ATSO Mayıs Ayı Meclis Konuşması

24 Mayıs 2016 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sevgili arkadaşlarım,
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. EXPO gezisi için meclis toplantımızı bu saate aldık. EXPO başlayalı 1 ayı geçti, ama halen görmemiş arkadaşlarımız var. Bu nedenle hem EXPO’yu hem de ATSO evini birlikte göreceğiz. Umarım herkes katılır. Bu tür faaliyetleri hem birlikte olmak hem de inceleme yapmak, bilgilenmek amacıyla yapıyoruz. Bu nedenle bütün arkadaşlarımızın katılımını rica ediyorum.
Bugün ayrıca, Etik kurul seçimi yapacağız. Yönerge taslağımızı geçen ay komitelerimize göndermiştik. Şimdi Etik Kurulumuz hem yönergeye son halini vermekten hem de sonra uygulamadan sorumlu olacak.
7 asil 7 yedek üye seçeceğiz. Etik kurulun Odamız ve Antalya ticareti için çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulamak isterim. Eğer etik sözleşme konusunu ciddi bir biçimde uygularsak, komitelerimiz ve üyelerimiz doğru bir biçimde ilgi gösterirse, Antalya ticaretine katkı olacaktır.
Kriterleri doğru belirleyerek her sektörden en düzgün çalışan, örnek olan üyelerimizi bu şekilde teşvik edersek, Antalya'da düzgün ticareti desteklersek birçok sorunu çözmüş oluruz. Etik kurulumuza çok iş düşecektir, fedakâr bir çalışma gerekecektir. Bu konuda hepinizin katkısını bekliyorum.

Sevgili arkadaşlar,
Bir önceki hafta sonu birçok arkadaşımızla Kemer’de müşterek meslek komiteleri toplantısında beraberdik. Gerçekten çok güzel, yararlı, Odamıza yakışan bir toplantı oldu. Sayın Rüştü Bozkurt sanayi 4.0 konusunda öncü isimlerden birisi olarak önemli bilgiler verdi. Özgür Demirtaş hoca, 2.5 saat kesintisiz bir sunumla ufuk açtı.Katılan ve katkı veren tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.Toplantıda konuşulan konulara biraz sonra değineceğim, ama önce en önemli konuları konuşmak istiyorum.
Bildiğiniz gibi, toplantı öncesinde Kemer esnafını ziyaret ettik ve sorunları konuştuk. Kemer’de ticaret durma noktasına gelmiş. Herkes tedirginlikle, sabırla bekliyor, ama acil çözüm bekleyen sorunlar var. Kemer’de arkadaşlar kiralarını ödeyecek durumda olmadıklarını söylediler. Gerçekten de dolar veya euro cinsinden yüksek kira bedelleri var. Turist az, gelir yok, ama kira borcu, SGK borcu devam ediyor. Dolayısıyla haklı olarak yakınıyorlar. Bu izlenimlerimi toplantıda da söyledim. Aslında Kemer esnafının durumu bütün Antalya’nın durumuna işaret etmektedir. Turizm ve tarımdaki sorun, bütün sektörlere yayılmıştır. Turizm rakamlarını Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz artık yayınlamıyor, bunun nedenini de bilmiyoruz. Fakat yerli ve yabancı basın bu rakamları yayınlıyor ve herkes görüyor. Ben de burada sizlerle paylaşayım. Gördüğünüz gibi sezon yaklaştıkça turizmde kaybımız büyümektedir; önceki aylarda%30’larda olan düşüş, Mayıs ayında %40’ın üzerine çıktı.Rusya pazarını %95 oranlarında kaybetmiş durumdayız.

Antalya'ya gelen turist sayısındaki aylık düşüşler
                       Yüzde
Ocak                22,3
Şubat               33,1
Mart                 20,1
Nisan               40,8
Mayıs ilk yarı   47,7

Antalya’ya gelen turist sayısı
(Ocak-Mayıs ilk yarısı)        Turist (Bin)
2014                                     1.957,70
2015                                     1.718,00
2016                                     1.096,20

Geçmiş yılların rakamlarına bakarsak, bu yıl bizi neyin beklediğini daha iyi anlarız. 

Yıllık turist sayısı
2004             6.047.168
2005             6.882.246
2006             6.011.183
2007             7.291.356
2008             8.564.540
2009             8.260.399
2010             9.256.759
2011           10.464.425
2012           10.298.769
2013           11.120.730
2014           11.498.519
2015           10.868.688

Gördüğünüz gibi, 2007’de 7 milyon düzeyindeydik. 2014’de 11.5 milyon olmuştu.Geçen yıl 10.9 milyona düştük.Şimdi 2007’ye gerileme riskimiz var.
Bu düşüş hem Rusya hem de Avrupa pazarındaki gerilemeden kaynaklanıyor. Rusya’da Türkiye aleyhtarı kampanya bitmeden devam ediyor. Hatta bildiğiniz gibi Rusya bu tutumunu başka yönlere de aşırı biçimde taşıdı. Demokrasinin ne kadar önemli olduğu böyle zamanlarda daha iyi anlaşılıyor. Rus yönetimi hem bu yasaklarla hem de tek yanlı haber ve manipülasyonla Rus halkını da mağdur etti. Oysa bizim birçok ilçemizde, turistik tesisimizde Rusça yazılar halen duruyor. Yıllar boyunca oluşan kültürel ilişkilere yazık oldu. Rusya tarafı böyleyken, Avrupa tarafında da olumsuzluk devam ediyor. Türkiye’nin Avrupa’da büyük bir imaj kampanyasına girmesi gerekirken, maalesef tam tersi oldu. Türkiye hakkında olumlu haber ve yazı çıkmıyor. Tam tersine her gün başka bir sorunlu konu yazılıp çiziliyor.
Sonuç olarak Aralık ayında en kötü senaryo dediğimiz duruma adım adım geldik.
Bildiğiniz gibi, turizm geliri dediğimiz zaman, aslında ticaret, ulaştırma hepsi bir bütündür.
Türkiye’nin 2015 yılı turizm geliri31 milyar 464 milyon dolar olarak açıklanmıştır.
Antalya’nın turizm gecelemesinde payı %60’larda olduğu için, en az 14-15 milyar dolarlık bir geliri vardır.
Dolayısıyla %40-50 civarı bir gelir kaybı ilk anda 6 milyar dolardır, ama zincirleme olarak ekonomide daha fazla kayıp yaratır ve tarımı da inşaatı da etkiler. Rakamlar ortada, bu nedenle Şubat ayından bu yana diyoruz ki, bu kriz artık bütün Antalya’nın krizidir.
Şunu da unutmamak gerekir, Antalya elektronik eşyayı, motorlu taşıtı, etin ve sütün bir kısmını, mobilyayı, akaryakıtı diğer illerden, diğer illerin şirketlerinden aldığı için bu gelirin bir kısmı oralara gider. Yani 6 milyar dolar sadece Antalya'nın kaybı değildir, Türkiye'nin Antalya turizmi dolayısıyla yaşayacağı kayıptır.
Ayrıca, bu yıl hem turizmden hem de tarımdan çifte darbe yediğimizi de bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Bakın, dün, 23 Mayıs’ta Toptancı Halde ürün fiyatları şu şekilde:

Biber

Domates

Salatalık

Kabak

Patlıcan

K. soğan

Karpuz

Sıkma portakal

0.50-0.90

0.40-0.70

0.40-0.70

0.40-0.70

0.50-0.80

0.30-0.50

0.40-0.50

0.20-0.50

Bu fiyat düşüşü büyük çapta ürün bolluğuna bağlı, geçen yıl da bu dönemde fiyatlar düşmüştü, ama bu yıl ortalama daha da düştü.
Bir tablo daha vereceğim. Bu da Antalya Toptancı Hal’inde Nisan ayı bütün ürünlerin aylık ortalama fiyatıdır. Toptancı halimizde ortalama ürün tutarı veya değeri, 2012’de 1.5 lira, geçen yıl 2 lira iken, bu yıl 1 lira 21 kuruş oldu.

Ortalama kg değeri, TL

2010

2011

2012

2013

2014

2015

2016

1.04

0.93

1.57

1.48

1.32

2

1.21

Bu tablonun üzerine söyleyecek fazla söz kalmıyor. Zaten aylardır sürekli olarak bu duruma dikkat çekiyoruz. Türkiye genelinde zaten KOBİ'ler, esnaf ve tarım üreticisi zor durumda. Ama Antalya'da rakamlar daha olumsuz yönde değişiyor.

Değerli arkadaşlar,
Önceki başbakanımız Sayın Davutoğlu, turizmdeki durum için afet sözünü kullandığında biz de afet desteği gelecek diye umutlanmıştık. Ancak, KOBİ’lere, esnafa dönük bir destek maalesef getirilmedi. Şimdi yeni hükümet hızlı bir şekilde kuruldu. Hükümette hem devamlılığın sağlandığını hem de yenilemenin yapıldığını görüyoruz. Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Dış İşleri bakanlığına devam etmesi, bizim için sevindirici bir durumdur. Ekonomi yönetiminde fazla değişiklik olmaması da olumludur. Dileriz ki, ekonomi gündemi öncelikli olur, sektörel reformlara önem verilir, ayrıca, uzun zamandır beklediğimiz hızlı tren yatırımı da hızlanır. Yeni Hükümete, Sayın Başbakana hem başarılar diliyor hem de talep ve beklentilerimizi tekrarlamak istiyorum. Antalya esnafının sigorta prim ödemelerinin ertelenmesini, Antalya esnafına kredi erteleme ve yeni kredi imkânı sağlanmasını istiyoruz. Bunların yanında kira ödemelerine de bir çözüm bulunması gerekiyor. Burada mülk sahiplerine de seslenmek istiyorum. Bu zor dönemi dayanışmayla atlatmalıyız. Çok yüksek bedellerde, döviz cinsinden belirlenmiş kiralar var. Ödenemeyecek boyutta kiraların gözden geçirilmesi herkesin yararınadır.
Diğer taraftan bugünlerde Antalya'da krediler, ödemeler üzerinde çok fazla yazı ve haber çıkıyor. Mart ayı itibariyla takipteki kredi oranımız %4.3. Türkiye ortalamasının üzerinde, ancak yine de bir çok ilden düşük. İnşaat ve tekstilde belirli firmaların sorunları oranları yükseltti. Turizm sektörümüz henüz güçlü. Bu verileri biz yakından izliyoruz.

Karşılıksız çek oranına baktığımızda da bir bozulma var, ama henüz çok aşırı bir değişim olmadığını görüyoruz. Buna rağmen, bu dönemde batık krediler patladı, oteller kapandı gibi haberler yanlış ve abartılı haberlerdir. Bazen kriz var diyerek, ödeme gücü olduğu halde ödemesini yapmayan da oluyor. Kimse kriz fırsatçılığı yapıp, böyle bir tutuma girmemelidir. Şunu da ifade etmek isterim, işadamları olarak bizler ve esnaf bu krizden etkileniyoruz. Ama burada en çok sıkıntı yaşayacak olanlar işsiz kalanlar, evini geçindiremeyecek hale gelenlerdir. Daha önce Antalya’da yıllık ortalama işsiz sayısı 100 bin civarındaydı, işsizlik oranı da %10 civarındaydı. Umarım ki, işletmelerimiz direnebilir ve çok aşırı bir işsizlik dalgasıyla karşılaşmayız.

Sevgili arkadaşlarım,
Doğal olarak, bir yanda biz bu sorunlarla uğraşıyoruz, fakat diğer yanda Türkiye gündemi başka boyutlarda olmaya devam ediyor. Biz burada can derdindeyken, Türkiye’de siyasi gündem başka yöne kaydı,
Geçen yıl Yunanistan kriz yaşadığı zaman Alman tur operatörleri Yunanistan’a dönük özel programlar yaptılar, özel reklamlarla Yunanistan’ı desteklediler. Fakat bizim ilişkilerimiz mülteci konusu, vize konusu ve diğer siyasi konular nedeniyle bozulduğu için, son dönemde sempati yerine, tam tersine antipati gelişti.
Örneğin, İngiltere’de Haziran ayında AB’den çıkma oylaması var. Çıkmak isteyenler “AB Türklere vizeyi kaldırıyor, Türkiye AB’ye girecek” diye çıkmak istediklerini söylüyorlar. İngiltere başbakanı da “Türkiye ancak bin yıl sonra AB’ye girer” diyor. Almanya’da her gün Türkiye tartışması yaşanıyor.
Türkiye için diğer söylenenleri biz duymuyoruz. Eğer dünya önemli değil, ne derlerse desinler diyorsak, o zaman ihracattan, turizmden vazgeçelim. Yok eğer, turizmi ve ihracatı düşünüyorsak, dünyadaki algıya dikkat etmemiz gerekiyor.
Buradan defalarca uzlaşma ve imaj konularını gündeme getirdik. Ama Türkiye her düzeyde sürekli bir çekişme-didişme kültürüne kapılmış durumda. Uzlaşma kültürü gelişmedikçe hiç bir şey bu didişme ve çekişmeye son veremez. En iyi anayasa, en iyi kanunlar bile yapılsa, uygulama kültüre bağlıdır. Bütün sorunların çözümü demokratik hukuk devleti yolunda ilerlemekten geçer.

Değerli arkadaşlar,
Ekonomi bu yıl geçen yıla göre daha yavaş tempoda gidiyor. Otomobil satışları geçen yılın %6 gerisinde. Konut satışları rakamları bugün açıklandı, Türkiye genelinde Nisan ayında %10 düşüş gerçekleşti. Antalya'da Nisan ayı konut satışlarında kredili satışlarda sert düşüş görüyoruz, ama kredisiz satışlarda ise yükselme var. 
Yeni konut satışında düşüş, ikinci el satışında artış olması dikkat çekici.
Beyaz eşya satışlarındaki artış tek haneli olmak üzere pozitif, fakat geçen yıla göre yavaşlama var.
Perakende satışlarda yıllık reel artış yüzde 4 civarında. Yani iç piyasada %4’e yakın büyüme devam ediyor. Şu anda halen faiz düşsün tartışması devam ediyor. Halen faizin düşmesi için enflasyonun düşmesi gerektiği ve ülkenin risk priminin düşmesi gerektiği anlaşılmıyor. Dünya ekonomisi yavaş yavaş toparlanıyor. ABD’de faiz artışı Haziran’da olmasa, Eylül’de gelecek. Biz içerde faizi zorlamayla düşürürsek, dövizden darbe yiyeceğiz.
Merkez bankası ortalama faizi 2014 yazından bu yana 8 ile 9 arasında, ama bankaların ticari kredi faizleri %14 etrafında sabitlenmiş gibi. Konut kredisi faizi de ticari krediye yakın düzeyde. Bankalar şu anda merkez bankasından çok Fed'i bekliyorlar.
Aslında, Merkez bankası faizleri 3-4 puan düşürse, hem kredi faizlerinin çok düşmeyeecği görülmüş olur hem de belki o zaman yapısal reformlar gündeme gelir.
Komiteler toplantımızda da verileri gösterdim ki, büyüme bölgeler arasında, sektörler arasında, KOBİ’ler ve büyük şirketler arasında dengeli değil. Bu pastada payını artıranlar da var, kaybedenler de var.
Türkiye’de yatırımlar enerji sektöründe, ticaret ve hizmet sektöründe yoğunlaşıyor.Sanayi yatırımlarında yavaşlama görüyoruz.Biraz parası olan, bir masa ve telefonla işyeri kurup ticarete giriyor.Bakıyorsunuz tabelada otomotiv ve emlak şirketi yazıyor.
Az sermaye gerektiren işlerde küçük küçük şirketler, bazıları merdiven altı, bazıları kayıtdışı olarak aşırı yığılma oluyor. Birçok kişi aynı anda 4-5 sektörde faaliyet gösteriyor. Bir tarafta verimlilik zayıf kalıyor ve markalaşma olmuyor, diğer tarafta da fiyat rekabeti yüzünden herkes kaybediyor.
Bunun düzelmesi için Türkiye’nin sanayi sektöründe yeni hamleler yapması, her sektör için ciddi kalite standartları getirmesi gerekiyor.  Bir gün sıra bu konulara gelir mi bilmiyorum.

Değerli arkadaşlar,
Koşullar ne olursa olsun, bizlerin karamsar olma, yerimizde oturma hakkımız yok.Her gün her aşamada, elimizden geleni yapmak zorundayız.
Geçen hafta Fransız gazeteciler ile biraraya geldik. Yusuf bey ve Mustafa beyle birlikte onlara Antalya’nın güvenlik sorunu olmadığını anlattık. Antalya’yı ve Türkiye’yi anlatıyoruz, ama bunu bizim yapmamız yetmez.Bunun bir devlet politikası olarak yapılması gerekiyor.Geçen ay söyledim. Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız dünyanın her yerinden yüzlerce, binlerce gazeteciyi davet edip, büyük basın toplantıları yapmalı, dünya kamuoyuna hitap etmelidirler.
Oda olarak, Antalya olarak, Antalya’nın kurumları olarak başka çalışmalar da yapıyoruz.
Antalya Alışveriş Festivali Haziran ayında başlıyor. Antalya Tanıtım A.Ş. olarak aylar süren bir çalışma sonucunda bir ilki gerçekleştiriyoruz. Biz bugüne kadar bir etkinliğe ayrılan en büyük bütçeyi Alışveriş festivaline verdik.
Festival kapsamında Antalya’da bir işyerinden kredi kartıyla en az 25 liralık alışveriş yapan herkes çekiliş hakkı kazanacak. 7 otomobil ve başka hediyeler çekilişle verilecek.
23 banka ile anlaşma yapıldı. Yusuf Bey arkadaşımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Ayrıca, esnafa yük olmamak için çekiliş kuponu vermek yerine kredi kartıyla yapılan satışlara doğrudan çekiliş öngördük. Sadece festival reklam afişi veya kitleri isteyen işyerine düşük bir ücretle verilecek.
Oda olarak Alışveriş festivalinin ana sponsoruyuz. İster ATSO üyesi, ister AESOB üyesi olsun, tüm esnaf bu festivalden yararlanacak. Biz, kendi üyelerimizle birlikte, tüm Antalya ticaretine canlılık getirmek istiyoruz. Alanya ve Manavgat Odalarımız da katkı yapıyorlar.
Bütün Antalya kurumlarından, esnaf odalarından da destek bekliyoruz.
Büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri ve diğer kurumların mutlaka bu festivale katkıları olacaktır. Antalya’nın böyle bir dönemde her alanda birlik ve beraberlikle gayret göstermesi, çalışması gerekiyor.
Kent merkezine canlılık kazandırmak adına bir çalışma daha yürütüyoruz. Yaptığımız görüşmeler sonucunda, Türkiye’nin önemli tur operatörlerinden MTS Globe, Andy Warhol’un eserlerinin sergilendiği Antalya Kültür Sanat’ı tur programına dâhil etti. ASKA Lara Otel de tatilciler için Kundu’dan Antalya Kültür Sanat’a ücretsiz servis koydu. AKS’ye gelen turist o bölgeye de canlılık katacaktır. Bu vesile ile MTS Globe ve ASKA Lara Otel’in değerli yöneticilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Bunların yanı sıra, 12. Çiçek festivali de her yıl olduğu gibi bu yıl da kent merkezine farklı bir hava kattı. Antalya kent merkezi bu yıl da çiçeklerle renklendi. Artık Antalya gelenekselleşmiş bir festival kazandı diyebiliriz. 
Diğer taraftan Belediyelerimiz de ardı ardına festival ve etkinlikler düzenliyorlar.
Yörük festivali, Kaleiçi festivali, tiyatro festivali, spor etkinlikleri ardı ardına yapılıyor. Bu faaliyetler ve gayretler için herkese teşekkür ediyorum. Bu arada güzel bir gelişme daha var.
Antalyaspor Eto’nun öncülüğüyle bir dünya karması maçı için çalışıyor. Eğer bir aksilik olmazsa Messi gibi ünlü futbolcular Antalya’ya gelecek. Bu da güzel bir gelişme, Eto’ya ve Antalyaspora gayretleri için teşekkür ediyorum.
EXPO şu ana kadar arzu ettiğimiz canlanmayı sağlamamıştır. Alanda halen eksik ve aksak yönler bulunmaktadır. Buna ragmen, şunu özellikle vurgulamak isterim ki, EXPO şu anda Türkiye’nin en güzel cazibe alanıdır.  Çin ve Tayland bahçeleri, teknoloji merkezi, 3 boyutlu sinema, belediyeler sokağı, tarım müzesi, bitki heykelleri ve yapılan etkinlikler gerçekten görülmeye değerdir. Türkiye’de herkes, gelip EXPO’yu görmelidir. Özellikle çocuklar mutlaka görmelidir. Bütün belediyeler EXPO turları düzenlemelidir. Seyahat acentaları EXPO turları yapmalıdır.
Tabii ki,  EXPO’dada artık bütün çalışmaların bir an önce tamamlanması, eksiklerin giderilmesi gereklidir.  Avrupa’ya ve Türkiye’ye dönük bir tanıtım kampanyasının başlaması gereklidir.
Önümüzde Ramazan ayı durgun geçebilir, ama bayramlar bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bayram günlerinde EXPO programına önem verilmelidir. Ramazan bayramı tatili uzatılmalı ve şimdiden ilan edilmelidir. Kurban bayramı zaten hafta içi Cuma günü de tatil olur diye düşünüyorum. Özellikle bayram günlerinde EXPO etkinlikleri olmalıdır. Bayramların Antalya’ya katkı sağlayacağına inanıyorum.

Değerli arkadaşlar,
Bütün amacımız kent merkezinin, sosyal hayatının ve ticaretin canlı olmasıdır. Bu kadar etkinlik Antalya yaşasın, canlı olsun diye yapılıyor. Biz de bu etkinlikleri ticaret canlansın diye destekliyoruz. Ancak, sadece bizim çabamız yetmez. Burada esnafın kendisi de aktif olmalıdır.
Bir alışveriş merkezinde herkesten para toplanıp çekilişler, etkinlikler yapılıyor. Biz bunu bedelsiz yapıyoruz, ama en azından aktif katılım olmalıdır. Bizim kurumlar olarak bunların dışında mucize üretme imkânımız yok. Bu vesile ile esnafımız da vitrin düzenlemelerini, fiyat etiketlerini gözden geçirilmelidir.
Şimdi, Antalya’da büyük kayıp yaşıyoruz, ama şuna da dikkatinizi çekeyim. Bu yıl 7 milyona yakın yabancı turist yine de gelecektir.4-5 milyona yakın yerli turist de gelecektir. Yerli turist tatil yapmaya geliyor, toplantılara geliyor. Antalya’da gerek kamu kurumları gerekse şirketler sayısız toplantılar yapıyorlar.
Kendi nüfusumuzu, ikinci evi olanların nüfusunu da eklerseniz, 15 milyona yakın bir müşteri kitlesi Antalya’dan geçiyor. Böyle bir pazar, İstanbul dışında hiç bir ilimizde yoktur. Ama buna rağmen bu rakamlar bize yetmiyor, çünkü biz hep hızlı büyümelere alıştık. Yatak kapasitemiz sınırsız arttı, işyeri sayısı kontrolsüz arttı.

Antalya’ya gelen herkes de gelip alışveriş yapmıyor. Biz istiyoruz ki, çok turist gelsin, zengin turist gelsin, bizim dükkana da uğrasın, ne bulursa alıp gitsin, ama gerçekler böyle değil.Bu nedenle esnafımız bütün bu etkinliklerin en büyük destekçisi olmak zorundadır.
Burada şu hususa dikkat çekmek istiyorum.
Genişletilmiş müşterek komiteleri toplantısında sanayi 4.0 gibi konuları boşuna seçmedik. Sayın Rüştü Bozkurt bunun sadece sanayiyle sınırlı olmadığını anlattı. Sanayi 4.0 bir çağın, bir dönemin adı. Her dönemde sadece sanayide değil, ticarette de kurallar değişiyor.
Rüştü Bey, sanayi 1.0’dan 4.0’a uzanan evreyi anlatırken analitik kelimesini kullandı. Analitik düşünme, sistemli düşünme, keşfetme, verileri inceleyerek neden sonuç ilişkilerini anlamak demek. Burada hem hatırlatayım hem de katılmayan arkadaşlara da aktarmış olayım.

 

Analitik (işadamı) 0.0

Babadan kalma yöntemlere devam etmek

 

 

Sanayi 1.0 Buhar enerjisiyle makina kullanımı

Analitik  (işadamı)1.0

İş kayıtlarını, üretim, satış, maliyet verilerini tutan ve izlemek

 

Sanayi 2.0 Elektrik enerjisiyle seri üretim

Analitik (işadamı)2.0

Kendi verilerinden, sektör ve ekonomi verilerinden, Türkiye ve dünya verilerinden bilgi üretme, uzmanlık hizmeti almak, AR-GE

Sanayi 3.0 Bilgisayar ve internetle otomasyon

Analitik (işadamı)3.0

Bilgiyi iş sürecine katmak, yenilik yapmak ve yenilikle rekabet avantajı kazanmak

Sanayi 4.0 Fiziksel ve dijital ortamların birleşmesi, akıllı makina, akıllı işletme, makina ve robotların ların kendilerini yönetmesi

Analitik (işadamı) 4.0

Akıllı-mobil üretim ve akıllı-mobil satış

Ben şöyle söyleyeyim. Sadece iş kayıtlarını tutup, arttı, azaldı diye bakıyorsak, halen sanayi 1.0 dönemindeyiz demektir.
Bilgi üretiyorsak, yani müşteri kitlemizi analiz ediyorsak, satışımız neden düşüyor, neden artıyor diye inceleyip önlem alıyorsak, sanayi 2.0 dönemindeyiz. Ar-ge ve bilgiye dayalı yenilik yapıyorsak sanayi 3.0’a geçmişiz demektir.
Rüştü beyin sunumundan sonra birçok arkadaş, kendisinin 1’de olduğunu söyledi.Şu anda bir tarafta akıllı telefon üzerinden müşterisini izleyen, müşteriyi yönlendiren sistemler var. İnternetle veya bir mağazada bir ürün alıyorsunuz, anında cep telefonuna onunla ilgili başka bir ürünü de size tavsiye ediyorlar. Eskiden mağazalar iyi müşterilerine özel davetler yaparlardı, şimdi artık herkes özel müşteri.
Bir ürün dünyanın neresinde kaça satılıyor, cep telefonundan anında görüyorsunuz. Şimdi bu dijital dünyada olmayıp, dükkânda oturup müşteri bekleme dönemi bitiyor, bitecek. Yani, turist elbette önemli, ama bu konu en az turist kadar önemli.
Bir küçük dükkâna yılda 200 bin dolar kira ödeyen arkadaş, 2 bin doları ar-geye, eğitime, yenilik yapmaya, risk analizine, web sayfası geliştirmeye, sosyal medya kullanmaya harcamıyorsa olmaz. Sosyal medya derken tweet atmayı kastetmiyorum. İşletmenin sosyal medyada kendisini tanıtmasını, reklamını yapmasını kastediyorum.
Komiteler toplantımızda Özgür hoca ülkelerin ar-ge harcamalarını gösterdi. İsrail, Güney Kore mili gelirin %4’ünü harcıyorlar. ABD %2.8’ini harcıyor. ABD’nin %2.8’i, 600 milyar dolara yakın harcama anlamına geliyor.Ç
Türkiye ise ar-geye 7 milyar dolar harcıyor. AR-GE harcaması sadece devletin işi değil, özel sektör, işletmeler de ar-geye para harcamalı.
Sektörel olarak baktığımızda bilgisayar, iletişim  ve yazılım sektörü, otomotiv sektörü, petrokimya, demir-çelik, elektronik sektörleri yapıyor. İnşaat, ticaret, konaklama, sağlık gibi sektörlerde ar-ge çok zayıf.
Dünyada ülkeler ar-ge yapmak için birleştiler. Avrupa Birliği ar-geyi birleştirdi. Dünyada büyük şirketler ar-gelerini birleştirdiler. Yani rakip firmalar bile ortak ar-ge yapıyorlar. Çünkü arge ye çok para harcamanın yanı sıra sinerji yaratacak şekilde örgütlemek de önemli. Bir arge bir firmada yapılıp orada kalıyor ve arge zincirine dâhil edilmiyorsa anlamlı değil. Ama biz daha ar-ge yapma aşamasına bile gelemedik.
Biz ar-ge ve uzun vadeli fizibilite yapsaydık, bu kadar otel yapmazdık. Yenilik yapsaydık tek ürüne ve iki pazara bağlı kalmazdık. Bilgi üreten bir toplum olsak başka şeyler de farklı olurdu, bu krizler de olmazdı.

Sevgili arkadaşlarım,
Son olarak komitelerimizden gelen az konu olduğunu söylemek istiyorum. Kırtasiye grubumuz Antalya müzesinin karayolları bahçesini içine alacak şekilde büyütülmesi önerisinde yeterli gelişme olmadığını söylüyor. Biz bu konuyu konuşmakla kalmadık, bakanlıklara yazılar da yazdık. Karayollarından gelen yazıda o alanın lojmanlara ait olduğu yazılıyor.
Biz de zaten kent merkezinde kamuya ait lojman, sosyal tesis gibi yerlerin ya yeşil alan, ya da müze gibi kültür amaçlı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştik.
Yıllar önce hükümetler lojman uygulamasına son vereceklerini açıklamışlardı. Bu çağda, özellikle de kent merkezinde bu tür imtiyazlara artık ihtiyaç yoktur. Elbette, bu tür yerlerin özelleştirilmesini, satılmasını ve özel amaçlı kullanılmasını da savunmuyoruz. Bizim arzumuz kente değer katacak biçimde kente kazandırılmasıdır. Bu konuda Kent Konseyi, Mimarlar Odası ve diğer STK’larımızdan da bu konuda destek bekliyoruz.
Kent merkezinde Suriyeli mültecilerin dilencilik yaptıklarına ilişkin şikâyetler artıyor. Kimliği, suriyeli olup olmadığı önemli değil, Antalya’da dilenci olmamalıdır, hatta Türkiye’de olmamalıdır. Gerçekten geliri olmayan, aç ve açıkta olan bir kişi varsa, Suriyeli mülteci de olsa, devlet ona yardım etmek zorundadır. Hukuken mülteci kabul eden bir devlet barınma, yemek sorunlarını da çözmekle yükümlüdür. Dolayısıyla bu konuda mutlaka önlem alınmalıdır.
Burada gündeme getirmek istediğim birbaşka konu Havalimanımızda iç hatlar terminali yolcu giriş ve çıkış yerinin durumu. Özellikle çıkış yeri, otomobillerin park kurallarına uymaması, yolcu çıkışında yaya geçidine saygı gösterilmemesi, sürücülerin yolu kapayarak yolcu alması, Antalya’ya yakışmıyor.
Oradan yüzbinlerce turist de geliyor ve insanlar neye uğradığına şaşırıyor. Kavga eden sürücüler, korna sesleri bir karmaşa yaratıyor. Park ücreti vermek istemeyenler girişi tıkamaya devam ediyorlar. Lütfen burada sıkı denetim ve disiplin getirilsin.
Emniyet müdürlüğümüze de konuyu iletmiş olayım. Antalya’ya ayak basılan yerde düzgün bir ortam olmalıdır. Antalya’da park disiplini zaten yok, ama hiç olmazsa havalimanında disiplin sağlayalım.
En son konu olarak iki belediyemizin faaliyetini dile getireyim. Kepez Belediyemiz macera ormanı projesini hizmete açtı. Döşemealtı Belediye başkanımızda Kırkgöz’ün milli park olmasını önerdi. Bu milli park önerisini gönülden destekliyorum. Kamulaştırma olmalı ve Kırkgöz su kaynağı korunmalıdır.
Konuşmamı burada bitiriyorum.
EXPO için zamana ihtiyacımız olacak, çünkü oldukça geniş bir alan, görülecek çok şey var.
Sözlerimi bitirirken, sizlerin, üyelerimizin Ramazan aylarını şimdiden kutluyorum. Ramazan ayının işlerinize canlılık getirmesini diliyorum. Turizmde de olumlu bir değişim olmasını diliyorum. Hepinize teşekkürlerimi sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Yörex Yöresel Ürünler Fuarı
  • Antalya Shopping
  • Vitrin