ATSO Nisan Ayı Meclis Konuşması

30 Nisan 2018 Pazartesi

                                                                                                                                 Davut ÇETİN
                                                                                                                Yönetim Kurulu Başkanı

 


Sayın Meclis Başkanı,

Sayın Divan Üyeleri,

Değerli Meclis Üyeleri,

Değerli Basın Mensupları,

Sevgili Mesai arkadaşlarım,

 

Hepinizi şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Meclisimizin yeni görev dönemi hayırlı ve uğurlu olsun. Hep birlikte, dostluk ve kardeşlik içinde, huzur içinde, samimi bir yardımlaşmayla, başarılı bir görev dönemi diliyorum. Konuşmamın başında 1 Mayıs emek bayramını en samimi duygularımla kutluyorum. Biz iş insanlarının karlarında, işlerimizin gelişmesinde emekçilerimizin payı gerçekten çok önemlidir. Bir ülkenin kalkınması çalışanların verimli olmasından geçmektedir. Çalışan verimliliği ise çalışana değer vermekten geçmektedir. İnsana değer verirsek, emeğe değer verirsek kalkınmanın çok hızlandığını göreceğiz. Artık 1 Mayısları klasik gerginlikler kısırlığından çıkarmalıyız. 1 Mayıs’ı meydanlarda çalışanlarımızla birlikte kutlamalıyız. Bu düşüncelerle bütün emekçilerin bayramlarını kutluyor, onlara bize ve ülkemize katkıları için teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Sevgili arkadaşlar,

Bizler uzun bir seçim dönemini arkada bıraktık. Altı aylık gecikmeye rağmen sorumluluk ve fedakarlıkla bu süreci yaşadık. Artık birlikte çalışma dönemidir. Meslek komiteleri ve meclis üyelerimizin %57-58’i yeni üyelerdir. Bu dönemde meslek komitelerimizde kadın üyelerimizin sayısı 302 üyede 11’den,  271 üyede 19’a yükselmiştir, bu olumlu bir gelişmedir. Yine de %3.6’dan %7’ye ancak gelebildik. Mecliste ise 5 kadın üyemiz vardı, maalesef 3’e düştük. Yönetim kurulumuzda Nilay Hanım, meclis divanımızda Hatice hanım, Meclisimizde Gülay Hanım kadınları temsil ediyor. Kadın arkadaşlarımızdan ricam sayısal azlığı, aktif çalışmayla telafi etmeleridir. Bunun önünde bir engel yoktur. Kadın Girişimciler Kurulumuz aktif çalışmaktadır, orada da daha güçlü bir varlık gösterilmesi mümkündür. Bu dönem yeni üye arkadaşlarımızın yanında benim gibi 19-20 yıla yakın kıdemi olan kişiler de bulunmaktadır. Bütün üyeler %100 yenilense tecrübe ve kurumsal hafıza kalmaz, yenilenme olmadan herkes devam etse bu kez de gelişme olmaz. Bir taraftan tecrübe ve kurumsal bilginin devam etmesi, diğer taraftan yeni bakış açıları kazanmak ideal gelişmedir, bunu sağlayacağımızı ümit ediyorum.

 

Değerli arkadaşlar,

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası gibi 136 yıllık bir kurumda ilk dikkat etmemiz gereken husus bu kurumun geleneklerini, ilke ve kurallarını korumaktır.

Çünkü bir toplum kurumlarıyla, gelenekleriyle, ahlaki ve hukuki kurallarıyla güçlüdür. Bir kurum da yine aynı şekilde gelenekleriyle, ahlaki ve hukuki kurallarıyla güçlü bir kurum olabilir. Kurumların gelenekleri, kuralları, kişilerden daha önemlidir. Bir kurumun geleneklerini, kurallarını çıkardığınızda geriye sadece bir tabela kalır.

Gelenekler, ortak ahlaki ve hukuki kurallar zayıfladığında önce kurumlar zayıflar, sonra kentler, sonra da devlet ve millet zayıflar. Türkiye’de darbeler ve siyasi gerilimler, toplumda aşırı gruplaşmaya neden oldu, bu durum kuralları ve kurumları zayıflatmaktadır.

Fenerbahçe ve Beşiktaş maçı sonrasında geldiğimiz nokta bunun göstergesidir. Ortada bir olay var, fakat özür yok, herkes herkesi suçluyor. Herkesin saygı gösterdiği bir hukuk kuralı kalmayınca sonuç olarak futbol da kalmıyor.   

Ülke olarak futbol dahil olmak üzere her konuyu savaş gibi görmeye başladık, bundan vazgeçmeliyiz. Futbol, spor, siyaset ve sivil toplum görevleri savaş değildir.  Hayatı savaş gibi görmeyi bırakmalı, ahlaki ve hukuki kuralları güçlendirmek için hep birlikte çalışmalıyız. Hukuku mutlaka güçlendirmeliyiz. Çünkü hukuk olmadan futbolun bile kalmadığını görüyoruz.

 

Sevgili arkadaşlar,

Elbette ki Odamızın geleneklerinden önce bağlı olduğu kanunlar, yönetmelikler vardır. Odalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından denetlenen, bir yönüyle yarı kamusal meslek kuruluşudur. Her kararımız, her faaliyetimiz kanun ve yönetmelikler tarafından belirlenmiştir. Kendi kafamıza göre adım atamayız. Kanun ve yönetmeliğin açık olmadığı her önemli konuda TOBB’dan ve Bakanlıktan görüş alırız. Odamız Bakanlığın sicil gibi, resmi belge düzenleme gibi işlerini yapmaktadır. 117 kişilik personelimizin önemli kısmı sicil ve belgelendirme hizmetlerinde görev yapar. Bu resmi görevlerimize ilave olarak sektör sorunlarını dile getirir ve çözüm ararız. Bu yönümüzle de sivil toplum kuruluşu gibi çalışırız. Odalarımızın asıl gücü bütün sektörleri temsil etmesinden, demokratik seçim mekanizmasından ve geniş tabanı dolayısıyla siyasetten bağımsız kalabilmesinden gelir. Odanın her faaliyeti yönetim kurulu kararıyla alınır. Bütçesi, komisyon, meclis ve bakanlık tarafından denetlenir.

