ATSO Mayıs Ayı Meclis Konuşması

28 Mayıs 2019 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Başkan,
Sayın Divan Üyeleri,
Değeri Meclis Üyeleri,
Değerli Basın Mensupları ve Çalışma Arkadaşlarım,

Hepinizi şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Geçen ay TOBB Genel Kurul'u nedeniyle Meclise katılamamıştım. Vakıf toplantısı ve çeşitli etkinliklerde görüştüğümüz arkadaşlar oldu. Odanın etkinliklerine katılmanın biraraya gelmek gibi bir faydası da oluyor. Meclis ve komite üyelerimizi bu nedenle etkinliklerde daha fazla görmeyi arzu ediyoruz.
Filmde gördüğünüz gibi etkinlik, görüşme ve toplantıların fazla olduğu bir dönem geçirdik. Belediye başkanlarımıza ziyaretler yaptık, bayramdan sonra da geniş katılımlı bir yerel yönetimler zirvesi yapacağız.
Pazar günü, 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 100. yılıydı. Devlet erkanı Samsun'da güzel bir tören yaptı, Antalya'da da güzel etkinlikler düzenlendi. Biz de Salı günü Atatürk konulu bir küçük konferans düzenledik. Önümüzdeki dönemde 100. yıl etkinlikleri düzenlemeyi planlıyoruz.

Değerli arkadaşlar,
Salı günü konferansta da söyledim: 1918 yılı Ekim ayında Osmanlı devleti hükümeti, Mondros anlaşmasını imzalayarak teslim olmuş, ülkenin işgal edilmesini kabul etmişti. 
Birkaç ay içinde bir İtalyan savaş gemisi Antalya’ya geldi ve Kaleiçi açığında demir attı.
28 Mart 1919 Cuma sabahı, İtalya askerleri karaya çıktı, 600 askerle Antalya’yı işgal ettiler. İşgale karşı Gazeteci Emin, Müftü Ahmet Hamdi, İbrişimzade Mustafa, Hoca Rasih, Hüseyin Hüsnü, Mehmet Cemal beyler protesto metni yayımlamışlardır. Emin Bey, işgale karşı yazılar yazınca İtalyan kuvvetleri tarafından tutuklanarak Rodos’a sürülmüştür.  
Durum Harbiye Nezaretine sorulmuş, Harbiye Nezareti ertesi gün, Antalya kaymakamlığına telgraf çekmiş, “endişelenecek bir durum olmadığını, İtalyanlarla iyi ilişkiler kurarak güvenliğin korunması gerektiğini” bildirmiştir.
Atatürk Samsun'dan Amasya'ya geçer ve Haziran’da Amasya tamimini yayınlanır. Temmuz'da Erzurum Kongresi, Eylül’de Sivas kongresi toplanır ve bütün illerde Müdafa'i Hukuk cemiyeti örgütlenmesi hedeflenir. Antalya'da Eski Müftü Yusuf Talat Efendi’nin başkanlığında Antalya Müdafaa-i Heyet-i Milliye Cemiyeti'ni kurulur ve Antalya’da Milli Mücadele bu şekilde başlar. 
İşte o bir avuç insanı birleştiren, dağılan orduyu toparlayan, boyun eğmiş bir halktan bir millet yapan kahramanların önünde Mustafa Kemal Atatürk bulunmaktadır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli mücadeleye öncülük eden kahramanları saygı ve minnetle anıyorum. Bu insanların isimlerini 100. yılda tekrar tekrar anmalıyız.

Değerli arkadaşlar,
Her ay ekonomideki sorunları konuşuyoruz, üyelerimizi ve kamuoyunu bilgilendirmeye, uyarmaya çalışıyoruz. Aralık ayı meclis konuşmamdan bir kısmı size hatırlatmak istiyorum.
Beş ay önce ekonomide küçülmenin devam edeceğini söylemiştik.

Bu yılın son üç ayında ekonomide küçülme olduğunu öncü göstergeler ortaya koymaktadır.  Önümüzdeki 4-5 ay daha ekonomide yavaşlama devam edecek. 
2019 yılı dünya ekonomisinde yavaşlamanın başlayacağı bir yıl olmaya adaydır. 
Dışardan sermaye girişi için Türkiye’nin dünyaya güven vermesi gerekmektedir. 
Medyamız ve sivil toplum kuruluşları gerçekçi olmalı, kamuoyunu doğru bilgilendirmelidir.   
Türkiye için reformlardan başka bir yol da yoktur. Vergi reformu, imar rantının vergilendirilmesi, kayıtdışı istihdamın azaltılması,SGK prim indirimi, kamu yönetimi reform gibi reformların yerel seçimlerden sonra 2-3 ay içinde gerçekleştirilmesi gereklidir.

5 ay önce söylediklerimiz bugün aynen geçerlidir. Bugün ekonomide geldiğimiz durum artık daha ciddi boyuttadır. Türkiye ekonomisi 1990 yılında dünyada 19. sıradaydı, sonra 17, hatta 16. sıraya geldik, bu yıl 20. sıraya geriledik.
Piyasalarda 31 Mart yerel seçimi sonrasında bir düzelme hareketi görmüş ve dipten dönüş başladı diye umutlanmıştık. Fakat iyileşme kısa sürdü, özellikle İstanbul seçimi sonrasında, ekonomi yönünü yeniden aşağı döndürdü.

Tüketici güveni endeksi durumu net bir biçimde açıklamaktadır.

Grafikte görüldüğü gibi, güven endeksi nisan ayında 63'e çıkmıştı, İstanbul Büyükşehir seçimi tartışması bu tabloyu yeniden bozdu ve tüketici güveni dibe vurdu.
Aynı durum reel sektör güven endeksinde yaşandı, Nisan’da bir toparlanma başlamıştı, Mayıs’ta tekrar düşüşe geçti.
Sanayi üretimi Mart ayında ümit vermişti, şimdi yeniden yavaşlama sinyalleri gelmektedir.
Bildiğiniz gibi sanayi üretiminin bir göstergesi de elektrik tüketimidir.
Türkiye'de sanayi elektrik tüketiminde şubat ayında düşüş %9.5 olmuştur. Ticarethanelerde bile elektrik tüketimi düşmüştür.

2018
Şubat

2019
Şubat

Değişim (%)

Miktar

Pay(%)

Miktar

Pay(%)

Sanayi

7.817.918,45

42,077

7.073.086,86

40,053

-9,53

Ticarethane

5.305.509,12

28,555

5.182.719,31

29,349

-2,31

Mesken

4.861.396,93

26,165

4.898.373,48

27,738

0,76

Genel Toplam

18.580.004,01

100

17.659.138,98

100

-4,96


Antalya'ya baktığımızda elektrik tüketiminin en fazla arttığı illerden birisiyiz.

Şubat 2018

Şubat 2019

Tüketim değişimi

Mesken

208.665,73

254.934,30

22,17

Sanayi

81.022,18

83.570,68

3,15

Ticarethane

208.315,04

230.827,05

10,81

Sanayi elektriğinde %3 artış görüyoruz, ancak bu artış küçük imalat firmaları kaynaklıdır.
Organize Sanayi Bölgesi elektrik tüketimi dört ayda %11 azalmıştır, Nisan ayında azalma %12 düzeyindedir.
Dolayısıyla henüz ekonomide dengelenme oldu, dipten dönüldü diyemiyoruz.
Aylardan sonra ilk kez Nisan ayında halkın döviz alımı durmuştu, seçim iptalinden sonra tekrar başladı.
Seçim tartışmasının ekonomiye maliyeti yüksek olmuştur. 70 yıldan bu yana seçim yapan bir ülkede böyle bir sorun yaşanmamalıydı, suçlular varsa cezasını çekmelidir.
Bizim için hangi seçimi kimin kazandığı önemli değildir, önemli olan ülkenin durumudur.         Ülke kaybederken, hiçbir makam ve mevkinin değeri yoktur.
Siyasette gerginliklerin, toplumun huzurunu, hatta psikolojisini bozduğuna dikkat edilmelidir.
Son günlerde gazetecilere fiili saldırı olayları yaşıyoruz. Bu olaylar basın özgürlüğüne ve hukuka saygının azaldığını göstermektedir.  Hukuk millet ve devlet olmanın temelidir. Bu olaylar ülkenin ve kentlerin itibarını düşüren olaylardır. Bugün bizim 100 yıl önce işgale karşı çıkanları andığımız gibi, 50 yıl, 100 yıl sonra gelecek nesiller bizi değerlendirecekler. Kim ne yapmış, kim ne söylemiş artık hepsi internette kayıtlı. Çocuklarımızın, torunlarımızın gururu, paraya pula değil,  bugün yaptıklarımıza bağlı olacak.

Sevgili arkadaşlar,
Bu olup bitenler artık ekonomiye doğrudan yansımaktadır. Dünya ekonomisinde de şartlar ticaret savaşları nedeniyle zorlaşmaktadır. Kur artışına rağmen ihracatımız 4 ayda sadece  %3 artmıştır. 
Bankaların geri dönmeyen kredi sorunu devam etmektedir. Vergi geliri düştüğü için devlet bütçesinde açık fazla artmıştır. Nisan ayında vergi geliri artışı sıfırdır.  Bu yıl 80 milyar bütçe açığı planlanmıştı, 4 ayda 54 milyar açık verildi.
Türkiye’nin 50-60 milyar dolar gibi bir kaynağa ihtiyacı bulunmaktadır. Bu parayı tahville borçlanmaya kalkarsak, gelecek yıllar sadece faize çalışırız. Para basmaya kalkarsak enflasyonu ve kuru tutamayız. Geriye iki yol kalıyor; ya IMF’ye gideceğiz ya da güven tesis edecek yeni bir reform paketi hazırlayacağız. IMF’ye gidilmeyeceğine göre güven artıracak yapısal reform programı açıklanmalıdır. Kemer sıkma mecburiyeti olduğu açıktır, bu konuda daha fazla gecikilmemelidir.

Değerli arkadaşlar,
Sayın Hazine ve Maliye Bakanı son olarak bir kredi paketi açıklamıştır. 
Buna göre kimya, ilaç, plastik, kauçuk, kağıt sektörlerinde girdi yatırımlarına kredi desteği verilecektir. Bu ürünlerin çoğu sanayide ithal girdilerdir. 
Diğer ürün grubu makine üretimi alanlarıdır.
Antalya’yı daha fazla ilgilendiren kısım tarım kredileridir. Seracılık mekanizasyon yatırımına, hayvancılık ve yem üretimi gibi yatırımlara kredi desteği verilecektir.  
Toplamda 30 milyarlık bir kredi paketidir. Sanayide 150 milyon liraya kadar, tarımda yatırımın %74’ine, basınçlı sulama yatırımında %100’e kredi desteği sağlanacaktır. Kredi faizleri şu tabloda yer almaktadır. Enflasyona ve devlet tahvillerine endeksli faiz uygulanacaktır. Şu anda faizler yüksek, önümüzdeki yıl düşeceğini ümit ediyoruz. 
Bunlar kuşkusuz yararlı adımlardır, makine üretimi, yem, sera yatırımlarına destek olumludur. Fakat bunlar kısa vadede ekonomiyi canlandırmak için yeterli değildir. Ekonomide  asıl mesele enflasyon-kur-faiz artışı kısır döngüsünün kırılmasıdır. 
Yapısal reform konusuna tarımdan bir örnek vermek istiyorum. Tarımdaki sorunlar çok konuşuldu, ama asıl mesele halen anlaşılmış değil.

Tarım üretimine dair TUİK verileri birçok üründe 15 yıldan bu yana üretimin artmadığını göstermektedir.

Tahıl ürünleri üretimi-Ton

 

Buğday

Arpa

Nohut

Mercimek

Pamuk çekirdeği

Patates

Kütlü ve lifli pamuk

Mısır

Mısır-slaj

Yağlık ayçiçeği

Şeker pancarı

2004

21 milyon

17 milyon

620 bin

480 bin

1.4 milyon

477 bin

3.3 milyon

3 milyon

6 milyon

800 bin

13.5 milyon

2018

20 milyon

10.6 milyon

630 bin

310 bin

1.5 milyon

455 bin

3.4 milyon

5.7 milyon

23 milyon

1.8 milyon

19 milyon


Görüldüğü gibi yem bitkisi yetiştirmede artış var, ama mısır, ayçiçeği ve pancar dışında ciddi bir düşüş görüyoruz. Buğday, arpa, nohut, mercimek, patates 15 yıldır yerinde sayıyor. Bu durum plansızlık, iklim değişikliği ve köylünün üretimi bırakmasından kaynaklanmaktadır.
Hayvancılıkta ise mehter yürüyüşü yapıyoruz, et fiyatı çok arttığında hayvan ithal ediyoruz, ama çözüm olmuyor.  Koyun eti üretimi 9 yıl öncesinden daha düşük, sığır eti üretimi 5 yıldır sabit. Bu dönemde süt, tavuk eti, yumurta üretimi arttı, ancak kırmızı ette sorun çözülemedi. 
 

 

Sığır eti

Koyun eti

2002

327 bin 

75 bin

2009

325 bin 

75 bin

2010

618 bin

135 bin

2012

800 bin

97 bin

2014

880 bin

98 bin

2015

1 milyon

100 bin

2018

1 milyon

100 bin


2004’de nüfusumuz 68 milyondu, 2018’de 82 milyon olduk, ülkemizde 5 milyondan fazla yabancı yaşıyor.  15 yıl önce turist sayısı bugünün yarısıydı. Nüfusumuz %20 artmış, yabancı nüfus ve turist artmış, ama üretim yerinde saymış, hayvancılık ithalatla artmış.

Sebze  üretiminde bile tahıla benzer bir durum görüyoruz. Biber, patlıcan, salatalık, kuru soğanda üretim 15 yıldır yerinde sayıyor. Domates üretimi Antalya sayesinde artmıştır.

Sebze-meyve  üretimi-Ton

 

 

 

 

 

Dol. biber

Sof. salatalık

Patlıcan

Domates

Kuru soğan

Zeytin

Üzüm

Muz

Limon

Portakal

Kiraz

Çilek

Nar

2004

375 bin

1.6 milyon

900 bin

10 milyon

2 milyon

1.6milyon

1.9 milyon

130 bin

600 bin

1.3 milyon

245 bin

155 bin

73 bin

2018

400 bin

1.7 milyon

830 bin

12 milyon

1.9 milyon

1.5milyon

1.9 milyon

500 bin

1.1 milyon

1.9 milyon

630 bin

450 bin

537 bin


Meyvede daha iyi bir gelişme görüyoruz. Muz, kiraz, çilek, nar, portakal üretimi çok artmış,
Bu plansızlığın sonucu olarak üretimi azalan ürünlerin fiyatı artıyor, üretimi çok artan ürünlerin fiyatı düşüyor.
Tarımın durumu yapısal reform konusunu iyi açıklamaktadır. Hal kanunu ve kooperatifler gibi adımlarla bu sorun çözülemez. Çünkü sorun, kırsal kesimin boşalması, eski köylü üretici nüfus yerine başka bir model getirilmemesidir. 
Bizde köyler bu kadar bakımsız olduğu için gençler köyde kalmıyor. Dolayısıyla kooperatif modeli tek başına çözüm değildir. Rahmetli Bülent Ecevit, bunu çok önceden görmüş ve köy-kent modelini önermiş, ama biz anlamamışız. Artık tarım, kırsal kalkınmayla birlikte ele alınmalı, sosyal tesisleri, spor tesisleri olan, gençleri cezbedecek yeni bir tarım merkezi modeli geliştirilmelidir. Organize tarım alanları yönetim modeli gibi bir model de düşünülebilir.
Görüldüğü üzere, artık yapısal dönüşümden başka çare yoktur. Bu nedenle kısmi önlemlerle zaman kaybetmeden yapısal sorunları çözmeye geçmeliyiz.

Değerli arkadaşlarım,
İlk dört ayda perakende satış hacmi %5, otomobil satışları %48, beyaz eşya satışı %8, konut satışı %16 düştü. Antalya ekonomisinde de benzer sorunlar yaşıyoruz, ama hiç olmazsa turizmle nefes alabiliyoruz.
Turizmde %35 artış var, Almanya pazarı yavaşlamıştı, yeniden toparlandı. Dolayısıyla Antalya olarak Türkiye genelinden daha iyi olmayı ümit ediyoruz.
Krediye bağımlı sektörlerde sorunlar devam etmektedir. Bu sektörlerden en önemlisi inşaat sektörüdür.
Türkiye’de konut kredisi toplamı geçen yıl Temmuz ayında 200 milyardı, Mart ayı rakamı 183 milyardır. Antalya’da konut kredisi hacmi iki yıl önceki düzeye gerilemiştir. 
Yapı ruhsatlarında geçen yıl 5 milyon metrekareye düştük, daire sayısında 21 bine gerilemişiz. Daire ruhsatlarında 2018 yılı 2005’den sonraki en düşük yıl olmuş, 2009 krizi bile geçilmiş.

ANTALYA

Yapı ruhsatına göre yüzölçümü-metrekare-

Yapı ruhsat daire sayısı

Yapı kullanım izin (iskan) daire sayısı

2005

7.269.301

43.099

10.994

2006

5.852.262

33.613

20.662

2009

3.631.381

23.343

33.996

2010

4.329.485

27.420

13.924

2013

7.038.062

41.763

30.964

2016

6.707.532

37.865

33.785

2017

9.872.750

53.796

34.169

2018

5.333.601

21.699

32.840


2018'de iskanlarda düşüş görünmüyor, çünkü imar affıyla iskanlar alındı.
Dolayısıyla sektörde sıkıntılar devam ediyor, Antalya'ya göç ve yabancı alımı olmasa çok daha zor durumda kalacağız.
Burada şu hususa dikkat çekmek istiyorum. Antalya’da nüfus artışı nedeniyle  yılda 30 bin civarında yeni konut talebi olduğu görülüyor. Arz talep dengesi bozulduğu zaman sıkıntı doğmaktadır. Dolayısıyla inşaatta bile planlı olunması, belediyelerin imar konusunda bilinçli davranması gerekmektedir.
Diğer ekonomik verilere baktığımızda vergi tahsilâtı artışımız Türkiye'den daha iyi. Takibe düşen kredi oranımız %4'lere çıktı, bu da özellikle ticaret ve inşaat sektörü kaynaklı oldu. Yine de takibat oranı ve karşılıksız çek oranımız henüz yüksek değil. Kayıtlı çalışan sayısında SGK son dönemde veri açıklamadığı için son durumu bilmiyoruz. İhracatımızda bir yavaşlama var, Türkiye ihracatı nasıl durgun ise bizim ihracatımızda da benzer bir durum sözkonusu.

Sevgili arkadaşlar,
Oda olarak sektörlerimize destek olmak için ciddi çaba harcıyoruz. Odalar ve Borsalar Birliği olarak da istihdam için, ihracat için çalışmalar yapıyoruz. Sektörel sorunlara çözüm arıyoruz.
Geçen ay konut kredisi kampanyası yaptık, ama mevcut ekonomik gelimeler nedeniyle yeterli ilgi olmadığını görüyoruz.  İnşaat sektörümüz  Katar’da fuara katıldı. Bildiğiniz gibi geçen yıl Antalya’da yabancılara 8 bin konut satıldı, bu yıl dört ayda yabancılara satış 2575 oldu, artık ağırlıklı olarak İran, Orta Doğu, Rusya vatandaşlarına satış yapıyoruz. Dolayısıyla yurtdışı fuarlarına katılım önemli.
Geçen ay Özbekistan günü düzenlemiştik. İnşaat grubumuz Özbek yetkililerle görüştü ve şimdi orada iş imkânı için Özbekistan’a gidiyorlar. Bu hareketlilik hem odamız hem sektörümüz için memnuniyet vericidir. 
Macaristan ülke günü düzenledik.
Oda olarak ilklere imza atan projelerimize devam ediyoruz. ATSO Sağlık Turizmi Projemiz Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) kapsamında Ticaret Bakanlığı’ndan destek almaya hak kazandı. Böylece Türkiye’nin ilk Sağlık Kümesi’ni Antalya’da ATSO liderliğinde kuracağız. Kümede şu an 10 sağlık kuruluşumuz yer alıyor. Bunlardan 7 tanesi ağız ve diş sağlığı polikliniği, 3 tanesi de hastanedir. Kümemize üyelik başvurularını bir süre daha devam ettireceğiz. Bu konuda potansiyeli olan kurumlarımız da mutlaka bu kümede yer alsınlar.
Önümüzdeki ay yine HİSER kapsamında Bilişim Kümesi oluşturmak üzere de başvuruda bulunacağız. Bu konuda Antalya’nın gizli bir potansiyeli var. Antalya’da güçlü bir yazılım ekosistemi oluşturabiliriz. İnanıyorum ki bu tür projelerle gizli kalmış potansiyelimizi açığa çıkaracağız.
Haziran ayı sonunda KOSGEB İş Gezisi desteği ile Letonya’ya bir seyahatimiz olacak. Katılımcı firmalarımızla Riga kentinde Ticaret ve Sanayi Odası’nı, Letonya Yatırım ve Kalkınma Ajansı’nı ziyaret edeceğiz. İkili iş görüşmeleri düzenleyeceğiz. Önümüzdeki süreçte ihracatı destekleyen çalışmalarımıza daha da ağırlık vereceğiz. 
Bildiğiniz gibi, TOBB En hızlı Büyüyen 100 şirket yarışmasında Antalya 7 şirketle üçüncü oldu. Öğleden sonra bu şirketlerimizin tanıtım toplantısını yapacağız. Yenilikçi teknoloji şirketleri hızlı büyüyor ve büyümeye devam edecekler. Inovatso merkezini, E-ticaret, e-ihracat programlarını boşuna yapmıyoruz, çünkü gelecek bunlardadır.
İNOVATSO TOBB proje yarışmasında inovasyon kategorisinde ilk 3’e girdi. İnanıyorum ki, inovasyon merkezimizden geleceğin hızlı yükselen şirketleri de çıkacaktır.
Artık daha fazla dışa açılma ve yeni sektörlere girme zamanıdır. Dünyada akıllı teknolojiler, platform ekonomileri yeni işler yaratmaktadır.   Belediyelerimiz bu konulara daha fazla dikkat etmelidir. Endüstri 4.0, Antalya 4.0 boşuna demiyoruz, çünkü Antalya'nın ve şirketlerin geleceği bunlardır.
Biz Antalya'yız, biz Türkiye'nin ve dünyanın en güzel şehirlerinden birisine sahibiz.  Yenilik, markalaşma ve dijitalleşme alanlarına önem vermeliyiz. Şehrimize, tarihi ve doğal zenginliklerimize sahip çıkmalıyız.  Bunları yaparsak daha iyiye ve daha güzele doğru ilerleriz.

Sevgili arkadaşlar,
Kısaca komite raporlarımıza da değineyim.
21. grubumuz 31 Mart seçim sonrasındaki sürecin ticareti olumsuz etkilediğini, siyasilerin olumlu bir sürece katkı yapması gerektiğini, vergilerden oluşan devlet bütçesinin daha tasarruflu kullanılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Her mecliste benim bütün konuşmam bunun üzerinedir. Hatta en çok konuşan kurum ATSO’dur. Devamlı olarak meclisimizin, komitelerimizin de konuşmasını istiyorum.
Ticaretle ilgili komitelerimizde AVM kiralarının yüksekliğinden yakınma artmaktadır. Arkadaşlarımız cirolardan paya sınır gelmesini istemektedir. Antalya’da cadde ticareti kalmadığı için bütün normal ticaret AVM'lere sıkıştı, büyük AVM'leri tekel haline getirdik. AVM’ler tekel, içindeki firmalar da büyük zincir markalar olursa, ticaret tekelleşir. Artık mahalle içinde butik AVM modelini ele almalıyız.
Ticaretle ilgili birkaç şikâyet konusu daha var. Kuyum sektörümüz demo mücevher satışı başladığını yazmış ve bunun önlenmesini talep etmiş. Ruhsatsız tüpgaz satışı yaptığı yönünde şikâyet var. 45. ve 46. grubumuz hanutçuluk yapan taksiciler konusunda toplantı yapacaklar.
Şehircilik ve inşaat komisyonumuz kentsel dönüşüm çalıştayı için çalışmaktadır.
Bir başka yakınma konusu son günlerde yöresel ürünler adı altında yapılan ticaretin yeniden artmaya başlamasıdır. Son günlerde Lara bölgesinden bu yönde şikâyetler gelmiştir. 
Bir kentte isteyen istediği yer ve şekilde ticaret yapamaz.  Ticaret böyle olacaksa bizim üyemiz neden işyeri kirası ödüyor, o da çadır kursun. Madem öyle bütün meydanları, kaldırımları işporta ticarete çevirelim, kira, vergi olmasın, ürün denetimi olmasın. Belediyelerimizden ve İl müdürlüklerinden rica ediyoruz;  Antalya'da ticaret  kurallı olmalıdır ve herkes bu kurallara uymalıdır.
Bir önemli konu turizm sektöründen gelmiştir. 36. 43 ve 44 gruplarımız otellerde bakanlık ve belediyeler tarafından ayrı belge verilmesinin yanlış olduğunu, ortak bir belgelendirme çalışması gerektiğini söylüyorlar ve bu konuda birlikte çalışma yapacaklar.36. grubumuz Turizm Fakültesi ile kent turizmi çalıştayı hazırlıyor.
Birçok grubumuz toplu işyeri istemeye devam etmektedir. 46. grubumuz fahri trafik müfettişlerinin cezalarının somut kanıta dayanmasını istiyor.
38. grubumuz, yani reklam, organizasyon hizmetleri grubu, kalifiye eleman bulamadıklarını yazmışlar ve odamız web sayfasında bunun için özel kısım istemişler. Antalya’da bu konuda BAGEV bir hizmet verdiği için bizim ayrı çalışma yapmamız doğru olmaz. Bu konu BAGEV ile görüşülebilir. İş-Kur ve özel istihdam bürolarının hizmetleri de geliştirilmelidir.
Bu ay raporlarda iki şey dikkatimi çekti: 36 grubumuzun raporunda 21 tane iş mahkemesi yazısı değerlendirilmiş. Yani iş mahkemelerinden dava yazısı yağmış. Bu vesileyle de sendikalarımıza ve iş mahkemelerine bir mesaj verelim. Patrondur haksızdır diye bakılmamalıdır. Hiçbir işveren dürüst çalışan, verim aldığı bir insana haksızlık etmek istemez. Böyle bir şey  işin tabiatına aykırıdır. İşlerin zor, işsizliğin yüksek olduğu bir dönemde bir de bu sorunlarla uğraşıyoruz. 
Bir sorun yazmayan, hatta olumlu gelişmeleri yazan sektörümüz de var. 47. grubumuz önümüzdeki aylarda otellerde %100 doluluk olacağını, hamam, sauna işlerinin iyi olacağını raporlamış. Kendilerine böyle ümit verdikleri için teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar,
Antalya gündeminde iki konuya değinmek istiyorum. Bizi mutlu eden bir gelişme Kalekapısı’ndaki faytonların kalkması oldu. Hem hayvan hakları hem de Kalekapısı’ndaki koku açısından iyi olmuştur.
Antalya Lisesi’nin bir kısmının Bakanlıklar tarafından talep edildiği yönünde haberler çıkmıştır. Bakanlıklarımız Kaleiçi’nde bir yer alıp restore edebilirler ve böylece Kaleiçi de daha güzel olur. Antalya Lisesi gibi yerlerin Antalya halkı için bir hatıra değeri vardır. Halkın hatıraları, kentin hafızasında yer etmiş yerler aynı şekilde yaşatılmalıdır.
Ramazan bayramından sonra 19 Haziran’da SİAD’larla birlikte, belediye başkanlarımızın katılımlarıyla yerel yönetimler toplantısını yapacağız.
Belediyelerimizle hem sorunları hem de Antalya projelerini konuşacağız. Antalya’da artık ortak proje kültürünü geliştirmeliyiz.
Şu anda biz kent merkezinde kültür-sanat etkinlikleri düzenlemek için çaba harcıyoruz. Kent merkezinde Antalya Kültür Sanat Kaleiçi ve Kalekapısı bölgesindeki en aktif kurumdur. Daha fazlasını da yapmaya çalışıyoruz. Bunları hep birlikte bir koordinasyon içinde yapmalıyız.
Hepinize güzel bir Ramazan bayramı, huzurlu, sağlıklı, bereketli günler diliyor, saygılar sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2019 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Yörex
  • Growtech