ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter
Youtube
İnstagram

ATSO Temmuz Ayı Meclis Konuşması

26 Temmuz 2016 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Sayın Meclis Başkanı,
Sayın Meclis Üyeleri,
Değerli Basın Mensupları,
Değerli Arkadaşlarım,
 
Cumhuriyet tarihinde görülmemiş, mantığın ve vicdanın kabul edemediği olayları hep beraber yaşadık.
 
Ben o akşam Ankara’daydım. Evimiz Meclis, Genelkurmay, Kuvvet Komutanlıkları bölgesiyle Beştepe, yani Cumhurbaşkanlığı arasında olduğu için, sabaha kadar savaş uçaklarının yarattığı bomba etkisiyle, silah sesleriyle yaşadık. Uçakların alçaktan uçmasının etkisi benim gibi bir insanı savurdu, Ankara tam bir felaket yaşadı.
 
Türkiye, Cumhuriyet döneminde çok darbe gördü, çok zor günler yaşadı. Ama böyle bir canilik, alçaklık, ihanet, şerefsizlik yaşamadı.

Değerli arkadaşlar,
 
Ben Cuma gecesi ilk saatlerde demokrasinin vazgeçilmez olduğunu, yapılanların vatana ihanet olduğunu facebook ve twitterda yazdım. Antalya’ya pazartesi döndüm. Salı sabahı bütün odalarımız ve borsalarımızla birlikte darbeye karşı bildiri açıkladık. Akşam da Cumhuriyet Meydanı’nda konuştum.
 
Bugün de Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak, bu ihaneti lanetlediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.
 
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesine bağlı, demokrasiye inanmış bir Oda olarak darbelere kesinlikle karşıdır, karşı çıkacaktır.
 
Bu kanlı darbeyi planlayanları, halka bilinçli bir şekilde ateş açanları, tankla insanları ezenleri, uçak ve helikopterlerden Meclise ve halka ateş edenleri nefretle lanetliyorum. 
 
Bu darbe girişiminin başarısız olmasını sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımızı, Sayın Başbakanı, ilk saatlerde darbeye karşı çıkan muhalefet partilerimizin sayın genel başkanlarını, tankların karşısına çıkan yiğit insanları, darbeye karşı çıkan TSK komutanlarını, kahramanca ve disiplinli bir şekilde mücadele veren Emniyet mensuplarını, saldırı altında Büyük Millet Meclisi’nde duran milletvekillerini, darbeye karşı cesaretle yayın yapan medya mensuplarını tebrik ediyor, hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyorum.
 
Demokrasiyi korumak için kendilerini tankların önüne atan kahraman vatandaşlarımıza saygılarımı sunuyorum. Bu uğurda kendilerini feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı diliyorum.
 
İlk saatlerde açıklama yapan, Salı günü de naklen yayında 365 oda ve borsa adına açıklama yaparak Odalar ve Borsalar Birliği’nin darbe karşısındaki net duruşunu tarihe geçiren Hisarcıklıoğlu Başkanımıza teşekkür ediyorum.
 
Demokrasiye sahip çıkan herkese, bütün sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum.

Yine memnuniyet verici bir şey, Antalya’da bu süreçte hiçbir kötü görüntünün ortaya çıkmamış olmasıdır. Bu hususta Sayın Valimizin önemli çabası olmuştur. Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Emniyet Müdürümüz de bu huzur ve sükuna katkı yapmışlardır. Antalya'da demokrasiye sahip çıkan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
 
Sevgili arkadaşlarım,
 
Dolayısıyla Türkiye büyük bir badire atlatmıştır, ilk kez bütün millet darbeye karşı çıkmıştır. Ortaya çıkan milli birlik ve beraberlik büyük bir felaketi önlemiştir. Kuşkusuz, bu da bir mutluluk ve teselli kaynağıdır.
 
İşte bu nedenle, meydanlarda demokrasi nöbeti adına halkımızın toplanması gerçekten güzel bir olaydır. Geçtiğimiz aylarda meydanlarda gösteri yapılmasına izin verilmiyordu. Oysa şimdi halkın meydanlarda olmasının demokrasi adına önemini görüyoruz. Elbette demokrasi nöbetini bütün siyasi partilerin ve sivil toplumun birlikte tutması da gerekir. Bugün akşam Cumhuriyet Meydanı’nda özel bir etkinlik olacak. Bütün siyasi partilerimizin ve STK’larımızın birlikte olmasını diliyorum.
 
Değerli arkadaşlarım,

Kanlı darbe girişimini lanetlemek, bastırılmasını kutlamak elbette haktır. Ancak, bu olayların, Türkiye’nin bu duruma gelmesinin utanç verici olduğunu da kabul etmek zorundayız.  
15 Temmuz akşamı Türkiye bir Afrika ülkesi imajını almıştır. Bir kaos ortamı, büyük bir zayıflık ortaya çıkmıştır. 
Bu kanlı darbe girişiminin ardında büyük bir yapılanma olduğu açıktır. Bunun temeli 1960’lara, NATO ülkelerinde soğuk savaş yapılanmasına kadar gitmektedir. 1970’lerde sağ sol çatışmaları, 1980’lerde ve 90’larda yapılan suikastlar, daha sonra yaşanan sayısız olay ve son yıllarda paralel yapının bu kadar güçlenmesi aynı sürecin sonuçlarıdır.
Maalesef bu olayların arka planı hiç bir zaman ortaya çıkarılamamıştır. Siyasetimiz bu yapıyla ortak mücadele verememiştir.
40 yıldır devleti ele geçirmeye dönük bir süreç işlemiştir. Son 20 yılda bu yapıya bütün kapılar açılmıştır.  
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, Emniyet’te, yargıda, eğitimde, bütün bakanlıklarda böyle bir yapı oluşmuşsa, bunda herkesin ciddi görev ihmali, kusuru var demektir.  
Genelkurmay Eski başkanı Necdet Özel ekranlardan özür dilemiştir.
Bu duruma gelinmesinde payı olan herkes öz eleştiri yapmalıdır.  
Bugün artık yeni bir sayfa açılacaksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu kanlı darbe girişimine karşı meclis araştırması açarak, artık gerçek bir sorgulamaya başlamalıdır.
 
Değerli Meclis Üyeleri,
 
Mart ayında Ödül töreninde 15 dakika konuşmuştum, tam sekiz kez demokrasi demişim.
Ekim ayındaki konuşmamda; Bir devlet ancak demokrasi ve adaletle ayakta kalır demişim.
Geçen yıl Ağustos ayında gerçek demokrasinin ne olduğunu hepimiz öğrenmek zorundayız, demişim.
Geçen yıl Temmuz ayında bu kürsüden şunu söyledim:

Devletin bütün kurumları siyaset üstü ilke ve değerler çerçevesinde toparlanmalıdır. Eğer ulusal birliğimizi güçlendirmez, siyasi uzlaşmayı gerçekleştiremezsek, bu terörü ve getireceği siyasi riskleri önleyemeyiz. Gün, kişisel hesap, grup, parti hesabı yapma günü değildir.  
Bu yıl Nisan ayı konuşmamda ise şunu söyledim: Elbette ki, hiç kimse devletin içinde hangi biçimde olursa olsun, kim olursa olsun, hakim gruplar olmasını, oluşmasını savunamaz. Bir hukuk devletinde gruplar yoktur, kurumlar ve eşit vatandaşlar vardır. Hukuk devleti zayıfladığında gruplara yol açılır ve devlet devlet olmaktan çıkar.  
Neden, neredeyse her ay bu kürsüden demokrasi dedik ve bu uyarıları yaptık?
Çünkü, demokrasi adaletin, adalet ise devletin temelidir. Demokrasi bir devleti içeride ve dışarıda güçlendirir.
15 Temmuz kanlı terörist darbe girişimi, darbeleri önlemenin yolunun demokrasi olduğunu açık biçimde göstermiştir.  
Bir ülkede sosyal ve siyasi ayrışma varsa, bu tür gruplar ve dış odaklar devreye girer. Siyasi gerilim, çetelere, terör gruplarına, darbecilere zemin hazırlar.
Demokrasi ise halka güç verir, sorumluluk verir. 15 Temmuz gecesi halkımızın tamamı, demokrasiden yana olmasaydı, bu kanlı darbe girişimi önlenemezdi.
Eğer demokrasinin dördüncü kuvveti özgür medya olmasaydı, güvenilir medya kuruluşları darbe karşıtı yayınlar yapmasaydı, bu badire böyle atlatılamazdı.
Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımız da halkın demokrasiye ve hukuk devletine sahip çıktığını birkaç kez vurgulamıştır.
 
Bu vesileyle, herkesten, Hükümetimizden, siyasi partilerimizden, milletvekillerimizden, medyamızdan ve bütün halkımızdan rica ediyorum; 
15 Temmuz’daki milli beraberliği, daha güçlü demokrasi ve hukuk devleti adımlarıyla taçlandıralım. 
Meclisi güçlendirecek, milletvekillerini güçlendirecek adımlar atalım. Yargının tarafsız ve bağımsız olmasını güvence altına alalım. Güvenlik kurumları, eğitim kurumları ve dini kurumlar, grupların etkisinden uzak tutulsun. Herhangi bir grup aidiyeti, imtiyaz nedeni olmasın. Lütfen artık devlette bir liyakat sistemi kurulsun.

Lütfen, toplumda ve siyasette gerilim yaratacak konulardan, sözlerden kaçınalım. Galip gelmeye, yenmeye değil, helalleşmeye önem verelim.

Lütfen artık demokratik, laik hukuk devleti ilkeleri konusunda uzlaşma sağlayalım ve toplumun bir bölümündeki endişeyi, güvensizliği görerek bunları aşalım.
 
Bir konuda uyarıda bulunmak istiyorum. Bundan sonraki aşamada Türkiye’de kitlesel olaylar kışkırtılabilir. Bu nedenle acilen mezhep ayrımı, etnik ayrım, laiklik hassasiyeti gibi konularda milli birliği güçlendirecek adımlar atalım. Bu fay hatlarını, bu gerilim kaynaklarını ortadan kaldıracak bir uzlaşma yaratalım.
Bu konuda son günlerde yapıcı konuşmalar ve hareketler görüyoruz. Muhalefet liderleri ilk kez Cumhurbaşkanlığı'na gittiler. Bunun devamının gelmesini ve tarihi bir uzlaşmaya imza atılmasını diliyorum.

Değerli Meclis Üyeleri,

15 Temmuz’da halkın meydanlara inmesi, insanların tanklara, helikopter saldırılarına karşı koyması, kuşkusuz her tür takdirin üzerindedir. Ancak, sokakta nefret, şiddet yayanlara da karşı çıkmak zorundayız. Emir kulu erlere karşı polislerimiz sağduyuyla ve vakarla davranırken, münferit de olsa kötü muamele herkesi üzmüştür.

Bazı illerimizde çeşitli kışkırtmalar, çeşitli baskınlar yapılmıştır. Bakıyorsunuz, Perşembe akşamı bir söylenti çıkıyor ve bir gazeteci halkı silahını alıp sokağa çıkamaya çağırıyor. Bunun dışında özensiz bir şekilde sosyal medyada ve bazı medya organlarında insanların yargılanmadan suçlu ilan edildiklerini görüyoruz. İnsanları hain ilan etmeyi, cezalandırmayı bağımsız ve tarafsız yargı yapmalıdır.
 
Kitlelerin intikam duygularına kapılmayalım. İdamın hiçbir sorunu çözmediğini insanlık tarihi göstermiştir. Bu zamanda, çağdaş uygarlık düzeyinde, idam çağdışı bir uygulama sayılmaktadır. İnsanlıktan çıkmışlara en büyük ceza insanlığı öğretmektir.
 
Türkiye'nin önünde bu olaydan ders alarak demokrasiyi daha ileri götürme fırsatı açılmıştır. Diliyorum ki, bu fırsatı heba etmeyiz. Ümit ederim ki, Türkiye’nin demokrasi tarihinde güzel bir sayfa açılır, herkes bu olaylardan ibret alarak yeni bir döneme katkıda bulunur.