Hafta sonu bir bilgilendirme toplantısı yapacağız ve sizlere Odanın görevleri, çalışma sistemi ve yürüttüğü çalışmalar hakkında detaylı bilgi vereceğiz.

Yine de bugünden kısa bir giriş yapayım.


Kanun Odalara dört görev vermiştir.

-Birisi Bakanlık tarafından verilen sicil ve belgelendirme görevlerini yapmaktır.

-İkincisi üyelerin ortak ihtiyaçlarını karşılamaktır. Dikkatinizi çekerim, üyelerin veya sektörlerin menfaatleri değil, ortak ihtiyaçların karşılanmasıdır. Yani bütün sektörlerin ortak sorunları önceliklidir.

-Üçüncü görev mesleklerin genel menfaatlere, yani toplumun yararına gelişmesini sağlamaktır.

-Dördüncüsü ise üyelerin birbirlerine ve halka karşı dürüst çalışmasını sağlamak üzere disiplini, ahlakı ve dayanışmayı korumaktır.   

 

Demek ki, en önemli görevlerimiz kamu yararını gözeterek ortak sorunlara çözüm üretmek ve iş ahlakını korumaktır. Ticaret ahlakı konusunda geçen dönem etik sözleşme ve etik üye projesi başlatmıştık. Bu dönemde de etik konusuna daha fazla önem vereceğiz. Çünkü her konu kanunla düzenlenemez, toplumda ve hepimizde kural kültürünün, doğru ve yanlış sorgulamasının gelişmesi gerekiyor.

Maalesef kanun sorumluluk vermiş, fakat yeterli yasal yetki ve yeterli mali imkan vermemiştir. Normalde Odaların imar planı, işyeri açılışı, işyeri denetimleri gibi konularda yetkili olması gerekir. Oysa bu yetkilere sahip değiliz.

Biz zaten icra kurumu değiliz, ciddi bir bütçemiz bulunmamaktadır. Bu nedenle daha çok sivil toplum yönümüz ağır basmaktadır. Bildiğiniz gibi yönetim kurulu üyeliği, başkanlık gibi görevlerin bir maddi yönü yoktur. Bunu söylüyorum, çünkü halen bunu bilmeyen üyelerimiz bulunmaktadır.

Temsil görevi önemli bir sorumluluktur, bu görevlerde kendi istediğimiz gibi değil, kurumsal sorumluluk gereklerine göre hareket ederiz. Burada her birimizin ilk görevi kendi sektörümüzü en iyi şekilde temsil etmek, sektörün sorunlarını takip edip dile getirmektir. Aylık komite raporları bu bakımdan önem taşımaktadır. Bir odanın başarısı öncelikle meslek komitelerinin çalışmalarının başarısından geçer. Çünkü hiç kimse bir sektördeki sorunu o sektör mensubu kadar iyi bilemez. Meslek komitesi sektörü ne kadar iyi izler ve bunu komite raporuna yansıtırsa, komite sektörün sorunlarına doğru çözümler önerir ve projeler geliştirirse Oda çalışmaları da o kadar başarılı olur.

Sektör sorunu derken hepimiz şuna dikkat etmeliyiz.

Sektörün sorunu ülke ekonomisinden kaynaklanabilir. Sektörün sorunu mevzuattan kaynaklanabilir. Sektörün sorunu kentin sorunlarından, altyapı eksikliğinden, kentin sağlıksız gelişmesinden kaynaklanabilir. Sektörün sorunu sektör mensuplarının yanlış uygulamalarından kaynaklanabilir. Ayrıca bazen sorun sektörde değil, işletmenin kendisindedir. Rekabet edemeyen bir kişi bazen sorunu bütün sektörün, hatta ekonominin sorunu olarak görebilmektedir. Dolayısıyla hepimiz sorunları doğru tespit etmeye ve doğru çözüm önermeye dikkat etmeliyiz. Ayrıca, sektörel konularda bir sorunda dünyada o konuda uygulama nedir diye bakmalıyız. Diğer ülkelerde vergi oranı nedir, işletmelere sağlanan avantajlar, getirilen yükümlülükler nedir, ürün standartları nedir diye bakmalıyız. Türkiye Avrupa Birliği standartlarına uymaya çalışan bir ülkedir. Dünya Ticaret Örgütü üyesi olan, o kurallara uyması gereken bir ülkedir. Bunlara da dikkat etmeliyiz.

Komitelerimiz sadece sorunları dile getirmeye değil, aynı zamanda proje üretmeye de çalışmalıdır. Türkiye’de proje dendiğinde genellikle akla inşaat yapmak gelmektedir. Oysa daha zor olan ve önemli olan ortak hareket etmektir.

·         Proje Kaleiçi’nde ortak kurallar geliştirmektir.

·         Proje bir caddede festival yapmaktır.

·         Proje bir sektörde üyelere eğitim vermektir.

·         Proje bir sektörde kalite yarışması düzenlemektir.

 

Devlete öneri götürmek, kanun değişikliği istemek elbette önemlidir. Bunun yanında yarın, gelecek ay, gelecek sene Antalya’da bir sektörde, bir ilçede, bir caddede yapılabilecek olan iyileştirme çalışması da önemli bir projedir.

Sektöre dönük çalışma yapmak için, bir proje yapmak için mutlaka yönetim kurulunda olmaya ihtiyaç yoktur. Her komite üyesi, her meclis üyesi bir projeye öncülük edebilir.

Komitelerimiz sorunları ve önerilerini komite raporuyla bildirir ve ayrıca mecliste de dile getirebilir. Meclis sadece bir denetim organı değildir, asıl olarak meclis bir istişare yeridir. Burada sektörlerin ortak sorunları konuşulmalıdır.

Geçmiş yıllarda meclis üyelerinin birbiriyle tanışması ve kaynaşmasında geç kaldığımız zamanlar oldu. Bu sebeple geçmişten gelen tecrübeyle zaman kaybetmeden bu hafta sonu toplanacağız, hem tanışacağız hem de Oda çalışmaları, komitelerin görev ve sorumlulukları ve yapacağımız çalışmalar konusunda bilgilendirme yapacağız.

Bu tür programları devamlı hale getireceğiz. Meslek komitelerimizin çalışma sisteminde yenilikler düşünüyoruz. Ayrıca ihtisas komisyonlarımız da daha farklı bir sistem içinde çalışacak.   

Sizlerden ricam, Odayı bir yarış yeri, gruplar arasında mücadele yeri olarak görmemenizdir. İş dünyasının vizyonu küresel olmak zorundadır. Dünya dijital devrim yaşarken, Türkiye ve Antalya olarak bizler gruplar halinde yaşamaya ve mücadeleye etmeye devam edemeyiz. Antalya olarak bizim Türkiye’ye karşı da sorumluluğumuz var. Sektörlerimizin gelişmesi ancak bütün kurumların beraber çalışmasıyla mümkündür.  

Hem Antalya birlikteliği hem sektörlerin birlikteliği için çalışacağız. Her sektör ayrı uluslararası temas yürütmeye kalkarsa, her ilçe ayrı ayrı tanıtım yapmaya kalkarsa başarılı olamayız. Bu kadar fuara gidildi, 2018’de Antalya’nın turizmde yeni konsepti, sloganı neydi, sembolü neydi? Diyelim ki, turizm sektörü bunu çalıştı ve yaptı, Valilik, belediyeler, ticaret sektörü bunu benimsemiyorsa başarı mümkün müdür? Mümkün değildir. Bu nedenle kayıtsız ve şartsız birlikte çalışmak zorundayız. Kentin hukukuna herkes saygı göstermelidir.

Sizler sektörlerinizi temsil eden başarılı iş insanlarısınız. Bu konuda sağduyuyla, sorumlulukla katkı yapacağınıza inanıyorum. Oda olarak geçen dönemlerde çok başarılı çalışmalar yaptık, Türkiye’de ilk olan çalışmalar başlattık. E-Oda sistemine geçişte en başarılı odalardan birisiyiz. 2013’ten bu yana medyada en çok haberi çıkan odayız.  Etik üye projemiz, inovasyon ödüllerimiz, Antalya 4.0 projemiz Türkiye çapında ilktir ve örnek alınmıştır. Kalite yönetim ve akreditasyon sistemimizle Türkiye’de en iyi odasıyız.

 

Önceki Dönem Projeleri

 

-ATSO Sicil Otomasyon projesi,

-Dış tanıtımda sosyal medya kampanyası, yabancı Odalarla temaslar ve yabancı gazeteci davetleri

-İç ve dış fuar katılım destekleri,

-Tarım, Gıda, Yapı Malzemeleri İhracat Kümeleri; İran, İsrail, Ürdün, Azerbaycan gibi ülkelerden alım heyetleri,

-İhracat tecrübelerini kaynaştırmak için Dış Ticaret Kulübü,

-Kent merkezinde alışverişi teşvik etmek için Alışveriş festivali,

-Ticaret ahlakını ve ATSO üyesini korumak için ATSO Etik Üye Belgesi

-Kent estetiği için ATSO Vitrin Yarışması,

-Kent merkezinde ticaret sektörüne dönük 1000 işyerinde yıllık anketler,

-Komitelerimiz için ATSO televizyon programı,

-Korkuteli OSB çalışmaları,

-2015 Antalya Kültür-Sanat İnşaatı

-2016’da EXPO ATSO Evi inşaatı ve ATSO Kaleiçi Evi Restorasyonu,

-E-Oda Elektronik belgeleme sistemine geçiş,

-2017 ATSO İnovasyon Yılı Etkinlikleri (ATSO İnovasyon yarışması, Growtech ATSO Tarım İnovasyon Yarışması, Dijital Ekonomi, E-İhracat Etkinlikleri)

-Endüstri 4.0 araştırma projesi,

-ATSO Antalya Kültür ve Sanat Vakfı, kent merkezini canlandırmak ve kent kültürünü geliştirmek için sergiler, sanat eğitimleri, film gösterimi, müzik etkinliği, felsefe günleri

-ATSO Türk Müziği Günleri

-ATSO Cumhuriyet Yelken Kupası

  

Yeni döneme devreden projeler

-ATSO Avantaj kart

-Mobil-ATSO,

-E-Ticaret,

-İnovasyon Merkezi ve Business Center,

-Antalya dijital hafızası,

-Arabuluculuk merkezi,

-Antalya 4.0

-Bilişim ve Sağlık Sektörleri İhracat Kümeleri

 

Yine de bunun yeterli göremeyiz, hep daha iyisi için çalışmalıyız. Turizm ve tarım başta olmak üzere Türkiye’nin vizyonuna katkı yapmalıyız. Sporda, sanatta, gastronomide Antalya Türkiye’nin bir numarası olmalıdır. Michelin yıldız düzeyinde restoranlarımız olmalıdır. Dünyada konuşulacak heykellerimiz, mimari projelerimiz olmalıdır. Birbirimizle uğraşmak yerine bunlara bakalım. Akdeniz heykelini Antalya’ya getirmek, Yivli Minare’yi ışıklandırmak, Antalya’nın değerlerini öne çıkarmak gibi konulara bakalım.

Bu dönem birlikte çok daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum.

 

Değerli meclis üyeleri,

Bildiğiniz gibi, 2015 yılından bu yana Türkiye ve Antalya olarak zor dönemler yaşadık. 2014’te yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. 2015’de iki seçim yaşandı ve Rusya ile kriz çıktı. 2016’da hükümet değişikliği, 15 Temmuz oldu, büyük terör saldırıları yaşadık. Odamıza bombalı saldırı oldu. 2016’da Antalya ekonomisinin son 20-25 yılındaki en büyük krizini yaşadık. 2017’de anayasa referandumu yapıldı. Eylül ayından bu yana ise Oda seçimi sürecindeyiz, haliyle verimli çalışamadık. Yani şu 3 yılda  3-4 ay sakin bir çalışma dönemimiz olmadı. Buna rağmen iki inşaat yaptık, alışveriş festivalleri yaptık. Tarım, gıda ve yapı malzemeleri sektörlerinde ihracat kümelerimiz başarılı çalışmalar yaptılar. Bilişim sektöründe ve sağlık sektöründe ihracat kümeleri projelerini başlattık. İnovasyon merkezi projesi başladı.

Yeni arkadaşlarımız için birkaç hususu daha vurgulayayım. Antalya’da bugüne kadar yapılmış birçok projede Odanın katkısı vardır. ANFAŞ kuruluşu, Organize Sanayi Bölgesi kuruluşu, EXPO’nun Antalya’ya getirilmesi gibi birçok konuyu sayabiliriz.

2001-2004 döneminde Menderes Türel başkan döneminde Günübirlik Tesisi yaptık. 2004-2009 döneminde Kemal Özgen başkan ile bu hizmet binamızı yaptık. 2013 sonrasında Çetin Budak başkan ile Antalya Kültür ve Sanat binasını yaptık.

Bu projelerin hepsi Mecliste konuşulan, karar verilen projelerdir. Bazen bir dönem konuşulur, girişimi başlar, bir sonraki dönemde tamamlanır. Hep taş üzerine taş konularak devam eder. Kurum dediğimiz de zaten bu devamlılıktır.

Bu dönemde yeni çalışmaları birlikte başlatacağız.

Geçen dönem sorun kent merkezinin zayıflığıydı, kent merkezinin kültür ve sanat ile canlandırılması fikri önemliydi ve Antalya son yıllarda bu konuda ciddi gelişme gösterdi.

2017’de İnovasyon konusunda farkındalık yaratmak istedik. Antalya’da ar-ge merkezi sayısı sadece birdi, 1 yılda 15’e çıktı.

İnovasyon ve dijital ekonomi önümüzdeki dönemin konuları arasındadır.

Antalya 4.0 projemiz Türkiye’de bir ilktir, Antalya’nın ve sektörlerin vizyonunu ortaya koyacak, katkı yapacak bir projedir.

Endüstri 4.0, bildiğiniz gibi, akıllı, otonom ve entegre üretim demektir. Fakat artık akıllı ekonomi ve akıllı kenti birlikte düşünmek zorundayız.

Endüstri 4.0’ın bir boyutu işletmedir,

Yapay zeka, büyük veri analizi, nesnelerin interneti birçok sektörde ciddi maliyet düşüşü ve verim artışı sağlayacaktır. Bu konunun bir boyutudur.

Akıllı ekonomi ise ancak akıllı kent ile birlikte ortaya çıkabilir.

Akıllı ekonomi ve akıllı kent ise akıllı toplumla mümkündür:

Bunların üzerinde fazla durmayacağım, çünkü zaten önümüzdeki aylarda bu konuları çok çalışacağız.

Bu dönem içerisinde bir önemli konumuz mesleki eğitim olmalıdır, çünkü mesleki eğitim memleket meselesidir.

Bir başka konumuz iklim değişikliği, çevre, yani yeşil ekonomi olmalıdır. Günümüzde akıllı ekonomi zaten aynı zamanda yeşil ekonomidir. Eğer işletmelerimiz ve ürünlerimizde bu dönüşümü yapmazsak yine geri kalırız.

Hem bunları hem diğer konuları birlikte ele alacağız. Her meslek komitesi bu çerçevede çalışmalıdır. Bizim alışkanlığımız güncel sorunlara takılıp, geleceğe bakmamaktır. Sürekli günü kurtarmaya çalışırsak sorunlar hiç bitmeyecektir. Çünkü esas olan sorunlar büyüdükten sonra çözmek değil, öngörüp önleyici adımlar atmaktır.

 

Sevgili arkadaşlar,

Bu kez yine göreve başlar başlamaz erken seçim kararı çıktı ve Türkiye yeni bir seçim dönemine girdi. Bu seçim bitince de gelecek yılın yerel seçimi gündeme gelecek.

Seçim süreci konusunda Ticaret ve Sanayi Odası olarak her zaman dile getirdiğimiz hususlar bellidir. Seçimlerde siyasi gerginlik artırılmamalı, diyalog ve uzlaşmaya önem verilmelidir. Bir ülkede seçim bir savaş değildir, milletin bir kısmı diğerine karşı zafer kazanamaz. Milletin bir kısmı galip, bir kısmı mağlup sayılamaz. Seçimi kim kazanırsa kazansın vatandaşın günlük hayatı ve işi bundan etkilenmemelidir. Siyasi partilerimizin bu konuda örnek olmasına hepimizin ihtiyacı var.

Diğer önemli konu ise ekonomide yapısal reformların ihmal edilmemesidir.   

Ekonomide yapısal reformları değil, daha çok KDV, kredi, faiz gibi konuları konuşuyoruz, oysa artık bunlar çözüm olmamaktadır. Petrol fiyatı yükselince ve ekonomi canlanınca cari açığımız 30 milyar dolardan 53 milyar dolara gelmiştir. Cari açık demek, ihracatımızın ve turizm gelirinin ithalatımıza yetmemesi demektir. Cari açığı ya ülkemize gelen yabancı sermaye ile ya da borç alarak karşılıyoruz. Bu nedenle önceki yıllardan gelen borçlar nedeniyle her yıl 100-150 milyar dolar arasında dış borç ödemesi yapmak zorundayız.  

Reel sektörün halen 320 milyar dolar döviz kredisi borcu, 100 milyar dolar döviz varlığı, yani 220 milyar dolar döviz pozisyonu açığı vardır. Dövizdeki hızlı artış, birçok şirketi zorlamaya başladı. Bir iletişim şirketimiz vergi borcunu ödeyemedi, iki büyük grup ciddi miktarda kredi yapılandırmasına gitti. Kredi yapılandırma talepleri artmaktadır.

Son günlerde döviz konusunda bir takım son çare uygulamalar konuşulmaktadır, umarım ki bunlara gerek kalmaz. Türkiye’de şirketler dışında, halkın bankalardaki döviz mevduatı 87 milyar dolardır. Enflasyon ve kur arttıkça halk dövize meyletmektedir. Aslında halkın dolar kullanması yararlı bir şey değil, fakat bu da bir stepne fonksiyonu görmektedir. Bu durum 1990’lardan bu yana devam eden bir durumdur. Çare enflasyonu düşürmek, paramıza güveni artırmak, yapısal reformlara önem vermek ve merkez bankası gibi kurumlara güveni artırmaktır.  

Bu nedenle ülke olarak ekonomide yapısal reformların gerekli olduğunu anlamalıyız. Yapısal reformların ne olduğunu iyi bilmeliyiz, çünkü herkesin konuştuğu, fakat tam olarak anlaşılmayan bir konudur. Yapısal reformların gerçekleşmesi için siyasi ve toplumsal uzlaşmanın şart olduğunu da anlatmalıyız.

Siyasi takvim ne olursa olsun hızlı bir yapısal reform programı uygulanmalıdır. Bütün siyasi partilerden beklentimiz, bu konuda açık ve kararlı bir duruş sergilemeleridir.

 

Değerli arkadaşlar,

Odamız yıllardan bu yana her seçim döneminde siyasi partilerimize ve milletvekili adaylarına katkıda bulunmak ve seçim tartışmalarının ekonomi odaklı olmasını sağlamak için bir seçim bildirgesi hazırlar.

Biz yönetim kurulu olarak bir taslak üzerinde çalışıyoruz. Hatta taslağımızın ilk halini kısaca burada sizlere gösterelim.

Bunlar genel konulardır, ayrıca Antalya ile ilgili konular da eklenecektir. Komitelerimiz de yapısal reform önerilerini çalışarak bize gönderebilirler. Tarım reformu, sağlık reformu gibi birçok konuda öneri olabilir. Dijital ekonomi, sanayi 4.0 önerileri olabilir.

Yapısal Reformlar

1.Toplumsal uzlaşma reformu

2-Eğitim reformu

3-Verimlilik reformu

4-Tasarruf  reformu

5-Hukuk ve demokratikleşme reformu

6-Kurumsal reformlar

7-Vergi ve sosyal güvenlik reformu ve kayıtdışılığın azaltılması

8-İstihdam politikaları

9-Yatırım teşvik sisteminin revizyonu

10-Tarım reformu

11-İhtisas sanayi siteleri modeli ve inovasyon merkezleri

12. Çevre ve enerji reformu

13-Kentleşme modeli reformu

14-Ticaret sektörü reformu

14-Turizm reformu

15-Ulusal ve yerel lojistik reformu

16-Bilgi toplumu reformu ve medya

17-Antalya Sorunları ve Öneriler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

Her meslek komitemiz kendi sektöründe gerekli reformlar nedir, çok temel hatlarıyla çalışabilir. Reform dediğimiz zaman, KDV oranı, faiz oranı gibi güncel sorunları kast etmiyoruz. Reform yapısal değişim demektir. Örneğin ticarette bir reform konusu toplu işyerleri planlamasıdır. Sanayi sitelerinde bir reform konusu ihtisaslaşmanın teşvik edilmesidir.

Örneğin sağlık sisteminde reform şehir hastaneleri, sağlık giderlerine katılım, SGK açıklarının azaltılması gibi konulardır. Eğitimde reform meslek eğitimi ve üniversite sisteminin değişmesidir. Şunu unutmamalıyız, uzun vadede ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınması olmadan hiçbir sektör sağlıklı biçimde gelişemez. Ülkede gelir dağılımı düzelmeden ekonomik büyüme tek başına yeterli olamaz. Antalya'da çok net olarak görüyoruz ki, sadece turizmin gelişmesi yetmiyor, turizmle birlikte, ticaretin, sanayinin, restoran sektörünün de birlikte gelişmesi gerekiyor. Bu nedenle iş insanları olarak kendi işletmemizi, sektörümüzü, diğer sektörleri, kenti ve ülkeyi birlikte düşünmeliyiz. Bu ilkeden hareketle ve kesinlikle siyasi bir yönü olmamak kaydıyla reform beklentilerinizi komite raporu olarak yazmanızdan memnun olacağımı belirteyim.

 

Sevgili arkadaşlar,

Esasen yapısal reformlar konusunda birçok adım atılmıştır. Son dönemde şirket kuruluşu işlemlerinin basitleştirilmesi, istihdam teşvikleri ve süper teşvik yatırımları olumlu gelişmeler olmuştur.

Proje bazında teşvik verilmesi uzun zamandır beklenen bir politikaydı.

Süper teşvik programı 2016 yılında açıklanmıştı. Geçen yıl proje teklifleri alındı. Bu projeleri firmaların başvuruları üzerine Bakanlar Kurulu seçmektedir. Geçenlerde açıklama yapılmış 19 firmanın 23 projesi destek için seçilmiştir.

Yatırım konuları arasında alüminyum, petrokimya Ürünleri, karbon elyaf, stent, kalp kapakçığı, raylı sistem araçları, zırhlı araçlar, muharebe uçağı, hibrit motor, batarya üretimi bulunmaktadır.

Bu yatırımlara 10 yıla kadar vergi ve sigorta prim istisnası, sermaye katkısı, kredi ve faiz desteği, enerji desteği, yatırım yeri, altyapı desteği ve kamu alım garantisi gibi destekler sağlanmaktadır. Bu desteklerin detayları her proje için farklı olabiliyor. Detayların yayınlanmasını bekliyoruz. Görüldüğü gibi 135 milyarlık yatırım 34 bin kişilik istihdam yaratıyor, yani bir kişi için ortalama yatırım 4 milyon lirayı bulmaktadır. Yatırımların cari açık katkısı yılda 19 milyar dolar tahmin edilmiştir.

Bu yatırımların gerçekleştirilmesi yıllar alacaktır, sonuçları da uzun dönemde ortaya çıkacaktır. Yine de bunlar önemli yatırımlardır ve hızla başlamasını temenni ediyorum. Artık dijital ekonomi stratejisi de hızla hazırlanmalıdır ve sanayi 4.0 yatırımları da bu şekilde noktasal teşviklerle başlatılmalıdır. Türkiye dijital ekonomi stratejisinde gecikmiş durumdadır. Yapay zeka konusunda hangi kurumların, hangi şirketlerin ne yapacağını biran önce belirlemeliyiz.

Ekonomide diğer güncel konular arasında bir olumsuz gelişme KDV iadelerinin gündemden çıkarılması olmuştur. Özel sektörün devletten 140 milyar liralık KDV alacağı beklemektedir. Son anda yasa tasarısından çıkarılmıştır. Devlet alacağına şahin, borcuna güvercin diye bir söz vardı, artık devletin borcuna da sadık olmasını istiyoruz.

Antalya için bir güzel gelişme üniversite hastanesinin borçlarının ödeme sürecine girilmiş olmasıdır. Bu konuda önceki dönemde meslek komitemiz ile birlikte çok çaba harcadık, üniversite Rektörlüğü ile görüştük, Bakanlıklara yazdık, defalarca her düzeyde girişim yaptık, her platformda bu konuyu dile getirdim. Bazen çözüm yıllar alıyor, ama ne olursa olsun çalışmak gerekiyor.

Bildiğiniz gibi Odalar Birliğimizin girişimiyle yeni bir nefes kredisi paketi başlatıldı. Nefes kredi TOBB’un ve odaların kredi faiz yükünün bir kısmını karşılamasıyla verilebilmektedir. Bu desteği daha fazla vermek istiyoruz, fakat kaynağımız sınırlı. Buradan Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu başkanımıza teşekkür ediyorum. Çünkü Antalya’ya destek oldular. Bu ikinci pakette 35 milyon liralık bir kredi çıkabildi. Çok üyemiz alsın diye 50 bin TL’de tutuldu. Lütfen bunu herkes zor durumda olan üyemize acil bir destek olarak görsün. Acil ihtiyacı olmayan da başvurmasın. Sürekli kredi bağımlılığı zaten iyi bir durum değildir. Geçen yıl Nefes kredisi örnek oldu ve büyük kredi paketi getirildi.  

Bu yıl son dönemde iç piyasada yavaşlama devam ediyor. Şimdi seçim süreci piyasayı etkiliyor. Antalya ekonomisinde özel bir sorun domates ihracatındaki sıkıntıdır. Sadece Rusya pazarında değil, ayrıca Irak gibi önemli pazarlarda da sıkıntı yaşanıyor. Geçen yıldan bu yana kur arttı, maliyetler arttı, fakat domates fiyatı artmadı, salatalık fiyatı geçen yılın altında.

Bunun bir nedeni ihracatta durgunluk diğer nedeni de üretim artışıdır. Bu tablo Antalya’nın domates üretimini göstermektedir. Rusya pazarının durmasına rağmen üretim artışı devam etti ve 2.5 milyon tona çıktı.

Yıl

Üretim (ton)

2015

2326585

2016

2406736

2017

2525805

Benzer bir durumu portakalda yaşadık, onda da verim artışı oldu ve üretim arttı. Bu sadece Washington portakal ve gördüğünüz gibi 450 bin tona çıktık.

Antalya

Muğla

2014

406861

203705

2015

400061

201611

2016

410035

216615

2017

449628

256323


Domates gibi büyük hacimli ürünlerde fiyatlar artmadığında Antalya’da alım gücü etkilenmektedir. Şu grafik Antalya’da meyve ve sebze üretim değeridir, üretici fiyatıyla değeridir. 2003 yılında 2 milyar liranın üzerindeyken, 2010’da bir sıçrama oldu ve 7.7 milyar liraya çıktık, bu da Rusya pazarı etkisidir. Sonra orada neredeyse sabit kaldık. Enflasyon artı, maliyetler arttı, fakat üretim geliri artmadı. Bu nedenle birçok tarım firması zor duruma düştü. Görüldüğü gibi geçen yıl Orta Doğu ihracatı, Rusya’ya dolaylı ihracat ve fiyat artışıyla iyi bir yıl yaşandı, bu yıl şimdilik bir yavaşlama görüyoruz.

Rusya ambargoyu kaldırmış, fakat domateste kısıtlamaları devam ettirmişti. Bunun da gerekçesi domates güvesi, yani ünlü Tuta Absoluta sorunudur. Güvensizlik nedeniyle bu konuda garanti veren şirketlere ihracat izni vermişlerdi. Geçen hafta bu sınırlama kalktı ve şimdi bölgesel denetimle güve olmayan bölgelere izin verecekler.  Bu sevindirici bir gelişmedir ve bu çözüme katkı yapan Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte asıl meseleyi unutmamalıyız.

Aşırı üretim hatasına düşmemeliyiz, ürün kalitesine daha fazla önem vermeliyiz. Seralarımızı hızla modernize etmeli ve biyolojik mücadeleye geçmeliyiz. Ayrıca tek pazara bağımlı olmaktan çıkmalıyız. Bunun için de oturup Antalya domates stratejisini çalışmamız gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar,
Antalya’nın diğer önemli sektörü olan konut sektöründe satışlar diğer büyük illere göre daha iyi, fakat yine de geçen yıla göre düşüş devam etmektedir. Bu da özellikle kredili veya ipotekli konut satışından kaynaklanmaktadır.

Mart 2017

Mart 2018

Ocak-Mart 2017

Ocak-Mart 2018

Mart yıllık değişim

Ocak-Mart önceki yıla göre değişim

Oca-Mart kredili satış önceki yıla göre değişim

Türkiye

128 923

 110 905

325 780

 303 877

-14,0%

-6,7%

-28,5%

Ankara

15 004

11 269

36 964

 30 675

-24,9%

-17,0%

-35,0%

Antalya

5 516

5 398

14 513

 14 853

-2,1%

2,3%

-27,4%

Bursa

5 209

4 565

13 201

 12 180

-12,4%

-7,7%

-26,5%

İstanbul

22 443

18 714

56 033

 51 297

-16,6%

-8,5%

-27,9%

İzmir

8 059

6 787

20 014

 18 593

-15,8%

-7,1%

-28,8%

 

Şimdi konut kredisi faizlerinde yeni bir adım beklenmektedir. Fakat faizler yanında maliyetlere, arz ve talep dengesine de dikkat etmeliyiz.  Konut sektöründe de yapı ruhsatlarında geçen yıl rekor kırıldı, fakat iskanlar aynı ölçüde artmadı.

 

(m2)

Yapı Ruhsat

Yapı Kullanım İzin

2014

8 215 257

7 403 489

2015

5 891 842

5 888 641

2016

6 664 393

6 345 326

2017

9 398 928

5 995 106

 

Tarım, turizm ve konut sektöründe denge bozuldu mu diğer ticaret ve hizmet sektörlerinde de denge bozulmaktadır. Meslek komitelerimiz sektörlerinde arz ve talep dengesine de dikkat etmeli, sektörü önceden uyarmalıdır.

 

Sizlere şirket bilançoları verilerinden Antalyalı şirketlerin satışlarının durumunu göstermek istiyorum. Biz işyeri sayısında 4. Sıradayız. Antalyalı Şirket sayısında Bursa’ya yakınız. Ama bizim şirketlerimizin satış hacmi 2016’da Konya’nın bile gerisinde kaldı.

 

GİRİŞİM İLİ (2016 YILI)

GİRİŞİM SAYISI

NET SATIŞLAR

İSTANBUL

380.136

2.632.272.643.117 ₺

ANKARA

117.642

501.852.427.628 ₺

İZMİR

75.125

259.050.563.594 ₺

BURSA

49.308

188.131.455.835 ₺

KOCAELİ

28.732

172.161.323.717 ₺

GAZİANTEP

20.718

115.800.368.772 ₺

KONYA

30.821

90.055.937.790 ₺

ANTALYA

45.750

87.051.979.607 ₺

ADANA

25.661

74.600.928.468 ₺

 

Bu yıl ümidimiz turizm sezonunun iyi başlaması ve bunun Antalya’da diğer sektörlere de yayılmasıdır. Şu anda %30 civarında bir artışla gidiyoruz, yine de 2015 yılı düzeyindedir.  Seçim sürecinde turizmi etkileyecek olumsuz bir gelişme olmamasını diliyoruz.

Kent merkezinde biraz turist görmeye başladık, esnafımız, kafe ve restoranlar herkes dikkatli olmalıdır. Artık turizmde hata yapma lüksümüz yoktur.

Geçen hafta Antalya EurAsia Airshow fuarı ve gösterilerine ev sahipliği yaptı. Antalya’ya küresel nitelik olarak önemli fayda yaratacak bir organizasyon. Umarım ki, her yıl gelişerek devam eder ve Antalya markasının bir unsuru haline gelir.

Bir tarafta Edebiyat Günleri, bir tarafta Yörük festivali gibi güzel etkinliklerimiz var. Bunlar Antalya adına hepimizi mutlu etmektedir.

Bildiğiniz gibi biz de Antalya Kültür ve Sanat’ta Köy Enstitüleri sergisine başladık. Pera Müzesi ve İsmail Hakkı Tonguç Vakfı desteğiyle yapıyoruz. Aksu Eğitim Enstitüsü de serginin bir temasıdır.

Köy enstitüleri 1940’ların soğuk savaş ortamında gereksiz bir siyasi tartışmaya kurban gitmişlerdir. O enstitüler köylerin kalkınmasına dönük büyük bir öğretmen yetiştirme modeliydi. İlginç olan husus üretim için, üretimin içinde eğitim modeli olmasıdır. 1930'larda 16 milyon nüfusun 12 milyondan fazlası köylerdeydi. 1930'ların sonunda 40 bin köyün 31 bininde okul yoktu. 1 milyon 200 bine yakın köy çocuğu okula gitmiyordu. Öğretmen yetişse köyde okul yoktu. Bu sebeple köy kalkınmasına öncülük edecek, okulu kendisi yapacak, ziraat yapacak, hayvancılıktan anlayan, spor bilen, müzik bilen, yabancı dil bilen öğretmenler yetiştirildi.  Maalesef köy enstitüleri konusu 1945'ten sonra, yani Türkiye'nin NATO'ya girişinden sonra soğuk savaş tartışmaları içerisinde siyasileşmiştir. Oysa amaç tamamen bir kırsal kalkınma ve o dönem büyük köy nüfusunun eğitimi meselesiydi. Üretim için ve üretimin içinde eğitim bugün bile tam olarak başaramadığımız bir modeldir. Bugün genç işsizliğinin çözümü benzer bir mesleki eğitim modeli uygulamaktan geçmektedir. Bizim meslek liselerini ve meslek yüksek okullarını bir fabrikaya dönüştürmemiz gerekiyor.

Eğitim ve Türkiye tarihiyle ilgilenen herkes bu sergiyi görmelidir. Sergiler sadece gezmek değildir, her sergi öğreticidir. Birkaç kitaptan alınamayacak bilgi bazen bir sergiden alınabilmektedir.

 

Değerli arkadaşlar,

Konuşmama futboldan üzücü bir konuyla başladım, yine futboldan bu kez daha güzel bir konuyla devam edeyim.

Serikspor 3.lige çıkıyor, kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

Antalyaspor ise ligde önemli bir dönemden geçiyor. Antalyaspor’un maddi zorluklara rağmen bu noktada kalması bile başarıdır. Ancak kulübün acil maddi desteğe ihtiyacı vardır.

Bu konuda işadamlarına çağrılar yapılmıştır, fakat büyük şirketlerimizin sayısı az ve maalesef kent düzeyinde yeterli sahiplenmeyi sağlayamıyoruz.

Kulübe destek olmazsak ve takım başarısız olursa yarın hepimiz üzülürüz. Bu nedenle bütün Antalya halkına, bütün üyelerimize çağrı yapıyoruz. Antalya’da milyona yakın insan çalışıyor. Herkes 10-20-50-100 liralar gibi bağışlar yapsa Antalyaspor’u ihya ederiz. İmkanı olan 100 lira, olmayan 10 lira bağış yapmalıdır. Kamu kurumları, SİAD’lar, her market, her banka, her hastane, kafeler bir bağış sandığı yapsın, her kurum mensuplarına bağış çağrısı yapsın. Bugün ilk bağışı biz yapalım, hem kurum olarak hem bireysel olarak bir adım atalım. Bağış yapan şirketleri, kurumları, hatta kişileri internette, sosyal medyada yayınlayalım. Antalyaspor derneği hesap numaralarını da buradan ve sosyal medya ile verelim. Lütfen herkes bir katkıda bulunsun. ATSO olarak, Antalyaspor derneğine bağış yaparak ilk adımı atalım. Uygun görürseniz bugün alacağımız huzur haklarımızı da bağışlayalım. 

 

Sevgili arkadaşlar,

Futbolda bile daha iyi olmak için ekonomimizin büyümesi, şirketlerimizin büyümesi gerekiyor. Bunun dışında Antalyalılık kültürünün gelişmesi, Antalya’da çalışan, Antalya’dan kazanan herkesin Antalya’ya katkı vermesi gerekiyor. Antalya Türkiye’nin nüfusta beşinci il, işyeri sayısında, konut satışında, otomobil satışında, kredi miktarında ise dördüncü ilidir. Fakat büyük şirket sayısında, ihracatta, sanayide geride kalıyoruz. Bunun sonucunu Oda olarak biz Oda bütçesinde görüyoruz. Kentte ticaretin bereketinde yaşıyoruz. Antalyaspor’a destek gibi, Perge restorasyonu gibi birçok konuda yaşıyoruz.

Burada seçim hepimizin, ya herkes ayrı ayrı çalışıp küçük kalmaya devam edecek ya da ortaklıklar kurarak, dayanışmayla, işbirliği ile hem Antalya’yı hem firmalarımızı büyüteceğiz.

İşte bu nedenle dijital çağın fırsatlarını, akıllı ekonominin fırsatlarını çok iyi kullanmalıyız. Çünkü akıllı ekonomi zaten işbirliğini zorunlu kılmaktadır.

Bu konularda geçen dönemden önemli bir altyapımız, tecrübemiz ve hazırlığımız var. Şimdi sizlerin de katkısıyla çok daha hızlı ilerleyeceğimize inanıyorum.

 

Değerli arkadaşlar,

Biliyorsunuz bugün berat kandili. Bu vesileyle kandilinizi kutluyor, bu mübarek günün tüm insanlığa barış, mutluluk ve huzur getirmesini diliyorum.

Tekrar yeni meclis dönemimizin hayırlı olmasını diliyorum. Hafta sonu görüşmek üzere.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination