ATSO Ocak Ayı Meclis Konuşması

24 Ocak 2017 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Meclis Başkanı,
Sayın Divan,
Çok Değerli meclis Üyeleri,
Değerli Mesai Arkadaşlarım ve Basın Mensupları,
2017 yılının ilk Meclis toplantısının Antalya ve üyelerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını,  2017 yılının herkese, sağlık, huzur, kazanç, iş ve aş getirmesini diliyorum.
 
İlk Meclis toplantımızda önce güzel şeyleri konuşarak başlayalım. Oda olarak 2017’ye güzel çalışmalarla başlamış bulunuyoruz. Basında okumuş olabilirsiniz, Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyesi ile birlikte BAKA ve Odamızın finansmanıyla Antalya tanıtım projesi start almıştır. BAKA 1 milyon lira, Oda olarak biz de 500 bin lira bir bütçe ayırdık. Sayın Valimiz öncülük etti. Sayın Türel de Bakanlık desteği için çalışıyor. İlk defa Antalya olarak böyle bir bütçeyle harekete geçiyoruz.

Bu birliktelik Antalya için elbette güzel bir gelişmedir, fakat bu bütçenin bile yeterli olmadığı açıktır. Antalya dünyanın önemli bir destinasyonu olarak hareket edecekse, daha büyük bir tanıtım bütçesi oluşturmamız gerekmektedir. Hükümetimizin de tanıtım bütçemize destek vermesini de arzu ediyoruz.
 
Bu bütçeyle klasik fuar tanıtımları dışında PR faaliyetleri, gazeteci ziyaretleri, aktif reklam ve sosyal medya çalışmaları yapılacaktır. Yurtdışında güven ve olumlu imaj yaratacak faaliyetlerin önemini konuşmaya gerek yok.
Terör ve hain darbe girişimi Türkiye’nin dünya itibar ve marka değeri endekslerindeki yerini çok düşürdü. Dünya itibar endekslerinde ilk sıralarda İsveç ve Kanada yer almaktadır. Turizme önem veriyorsak, kendimizi dünyaya iyi anlatmak zorundayız. Antalya olarak bu şansa sahibiz ve güçlü bir halkla ilişkiler kampanyasıyla fark yaratmamız mümkündür.

Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Avcı, televizyon dizilerinin tanıtımdaki rolüne dikkat çektiler. Gerçekten de iyi bir sinema filminin,  iyi bir televizyon dizisinin tanıtıma katkısını fuarlar veya reklamlar sağlayamamaktadır. Keşke bütçemiz yeterli olsa Antalya'da çekilecek televizyon dizilerine sponsor olabilsek.

Geçen yıl sosyal medya kullanımında Oda olarak çok yararlı bir deneyim kazandık. Bu yıl bu faaliyetleri zenginleştirebiliriz. Sosyal medya, herkesin yaratıcı bir çalışmayla katkı yapabileceği sınırsız imkan sağlayan bir platform.
Herkes, özellikle gençlerimiz, her okul, hatta her sınıf bu konuda bir şeyler yapabilir. Gençlerin sosyal medyayı Antalya'nın tanıtımına yararlı olacak biçimde kullanmalarını özendirmeliyiz. Bu konuda ATSO olarak yarışma düzenleyip, gençleri teşvik edebiliriz.

Değerli arkadaşlar,
Bildiğiniz gibi, geçen hafta İran’da ticari işbirliği görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Tahran Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki görüşmeye biz 16 kişi iken, İran tarafından 130 kişi katıldı. Karşılıklı 300 civarında B2B görüşmesi yapıldı. İran’da potansiyel çok büyük, ambargonun kalkması ve petrol fiyatında yükselme önemli bir hareket yaratmış durumda.
Tahran Odası yetkilileri son bir yılda 200 civarında heyet ziyareti aldıklarını söylediler. Yani tatil günleri dışında her gün bir yabancı heyet karşılıyorlar.
Türkiye’nin İran’a ihracatı 5 milyar dolar civarında, yani en çok ihracat yaptığımız 7. ülke. Böyle giderse, Almanya, İngiltere, İtalya ve Irak’tan sonra 5. sıraya yükselecek. İran’da, birçok sanayi sektörü ve hizmet sektörü için fırsatlar bulunuyor. İnşaat, yapı malzemesi, mimarlık, restoran ve diğer hizmet sektörlerinde imkânlar var. Arkadaşlardan bazıları ciddi olarak yatırım düşünüyor. İran aynı zamanda bizim önemli bir turizm pazarımız.  Bu nedenle Tahran Odası ile hizmet sektöründe personel yetiştirmek üzere prensip kararına vardık.

Tabii ki, İran aynı zamanda zor bir pazar; uzun süre dışa kapalı bir ülke olarak kaldı. Siyasetin ağırlığı çok fazla, politika ve mevzuat çok değişiyor.

Bu arada bir konuya daha değinmek istiyorum. İran’daki toplantı için 25 bine yakın üyemize mail gönderip, duyuru yaptık, davet ettik. Ancak 16 kişilik bir grup katılabildik. Şimdi medyada haber çıkınca, birçok arkadaş arayıp, sitem ediyor. “Haberimiz olsaydı, biz de gelirdik” diyor.

Lütfen herkes maillerini okusun. Bunun dışında Tahran Odası yetkilileri, Türkiye’den bir kentten birden fazla heyetin gittiğini, heyetler birleşerek giderse daha verimli olacağını da söylediler. Gerçekten de Türkiye’de neredeyse her dernek ayrı bir organizasyon yapıyor. Bu hem ülkemizin hem kentimizin itibarını etkileyen bir mesele, dolayısıyla hepimiz daha özenli olmalıyız.

2017’de tanıtım, alışveriş festivali dışında inovasyon gibi konularda da çalışacağımızı geçen ay söylemiştim. E-ticaret konusunda da çalışma yapılması yönünde talepler vardı ve programımıza koymuştuk. Geçen gün basınımızda bir pizza firmasının dijital pazarlama ile satış payını artırdığını okuduk. Birçok sektörde firmalar artık, dijital inovasyonlarla ilerliyor. Bu çerçevede bu yıl, Inovasyon ve e-ticaret konularındaki çalışmalarımızı Teknoloji Buluşmaları toplantısıyla başlatıyoruz. Perşembe günü TOBB’un desteğiyle büyük bir toplantı düzenliyoruz. Türkiye’nin ünlü isimleri, e-ticaret, dijital pazarlama, internet tabanlı iş modelleri konularını ele alacak. Su Otelde, saat 12:00’de başlayacak, tekrar hatırlatmış olayım.

Bir başka faaliyet olarak Kadın Girişimciler Kurulumuzun Zeytinköy Eğitim Merkezi projesine katkılarını belirtmek isterim.  Kurul başkanımıza ve üyelerine bu çabaları için tekrar teşekkür ediyorum.

Ocak ayı için bir başka güzel gelişmenin bilgisini vereyim. Antalya Kültür Sanat’ta “Perşembe Ezgileri” ismiyle müzik faaliyetleri başladı. Cumartesi günleri ise “Felsefe Konuşmaları” düzenleniyor. Odamız adına gurur veren gelişmeler bunlar. 

Büyükşehir Belediyesi Kent Müzesi projesi ilerliyor, belediyelerimizin kültür-sanat etkinlikleri de gelişiyor, bunlara hep birlikte sahip çıkmalıyız.

Kent turizmini geliştirmek için yılmadan, vazgeçmeden kültür ve sanata yatırım yapmaya devam etmeliyiz. Bunca yıl konuşmamıza rağmen kış aylarında turizmi çeşitlendirmeyi başaramadık. Geçen yıl yaz aylarında teröre ve 15 Temmuz’a rağmen günde 30 binden fazla turist gelirken, şu anda günde 2 binlere düşmüş durumdayız. Bu nedenle turizmi çeşitlendirmek ve 12 aya yaymak hedefinden vazgeçemeyiz. Kültür ve sanata yatırım uzun vadelidir, ama Antalya için doğru yatırım olduğuna kuşku yoktur.

Ocak ayının bir diğer olumlu haberi; Oda olarak medya haberlerinde açık farkla birinci sırada olmamızdır. Antalya’nın sorunlarını, sektörlerimizin sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirmeye gayret ettiğimiz için birinci olduk. Bazen sorunları söylemek iyi karşılanmıyor.

Oysa bir toplumun duygularına, düşüncelerine tercüman olunursa, o toplum rahatlar, insanlar kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmez.
Dolayısıyla konuşmaktan, tartışmaktan zarar gelmez. Sorunların açık biçimde konuşulması güven ve ümit yaratır. Tabii ki, arzumuz sorunlardan çok olumlu gelişmeleri konuşmak, hep güzel haberler vermektir.

Sevgili arkadaşlarım,
Türkiye olarak bu yıla maalesef iyi başlamadık. Yılbaşındaki Reina katliamı büyük bir acı ve üzüntü yarattı. Geçen hafta bu cani teröristin yakalanması ise çok önemli bir güven ve imaj unsuru oldu. Bu başarıda katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.

Diğer taraftan 6 Ocak’ta İzmir’de büyük bir saldırıyı kahraman şehit polisimiz önledi.

Terörle mücadelede asker ve polisimiz önemli ve zor bir görevi başarıyla yerine getirmektedir. Yine de terör örgütlerine yönelik başarılı operasyonlara rağmen güvenlik sistemimizdeki eksik yönlere dikkat etmeliyiz.  Teknoloji çağındayız, çok daha iyi izleme ve denetim sistemleri geliştirmek zorundayız.

2017’de terör önemli bir risk faktörüdür. Antalya olarak bugüne kadar iyi bir sınav verdik, en zor zamanlarda bile sorumlu davrandık.
Son zamanlarda sosyal medyada halkta güvensizlik yaratan gereksiz paylaşımlar yapıldı, bunları önlemek için iletişime daha fazla önem vermeliyiz. Antalya’nın huzurlu ve güvenli bir destinasyon olduğunu, Avrupa’dan Hindistan’a kadar bütün ülkelerde anlatmamız gerekiyor.

Sevgili arkadaşlar,
Ekonomik gündeme Antalya’dan başlayayım. Kent merkezinde ticaret kesimine dönük olarak yaptığımız anket çalışması tamamlandı. ATSO ve AESOB üyesi bin işyerinde anket yapıldı. Bunlar çoğunlukla cadde esnafı ve küçük işletmeler. Turizmden etkilenmiyorum diyenlerin oranı %12, yüksek düzeyde etkilenme oranı %70 çıktı. Geçen yıl “satışlarım azaldı” diyenlerin oranı %61 oldu.

Buna karşılık %39 ise satışını artırdığını söylüyor. İşyerlerinin yarısı çalışan sayısını korumuş, ama %40’ı azaltmış. Esnafın en önemli talebi vergi indirimi yapılması, en büyük sorunu ise durgunluk ve işsizlik olarak görüyor. Maalesef bu yıl için beklentiler henüz iyi değil, olumlu beklentiye sahip olanların oranı sadece %25.

İlk kısa tespitim şudur: Esnaf öldü, bitti demek doğru görünmüyor. Fakat küçük esnafın bir kısmı, turizm sektörü kadar küçülmüş, çalışan sayısını azaltmış durumda. İstihdam artıranların ve bu yıl artırma planlayanların oranı %3’de kalıyor. Sorunlar sektöre göre değişiyor. Ayrıntılı sonuçları önümüzdeki günlerde detaylı olarak yayınlayacağız.

Resmi verilere gelecek olursak, geçen yıl Odamıza yeni üye kaydında, yani şirket kuruluşlarında yüzde 10’a yakın düşüş gerçekleşti. 

2016 yılında Antalya vergi gelirinde %4 oranında düşüş gerçekleşti. Türkiye’de çift haneli artış varken, bizi vergi barışı da kurtarmadı. Kurumlar vergisi şimdiden %24 oranında düşmüş durumda.

Geçen yıl Antalya’nın kredi hacmi 53 milyar liradan 60 milyar liraya çıktı, Türkiye’de kredi hacmi yerinde saydı, Antalya ise krediye yüklendi. TOBB, Odalar, Borsalar olarak desteklediğimiz nefes kredisini en fazla kullanan il Antalya oldu. Antalya’nın talebi yüksek olunca 6 milyon lira ek kaynak sağlandı ve 36 milyon liralık kredi verildi. Bu destek için Rifat Hisarcıklıoğlu Başkanımıza teşekkür ediyorum.

Aralık ayında karşılıksız çekte İzmir’den önde, 3. sırada olmaya devam ettik.

Yine de Aralık ayında karşılıksız çek oranlarında biraz daha düzelme görüyoruz. Ekim ayında %8.2 gibi çok yüksek bir orana çıkmıştık, Aralık’ta %4.9’a indik. Bu düzelme de iyi bir gelişmedir, devam etmesini ümit edelim.

Artık hepimiz bu yılı kurtarmanın derdindeyiz. Turizmde Rusya pazarında oldukça iyi bir gelişme görüyoruz. Aralık ayı gösterge değil, fakat yine de Aralık’ta Rusya ve İsrail pazarlarındaki yüksek artış oldukça sevindirici bir gelişmedir. Bu yıl Rusya pazarını geri kazanırsak toparlanmaya başlarız.

Avrupa pazarında henüz olumlu bir sinyal göremiyoruz. Bununla birlikte, Hükümetimizin uçak desteklerini erken açıklaması mutlaka fayda sağlayacaktır.
Bazı tur operatörleri bu sayede Almanya’da seyahat acentelerine teşvik primi ödemeye başladılar. Uçak desteği önemli bir fiyat avantajı yaratmıştır. Bunun yaza doğru fark yaratabileceğini ümit ediyorum.

İhracat cephesinde son haftalarda biraz toparlanma görüyoruz. Geçen yıl Antalya ihracatını %2 kadar bir düşüşle kapattık. Aralık ayında hem toplam ihracatımızda hem de meyve ve sebze ihracatımızda %10 civarında bir artış oldu. Rusya’ya meyve ve sebze ihracatındaki sorunlar tam olarak aşılamadı, özellikle limon, greyfurt, ayrıca salatalık ihracatında sorun yaşandı.

Bununla birlikte diğer ülkelere ihracat artmaktadır ve Ocak ayında meyve-sebze ihracatında dolar bazında %40'lar düzeyinde bir artış gerçekleşmektedir.

Elbette şu dönemde ülke ekonomisindeki gelişmeler hepimiz için büyük bir önem taşımaktadır. Dövizdeki hareketlilik devam etmektedir. Döviz bu kadar dalgalanınca piyasada belirsizlik, tedirginlik artıyor ve ticaret, tahsilat yavaşlıyor.

Türk lirası son 3 ayın en fazla değer kaybeden paralardan birisi oldu.

Mahfi Eğilmez hoca, 2017 sonunda Doların 3.95 liraya çıkabileceğini söylediği zaman bazı arkadaşlar kötümser olduğunu söylemişlerdi. 3.90’ları Ocak ayında gördük.

Bu kadar dalgalanmanın bir nedeni, Merkez Bankamızın faizi düşük tutmasıydı. Bir tablo göstereceğim. Türkiye gibi gelişen ülkelerde merkez bankası faizi ve enflasyon oranlarını görüyoruz. Gelişen ülkelerin çoğunda Merkez bankalarının faizleri enflasyonun üzerinde, yani reel faiz veriyorlar.  Biz ise negatif faiz vermeye devam ettik.

Bu politikadan geçen hafta biraz geri dönülmeye başlandı. Geçen hafta, Merkez Bankası fonlama maliyetini 1 puan artırdı ve 9’un üzerine çıkardı. Bugün faiz artışı kararı alması bekleniyor. Geçen ay, Türk Lirasına güven kaybı olduğunu, bu nedenle halkın ve şirketlerin Kasımdan bu yana döviz satmadığını söylemiştim. Çünkü faiz ve döviz konusunda çok fazla farklı demeç veriliyordu.  Geçenlerde Sabah gazetesi yazarı Şeref Oğuz, “herkes sussun yalnızca merkez bankası konuşsun” diye yazdı. Umarım artık bu yönde bir gelişme olur.

Bir konuyu burada tekrar vurgulamak istiyorum. Ekonomi yönetimi de faiz artmasın, yatırım artsın istiyor. Ancak, yatırımlardaki yavaşlamanın tek nedeni faiz oranı değil.

Yatırım yapılması için iç ve dış talebin artması gerekir, talep varsa, fiyat ve maliyet uygunsa, zaten yatırımcı faize bakmadan yatırım yapıyor. Asıl sorun faizin 1-2 puan yüksek olması değil, kredi alınamamasıdır. Daha önce söyledim, Türkiye’de 7, 10 yıllık konut kredisi var, şimdi vade 20 yıla çıkarılmaya çalışılıyor. Konut kredisi var, ama yatırım kredisi yok.

Konut kredisi vadesinde yatırım kredisi olsun, faizi de 1 puan yüksek olsun, ama Türkiye'de uzun vadeli yatırım kredisi yok. Alabildiğimiz en fazla vade 48 ay. Türkiye’de reel sektör tüketici kredisi gibi kredi kullanıyor. Asıl sorun yatırım kredisinin olmamasıyken, biz halen döviz-faiz tartışmasına takılıp kalmışız ve bu nedenle sürekli olarak kur darbesi yemeye devam ediyoruz.

Ayrıca son yıllarda yapılan yatırımlar sanayiden çok enerji ve hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır.

Yatırım teşvik belgeleri-Milyar TL

 

2015

2016

İMALAT

23

23

ENERJİ

37

25

HİZMET

34

44

-Turizm

5.5

4.7

-Ulaştırma

3

23

MADENCİLİK

2.4

3.7

TARIM

0.7

0.7

Toplam

99

97

Görüldüğü gibi teşvik belgelerinde imalat sanayi yatırımları toplam yatırımların %24'üne düşmüş durumda. 

Burada önemli olan husus şudur: Enerji yatırımları veya ulaştırmada uçak alımı gibi yatırımlar, istihdamı, sanayi veya turizm sektörleri kadar artırmıyor. Bu nedenle büyüme hızımız %3'ün üzerine çıkmıyor, genç işsizliği de %20’nin altına düşmüyor.

Hükümet istihdam için yeni teşvik kararları almaktadır. Çalışma Bakanımız ve TOBB Başkanımız yeni bir kampanya açıkladılar. Genç mezunlar işe alınırsa ücret ve sigorta priminin yarısını bir yıl boyunca Devlet ödeyecek. Ancak, hepimiz biliyoruz ki, talep artışı olmadan yatırım ve üretim artmaz, yatırım artmadan istihdam artmaz. Yine de imkânı olan, yapabilen herkes, bu teşvikleri değerlendirmeli ve gençleri istihdam etmek için çaba göstermelidir.

Türkiye’nin en büyük sorunu insana yatırımdır. İşletmelerimiz gençlere yatırım yapmayı öğrenmelidir. Bazen işadamları tecrübeli eleman istihdam etmek istiyor, gençlere yer açmıyor. Bazen de gençler iş beğenmiyor. Bunun ortasını bulmamız gerekir. Gençleri sanayiye, üretime yönlendirmek, meslek sahibi yapmak için Benim işim Benim Geleceğim projesini yapıyoruz. İmkânı olan üyelerimiz bu programlara katılmalı, destek olmalıdır.
Şu anda yine müfredat değişikliği tartışılıyor. Müfredatın temeline insan sevgi ve saygısını, yaşam sevgisini, çalışma sevgisini ve disiplinini koymamız gerekiyor. İlkokul ve ortaokulda çocuklar özgürlüğü ve sevgiyi hissetmelidir. Sanayi 4.0 için gerekli insan kaynağı ve atmosferi sağlamak zorundayız.

Ülke olarak oturup, hükümet, özel sektör ve uzmanlarla yoğun çalışmak zorundayız. Ekonomik ve Sosyal Konsey güçlü bir kurum olarak çalışmalıdır.

Bugün 24 Ocak, Türkiye'de ekonomik kriz olunca 24 Ocak 1980'de serbest piyasa ekonomisine geçiş yolunda büyük bir dönüşüm yaşandı.  Bugün ise sanayi 4.0, herkese iş ve herkese asgari sosyal gelir hedefiyle yeni bir yapısal reform hamlesi gerekmektedir.

Şimdi anayasa referandumu gündeme geldi, Nisan ayında referandumdan sonra başkanlık sistemi geçiş süreci gündeme gelecek. Ondan sonra herşey 2019'a endekslenecek.

Türkiye önemli bir sistem değişikliğine gitmektedir. Başbakanlık kurumu kalkmakta, Partili Devlet Başkanı sistemine geçilmektedir. Bakanlar ve Başkan yardımcıları atamayla gelmektedir, milletvekili sayısı 600’e çıkmakta, milletvekili olma yaşı 18’e inmektedir.
Böyle bir sistem değişikliği medyada, kamuoyunda, Büyük Millet Meclisinde daha güzel bir biçimde tartışılmalıydı. Herkesin mutlaka hem haklı hem haksız olduğu noktalar vardır, bu nedenle konuşmak ve empati yapmak gerekir.

Değerli arkadaşlarım,
Anayasa oylamaları devam ederken, ekonomiyle ilgili düzenlemelerin ihmal edilmemesi de güzel bir gelişmedir. Bu konuda Hükümetin hakkını teslim etmek gerekir.

Bildiğiniz gibi, Türkiye’de yatırım yapan ve konut alan yabancılara vatandaşlık hakkı tanındı. Doğru yönde alınmış bir karardır, en azından konut alımlarına katkısı olacağına inanıyorum.

Geçen hafta Torba yasayla sicil affı nihayet çıkarıldı. Borcunu 6 ay içinde ödeyenlerin sicil kayıtlarının dikkate alınmayacağı ve bankacıların bu kişilere kredi açılmasından dolayı sorumlu tutulmayacağı yasada yer aldı.

Kredi ve borç yapılandırması işliyor mu,  bu düzenlemeler sorunu çözecek mi göreceğiz. Bankacı arkadaşlarımız ve sorun yaşayan sektörler de bu konuyu izler ve bize bilgi verirlerse memnun olurum.

Kredi Garanti Fonu kanalıyla KOBİ kredilerinin önünün açılması yönünde adımlar atılacağı açıklanmıştı, ancak henüz bir gelişme yok, bekliyoruz.

Bir önemli yasal düzenleme ise marka, patent, coğrafi işaret haklarının korunması konusunda yapıldı.  191 maddelik kapsamlı bir yasa çıkarıldı. 2009 yılında getirilen cezai hükümler korundu. Bu yasa sıkı uygulanmaya başlanırsa marka ihlallerine karşı 3 yıla kadar hapis cezaları olduğuna herkes dikkat etmelidir.

Cezai hüküm demişken, restoranlar ve kafe sektöründen gelen bir şikâyeti de buradan dile getireyim. Sektör mensupları, sigara denetimlerinin bölge bazında farklılık gösterdiğini, bunun da işletmeler arasında eşitsizliğe, haksızlığa neden olduğunu belirtiyorlar.  İlgili kurumlara buradan da iletmiş olalım.

Sektörlerimizden, komitelerimizden gelen talepler arasında mobilyada KDV indirimi yapılması konusu bulunuyor. Komitemiz 2009 yılında yapılan indirimleri örnek vermiş, gerçekten bazı sektörlerde 2009 durgunluğunu yaşıyoruz.  Eğer piyasa böyle giderse vergi indirimlerinin gündeme gelmesi gereklidir.

Ulaştırma sektörümüz C plakanın yeterince verilmediğini, bu nedenle bazı yerlerde personel ve öğrenci servisleri için gerekli denetimlerin yapılmadığı taşıtların kullanıldığı konusunda şikâyetçiler. Bu konuda da gerekli girişimleri yapıyoruz.

Sevgili arkadaşlar,
Bakın, bir tablo göstermek istiyorum. Bu tablo kayıtlı şirketlerin vergi ve faturalardan yola çıkılarak Antalya’nın diğer illerle ticaretini gösteriyor.

 

ANTALYA'NIN ALIMLARI

ANTALYA'NIN SATIŞLARI

İSTANBUL

21

11

ANKARA

4.9

2.4

İZMİR

2.3

1

KONYA

1.1

0.6

DENİZLİ

0.6

0.4

BURSA

0.6

0.4

KOCAELİ

O.6

02

ADANA

0.5

0.3

Firmalarımız diğer illerdeki firmalardan 38 milyarlık alım yapıyor, diğer illerin firmalarına 22 milyarlık satış yapıyor. Antalya’da tüketiciye ve turiste yaptığımız satışın dörtte birini de büyük firmalar veya Antalya dışından firmalar yapmaktalar.  Bu nedenle Antalya firmalarını desteklememiz, güçlendirmemiz, bunun içinde kendi firmalarımız arasındaki ticareti, mümkün olduğu kadar teşvik etmemiz gerekiyor.

Ortak olmuyorsak hiç olmazsa işbirliği yapmayı öğrenelim. Çapraz komite toplantıları düzenleyelim. Uncu, şekerci, yağcı ve helvacıyı bir araya getirelim. Kendi üyelerimiz arasındaki ticareti artırmaya gayret edelim.
Meslek Komiteleri Müdürlüğümüz komitelerimize sorarak bu konuda belirli sektör, pazar, ürünleri belirleyecek. Bunun için genişletilmiş komiteler toplantısını beklemeyelim.

Bunun dışında, önümüzdeki haftalar içinde E-ATSO'dan "Mobil ATSO"'ya geçmek için çalışmaya başlayacağız. Alışveriş festivalini büyütme yolunda çalışacağız.

Üniversite ile proje pazarı ve tarım-gıda teknoparkı konularını ele alacağız. Vitrin yarışması önerisi gelmişti komitemizden. En güzel vitrin ödülü için çalışmaya başladık. Bu yıl inovasyon ödülü de vereceğiz. Etik Kurul sanırım yarın biraraya gelecek. Mustafa Karabağır arkadaşımızdan ve Etik komisyonu üyelerimizden çalışmaların hızlandırılmasını rica ediyorum.

Geçen yılı Türkiye ve Antalya olarak birçok olumsuzlukla yaşadık. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yerel seçim yılıydı. 2015 iki genel seçim yılı oldu. 2016'da hem hükümet değişti, hem 15 Temmuz'u yaşadık. Bu yıl ümit ederim ki, daha sakin, huzurlu, daha mutlu, daha kazançlı bir yıl yaşarız. Umuyorum ki, bu yıl turizm başta olmak üzere her sahada bir toparlanma yılı olur.

Sevgili arkadaşlarım,
ATSO Meclisi olarak, burada her zaman belirli bir seviyeyi korudunuz. Büyük Millet Meclisine bakacak olursak bunun değerini daha iyi görebiliyoruz. Bizler aramıza siyasi çekişmelerin girmesine izin vermemeliyiz.

Ticaret hesap işidir, biz ticaret yaptığımız kişiyi siyasi görüşüyle değil, dürüstlüğüyle, sektördeki yeriyle, yani liyakatiyle değerlendiririz. Antalya'nın ticaretine, eşraf kültürüne hep beraber sahip çıkmak zorundayız. Görev dönemimizi en iyi biçimde tamamlamak için çalışacağız. 

Hepinize teşekkür ediyor, sevgiler, saygılarımı sunuyorum. 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Yörex Yöresel Ürünler Fuarı