ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter
Youtube
İnstagram

ATSO Haziran Ayı Meclis Konuşması

21 Haziran 2016 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı


Sayın Başkan,
Sayın Divan,
Çok Değerli Meclis Uyeleri,
Değerli Medya Mensupları,
Sevgili arkadaşlarım,

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, sizlerin ve üyelerimizin Ramazan ayını tekrar kutluyorum. Ramazan ayında bütün üyelerimizin dualarının kabul olmasını diliyorum.
Meclisimizin yeni başkanını ve başkan yardımcısını da tekrar kutluyorum. Meclis başkanlığı seçiminde Meclis olarak sergilediğimiz birlik ve beraberlikten dolayı da hepinizi kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Bu meclis bugüne kadar her zaman bu sorumlulukla, saygı ve nezaketle çalışmıştır. Bu nedenle sizlere samimi olarak teşekkür ediyorum.

Bugün kadın girişimci ödül törenimiz de var. Bu nedenle hem ödül alan girişimcileri hem de Kadın Girişimci Kurulumuzu kutluyorum. Antalya Kadın Girişimciler Kurulu gerçekten her zaman son derece aktif, yaratıcı bir biçimde çalışmalarına devam ediyor. Kimse kusura bakmasın, ama bazen kadınlar, erkeklerden daha fedakar, daha yapıcı, daha disiplinli çalışıyorlar. Keşke Türkiye’de her alanda böyle aktif olabilseler. Kurul başkanımıza, yönetimine, jüri üyelerimize ve bütün kadın girişimcilerimize tekrar teşekkür ediyorum. Girişimcilik konusunda gerek Kurullarımız gerekse eğitim programlarımızla aktif biçimde çalışıyoruz. Şimdi “Benim İşim Benim Geleceğim” programı kapsamında simülasyonlu ve mentor destekli yeni bir eğitime başlayacağız. 19-29 yaş arasında işsiz olan 20 kadın ve 20 erkek gencimize eğitim vereceğiz.

Sevgili arkadaşlar,
Bugün, buradan bir başka teşekkürüm daha olacak. Bildiğiniz gibi, Antalya Valiliği’nde bir görev değişikliği oldu. Sayın Muammer Türker ayrıldı ve Sayın Münir Karaloğlu göreve başladı. Antalya, valiler bakımından her zaman şanslı bir ildir.   Sayın Muammer Türker sevilen bir valiydi, kendisine hizmetleri için teşekkür ediyor ve bundan sonraki görevlerinde başarılar diliyoruz. Sayın Karaloğlu’nu yönetim kurulu olarak ziyaret ettik ve bundan sonraki meclis toplantımıza davet ettik.  Gerçekten çalışkan, kararlı ve tecrübeli bir vali olarak Antalya’ya çok şey kazandırabileceğine inanıyorum.
Sayın Vali’nin, çevre konusundaki beyanatında “ben ildeki çiçeklerin, kuşların, balıkların da valisiyim” sözüyle çevreci yönünü öne çıkarmasından da çok mutlu olduk. Antalya’nın çevre konusunda vizyonunu güçlendirmesi, Alakır nehri gibi zenginliklerini, ormanlarını koruması gerekiyor.
Maalesef son günlerde kuru sıcaklar nedeniyle orman yangınları yaşıyoruz. Bu yangınların bir kısmı, ormanlık bölgelerde gelişigüzel atılan cam şişelerin mercek gibi yüksek ısı ve ateş yaratmasından kaynaklanıyor. Hem bu davranışları önlemek hem de yangınlara hızlı müdahale için altyapı kurmamız gerekiyor. Umarım büyük felaketlerle karşılaşmadan bu sıcakları atlatırız.

Değerli arkadaşlarım,
Sadece ormanlarımızda değil, aynı zamanda Antalya ekonomisinde, bazı sektörlerimizde de yer yer yangın yaşıyoruz. Konuşmama başlarken, Ramazanda bütün üyelerimizin dualarının kabul olmasını diledim. Çünkü işimiz biraz duaya kalmış görünüyor. Aralık ayından bu yana yazmadığımız, söylemediğimiz kalmadı, fakat maalesef işler iyiye gitmedi.
Aralık ayında krizin boyutunun 8-9 milyar dolara çıkabileceğini yazdığımızda bazı kurumlar inanmamıştı. Şubat ayına geldiğimizde yetkililer Rus turistlerin mutlaka gelmeye devam edeceğini, 2.5 milyon Rus turist geleceğini söylüyorlardı.
Turizme ilk destek planı Şubat’ta açıklandı, ama yürürlüğe girmesi iki ay sürdü.Şimdi uçak desteğinde artış yapıldı, ama Haziran ayı beklendi.Artık zaten zaman da kalmadı.
Burada bir noktayı vurgulamak istiyorum. Gerek uçak desteği, gerekse turizmde kredi erteleme desteği elbette önemli desteklerdi. Bugüne kadar gündeme gelmemiş desteklerdi. Ancak, yaşadığımız kriz karşısında çok daha dinamik olunmalıydı, uygulamalar daha erken başlamalıydı.
Bu yıl, özel tanıtım kampanyaları, özel promosyon kampanyaları yapılması gerekirdi. Ayrıca, direkt tarifeli seferler konmasını talep etmiştik, ama olmadı.
Artık rakam konuşmanın anlamı yok. Ama durumun anlaşılması için, birkaç rakam vereyim. Geçen yıl Haziran ayında Antalya’ya dış hatlardan gelen uçak sayısı 8 bin olmuştu. Bu yıl Haziran ayının birinci yarısında 1800 civarı.
Turist sayısındaki 5.5 aylık düşüş %45, ama son günlerde, günlük olarak kaybımız %60’a yaklaştı. Fiyatlarımız zaten dip yapmış durumda. Antalya’nın döviz ve gelir kaybı Türkiye ekonomisini etkileyecek boyuta geliyor.
Turizmde bizim kadar zorlanan başka yer ve bölge yok. Ege bölgesi iç turizme çalıştığı için orada bizdeki kadar sorun olmadı. Bizde özellikle Rusya’ya bağlanmış yerler ve oteller büyük sıkıntı yaşıyor.
Tarım sektöründe üretimin en bol olduğu Nisan ve Mayıs aylarında ortalama ürün değeri %25 ile %41 arasında düşmüştür. Salatalık gibi bazı ürünlerin fiyatı 25 kuruşa inmiştir. Tarım sektörümüzün geçen yıla göre gelir kaybı 1 milyar lirayı aşmıştır.  Allah üreticinin yardımcısı olsun. 
Tarım üreticileri bu kaybı sineye çektiler,  fakat özellikle ticaret sektöründen sürekli olarak telefonlar geliyor, sesimiz duyulmuyor, eylem yapalım diyorlar. Kemer’de Esnaf odası başkanı öncülüğünde yazarkasayla eylem yapıldı. Alanya esnafı turist duasına çıktı ve tepkilerini demokratik biçimde dile getirdiler.
Kundu’da ise imitasyon denetiminde, yol kapatma gibiistenmeyen olaylar çıktı. Yol kapama eylemi olunca güvenlik kuvvetleri de mecburen olay yerine gitmişler. Bu da yanlış anlamalara neden oldu. Hatta Emniyet güçlerine haksızlık oldu.  Dolayısıyla bütün esnafımız tepkilerini ortaya koyarken itidalli olmalı, turizme ve ticarete zarar verecek görüntülerden sakınmalıdır. Bunun yanında bu dönemde sosyal tepkiye herkes dikkat etmeli, denetim kurumları da hassasiyet göstermelidirler.

Ben, Şubat Meclisinden bu yana Antalya esnafına destek verilmesi gerektiğini tekrarlıyorum.
22 Şubat’ta önceki başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun ifade ettiği afet desteklerini halen bekliyoruz.
Bu konuda konaklama sektörüne kredi ertelemesi getirildi, ama tedarikçi sektörlere, esnafa dönük bir önlem gelmedi. Aylardan bu yana turizme girdi sağlayan tarımcının, üreticinin, inşaatçı, makinacı, tekstilcinin, ulaştırma sektörünün zor durumda olduğunu söylüyorum.
SGK verilerine göre daha Mart ayında Antalya’da 5 bin esnaf ve 5 bine yakın tarım üreticisi SGK’dan çıktı. Kapanan büyük oteller de var.
Bıçak kemiğe dayandı ve kemiği kesiyor.
Antalya’ya artık bir afet desteği gerekiyor.
Bu çerçevede, bu kürsüden beşinci defa tekrar ediyorum.
Antalya esnafı için SGK primi, vergi, kredi borcu ertelemesi getirilmeli ve bu borçlar birkaç yıllık vadeye yayılmalıdır.
Kamu bankaları kanalıyla faizsiz kredi desteği getirilmelidir. Şu anda banka kredilerinde sorun yaşanmaktadır, kredi alımı ciddi ölçüde zorlaşmıştır. Bu dönemde finansman sorunu iyice artmaktadır. Dolayısıyla kredi desteği çok önemli bir konu haline gelmiştir.
Bunlar Devletin gücünün, imkanlarının yeteceği önlemlerdir. Dolayısıyla buradan rica ediyorum. Hükümet Antalya’yı özel olarak gündeme almalı ve bir destek programı hazırlanmalıdır. 
Ayrıca, iç turizmin canlandırılması için çalışanlara tatil kredisi ve özel kampanyalar da yapılabilir.
İstihdam desteği de bir başka önemli konudur. Geçici istihdam desteği yönünde bir uygulama başlatıldı, ama kim ne kadar yararlandı bilinmiyor. 37. grubumuz ve 48. grubumuzda, istihdam desteği ve işsizlere destek konusunda çeşitli önerilerde bulunmuşlardır. Yusuf bey ve sektörden arkadaşlarımız istihdam desteği konusundaki durum hakkında bilgi verebilirler.

Değerli arkadaşlar,
EXPO’nun turizme ve ticarete katkısını bekliyorduk. İki ay geçti, halen eksikler giderilemedi. Temmuz-Ağustos sıcaklarında çok fazla verim alamayız, sonra da iki ay kalacak.
Artık eleştirmenin anlamı yok, bundan sonrasını kurtarmak için hepimiz gayret etmeliyiz. Bakanlık ve Antalya olarak, EXPO’da eksiklerin tamamlanması, Türkiye ve Antalya’dan daha fazla katılım olması için çabalarımıza devam etmeliyiz. EXPO’nun bundan sonrasını da şimdiden düşünmeye başlamalıyız.  Örneğin bir bilim ve sanat köyü gibi bir konsept şimdiden düşünülebilir ve bu yönde4 adımlar atılabilir. 

Turizmle ilgili birkaç olumlu adım ve gelişmeye de dikkat çekmek istiyorum.

Ramazan bayramı hem EXPO hem de Antalya’da canlılığa katkı yapacaktır. Bayram tatilinin uzatılmasını ve erken açıklanmasını talep etmiştik. Bu yapıldı ve nisbeten erken açıklandı, eskiden son hafta açıklanırdı. Bu nedenle teşekkür ediyoruz.
Gerçekten, Bayramda iç turizm sayesinde birçok otelimiz tam kapasiteye ulaştı. Dış turizmdeki sıkıntı iç turizmde bir fırsat oldu. Turizm sektörümüz iç turizm için fedakarlık yaptı, dünyada bu kalitede bu fiyatta oteller bulunamaz. Dilerim ki, Antalya’da bir parça canlılık olur.
Bir başka güzel gelişme, Land of Legends projesidir. Belek’teki otel ve eğlence parkı projesi gerek konsept gerek mimari olarak gerçekten önemli bir yatırımdır.
Yer olarak tartışma konusu olmamıştır. Turizmi çeşitlendiren ve bölgenin cazibesini artıran bir projedir. Antalya turizmine katkı yapacağına inanıyorum ve proje sahiplerini kutluyorum.
Ayrıca, Sayın Menderes TürelBakanlık desteğiyle yurtdışında PR çalışmaları başlatmıştır. Son derece isabetli bir çalışmadır: Almanya’da Bild gazetesinde Türkiye ve Antalya hakkında olumlu yazılar yayınlanmıştır. Alman tur operatörleri Antalya için çaba harcamaktadır. Bunlar da güzel gelişmeler.
Yurtdışında PR çalışmalarının Hükümet tarafından da ayrıca, çok daha kapsamlı bir biçimde yapılması gerekir. Ben daha önce Putin’in yaptığı basın toplantısını örnek vermiştim. Böyle bir dönemde dünyanın en büyük basın kuruluşlarından yüzlerce gazeteci ve televizyoncu Türkiye’ye dacet edilmeli ve dünya kamuoyuna dönük mesajlar verilmeliydi.
Çünkü, turizmde sorun, Ankara ve İstanbul’daki terör saldırılarından ibaret değildir. Dünyanın İslam ülkelerine, Müslümanlara bakışı değişmektedir.
ABD ve Avrupa’daki terör eylemlerinden, gençlerin radikalleşmesinden Müslüman ülkeler sorumlu tutuluyorlar.
Böyle bir dönemde Türkiye ile ilgili dünya basınında çıkan haberler de olumlu olmuyor.
Türkiye haberleri ya terör oluyor ya da değişik bir söz olabiliyor. Son olarak bir üniversite hocasının “namaz kılmayanlar hayvandır” söz sosyal medya ile dünyaya yayıldı. Bakın bu bir Bangkok medyası manşeti :
Türk akademisyen, devlet televizyonunda namaz kılmayan insanlar hayvandır, dedi yazıyor.
Aynı Haberin Fransa’daki yansıması da benzer şekilde…

Bu tür sözler gençleri radikalleşmeye ittiği için doğrudan şiddetle, terörle ilişkilendiriliyor. Bunu söyleyen hoca, dünyada 7 milyar kişinin %80’lik çoğunluğunun, Budist, Hristiyan gibi değişik dinlerden olduğunu bilmiyor olmalı.

Diğer yanda bir gazete yazarı çıkıyor, "metroda kadın vagonları ayrı olsun, tacize uğramak isteyenler erkeklerin olduğu vagona gitsinler" sözünü sarfediyor.
Orlando katliamı dünyanın her yerinde protesto ediliyor. Bizdeyse aleni tehdit ediliyor. Bunlar da dünyada yazılıyor.
Geçen hafta İstanbul Beyoğlu’nda bir İngiliz grubunun albümünün tanıtımının yapıldığı yer basılıyor. O arada iki Kore’li insan da tartaklanıyor. Biz konuşmuyoruz, ama dünya konuşuyor.
Bütün bunlar dünya televizyonlarında, gazetelerinde manşet oluyor. Bu manşetlerden birkaç örneği burada gösterelim. Bunun gibi yüzlerce örnek bulunuyor.
Bakın Amerika, Almanya, hatta Malezya’da önemli gazete ve televizyon kanallarından başlıklar. Türkiye’de radiohead müzik grubunun tutkunlarına İslami saldırı yapıldı deniyor. İngiltere ve Fransa’dan Kore’ye kadar, gazetelerde, televizyonlarda, müzik sitelerinde yazılıyor ve o anın filmi de youtube’dan dünyaya yayılıyor.

Reports: RadicalIslamistsattackRadioheadlisteningparty in Turkey
www.usatoday.com/...islamists-attack-radiohead...turkey..
 
British rockbandRadioheadslamsIslamistattack on fans in Istanbul ...
www.dw.com/...radiohead...islamist-attack...fans.
 
Islamists Attack RadioheadFansInTurkey - malaysiandigest.com
malaysiandigest.com/.../617482-islamists-attack-radiohead-f.
 

Bunu daha önce de söyledim. Turist gelsin, ihracatımız artsın istiyorsak, dünya standartlarına sahip olmamız gerekiyor. Eğer, dünya ne düşünürse düşünsün diyorsak, o zaman turist beklemekten, yabancı yatırım beklemekten vazgeçelim.
Geçen Mecliste İngiltere’deki Türkiye tartışmasını söylemiştim. Son haftalarda İngiltere’de Türkiye ile ilgili yine ağır sözler söylendi. Almanya ile zaten köprüler atıldı. ABD’nin bizi sırtımızdan hançerlediğine inanıyoruz. Rusya’nın bölücü terörü desteklediğine inanıyoruz. Yunanistan ile sorunlarımız devam ediyor. İran’la Suriye’de karşı karşıyayız. Çin ile aramızda Uygur Türkleri ve Müslüman nüfus nedeniyle sorun var.
Bütün dünyanın bize düşman olması için bir neden olamaz. Dünyaya açılmak, dünyayı anlamak, kendimizi anlatmak, kendi kendimize de bir bakmak zorundayız. Sayın Başbakan bu konuda düşmanımızı azaltacağız, dostlarımızı artıracağız diye farklı bir yaklaşımın sinyalini verdi. Şimdi Rusya ile bir biçimde ilişkilerin onarılması için büyük çaba harcanıyor. Böyle bir politika izlenmesi hem ekonomi hem de dış politika açısından gereklidir.
Ayrıca kendi içimizde de gerilimi düşürmek, sevgi ve saygıyı yüceltmek zorundayız. Dün İstanbul’da 1 liralık bir tartışma yüzünden cinayet işlendi. Milli takımımızın yenilgisi bile aşırı tepkilere yol açıyor.
Gerçi, futbolumuzda transferler ve ücretler Euro cinsinden, son dönemde oyun kalitesi ise TL cinsinden oldu, ama bu kişilerle değil, sistemle ilgili bir konudur. Umuyorum ki, bu akşam sürpriz bir sonuç alınır ve milli takım devam eder.
Ama yine de Türkiye’de eğitimin kalitesi, spor kültürü, ekip çalışması kültürü, amatör ruhun kaybolması, Federasyon yapısı gibi birçok konuyu tartışmadan kişileri suçlamak yanlıştır. Özellikle de hakaret etmek çok ayıptır.
Maalesef bu nefret, hakaret, tehdit kültürü sosyal barışı bozar hale gelmiştir. Birbirimizi suçlayarak, ayrışarak bir yere varamayız. Herkesin huzuru, güveni, sevgiyi, saygıyı artıracak yönde davranmasına ihtiyacımız var.

Değerli arkadaşlar,
Antalya’da biz turizm ve tarımdan dolayı sorun yaşarken, ülke ekonomisinden farklı sinyaller geliyor. İlk çeyrekte büyümenin %4.8 gelmesi, işsizlikte az da olsa düşüş olması, mayıs ayında KDV tahsilatında Türkiye genelinde ve Antalya’da %20’ye yakın artış olması, beklenenden daha iyi veriler gösteriyor.
Ancak, diğer taraftan, sanayi ve tarımda istihdamın düştüğünü görüyoruz. Sanayide üretim artmış, istihdam azalmış. 
İstihdam artışında  iki ilginç durum görülmektedir. 
Birincisi, Şubat ve mart ayları arasında Türkiye'de işveren sayısı 71 bin artmış görünüyor.
Esnaf sayısı artsa anlaşılması daha kolay olur, ama esnaf sayısı 16 bin artmış. Bir ayda bu boyutta işveren sayısı artışı nerede, hangi sektörde olmuş, TUİK açıklasa iyi olur.
İkinci olarak da kayıtdışı istihdam da ciddi artış görüyoruz. Şubat ve mart arasında kayıtdşı 370 bin kişi artmış. Bunun 63 bini işveren, 182 bini esnaf, 202 bini ücretli çalışan. tarımda kayıtdışılık azalırken, diğer tarafta sıçrama olmuş. Bu da ya ekonomik sıkıntıdan ya da asgari ücret artışından kaynaklanabilir diye düşünüyorum.
Bunun dışında istihdam daha çok, eğitim, sağlık ve diğer hizmetlerde, özellikle de kamuda artmaktadır. 
Son dönemde dövizde ve faizde dış dünyadaki gelişmelerden dolayı geçici bir rahatlık yaşıyoruz. Petrol ve emtia fiyatlarında düşüş cari açıkta düşüş yarattı, ama şimdi fiyatlar artmaya başladı. Turizmdeki gelir kaybı önümüzdeki dönemde döviz gelirinde ciddi ölçüde hissedilecektir.
Ayrıca, gerek büyüme gerekse piyasadaki durum için birkaç rakam da paylaşayım.

İç piyasa beyaz eşya satış artışları

4 ay-%

Nisan-%

İhracat artışı-4 ay

Buzdolabı

7.8

0.9

18.2

Çamaşır makinası

6.6

2.4

11.1

Bulaşık makinası

18

-5.3

13 (Nisan)

 Görüldüğü gibi, beyaz eşyada iç pazar satışları 4 aylık toplamda artmış, ama Nisan ayında durgun, ihracat artışı da kurtarıyor.

 

Otomobil satışı-5 ay

İç piyasa satışı-% artış

İhracat artışı

Yerli

yabancı

5 aylık ihracat

Mayıs ayı

2015

50

44

1.1

-30

2016

-16.2

0.9

11.5

66

 

Otomobil geçen yıl rekor kırmıştı, bu yıl yabancı marka satışı geçen yıla yakın. İhracat 5 ayda %11.5, Mayıs ayında %66 artışla, üretimi destekliyor. Dolayısıyla sanayide bazı sektörlerdeki büyümenin arkasında bu ihracat artışı bulunuyor.
Ancak, diğer tarafta, karşılıksız çeklerde artış, iflas ertelemelerde artış ise piyasadaki finansman sıkıntısına işaret etmektedir. Mayıs ayında karşılıksız çek sayısı ve tutarında anormal bir artış oldu, basında 5 aylık toplamda %16 artış yazıldı, ama sadece Mayıs ayı alınırsa yüzde yüzleri bulan anormal bir durum var. Ya verilerde hata var ya başka bir sorun var, bir açıklama gelmedi, kimse de konuşmadı Hükümet de çareyi hapis cezasını yeniden ele almakta buldu.
Bu kadar önleme ragmen çek sorununun çözümlenememesi aslında ekonomide sorun olduğunu gösteriyor. Ayrıca kart borcunu bildirim yapılmasına rağmen ödemeyenlerin sayısı geçen yıl 1 milyon 300 bindi, Nisan ayında 2 milyon 600 bin çıkmış görünüyor. Bir yanda büyüme var, diğer yanda ise bu sıkıntılar artıyor.
Bugün Merkez bankası muhtemelen faiz indirimine devam edecek, ama bu finansman sorununun azalması için, bankaların da piyasanın da kaynak sıkıntısını aşacak, yabancı sermaye girişini artıracak önlemler gerekiyor. Bakanlarımız çeşitli adımların atılacağını, reformlar yapılacağını açıklıyorlar, ama henüz somut bir paket ve takvim ortaya çıkmadı. Umarım ki, piyasada yaşanan sıkıntı görülür ve gerçekten ilaç olacak düzenlemeler yapılır.

Değerli arkadaşlar,
Komitelerimizin sorun ve şikayetleri de sezonla birlikte artmaya başladı. Ruhsatsız ve kayıtdışı işyeri şikayeti bitmek bilmiyor. Çiçekçilik sektörü, tekstil sektörü kayıtdışından, Pazar yerlerindeki satışlardan şikayetçiler.

Fırıncılık sektörümüz artık çareyi dava açmakta görüyor. Komitemiz, Fırıncılar odası ile bir çalışma başlattı. Biz de inceliyoruz.Ancak, burada asıl sorun ticaretteki yasal boşluklardır.

Şu artık net olarak görülmektedir. Devlet, bakanlıklar, bürokrasi, yerel yönetimler, tek başına ticarette düzen, plan ve disiplin sağlayamamaktadır. Bir işyerini birden fazla bakanlık denetlemektedir. Belediyeler de ruhsat denetimi yapmamaktadır. Bu nedenle artık bu konuda yetkiler Ticaret ve Sanayi Odalarına devredilmelidir. Ticarete düzen ve disiplin gelmedikçe bereket de olmayacaktır.

Oda olarak 20 yıldan bu yana Antalya’da turistik yatak kapasitesinin planlı artırılması gerektiğini söyledik. 10 yıldan beri perakende ticarette planlama ve yetki istiyoruz. Yıllardır mesleki eğitimde Odalar söz sahibi olmalıdır diyoruz.20 yıldır, 10 yıldır söylediğimiz bu konuların hepsinde bugün sorun yaşanıyor.

Komitelerimizin dile getirdiği bir sorun banka masraflarıyla ilgili. Artık banka şubesinden içeriye girmek parayla olmaya başladı. Değerli bankacı arkadaşlarımız kusura bakmasın, bu zaten kişisel bir konu değil. Ama selam verdim, borçlu çıktım sözü bankalar için söylenmiş gibi. Bankalar karlılıktan yakınıyorlar, ama bankanın çekini tahsil etmek için de para ödüyoruz. Banka zaten çek sahibinden para alıyor. Tahsil edenin ne günahı var, anlamak kolay değil.

Bunun dışında, 17.Grubumuz elektronik faturada bürokratik uygulamalardan şikayet ediyor. E-devlet uygulamaları zaman kazanmak, işleri kolaylaştırmak için yaplıyor. Ama özel sektöre zorunluluk getirildiği halde, bazı kamu kurumlarının uyum sağlayamadığı ve tam tersine zaman kaybı ve sorunlar çıktığı görülüyor. Bugünlerde yazar kasa değişimi de yeni bir maliyet getiriyor.

Bu konularda uygulamaya geçerken özel sektörle işbirliği yapılması, şu kriz dönemimizde maliyetlerin artırılmamasına özen gösterilmesini talep ediyoruz.

28. grubumuz Müze alanının büyütülmesi ve yeni müzenin uzun vadeli bir vizyonla yapılması konusunda Ömer beyi yetkilendirdik. Ayrıca, konuyu yeni Valimiz ve Kültür ve Turizm Bakanımıza da sunacağız. Elektrikte kayıp-kaçak konusunu da gündeme getirdiler, ama yasa Meclisten geçti, artık ancak Anayasa mahkemesine götürülebilir.

Komitelerimizin bir başka şikayet konusu da yol çalışmaları. Bazı yerlerde taşeron firmalar plansız-programsız çalışıp, trafiğğin kilitlenmesini, alternatif yol güzergahlarını düşünmüyorlar.
Bunların mutlaka Trafik ve Belediye denetiminde, planlamasıyla yapılması gerekiyor. Bu konuların hepsinde gerekli girişimleri yapıyoruz. Bazılarında sonuç alıyoruz. Örneğin beyaz eşya sektöründe haciz konusunda bir ilerleme sağlandı. Kalekapısı esnafı seyyar satıcılardan şikayetçiydi, bu konuda Büyükşehir Belediyesi düzenleme yaptı, bu duyarlılıktan dolayı teşekkür ediyorum.

Bu arada konu sanat sokağı gibi isimlendirildi. Oysa orada sanat üretimi olsaydı, zaten karşı çıkmazdık. Ama sanat başka ticaret başka şey. Orada daha çok ticaret hakim olmuştu. Yoksa, keşke ressamlar sokağı, el sanatları üretimi sokağı olsa, gerçek bir sanat sokağı, müzisyenler olsa biz de destekleriz.

Sevgili arkadaşlarım,
Yaşadığımız kriz karşısında hükümetten bir şeyler talep ediyoruz. Kendimiz de çaba harcıyoruz. Ama birkaç kez konuşup, unuttuğumuz bir konu daha var. Turizmde, ticarette, diğer hizmet sektörlerinde, tarımda birçok üyemiz, yetersiz sermaye, yetersiz insan kaynağı, küçük ölçek sorunu yaşıyor. Bu kriz dönemi aynı zamanda sektörlerde yeniden yapılanma sağlar. Güçlüler ayakta kalır, zayıflar iyice zayıflar veya elenir. Buna karşı, bu krizde ayakta kalmanın bir yolu da birleşmek, ortaklık kurmaktır. Bir kişide sermaye vardır, ama tecrübe yoktur, bir kişinin üretim bilgisi vardır, ama satış gücü yoktur. Bu nedenlerle kaybetmek yerine birleşmek, ortak olmak en güzel çözümdür.
Aslında bu sadece bir krize karşı önlem değildir, bu çağda herkesin düşünmesi gereken bir konudur.
Antalya nüfus artışında birinci sırada, yerleşik nüfusta 5. Sırada, ekonomik verilerin çoğunda ya 4. ya 5. sırada. Bu büyüklüğe, bu turizme rağmen turizm dışındaki marka sayımız yeterli değil. Sanayi sektöründe bunca yıldan bu yana ilk 500 en büyük sanayi kuruluşlarında halen 3 firmaya, AGT, ADO ve Yörükoğlu ile devam ediyoruz.  Geçmişte birinci ve ikinci 500’deki bazı firmalarımızı kaybettik. Yeni büyükler de yavaş gelişiyor.
Bizde KOBİ’lerin zayıflığının temelinde küçük olsun, bizim olsun anlayışı vardır. Fakat artık çağ değişti, bu çağda tek başına, az sermaye ile idare edilemez.
Oturup şikayet etmek yerine, böyle bir değişimin zorlanması gerekir. İyi bir hukuki çerçeve ve kurumsal yapı ile bütün ortaklıklar başarılı olabilir. Eğer bunlar olmazsa kardeşler bile ortaklığı başaramaz.
Biz üyelerimizin birleşme ve ortaklık arayışlarına destek oluruz, hukuki desteği de sağlarız.
Bunun dışında inşaat sektörümüzün kentsel dönüşüm planlaması konusunda talepleri bulunuyor. Antalya'da kentsel dönüşüm planı yapılması konusu gündemimizdeydi, ama araya başka konular girdi. Oysa ne kadar önemli bir konu olduğu İstanbul örneği ortaya koymaktadır. İstanbul'da bireysel dönüşümler yüzünden semtlerin yapısı değişmekte, betonlaşma hızla artmaktadır.
Şimdi bazı belediyeler kat yüksekliğini sınırlayınca başlamış projeler iptal olmuştur. İstanbul'da bu sorunlar yaşanıyorsa, Antalya'da çok daha fazla sorun çıkacaktır. Bu nedenle bireysel dönüşümler artmadan bir bütüncül plan gereklidir. İnşaat komisyonumuzun daha önce başlattığı çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. Kriz nedeniyle bu konuları ihmal etmemeliyiz.

Sevgili arkadaşlar,
Biraz da bizim çalışmalarımız hakkında bilgi vereyim.

Turizme ve ticarete biraz canlılık kazandırmak için çabalarımızı sürdürüyoruz.

Bir süredir, internet üzerinden dünyaya Antalya'yı daha iyi tanıtmak konusunda çalışma yapıyorduk. Bu yönde basın birimimiz kısa filmler hazırladı ve bu filmleri sosyal medya kanalıyla dünyaya yaymaya başladı. 3 kısa film, 10 gün gibi kısa sürede ABD'den Çin'e kadar birçok ülkeden 2.5 milyona yakın kişi tarafından izlendi. Rusya ve çevresindeki ülkelerde 700 bin, Orta Doğu’da yarım milyon, Afrika ülkelerinde 125 bin, Hindistan ve Uzak Doğu’da 130 bin Avrupa’da 200 bin kişiye 10 günde erişim sağlandı. Bu sayı her gün katlanarak artıyor. Bu yeniliğimiz, sosyal medyanın artık ne kadar etkili bir araç haline geldiğini bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Türkiye'de sosyal medya olumlu işler için değil, daha çok tepkisel olarak kullanılıyor. Oysa yaratıcılık için sınırsız bir imkan var.

Biz bu konuda çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi hedefimiz 30 filme çıkarak bütün dünyaya, Antalya'yı yaşatmak ve aktif tanıtım yapmaktır. Kent merkezimizi, ilçelerimizi, etkinliklerimizi, Kaleiçi'ni sadece fotoğraflarla değil, öykülerle, insanlarla, günlük yaşam örnekleriyle tanıtacağız.

Hatta bu konuda bir kısa film yarışması da düzenleyebiliriz. Yenilikçi, yaratıcı çalışmalarla milyarlarca insana ulaşmak mümkün. Antalya tarihiyle, doğasıyla, otelleri, restoranları, plajlarıyla bu alanda sınırsız kaynak sunuyor. EXPO’da bile dünyanın ilgisini çekecek çok güzel etkinlikler oluyor. Ama bunların yaratıcı biçimde işlenerek, sosyal medya ile dünyaya tanıtılması gerekiyor.

Alışveriş Festivali konusuna da değinmek istiyorum. Yusuf bey ve Antalya Tanıtım A.Ş.,sağolsunlar çaba harcadılar ve festival başladı. Ancak, festivalin duyurulması ve esnaf katılımı halen yeterli değil. Ayrıca, festivale kurumsal destek ve sponsorluk da yetersiz kaldı. Belediyelerimiz bilbordlarla destek verdiler. Biz neredeyse tek mali destek sağlayan kurum olduk.
 Buna rağmen, kendi üyelerimiz ve esnaf odalarına üye olanlar arasında ayrım yapmadık. Küçük esnaf yararlansın diye 25 liralık kart ödemesine çekiliş hakkı tanıdık. 25 liraya otomobil çekiliş imkanı veriyoruz. Bundan restoran, kafe, kuaför salonu da yararlanabilir. Ancak halen tanıtım ve katılım yeterli değil.

Oysa bunun reklamını yapacak olan birinci derecede esnafın kendisidir. Afişlerimiz var, dağıtıyoruz, alacak ve asacak. Bir cadde ve sokak biraraya gelecek bir pankart asacak. Esnaf çaba göstermezse, esnaf birlik olmazsa, araya başka konular girerse, Antalya'da herkes kendi hesabına takılırsa, kimsenin söyleyecek sözü de kalmaz.

Festival 16 Ağustosa kadar devam edecek, dolayısıyla halen geç değil. Bu konuda komitelerimiz de katkı yapmalıdır. 

Umarım ki, bu çabalarımız turizme ve ticarete bir nebze katkı yapar, bayramdan itibaren bir canlanma görürüz. İşler daha kötüye değil, daha iyiye gider.

Bu dileklerle herkesin Ramazan bayramını da şimdiden kutluyor, teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Antalya the Destination
  • Akişmer
  • Antalya Kadın Müzesi