ATSO Mart Ayı Meclis Konuşması

28 Mart 2017 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sevgili arkadaşlar,
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Birçok arkadaşla Cuma günü Antalya Kültür-Sanat'ta yeni sergi açılışında ve daha sonra da Meslek komiteleri müşterek toplantısında birlikteydik. Bazı arkadaşlarımız maalesef katılamadılar.
Açtığımız sergiler bugüne kadar açılan sergilerden daha farklı, tarihimize ışık tutan, tarih bilgisini artıran sergiler. Antalya için büyük kazanım olduğuna ve turizme de katkısı olacağına inanıyorum. Cuma günü söyledim, 2016 gibi bir yıla rağmen, 1.5 yılda 35 bin ziyaretçimiz olmuş. Demek ki, gelecekte 100 binleri bulacak bir potansiyel var.
Amacımız kent merkezinin canlanmasına, sosyal ve ticari hayata, kent kültürüne katkıda bulunmaktı. Bu hedefe yaklaşmakta olduğumuzu görüyoruz.  Hepimiz, bütün üyelerimiz bu sonuçtan dolayı gurur ve mutluluk duymalıyız.
Genişletilmiş meslek komiteleri toplantımızda Oda tarihinde ilk kez tanışma toplantısı düzenledik ve çok yararlı olduğunu gördük.
Burada inovasyonun güzel bir örneğini, nasıl ortaya çıktığını ve faydasını da görmüş yaşamış olduk. Öğrenmenin yaşı ve sonu yok, bazen geleneklere takılıp kalmamak gerekiyor. Önemli olan öğrenmeye, kendimizi yenilemeye devam etmek, yenilikçi olmaktır. Bu konuda fikir, yöntem ve organizasyon olarak katkı sağlayan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Mazeretleri olup katılmayan arkadaşlarımız için zaten bir şey söyleyemeyiz, fakat onun dışında hiçbir toplantıya katılmayan arkadaşlarımız da var. Geçen ay e- ticaret konusunda önemli bir konferans yaptık. Cuma günü Antalya Kültür Sanat'ta açılış yaptık.
Etkinlerimiz önümüzdeki günlerde de devam ediyor. Hafta sonu Türk müziği günlerimiz var. Pazartesi günü kuruluş yıldönümümüz. Artık Instagram’da Antalya fotoğrafları yarışması da düzenliyoruz.  Antalya fotoğrafları sosyal medya üzerinden tanıtıma katkı sağlıyor.
Bir kentin sahibi olmak o kentin kültürüne de katkı yapmayı gerektirir. Bu konuda işadamları olarak öncü olmak hepimizin görevidir. Temsil makamında olan herkesin bunun sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söylemeye ihtiyaç olmamalıdır.
Bizim etkinliklerimiz dışında başka güzel açılışlar da oldu. Batı Çevre yolu nihayet açıldı, Kuzey yolu yapımı başladı. Büyükşehir Hizmet Binası açıldı. Organize Sanayi'de otel ve sosyal tesis binası açıldı. Atık yönetimi konusunda güzel bir proje yapıldı. Birçok belediyemizin, kuruluşumuzun kültürel etkinlikleri oldu. Hepsini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Değerli arkadaşlar,
Hafta sonu Çalışma Bakanlığımız ve İşkur ile birlikte istihdam seferberliği toplantısı yaptık. Her iki kurum yetkililerine gıyaben tekrar teşekkür ediyorum.Yetkililer Türkiye’de 350 binden fazla ek istihdam yaratıldığını, bunun %7-8’inin Antalya’dan kaynaklandığını söylediler. Yani ilimizde 30 bin civarı bir istihdam artışı teşvik edilmiş oldu. Biz zaten en az 100 bin istihdam artışı olacağını bekliyor ve söylüyoruz.
Çünkü kış aylarında turizm ve tarımdaki işsizlik, doğal olarak azalmaya başlamaktadır. Yaz aylarına kadar istihdamın artması doğaldır. Asıl önemli olan yıl sonunda bu istihdamın kalıcı olmasıdır. 
Toplantıda değişik sektörlerden arkadaşlar bu teşviklerin istihdam artışı için yetmediğini ifade ettiler. Bu nedenle bugün bu konu üzerinde biraz duracağım.
Yatırım teşvik belgelerine bakacak olursak, ülkemizde 1 kişilik istihdam için 460 bin liralık yatırım gerekmektedir. İmalat sanayinde 1 kişilik istihdam için gerekli yatırım 330 bin liradır, turizmde 500 bin liradır. Antalya’da bu rakamlar biraz daha düşük. Bizim teşvik belgelerimiz bir kişilik istihdamın yatırım bedeli ortalama 370 bin lira.
Antalya turizminde ise 280 bin lira görünmektedir. Türkiye’de son dönemde yatırımlar hem azaldığı hem de enerjiye ve inşaata yöneldiği için istihdam artışı yavaşlamıştır. Hafta sonu sayın maliye bakanı da özel sektör yatırımlarında azalma olduğunu teyit etmiştir.
Yatırımda azalmanın birçok nedenleri olduğunu söylemeye gerek yoktur. Türkiye’de makine teçhizat fiyat ve maliyetleri, enerji gibi girdi fiyatları gelişmiş ülkelerle aynı düzeydedir.
Arsa-arazi fiyatları da çevre ülkelere göre yüksektir. Geriye bir tek işçilik maliyetlerinin düşük olması kalıyordu. Artık bu avantaj da azalıyor. Zaten makinalaşma dünya emek maliyetini önemsiz hale getiriyor.
Asgari ücret maliyetimiz kur arttığı için Dolar ve Euro bazında düştü, buna rağmen Doğu Avrupa ülkelerinden yüksek. Dünyanın birçok yerinde saatlik ücret yarım ve 1 dolar arasında değişirken, Türkiye’de 2.5 dolar. Çevremizde Balkan ülkelerinde, Rusya’da, Gürcistan’da, Azerbaycan’da asgari ücret bizden çok düşük.

Asgari ücretler, Euro

Estonia

390

Croatia

395.61

Latvia

360

Lithuania

300

Hungary

332.76

Poland

409.53

Portugal

589.17

Romania

217.5

Slovakia

380

Montenegro

288.05

Macedonia

213.72

Albania

156.99

Serbia

235.05

Turkey

330

Ucret maliyetini artıran bir başka faktör, bilindiği gibi ücret üzerindeki vergi ve prim yüküdür. Türkiye’de daha önce bir indirim yapılmıştı, fakat bu yük halen yüksek kalmaktadır.
Türkiye’de SGK prim ve vergi yükleri istihdam maliyetinin %38’ini oluşturmaktadır.  Bazı Avrupa ülkelerinde %50’ye yaklaşıyor, fakat ABD; İngiltere’de %30, Güney Kore, Meksika’da %20. Türkiye'de bu oranın yüksek olduğu açıktır, bunun yüksekliğinin nedeni bildiğiniz gibi kayıtdışı istihdamdır.
Kayıtdışılık nedeniyle hem daha yüksek SGK primi hem de daha yüksek KDV; ÖTV ödeniyor. 
Diğer taraftan Türkiye’de emeğin verimi düşük olduğu da bir gerçektir. Türkiye’de 1 saatlik çalışmayla 28 dolarlık üretim yapılmaktadır. ABD, Fransa’da 1 saatlik emek 68 dolarlık üretim yapıyor. Benzer ülkelerde 40 doların üzerinde.
Emek verimliliği eğitim sistemi ve sektörlerin yapısıyla ilgili büyük bir konudur.
Dolayısıyla, bu sorunlar ele alınmadan yatırım ve istihdam sorununun kalıcı olarak çözülmesi elbette mümkün değildir. Bununla birlikte daha önce olmayan bir teşvik verilmiştir.  İşbaşı eğitimi desteği, çıraklık desteği gibi destekler de önemlidir.
Hepimiz teşvikler nedir ve nelerdir, yatırım teşviki ile istihdam teşviki arasındaki fark nedir daha iyi bilmeliyiz. Üyelerimiz teşvikler konusunda daha iyi bilgi sahibi olmalıdır. Komitelerimiz de istihdam seferberliği için özel toplantılar yapabilirler. 

Sevgili arkadaşlar,
Bazı sorunlara çözüm bulunması için çok konuşulması ve çözüm yolu üzerinde bir fikir oluşması gerekmektedir. İşyeri ruhsatlarını çok söyledik, sonunda bazı adımlar atıldı. İstihdam desteğini sürekli söyledik, nihayet istihdam desteği verildi. KDV indirimleri çok söylendi ve iki sektöre gelen indirimler sayesinde tüketici güveni Mart ayında artışa geçti ve bu sektörlerde %25 gibi satış artışları sağlandı.
Ancak şunu da unutmayalım, vergi indirimleriyle piyasa canlanması ancak kısa sürelerle olur. Nisan ayından sonra mobilya ve beyaz eşya satışları eski hızında devam etmeyecektir. Dolayısıyla geçici çözümleri, kalıcı çözüm gibi görme hatasına düşmeyelim.  Ayrıca, ekonomi yönetimi iç pazarı ve yerli üretimi canlandıracak, ithalatı artırmayacak desteklere öncelik veriyor. Sektörlerimizin bu hususa dikkat etmesinde yarar var.
Bildiğiniz gibi, Şu aşamada en önemli konulardan birisi KOBİ’lerin finansman sorunudur.
Nefes kredisi desteğimiz iyi bir model oldu ve Hükümet bunu model alarak KOSGEB kredilerini geliştirdi.  KOSGEB kredilerinden Türkiye çapında 400 bin civarında Antalya’da 20 bine yakın işletme yararlandı. Nefes kredisi Türkiye çapında 5 milyarlık bir paketti, KOSGEB kredisi 11 milyar lira civarında. Antalya bu kredi paketlerinden 1,5 milyara yakın bir pay almıştır diye tahmin ediyorum.
Antalya olarak son bir yılda kredi miktarımız 10 milyar lira arttı, 1.5 milyar lira kredi az görünebilir, fakat ticaret, tekstil gibi sektörlerde kredi az olduğu için esnafa katkısı önemli oldu.
Bildiğiniz gibi, geçen yıl %43 oranında düşüşle 4 milyon 700 bin turist kaybettik. Tarımda ihracat ve gelir kaybını eklersek, bu paranın dönüşünü de hesaba katarsak 20 milyar liraya yakın bir para kaybımız oldu.  Antalya’ya kalan kısmı daha az olsa bile önemli bir kriz yaşadık.
Çok daha fazla iflas görmemiz mümkündü, neyse ki, turizm ve tarım sektöründe krediler yeniden yapılandırıldı. Birçok kişi geçen yılı krediyle, daha önceki birikimlerini kullanarak geçirdi. 
Ticaret sektöründe, özellikle küçük işletmelerin kredilerinde sıkıntı devam ediyor. Bankaların kredi limitleri ve risk sınırları yüzünden ticaret sektörüne kredide sorun yaşanmaktadır. Kredi garanti fonunun kefalet koşullarıyla ilgili Bakanlar Kurulu kararı 10 Mart’ta yayınlandı.
Hazine Müsteşarlığı Kredi Garanti Fonu’na 25 milyar lira aktaracak ve böylece 250 milyar liralık bir krediye kefalet sağlanmış olunacak. Hazine 25 milyarı nasıl, ne zaman aktarır, bu kadar kredi ne zaman verilir, henüz belli değil.  Türkiye’de kredi hacmi son durumda 1.8 trilyon liraya ulaştı. Bunun içinde KOBİ kredileri 430 milyar lira. Dolayısıyla bu kredi paketi KOBİ’lere yarar sağlayacaktır.

İhracatKredileri

93,618.37

YatırımKredileri

159,546.63

İşletmeKredileri

572,183.63

İhtisasKredileri

96,528.09

TüketiciKredileri

340,537.26

KrediKartları

102,438.48

DiğerKrediler

361,692.46

Toplam Krediler

1,803,332.62


Hafta sonu konuştuğumuz bir konu Türk banka sisteminin artık kredi sınırlarına gelmiş olmasıdır. Türkiye'de tasarruflar hem yetersiz olduğu hem de betona, toprağa, altına gömüldüğü için fazla kaynak yok. Hisse senedi, tahvil piyasası çok küçük. Son 10 yılda yurtdışı borçlanması, özelleştirme ve yabancı sermaye girişi vardı, onlar da azaldı. ABD'de faizler artıyor. Şimdi Avrupa Merkez Bankası piyasaya Euro arzını yavaşlatmaya başlayacak.
Türkiye'nin dış borcu düşük olsa bile döviz borcu ihracata ve merkez bankası rezervine göre düşük. Döviz ihtiyacımız devam ediyor ve artık faizleri düşürme imkanı kalmadı.
En önemlisi artık şirketler düşük sermaye ile daha fazla devam edemez. Birçoğumuz kredi alırken şunu söyleriz. Borcum var, ama mal varlığım da var. Oysa mesele tapu sahibi olmak değil, asıl önemli olan şirketin gelirinin kredi borcunu karşılamasıdır. Bunları hesaplamadığımız için, risk hesabı yapmadığımız için çoğu zaman gereksiz sıkıntı yaşıyoruz. Dolayısıyla hepimiz sermaye güçlendirmeye önem vermeliyiz.

