arkadaşlarıma ve hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu faaliyetler bizlerin ve Antalya’nın birlik ve beraberliğini gösteren faaliyetlerdir. EXPO 2016’nın Antalya’ya hayırlı olmasını, Antalya’da bir yatırım seferberliği için başlangıç olmasını diliyorum. İster bir ülke, ister bir kent isterse bireyler için olsun bu tür hedef konulan tarihler ve hedef konulan organizasyonlar önemli bir teşvik ve heyecan yaratır. Böyle hedeflere odaklanmalar birlikteliği de güçlendirir. EXPO 2016 hem Antalya’nın tanıtımına katkı sağlayacak hem de Antalya için kalıcı bir cazibe alanı daha yaratacaktır.  Asıl önemli olan ise Antalya’nın gerekli yatırım projelerinin bir takvime bağlı olarak yürütülmesidir. Bizim hep dile getirdiğimiz konu Antalya’da yatırımların finansmanı konusuydu. EXPO da da İstanbul Kültür Başkenti çalışmalarında yapıldığı gibi, yasayla bir kurum oluşturulması ve bir finansman modelinin ortaya çıkması gerekiyor. İstanbul’da bu amaçla devlet bütçesinden önemli bir tahsis yapılmıştı. Antalya’da da mutlaka aynı yöntemlerin devreye girmesi gereklidir. Antalya’nin bütün dinamikleri  EXPO için son derece başarılı bir modelle çalışmalarını yürütmüşlerdir. ve bu yapı bize EXPO’yu kazandırmıştır. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya Ticaret Borsası ve İhracatçı Birliklerinin başı çektiği sivil toplumun gücü ile kamunun gücü son derece uyumlu bir birliktelik oluşturmuşlar ve bu önemli organizasyon Antalya’ya kazandırılmıştır. Bundan sonraki süreçte de bu birlikteliğin devam etmesi önemlidir.  

Değerli arkadaşlar,
Biz ATSO ve TOBB yönetimi olarak yoğun bir temponun içerisindeyiz. Amacımız Antalya’nın, Türkiye’nin sorunlarını, sektörlerimizin sorunlarını dile getirmek, çare aramak. TOBB ve DEİK olarak yine geçen hafta Türk Dünyası işadamlarını bir araya getirdik, çünkü Türkiye küresel bir ekonomi olacaksa işadamları sayesinde olacaktır. Türk diyasporası ihracatımız için, yatırımlarımız için olduğu kadar, siyasi alanda da önemini korumaktadır. Bakın bugün ABD Orta Doğu’da bir ülkeye silah satmak istediğinde İsrail olur vermiyorsa o satış kongreden geçmiyor. İsrail lobisi böylesine güçlü. Diğer tarafta Ermeni lobisinin nasıl çalıştığını görüyoruz. Ermeni soykırım iddiası çok sayıda ülkede zaten kabul edildi, bir de bunu inkar edenlere ceza öngören yasalar gündeme gelmeye başladı. İsviçre’de bu kabul edildi. Şimdi Fransa’da kabul ettirilmeye çalışılıyor. Slovakya’da bile bu yönde muhalefetin baskısı var. O nedenle Türk diyasporasının birleşmesi ve aktif olması gerekiyor ve TOBB bunun için uğraş veriyor. Ama bakıyoruz ki, Türkler Avrupa ülkelerinde kendi içinde bölünmüş durumda. Soydaşlarımız bırakınız birleşmeyi cemaatlere bölünüp camilerini bile ayırıyorlar. Bu nedenle bu birlikteliği dışarıdaki işadamlarımızın sağlaması gerekiyor. Tabii, biz dışarıdaki Türk işadamlarını birleştirmeye çalışırken, içeride de bazen yok meclis yok filanca konfederasyon gibi bölünmelerin de bizi zayıflattığını görmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar,
Öte yandan TOBB’un Van için yardımları devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde ben de bir heyetle Van’a gideceğim. Bildiğiniz gibi, TOBB ve Odalar 3,5 milyon nakit yardım yapmışlardı. TOBB 25 milyon TL faizsiz kredi organize etmişti. Önemli miktarda konteynır ayni yardım yapıldı. Şu anda ülkenin bir numaralı, en acil sorunu Van depremi yaralarının sarılmasıdır. Devlet tarafından büyük bir gayretle çok şey yapıldığı açıktır. 75 bin çadır kurulmuş, binlerce insan sosyal tesislere yerleştirilmiştir. Yemek ve giysi yardımı yapılmıştır. Ancak milyona yakın insana 75 bin çadır da yetmemektedir. Kış koşullarında yazlık çadırlar ihtiyaca cevap verememektedir. Orada halen barınma, ısınma sorunları vardır. Gelecek Ağustos’a kadar kalıcı konut yapılması kuşkusuz önemlidir, ama bu ayrı bir iştir, çünkü sorun bugünün sorunudur. Bugün tüm ilgili kurumların orada seferberlik içinde olması gerekiyor. Halen ne ihtiyaç varsa listelenmesi ve her kuruma görev verilip temin edilmesi gerekiyor. Ama ülke gündemi bir kez daha halkın gündeminden kopup gitmiştir. Van, gündemden çıkmıştır, onun yerine Dersim, Vicdani Red, Bedelli Askerlik, Suriye’ye müdahale ve bitmeyen siyasi kavga ve suçlamalar gündeme girmiştir. Bu ortamda gündeme girerek tedirginlik yaratan çok daha önemli konular Suriye ve İran konusudur. Dünyada siyasi ve ekonomik belirsizliklerin arttığı böyle bir dönemde Suriye ile neredeyse askeri çatışmanın eşiğine gelinmesi çok tehlikelidir. Türkiye, Birleşmiş Milletler bir önlem öngördüğünde buna da katılmak durumundadır. Türkiye’nin Suriye’de Esat yönetiminin kan dökmesine karşı çıkması çok doğaldır ve bunun ötesine geçilmemelidir. İran ise kendisinin vurulması halinde ilk olarak Malatya’ya kurulacak füze kalkanını vuracağını açıklamıştır. Yani İran saldırıya uğradığı taktirde, İran da İsrail’i korumak amacıyla kurulduğunu söylenen füze üssünü vuracağını söylemektedir. Bu durumda Türkiye 500 yıldır savaşmadığı İran ile savaşa mı girecektir? Türkiye bu kalkanın İran’a karşı kullanılmaması konusunda dikkatli olmalı ve İran’ın kaygılarını gidermelidir.

Sevgili arkadaşlarım,
Bugün gerçekten dünya ve Türkiye ekonomisi hassas bir dönemde ve biz artık Türkiye gibi büyük bir ülkenin alışılmış günlük siyasi kavgalardan çıkarak, uzlaşmayla, akla ve mantığa uygun, uzun vadeli bakışa sahip, ilkeli politikalar geliştirmesini arzu ediyoruz. 

Değerli arkadaşlar,
Diğer tarafta ise ekonomi üzerinde de her zamankinden daha fazla yoğun bir biçimde durulması gerekiyor. Çünkü dünyada 2010 ve 2011 yılları, 2009 kriz yılından daha iyi geçirilmiştir. 2011 yılında dünyada finansman sıkıntısı yaşanmamıştır. Euro’nun güçlü olması bizim için avantaj olmuştur. Oysa 2012 yılı ekonomide de turizmde de daha zor bir yıl olabilir. Çünkü Avrupa’da sorunlar ağırlaşmıştır. Avrupa ve ABD bütçe sorunları içinde boğuşmaktadır. Amerikan ekonomisi toparlanırken Avrupa’da sorun ağırlaşmıştır. Eğer Avrupa’da İtalya gibi devletlerin tahvillerine kısa bir zaman içerisinde garanti getirilmezse, Euro’nun geleceği bile tehlikeye girecektir. Ayrıca bu devlet borçlarına çözüm bulunsa bile Avrupa’nın güçlü Euro ile daha ne kadar devam edebileceği de belirsizdir. 1.30’lar seviyesinde bir parite bile Avrupa ülkeleri için yeterli olamayabilir. Şu anda zaten Avrupa merkez bankasının faiz indirimi beklentisiyle parite 1.30’lara düşmüştür. Yani, şu ana kadar Euro’nun değeri bizim avantajımız oldu, ama bu avantaj zayıflamaktadır. Turizmde İspanya ve Yunanistan zaten fiyat indirmişlerdi, şimdi fiyatlar daha fazla düşmektedir. İçeriye gelince, cari açık sorununda iyileşme görünmemektedir.  Cari açık döviz kuru üzerinde etkili olmaya devam etmektedir. Merkez Bankasının 8 milyar dolara varan döviz satışları panik çıkmasını kısmen engellemiştir, ama dövizdeki çıkışı önleyememiştir. Çünkü dövizdeki hareket küresel bir harekettir. Sermaye dünyadaki çalkantı ve yıl sonu nedeniyle evine dönmektedir, bu bütün ülkeler için geçerlidir. Dövizi böyle bir dönemde faiz ve döviz satışı ile baskılamak mümkün de değildir, doğru da değildir. Dövizde küresel harekete karşı Merkez Bankasının döviz satarak direnmeye çalışması çok anlamlı görünmüyor,   bu tür müdahaleler ancak içerde spekülatif alım varsa gerekli oluyor. Şimdi en önemli çare olarak, ihracatımızı artırmanın, turizmi geliştirmenin, ara malı üretimini geliştirmenin, enerji ithalatını düşürmenin çarelerini bulmalıyız. Bu yönde birçok alanda ilerleme var. Örneğin enerji yatırımları artmıştır. Nükleer santral ihalesi yapılmıştır. Yenilebilir enerji yasası çıkmıştır. Ama bunlar yetmiyor, enerji ithalatı artmaya devam ediyor. Ayrıca bugün Türkiye milyar dolardan fazla et ithal ediyor. Bunun dışında komitemizin de dile getirdiği kaçak hayvan ithalatı da var. Yem ve pamuk ithal ediliyor. 9 milyar dolarlık plastik ithal ediyor. Kamyonet üretiliyor, ama otomobil ithal ediliyor. Sadece aramalı da değil, artık tüketim malı ithalatı da artıyor. Eskiden tüketim malı ithalatı % 10’un altındaydı, şimdi % 15’e çıkmış durumda. Bu yapıdan çıkmak için Hükümetin belirli ürünlerde üç-dört holdingi bir araya getirip, gerekirse kamuyu da ortak yapıp üretimi başlatması gerekir.  Vergi indirimi biçimindeki teşviklerin  fazla  anlamı kalmamıştır. Stratejik sektörlerde kamunun sermayeye, riske ve kara da ortak olacağı bir model geliştirilmelidir. Ayrıca devlet kurumları artık daha ciddi çalışmalar yapılmalıdır. Örneğin biz sürekli tarımda üretici birlikleri geliştirilsin diyoruz, kamu kurumları master plan yapıyor ve görüyoruz ki, orada da üretici birlikleri geliştirilmelidir deniliyor. Yani kamu kamuya öneride bulunuyor. Oysa biz kamudan dilek ve temenni değil, icraat bekliyoruz. Hep söyleyip tekrar ettiğimiz ekonomik konularda da artık daha hızlı icraatlar bekliyoruz. Aylardır ben birçok konuşmamda tekelleşme ile mücadele edilmesini Rekabet Kurumunun daha aktif olmasını söylüyorum. Nihayet bankalara faizleri ortak belirledikleri için soruşturma açıldı. Bankaların son üç yıldaki karları 50 milyar lirayı geçti. Her işlemden dünya kadar komisyon alınıyor, kredi faizleri % 20’lerde geziyor. Dünyada banka sistemleri dökülüyor, bizim bankalarımız sağlam diyoruz, böyle bir durumda doğal olarak sağlam olunacaktır, çünkü o ülkelerde ipotek bankacılığı yok, risk bankacılığı var. Banka soruşturması dışında iki büyük et firmasına da ceza verildi. Maalesef Türkiye’de ister et, ister telefon pazarına, ister kablolu TV pazarına, ister demir piyasasına bakın her alanda birkaç firma hakimdir. Elektrik faturalarımızda TRT payını kaldırtamadık, bir de kayıp-kaçak bedeli geldi, fatura okuma bedeli geldi. Sen toplamayı beceremiyorsan onun cezasını bize niye ödetiyorsun. Dağıtım ihalesi alırken iyi, tahsilat yaparken kötü olabilir mi? Oysa piyasa ekonomisi demek rekabet demektir, rekabet yoksa özel sektörün de piyasa ekonomisinin de anlamı ve yararı yoktur. Devletin görevi rekabeti sağlamak ve bunun yanında büyükler karşısında küçükleri korumaktır. Bizde ise ne rekabet sağlanıyor ne de küçükler korunuyor. Büyük Mağazalar ve Perakendecilik Yasasının bir türlü gündeme gelmemesini anlamak mümkün değildir. Bakanlıklarda Odamızın verdiği imzalarla birlikte çok sayıda Ticaret Odasının, Esnaf Odasının verdiği imzalar on binleri, yüzbinleri bulmuştur. Bununla birlikte bu konu halen kamuoyu tarafından tam olarak anlaşılamamıştır. Biz büyük mağazalar dediğimizde yalnızca AVM’leri kastetmiyoruz. Doğaldır ki bir şehirde çok fazla AVM açılması yanlıştır ve şehir merkezindeki ticareti geriletir. Ama esnafın gerçek sorunu AVM’ler değildir. Çünkü AVM’ler sonuç itibariyle işyeri enflasyonu sorunudur. İşte diyoruz ki, Antalya’da üç yılda işyeri sayısı 40 binlerden 64 binlere kontrolsüz ve denetimsiz biçimde çıkmıştır. Bu artışın az bir kısmı AVM’dir, en önemli kısmı ise her binanın altında gelişigüzel açılan ve açtırılan işyerleridir. Buradaki sorun ticari alan kavramının bizim belediyelerimizde gerekli biçimde anlaşılamamış olmasıdır. İmar planlarının yöntem olarak temelinde yanlış olmasıdır, imar planlarında ve izinlerde kamu yararının yeterince gözetilmemesidir.  Diğer taraftan diğer önemli sorun büyük zincir mağazalar sorunudur. Bugün bir zincir mağaza toptan fiyatının altında mal alıp, o malı spotçular kanalıyla piyasaya sürebiliyorsa, bu normal bir ticaret değildir. Yine 9. Grubumuzun dile getirdiği gıdada bile kredi kartına taksit gibi konular var. Dolayısıyla bütün bu sorunları çözecek yasa gereklidir. Demokrasi varsa bu kadar işadamının, sanayici, tüccar ve esnafın bu talebinin Mecliste öncelikle görüşülmesi gerekirdi. Bu kadar ısrarımıza rağmen ne Hükümet ne de muhalefet konuyu gündeme getirmiyorsa bu da bizdeki demokrasinin ve siyasetin kalitesini göstermektedir.

Değerli arkadaşlar,
Başlarken söylediğim gibi, gerek Oda gerekse TOBB yönetim kurulu üyeleri olarak içeride ve dışarıda ihracat, üretim, istihdam, mesleki eğitim için çaba harcıyoruz. Odamız sürekli olarak sektörel toplantılara veya yerli yabancı heyet ziyaretlerine ev sahipliği yapıyor. Her ay en az iki üç yabancı heyet karşılıyoruz. Geçtiğimiz ay yurt dışında ve yurt içerisinde fuar katılımlarımız oldu. Amerika’da sağlık turizmi fuarına katıldık. Çok çok yararlı bir katılım oldu. Güney Afrika Turizm Bakan Yardımcısı ile tanıştık ve davet ettik. Geçtiğimiz ay Antalya’ya geldi. Görüp inceledikten sonra bize Güney Afrika için yönetici eğitimi desteği vermemizi talep etti. Düşünün ki, Güney Afrika 50 milyondan fazla nüfusu olan 500 milyar dolar milli geliri olan ve hızla gelişen bir ülkedir. Bizim turizmi çeşitlendirme sorunumuz en önemli sorunlarımızdan birisidir. Dolayısıyla buralardaki temaslarımızın nasıl yararlar sağladığını uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Yine bu çabalarımız sonucunda TÜYAP Kitap Fuarını Antalya’ya kazandırdık. Şubat ayında bu fuarı hep birlikte yaşayacağız. Bu fuarın gelecekte uluslararası boyuta çıkacağını, turizme katkı sağlayacak bir fuar olacağını umuyorum. Yine bu çerçevede güneş enerjisi alanında UFTP (Ulusal Fotovoltaik Teknoloji Platformu) ile çalıştay düzenlenmesinden sonra Antalya’da SOLAR TR-2 Güneş Enerjisi Kongresi ve Fuarının düzenlenecek olması da çok önemlidir. 24. Gruptaki arkadaşlarımıza ve özellikle Mustafa Karabağır’a bu çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Bu çalışmalarla yurtiçi ve yurtdışı fuarlarında daha aktif olmamız zorunludur. Biz Oda olarak bu tür konularda tasarrufa en fazla dikkat eden kurumlardan birisiyiz. Hangi karşılaştırmayı yaparsanız yapın bu görülecektir.  Bir fuarda bir tek temas sağlanması, bir arkadaşımızın bir bağlantı kurması, yurtdışında neyin nasıl yapıldığını görmek bile önemlidir. O bakımdan halen bu yöndeki faaliyetlerimizin yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Aslında bizim Çin, Hindistan ve Kore, Vietnam gibi ülkeleri yakından izlememiz gerekiyor. Çünkü 20. Yüzyıl Batının yüzyılıydı. 21. Yüzyıl ise Doğunun yüzyılı oluyor. Uzak Doğu ile yoğun ilişki kurmayan firmalar da ülkeler de kayıp yaşayacaktır. Turizmde de bu ülkeler önem kazanacaktır. Bugün ABD’de dolar milyarderi sayısı 400’dür, Çin’de ise 100’den fazladır ve Çin’li zenginler artık yaşamak için Batı’ya göçmeyi ve yerleşmeyi düşünmeye başlamışlardır. Çin’deki ortam onları tatmin etmemektedir. Dolayısıyla Avrupa ve Amerika’da artık klasik sanayi yerine turizme, kırsal turizme, kültür turizmine ve kültür ekonomisine önem vermenin daha doğru olduğu giderek daha fazla konuşulmaktadır. 

Değerli arkadaşlar,
Önceden ve Ödül törenimizde de sürekli vurguladığım gibi bizim için asıl önemli olan bizim Antalya’nın, siyasetin ve hükümetin gündemine getirmek istediğimiz sekiz konudur.  Antalya bu sekiz konuyu, yani kentsel dönüşüm, Kongre merkezi, Kaleiçi projeleri, Kaleiçi Yat Limanı, kent merkezi ulaşımı, Stadyum, hızlı tren ve ticari alanların planlanması konularını 2014 ve 2016 perspektifinde mutlaka başlatmalı ve tamamlamalıdır. Bu arada artık şehirdeki hava kirliliğinin doğal gazla biran önce bitmesini, gelecek yıllarda çevreyolunu konuşuyor olmamayı da ümit ediyoruz. Şimdi EXPO çerçevesinde Alanya otoyolu konusu, Alanya ile demiryolu bağlantısı, Gazipaşa havalimanının büyütülmesi, Antalya havalimanı yeni pisti gibi projelerin de gündeme girmesi gerekmektedir. Bunun dışındaki gündemler bizim gündemimiz değildir.

Sevgili arkadaşlarım,
Önümüzdeki yıl bu yılın ekonomisini arayacakmışız gibi görünüyor. Avrupa’nın durumu netleşene kadar kur riski veya kurda belirsizliğin devam edeceği öngörülüyor.
Gelecek yıl ile ilgili büyüme tahminlerinde kötü senaryo 0 büyümedir, yani krizden ağır etkilenmedir. Hükümet programında öngörülen %  4 büyüme artık çok iyimser kalmıştır. Önümüzdeki aylarda yakalanamayacağı da öngörülüyor. Ancak, Avrupa’da düzelme olursa gelecek yazdan sonra böyle bir büyüme yakalanabilir mi? Zaten Eylül ayından sonra tüketimde bir azalma başlamıştır. Bu yıl % 7’ler düzeyindeki büyümeye rağmen şirket bilançoları karlılıkta düşüş gösteriyor Hepinizin bildiği gibi ekonomide en fazla riski yüksek büyüme ve yatırım döneminden sonra gelen durgunluk yaratır. Şimdiye kadar bütün krizlerde de bunu gördük. Umuyoruz ki, gelecek yıl yumuşak geçiş veya yavaşlama görürüz. Bu çerçevede biz de dikkatli ve hesaplı davranmaya, hesaplı yatırım yapmaya devam etmeliyiz. Bir taraftan Antalya’nın başarılarından gurur duyun, tadını çıkarın. Gerçekten de bu yıl mal ve hizmet vergi tahsilatının % 38 artmış olması, otomobil satışının % 50 artması, kredilerin % 50 artması, sigortalı istihdamın % 15 artması, turizmde % 12 artış, işyeri sayısının üç yılda % 50 artması bir canlılık demektir. İhracatımız son haftalarda artış göstermektedir. Sebze fiyatları da yeni sezona artışla başlamıştır. Bu üretici açısından olumlu bir gelişmedir. Ama diğer taraftan, ekonomide 2012 yılındaki yavaşlamayı, girdi maliyetlerindeki artışı, karlılığın azalmasını, turizmde yaz aylarındaki 60 bin günlük turist sayısının bugünlerde birkaç yüze kadar düştüğünü, kent merkezinde akşam saat yedide kepenk kapandığını da görüp sektörel sorunları ve Antalya için talep ettiğimiz yatırımları, kentsel dönüşüm gibi konuları yakından izlememiz gerekiyor. Kentsel dönüşüme mutlaka özel bir önem vereceğiz. Çünkü Türkiye’de de Antalya’da da ekonomi, gelecek yıllarda en fazla kentsel dönüşüm çerçevesinde gelişecektir. Kentsel dönüşüm ekonominin motoru olacaktır. Bu konuda hem il olarak hem firmalar olarak geri kalmamamız gerekmektedir.

Değerli Arkadaşlar,
Cuma günü, geçtiğimiz günlerde kuruluş çalışmalarını tamamladığımız Tanıtım A.Ş.’nin lansmanını yapacağız. Antalya’nın tek elden tanıtımını amaçlayan bu şirket son derece önemli bir organizasyondur. Biz de ATSO olarak sizlerden aldığımız yetki ile bu şirkete ortak olduk. Kentin önde gelen dinamiklerini Antalya için bir araya getiren bu oluşumun son derece faydalı olacağını düşünüyor ve lansmanda sizleri de orada görmek istediğimi ifade ediyorum.Sözlerimi burada bitiriyor,
Hepinize tekrar teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiDış Ekonomik İlişkiler KuruluTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2012 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Beceri 10
  • Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı
  • Antalya Çiçek Festivali
Bilgimap Haritacılık ve Mühendislik Ltd. Şti.