ATSO Nisan Ayı Meclis Konuşması

25 Nisan 2017 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Meclis Üyeleri,
Sevgili Arkadaşlarım,
Değerli Basın Mensupları,
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum,
Öncelikle evvelki gün kutladığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 97. Yılı vesilesiyle; o dönemde meclisi kuran ve İstiklal mücadelesinin liderliğini yapan büyük önder Atatürk’ü, bütün kurucu milletvekillerini, Antalya milletvekillerini saygıyla anıyorum. O Meclis, İstanbul işgal altındayken, Yunan kuvvetleri Eskişehir’i geçmişken, çalışarak, milli mücadele verdi. Bizler de tarihimize, o günlerin anısına ve büyük fedakârlıkla bırakılan emanete saygı duymalı, sahip çıkmalıyız.
3 yıl sonra Büyük Millet Meclisi’nin 100. Yılını, 6 yıl sonra Cumhuriyetin 100. Yılını kutlayacağız. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yaşında, ulusal uzlaşmasını sağlamış, demokratik, laik, hukuk devleti ve güçlü ekonomisi ile herkesin, hep birlikte gurur duyduğu bir noktaya gelmesini diliyorum.

Sevgili arkadaşlar,
16 Nisan referandumu bir terör saldırısı olmadan, yaklaşık 50 milyon seçmen katılımıyla gerçekleşti, halkımız demokratik bir olgunlukla oyunu kullandı. Maalesef referandumun ardından mühürsüz oy tartışması başladı. Basit bir oylamada böyle bir hata olmamalıydı. Bu noktada önemli olan referandum sonucu değil, halkın güven duygusunun zedelenmemesidir. 
Diğer taraftan güvenlik kurumları, eğitim kurumları, dini kurumlar, yargı ve medya siyasi taraf olmamalıdır. Sivil toplum ve medya gerginliğin tarafları olmamalı, tam tersine uzlaşma için uyarı görevini yerine getirmelidir.
Ben, ilk günden bu yana neredeyse her mecliste uzlaşma konusunu dile getirdim. 16 Nisan referandumu, toplumsal uzlaşma ihtiyacını bir kere daha ortaya koymuştur. Anayasa bir milletin ortak senedidir, mutlaka uzlaşmaya dayanmalıdır.  Türkiye bir şekilde hak ve hukuka saygıyı üstün tutmak zorundadır. Herkes herkesin fikrine, siyasi görüşüne, hakkına saygılı olmak zorundadır. Hak, hukuk, doğruluk ve dürüstlüğün para etmediği bir toplum ve ekonomi gelişemez.  
Huzur ve kalkınma için demokrasiyi başarmamız gereklidir. Demokrasiden vazgeçemeyiz, çünkü demokrasi insan hak ve onurudur. Hepimiz onurumuzla, özgürce, kardeşçe, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bu yönde yapıcı ve olumlu ilerleme görmeyi diliyorum.

Sevgili arkadaşlar,
23 Nisan vesilesiyle çocuklarımız için de en güzel dileklerimizi sunmak istiyorum.
TUİK’in yeni açıkladığı verilere göre geçen yıl Türkiye’de 16-17 yaşında evlenen genç kız sayısı 27 bin, Antalya’da 402. 16-17 yaşında evlenen kız çocuk sayısı 27 bin iken, erkek çocuk sayısı sadece 1300’dür. Bu da sorunun bir cinsiyet sorunu olduğunu göstermektedir. 
 

 

 

2016-Toplam evlenme sayısı

16-17 yaşında evlenen kız çocuk sayısı

Oran-%

Toplam

  594 493

  27 637

4.6

Afyonkarahisar

  5 149

   449

8.7

Ağrı

  4 678

   733

15.7

Ankara

  37 040

  1 095

3.0

Antalya

  17 574

   412

2.3

Bitlis

  2 688

   381

14.2

Çorum

  3 649

   245

6.7

Diyarbakır

  13 255

   864

6.5

Edirne

  2 498

   157

6.3

Erzurum

  5 467

   406

7.4

Gaziantep

  16 172

  1 777

11.0

Hatay

  12 895

  1 246

9.7

Mersin

  13 947

   515

3.7

İstanbul

  113 059

  2 009

1.8

İzmir

  32 354

   816

2.5

Kars

  1 981

   238

12.0

Kayseri

  9 862

   699

7.1

Kahramanmaraş

  8 427

   945

11.2

Mardin

  6 262

   498

8.0

Muş

  3 512

   523

14.9

Nevşehir

  2 188

   196

9.0

Niğde

  2 782

   362

13.0

Siirt

  2 431

   277

11.4

Tokat

  3 897

   238

6.1

Şanlıurfa

  16 759

  1 390

8.3

Van

  9 430

  1 025

10.9

Yozgat

  3 601

   378

10.5

Aksaray

  3 440

   324

9.4

Bayburt

   465

   31

6.7

Şırnak

  3 217

   257

8.0

Ardahan

   671

   72

10.7

Iğdır

  1 563

   142

9.1

Kilis

  1 332

   191

14.3

Bu oranlar Doğu ve Güney Doğu’da yüksek, fakat batı illerinde de bazı yerlerde yüksek olduğunu görüyoruz. Lise çağında evlilik çok istisnai bir şey olmalıdır, bütün toplum bu konuda daha duyarlı olmalıdır.
23 Nisan vesilesiyle çalışan çocuklar konusu da gündeme geliyor. İşadamları olarak bizler sanayide çalışan çocuklara ve çıraklara önem vermek zorundayız. Ülkemizde 15-17 yaş arasında okumayıp çalışan 700 bin çocuk ve genç bulunuyor. Bu yaşta 110 bin çocuk ise işsiz, iş arıyor.
Türkiye'de bazı sektörlerin gelişmesinde çıraklık önemli rol oynamıştır. Eskiden çocuklar mutlaka iş öğrensin ve boş kalmasın diye çırak olarak bir ustanın yanına verilirdi. Şimdi çırak bulunamıyor. Gençlerin bir kısmı internet kafelerde veya bilgisayar başında. Okul bitiren, saha eğitimi almadığı zaman bir iş bilmeden mezun oluyor. Bu nedenle mesleki eğitime ve çıraklık eğitimine memleket meselesi olarak bakmalıyız. 
Geçtiğimiz günlerde Mesleki Eğitim Kanunu değişti ve çıraklıkla ilgili önemli düzenlemeler yapıldı. 10 ve daha fazla sayıda çalışanı bulunan işletmeler, çalışan sayısının en az yüzde 5’i kadar mesleki ve teknik okul öğrencisine staj yaptırmak zorunda.  Zorunluluğu yerine getirmeyen işletmeler için mesleki eğitime katkı payı ödeme yaptırımı var. Ortaokulu bitiren öğrenciler haftada en az bir gün Çıraklık Eğitim Merkezi’nde eğitim görecek, diğer zamanda işyerinde çalışacak.  2017 yılı için stajyer ücreti 381 TL olarak belirlendi.  20’den az personel çalıştıran küçük işletmeler için staj ücretinin üçte ikisini devlet karşılayacak. Büyük işletmelerde ücretin üçte birini devlet karşılıyor. Sigorta primi asgari ücretin yarısı üzerinden devlet tarafından karşılanacak. Bu destekler İşsizlik Sigortası Fonundan İŞKUR tarafından ödenecek. 381 lira staj ücreti düşük. Hem bunun artması gerekiyor hem de devlet desteğinin artırılması gerekiyor. Artık herkesin düz lise ve üniversitede sosyal bilim okuması yerine çıraklığın, teknisyenliğin gelişmesi, gençlerin yeni teknoloji alanlarında okuma ve çalışması özendirilmelidir.

Değerli arkadaşlar,
Önümüzdeki hafta 1 Mayıs Emek bayramı var. Başta kendi çalışanlarımız olmak üzere, Türkiye'nin bütün işçilerinin, çalışanlarının emek bayramını kutluyorum.
 Dünyada artık çalışmak değil, zenginlik övülüyor. Medyada sadece siyasetçiler, şirketler, işadamları, magazin ve futbol yıldızları var. Oysa bizim, gençlere emeğiyle, aklıyla, doğruluk ve dürüstlükle çalışmanın değerli olduğunu göstermemiz gerekir. Herkes şöhret veya yıldız olmak zorunda değildir. Önemli olan işini severek, mutlu olarak çalışmaktır. Sokakları süpüren, çöpleri toplayan işçilerin, tarlada, serada çalışan işçi ve köylülerin emeğinin değerini unutmamalıyız.
Emeğin değerini ve bununla birlikte işsizlik sorununu daha fazla konuşmamız gerekiyor. Ocak ayında işsiz sayısı 4 milyona yükseldi. Tarım dışı genç işsizliği %27’ye ulaştı. Dört gençten biri işsiz diyorduk, böyle giderse 3 gençten birisi işsiz kalacak. Üstelik bu rakamlara iş aramayan gençler dahil değil.
Hükümet bu konuda istihdam seferberliği başlattı, Oda olarak biz de kampanyaya katıldık. Biz, Antalya'da turizm sezonu nedeniyle 150 bin civarında istihdam artışı olacağını söylemiştik. Yapılan açıklamalara göre Nisan ortasına kadar SGK’ya kayıtlı istihdamda ülke genelinde 700 binden fazla artış görünüyor. Antalya, bu süreçte İstanbul'dan sonra en çok istihdam yaratan ikinci il oldu, bizim öngördüğümüz rakamlar da doğru çıktı. İstihdam seferberliği başladığında milyonlar sözü veren kuruluşlarımız oldu. Şimdi onlardan ses çıkmıyor.
Daha önce de söyledim, Türkiye'de yatırımlar altyapıya ve enerjiye kaydığı için istihdam artışı yetersiz kalıyor.
Bir tablo göstereceğim. Önceki yıllarda teşvikli yatırımların yarısına yakını imalat sanayiye yapılıyordu, şimdi bu oran dörtte bire düşmüş durumda.

Yatırım teşvik belgesi yatırım hacmi-Milyar TL

 

2010

2011

2012

2013

2014

2015

2016

Toplam yatırım

68

48

62

95

65

99

97.5

İmalat sanayi

31

18.5

34

35

25

23.7

23.5

Altyapı ve enerjide Devlet alım ve fiyat garantisi veriyor, Ayrıca firmanın kredisine kefalet veya Hazine garantisi veriliyor. Dolayısıyla özel sektör için inşaat, altyapı, enerji öncelikli hale gelmiş durumda.
Bu sorunu aşmak ve yeni teknoloji alanlarına yatırımı özendirmek için sadece yatırım teşviki yeterli değildir.
İngiltere'nin yeni hükümeti bir sanayi politikası belgesi hazırladı, 8 öncelikli yatırım alanı belirledi ve internette anketlerle halkın görüşüne açtı.
Burada paylaşayım ki, örnek olsun:
1. temiz enerji teknolojisi: elektrik pili
2. Robotik, yapay zeka, otonom veya sürücüsüz taşıt
3. uydu-uzay teknolojisi
4. sağlık teknolojisi
5. geleceğin akıllı malzemeleri
6. biyoteknoloji
7. kuantum teknolojisi
8. süper bilgisayarlar

Gördüğünüz gibi bunlar aslında sanayi 4.0 alanlarıdır.

Sanayi 4.0 konularına hem devlet hem özel sektör olarak öncelik vermek zorundayız. Artık katma değeri bu konular yaratacak. Bütün ülkeler bu şekilde öncelikli hedefler belirleyerek yatırımları yönlendirmektedir. Türkiye'nin henüz bu şekilde bir sanayi stratejisi yoktur. Bürokrasinin hazırladığı 2015-2018 sanayi strateji belgesi çok yetersizdir. Sanayi 4.0 devlet belgelerine henüz tam olarak girmiş değildir. Daha yeni bir dijital ekonomi platformu kurulmaktadır. Dolayısıyla hızla yeni bir sanayi strateji belgesi hazırlanmalıdır.
Ayrıca sanayi 4.0’a göre yeni bir eğitim ve üniversite sistemine geçilmelidir. Kodlama ve İngilizce bilmeyen nesiller yetiştirmeye devam edersek hem gençlerimize hem ülkeye yazık olacaktır. Bunları öğretmeyen okul kalmamalıdır. Geleceği olmayan lise ve üniversite bölümleri kapatılmalıdır. 1970 model eğitim sistemiyle devam edemeyiz. Hatta 40 yaşın altındaki tüm çalışanlara zorunlu yeni eğitimler verilmelidir.
Bütün şirketler dijital ekonomiye göre kendilerini hazırlamalıdır. Bugün Booking.com sitesini kapatıyoruz, diğer taraftan Ali Baba geliyor. Vergi meselesi bir şekilde çözülür, çünkü vergide asıl sorun vergi cennetleridir.  Kendimiz şirket birleşmeleriyle rekabet edecek hale gelmezsek, dünyadaki gelişmelere uyum sağlamazsak geri kalırız.

Değerli arkadaşlar,
Bu önemli konular Türkiye gündeminde yer bulamıyor. Oysa eğitim başta olmak üzere reformlar için kaybedecek tek bir günümüz kalmamıştır. Böyle bir dönemde Türkiye 2019’da tekrar seçim dönemine girecektir. Seçim atmosferi 2018’de başlar. Şurada 1 yıllık bir reform zamanımız var. Anayasa nedeniyle çok sayıda uyum yasası çıkması gerekiyor.  Hiç olmazsa bu dönemde bir uzlaşma görmeyi, bu fırsatın yargı bağımsızlığı, siyasi partiler yasası, seçim yasası, düşünce özgürlüğü konularında yeni düzenlemeler ile demokrasiyi güçlendirecek şekilde değerlendirilmesini diliyorum.
Bu dönemde en önemli risk ekonominin ihmal edilmesidir. Oysa ekonomide de artık 2 yıl daha kaybedemeyiz.
Ekonomide artık kayıtdışılıkla mücadele edilmeli, adil bir vergi düzeni getirilmeli, haksız rekabet önlenmelidir. Her işadamı devlet nezdinde eşit fırsatlara sahip olmalıdır. İmar aflarıyla veya değişikliğiyle haksızlık yaratılmamalıdır. Perakende ticaret yasasına ticari alan planlaması, zincir mağaza açma sınırı gibi yeni unsurlar eklenmelidir. Bütün sektörlerde kalite kontrolü için daha güçlü bir mekanizma kurulmalıdır. Bakın, her ay komitelerimizden kayıtdışılık ile ilgili şikâyetler geliyor. Bu ay komite raporlarında da yine optik veya gözlük alanındaki kayıtdışılık konusu var. Hatta mühendislik sektöründe kayıtdışılık sorunu olduğunu komitemiz söylüyor. Artık bu konularda en azından Odaların yetkileri artırılmalıdır.
Halkın ve reel sektörün üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Yurtdışındaki ticaret ofislerini daha güçlü ve verimli hale getirmeliyiz. Küresel iletişimin, küresel algının turizme, ihracata ve yabancı sermayeye yansıdığına dikkat edilmelidir.
Ekonomik ve Sosyal Konsey'e işlerlik kazandırılmalı, kamu-özel sektör işbirliği bir kurala bağlanmalıdır. Hatta siyaset-üstü nitelikte kamu-özel sektör-sivil toplum ortaklığı için yeni modeller geliştirmeliyiz.
EXPO bu konuda ayrı bir örnektir. 1.8 milyar lira harcandı ve ortaya temalı park, sembol eserler çıktı, fakat şimdi satışı gündemde. EXPO'nun anlamından uzaklaşmaması, çocuk ve çiçek temasının Antalya'nın sembolleri olarak korunması gerektiğine inanıyorum. EXPO 1.1 milyon metrekarelik bir alan. Antalya olarak, ortak sosyal fayda yaratacak yenilikçi bir proje düşünülürse güzel olur. Bilim parkı olabilir, biyoteknoloji-tarım teknoparkı olabilir, bilim-sanat köyü olabilir.  Artık yenilikçi kamu-özel sektör ortaklığına ihtiyacımız var. Katılımcı bir sistem olmadığında hatalar önlenemiyor. Bunda hepimizin sorumluluğu var, medyamızın da sorumluluğu var.
Bir başka örnek vereyim, Antalya'da kırsal kalkınma yatırım projelerine hibeler bir süredir başlamış durumda. Yeni dönemde 85 projeye 50 milyon liralık hibe desteği verileceği açıklandı. Bu, elbette son derece memnuniyet verici bir gelişme. Bununla birlikte keşke bu konularda biz de Bakanlıkla birlikte çalışsak, karşılıklı olarak bilgilensek, istişare etsek herkes için daha yararlı olacaktır. Antalya'nın kırsal kalkınması dediğimizde; birkaç bakanlık, belediyeler hepsi ayrı ayrı ilgili, herkes ayrı ayrı birşeyler yapıyor. Bir kurum Akseki'de turizm projesine destek isterken, diğer kurum baraj projesine onay veriyor. Antalya'daki HES projesine, taş ocağı projesine Ankara'da karar veriliyor. Artık bu faaliyetlerin ya Büyükşehirde ya Valilikte bir yerde toplanarak koordinasyon sağlanması gerekiyor.
Bütün bunlar reform gerektiren konulardır..

 

Değerli arkadaşlar,
Bildiğiniz gibi, Hükümet ekonomiyi canlandırmak için KOSGEB'ten 11 milyar liralık faizsiz kredi paketi çıkardı. Sonra da Kredi Garanti Fonundan 250 milyarlık krediye kefalet içinsüreci başlatıldı. KOSGEB kredisinin devlete maliyeti 2.5 milyar lira. Kredi kefaletinde ise 25 milyarlık bir Hazine kaynağı sözkonusu.
Basın açıklamalarına göre KOSGEB 4 milyar lira kredi kullandırmış. Kredi Kefalet Fonu destekli kredi hacmi için farklı açıklamalar var. Son olarak Cumhurbaşkanlığı danışmanı Sayın Ertem 137 milyar lira kredi verildi açıklaması yaptı. Bize ise üyelerimizden kredi alınamadığı, bankaların eski kredileri yapılandırdıkları yönünde şikayetler geliyor.

 

Mali Kuruluşlar

Ticari krediler

Tüketici kredileri

Kredi Kartı

Toplam

Yıllık artış oranı-%

2004

4.249

71.690

12.731

13.717

102.387

-

2005

5.592

108.097

29.599

17.227

160.515

56,8

2006

7.168

148.959

47.520

21.466

225.113

40,2

2007

9.301

184.689

67.628

26.352

287.970

27,9

2008

9.872

247.447

83.124

33.419

373.862

29,8

2009

11.118

259.608

93.319

36.465

400.510

7,1

2010

17.301

345.412

129.041

43.582

535.336

33,7

2011

15.300

454.679

168.429

54.987

693.395

29,5

2012

18.236

522.979

194.034

70.435

805.684

16,2

2013

26.625

707.672

248.008

82.406

1.064.711

32,1

2014

33.363

869.169

281.084

72.522

1.256.138

18,0

2015

44.918

1.082.652

306.145

78.933

1.512.648

20,4

2016

50.760

1.294.424

337.799

82.113

1.765.096

16,7

2017

 

 

 

 

 

 

2

49.518

1.325.700

344.278

81.966

1.801.462

17,1

3

50.458

1.376.937

352.197

82.222

1.861.814

21,5


Burada Mart sonuna kadar kredilerde artış görünüyor. Ticari krediler Şubat'tan Mart'a 50 milyar arttı,  Nisan ortasına kadar ayrıca bir 25 milyar daha artış oldu, yani 1 trilyon 400 milyara yaklaştı. Yani bir artış olduğu görülüyor. Tabii ki, şunu unutmamak gerekir. Kredi garanti fonu kredi kaynağı sağlamıyor, kefil oluyor. Yani bankanın kaynağı varsa kredi veriyor, kaynağı yoksa veremez.
Bu önlemlerin boşa gitmemesini ümit ediyoruz.  Çünkü Hükümet bu desteklerle bütçe açığını artırmaya başladı.  İstihdam destekleri İşsizlik fonundan karşılanıyor, kredi destekleri ise Hazineden karşılanıyor. Bütün bunları sonuç itibariyle toplum vergiyle ödüyor.  İşte bu desteklerin yanı sıra yapısal reformlar da yapılmalıdır ki, bu önlemler kalıcı bir yarar sağlasın.
Sonuç olarak eğer uzlaşma ile huzur ve güven sağlanırsa yapısal reformlar da yapılabilir. Artık bu gerçeklerin görülmesini diliyorum. 

Değerli arkadaşlar,
Dünya ekonomisinde Fransa seçimleri bir rahatlama sağladı, Avrupa Birliği şimdilik korunmuş oldu. Türkiye ekonomisinde de krediler ve vergi indirimi dayanıklı tüketimde canlılık yarattı.
Antalya ekonomisinde ise sektörlerde farklı gelişmeler görüyoruz. Dayanıklı tüketim bizde de canlandı, fakat ekonomi genelindeki gelişme tam toparlanmadı. Vergi tahsilatlarımız halen yavaş gidiyor. Dün açıklanan konut satış verisine göre mart ayında konut satışı Türkiye'de %10, Ankara'da %18, Burdur'da %41, Isparta'da %55, Antalya'da ise %1.2 arttı. Ekonomi bültenimizde de yer aldığı üzere mart ayında karşılıksız çek oranımız %2.9'a düştü. İlk üç ayda Türkiye çek hacmi %12 artarken, Antalya'da aynı kaldı, yine de karşılıksız çekin düşmesi sevindirici bir durum.
Antalya’da bugünlerde en önemli konumuz turizmdeki durumun nasıl olacağıdır. Turist sayısında 4 aylık durum negatif görünse de ilk kez geçen yıla göre bir artış başladı. 2014'e göre %37,  2015’e göre %31 gerideyiz. Yine de geçen yıldan daha iyi olacağımızı söyleyebiliriz. Mevcut artış daha çok Rusya kaynaklı. Açıkçası elimiz yüreğimizde izliyoruz, çünkü Rusya ve Almanya pazarlarından farklı açıklamalar geliyor.  Almanya satışları son haftalara kadar düşmeye devam etti.
Bildiğiniz gibi, Antalya olarak bu yıl Sayın Valimizin öncülüğünde, BAKA desteğiyle daha güçlü bir tanıtım ve PR çalışması yürütmekteyiz. Bu kapsamda çeşitli ülkelerde medya ve ilgili kurumlarla görüşmeler yapıldı. Ukrayna çalışmalarına Yusuf Bey ile katıldık. Moskova'da sadece fuara katılmakla kalmadık, daha önce Antalya'ya davet ettiğimiz basın mensuplarıyla da tekrar bir araya geldik ve bunun yararlarını da görüyoruz. Avrupa basınında Türkiye aleyhinde yazılar azaldı. Antalya hakkında da olumlu haberler yayınlanıyor. Bunun sonucunda Antalya'yı tanıyan ve Antalya'ya alışmış olan yabancılar güncel sorunlara rağmen gelmeye devam ediyorlar.  
Bununla birlikte aşırı fiyat indirimi yapılan yerler olduğunu duyuyoruz. Geçen ay fiyat indirimleri konusunda uyarı yapmıştım, bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Lütfen mümkün olduğu kadar kaliteden taviz vermemeye ve fiyat indirmemeye çalışalım. Bu konuya herkes dikkat etmelidir.
Bir başka önemli konu sebze-meyve ihracatımızdır. Geçen ay Rusya'daki durum konusunda uyarı yaptım, rahatsız olanlar oldu. Bakanlarımızın Rusya ziyareti sırasında Rus yetkililer aynı şeyi söylediler. Rusya ile ekonomik ilişkilerde turizmi de dikkate almanın yararlı olacağını ifade etmek istiyorum. Rusya ile karşılıklı yaptırımlar yerine artık ortaklık aşamasına geçmeliyiz. Sebze ihracatında son aylarda Irak pazarı canlanmış bulunuyor. Artık alternatif pazarları zorlamamız gerekiyor.
Bu yıl kışın meyvede veya narenciyede yaşanan fiyat düşüşü sebzede fazla yaşanmadı. Mart ayında Antalya halinde ürün miktarı aynı kaldı, ürün değeri ise %30 civarında arttı. Türkiye'nin sebze ve meyve ihracatı mart'ta iyi bir artış gösterdi, ancak meyve fiyatı çok düşük.  Domates ihracatı mart ayında %40 civarında artmış durumda, hatta 2015'e göre bile daha yüksek. Salatalık, patlıcan gibi bazı ürünlerde biraz sorun yaşanıyor. Devlet, sebze meyve ihracatına destek veriyor. Normalde ihracat desteğinden üreticinin de yararlanması gerekiyor, fakat küçük üretici bundan tam olarak faydalanamıyor. Üreticilerden bu konuda şikâyetler alıyoruz. Bunun dışında Alanya ziyaretimizde ihracatta kargo uçakları için destek talebi gündeme geldi. Bunları daha önce çok yazdık, çok konuştuk, bir kez daha dile getirmiş olalım.
Şirket kuruluşları konusunda bir tablo paylaşmak istiyorum. Antalya’da normalde yılda 5.000-5.500 civarı şirket kurulur. Her yıl 1500-2000 civarında şirket kapanır. Geçen yıl kurulan şirket sayısı 4 bine düştü, kapanışlar çok değişmedi. Antalya kuruluş ve kapanışlarda dördüncü sırada olmaya devam etmiştir.

Kurulan şirket sayısı

 

Türkiye

İstanbul

Ankara

İzmir

Antalya

Bursa

2015

114,691

 

45,439

10,400

6,250

4,996

3,474

2016

106,452

40,971

9,336

6,227

4,000

3,415

Tasfiye edilen ve kapanan şirket sayısı

 

Türkiye

İstanbul

Ankara

İzmir

Antalya

Bursa

2015

46,853

19,336

5,126

2,391

1,700

1,114

2016

45,903

18,478

5,197

2,305

1,631

1,110

Şirket sayısında dördüncüyüz, fakat sermayede geçen yıl 10. sıraya geriledik. Geçen yılın sermaye kaybı rakamlarda görülüyor. Büyük iller arasında en az sermaye ile şirket kurulan il olduk. Ankara’da yeni şirketler sermaye patlaması yapmış, Konya’da da sermaye kaybı olmuş, Gaziantep’te şirketler bizden çok daha ileride.

2015 OCAK-ARALIK

2016 OCAK-ARALIK

Şirket başına sermaye

Sayı

Sermaye

Sayı

Sermaye

2015

2016

ADANA

1489

338,062,775

1,389

245,236,300

227,040

176,556

ANKARA

8,070

1,468,230,951

7,266

3,663,863,982

181,937

504,248

ANTALYA

2,742

349,961,550

2,475

286,098,786

 127,630

115,595

BURSA

2432

350,075,285

2,612

495,284,283

143,945

189,619

GAZİANTEP

1504

431,467,000

1,461

446,687,100

286,880

305,741

HATAY

797

149,653,592

806

390,640,538

187,771

484,666

MERSİN

1581

365,712,500

1,474

299,781,530

231,317

203,380

İSTANBUL

25,476

5,172,244,644

24,269

6,845,866,153

203,024

282,083

İZMİR

4,027

438,658,737

3,962

676,998,987

108,929

170,873

KOCAELİ

1482

279,002,428

1,432

295,462,200

188,261

 206,328

KONYA

1369

706,463,156

1243

359,462,000

516,043

289,189

TOPLAM

50,969

10,049,532,618

48,389

14,005,381,859

197,170

289,433


Antalya olarak hep ortaklıkla sermayeleri birleştirmek gerektiğini söylüyoruz, ama olmuyor. Böylece yüksek katma değer, yüksek ücret, kaliteyle rekabet yerine fiyatla rekabet etmek zorunda kalıyoruz.

Sevgili arkadaşlar,
Odamız gündeminde çok konu var, bir kısmını filmde gördünüz.
ANFAŞ'ta yeni bir yönetim kurulu oluşturduk. Bugüne kadar Sadık Badak arkadaşımız ANFAŞ'ın gelişmesine büyük emek verdi. Ali Bıdı arkadaşımızın da yeni bir heyecanla başarılı olacağına inanıyorum. Biz de aktif biçimde destek olacağız. Dört yeni fuarla Antalya ticaretine destek olacağız. Bunlardan birisi doğa sporları-welness olacak. Mücevher ve takı fuarı yapacağız. Evlilik fuarı ve otomotiv fuarı yapacağız. Böylece birçok sektörümüze destek olacağız.  Her sektörümüzden fuarlar için öneri bekliyoruz.
Biz Oda olarak bu yılı inovasyon yılı ilan ettik. Sanayi 4.0 çalışma grubu kurduk. Bu komitede olan Hüseyin Barut ve Osman Avşaroğlu arkadaşlarımız Almanya’da bu konuda inceleme yapıyorlar. Bu ve dijital ekonomi çalışmalarıyla biz özel sektör olarak Devletten daha ilerideyiz.
İnovasyon yılı kapsamında Perşembe günü Dijital ekonomi konusunda çok güzel bir etkinliğimiz var. Dijital ekonomi, elektronik ticaret, akıllı telefonların ticarette kullanımı, sosyal medya ve ticaret konularında Türkiye çapında isimlerle “Dijital Ekonomi Antalya” paneli ve konferansı yapacağız. Ayrıca networking seansı da olacak. Hiç kimse elektronik ticarete kayıtsız kalmamalıdır. Artık dükkânda oturarak ticaret yapma çağı geride kaldı. İnternette olmayan bir işyeri ciddi bir işyeri olarak algılanmıyor. Böyle etkinliklere katılım için Avrupa'da, hatta İstanbul'da ciddi katılım ücretleri ödeniyor, biz Antalya işadamları için ücretsiz olarak düzenliyoruz. Lütfen herkes katılsın; her bir fikir, her bir konuşma fark yaratır.
Mayıs Ayının sonlarında da 13. ve 38. gruplarımız Dünyada matbaa ve reklamcılık nereye gidiyor diye ayrı etkinlik düzenliyor. Bunlar bu yılın inovasyon teması çerçevesinde çok güzel etkinlikler, herkesin yararlanacağına inanıyorum. 
Ayrıca Büyükşehir Belediyesi de Bilim Festivali düzenliyor. O da yine bu çerçevede güzel bir etkinlik.
2017 sezonunu önemli bir etkinliğimiz alışveriş festivali olacak. Alışveriş festivalimiz geçen yıl terörün ve darbe girişiminin etkisinde kaldı. Bu yıl daha başarılı olmamız gerekiyor. Festivale bu yıl 7 Temmuz’da yedinci ayın yedisinde Ramazan ayı sonrasında başlayacağız. Bu konuda üyelerimizin de katkısını bekliyoruz. Bütün üyelerimiz çalışmalarımıza katkı yapabilir, festivale katılabilir ve bizzat katkıda bulunabilir. Herkes elini taşın altına koymak zorundadır. Hepimizin kentimize karşı sorumluluğumuz var, bu sorumluluğu fikir olarak, mesai olarak, sponsorluk olarak yerine getirebiliriz. Alışveriş festivali gibi konularda bütün komitelerimizden de daha fazla katkı rica ediyorum. Mecliste birçok arkadaşımız gerek oda çalışmalarına gerekse sosyal sorumluluk çalışmalarına aktif destek veriyor, emeklerine rağmen bir yerde isimleri de geçmiyor.
İşte kültür sanat komisyonumuz Türk Müziği Günlerini 11. yılına getirdi.  Bu yıl da çok güzel oldu. Komisyonumuza çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız değerli vakitlerini vererek çalışıyorlar.
Tabii ki, diğer komitelerimiz de çalışıyor. Akaryakıt sektörümüzün çalışmasını geçen ay söyledim, medyada yeterince dikkat çekmedi, komitemiz sektör içinde risk alıp ciddi bir etik hatta yasal mücadele başlattı.
Diğer gruplarımızda da çalışmaların arttığını görüyoruz. Kuyumculuk sektörü ortak eğitim toplantısı düzenliyor, kooperatif grubu çevre-şehircilik müdürlüğü ve büyükşehir ile ortak toplantı planlıyor. Büyükşehir ve diğer kurumlarla bu ortak toplantıları geliştirebiliriz. Daha önce iki toplantı yaptık, ele alınan konuları sadece biz değil, komitelerimiz de takip etmelidir.
Takip ettiğimiz konularda, eğer çok taraf yoksa, engel yoksa, sonuç alabiliyoruz. İşte taleplerimiz doğrultusunda sigorta acentaları KOBİ statüsüne alındı. Dolayısıyla olabilecek konularda doğru talepleri takip etmeliyiz.

Değerli arkadaşlar,
Komitelerimizden ve üyelerimizden birkaç konuda şikayet aldık, burada ifade etmem gerekiyor. Cumhuriyet meydanında turizm sezonunda çalışma başlatılması ve meydanın kapatılması bir yakınma konusudur. Keşke sonbaharda başlasaydı, daha iyi olurdu.  Komitelerimizden yöresel ürün günleri şeklinde satış organizasyonları konusunda çok şikayet geldi. Yazılar yazıyoruz, kurumlar bize bu organizasyonların izin alınarak yapıldığı yönünde cevaplar veriyorlar. Geçen yıl çok konuştuk. İstanbul ve Ankara’da bir ilin bir günlük tanıtımı yapılıyor, daha çok kültür tanıtımı ağırlıklı oluyor. Antalya’da ise Pazar kuruluyor. Gezici TIR ekmek satıyor. Lütfen bunları sadece ben dile getirmeyeyim, sizler de konuşun.
Daha önce de söylediğim gibi, ne olursa olsun çaba harcamaktan vazgeçemeyiz. Bizler bu kentin misafirleri değil, ev sahibiyiz.
Diğer çalışmalarımızı burada daha fazla anlatmayacağım. Alanya, Gazipaşa, Manavgat'ta hem sektör temsilcileri hem de Oda başkan ve yönetimleriyle görüştük. Antalya olarak oda ve borsalarımızla güzel işbirliğimiz var.  Baro ile yaptığımız protokol gibi çeşitli faaliyetlerimizi filmde gördünüz zaten.
Son bir konuya değinmek istiyorum.  ATAV, taksilere portakal kokusu dağıtmak gibi bir girişim başlattı.  Güzel bir fikir, çünkü Antalya simgesi olan portakala ve portakal bahçelerine gerekli değeri vermeliyiz. Portakal bahçelerinin bir kısmını kültür mirası olarak korumaya almalıyız. Adana portakal festivali düzenledi, çok da güzel yaptı. Adana'nın portakal üretimi 435 bin ton, Antalya'nın üretimi 504 bin ton, Değerlerimize sahip çıksaydık, bugün Antalya'nın portakal çiçeğinden parfümleri olurdu, portakal çiçeğinden, kabuğundan üretilmiş birçok yan ürün olurdu, sanayi üretimi, turizm, ticaret birlikte yararlanırdı. Kimliğimizi, öz değerlerimizi, tarihi mirasımızı ikinci plana attığımız zaman uzun vadede hep birlikte zararlı çıkıyoruz.
Böyle yenilikleri, yenilikçi adımları birlikte desteklemeliyiz.
Konuşmamı bitirirken turizm, tarım başta olmak üzere bütün sektörlerimize iyi bir sezon diliyorum.
İlginiz ve katkılarınız için teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi