ATSO Şubat Ayı Meclis Konuşması

21 Şubat 2017 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Başkan,
Sayın Meclis üyeleri,

Şahsım ve yönetim kurulumuz adına hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Bugün benim gündemimde istihdam seferberliği, esnaf anketi sonuçları var.  Ayrıca Türkiye Varlık fonunda hızlı gelişmeler oldu. Antalya ekonomisinde, sektörlerimizde bazı sorunlar devam ediyor, onlara da değinmek istiyorum. Sizi yormak istemiyorum, fakat bu kürsüden konuşmasak bazı sorunlar hiç konuşulmuyor.  Meclis toplantısının esas konusu sektörel sorunların, Antalya’nın sorunlarının konuşulması, görüşülmesidir.
Tarım sektöründe ne oluyor, inşaatta konut satışları nasıl gidiyor, beyaz eşya ve mobilyada vergi indirimi fayda sağladı mı, sektörlerde satışlar, istihdam nasıl gibi konuların konuşulma yeri burasıdır.
Bir sektörde iyi bir gelişme varsa, sorun varsa onu da konuşmalıyız. Bizim en önemli görevimiz üyelerimizin düşüncelerine tercüman olmaktır.
Çözüm olmasa bile sorunların konuşulması, farklı düşüncelerin dile getirilmesi toplumu rahatlatır, güven verir.  Farklı fikirlerin zenginlik olduğunu, renklilik  olduğunu unutmadan, iyiniyetle, sevgiyle, saygıyla ortak aklı aramalıyız.

Konuşmama başlarken, bir duygumu ifade etmek istiyorum. Aylardır bu kürsüye hep sıcak terör olaylarından sonra çıktım. Birkaç haftadan bu yana terör saldırılarında biraz azalma gördük. Tam biraz umutlanırken maalesef geçen hafta Şanlıurfa'da bir saldırı oldu.  Dilerim ki, bu son olur.
Biraz olumlu gelişmelerle devam edeyim. Yıllardan sonra Batı çevre yolunun tamamlanması noktasına nihayet geldik. Tünektepe teleferik projesi tamamlandı.
Ukrayna ile pasaportsuz, kimlikle giriş anlaşması yapıldı, turizme mutlaka katkısı olacaktır.
Türk Hava Yolları Antalya ve Cezayir arasına Temmuz ayında direkt sefer başlatacak. Cezayir’de böyle bir talep olduğu için bu karar alınmış.
Anlıyoruz ki, yalnızca THY’den talepte bulunmak yetmiyor, tur operatörleri ve acentalarla karşılıklı koltuk garantisi konusunda çalışmak gerekiyor. Bunun yeni bir başlangıç olmasını, İran, Dubai ve Avrupa başkentlerine de direkt seferleri görmeyi diliyoruz.
Filmde gördünüz, TOBB ve TEPAV tarafından yapılan “En Hızlı Büyüyen 100 Şirket” sıralamasında zirveyi Antalya firması Ares Tersanecilik aldı. Listede ayrıca 4 Antalya firması daha ilk 100 firma arasında kendine yer buldu. Petektar Tohum, Ahmet Kasapoğlu Mobilya, T.S. Tarım Makina ve Desird Tasarım şirketlerimizi kutluyorum. Hep söylüyorum, ya büyük balık ya hızlı balık olmak gerek. Bunun yolu da yenilikçi olmaktır. Bu güzel örneklerin artmasını ümit ediyorum.
Bu yıl inovasyon veya yenilik, e-ticaret gibi konulara da odaklanacağımızı söylemiştim. Geçtiğimiz ay teknoloji buluşmaları toplantısına çok büyük bir ilgi oldu. Ardından sanayi 4.0 çalışmaları başladı.
Bu çalışmalar hemen sonuç alınacak çalışmalar değildir, fakat önemli olan üyemizin ufkunu, vizyonunu genişletmektir.

Değerli arkadaşlarım,
Bu ay en önemli konumuz istihdam seferberliğidir.
Geçen yıl Antalya için SGK prim indirimi talep etmiş ve bu hususta çok ısrarlı olmuştuk. Nihayet bu destek bütün Türkiye için geldi. Antalya için geç kaldı, fakat zararın neresinden dönülse kardır.
Aylardır burada işsizlik, gençlerin durumu, mesleki eğitim ve istihdam projeleri gibi konulara değiniyorum. Geçen ay yatırımların yavaşladığını, yatırımların imalat sanayinden enerji ve inşaata kaydığını, bu nedenle istihdamın yavaşladığını anlattım. İşsiz sayısı bir önceki ay 3 milyon 600 bindi, kimse konuşmadı, bu ay 3 milyon 700 bin oldu. Nihayet Sayın Cumhurbaşkanımız işsizlik sorununu gündeme getirince, herkes işsizlik sorununu konuşmaya başladı.
Bunun üzerine geçen hafta Kanun Hükmünde kararname ile yeni istihdam teşviki açıklandı:

-Teşvikle birlikte,  2 bin 177 liralık asgari ücret maliyeti, 773 lira prim ve vergi desteği yle 1400 TL’ye düşmüş olacaktır.
-1 Şubat’tan 31 Aralık’a tarihine kadar işe alınan sigortalı için teşvik alınabilecektir.
-Önceki 3 ay içinde kayıtlı sigortalı olmayan işsizler, İş-Kur’a kayıtlı olmaları durumunda işe alınabilecekler.
-İşverenin SGK borcunun olmaması, kayıtdışı işçi çalıştırmamış olması gerekiyor.
Hükümet daha önce de çeşitli istihdam teşvikleri getirmişti, fakat bu çapta bir teşvik ilk kez getirildi,
İstihdam artışı için Cuma günü Sayın Valimizle bir toplantı yaptık. Ben şahsen 100 bin rakamını görebileceğimizi tahmin ediyorum, fakat toplantıda 150 bin telaffuz edildi.
Buradan bütün üyelerimize çağrı yapıyorum. İmkanı olan teşvikten yararlansın ve çalışan sayısını artırsın. İhtiyacı olmayan, ama mali imkanı yeten de fedakarlık yapsın. Çünkü bir gencin iş öğrenmesi önemli bir katkıdır. 40 bin üyemiz var ve mutlaka her üyemiz elinden geleni yapacaktır.
Antalya olarak geçen yıl turizmdeki kriz  öncesinde yaz aylarında 600 bin sigortalı çalışan sayısına kavuşmuştuk. Kasım ayı verisine göre bu sayı 450 binlere düştü. Bu 150 binlik kaybın bir kısmı mevsimsel, bir kısmı da turizmde yaşadığımız krize bağlı. Sezonun başlaması ile birlikte yalnızca turizm istihdamında 100 bine yakın istihdam artışı olacaktır. İstihdam teşviki kayıtdışılığı da bir miktar azaltmış olacaktır diye ümit ediyorum.  İş-Kur’a kayıt koşuluna herkes dikkat etmelidir. Özellikle turizm sektöründe çalışacaklar İş Kur kayıtlarını hemen yaptırmalıdır.
Turizmden dolayı bu konuda sözünü en iyi tutabilecek il Antalya'dır diye düşünüyorum. Bazen afaki rakamlar açıklanıyor, oysa bu konu bir hesap kitap konusudur, sonra hayal kırıklığı yaratacak şeyler söylenmemelidir.
Uzun dönemde istihdam artışı için ihracat ve yatırımlar artmalıdır. Özel sektör kardan fedakarlık yaparak istihdam artırırsa, gelecek yıl hem vergi hem yatırımlar azalır. İstihdam maliyetini fiyata yansıtsa maliyeti halk öder. Yani, istihdamı kısa dönemde zorlayarak artırabiliriz, fakat bu uygulama uzun dönem sürdürülemez.
Aksi halde bugün 1.5 milyon kişi istihdam edilse geriye 2 milyon 200 bin kişi kalacak, Türkiye’de istihdam piyasasına her yıl 1 milyon yeni genç gelmektedir, böylece bir yıl sonra yine aynı işsiz sayısına geliriz.
Ekonomide yapısal reformların alternatifinin olmadığını tekrar vurgulamak isterim. Yatırım ortamını iyileştirmemiz, eğitim sistemini değiştirmemiz, hukuk sistemini düzeltmemiz gerektiğini devamlı olarak söylüyoruz. Ekonomide ve sanayide dönüşümü başarmak zorundayız.
Artık bir seferberlikle katma değeri yüksek ürün desenine geçmeliyiz. Rakamlara baktığımızda kat etmemiz gereken çok mesafe olduğunu görüyoruz.

Çin’in ihracatının %25’i yüksek teknoloji ürünleri, Hindistan’ın ihracatının %7.5’u yüksek teknoloji, Türkiye’nin ihracatında yüksek teknoloji payı sadece %2.2.
Bir tabloyla Türkiye’nin ihracatında kilogram değerlerinden birkaç örnek vermek istiyorum.

İHRACAT 2016 ARALIK-

KG

USD

Kg-Dolar

Hazırgiyim ve Konfeksiyon

90,603,753.15

1,339,352,846.82

14.78

Fındık ve Mamulleri

25,307,530.18

204,649,993.71

8.09

Otomotiv Endüstrisi

342,921,173.66

2,347,550,951.07

6.85

Makine ve Aksamları

89,113,764.28

493,576,660.23

5.54

Elektrik-Elektronik

190,946,465.02

951,703,536.89

4.98

İklimlendirme Sanayii

69,876,938.01

290,203,940.22

4.15

Halı

55,880,120.40

168,997,328.49

3.02

Kuru Meyve ve Mamulleri 

41,264,976.01

115,329,205.40

2.79

Hayvansal Mamuller

98,450,093.98

211,745,315.84

2.15

Mobilya, Orman Ürünleri

270,318,058.20

354,898,869.78

1.31

Meyve Sebze Mamulleri

114,368,060.18

111,751,937.03

0.98

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri 

1,548,619,788.11

1,282,127,627.59

0.83

Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri

822,974,328.03

616,713,145.29

0.75

Çelik 

1,655,601,392.79

937,693,433.11

0.57

Yaş Meyve ve Sebze 

575,472,120.08

279,301,895.81

0.49

Madencilik Ürünleri

1,619,094,172.40

354,647,028.17

0.22

Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri

1,359,428,183.39

204,462,311.36

0.15

Genel Toplam

9,350,270,145.01

12,345,769,362.13

1.32

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aralik ayı ihracat miktarı 9 milyon ton, gelir ise 12 milyar dolar.İhracatımızın kilosu 1.3 dolar.2015 yılının bütün ihracatında kilo değeri 1 dolar 44 centti. Çimento, madencilik çıksa bile 2 dolar olmuyor.
Elektronikte bazı kalemlerde kilo değeri 18 dolara kadar çıkıyor. Hazır giyim 24 dolara Otomotivde 8 dolara çıkabiliyor. Ama ortalaması tablodaki gibi.
Fındık deyip geçmeyin. 2015’te fındık ihracat kilo fiyatı 11 dolar, geçen Aralık ayında 8 dolar, ama fındığın kilosu otomobilden, çamaşır makinasından, klimadan, çelikten daha yüksek.
Geçen hafta Hindistan bir roketle 100 tane nano uyduyu uzaya gönderdi. Asya ülkeleri, Güney Kore, Çin, Singapur, Hindistan bilimde, sanayide, ihracatta başarılı sonuçlar alıyorlar. Amerika’yı yeniden keşfetmeye ihtiyaç yok.Bu ülkeler neden, nasıl başarılı oluyorlar diye biraz bakmamız gerek.

Sevgili arkadaşlar,
Bildiğiniz gibi, Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi yasası Ağustos’ta meclisten geçti, fakat 15 Temmuz etkisi altında çok fazla dikkat çekmedi. Geçenlerde şirketin yönetim kurulu ataması yapılıp, birçok kamu kuruluşu ve araziler bu fona devredilince konuşulmaya başlandı.
Ziraat Bankası, Halk Bankası, THY kamu hisseleri, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri, PTT, Borsa İstanbul, Türksat’ın Hazine’ye ait hisseleri, Milli piyango, At yarışları, Çaykur, Eti maden, Türk Telekomun Hazine hissesi Fona devredildi. Hazineye ait 46 taşınmaz da ayrıca Fona verildi, bu 46 taşınmazın 26’sı Antalya’da kıyı turizm alanlarıdır. Bunun dışında işsizlik fonu ve bireysel emeklilik fonları da konuşuluyor. Fon bağımsız denetime, Başbakan denetimine ve Plan-Bütçe komisyonu denetimine tabi. Fakat sayıştay denetiminden ve bütün vergilerden muaf.
Dünyada varlık fonları 1990’lardan sonra moda oldu.ABD, Japonya gibi bazı ülkeler daha eskiden emeklilik fonu olarak kurmuşlar. Petrol fiyatlarının yüksek olduğu zamanlarda Suudi Arabistan gibi ülkeler petrol gelirini yüksek getiriyle değerlendirmek için bu fonları kurmuşlar.
Ayrıca, petrol rezervleri gelecekte biteceği için, gelecek nesillere miras bırakacak değerler tutmak istediler. Yani, bugün herşeyi tüketmek yerine gelecek nesilleri düşündüler. Çin gibi ülkelerin petrolü yok, ama onların da ihracatları fazla veriyor. Güney Kore 2005’de 20 milyar dolarlık bir fon kurmuş.
Türkiye yüksek teknoloji alanında yatırımlara mutlaka devletin daha fazla katkısıyla girmelidir. Nanoteknoloji, biyoteknoloji, uzay alanı gibi alanlara büyük yatırım yapmak özel sektör için zordur. Stratejik yatırım alanlarına devlet gerekirse ortak olmalı, öncülük etmelidir.1930’larda Atatürk, özel sektörde sermaye olmadığını görünce, sanayi planları yaptırdı ve Türkiye’de sanayinin temeli o yatırımlarla atıldı. Bugün kamu-özel sektör ortaklığıyla yüksek teknoloji sektörlerine yatırım yapılabilir.
Bu kadar büyük bir varlığın bir şirkette toplanması doğrusunu söylemek gerekirse riskli bir durum gibi görünüyor.  Varlık fonu ilk aşamada birkaç milyar dolarlık bir fonla teknoloji yatırımlarına öncülük etmelidir.  İkinci bir özelleştirme idaresi olmamalıdır. Hazine arazisi satışı konusunda da hassas olunmalıdır. Kamu mülkiyetinin tümüyle satışında gelecek nesillerin hakkı olduğu  unutulmamalıdır.

Değerli arkadaşlarım,
Piyasadaki güncel duruma geçecek olursam,
Şimdi Türkiye’de sektörlerin 2016 satış durumlarını gösteren bir tablo sunacağım. Burada geçen yıl kredi kartlarıyla yapılan harcamalar görülüyor. Birçok sektörde artık harcamanın önemli kısmı kartla yapılıyor. Görüldüğü gibi, 2015’te %14 artış varken, 2016’da artış %9.8’de kalmış. Yani enflasyonun biraz üzerinde. Fakat, elektronik, kuyum, konaklama, yapı malzemesi gibi sektörlerde çok düşük artışlar olmuş. Kuyumda altın fiyatı artışına ragmen düşüş var. Giyim bile enflasyonun altında kalmış.

KREDİ KARTI HARCAMALARI MİLYAR TL

 

 

2014

2015

2016

2014-15 değişim

2015-16 değişim

MARKET

80

94

102

17,5%

8,5%

ÇEŞİTLİ GIDA

28,6

32,2

35,8

12,6%

11,2%

EĞİTİM / KIRTASİYE

10,4

12,6

13,9

21,2%

10,3%

ELEKTRONİK EŞYA, BİLGİSAYAR

32,7

33,9

33,3

3,7%

-1,8%

GİYİM

33,8

38,2

40,9

13,0%

7,1%

DİĞER HİZMET SEKTÖRLERİ

27,4

26,1

26,7

-4,7%

2,3%

BENZİN VE YAKIT

45,7

45,4

46,6

-0,7%

2,6%

KONAKLAMA

8,3

9,9

9,8

19,3%

-1,0%

KUYUMCULAR

9,8

10

9,2

2,0%

-8,0%

HAVAYOLLARI

7,8

9,1

9,4

16,7%

3,3%

MOBİLYA VE DEKORASYON

19

20,1

21,2

5,8%

5,5%

SAĞLIK/SAĞLIK ÜRÜNLERİ/KOZMETİK

14

16,7

18,7

19,3%

12,0%

SEYAHAT ACENTELERİ/TAŞIMACILIK

11,5

14,3

14,4

24,3%

0,7%

SİGORTA

21,7

22,7

28,4

4,6%

25,1%

TELEKOMÜNİKASYON

15,4

14,7

15,9

-4,5%

8,2%

YAPI MALZEMELERİ

20,4

22,8

22,7

11,8%

-0,4%

YEMEK

12,2

15

16,9

23,0%

12,7%

GENEL TOPLAM

479,3

548

601,9

14,3%

9,8%

Bu durum nedeniyle Hükümet son dönemde piyasanın canlanması için adımlar atıyor.
Son aylarda beyaz eşya ve mobilyada vergi indirimi istemiştik. Hükümet vergi indirimleriyle bu sektörlere destek oldu. Ayrıca inşaat sektörüne ve yapı malzemelerine yeni vergi indirimleri geldi. Bu arada gemi ve yatlara daha fazla ve süresiz vergi kolaylığı geldi. 
Beyaz eşya ve mobilyada vergi indirimi Nisan sonuna kadar sürecek. Şimdi meslek komitelerimiz bu sürenin yeterli olmadığını ve uzatılması gerektiğini ifade ediyorlar.
Başka sektörlerimizden de benzer talepler gelmeye başladı. Piyasanın canlanması için vergi indirimi önemli bir destek, ama bunun yanında beklentiler ve ekonomiye güven de önemli faktörlerdir.   Güven olursa alışveriş artıyor, para akışı rahatlıyor, ödemeler daha kolay yapılıyor. Güven azaldığında ise zincirleme daralma yaşanıyor.
Vergi indirimine rağmen, dün açıklanan tüketici güven endeksinde artış beklenirken, hafif bir düşüş gerçekleşti.    Bu düşüşün uzun süreli olmamasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlarım,
Geçen ay piyasa esnaf anketi yaptığımızı ve bu ay bilgi vereceğimi söylemiştim. Bildiğiniz gibi Kasım ayında esnafın durumunu verilerle görmek için anket yaptık. Çoğunluk Muratpaşa olmak üzere, 3 ilçemizde 1037 cadde esnafıyla görüşüldü.
ATSO üyesi, Esnaf Odaları üyesi olarak ayrım yapmadık, üyemiz olmayan esnafa da anket yapıldı. AVM'leri ankette doğruıdan hedeflemedik, çünkü her AVM zaten kendisi verileri elde ediyor. AVM’lerdeki işyerleri katılanların %5’ini oluşturdu.
Ankete katılanların yarısı ATSO üyesi, diğer yarısı Esnaf Odaları Birliği üyesi. Esnafın durumunu daha iyi görmek için ankette ayrım yapmadık. Büyük çoğunluk mikro işletme, 1037 işyerinde patron dahil, çalışan sayısı 3807, yani işyeri başına çalışan sayısı 4 olmuyor.
Ankete göre cadde işyerlerinin %85’i kira, mülk sahipliği oranı oldukça düşük.
İşyeri sahibinin sektördeki süresine baktığımızda kent merkezinde eski esnafın azaldığını görüyoruz.İşyerinde 10 yıldan fazla faaliyette olma oranı %38. Yeni işyeri oranı %26 ve bu oran oldukça yüksek sayılır. Beyaz eşya, kuyum, konaklama sektöründe eski işletme, market ve yeme-içme sektöründe ise yeni işletme oranı daha fazla.
Büyük çoğunluk tek bir alanda faaliyet gösterdiğini beyan ediyor. Bu da krizlere karşı riski artırmaktadır.
Faaliyet alanı dağılımına baktığımızda birinci grup market ve gıda sektörü çıktı.
Ankette turizmden etkilenme derecesini sorduk. Turizmle ilgim yok veya az diyenlerin oranı %28. Kalan %72 için turizm önemli. Yıllar önce yine bir anket yapmıştık ve o zaman da %75 çıkmıştı.
Turizmden en fazla etkilenen sektör kuyum sektörü, giyim sektörü de turizme yüksek oranda bağımlı. Fakat marketler ve beyaz eşyacılar doğal olarak daha az etkileniyor.
İşyerlerinin  %61’i satışlarının azaldığını, %41’i ise çalışan sayısını azalttığını söylüyor.
Esnafın üçte birinin geçen yıl turizmdeki durumdan daha ciddi oranda etkilendiğini ve çalışan sayısını %20'den fazla azalttığını görüyoruz.
En fazla satış kaybı ve istihdam kaybı yaşayan sektörler konaklamadan sonra yeme-içme sektörü ve kuyum. Marketlerin ise çok fazla etkilenmediğini görüyoruz.
Ankette kredi sorunu olup olmadığına baktık.  Esnafın yarısı kredi kullanmıyor. Kredi almakta zorluk yaşayanların oranı %39 gibi görünüyor fakat yarısı kredi aldığı için gerçekte kredi kullananların %80’i kredi almakta zorluk yaşadığını belirtmiş oluyor.
Şimdi başka önemli bir soru geliyor. Kredi geri ödemesinde sorun var mı diye sormuşuz.  367 işyeri, yani %35 sorun yaşamıyor gibi görünüyor. Fakat zaten kredi kullanma oranı %50 olduğu için, bu oran kredi kullanan işyerlerinin %70’inin ödemede zorlandığı anlamına geliyor. 
SGK ödemelerinde sorun sormuşuz, bu kez %39 sorun belirtiyor, %61 rahat. Çoğunluk küçük esnaf olduğu için SGK büyük sorun oluşturmuyor. 
Meclis anketlerinde öne çıkan en büyük sorun alacak tahsilatıydı. Bütün esnafın bu konuda ciddi sorun yaşadığını görüyoruz.
Tahsilat sorunu yaşamayan esnaf oranı %3.9’dan ibaret. Tahsilat sorunundan en fazla yakınanlar beyaz eşya ve kuyum sektörü.
2017'ye dönük beklentilerin olumsuz olduğunu görüyoruz. 2017'de satış artışı bekleyenlerin oranı %13’de kalıyor. Kasım, Aralık’ta yaptığımız için sezon sonu karamsarlığı var,  şimdi biraz azalmış olmasını ümit ediyorum.
Sorunlar konusunma gelince; ankette birinci sorun %68 ile durgunluk, ikinci sorun ise %33 ile vergi ve prim yükü olarak çıktı. Üçüncü sorun ise diğer maliyetlerin yüksekliği. Görüldüğü gibi, kredi, tahsilat sorunları daha geride kalıyor. 
Esnafın talep ve beklentilerini de sorduk. Üç konu öne çıkıyor; vergi, SGK prim indirimi ve kira desteği verilmesi. Kira desteği önceki aylarda dolar artışı yüzünden sorun olmuştu, bu nedenle ankette de öne çıktı.
Esnaf vergi ve prim indirimi isterken, ödemelerin ertelenmesi  talebi çok zayıf kalıyor.  Krediye erişim ve faiz düşüşü talebi  vergi-prim indiriminden sonra önemli talepler arasında.
Şimdi daha çarpıcı bir tablo göstereceğim. Ankette Türkiye ekonomisinde sorunları sorduk.  
Ağırlık bakımından baktığımızda, yani 3 seçenekte yer alması bakımından, terör önde, fakat birinci sorunda işsizliğin terörü geçtiğini görüyoruz. Demek ki, Hükümet de benzer anketler gördü ve istihdam desteği bu nedenle önemli hale geldi. Bunun dışında ekonomide belirsizlik ve dış politika sorunlarının da öne çıktığını görüyoruz.
Durum genel olarak böyle, anketten kısa bir sonuç çıkaracak olursak, her 3 esnaftan birinin ciddi hasar aldığını görüyoruz. Esnafın %61'i satış kaybetmişse, %41'i elemanını işten çıkarmışsa bu zaten ciddi bir olaydır. Esnaftaki hasar önemli, ama beklediğimizden daha kötü değil. Bu nedenle ben şahsen Antalya ticaretinde çok daha olumsuz bir tabloya da hazırdım.
Çünkü esnaflık kurumu Türkiye genelinde sıkıntıda. Nitekim şimdi esnaf için işsizlik fonu kuruluyor. Gönül ister ki, esnaf için işsizlik riski olmasın, fakat öyle görünüyor ki, ihtiyaç var ve bu ihtiyaç artacak.
Diğer taraftan geçen yıl, turizmdeki kayıptan  orta ve büyük işletmelerin daha çok etkilendiklerini ve daha büyük sorun yaşadıklarını söyleyebiliriz.  Dilerim ki, bundan sonra daha güzel ve başarılı sonuçlar elde ederiz.
 
Sevgili arkadaşlarım,
Antalya ekonomisine ait resmi verileri yayınladığımız aylık bültende görebilirsiniz. 2013 ve 2014 yıllarında Şubat ayında Antalya’ya günde ortalama 5 bin yabancı turist gelirdi, geçen yıl 3 bin 500’e düştü, bu yıl ise 3 bine düştü.
KDV tahsilatında yıllık artış Ocak ayında %2.2 oldu, bu da satışların iyi olmadığını gösteriyor.
İki göstergede daha iyi gidiyoruz. İhracat cephesinde gelişme olumlu yönde. Sebze ihracatı domates ve biber ağırlıklı olarak Ocak’ta %63, Şubat’ta %42 oranında artış gösteriyor. Meyvede elma ihracatı çok iyi, diğer meyvelerin ihracatı durgun.
Ayrıca, sanayi ve madencilik ihracatında da artış yüksek oranda seyretmektedir.
Diğer olumlu gelişmeyi kredi performansında görüyoruz. Geçen yıl sektörel kredilerde turizm ve tarım kredilerinde artış sağlanmış. Sektörel önlemlerin ve kredi yapılandırmasının yarar sağladığını söyleyebiliriz.  
Takibe düşen toplam kredi oranı %3.66’dan %3.76’ya çıktı. Turizm, tarım ve inşaatta oranlar düştü. Ticaret ve gıda sektörlerinde bozulma olsa da genelde beklediğimiz kadar kötü değil. 
Antalya’nın kredi takibat oranı çok bozulmamakla birlikte, üyelerimizden bazı bankalarımızın ticari kredileri kısmaya devam ettiği şeklinde şikayetler alıyoruz.  Yalnızca Antalya’da değil, birçok ilde benzer durum olduğunu duyuyoruz. Kredi limitleri düşürülüyor ve yeni kredi açılmıyor. Zaten rakamlara baktığımızda ticaret, inşaat, gıda gibi sektörlerde kredilerde canlanma olmadığını, hatta azaldığını görüyoruz. Bazı firmalar kredi alamadığı için daha zor duruma düşmektedir. Lütfen ilgililer bu konuyu ele alsın.
Bir başka şikayet konusu vergi ve sigorta borcu olanların yapılandırmaya gitmelerine rağmen hacizlerin kaldırılmaması. Borç yapılandırması kabul edilmişse hacizin korunması yanlıştır. Bu durum ele alınmalı ve düzeltilmelidir.

Sevgili arkadaşlarım,
Son olarak iki konuya daha değineceğim ve etkinliklerimiz konusunda bilgilendirme yapacağım. Geçen hafta ANFAŞ Gıda ve İçecek Fuarı vardı. Fuara birkaç ülkeden heyet de katılmıştı.Önemli sayıda firma vardı.
Fakat maalesef Antalya gıda firmaları, markaları yoktu veya çok azdı. Ben sadece 4 Antalya firmasının olduğunu gördüm. Gıda ve içecek sektörü imalat sanayinin en büyük sektörüdür. Ulke olarak tarım, gıda ve içecek olarak 20 milyar dolar ihracat yapıyoruz. 
Gıda sektörümüzün katma değeri ve ihracatı katlanarak artmalıdır. Ancak, kendi fuarımızda Antalya markalarının  olmaması garip bir durumdur.
Elbette gıda sektöründe sorunlar büyüktür, girdi maliyetleri yükselmiş, marjlar daralmıştır. Alkollü içecek sektörü zaten vergi yükü altında ezilmiştir. Sektör turizmdeki kayıptan etkilenmiştir. Fakat bütün bunlara rağmen fuarlara katılım daha iyi olmalıdır. Fuar stand maliyetleri yüksekse gerekirse, biz katkı yapalım, hem markalarımızı öne çıkaralım hem de kentimizin fuarını güçlendirelim.
Şimdi bir olumlu, güzel konuya geçeyim. Son günlerde Antalya’da, ilçelerimizde yeni üniversiteler kurulması gündemde. Bir başka yeni üniversite için ANTEV çalışmaya başladı.Henüz fikir düzeyinde, fakat dilerim ki, hızlı ve somut bir gelişme olur. ANTEV yönetimine, üniversite kurulacaksa, aynı model ve alanlarda değil, küresel standartta, farklı alanda, butik üniversite kurulması gerektiğini ifade ettim.
Yeni teknolojilere dönük, Antalya’da olmayan alanlarda butik bir üniversite, yani binaları küçük, fakat kalitesi, küresel vizyonu yüksek bir üniversite projesi olursa Oda olarak severek katkı yapacağımızı düşünüyorum.
Bildiğiniz üzere Oda olarak da eğitim ve istihdam projelerine özel önem veriyoruz. Bugün de 14:30 da “Benim İşim Benim Geleceğim” projesinin kapanışını yapacağız. Oldukça verimli bir proje yürüttük. Gençlerimize eğitim verdik, bilgilendirme toplantıları yaptık,  Akdeniz Girişimcilik zirvesi düzenledik. Ayrıca ilk etapta 24 gencimizi iş sahibi yaptık. Projenin çıktılarını kapanış toplantısında paylaşacağız. Bu vesileyle sizleri de toplantıya davet ediyorum.
Cuma günü de “Kalkınmada Sanayi 4.0’ın Rolü” başlıklı bir toplantı yapacağız. Hüseyin Bey ve Osman Bey bu konuda aktif çalışıyorlar. ATSO öncülüğünde Sanayi 4.0 a entegrasyon için atılması gereken adımları önerecek, girişimlerde bulunacak bir platform kuruyoruz. Platforma 24.Grup (Elektrik enerjisi, üretim, dağıtım ve ilgili hizmet faaliyetleri) meslek komitemizin üyeleri, Antalya üniversitelerinin öğretim üyeleri, ASBAŞ, OSB, Makina mühendisleri odası Elektrik Mühendisleri Odası katkı veriyorlar.  Sanayi 4.0’ı meslek komiteleri müşterek toplantısında da ele almıştık, son derece önemli bir konu. Platform çalışmalarının Antalya ekonomisi için faydalı olmasını diliyorum.
Cuma günü AKS’ın mimarı ve Türkiye’de de önemli bir isim olan Sinan Genim hocamız, “Insanlığın Gelişiminde Tasarımın Önemi” konulu bir konferans verecek.
5 Mart’ta Runanatolia koşusu için ATSO takımı oluşturduk. Yönetimden 8 kişiyiz, Meclisten 10 arkadışımız katılmak istedi, halen isterseniz bireysel katılımı artırabilirsiniz.  Eğitime destek amaçlı bir sosyal etkinlik.
25-26 Mart’ta genişletilmiş meslek komitesi toplantısı yapacağız. Bu kez konferans yapmayacağız, kendi aramızda sektörel konuları konuşacağız.
Lütfen bu etkinlikleri şimdiden kaydedin, özellikle genişletilmiş komite toplantısına katılmaya çalışın.
Hepinize ilginiz, çalışmalarınız, destekleriniz için teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Takograf