25 Mayıs 2010 Salı
Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı
Sayın Meclis Başkanı ve Divanı,
Sayın Meclis Üyeleri,
Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.
Son bir ayda çok yoğun bir ülke ve Antalya gündemi yaşadık, çok tempolu bir faaliyet dönemi geçirmiş olduk. Dolayısıyla değerlendirilecek konu çok, ama ben sizleri yormamak için her konuya girmeyeceğim, konuşmamı kısa tutacağım.
Bugün sabaha doğru Pamukkale’ye gitmek üzere Alanya’dan Rus turistleri taşıyan bir otobüs, Aksu çayı yakınlarında yoldan çıkmış. Bu elim kazada 16 kişi yaşamını yitirmiş, 25 kişide yaralanmıştır. Bu tür kazalarda, olayı abartarak 10 milyonu aşan turist ağırlayan Antalya’nın kalitesini ve başarısını gölgelemek kadar olayı küçümsemek ve geçiştirmekte hata olur. Bu nedenle elim kazanın nedeni bütün ilgililer tarafından araştırılmalı ve gerekli dersler çıkarılmalıdır. Bu duygularla kazada ölen ve yaralananlar için derin üzüntülerimi ifade etmek istiyorum.
Geçen hafta Zonguldak’taki maden kazasında ölen işçiler için üzüntümü dile getirmek istiyorum. Son birkaç ay içinde Balıkesir’de iki kazayla birlikte 60’dan fazla ölüm oldu ve bu konuda soru işaretleri arttı.
Madenlerde güvenlik konusunda bazı eksiklikler olduğu görülüyor. Maden Genel Müdürlüğü’nün yeterli denetim için gerekli personele sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Artık bu konuda daha güçlü önlemlerin alınacağını temenni ediyoruz. Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Bu sabah Sayın Antalya Valimiz Alaaddin Yüksel’e veda ettik. Sayın Yüksel çok başarılı, ilimizin ve ilçelerimizin tüm sorunlarına hakim, pratik çözümlerle de sevilen bir valimizdi. Antalyalıların gönlüne taht kurmuş bir valiydi. Gidişine üzüldük ama Ankara Valisi olarak taltif edilmesine de çok sevindik.
Antalya’ya atanan yeni Valimizin ise Muğla’dan gelmesi turizm başta olmak üzere, benzer sorunlarda deneyimli olması açısından bir avantajdır. Biz Sayın Valilerimizin yeni görevlerinin hayırlı olmasını diliyoruz.
Sevgili Gültekin GENCER yeni şubelerini hızla açıyor. Hayırlı olsun. Sevgili İbrahim YIDIRIM’da yeni bir şube açtı. Hayırlı olsun.
Bildiğiniz gibi, hafta sonu TOBB Delegesi arkadaşlarımızla birlikte Genel kurul toplantısına katıldık. Genel Kurul’da ekonomideki son durum gerektiği gibi değerlendirildi, sektörlerdeki sorunlar bir kez daha dile getirildi.
T. Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Vergi sistemi reformu ve Büyük Mağazalar veya Perakende Ticaret Kanunu, Eğitim sistemi reformu, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları, Yargı reformu beklentileri bir kez daha en yüksek düzeyde talep edildi. Son dönemde vergi denetimlerinde haksızlıklar olduğu, denetimin daha özenli yapılması gerektiği vurgulandı. Kamu alacaklarına uygulanan yüzde 30 civarındaki yıllık faizler, akaryakıt üzerindeki ağır vergi yükü, enerji üzerindeki vergi sorunları söylendi.
Birikmiş vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarının yeniden yapılandırılması talep edildi. Yeni bir sanayi stratejisi ihtiyacı, yatırım teşvik sisteminin yenilenmesi ihtiyacı, ihracatta yurtdışı taşımacılık maliyetlerine Hazine desteği ihtiyacı dile getirildi. Bu konular özellikle Avrupa’daki sorunlar ve bu sorunların Türkiye’ye muhtemel etkileri dolayısıyla tam bir aciliyet kazanmıştır.
Değerli Dostlarım,
Avrupa’da sıkıntılar, artarak devam ediyor. Önlemlerde gecikildiği için, borç faizleri yükselirse, Yunanistan, İspanya gibi ülkelerin borçlarını ertelemeleri gündeme gelebilir. Böyle olursa krizde ikinci dip yaşanması muhtemeldir. Dolayısıyla Avrupa’daki durum Türkiye’yi de etkilemektedir. Avrupa’daki sorunlar devam ederse, faiz artışı, kredilerde daralma, ihracatta daralma, gibi sıkıntılar başlayabilir. Bütün ülkelerde verimliliği artıracak, maliyetleri düşürecek politikalar gündeme gelmektedir. Bu nedenle bizde de ekonomiyle ilgili kanunlar ve reformların hızlanması gerekiyor.
Büyük mağazalar yasasının Haziran’da çıkacağını Sayın Ticaret ve Sanayi Bakanı ifade etmişti, şimdi gündeme girebilir mi? bilemiyoruz! Zaten tasarı Meclis’te bizim istediğimiz gibi değil de büyük sermayenin istediği gibi çıkarsa bir anlamı olmayacak, diye daha önce de söylemiştim.
Değerli arkadaşlar,
Büyük mağazalar veya AVM’lerle ilgili önemli bir konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz ay Alışveriş merkezlerindeki 381 mağazada anket yaptık. Anket cevaplarına göre AVM’lerdeki mağazaların yarısı Odamızın kayıtlı üyesi. Geriye kalan mağazaların önemli kısmı şube şeklinde ve bunların % 40’ının merkezi İstanbul. Dolayısıyla Antalya vergi dairesine kayıtlı olan mağazaların oranı da % 16 gibi son derece düşük bir oran çıktı. Bu sorunu biz bugüne kadar genellikle turizm sektörü için söylüyorduk. Ama şimdi görüyoruz ki, aynı sorun şehir merkezinde, AVM’lerde de artmaya başladı.
Buradan bir kez daha tüm bu firmalara, şirketlere ve ayrıca Maliye Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret bakanlığına bir çağrı yapıyorum. Bu durumun yarattığı haksızlığa, vergi ve gelir kaybına, haksız rekabete artık bir son verin.
Firmalar, şube dahi olsa, bulunduğu yerde vergi mükellefi olsun. Çağımız artık bilgisayar çağı, Firma merkezi farklı yerde olsa da her şubenin vergisi ayrı hesaplanıp, bulunduğu yere yatırılabilir. Yine buradan gelirlerin azlığından yakınan belediyelere de sesleniyorum. Bu sorun sadece bizim sorunumuz değildir, dolayısıyla bu konuda yerel yönetimleri de yanımızda görmek istiyoruz. Bu konuları tekrar edip duruyoruz, ama sonuç alıncaya kadar da tekrar etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kaldı ki, konuştuğumuz her şey de boşuna konuşulmuyor.
Esnaf konusunu gündemde tuttuk Bakanlık Esnaf paketi hazırladı. Bu pakette Toplu İşyerleri gibi projelere de destek kararı çıktı.
Son olarak da yeni bir KOBİ paketi hazırlandı. Tabii bunların uygulamaya ne zaman, nasıl geçeceği henüz belli değil. Bununla beraber bizim sorunları gündeme getirmemiz ve bıkmadan gündemde tutmamız gerekiyor ki sonuç alınabilsin. Zaten bizim temel görevimiz de budur.
Sevgili arkadaşlarım,
Geçen hafta yönetim kurulu olarak şehrimizin ulaşım veya trafik sorunlarını Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanı ile Yönetim Kurulunda ele aldık, tartıştık ve sıkıntıları daha iyi gördük. Bu konuyu önümüzdeki günlerde de konuşmayı ve izlemeyi sürdüreceğiz. Ulaşım sorununun bize gösterdiği en önemli nokta Antalya’da büyük bir kentsel dönüşüme duyulan gereksinimdir. Biz kentsel dönüşümden gecekondu bölgelerine TOKİ’nin girmesini kastetmiyoruz.
Kent merkezinde mimarların çöküntü alanı dediği bölgelerin yıkılıp, dikey büyüme ile yeni ulaşım hatları, sosyal alanlar, yeşil alanlar yaratılmasını kastediyoruz. Yinelememizin nedeni de şudur: eskimiş yapı stokunun bulunduğu alanların zaten dönüşmesi gerekmektedir. Halen bu alanlarda bireysel yenileme projeleri yapılmaktadır. Oysa bu alanlarda bireysel yenilemeler ulaşım ve çirkin yapılaşma gibi sorunları çözmek bir yana, daha fazla artırmaktadır. Bu nedenle bir an önce semtler düzeyinde planlama ve dönüşüm için adım atılmalıdır. Bir sokakta bir veya iki bina ile modernizasyon yapılabilir. Zaten olur olmaz yerde 20 katlık çirkin binalar dikilmektedir. Bunun yerine emsal oranı düşürülmeli ve modern, estetik, fonksiyonel ve güvenli binalar yapılmalıdır.
Böylece hem daha güvenli ve modern yapılar ortaya çıkar hem de ulaşımdan estetiğe birçok sorun çözülebilir. Bu büyük bir organizasyondur, ama Antalya’nın bu konuda gecikmemesi, kararlı olması da gerekir. Daha önemlisi, halen yapılmakta olan Ulaşım master planı da bu çerçevede hazırlanmalıdır. Eğer kentsel dönüşümle bu yapılanmayı değiştiremezsek, günlük çözümlere mahkumiyetimiz sürecektir. Yani gerek imar planında gerekse ulaşım master planında mevcut yapı esas alınmamalıdır. Olan değil, olması gereken dikkate alınmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
Biraz önce söylediğim gibi geçtiğimiz haftalar yoğun bir faaliyet dönemi oldu. Markalaşma yılı kapsamında önemli bir çalışma olan markalaşma eğitimlerine başladık. Odamız çok sayıda toplantıya ev sahipliği yaptı. Bunlar arasında tarımsal sulama ve güneş enerjisi gibi konular da vardı. Yine bir başka önemli toplantı ATSO ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Nürnberg Gazeteciler Cemiyeti ile Avrupa Birliği konusunda ki paneldi. Bu toplantı vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Cemiyeti yetkilileriyle Kıbrıs ile turizmde işbirliğini konuştuk. Ben Kıbrıslı gazeteci arkadaşlar kanalıyla bir öneride bulundum. Dedim ki, Antalya’ya Rusya’dan, Avrupa’dan gelen turlara, Pamukkale yada Kapadokya gibi Kıbrıs turları veya Kıbrıs konaklaması da eklensin. Böylece hem Antalya turları güçlenmiş olur hem de Kıbrıs, turist kazanır. Burada daha açık konuşmak gerekirse bu şekilde Antalya turizmine Kıbrıs’taki Casinolar’ın yaratacağı talep de eklenir ve Turizm de bir eksiklik tamamlanmış olur. Aslında aynı şeyi Antalya-Kuzey Kıbrıs gemi seferleriyle de yapmak mümkün olabilir. Devletin de böyle bir organizasyona destek olması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Kıbrıs ekonomisinin durumu ve yarattığı yük ortada. Kıbrıs’ta 20 bin civarında turistik yatak, 20’den fazla, Casino bulunuyor. Bu kapasiteyi Antalya turizmi ile entegre edersek iki taraflı bir kazanç sağlamış oluruz.
Değerli Meclis Üyesi Dostlarım,
Son olarak komitelerin bazı çalışmalarına kısaca değinip, tamamlayacağım. Bütün komitelerimiz piyasada yeterli denetimin yapılmamasından ve bunun yarattığı haksız rekabetten şikayet etmeye devam ediyor. Örneğin asansörlerin denetimi ile ilgili olarak bakanlığa yazı yazmışız. Bakanlık bir yılda 620 asansör denetlendiği cevabını vermiş. Bu da denetimin ne kadar sınırlı kaldığını göstermektedir.
35. grubumuz Çaltıcak gibi ören yerlerindeki durumu dile getirmiş. Aslında özel İdare, Çevre ve Orman Bakanlığı ve diğer kurumlar tarafından yapılan bu tahsislerde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Antalya çevresinde bu şekilde, yeterli yatırım yapılmayan, bakımsız, iyi hizmet vermeyen, tuvaleti bile olmayan ama rant kapısı olan yerler maalesef az değildir. Zaten Antalyalının kullanabileceği sahil çok fazla değildir. İlgililerin bu konuyla ilgili acil çözümlerini bekliyoruz.
40. gurubumuz, Beyaz Bayrak almaya hak kazanan Akdeniz Dondurma firmamızı gündeme getirmiş. Hem değerli arkadaşımızı hem de bu konuyu gündeme getiren komite üyelerini kutluyorum.
Bizim beyaz bayrak olsun, çevre konusundaki bayraklar veya belgeler olsun, bunları alan üyelerimizi hep birlikte takdir etmemiz, onları örnek göstermemiz gerekiyor. Yerel Televizyonda başlattığımız sektörel tartışma programları komitelerimizin sayesinde güzel bir şekilde devam ediyor. Bütün komitelerimizin gerekirse komite dışından da temsilcilerle sektörel sorunları televizyonda tartışmaya katılmasını istiyoruz.
Son bir hususu daha vurgulamak istiyorum. Toplu işyerleri gibi konularda çalışmalarımız devam ediyor. Bir taraftan Büyükşehir diğer taraftan Defterdarlıkla temas halindeyiz. Biliyoruz ki çok sorun var ve büyük bir sabırsızlık var.
Özellikle kent merkezinde de trafikten hanutçuluğa kadar sorunlar devam ediyor. Biraz önce söylediğim gibi trafik ve ulaşım konusuna ilgimiz devam edecek. Mevcut durumda bu konuda belediyelerin imkanları yetersiz kalıyor, bir de UKOME gibi birimlerin ağır işlediğini, yeterince etkin olmadığını görüyoruz. Örneğin şehir merkezindeki ağır tonajlı araçlara gün ve saat sınırlaması isteyip duruyoruz, ama top ortada kalıyor. Ne belediyeler, ne karayolları ne de trafik müdürlüğü ortaya çıkıp üstüne sorumluluk almıyor. Bir de kent merkezinin canlandırılması acil konu olarak gündemde duruyor. Bu konuda Işıklar Caddesinde güzel bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların yaygınlaşmasını, bir de sadece yol ve kaldırımla sınırlı kalmamasını bekliyoruz. Bu caddelerde bina giydirmeleri, vitrin düzenlemeleri, kaldırım işgallerinin sona erdirilmesi, tabela kirliliğinin giderilmesi, açılması gereken işyerlerine sınırlama ve standart getirilmesi gibi çalışmaların da yapılması gerekiyor.
Büyükşehir Belediyesince alınacak otobüslerin Kundu ve Beldibi gibi turizm merkezleriyle kent merkezi arasında düzenli ulaşım bağlantısı sağlayacağını ve bu otobüslerin Haziran’da devreye gireceğini de öğrenmiş bulunuyoruz. Bunun çok yararlı olacağına inanıyorum ve bu konuda kararlı davranılacağını temenni ediyorum. Evet, sözlerimi burada noktalıyorum. İlginiz, destekleriniz ve bütün çalışmalarınız için tekrar teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.