Sevgili arkadaşlar,
Turizm sezonuna çok az kaldı, hatta İran pazarının Nevruz tatili ile sezonun kısa bir açılışı da yapıldı. Turizmdeki durumu hafta sonu konuştuğumuz için burada tekrar etmeye gerek yok. Mart ayında turist sayısında sert bir düşüşle karşılaştık. Uç ayda geçen yıla göre %25 eksideyiz.
Bu düşüş daha çok Avrupa kaynaklıdır. İlerleyen günlerde Rusya ile birlikte yükseliş başlayacağını bekliyoruz.
Rusya pazarında Antalya ilgisinin canlı olduğunu basından siz de okuyorsunuz. Rus turist sayımız 2014’te 3.5 milyondu, 2015’te 2 milyon 800 bine indi, geçen yıl 486 bin oldu. Bu yıl 2015’e döneriz. Kazakistan, Beyaz Rusya, Ukrayna gibi pazarlar da daha canlı olacaktır. Dolayısıyla bu pazarlarda sorun yok, fakat asıl sorun Avrupa cephesinde.
Almanya bizim 3 milyonluk pazarımızdı, geçen yıl 1 milyon kaybettik, maalesef bu düşüş devam ediyor. Hollanda, Belçika, Danimarka, Norveç, Avusturya, Fransa, İsveç, İsviçre, Polonya, Çek Cumhuriyeti her biri eskiden 150 bin-400 bin kişi arasında ziyaretçinin geldiği ülkelerdi. Geçen yıl 100 binli rakamlara inmişlerdi, bu iniş hepsinde devam edecek gibi görünüyor. İngiltere 400 binlik bir pazardı, geçen yıl 334 bine geriledi, Londra’daki son terör saldırısı orada da bir etki yaratabilir.
Sonuç olarak Rusya tarafında 2.5 milyon civarında kazanırken, Batı Avrupa’da kaybedeceğiz.  Ukrayna gibi ülkelerle birlikte 7.5-8 milyon bandına yükseliriz. Geçen yıla göre turist sayısı açısından daha iyi bir sezon olacaktır.
Önemli bir konu turizm sektöründe fiyat indirimleridir. Otellerimiz aşırı fiyat indirimi yapmamalıdır. Böyle bir durum Antalya imajına zarar verdiği gibi, uzun dönemli etki de yaratmaktadır.
Biz Antalya olarak bütün pazarlarda geçen yıla göre çok daha aktif olarak tanıtım ve PR yapıyoruz. Bildiğiniz gibi BAKA ve Odamızın bütçe desteğiyle Valimiz başkanlığında bir çalışma yürütüyoruz. Yarın Ukrayna’da basının karşısına çıkıp Antalya’nın güvenli, huzurlu olduğunu anlatacağız.
Bizim çabalarımız dışında Hükümetin, Kültür-Turizm Bakanlığı’nın da yurtdışında pozitif anlamda daha aktif olması gerekiyor. Biz yapısal çözümleri konuşmayı bir süredir bırakmış durumdayız. Bazı ülkelerde halen Turizm İhtisas Bankaları var.
İtalya’da bakanlık turizmde yeni bir dijital strateji başlatmış durumda. Hırvatistan’da Turizm Bakanlığı turizm bölgelerinde ücretsiz internet sağlıyor. Fas turizm sektöründe yeni bir kalite programı başlattı. Meksika, sihirli turizm ilçeleri projesi yapıyor.
Avrupa Birliği 2018 yılını Çin turizm yılı ilan etti. Dünya sürekli yenilik peşinde, Pazar çeşitlendiriyor. Bakanlık geçenlerde güzel bir Kültür Şurası organize etti. Bir turizm şurasının da yapılması gerekir.
Bu arada Hükümetin 2019 yılını Türk-Rus kültür ve turizm yılı ilan etmesi olumlu bir gelişmedir. Bu uygulamayı Almanya gibi klasik pazarlarla ve Hindistan, Çin gibi yeni ülkelerle de yapmak gerekir. Almanya gibi önemli partnerlerle işbirliğini korumanın formüllerini bulmalıyız. Geçen hafta Almanya eski Cumhurbaşkanı Wulff Bursa’da güzel bir konuşma yaptı.
Eğer sorunları çözmek yerine büyütürsek sonu gelmez. ABD ve İngiltere THY uçaklarına kısıtlamalar koydular. İngiltere Dış İşleri Bakanı geçen hafta Antalya’da bir toplantıdaydı. Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme de yaptı.
Hollanda'da olan olaylar kabul edilir olaylar değildir. Her tür diplomatik ve demokratik protesto yapılması doğaldır. Bununla birlikte, Antalya'da fahri konsolos olan işadamımızın, üyemizin bürosu önünde protesto gösterisi yapıldı. Büyükelçilik olsa anlarım, ama fahri konsolosluk adı üzerinde fahridir. Antalya'nın bu tür konularda çok daha hassas olması, sağduyu ve itidal içinde olması gerekir.
Turizmle ilgili bir diğer konu direkt tarifeli seferler. THY Cezayir’e direkt sefer koyunca, yetkili arkadaşlarla konuştuk. THY yetkilileri, 50 kişilik yolcu garantisi verildiği takdirde bir hatta direkt uçuş konulabileceğini bildirdiler. Haftada 3 günden bir hattın yıllık maliyeti birkaç milyon lirayı buluyor. Bütçemiz olsa yolcu garantisini biz veririz. Çünkü İzmir’de kruvaziyer gemiler için böyle bir destek sağlandı ve başarılı oldu, ama bizim imkanımız yetmez. Antalya'da acentalarımız bir araya gelip, bu konuyu ele almalılar. 
Turizmde bu yıl her şeye rağmen daha iyi bir sezon beklediğimizi söyledim. Tarımda da şu ana kadar olumlu bir gelişme yaşıyoruz. Meyve sebze ihracatımızda 2 aylık ihracatta %45 artış gerçekleşti, fakat Mart ayında artış %8’e düştü. Rusya pazarı narenciyede ve patlıcan, biber gibi ürünlerde geç de olsa açıldı, domatese ve salatalığa açılmadı.
Geçen hafta Moskova’da domates fiyatı 3 dolardı, bizim ihracat fiyatımız 60 sent. Rusya yeni yatırımlara girişti ve bu nedenle domates gibi ürünlerde korumacılıktan vazgeçmedi. Hükümetimiz buğday, mısır, ayçiçek yağı ve küspesi ile misilleme açıkladı. Oysa bu tür müdahalelerde herkes kaybeder. Bunun yerine kazan-kazan politikaları tercih edilmelidir.
Şubat ayı ihracatına baktığımızda Avrupa’da Ukrayna, Almanya, Hollanda’ya sebze meyve ihracatında da yavaşlama görülüyor. Şubat ayında en çok meyve sebze ihracatını Irak'a yapmışız, hatta Hindistan'a 700 ton meyve göndermişiz. Yani ihracatçı yeni pazarları deniyor, yan yolları deniyor.
Meyve sebze ihracatı Nisan-Haziran döneminde önemli olacak. Umarım ki, artış devam eder, aksi halde tarım sektörünü çok daha fazla konuşmamız gerekecek. 
Piyasada son duruma gelince; şu anda bir bekleme dönemindeyiz. Krediler ve vergi indirimleri geçen yıla göre biraz canlanma getirdi. Ekim ayında Antalya’nın karşılıksız çek oranı %8’e çıkmıştı. Şubat ayında %4.1’e düştü. Çek hacmi geçen yıl ile aynı kaldı, yani reel olarak artmadı, yine de karşılıksız çek oranındaki düşme de olumlu bir gelişmedir. Ekonomi bültenimizi incelerseniz vergi artışında, kredi ve mevduat artışında Türkiye ortalamasının çok altında kaldığımız görülmektedir. Bu nedenle bu sezonun iyi geçmesi için herkes elinden geleni yapmalıdır, artık hata yapma lüksümüz yok.
Konut sektörü diğer önemli sektörümüz.
2015 yılında Antalya’da 64 bin konut satılmıştı, geçen yıl 60 bin konut satıldı. Burada Bursa ile karşılaştırdık, çünkü konut satışında Antalya dördüncü, Bursa bizden sonra beşinci sıradadır.
Sanayi kenti olduğu için gelişme farkı daha iyi anlaşılır. Görüldüğü gibi geçen yıl yaz döneminde konut satışlarında Bursa Antalya'yı yakalamış. Son Aralık, Ocak döneminde de sayılar çok yakın, Şubat'ta Antalya'da canlanma biraz daha fazla olmuş. Antalya'da satışlar her şeye rağmen aylık 5 bin civarında devam etti.
Bununla birlikte faiz indirimlerinde sona gelindi. Turizmde yavaşlama iç göçü ve nüfus artışını da yavaşlatıyor.  Geçen yıl yapı ruhsatları 6 milyon 600 bin metrekareye çıktı, ama yapı izinleri 3 milyon 300 bin metrekareye geriledi. Dolayısıyla seyir faize bağlı olarak devam edecek gibi görünüyor.
İnşaat sektörü için önemli bir konu kentsel dönüşüm projeleridir. Büyükşehir belediyesi Kepez santral dönüşüm projesi için bir İstanbul firmasıyla anlaşma sağladı. Bu projede umarım ki, yeşil alanlarıyla, estetiğiyle çok güzel bir örnek yaratılır.
İstanbul firmaları Antalya'ya yeni gelmeye başladılar. Biraz önce sermayeleri güçlendirmemiz gerekir demiştim. Sermaye gücümüzü birleşip artırmazsak bütün sektörlerde güçlü firmalar öne çıkacaktır.

Değerli arkadaşlar,
Bugün gündemde Etik kurul yönergesi var, arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Geçen hafta ekmekte GDO gibi haberler çıktı. Medyamız ve ilgili kurumlar bir sektörü tümüyle zan altında bırakmamalıdır. Bu konularda Bakanlık denetimlerinin yetersizliğini söylüyoruz. Ancak, kurunun yanında yaş yanmamalıdır.
Etik sözleşme belgemizin bu konuda çözüm olmasını umuyoruz. Komitelerimiz üyelerimize bilgi vermeli, davet etmeli, örnek işletmeler kapılarına ATSO Etik İşletme logosunu koymalıdır. Biz de bu üyelerimizin isimlerini web sayfamızda yayınlayacağız.
Akaryakıt istasyonları komitemiz, sektörün denetlenmesi için çok ciddi bir çaba harcayarak ticaret ahlakı örneği veriyorlar, tebrik ediyor, teşekkür ediyorum.
Bu yıl ayrıca vitrin veya dış cephe yarışması da yapacağız. Çünkü bu da mağazalar ve birçok işyeri için yenilik konusudur hem de kent estetiği açısından önem taşımaktadır. Tekstil komitemiz hazırlık yaptı, mobilya komitemiz de talepte bulundu. İsteyen her komitemiz bu tür yenilikler düşünebilir.
Sektörel sorunlara tek tek değinmeyeceğim. Çiçekçilik komitemizin belediyelerden talepleri oldu, bunları yazdık. Medikal sektöründe artık dayanılacak güç kalmamış görünüyor. Bu kadar söylememize rağmen sorun çözülmedi. Ödemeler 38-40 ay vadeyle yapılıyor.
Konuşmamı güzel konularla bitireyim.
28. grubumuz kültür ve sanata her zaman önem veren, müze projesi için çaba harcayan bir grubumuz. Bu ay kaleiçi surlarının tekrar canlandırılması önerisini gündeme getirdiler. Çok güzel öneri, Işıklar tarafında zaten yıkık surlar duruyor, önlerinde binalar yapılmış, ciddi bir restorasyon gerekiyor.
Restorasyonlar maliyetli işler, geçen hafta söyledim, Kültür ve Turizm bakanlığı bütçesi bütçenin yüzde yarımı kadar. Dolayısıyla bu bütçe hiç bir şeye yetmiyor.
35, 36, 45, 46,47. gruplarımız bir araya gelerek Turizmde güven sorununun ortadan kaldırılması, sektörde kalitenin artırılması ve cazibe merkezleri konularını görüşüyorlar.
20. grubumuz sektör mensuplarına etkili giyim stratejileri düzenlemek istiyor. Televizyonlarda bu konuda programlar yapılıyor, fakat elbette özenli bir giyim bir ülkede sosyal-ekonomik düzeyi gösterdiği gibi, topluma saygının da ifadesidir.  
Komitelerimize bütün bu çalışmalar ve öneriler için teşekkür ediyorum.
3 Nisan'da kuruluş yıldönümü törenimizde eski başkanlarımızı ve en eski üyelerimizi davet edeceğiz. Önemli bir geleneğimizdir, fotoğraf çekimi de olacak, lütfen herkes katılım sağlasın.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Fuar