ATSO Temmuz Ayı Meclis Konuşması

25 Temmuz 2017 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Başkan,
Sayın Meclis Üyeleri,
Değerli Basın Mensupları,
Sevgili Arkadaşlar,

Hepinizi şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına sevgiyle, saygıyla selamlıyor, bu sıcak günlerde Meclis Toplantısına ve diğer Oda çalışmalarına katılmayı ihmal etmediğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum.
Dün Lozan Anlaşmasının 94. yıldönümüydü. Lozan anlaşması, Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'na dayatılan Sevr anlaşmasını ortadan kaldıran, Türkiye Cumhuryeti'nin bağımsızlığının yolunu açan bir anlaşmadır. Donanması olmayan, uçağı olmayan, kendi parası olmayan, Kurtuluş Savaşı'nı yeni vermiş, genç Cumhuriyet bu anlaşmayla ayağa kalktı.
Daha önce verilmiş olan 12 Adalar alınamadı, Boğaz'dan geçişler kabul edildi. Çünkü, yedi düvele karşı daha fazlası imkansızdı. Sayın Cumhurbaşkanı Lozan dolayısıyla güzel bir mesaj yayınlamışlardır. Bu mesaj son günlerde yazılan bazı yazılara, söylenen bazı sözlere de cevap olmuştur.
Cumhuriyet'in ne şartlarda, nasıl kurulduğunu herkes öğrenmeli ve Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının değerini anlamaya çalışmalıdır. Bu vesileyle onları bir kez daha saygıyla anıyorum.
Dün ayrıca Basın Bayramıydı, aramızda bulunan basın mensubu arkadaşlarımızın Basın Bayramlarını tekrar kutluyor, Türkiye ve Antalya basınına nice güzel bayramlar diliyorum.

Değerli Meclis Üyeleri,
Türkiye gündeminin ve Odamız çalışmalarının yoğunlaştığı günlerdeyiz.
Geçtiğimiz ay Adalet Yürüyüşü, 15 Temmuz şehitleri anma töreni, Hükümet değişikliği, Katar meselesi, Almanya ve İsrail krizleri üst üste geldi. 
Almanya ve İsrail ile sorunlar turizmi ve Antalya’yı doğrudan etkileme potansiyeli,ne sahiptir, bu nedenle her iki ülkeyle sorunların büyümeden çözüme kavuşmasını diliyoruz.
İsrail hükümeti, Mescid’i Aksa’nın kutsallığını hiçe saymakta, sivil insanlara karşı silah kullanılmasına izin vermektedir. Bu tutumu şiddetle kınamak gerekir. Bununla birlikte, bizim Musevi vatandaşlarımızı, hatta İsrail vatandaşlarını, İsrail Hükümeti ile bir tutmak hatasına düşülmemelidir. Musevi olmak İsrail’li olmak değildir. İsrail’li olmak, İsrail Hükümetini desteklemek değildir.
Alman hükümetinin son dönemde Türkiye’den kaçan darbecilerin iltica taleplerini kabul etmesi de elbette ki, kabul edilemez, protesto edilecek bir konudur. Ancak, sorunu diplomasi ve uluslararası hukuk ile çözmeliyiz. Alman şirketlerine soruşturma söylentileri yayılmış, Almanya tarafı ekonomik yaptırımları gündeme getirmiş, Sayın Başbakan ve Sayın Ekonomi Bakanı ılımlı açıklamalar yapmışlardır. Ekonomiyi ve turizmi etkileyecek yeni bir kriz olmamasını diliyoruz.

Sevgili Arkadaşlar,
Geçen ay Meclis Toplantımızda terör saldırısında şehit olan Aybüke öğretmeni anmıştım. Geçen hafta da teröristler bir başka öğretmen Necmettin Yılmaz’ı şehit ettiler, ayrıca bir gariban çobanı katlettiler.   Maalesef bu cani eylemler gündemde kalmıyor ve dünyaya anlatmıyoruz.   Terörü kanıksamak, alışmak, bir haber başlığıyla geçiştirmek olmaz. Bu konularda dikkatli olunmalıdır.
Geçtiğimiz ay Adalet Yürüyüşü ve 15 Temmuz Şehitleri Anma Töreni gibi önemli siyasi gelişmeler yaşandı. Bu etkinliklerin çok geniş katılımlara rağmen demokratik bir olgunluk ve güvenlik içerisinde tamamlanmış olması memnuniyet vericidir. Ancak 15 Temmuz’da ulusal birliktelik ve uzlaşmanın korunmasını, güçlenmesini isterdik. Geçen yıl uçaklar ve helikopterler havadayken bütün partilerin ortak duruş sergilediği meclis, 15 Temmuz’un yıldönümünde de aynı ruhu korumalıydı. Ulusal birliktelik, siyasi görüş farklarına rağmen biraraya gelebilmektir. Bütün hayatımız siyasi ayrışma, siyasi gerginlik konularından ibaret olmamalıdır. Ayrışma, gruplaşma kültürü yüzünden ülke ve kent olarak ortak gündemimiz, ortak hedefimiz kalmamaktadır.  Demokratik beraberliği, sevgi ve saygı ortamını başarmak zorundayız.   Bu tür uyarıları tekrarlıyorum, çünkü bu bizim görevimizdir. Vatan sevgisi, millet sevgisi doğru bildiğimizi söylemeyi, gerekirse eleştirmeyi de gerektirir.

Değerli Arkadaşlar,
Geçen ayın önemli bir gelişmesi Hükümetteki değişikliktir. Ekonomi yönetiminde Sayın Mehmet Şimşek’in devam etmesini özel sektör cephesinde olumlu karşılanmıştır.  Kültür ve Turizm Bakanlığı görevi yeniden değişmiştir. 2015’de bakanımız Sayın Ömer Çelik’ti, sonra Sayın Yalçın Topçu 3 ay bakanlık yaptı. Akabinde Sayın Mahir Unal 6 ay görevde kaldı, Sayın Nabi Avcı bir yıl görev yaptı. Böylece iki yılda beşinci bakanımızı görmüş olduk.  Sayın Numan Kurtulmuş’un Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çabuk ısınmasını ümit ediyoruz.
Siyasi gündemdeki sorunlara rağmen ekonomik veriler şimdilik olumlu gitmektedir. Aslında bütün dünyada siyasi sorunlara rağmen dünya ekonomisi son 10 yılın en iyi dönemini yaşamaktadır.  İran ekonomisi %15 ile büyüme rekoru kırmaktadır. Çin, Hindistan, Vietnam, İrlanda ekonomileri %6-%7 arasında büyümektedir. Hollanda, Danimarka, Finlandiya, İspanya gibi ülkelerde bile büyüme artık %3’e geldi.
Bir taraftan da dünya borsaları rekor kırmaktadır. Rekor kıran tek borsa bizim borsamız değildir. Bulgaristan, Yunanistan, Mısır borsaları da rekorlar kırmaktadır. ABD, Almanya, İngiltere borsalarında bile yıllık artış %25-30 civarındadır. Ucuz para dönemi uzadıkça Türkiye gibi ülkeler rahatlamışlardır.
Türkiye ekonomisi ve Antalya ekonomisi hem dünya ekonomisinde düzelme hem de içerde alınan önlemler ve çalışmalarla toparlanmıştır. Otomotivde iç pazar daralmış, fakat 6 aylık ihracat %48 artmıştır. Beyaz eşya satışı 5 ayda %32 yükselmiştir. Mobilya üretimi Nisan ayında yıllık olarak %28 artmıştır.
Antalya’da karşılıksız çek oranı Ekim ayında %8.2’ye çıkmıştı, artık 2.5 oranına indik, halen Türkiye ortalamasından yüksek olsa da geçen yıla göre çok düştü.
Turizmde verileri tahminlerimizin üzerinde gelişti. Rusya pazarı 2014’ü yakalamak üzere. Almanya’da Haziran ayında düşüş durmuştu, bundan sonrasını Allah bilir, biz son günlerdeki sorunun büyümemesini ümit ediyoruz.  Eğer böyle devam edersek 9 milyon turist rakamını aşacağız ancak mevcut fiyatlar nedeniyle turizm gelirinde büyük ihtimalle arzu ettiğimiz büyümeyi yakalayamayacağız. 
Elbette yapısal sorunlarımız devam ediyor. Türkiye’nin cari açık sorunu, kur riski sorunu, dış kaynak ihtiyacı fazla değişmedi, Enflasyon ve işsizlik halen yüksek. İşsizlik bir önceki aya göre azaldı, fakat geçen yıla göre azalmadı, arttı. İç pazarda KGF destekli kredi canlılığında sona geliniyor. Ekonomi canlansa bile küçük esnaf için çözüm olmuyor. Yani, ekonomide kısa vadede risk az, fakat orta ve uzun vadede görünüm değişmiyor.
Böyle bir dönemde yapısal reformların hız kazanmasını bekliyoruz, fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu hafta iç tüzük değişikliğini görüşüp sonra Ekim ayına kadar tatil kararı aldığını okuduk. Umarız ki, Ekim’den sonra vergi yasası gibi ekonomik reformlar ele alınabilir. Mevcut iç tüzüğe göre Meclisin yılda en fazla 3 ay tatil hakkı var, keşke bu süre de makul düzeye çekilse. 

Sevgili Arkadaşlar,
Yapısal sorunların devam etmesine rağmen, ekonomide geçen yıla göre hızlı bir toparlanma olmuştur. Tabii ki, bu toparlanma kendiliğinden olmamıştır. Şu son 2 yılda, özellikle 2015 Haziran seçimlerinden bu yana yaşadığımız dönem, benzeri olmayan bir dönemdir. Geçen yıl Antalya ekonomisi 2001 krizinden daha kötü bir dönem yaşadı. 
Bir yılda bu toparlanma kolay olmamıştır ve Hükümetin, özel sektörün, Ticaret ve Sanayi Odalarının birlikte çalışmaları ve sektörlerin fedakarlıklarıyla gerçekleşmiştir.
Meclisimiz ve Meslek Komitelerimiz bu dönemde iyi bir performans göstermiş ve birçok sektörel sorunun çözümüne katkı yapmıştır.
Rusya krizi çıkınca konunun ciddiyetini gündeme ilk taşıyanların başında biz geliyoruz. Hızlıca krizi farklı senaryolarla ele alan dosyalar hazırladık, doğrudan ilgili bakanlarla temasa geçerek destek paketlerinin gerekliliğini ortaya koyduk. Bunun akabinde önce tarım ihracatında fon desteği artırıldı. Daha sonra ilk kez turizmde uçak destekleri geldi. Turizm kredileri ertelendi ve yapılandırıldı.
Yine biz, krizin yayılacağı uyarısını yaptık ve desteklerin diğer sektörlere de genişletilmesini istedik. Sizler sektörel talepleri komite raporlarında dile getirdiniz.
Biz de bu talepleri dosya halene getirerek bir dönem Ankara’yı mesken tuttuk. Durgunluk bütün ekonomiye yayılınca taleplerimiz uygulamaya kondu; vergi, SGK primi yapılandırmaları ve SGK ertelemesi destekleri getirildi. İşsizlik artınca yıllardır istediğimiz, şahsen Sayın Davutoğlu’ndan söz aldığım istihdam desteği de uygulanmaya başladı.
Bunlar finansman sorununu çözmedi, birçok üyemiz ciddi kredi ve finansman sorunu yaşamaya başladı. Bunun üzerine TOBB ve Gümrük-Ticaret Bakanımızla toplantılar yaptık. Kredi desteği için çok ısrar ettik ve Nefes Kredisi böyle başladı. Daha çok üyemizin bu imkandan yararlanması için yeni fon kaynakları yaratmak üzere Sayın Bakanımızdan, ilgili Müsteşar Yardımcısına, genel müdüre kadar tüm yetkililerle biraraya geldik, farklı model önerilerinde bulunduk.
Oda ve borsalarımızın katkısıyla, TOBB’un katkısıyla 27 bin işletme yıllık yüzde 9.9, aylık yüzde 0.82 faizle kredi kullandı. Oda olarak imkanlarımızı zorladık, TOBB’dan ek kaynak talep ettik ve aldık. Bunun sonucunda 37,4 milyon TL kredi kullanıldı ve nefes kredisinden en fazla faydalanan illerden birisi Antalya oldu. Nefes kredisi KOSGEB kredisine model oldu, Hükümete yol gösterdi, kredi talebinin ne kadar ciddi olduğu ancak bu fonlara ulaşılamadığı anlaşıldı. Böylece faizsiz KOSGEB kredisi 11 milyar lira planlandı, ama 6.5 milyar lira civarında kaldı. Süre 31 Temmuz’a uzatıldı.
Kredilerde teminat sorunu aşılamadığı için Kredi Garanti Fonu teminatı gündeme getirildi. Bildiğiniz gibi, KGF, TOBB’un da ortak olduğu bir kuruluş. KGF teminatı daha önce kredi alamayan birçok işletmenin kredi almasını sağladı. Hükümetin 25 milyarlık desteğiyle 250 milyarlık kredi verilmesi mümkün hale getirildi.
Kredi alınabilmesi için sicil affı düzenlemesi de talep ettik, böylece borcunu ödeyene sicil affı getirildi.
Banka kredilerinde teminat sorunu vardı, işletmelerin makina parkının teminat olarak kabul edilmesi konusunu ilgili bakanlarımıza doğrudan defalarca dile getirdim, komitelerimizden gelen bu yöndeki talepleri ayrıca TOBB vasıtasıyla ilettik ve nihayet makina parkı da teminat olarak kabul edildi.
Vergi barışı getirildiğinde vergisini düzenli ödeyene teşvik talep ettik. Israrlı olduk ve %5 indirim getirildi.
İstihdam desteğini en çok söyleyen biz olduk, ilave istihdama devlet desteği geldi. Bu yıl sonuna kadar da çalışanın primi ve vergisi devletten. Bu destekten en çok faydalanan illerden birisi Antalya oldu.
Son olarak bu destek koşulları esnetildi ve 3 ay işsizlik koşulu 10 güne çekildi. Kasım ayından Mayıs’a kadar kayıtlı istihdamda 1 milyon 200 bin stajyer-kursiyer artışı var. İstihdamda en büyük artış eğitim sektöründe. Antalya’da yıl başından bu yana 174 bin istihdam artışı olduğu ve İstanbul’dan sonra ikinci il olduğumuz açıklandı.  
Bazen arkadaşlarımız, « biz bu kadar yazıp söylüyoruz, bir şey değişmiyor » diye yakınıyorlar. Oysa kredi kartına taksit sınırlaması ilk önce komitelerde gündeme geldi, hep beraber ısrarcı olduk ve bu kısıtlamalar gevşetildi.
Beyaz eşya ve mobilyada vergi indirimini geçen yıl bu kürsüden defalarca konuştuk. Yat örneğini, pırlanta örneğini verdik. Bu taleplerimizi Ankara’ya taşıdık. Beyaz eşyada ÖTV muafiyeti geldi, konutta ve mobilyada KDV indirimi getirildi. Sonra da indirim süreleri 3 aydan 6 aya çıktı. Şimdi mobilya sektörümüz bunun kalıcı olmasını istiyor. Maliye Bakanımızın da açıkladığı gibi, bütün KDV sisteminin yeniden ele alınması artık zorunlu hale gelmiştir.

Değerli Arkadaşlar,
Bildiğiniz gibi 50’den az çalışanı olan, az tehlikeli sınıftaki işletmeler için iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi zorunluluğu getirilmişti, 1 Temmuz’da başlayacaktı. Bu uygulama konusundaki tereddütlerimizi ısrarlı şekilde dile getirdik 3 yıl uzatma alındı.
Son üretim paketiyle organize sanayi bölgesinde emlak vergisi kalktı, sanayi elektriğinde TRT payı kalktı, tapu teminatı getirildi. TRT payının tüm elektirik faturalarından çıkarılması yönündeki talebimizi sürdürüyoruz.
Şirket kuruluşunda vergi dairesi ve notere gitmek bitti. TOBB nezdindeki taleplerimizle mevzuata dair düzenlemeler yapıldı ve Odamızı tek durak ofis haline getirdik. Harçların ödenmesi artık Odaya yapılıyor. Böylece kayıt maliyeti %60 düzeyinde düşürülmüş oldu.
Bütün bunlar komitelerimizin yazılarıyla başlıyor, sizlerin desteğiyle, yönetim kurulumuzun temaslarıyla, TOBB’un girişimleriyle, en önemlisi ise kamuoyu oluşumuyla hayata geçiyor.
Dolayısıyla tekrar vurgulayayım, komitelerimizin çalışmaları önemlidir, asla ihmal edilmemelidir. Az önce saydığım paketlerin, düzenlemelerin altlıklarını bizim çalışmalarımız, dosyalarımız, taleplerimiz oluşturmaktadır. ATSO’nun kurumsal kapasitesinin başarısı sadece Antalya değil, tüm Türkiye ekonomisine değer olarak yansımaktadır. 
İşte bugünlerde el ilanı şeklindeki reklamlara belediye mührü ve vergisi getirilmiştir. Birçok komitemiz, şikayet edince konuyu Büyükşehir Belediye Başkanımız ile görüştüm. Özellikle çevre ve görüntü kirliliği konusunda endişeleri olduğunu, ancak çekincelerimizi giderme noktasında bir çalışma yapılacağını söyledi.

Değerli Meclis Üyeleri,
Antalya ekonomisinin toparlanması için bu dönemde Oda olarak yoğun mesai harcadık. 
Turizmde Rus medya mensuplarının davet edilmesi gibi tanıtıma dönük çok çalışma yaptık. Rus odalarına yazılar yazdık, onları kentimize davet ettik. Rusya’da fuaralara katıldık, basınla biraraya geldik, röportajlar verdik. Sosyal medya odaklı çalışmalar başlattık ve 1 yıl içerisinde hedef pazarlarımızdaki 20 milyondan fazla sosyal medya hesabına ulaşan tanıtım ve imaj yenileme kampanyaları yaptık. Rus halkının Türkiye’ye bu kadar hızlı dönmesinde PR çalışmaları önemli rol oynamıştır.
Uyemize destek olmak için bu dönemde üye aidatlarına dokunmadık ve Türkiye’nin en düşük tarifeli odaları arasında kaldık.
E-Oda alanında öncü olduk, online hizmete en çabuk ve en kapsamlı geçen oda olduğumuzu söyleyebilirim. E-ATSO Aralık ayında başladı, kısa sürede 5500 üyemiz bu sisteme dahil oldu, yani 5500 e-üyemiz bulunuyor. Bu üyelerimiz sistemde 12 bin işlem yaptılar. Bu dönemde 23 bin 250 yazılı belgenin 8230’ünü e-belge olarak vermişiz. Yani daha ilk dönemde e-imza ile verebildiğimiz belgelerin %26’sı E-ATSO kanalıyla verilmiştir. Bu system ile üyemize hem zaman kazandırdık hem de belge maliyetlerindeki düşüşü %25-30 oranında indirim olarak ücretlere yansıttık. E-ATSO’da bu başarımız önemlidir ve katkı yapan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bu dönemde üyelerimizi ihracata yönlendirme odaklı projelerimizde oldukça başarılı olduk. URGE projelerini en ciddi şekilde uygulayan odalardan birisi olduk.
Görevli arkadaşlarımız bu projelerimizi TOBB’da diğer odalara örnek uygulama olarak anlattılar.  Bu projeden sonra ihracata başlayan veya yeni pazarlara giren üyelerimiz oldu. Bazı üyelerimiz Vietnam gibi uzak pazarlara ilk defa ihracat yaptılar. Ömer Dinç arkadaşımız gelecek ay Meclisimize bu konuda sunum yapacak. Dış ticaret konusunda bir yenilik daha yaptık ve ATSO Dış Ticaret Klübünü kurduk.
Yine üyemizin ticaretini geliştirmek için fuar desteklerine ciddi kaynak aktardık. Uçakla ulaşıma 300 lira destek veriyoruz. Bu rakam birçok üyemizin yıllık aidatından daha fazla bir destek. Fakat buna rağmen geçen yıl fuar desteği alan üye sayısı 209, bu yıl bu zamana kadar 202. Bu konuda komitelerimizin daha aktif olması, fuar organizasyonunu yapması, bu kültürü yaratmamız gerekiyor.
Mesleki Yeterlik ve Belgelendirme hizmetlerinde de sektörlerimize destek için çalıştık ve TURKAK tarafından yetkilendirilen Türkiye’deki ilk oda olduk.
Tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde çalışanların belge alması zorunlu ve bildiğiniz gibi ayda 500 lira gibi çalışan başına aylık ceza var. Ocak ayında TOBB MEYBEM ile protokol imzaladık. İnşaat ve metal sektörlerinde asansör, kaynakçı, sıvacı gibi farklı mesleklerde 70 kişiye sınav yaptık, 42 kişi belge aldı. Komitelerimiz bu konuyu da duyurmalıdır, ciddi meseledir. Servis görevlisi alanında 247 kişi sınava girdi, 146 kişi belge aldı. Önümüzdeki günlerde aşçılık ve barista mesleklerinde de belge vermeye başlayacağız.
Mesleki yeterlik belgesi sadece ceza konusu da değildir, aynı zamanda teşvik konusudur. Çünkü bir işletmenin çalışanı belge alırsa 12 ay boyunca SGK işveren primini devlet ödüyor. Eğer belgesi olan bir kişi işe alınırsa SGK işveren primini 54 ay boyunca devlet karşılıyor. Dolayısıyla mesleki yeterlik, işbaşı eğitim programları gibi faaliyetlerimiz de üyelerimize maddi destek sağlayan çalışmalarımızdır.
Bunlar hep yeni gelişen konulardır ve yoğun çabayla ATSO hep ilkler arasında olmuştur. Bu çalışmalara Meclisimizden de birçok arkadaşımız önemli destek, mesai vermiştir. Biz bunları anlatmıyoruz, çarşıda halen Oda ne yapıyor diyen üyemiz, esnafımız var.

Değerli Arkadaşlar,
Geçmişte üyelerimiz hep turizme dönük çalıştığımızı, esnafa bakmadığımızı söylerlerdi. Bu dönem ticaret sektörüne, küçük işletmelere daha fazla destek olacağımızı söylemiştik. Çünkü Antalya kent merkezinde ticaret kan kaybedince bundan turizm ve diğer sektörler de zarar görüyor, ayrıca kentimizin imajı bozuluyor.
Ticaret sektörüne destek olmak için alışveriş festivali başlattık, bu yıl ikincisine başladık. Dışardan destek olan pek olmuyor, fakat söz söyleyen çok oluyor.
Odamızın en büyük etkinlik, tekrar vurguluyorum, en büyük etkinlik bütçesini Alışveriş Günleri’ne ayırdık. Festivali Tanıtım A.Ş. düzenliyor, yapıyor, biz ana sponsoruz. Maalesef Antalya’da sponsorluk mekanizması zayıf ve diğer kurumlardan destek olmuyor veya az oluyor. Yük de 2 senedir bizim sırtımızda kalıyor. Alışveriş Festivali 7 Temmuz’da başladı, bir ay daha devam edecek. Halen festivalin ve bu kapsamda düzenlediğimiz vitrin yarışmasının yeterince duyulmadığı şeklinde sitemler, serzenişler alıyoruz. Afişler asıldı, basın toplantıları yapıldı, gazetelerimiz yazdı, fakat halen duymayan var.
Şimdi bir soru sormak istiyorum.  İstanbul alışveriş festivalinden haberiniz oldu mu? İstanbul shopping fest 1 Temmuz’da başladı, 17 Temmuz’da bitti. İstanbul alışveriş festivaline Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, Belediye, THY, TAV Havalimanı İşletmesi destek verdi, fakat biz bile İstanbul’da bir festival olduğunu duymadık.
Bu etkinliklerin yeterince duyulmaması, ilgi çekmemesinin birkaç nedeni var. Artık çoğumuz gazete okumuyoruz, olup biteni duymuyor, görmüyoruz. Bir başka sorun, işyerlerinin, Antalya esnafının bu konuları birlikte sahiplenmemesi. Oysa her cadde festival için ayrı ayrı organize olup, özel çalışmalar yapabilir, biz de destekleriz. Bakın, Kadın Girişimcilerimiz örgütlendi ve 26-28 Temmuz tarihlerinde Fener, Şirinyalı, İsmet Gökşen ve Portakal Çiçeği Bulvarında etkinlikler, kampanyalar düzenleyecekler. Bu festivali sahiplendikleri ve sorumluluk aldıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Fakat birçok arkadaş işyerinde oturup, şikayet etmeye alışmış durumda. Bunu da artık doğal karşılıyoruz, çünkü yıllardır bu kültür oluşmuş, bugünden yarına hemen değişmez. Oda olarak festival gibi etkinlikleri vazgeçmeden devam ettirip, yeni bir kültür yaratmak zorundayız. Önemli olan her yıl yenilik yaparak, güçlendirerek devam etmektir.
Burada bir başka sorunu daha dile getirmek istiyorum. Bu etkinliklerin ilgi çekmesi için kentin gündeminde bir süre kalması gerekir.
Oysa Türkiye’de kentlerin artık kendi gündemleri yoktur. Türkiye’nin gündemi, özellikle siyasi gündem bütün hayatı kapladığından, siyasetten başka bir konu gündemde kalmamaktadır.
Bu nedenle İstanbul shopping fest bile duyulmuyor. Kırkpınar’da birinci olan Antalyalı güreşçinin ismi kaç kişinin aklında kaldı? Antalya ekonomisinde sektörlerin liderlerisiniz, gazeteci arkadaşlarımız da aramızda. Hepinize sorayım, Antalya’nın ortak gündemi nedir? Antalya basınının, kurumlarının ortak gündemi nedir? Kurşunlu, Düden şelalesinin suyu kurudu. Bir gün yazıldı ve sonra konu geçti gitti. Su kaynaklarımız bile gündem olmuyor. Antalya çevre düzen planı gündem olmuyor. Ali Ulvi Büyüknohutçu’yu şimdiden unuttuk.
Bir dönem Hızlı tren kampanyaları yaptık, şimdi konuşan yok. Ortak gündemimiz yok, çünkü sadece siyaset var ve biz konuları değil, kişileri konuşuyoruz. Her yerde kim ne dedi, kim ne olacak konusu var, başka konu yok. Önemli konularımız, yapısal sorunlarımız ve en önemlisi geleceğimiz, yani Antalya’nın geleceği bir gündem olmuyor. Lütfen herkes bunun üzerine biraz düşünsün.
Ben yine kendi çalışmalarımıza döneyim.

Sevgili Arkadaşlar,
Antalya Kültür Sanat inşaatı biterken, caddeyi de ele alıp, binaların yüzeylerini değiştirelim demiştim, fakat olmadı, çünkü bizim herşeye yetişmemiz mümkün değil. Bazen bir konuyu buradan dile getiriyorum ki, başkaları da çıkıp yapsınlar. Önemli olan yapılması, kimin yaptığı değil.
O dönem konuştuk, fakat caddelerimizin estetiği konusunda bir şey yapamadık. İşte şimdi onun yerine ticaret sektörüne destek olacak bir başka yeniliğe imza attık ve vitrin yarışmasını başlattık. Bu projeyi öneren ve destekleyen tekstil komitemize teşekkür ediyorum. Yarışmada birinciye 10 bin TL, ikinciye 7 bin 500 TL, üçüncüye 5 bin TL ödül koyduk. Vitrin yarışması için başvuru süresi 17 Ağustos’ta bitiyor. Vitrin yarışmasının çok önemli bir proje olduğuna ve olacağına inanıyorum. Aslında bu konuda komitelerimizin de desteği ve farkındalık yaratmaları son derece önemli. Bu yarışmanın da bir güzel rekabet, bir estetik yarışı başlatmasını ümit ediyorum. Antalya gibi bir kentte öyle vitrinler olmalı ki, ulusal ve uluslararası basına geçmeli. Bu bir restoran vitrini de olabilir, giyim, saat, kuyum, pastane, deri her tür mağaza olabilir. İşte maddi destek ise maddi destek.
Yine uygulamaya geçirmiş olduğumuz ATSO Etik Uye Belgesinin de üyelerimize önemli bir destek olduğuna inanıyorum. Bu konudaki ilgiden çok memnun olduğumu söylemek isterim. Şimdiden yüzlerce başvuru aldık. Oysa daha yeni başlıyoruz. Geçen ay konuştum, bir kez daha vurgulamak istiyorum. Etik üye belgesinde komitelerimiz çok büyük bir sorumluluğa sahiptir. Bu işi ciddiye alan ve taviz vermeyen bir komite sektörün kaderini değiştirebilir. Komite belgenin kriterlerini ve çıtasını Etik Kurulumuzla istişare ederek kendisi yükseltebilir. 18. Grubumuz Ticaret Ahlakı ve Etik Ticaret konusunda eğitim önerisinde bulunmuş, bunu da değerlendirelim. Web sayfamızda özel link açtık. Burada üye listesi var. Önümüzdeki günlerde bu listeler daha güzel bir şekilde sektör sektör ayrılacak, böylece örneğin gayrimenkul bürosu arayan etik üye belgesi olanları görebilecek. Reklam çalışmalarımız da devam edecek. Eğer biz sahip çıkarsak bu belge bir kalite belgesi, güven belgesi olarak Antalya ticaretinde bir fark yaratır.
Türkiye’de ilk olan bir uygulamayı hayata geçiriyoruz.  Etik belge konusuna ilgi gösteren komitelerimize, üyelerimize teşekkür ediyorum. Kurul başkanımıza ve üyelerine tekrar teşekkür ediyorum.
Gördüğünüz gibi, sonuç aldığımız bütün konularda sizlerin katkısı ve desteği var. Burada saymadığım önemli komite çalışmaları da bulunuyor. Fırıncılarımız işyeri ruhsatları konusunda, akaryakıtçılarımız sektörde kalite denetimi konusunda, ulaşım sektörü toplu işyeri konusunda başarılı olmuştur. Bunun gibi sektör sorunlarının çözümünde aktif olan bir çok komitemiz ve arkadaşımız olmuştur.
Meclisi, komiteleri, personeliyle bu kadar kurumsal bir çalışma yürütülmesi kolay değildir. Bu kurumsal yapı sayesinde E-ATSO'da, mesleki yeterlik akreditasyonu ve yetkisinde hep lider olduk. Etik kurul çalışmamız örnek oldu. URGE projelerimiz örnek oldu. Akreditasyon sistemi değerlendirmesinde en yüksek puanı alan Odaların başında geliyoruz.

Değerli Arkadaşlar,
Bu dönemde üyelerimize destek olmak üzere yaptığımız bu çalışmalar öyle yabana atılacak işler değildir.  Biraz önce söylediğim gibi, şu 2 yıl Türkiye’nin ve Antalya’nın en zor yıllarından birisi oldu. Siyasi çekişme ve gerginlik Antalya’dan eksik olmadı. Bunun üzerine bir de Odamız terör saldırısının hedefi oldu.
Kültür-sanat konusunda Antalya’nın geleceğine yatırım yaptık, Antalya’nın geleceğinde fark yaratacak etkinliklere imza attık. Antalya Kültür sanat sadece bir sergi yeri olmakla kalmadı, sanat eğitimi yapan, konferanslar, film gösterimleri yapan bir merkeze dönüştü.
Bugünlerde AKS’da çocuklara dönük robotik kodlama eğitimine başlayacağımız haberini, müjdesini de buradan vereyim.

Sevgili Arkadaşlarım,
ATSO’nun Antalya vizyonuna katkısı da en az yaptıkları kadar önemlidir. ATSO, Antalya’nın geleceğini kültür-sanat, bilim-teknoloji ve çevrenin korunması üçlüsünde gören bir kurumdur.  
Ekonominin gelişmesi önce insan sevgisi ve saygısıyla başlar, sonra diğer canlılara bitki ve hayvanlara sevgi ve değer vermekle devam eder. Yaşam sevgisi ve insan sevgisi sanatla büyür. Bilim ve teknoloji toplumun ve ekonominin gelişmesinin diğer temelidir. Antalya'da ticaretin gelişmesini istiyorsak önce bunlardan başlayacağız, başka ne yaparsak yapalım, hızlı tren bile gelse yeterli olmayacaktır.
Bu nedenle artık inovasyon, dijital ekonomi, e-ticaret gibi konuları gündemimize aldık. Dijital ekonomi çağındayız, halen web sayfası olmayan, internette yer almayan üyelerimiz var. Antalya'da bu sorunu mutlaka aşmalıyız. 
Sanayi 4.0 gibi konularda üniversitelerimizin teknoloji transfer ofisleriyle birlikte çalışıyoruz. Antalya’da proje pazarı, melek yatırımcılık, start-up işletmeler konuları da gündemimizde.
Çevrenin, doğanın korunması konusunda artık alarm zili çalma vaktidir. Düden suyunun kuruması üzerinde herkes dikkatle durmalıdır.  Artık, su konusu Antalya'da siyasi bir konu olmaktan çıkmaldır. Bir kilo domatesin kaç litre su tükettiğini, bir turistin kaç litre su tükettiğini, bir arabanın kaç litre suyla yıkandığını konuşmak zorundayız. 
Çevre konusunda sigortacılık komitemizin denizde yapay resif çalışmasına da dikkat çekeyim. Arkadaşlarımız, bir sosyal sorumluluk projesi olarak konuyu ele aldılar ve ümit ediyorum ki, bir örnek projeyi hayata geçirecekler.
Bir başka konumuz kentsel dönüşüm konusudur; 30, 32, 41, 43 ve 44. gruplarımız merkez ve ilçe belediyeleri, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Makina Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Harita Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası ve Şehir Plancıları Odası ile birlikte kentsel dönüşüm zirvesi yapma kararı almışlardır. Çok güzel bir gelişmedir. Bu çerçevede Antalya çevre düzeni planı gibi konuları da ele almak yararlı olacaktır. 

Değerli Arkadaşlarım,
48. grubumuz Milli eğitim bakanlığı yetkililerini ziyaret etmiş ve bazı konuları görüşmüştür.  Bakanlığın müfredat değişiklikleri basına yansıdı, keşke özel eğitim sektörünün katkıları da alınsaydı. Ben mesleki eğitimin önemine dikkat çekmek için sürekli konuşuyorum, ancak mesleki eğitime halen yanlış bakıldığını görüyorum.
Oda olarak meslek eğitimi konusuna, gençlerin bilişime, kod yazmaya, yaratıcı ve yenilikçi teknolojilere kafa yormaya yönlendirilmesi konusuna da önem vermek zorundayız. Gençlere dönük inovasyon merkezi, proje fuarı gibi çalışmalar gündemimizde kalmaktadır.
Konuşmamı Kaleçi konusuyla bitireyim. Kaleiçi festivalinin de bu yıl 2.si yapıldı. Konsept olarak güzel bir festivaldir, herkes tarafından sahip çıkılmalı ve geliştirilmelidir. Artık bu tür etkinlikleri sadece bir kişinin ve kurumun işi olarak görüp, geri durma huyundan vazgeçmeliyiz. Kurumlar kişilerin üzerindedir, Antalya ise kurumların da üzerindedir. Bu kültürü geliştirip, çok sesli müzikte olduğu gibi farklı sesleri Antalya için biraraya getirmeliyiz.
Kaleiçi için Sayın Valimiz yeni bir düzen çalışması başlatmıştır. Kaleiçi'nde, kent merkezinde, hatta bütün Antalya'da trafik, park etme, gürültü, tabela kirliliği gibi konularda daha fazla disipline ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çalışmanın bu sorunları azaltmasını diliyorum.
Kaleiçi evimizi de önümüzdeki ay bir sergiyle açıyoruz. Bahçedeki kafeyi bir Antalya markası işletecek. Böylece Kaleiçi yeni bir cazibe merkezine kavuşmuş olacak.
Konuşmamı sonlandırırken hepinize teşekkür ediyor, işlerinizde bul kazançlar diliyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2017 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi