ATSO Haziran Ayı Meclis Konuşması

20 Haziran 2017 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı


Sayın Meclis Başkanı,
Sayın Meclis Üyeleri,
Sayın Basın Mensupları ve Çalışma Arkadaşlarım,

Hepinizi şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Herkesin Ramazan ayını bir kez daha tebrik ediyorum. Oruç olan arkadaşlarımızı yormamak için kısa konuşmaya çalışacağım, önemli konulara hızlıca değinerek geçeceğim.
İlk olarak Ramazan ayında terörle mücadele ederken şehit olan güvenlik güçlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunmak istiyorum. Bir de Batman'da terör saldırısında şehit olan Aybüke öğretmeni sevgi ve saygıyla anıyor, teröristleri lanetliyorum.
Bir başka önemli konu FETÖ ile mücadele konusudur. Önümüzdeki ay 15 Temmuz'un yıldönümü, bugünden demokrasi uğruna şehit düşen insanlarımıza Allah'tan rahmet diliyor, 15 Temmuz hain darbesi içinde olan herkesi lanetliyorum.
Gerek 15 Temmuz şehitleri gerekse bütün Türkiye ağır bedel ödedi, hepimiz büyük travma yaşadık. Maalesef, bir yıl sonra halen hepimizin, bütün kamuoyunun bu mücadele ve yargılama süreçleri hakkında cevapsız soruları var. Meclis araştırması basında yer alan konulara bir şey eklememiştir. Darbe cuntasını, siyasi ayağını, Devletin içinde, silahlı kuvvetlerin içinde bu kadar örgütlenmenin nasıl olduğunu halen tam olarak açıklığa kavuşmuş değildir. Bu kadar bedelden sonra bu mücadele bütün yönleriyle şeffaf olmalı, kamuoyu vicdanı tatmin edilmeli, Devlet bütün çetelerden temizlenmeli, her tür darbeye karşı demokratik kurumlar ve hukuk devleti güçlendirilmelidir.
Bugüne kadar sürekli olarak siyasi uzlaşma dedim, yine tekrar edeceğim; çünkü bu mücadele siyasi uzlaşma olmadan, siyasi çekişmeler bir kenara bırakılmadan başarılı olamaz. Demokrasiye, hukuka, kamu vicdanına, adalete, basın ve fikir özgürlüğüne önem verilmeden bu mücadele kazanılamaz.

Değerli arkadaşlar,
Bu kürsüden birçok kez, toplumdaki öfke ve şiddet sorununa dikkat çektim, son günlerde bu olaylar giderek artmaya başladı. Bir milli futbolcumuz öfkeyle saldırıp, küfürler ediyor, sonra pişman olmadığını açıklayıp, Umreye gidiyor, kimse bir şey söylemiyor.  Bir eski milli futbolcu çek-senet mafyasıyla ilişkiden denetimli serbestlikle yargılanıyor. Bir fotoğraf gösterelim. Bunlar Antalya'da oynanan Göztepe-Eskişehirspor maçına sokulmaya çalışılan yasak maytap ve meşaleler, bir yangın çıksa korkunç şeyler olabilirdi.
Bunlardan daha vahim olaylar da var. Bir ilçemizde bir çocuk cinayeti duyulunca halk binaya hücum ediyor, insanlar yargılamadan cezayı vermek, zanlıları linç etmek istiyorlar. Sakarya   Hendek'te yüzlerce kişi bir kavga nedeniyle Suriyelilere saldırıyor. Halk artık kendisini polis, savcı, hakim ve infaz memuru yerine koyuyor.
Ankara'da bir tartışmada MP5 silah çekiliyor. Düzce'de bir başka kişi MP5 silahla tweet atıyor, sonra kuru sıkı olduğu söylenip bırakılıyor. Danıştay saldırısı sanığı, şubat ayında kardeşini öldürüyor, geçen hafta da Kadıköy'de kalaşnikofla otomobil galerisi tarıyor.   DAEŞ üyesi oldukları için savcının ceza istediği sanıkların yurtdışı yasağı ve denetim koşuluyla tahliye edildiği yazılıyor, fakat ayrıntılı bir açıklama yapılmıyor.
Bu gelişmeler kesinlikle hafife alınamaz, yarın öyle olaylar ortaya çıkar ki, ülke olarak altından kalkamayız. Televizyonlarda tartışma programlarına uzlaşmayacak isimler çıkarılması yanlıştır. Şiddet içeren televizyon dizilerinin artması yanlıştır. Bu risklerin görülmemesi, konuşulmaması, önlem alınmamasını anlamak mümkün değildir.
Ramazan ayındayız, Oruç ibadeti aslında bir ahlak terbiyesidir, kötü düşünceden, kötü sözden, haksızlık etmekten uzaklaşmak gereken, hoşgörü, sevgi, dayanışma günleridir. Hak ve hukuka saygı, kurallara saygı konusunda herkes örnek olmaya çalışmalı ve duyarlı davranmalıdır.  Siyasi ahlak, ticari ahlak, medya ahlakı, spor ahlakı konularına önem verilmelidir.
Devletin bütün kurumları ve siyasi liderler, bütün siyasetçiler toplumdaki psikoloji üzerinde sorumlulukla düşünmelidir. Türkiye'de etnik, mezhebi ve siyasi gerilime fırsat verilmemeli ve adalete güveni tesis edecek adımlar atılmalıdır. Adalete güven toplumu ayakta tutan son dayanaktır.  Türkiye’de demokrasi ve adalet darbeler yüzünden çok yara almıştır. Artık geçmişteki hatalardan dersler çıkarılmalıdır. Geçmişte Sayın Cumhurbaşkanı bir şiir yüzünden hapis yatmıştır. O ceza nasıl yanlışsa, bugün de yazdığı yazı nedeniyle insanların tutuklu yargılanması yanlıştır. Demokratik protestolar terör suçuyla aynı kefeye konulmamalıdır. Protesto gösterisi bir haktır, insanlara sesini duyurma, yönetime ise talepleri duyma imkanı verir. Muhalefet partileri, sivil toplum veya toplumun bir kesimi demokratik protesto hakkını kullanabilmeli, anlaşmazlıklar diyalog ve uzlaşmayla çözüme kavuşturulmalıdır. Hükümet ve muhalefet arasında diyalog hiçbir zaman kesilmemelidir. Herkesin aynı fikirde olması mümkün ve gerekli değildir, önemli olan herkesin özgürce fikrini söylemesi, bunların basında yer alması ve herkesin karşıdakinin fikrine saygı göstermesidir.
Toplumun bilgilenme ve haber alma özgürlüğü korunmalıdır. Küresel bir internet ansiklopedisi olan Wikipedia’ya erişim yoktur. Dünyanın okuduğu şeyleri biz okuyamıyoruz. Bunun ülkeye faydasını anlamak zordur. Wikipedia’da bir maddeye itiraz varsa, bu zaten so sayfada belirtilmektedir. Bu devirde böyle yasaklamalar Türkiye gibi güçlü bir devlete, demokrasimize uymamaktadır. Bütün bu konularda artık normalleşme sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlar,
Bu konular ekonomiden ayrı, ekonomiyle ilgisiz konular değildir. Yatırımcı güveni, tüketici güveni, turizm bu konulara doğrudan bağlıdır.
Ekonomi tarafında son dönemde daha çok olumlu gelişmeler yaşıyoruz ve mutlu oluyoruz, fakat mutlaka bardağın hem dolu hem boş tarafına dikkat edilmelidir.
Geçen hafta ilk çeyrek büyümesi %5 olarak açıklanmıştır. Borsa endeksi 100 bine çıkmıştır. Dolar 3,50 civarında seyretmektedir. Mayıs ayında borsaya ve tahvile 3 milyar dolardan fazla yabancı sermaye girişi olmuştur. İşsizlik oranı şubatta %12,6'dan martta %11,7'ye inmiştir. Geçen yıla göre ilk 5 ayda otomobil ihracatı %54 artmıştır, iç piyasa düşmesine rağmen üretim artışı %41'dir. İlk 4 ayda beyaz eşya üretimi 9 milyon 300 bindir, iç piyasa satışı 3 milyona, ihracat 6 milyona yakındır. İçeride satışlar geçen yıla göre %37 artmıştır.
Böylece ilk çeyrek büyümesi %5 oranıyla beklentilerden daha yüksek gerçekleşmiştir. Bu veriler elbette çok olumludur ve ekonomiye olan güveni artırmıştır.
Fakat ekonomi cephesinde rehavete kapılmamak ve yapısal sorunları ihmal etmemek gerekir.
Kredi artışları ve vergi indirimleriyle büyümede artış olması normaldir.  Vergi indirimleri, vergi barışı, kredi kampanyaları ekonomide doping etkisi yapmış, otomobil, beyaz eşya, mobilya talepleri öne çekilmiştir. Bu rüzgarın son haftalarda kesildiğini görüyoruz. 
Büyümeye bir destek ihracattan gelmiştir. Avrupa ekonomisinde canlanma, Irak ve Körfez ülkelerine ihracat otomotiv ve çelik ihracatında bir artışa neden olmuştur. İhracattaki artış sevindiricidir, fakat bunun sürekli olması için ar-ge ve teknolojiye yatırım yapılması gereklidir.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin en büyük 500 sanayi işletmesi anketi yayınlandı, Antalya’dan da 3 üyemiz bu listede yer aldılar.
Anketten bir veriyi sizlerle paylaşacağım.
Maalesef, en büyük 500’de ar-ge harcaması yapan sanayi işletmesi sayısı 239’dur. 2016 yılında en büyük 500'ün AR-GE harcamaları 3,4 milyar liradan 2,8 milyar liraya inmiştir.
Yani en büyük 500 sanayi işletmemizin ar-ge harcaması 1 milyar doları bulmuyor.   Dünyada Volkswagen ar-gede 1 numara 13 milyar dolar harcıyor, Samsung’da 13 milyara yakın, bütün Türkiye olarak, biz 7 milyar dolardayız. 
Eğer veri doğruysa, en büyük 500 sanayi şirketimizin yarısının ar-ge yapmaması konuşulması gereken bir konudur. Bir işletme tek başına ar-ge yapamıyorsa, birkaç işletme ortak ar-ge faaliyeti yürütmelidir.
Ekonomide büyüme işsizliği önceki aya göre düşürdü, fakat halen geçen yılın üzerinde bir işsizlikle karşı karşıyayız. Büyüme yeterince istihdam yaratmamıştır.
Son günlerde istihdam desteği ile SGK’ya kayıtlı istihdamın 1 milyon 400 bin arttığı, bunun %10’unun Antalya’dan kaynaklandığı, İstanbul’dan sonra Antalya’nın geldiği açıklandı. Biz daha önce turizm nedeniyle bizim bu sayıya ulaşacağımızı söylemiştik. SGK verileri açıklamadığı için detayları göremiyoruz. Antalya’da zaten normalde yaz ve kış istihdam farkı 100 bindir. Mevsimsel istihdamın öne çekilmesi bu konuda katkı yapmıştır.
Sonuç olarak, ekonomi 2016’ya göre doğal olarak daha iyi gitmektedir, bununla birlikte yatırım ve genç istihdamı cephesinde sorunlar bitmiş değildir. Kayıtdışılık, enflasyon, işsizlik, cari açık, sanayi yatırımlarının zayıflığı gibi sorunları unutmayalım.

Sevgili arkadaşlar,
Ekonomide bir konuya daha değineceğim. Ocak ayından itibaren başlatılan kredi destekleri ekonomide canlanmaya önemli katkı yapmıştır.
Ticari krediler yıl sonundan bu yana 138 milyar lira artmıştır. Kobi kredileri 4 ayda 47 milyar TL artmıştır. 138 milyar ticari kredinin 90 milyarı büyük şirketlere gitmiştir.
Bu kredilerin bir kısmı yatırıma gitseydi daha iyi olurdu. Bu kürsüde birkaç kez yatırım kredisi konusuna değindim, fakat konut kredilerine yatırım kredilerinden   daha fazla önem veriliyor. Faiz oranlarındaki gelişmeye bakarsak, 6 ayda, enflasyon ve mevduat faizleri artarken, konut kredisi faizleri sabit tutuluyor, ticari kredi faizleri ihtiyaç kredisine yakın düzeyde kalıyor.

(TCMB)

31.12.2016

09.06.2017

Konut kredisi faizi

11.43

11.7

İhtiyaç kredisi faizi

16.11

17.5

Ticari kredi faizi

14.53

16.7

Bu arada çok önemli bir konu da bankalarımızın rekor kar artışları kaydetmeye devam etmesidir.      

 

 

2014

2015

2016

2016 3 ay

2017 3 ay

 

Değişim

 

 

 

 

 

FAİZ GELİRLERİ

128.329.782

151.944.134

180.511.244

85.787.121

101.931.937

 

18,8%

FAİZ GİDERLERİ

68.624.504

81.534.877

97.022.880

47.741.585

52.291.459

 

9,5%

FAİZ DIŞI GELİRLER

34.009.563

38.773.582

43.280.430

19.473.202

24.741.842

 

27,1%

Kredilerden Alınan Ücret ve Komisyon

4.935.130

5.485.650

6.259.525

2.748.646

3.450.835

 

25,5%

Bankacılık Hizmetleri Gelirleri

19.035.517

20.746.651

22.309.914

10.352.486

12.329.664

 

19,1%

Diğer Faiz Dışı Gelirler

7.578.476

10.102.060

10.677.337

5.561.944

7.957.120

 

43,1%

FAİZ DIŞI GİDERLER

50.284.958

58.595.597

62.184.684

28.703.456

32.769.583

 

14,2%

VERGİ ÖNCESİ KAR

29.226.249

30.208.994

43.163.239

17.495.983

29.522.493

 

68,7%

DÖNEM NET KARI

22.933.231

23.886.534

34.224.688

14.005.488

23.467.495

 

67,6%

Bankalarımızın karları 2015’te 24 milyara yakınken, 2016’da 34 milyar oldu.
Geçen yıl 3 ayda 14 milyardı, bu yıl 3 ayda %67 artışla 23 milyara ulaştı.
Faiz gideri artışı %9,5, faiz geliri artışı onun iki katı %19’a yakın.
Kredilerden alınan ücret ve komisyonlar %25,5 artmış.

Bu konular hiç gündemde kalmıyor, oysa reel sektörün desteklenmesi yönünde atılacak adımlar olduğu görülmektedir.
Örneğin bir POS makinaları maliyeti, komisyonlar, masraf kalemleri hiç gündeme gelmiyor. Bu konular büyüme hızı kadar önemli konulardır, ekonomi basınından ricamız bu konuları daha ayrıntılı ve gerçekçi olarak ele almasıdır.
Bir başka önemli konu üretim reformu adıyla meclise gelen yasa tasarısı oldu. Bu taslakta zeytinlik konusu öne çıktı ve taslaktan çıkarıldı. Hükümetin gelen tepkileri dikkate alması güzel bir gelişmedir, aslında her zaman böyle uzlaşma aranmalıdır. Yasa sanayi sektörüne bazı kolaylıklar getirdi, fakat sanayide artık daha kapsamlı reform zamanı gelmiştir.  Türkiye’de artık bir kısım sanayinin Orta Anadolu’ya, Doğu Anadolu’ya kayması gerekiyor, bu konuda teşvikler çıkarıldı, fayda etmiyor. Bu gidişle herkes İstanbul’da ve çevresinde yaşayacak, bütün Türkiye 4-5 ilden ibaret kalacak. Almanya sanayi ülkesi, en büyük kentleri 3-4 milyon nüfuslu. Sağlıklı kentleşme için bu tür planlama, düzenleme yapıyorlar.
Sanayinin geleceği için dünya üretim zincirindeki yerimizi gözden geçirmeliyiz. Gelecekte hangi yeni ürünleri üreteceğimizi tartışmalıyız. Örneğin otomobil üreteceksek, elektrikli ve sürücüsüz otomobil için çalışmalıyız.

Değerli arkadaşlarım,
Antalya ekonomisine gelince; önce olumlu verilerle başlayalım.
Geçen yıl %8’e çıkan karşılıksız çek oranımız artık %2’lere gerilemiştir. Çek kullanımı Türkiye’de de Antalya’da da azaldı. Kredi destekleri bir rahatlama sağlamıştır.
6 aylık ihracatımız kendisini kurtardı, fakat mayıs ve haziran ayları sebze ve meyve ihracatı düştü. Buna rağmen sebze ve meyve fiyatları geçen yılın üzerinde kaldı. Nisan ve mayısta Toptancı hal ortalama fiyatı geçen yılın iki katına çıktı. Uzun bir aradan sonra Antalya tarım üreticisi nihayet bir nefes aldı. Şu anda yine 1 lira ve hatta altında fiyatlar var, fakat zaten sezon sonuna gelmiş olduk.
Ticarette kısmi geçen yıla göre canlanma oldu, fakat vergi geliri, KDV tahsilatı, mevduat artışında Türkiye ortalamasından gerideyiz.
Turizmde Antalya sezona Türkiye’den daha iyi başladı. Türkiye’ye gelen turist sayısı ilk dört ayda geçen yıl ile aynı düzeyde kalmıştır. İstanbul’a gelen turist sayısı nisan ayında geçen yılın %5 gerisindedir.
Antalya’da ise Nisan ayında %38, mayıs ayında %65 artış kaydetmiştir. Son günlerdeki eğilim devam ederse 6 ayda geçen yıla göre %50 artış göreceğiz ve yılı 9 milyonlar düzeyinde tamamlayabileceğiz. Bunu söylerken hemen şunu da kaydedelim, 2015’e göre %25, 2014’e göre %30 gerideyiz. Bu nedenle geçen yıldan iyiyiz, fakat turizmde ve ticarette yüzlerin gülmesi zaman alacaktır.
Rusya pazarını geri kazandık, fakat Avrupa pazarını kaybettik. Mayıs ayında Almanya’daki gerileme %41 oldu. 2015’te Almanya’dan ziyaretçi sayısı 3 milyondu, geçen yıl 2 milyona düştü, bu yıl düşüş devam ediyor. 2015’e göre Batı Avrupa ülkelerindeki pazar kaybımız 2,5 milyonu aşacak gibi görünmektedir. Temmuz, Ağustos aylarında son dakika satışları artarsa biraz daha iyi olacaktır.
Bizim oturup kendi evimizi, kapımızın önünü süpürme zamanıdır. Geçen yıl hayatta kalmaya çalıştık, artık daha soğukkanlı bir biçimde geleceği konuşmalıyız.
Geçen hafta Rusya’da Bakanlık tarafından Türkiye festivali düzenlendi, bazı kentlerimizle birlikte Antalya olarak biz de yer aldık. Bu festival bir kültür festivali gibi organize edildi ve Rus halkı tarafından güzel ilgi gördü. İlgiyi zaten havalimanında, uçaklarda gördük. Bu festivalin Avrupa ülkelerinde de düzenlenmesinin yararlı olacağı görüşündeyiz. Festival için Sayın Valimiz çok çaba harcamıştır, kendilerine teşekkür ediyoruz. Sadece belediye başkanlarımızın katılamaması üzüntü verici olmuştur.

Sevgili arkadaşlarım,
Bu meclis toplantısı benim için özellikle önemli bir toplantı, çünkü bugün ilk etik belgelerimizi vereceğiz. Etik kurul çalışmalarını tamamladı, komitelerimizi bilgilendirdik, ilk başvurular komitelerimizden geldi, bunlar değerlendirildi ve ilk belgeler düzenlendi. Komite başkanlarımız ve üyelerimiz zaten sektörlerinde ticaret ahlakını koruması gereken, örnek olması gereken kişilerdir, dolayısıyla komite başkanlarımız ve üyelerimizden başlamaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye’de ilk defa böyle bir çalışmayı gerçekleştirdik. Başta Mustafa Karabağır olmak üzere Etik kurul üyelerimize ve destek olan komitelerimize teşekkür ediyorum.
Bugün billboardlarla, sosyal medya ile duyuruya başlıyoruz. Henüz duyuru yapmadan, üyelerimizden talepler gelmeye başladı.
Buradan Antalya’da yaşayan, tatil yapan, alışveriş yapan herkese ilan ediyoruz. ATSO Etik Üye belgesi ve logosu bir ticaret ahlakı belgesidir. Bu belgeyi alıp, işyerine asan işadamı, etik kurallara imza atmıştır. Bu belgeye sahip olan işyerlerimiz müşterisinin haklarına, sektörün ve Antalya’nın itibarına saygılı olacağını taahhüt etmiştir. Bu belgeler komitelerimizin olumlu görüşü ile verilmektedir. Haklı bir şikayet olduğunda Etik kurulumuz inceleme yapacak ve belgeyi geri alacaktır. Etik üye belgesi alan işyerlerini sektör sektör ilan edeceğiz. Böylece bu belgeyi alan işyerlerinin reklamını yapmış olacağız, belgesi iptal edilen olursa onun için de olumsuz reklam olmuş olacaktır.
Komitelerimizin kayıtdışı çalışan, ruhsatsız çalışan işyerlerinden şikayeti bitmek bilmiyor. Akaryakıt sektörümüzün komite raporunu okursanız aynı sorunu görüyorsunuz.  Mühendislik şirketlerinde bile sorun yaşanıyor. Halı ve mobilya sektöründe aynı şikayetler devam ediyor. ATSO Etik Uye belgesinin bu konuda da  katkı yapacağını ümit ediyorum.

Sevgili arkadaşlar,
Komitelerimizden gelen diğer şikayetler de var. Fırıncılık komitemiz Pazar yerlerinde ekmek satışı konusunda uyarıda bulunmaktadır. Sokakta, açıkta ekmek satılması Türkiye’ye yakışan bir uygulama değildir. Yasaya rağmen göz yumulmaya devam ediliyor.
Emlak sektörümüzden de pazarda stand açan emlak şirketleri olduğuna dair şikayet gelmiştir. Bunun yasal engeli var mıdır bilmiyorum, fakat artık Pazar yerlerinin amacının dışına çıktığını gösteren bir örnektir. Ayrıca her sektörün bir geleneği, kuralı olmalıdır.
Komitelerimizin gündemlerinde olan önemli konulardan birisi,  rent a car sektörüne getirilen banka havalesi veya kredi kartıyla çalışması zorunluluğudur. Nedenini bilmiyoruz, fakat uygulanması çok zor ve sektörü sıkıntıya sokan bir konu olmuştur. Turist veya müşteri telefon ediyor, bir yere kiralık otomobil istiyor, şirket de götürüp teslim ediyor. Kredi kartı kullanmayan Rus turist var. Hafta sonu banka yoluyla ödeme yapılamaz. Bu nedenle bu kararın gözden geçirilmesi için yazı yazdık.
Büyükşehir Belediyesinin Otogar alanını satışa çıkarması nedeniyle basınımızdan bize planlanan AVM konusundaki görüşümüz sorulmuştur, zaten AVM kararlarına yasa gereği görüş veriyoruz. Bugün bu konuda önemli bir hususu dile getireceğim. Türkiye ve Antalya olarak AVM’ler konusundaki ezberimizi gözden geçirmemiz gerekmektedir. Avrupa ve Amerika’da  bazı ülkelerde 1960’larda AVM’leri kent dışına çıkardılar, son yıllarda pişman oldular ve kent içine alıyorlar. Biz ABD ve Avrupa’daki bu gelişmeleri izlemiyoruz.
Pazar günü basınımızda bir haber çıktı, ABD’de hayalet AVM’lerin arttığı görülüyor, çünkü özellikle kent dışındaki AVM’ler terkediliyor.
Artık dünyada kent imar planlarındaki ilke şudur. Çok insanın kullandığı mekanlar, trafik yaratmamak için kent merkezine, az insanın kullandığı ve büyük taşıtlara gerek duyan mekanlar kent dışına yerleştiriliyor. Böylece extra taşıt kullanılması, aşırı akaryakıt tüketimi ve hava kirliliği önleniyor ve kent merkezi canlı kalıyor. AVM gibi yerlerin yürüme mesafesinde veya toplu taşıma araçlarıyla kolayca gidilen yerlerde olması gerekiyor.   Dolayısıyla AVM’ler kent dışında olsun söylemini gözden geçirmeliyiz. Bu konuyu meclisimiz de tartışmalıdır.
Elbette ki, bütün AVM’ler uzun vadeli bir kent planı içinde yapılmalıdır. İmar tadilatıyla yapıldığında sorunlar yaşandığı açıktır. Bugün basında kentsel dönüşüm master planının hazırlanmış olduğu yazılıyor. Henüz ayrıntılı bilgi kamuoyu ve bizimle paylaşılmadı. İlgili komitelerimiz, kentsel dönüşüm planını incelemeli ve katkı yapmalıdır. Çünkü dönüşüm planlaması kentimiz için son şanstır. Ayrıca, daha önce söylediğimiz gibi plan devreye girene kadar kent merkezindeki inşaat projeleri askıya alınmalıdır.

Değerli arkadaşlarım,
Antalya ticaretine destek için başladığımız Antalya Alışveriş Festivali’nin ikincisine 7 Temmuz’da başlıyoruz. Yine aynı konseptle 77 gün sürecek, 7 otomobil vereceğiz.  Bu yıl yine Antalya Tanıtım A.Ş. organizasyonu yapmaktadır. Oda olarak Tanıtım A.Ş’ye en büyük desteği sağlıyoruz, bütün kurum ve kuruluşlardan da destek bekliyoruz. Alışveriş Festivalinde sektör ayrımı yapmadık, AVM-çarşı ayrımı yapmadık, ATSO üyesi veya değil ayrımı yapmadık. Bu Antalya’nın festivalidir, herkes katkı yapmalıdır. Bir sözüm de bütün üyelerimize ve esnafımızadır. Antalya’da ticaret yapmak, sadece hak değil, aynı zamanda sorumluluktur.  Bir caddenin canlanması oradaki işyerlerinin, esnafın da katkısıyla olur. İşadamlarımız, esnafımız sokağın, caddenin, sektörün, Antalya’nın iyiliğini düşünmeli ve gereğini yapmalıdır. 
Önümüzde Ramazan Bayramı bulunuyor. Bugünlerde Antalya’ya günde 50-60 bin arasında yabancı turist gelmektedir. Bayram tatili vesilesiyle birkaç yüz bin de vatandaşımız Antalya’ya gelecektir. Dünyanın ve Türkiye’nin her yerinden yüzbinlerce insan Antalya’nın güzelliğini yaşamak için geliyor. Antalya’ya gelenleri kültür festivalleriyle, sergilerimizle, alışveriş festivalleriyle, sayıları artan mavi bayraklı plajlarımızla karşılıyoruz. Türkiye’de böyle bir şansa sahip az sayıdaki kentten birisiyiz. Bu yoğunluğun bütün sektörlerimize bereket olarak yansımasını diliyorum.
Ramazan bayramının Antalya’ya, Türkiye’ye, İslam alemine, hatta bütün insanlığa huzur, barış, dostluk, daha fazla hoşgörü ve güleryüz getirmesini diliyorum.
Hepinize sağlıklı, güzel bayram günleri diliyor, teşekkürlerimi sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Yörex Yöresel Ürünler Fuarı
  • Antalya Shopping
  • Vitrin