Değerli arkadaşlarım,
Geçtiğimiz Çarşamba akşamı da Olağanüstü hal ilan edildi.   OHAL, özellikle güvenlik önlemleri ve devlet içindeki çetelerin etkisiz hale getirilmesi bakımından katkı sağlayabilir. Umarım ki, kısa sürede kamu düzenine dönük tehditler kontrol altına  alınır ve tekrar normal döneme dönülür. Ancak bu süreçte de TBMM çatısı altında uzlaşmaya özel önem verilmesini diliyorum.
Böyle bir dönemde darbelere, iç ve dış tehditlere karşı en büyük güvencemiz demokrasi ve hukuk devleti ilkeleridir. Bunun dışında, OHAL'in ulusal ve yerel ekonomiye doğrudan ciddi bir etkisinin olmasını beklemiyorum.
Sayın Valimiz Münir Karaloğlu ile bu konuyu görüştük. Sayın Valimiz de ekonominin ve hayatın olağan seyrinin OHAL sürecinden etkilenmeyeceğini, iş dünyasının rahat olmasını söylediler.
Bazı arkadaşlarımız, yeşil pasaportla yurtdışı çıkışlarında sorun yaşıyorlar. Bu konuda işlemlerin kolaylaştırılması ve hızlandırılması gerekiyor.
Bu süreçte dünya kamuoyu algısına dikkat edilmesi gerekir. Özellikle de uluslararası piyasalara güven verecek bir yaklaşım gereklidir.
Antalya olarak turizmin de küresel imajdan etkilendiğine bir kez daha dikkat çekmek isterim. 15 Temmuz'da kendi uçaklarımızın Büyük Millet Meclisini ve devletin binalarını bombalaması kaos içinde ve zayıf bir ülke imajı vermiştir. Ertesi sabah yargıda, kamu kurumlarında, üniversitelerde görevden almalar, dünyaya doğru biçimde anlatılamadı. Dünya kamuoyunu, akıllı mesajlarla yanımıza çekmezsek, hem siyasette hem de ekonomide sorun yaşarız.
Hükümetimizin çok sayıda yabancı gazeteciyi davet ederek basın toplantısı yapmasını daha önce önermiştim. Sayın Cumhurbaşkanı, son günlerde uluslararası televizyonlara çıkmaya başladı. Sayın Mehmet Şimşek dünya basınına demeçler verdi.
Yine de bunların yanında çok daha geniş bir iletişim kampanyasına ihtiyaç olduğunu söylemek istiyorum. 

Sevgili arkadaşlarım,
 
Böyle bir dönemde ekonomi kimsenin aklına gelmiyor. Ama ekonominin güçlü olması, sosyal ve siyasi açıdan güçlü olmayı da sağlayan faktördür. Ekonomiyi konuşmak bizim görevimizdir. 15 Temmuz görüntülerini veren bir ülkede ekonominin sarsılmaması, yabancı sermayenin korkup kaçmaması mümkün değildir. Bu olaylar hangi ülkede olsa o ülkeye karşı güvensizlik oluşur.
 
Böyle bir dönemde borsadan ve tahvilden yabancı sermaye çıkması, borsanın düşmesi, dövizin çıkması doğaldır.
 
Böyle bir tedirginlik döneminde Merkez Bankası, artan riske bakmadan uyguladığı faizin üst bandında 0.25’lik indirime gitmiştir. Haziran ayı bütçesinde giderler %43 artarken, gelirler %11 arttı.

Altı aylık toplamda henüz bir sorun yok, ama vergi gelirinde bir yavaşlama var. Tüketici güven endeksi Haziran’da artmıştı, Temmuz’da bu olaydan önce düştü.

Yabancı derecelendirme kuruluşlarından birisi belki biraz da sübjektif davranıp ülke notumuzu düşürdü. Önümüzdeki günlerde iki kuruluş daha not açıklayacak. 

Türkiye'nin banka sistemi, bütçesi büyük bir sarsıntıyı engelleyecek güçtedir. Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi ihracata ve turizme olumlu etki yapacaktır. Eğer siyasi uzlaşma adımları da atılırsa Türkiye bu durumdan güçlenerek çıkacaktır.
 
Ayrıca kapsamlı bir ekonomik önlem paketi de gündeme gelmelidir. Sayın Başbakan’ın açıkladığı pakette varlık barışı, yatırım teşviklerinde vergi muafiyetlerinin uzatılması, esnaf kooperatif kredilerinin ödenmesinde kolaylık, terör ve afetten zarar gören esnafa destek gibi konular bulunuyor. Henüz bunlar resmileşmedi. Bu önlemlerden daha fazlasına ihtiyaç olduğu açıktır. Şu ortamda ilgili bakanlıklar bu çalışmaları hızlı yapamaz. Bu nedenle Ekonomik ve Sosyal Konseyin sürekli bir çalışmaya girmesi, TOBB, TUSİAD ile birlikte yoğun bir çalışma yürütülmesi yararlı olacaktır.
 
Bunlar yapılırsa, piyasa gerçekten somut ve güçlü adımlar görürse, güven artar, ekonomi güçlenir.

Bu arada varlık barışı konusu, ilk önce yurtdışında olan paranın ülkeye getirilmesi şeklinde gündeme geldi. Daha sonra kapsamı iyice genişletildi ve şu anda tasarı bir vergi ve prim affına dönüştürüldü. Şimdi trafik cezaları da kapsama alınıyor. Önceden yapılandırılmış olup, halen ödenmemiş borçlar tekrar yapılandırılıyor. Tasarıda hem vergi cezalarının, hem de gecikme zammının yarısından vazgeçilmesi sözkonusu.

Vergi afları, hem ekonomide hem de işletmelerde bir zayıflık olduğunu ifade etmektedir. Maalesef ekonomide her dalgalanmada birçok işletme sıkıntıya düşmektedir.

Bunun dışında bazı işletmeler risk analizi yapmayı ve risk yönetimini halen bilmiyor. Ayrıca, zorunlu olmadıkça borcunu ödemeyenler de çıkıyor.

Vergi affının, vergi ve primini düzenli ödeyenlere karşı haksızlık olmaması için, borcunu düzenli ödeyenlere de indirim yapılmalıdır. Bunu daha önce dile getirmiştik, ama artık zorunluluk olduğuna inanıyorum. Kamu vicdanı ve eşit rekabetin sağlanması için artık böyle bir düzenleme getirilmelidir.

Ayrıca, madem ki, bütün vergi ve prim borçları, trafik cezaları kapsama alınıyor, bari Oda ve Borsa aidatları için de aynı imkân getirilsin.

Değerli arkadaşlarım,
 
Geçtiğimiz günlerde tam Rusya ve İsrail ile ilişkilerin düzelmesinden dolayı ümitlenmiştik ki, önce İstanbul havalimanı saldırısı, sonra da bu ihanet çetesi darbe girişimi geldi. Geçen yıllarda Antalya'ya bir günde 60 ve 80 bin arasında turist gelirdi. şu anda 30 binli sayılardayız. 7 ayda %47-48 civarında bir kayıpla devam ediyoruz.

Antalya'da turizmdeki durumu biliyoruz, ama turizmdeki düşüşün sanayi ve ticarete yansıması konusunda etkisi önümüzdeki aylarda daha iyi görülecek.

Biz şimdiden kapsamlı bir anket çalışması başlatıyoruz. Bu anketle ticaretteki durumu daha net bir biçimde göreceğiz.

Antalya’nın ekonomik göstergelerinde bozulma devam ediyor.

Antalya'da karşılıksız çeklerin toplam çeklere oranı adet olarak geçen yıl %2.8 iken bu yıl %5.6’ya çıktı. Tutar olarak ise %3.5’dan %6.5’a yükseldi.  Türkiye genelinde, İstanbul'da, diğer büyük illerde bozulma yok, hatta iyileşme var, Antalya'da ve bazı küçük illerde ise bozulma görüyoruz.

Protestolu senetlerde geçen yıla göre oldukça yüksek bir artış görüyoruz. Mayıs ayında karşılıksız çek tutarı %20, protestolu senet tutarı ise %160 oranında arttı.

Haziran ayında konut satışları geçen yıla göre Türkiye genelinde %4 düştü, ama Antalya'da düşüş %17 oldu.

Haziran ayında Türkiye'de vergi tahsilatı %11 artarken, Antalya'da %5'lik bir artış gerçekleşti.
KDV tahsilatı turizmdeki duruma rağmen %20 gibi iyi bir artış gösteriyor. Toplam vergiyi, kurumlar vergisi ve ÖTV'deki düşüş aşağı çekiyor.
Bu veriler ışığında, aylardır Antalya'ya finansman desteği ve vergi, kredi erteleme desteği talep ediyoruz.
Filmde gördüğünüz gibi, Ticaret Borsamız, Manavgat Odamız, Kumluca Oda ve Borsaları ile birlikte Antalya sorunlarını görüşmek üzere toplantı yaptık ve Antalya’ya finansman desteği talebinde bulunduk. Sonra da SİAD’larla toplanmayı ve sonuçları Hükümete birlikte iletmeyi planlamıştık, fakat artık vatan derdine düştük. 
Şimdi vergi ve prim cezalarında af gibi bir imkan sağlandığına göre, Antalya gibi olağanüstü durum yaşayan illere de ayrı bir kolaylık sağlanmalıdır.
Bu nedenle, Antalya'da turizmdeki durumdan etkilenen bütün sektörlere ve esnafa da bu desteğin verilmesi talebimizi burada bir kez daha dile getiriyorum.
Sevgili arkadaşlarım,
Ülke gündemine bakınca bazı konular gerçekten ikinci planda kalıyor, ama yine de kısaca söz edeyim.
Etik kurulumuz çalışmalarını hızlandırdı. Bugün yönerge oylandıktan sonra uygulama süreci başlayacak. Etik sözleşmelerimizin Antalya ticaretine güven kazandıracak bir ciddiyette üyelerimiz tarafından da benimsenmesini diliyorum. Kurul başkanımız ve üyelerimize teşekkür ediyorum.
Alışveriş Festivalimiz devam ediyor, çekilişle vereceğimiz otomobilleri Kalekapısı’na, Güllük Caddesi’ne koymayı planlamıştık, ancak bu durum nedeniyle yapamadık. Yine de esnafımıza bir kez daha bu kültürün gelişmesi için çaba harcamalarını rica ediyorum.
Sosyal medya ile tanıtım çalışmamızı geliştirdik. Film sayımız 28’e ve bu filmler dünyada 17 milyon erişim sayısına ulaştı.
EXPO'ya giden ziyaretçi sayısı daha yeni 1 milyon oldu. Bunun içinde okul ziyaretleriyle giden öğrenciler de var. Mayıs ayından Temmuz ayına 2 milyondan fazla turistin geldiği bir dönemde, Antalya nüfusunu da düşünürseniz, bu sayı çok düşük. Antalya halkı olarak biz kendi zenginliğimizin değerini bilip, sahip çıkacağız ki, yabancısı, turisti de değer versin. Antalya'nın üzerindeki ağır toprağı hep birlikte atmak zorundayız.
Komitelerimizden gelen konular arasında 18. Grubumuzun, Odamızın üyelerimiz için e-ticaret başlatması önerisi bulunuyor. Arkadaşlarıma önerileri için teşekkür ediyorum, bunun yanında bu çalışmaya kendilerinin öncülük etmesini rica ediyorum. Uzmanları çağıralım, fizibilitesini düşünelim, komitelerimiz başarılı olup olmayacağını ele alsınlar ve katılım olacaksa ilerleyelim.
Bunun dışında, 32. Grubumuzun plajlarla ilgili, tekstil grubumuzun pazarlarla ilgili, diğer gruplarımızın banka komisyonları ve elektrikte kayıp-kaçak bedelleri konularında şikayetleri bulunuyor.
Eğitim gurubumuz, aile danışmanlığı hizmetinin sağlık hizmeti gibi sosyal güvence altına alınmasını öneriyor, bunun ailelerin huzuruna, çocukların daha iyi yetişmesine katkı yapacağını belirtiyor. 14. Grubumuz “en iyi akaryakıt istasyonu” yarışmasını yapıyor. 15. Grubumuz nitratlı gübre ile ilgili kısıtlamalar konusunu dile getirmiş. Sağlık sektörümüzün de istihdam gibi bazı konularda önerileri bulunuyor. Detaylara girmeyeceğim. İsteyen arkadaşlarımız burada dile getirebilir.
Görüldüğü gibi, komitelerimiz çalışıyor ve sektörlerine katkıda bulunmaya gayret ediyorlar. Birileri darbe yapmaya kalkarken, bizler hizmet etmeye çalışıyoruz.
Çünkü ülkenin herkesin çalışmasına ihtiyacı var. Komitelerimize bu ortama rağmen gayretleri için teşekkür ediyorum.
Aslında 15 Temmuz'dan bu yana günde 24 saat büyük bir üzüntü ve kaygı yaşıyoruz. O inanılmaz görüntüler yediden yetmişe herkesin hafızlarına kazındı. Sürekli gerginlik, kaygı bir toplumu hasta eder. Toplumun bu travmanın etkisinden bir an önce çıkması gerekiyor. Bu nedenle medyada, televizyonlarda bir normalleşmeye ihtiyacımız var.
Artık 15 Temmuz'da demokrasiye sahip çıkmış olmanın gururunu hep birlikte yaşayalım ve artık geleceğe bakalım. Türk milleti ve Türkiye ekonomisi böyle bir kabusu atlattığına göre, çok daha iyi noktalara da gelecektir. Demokrasi ve hukuku esas alarak Türkiye'yi en ileri ülkeler düzeyine çıkarmak için yeni bir heyecanla çalışalım.
Tekrar bütün şehitlere rahmet diliyorum. Bütün milletimize geçmiş olsun diyorum. Hepinize tekrar sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi