ATSO Kasım Ayı Meclis Konuşması

30 Kasım 2021 Salı

Davut Çetin
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın meclis,
Değerli medya mensupları,
Sevgili arkadaşlarım,

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu ay yine Meclis salonumuzda devam ediyoruz. Covid 19’un omikron varyantı ciddi risk doğurmaya başladı. Bu varyanta karşı yeni aşı gerekebilir.Avrupa’da dördüncü dalgaya karşı yeni önlemler almaya, çocuklara aşı yapmaya başladılar.Yurtdışından gelenlere PCR ve karantina uygulaması yayılıyor. Günde 200 insan kaybediyoruz, buna alışmamalı, disiplinli olmalıyız.İnşallah daha beter bir durumla karşılaşmayız ve yeniden kapanmak zorunda kalmayız.

Sevgili arkadaşlar,
Bu mecliste 2021 yılı değerlendirmesi ve 2022 beklentilerimizi konuşmayı planlamıştık. Bugün açıklanan yüksek büyüme hızını, bu yıl turist sayısında 9 milyona yaklaştığımızı konuşacaktık. Ama son 3 haftada ne değerlendirme ne de beklenti kaldı. Doların bir günde %18 arttığını gördük. Bir ayda %28 civarında bir artış oldu, yıllık artış %60’a yaklaştı. Bu tür döviz krizlerini 1994 krizinde, 2001 yılında, 2018’de de yaşamıştık. Fakat bu olay hepsinden farklı oldu. 1994’te, 2001’de ekonomi krizdeydi, yabancı sermaye kaçmıştı. 2018’de ABD ile siyasi kriz yaşadık, rahip Brunson olayı oldu, ayrıca döviz sıkıntımız vardı.Bu kez ortada bir neden yoktu. İhracatımız artıyordu, cari açık azalıyordu.  Turizm geliri nedeniyle dövizde rahatlama olmuştu. Borsaya yabancı sermaye girişi başlamıştı.Bu ortamda biz enflasyona karşı maliyetleri düşürücü önlemler beklerken faiz indirimleri başladı. Merkez Bankası önce güven sağlamalıdır, faizi daha yavaş düşürmelidir dedik, anlatamadık.Halk enflasyonun daha fazla artacağını görünce döviz almaya başladı.Şu anda düşük faiz politikasıyla yüksek enflasyon politikası birbirine karışmış durumda. Geçen ay enflasyon %19 olarak açıklandı, ama yeniden değerleme oranı %36 oldu.Enflasyon %30, faiz oranı %15 olursa, parası olan döviz ve altına yatırır, kur artmaya devam eder.Ekonomi 1994’ten 2001’den daha güçlü olmasına rağmen faiz tartışmasıyla sarsıntıyı yarattık ve döviz-enflasyon sarmalı oluştu.Sonuç olarak bu dalgalanma nedeniyle piyasa etkilendi.Tüketici güven endeksi 2004’ten bu yana en düşük düzeye indi. Yüksek fiyat artışları halkın alım gücünü düşürmüş, güvenini azaltmıştır.Üretim tarafında ise zaten tedarik sorunu vardı, dövizdeki bu dalgalanmada fiyatlama yapılamadığı için ödemeler durdu, mal sevkiyatı durdu. Vadeli satışlar durduruldu ve vade farkları katlandı. Şeker, un, demir, gübre, cam, pwc, sunta gibi birçok üründe halen sıkıntı yaşanıyor. Fiyat artışı beklendiği için siparişler yerine getirilemiyor. Satılan ürünün kaç liradan yerine konulacağı belli değil. Dolayısıyla ekonomide faiz yükünü azaltalım derken döviz ve enflasyon yükünü daha fazla artırmış olduk. Faizin düşmesini elbette isteriz, ama iş dünyası için girdi maliyetleri şu anda faizden daha önemli bir sorun haline geldi. Ayrıca enflasyon yüksekken Merkez Bankası faiz indirse de piyasa faizleri aynı ölçüde inmiyor. Hazine borçlanma faizi halen %20 civarında.Bu dalgalanma nedeniyle önümüzdeki aylar ve gelecek yıl iyice belirsiz hale geldi. Şu anda enflasyon ve döviz nereye gidecek bilmiyoruz. Kur artışı piyasada talebi düşürmektedir, önümüzdeki yılın büyüme hedefi de belirsizleşmiştir.Hükümet programında açıklanan hedef ve tahminler güncelliğini kaybetmiştir. Çünkü geçen ay bütçe ve yıllık program hazırlanırken bu politika değişikliği öngörülmemiştir.Belirsizliğin azalması için Merkez Bankasının ve Hükümetin ortaya yeni bir program ve hedefler koyarak bunu açıklaması gerekiyor. 

Değerli arkadaşlar,
Biz Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyemize karşı sorumluluğu olan insanlarız. Biz iş insanıyız, derdimiz işimizdir, istihdamdır. Aynı zamanda çalışanlarımıza karşı da sorumluluk duyuyoruz.

Bu sarsıntıda dövizi olan kazandı, işini TL ile yapan kaybetti. Birçok arkadaşımız ücretleri ödemenin, kredisini ödemenin, işini devam ettirmenin derdinde. Üyemiz, Hükümet gibi bizi de sorumlu tutuyor. “Piyasa durdu, mal yok, çıkın söyleyin” diye sürekli talepler geliyor.Durumu ve gördüğümüzü söyleyeceğiz ki Hükümet ona göre önlem alsın.Ekonomi teknik bir konudur, kuralları bellidir, ekonomiyi siyasi bir konu olmaktan çıkarmalıyız. Ben yıllardır siyasi uzlaşma olmadıkça yapısal sorunların çözülemeyeceğini söylüyorum.Aslında ne çekiyorsak bundan dolayı çekiyoruz. Geniş bir uzlaşma olmadıkça, ancak popülizm olur, bir yılı kurtarsak diğer yılı kaybederiz.Bildiğiniz gibi, asgari ücretin %30-40 artması gündemde. Bu enflasyon karşısında asgari ücret kesinlikle artmalıdır. Peki 6 aylık, 1 yıllık iş bağlantısı yapmış, fiyat vermiş bir şirket, bu ücret ve maliyet artışına dayanabilir mi? Dayanamaz.Bu nedenle asgari ücret, hatta bütün ücretler artmalıdır, ama işletmelerin vergi yükü de azaltılmalıdır. Aksi halde KOBİ’lerin bir kısmı bunun altından kalkamaz ve işten çıkarmalar olur, kayıt dışılık artar. Dolayısıyla ücretler üzerindeki gelir vergisi ve prim yükleri mutlaka azaltılmalıdır.

Hükümetin ücret üzerindeki işveren yükünü azaltacağını ve yükü paylaşacağını düşünüyorum. Bunun da tatmin edici bir düzeyde olmasını ümit ediyorum.Burada asıl mesele bir enflasyon ve döviz artışı kısır döngüsüne girmiş olmamızdır.   Enflasyon canavarı bir kez büyüdü mü ekonomide adalet, verimlilik, refah bırakmaz, orta direği yıkar, ekonomide kutuplaşma yaratır. Yüksek enflasyon kısa bir dönem bazı sektörlerde canlılık yaratır, ama sonra bunun bedeli faiziyle ödenir.Dolayısıyla orta sınıfları eriten bir enflasyon vergisi politikasından kaçınılmalı, gelir dağılımında bozulmaya dikkat edilmelidir. Çünkü toplumda orta direk zayıfladığında sosyal gelişme durur ve işletmelerde de orta direk zayıflar.Ben KOBİ’lerde orta direğin zayıflamasına daha önce de dikkat çekmiştim, 2020 verileri bu sorunu çok daha açık hale getirdi.2017-2020 döneminde işletme sayısı 3 milyon 100 binden 3 milyon 300 bine yükselmiş. Büyük işletme sayısı 13 binden 8 bine inmiş. Orta ölçekli işletme sayısı 55 binden 37 bine düşmüş. Küçük işletme sayısı 294 binden 223 bine inmiş.  Buna karşılık mikro işletme sayısı 2 milyon 737 binden 3 milyon 35 bine çıkmış. Aslında büyük işletme sayısı 7 bine düşmüştü, orada 2020’de 7 binden 8 bine yükselme oldu.Sekiz bin büyük işletmenin sayı olarak payı binde 2, çalışan payları %28, ciro payları %50, ama gelir payları %59.İşletmelerin binde 2’si katma değerin ve karın üçte ikisine yakın bir parsayı alıyor. Dolayısıyla aşağıda sayı artarken pay artmıyor, yukarıda sayı azalırken pay artıyor. Yani, toplumda orta direğin zayıflaması gibi işletmelerde de orta direk zayıflıyor.Şimdi bu yüksek enflasyon döneminde bu sorun büyüyebilir. Geçen ay herkesin hesabını enflasyona göre yapması konusunda uyarmıştım. Bu dönem KOBİ’ler için de zor bir dönemdir.Dolayısıyla geçen ay biraz söyledim, tekrar söyleyeyim. Herkes maliyet ve finansman hesabını yüksek enflasyonu dikkate alarak yapmalıdır.Bu yüksek enflasyonda finansman gücü olan işletmeler daha avantajlı olacaklardır. Daha önce uzun vadelerle çalışmaya alışmış işletmeler çok zorlanacaktır. Alacak tahsilatı da zorlaşacaktır.Umarım ki koşullar çabuk iyileşir, yeni önlemler devreye girer ve bu dönem daha fazla zorlanmadan atlatılır.Dünyada pandemi darlıklarının yıl ortasında sona ermesini bekleyenler var. İnşallah böyle olur, tedarik ve enflasyon sorunu hafifler.


Değerli arkadaşlar,
Bugün üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklandı.Toplamda %7,4 yıllık büyüme var, bu büyüme baz etkisinden, ihracattan ve turizmden geliyor.Fakat tarımda %5,9, inşaat sektöründe %6,7 küçülme görüyoruz.Tarımda küçülme kuraklık ve yapısal faktörlerden kaynaklanıyor. İnşaatta yapı ruhsatları artışına rağmen girdi maliyetlerinde artış büyümeyi önlemiş görünüyor.  Ancak bundan sonra baz etkisi ortadan kalkacak, dolayısıyla yüksek büyümenin sürmesi zor. Bundan sonra %4-5 gibi bir büyüme için döviz-enflasyon sarmalının bitmesi ve kredi desteği gerekir. 

Son dönemde birçok üründe tedarik sıkıntısı ve maliyet sorunu var, ama gıda tedarikine ve gıda enflasyonuna özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Tarım ve gıdada, özellikle hububat ve bakliyatta artık üretimimiz yetmiyor.

Buğday üretimimiz 30 yıldır artmıyor, oysa 30 yıl önce nüfusumuz 53 milyondu, şimdi 83 milyon. İlave olarak 4-5 milyon göçmenimiz var, turizm arttı, gıda ihracatımız arttı. Buna rağmen tahıl üretimi artmadı. Bu yıl buğday, arpa, çavdar, nohut, mercimek üretiminde kuraklık nedeniyle önemli kayıplar var. Geçen yıl 10 milyon tona yakın buğday ithal ettik, bu yıl kaç milyon ton olacak henüz belli değil. Hem ithalat hem fiyatlar çok arttı. Bu yıl ayrıca gübre fiyatları nedeniyle gübre kullanımı azalacak.  Bu üretim düşüşü, yeni politikalara ve yeni destek modellerine ihtiyaç olduğunun kanıtıdır.

Ayrıca son günlerde kur ve fiyat artışlarıyla un gibi temel girdilerde tedarik iyice zorlaştı. Ekmek ve şeker fiyatları güncellenmediği zaman piyasada sıkıntı artıyor.  Hükümetin gıda tedariki konusunda piyasayı rahatlatması ve halkı aydınlatması gerekiyor.

Çünkü fiyatlar artacak diye bir tarafta satış azalır, diğer tarafta halk 1 kilo yerine 2-3 kilo almaya başlarsa sorunlar artar. İnşallah gıda konusunda tedarik ve enflasyonda çok büyük sıkıntılar yaşanmaz. Biz Antalya olarak örtü altı üretime yoğunlaştığımız için tarımda diğer sorunları çok konuşmuyoruz. Oysa bizim de 600 bin ton tahıl, saman ve yem üretimimiz var. Komitelerimiz bu alanda ne olup bittiğiyle ilgilenmelidir.

Sevgili arkadaşlar,
Artık Antalya ekonomisine ve olumlu gelişmelere geçeyim.Antalya pandemi hasarından sonra bu yıl beklediğimizden daha iyi toparlandı.Turizmde 9 milyona yakın bir ziyaretçi sayısıyla 2019 yılının %60 düzeyine eriştik. Ağustos ayı konaklamasında 2019 yılının %90’ı düzeyine geldik.
Türkiye, Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan’dan sonra Avrupa’da en iyi performansı gösteren ülkeler arasında. Biz Rusya pazarında ilerledik, Hırvatistan gibi ülkeler Almanya ve İngiltere pazarında daha iyi sonuç elde ettiler.

Biz Antalya olarak Türkiye performansının da biraz üzerine çıktık. Elbette fiyat ve gelir bakımından halen gerideyiz, ama yine de bunu da olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. İnşallah Covidin omikron varyantı büyük bir kayıp yaşatmazsa 2022 yılında dünya turizminin 2019’u aşacağı bekleniyor.  Covid’de dördüncü dalga atlatılırsa gelecek yıl çok daha iyi bir performansa imza atacağımıza inanıyorum.2022 yılı turizm sezonu için Valilikte toplantı yapıldı ve çeşitli önlemler görüşüldü. Bu hususta Hükümetin de Covid önlemlerini turizmi dikkate alarak planlamasında fayda var. Önlem alacaksak şimdi, yani kış aylarında almalı ve sezon öncesinde vaka sayısını düşürmüş olmalıyız. Ayrıca sonradan sert kapanma kararlarına ihtiyaç bırakmamalıyız.

Turizm dışında bildiğiniz gibi ihracat performansımız da iyi gidiyor. Meyve ve sebze ihracatında Rusya ve Avrupa pazarlarında bazen analizlere bağlı sorun yaşıyoruz. Bu sorunların da tekrarlanmamasını, gerekli girişimlerin yapılacağını temenni ediyorum.Yine bir başka olumlu gelişme konut satışlarının fiyat artışlarına rağmen beklenenden daha iyi olmasıdır. Konut fiyatları iki yılda %90’a yakın yükseldi, buna rağmen 9 ayda 41 bin konut satıldı. Normalde yıllık satışımız 60 bin civarı, bu yıl yine 60 bine yaklaşırız. Yabancı satışı %20’ye yakın. İnşaat sektöründe de canlanma olduğunu görüyoruz. Yapı ruhsatları 9 aylık dönemde geçen yıla göre%70 oranında arttı. Son dönemdeki maliyet artışlarının sektörde canlanmaya engel olmamasını diliyorum. Konut kredisi faizleri düşse de bu maliyetlerle konut almak çok zor hale gelmiştir. Bunun için maliyetleri düşürecek vergi indirimlerine de ihtiyaç olduğu açıktır.Antalya ekonomisinin yıllık bilançosunu çıkarmak için henüz erken, ancak şimdiden şunu söyleyeyim. Bugün ekonomik büyüme %7,4 olarak açıklandı. Yıllık büyüme %10’a yakın bekleniyor. Antalya ekonomisi turizmdeki çıkışla Türkiye ortalamasının çok üzerinde büyüdü.Yine de turizmde 2019’un %40 altında olduğumuzu unutmayalım, turizm ve bağlı sektörler için pandemi henüz bitmemiştir.Bunu da zaten üyelerimizde görüyoruz. Turizmde 2019’un %60’ını yakaladık dediğimizde de %80’e çıkan işletmeler de vardır, %30’da kalan işletmeler de olduğunu unutmayalım.Dolayısıyla sektör, bölge ve işletme bazında durum farklıdır. 

Sevgili arkadaşlar,
Bu ay komite toplantıları döviz afetinden önce yapıldı, buna rağmen komitelerimizin şikayetlerinde birinci konu girdi maliyetleri artışı oldu. Bunun dışında süs bitkileri ve gıda sektörünün KDV indirimi talepleri var. Reklamcılık sektörünün kayıt dışı iş yapanlarla ilgili şikayeti var. Perakende sektörlerimiz kira stopajında yeniden indirim istiyorlar. Kuyum sektörümüzün POS komisyonlarının yüksekliği sorunu devam ediyor.

Dayanıklı tüketim malları sektörümüz dijital pazar yerlerinin sürekli indirim kampanyalarının yanıltıcı olduğunu ve haksız rekabet yarattığını söylüyor.Biraz önce söylediğim gibi un, şeker başta olmak üzere fiyat artışları ve mal sıkıntısı da en önemli sorunlar arasında.Komitelerimizin raporlarını hem ilgili yerlere iletiyoruz hem de basın bülteni yaparak kamuoyu ile paylaşıyoruz. Fakat ortalık toz duman, artık normal bir dönemde değiliz.

Biz sektörel sorunlarla uğraşırken bir yandan da başka konular önümüze geliyor. Bir bakıyoruz, tarım bölgesine kömür madeni ruhsatı veriliyor, bir bakıyoruz bir imar planı değişikliği gündeme geliyor.   Bu arada Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir torba kanun teklifi geldi.Bu teklifte elektrikte TRT payının kaldırılması konusu var, bunun için teşekkür ediyoruz, talep ettiğimiz bir konuydu. Mesleki eğitim, çırak ve kalfa ücretleri düzenlemesi de iyi bir gelişme. Bunlar da dile getirdiğimiz konulardı, teşekkür ediyorum.

Bir madde ise özelleştirilmiş bazı deniz limanlarının sözleşme sürelerinin ihalesiz bir şekilde uzatılması imkanını getiriyor. Bu konu Antalya’yı da ilgilendiriyor. Bildiğiniz gibi,  Liman işletmesini Katar’lı bir şirket 140 milyon dolara devralmıştı ve 2028 yılına kadar işletecekti. Şimdi bu kanun geçerse iki bağımsız denetim şirketi 49 yıl için bir değer biçecek ve şirket bunu öderse işletme süresi uzamış olacak.Ben geçen yılın Ekim meclisinde limanın kamu-özel sektör ortaklığıyla işletilmesi gerektiğini söyledim. Çünkü sadece özel işletme olursa özel tekel oluyor, kamu yararı korunamıyor.Bunu bir yıl önce söyledim,  ama pandemi gündemi ve 7 yıl için 140 milyon dolar rakamı çıkınca bir şey yapılmadı.Şimdi önümüze böyle bir süre uzatma işlemi geldi. Bu süre uzatımı doğru değildir. Doğru olan 2028’de ihale yapılmasıdır. O zaman koşullar değişmiş olur, yeni koşullara göre ihale yapılır. Bu madde böyle geçerse Anayasa Mahkemesine götürüleceğini düşünüyorum. 

Sevgili arkadaşlar,
Bu ayki faaliyetlerimizde tarım sektörü öncelikli oldu. Growtech fuarında Inovasyon yarışması yaptık. Biz 2016’da inovasyon ödülleri çalışmasına başladığımızda Antalya’da ar-ge merkezi yoktu, şimdi 18 merkez var ve bunun 10’u doğrudan tarım ve gıdayla ilgili. İnovasyon yarışmamız sayesinde İnovatso’yu kurmuştuk, aşağıda çok güzel projeler yapılıyor.Şu anda İnovatso’da genç girişimcilerimiz güvenlik robotu, yapay zeka destekli seyahat asistanı gibi projeler geliştiriyorlar.Growtech fuar firmasıyla da tarım ve seracılık inovasyon yarışmasını dört yıldır sürdürüyoruz.Inovasyon yarışmamıza sunulan ve ödül alan projeler, yünden toprak besleme amaçlı zengin gübre maddesi elde etme projesi, su gücü pompasıyla akaryakıtsız sulama projesi, altyapı yatırımı yapmadan sensörler ile dijital sera yönetimi, su ve gübrenin en verimli noktaya yönlendirilmesi, hastalığa dirençli domates tohumu, bitkisel atıkların güneş enerjisiyle gübreye dönüştürülmesi gibi projeler oldu. Inovasyon yarışmasına ilave olarak proje pazarını da Akdeniz Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirdik.Dış İlişkiler birimimiz de çevreci dönüşüme yönelik bir proje fikri yarışması düzenledi. Bu yarışmada da evsel atıkların yerinde ayrıştırılması, il atık verilerinin dijital ortamda izlenmesi, çevre bilincini geliştirecek eğitim programı gibi projeler ortaya çıktı.Bu yarışmalarda sunulan projelere sektörün ilgi göstereceğini ve uygulamaya yansıyacağını ümit ediyorum. Medyamızın bu projelere, yenilikçi girişimlere ilgi göstermesini, onları kamuoyuna tanıtmasını, gençlere ilham verilmesini rica ediyorum. 
Piyasada şartlar ne olursa olsun, inovasyon, dijitalleşme konuları her zaman önceliğimiz olmak zorundadır.2018 yılında Antalya 4.0 projesinde ticaret 4.0, turizm 4.0 dediğimizde birçok kişi bunlar erken diyordu. Oysa şimdi turizmde ve ticarette yapay zekâ günlük bir iş haline geldi.

Bu yıl perakende ticaret cirosu %38 artarken e-ticaret %80 civarında artış gösterdi.Biz yıllardır e-ticaret ve dijitalleşme konusunda çok sayıda eğitim, konferans düzenledik. Danışmanlık hizmeti verdik ve Antalya’da e-ticaretin gelişmesine önemli katkı sağladık.E-Ticaret yapan işletme sayımız 2019’da 2.400 oldu, geçen yıl 9.400’e çıktı, şimdi 11 bindeyiz.Şu anda beşinci şehiriz, nüfus ve ekonomik büyüklüğe göre  aslında daha öndeyiz.

Son dönemde e-ticaret ve kargo şirketlerinin komisyon ve fiyatları şikâyet konusu olmaktadır. Kendisi e-ticaret yapan üyelerimizin lojistik maliyetleri yüksek. Bu nedenle kent olarak maliyetleri düşürecek akıllı lojistik merkezi yapmalıyız. Kendi dağıtım sistemimizi kurmalıyız. Ticaret 4.0’da Antalya’da akıllı lojistik merkezi kurmamız gerektiğini de söylemiştik. Bu konuda çalışıyoruz, arazi bulsak biz yapacağız.

Değerli arkadaşlarım,
Bu ay seracılık üzerine çeşitli toplantılarımız oldu ve seracılık sorunları geniş bir şekilde ele alındı. Antalya seracılık sektörü gerek tarımsal üretim bakımından gerekse sera teknolojileri bakımından marka haline geldi. Artık Antalya diğer illere ve yurtdışına sera teknolojisi ve malzemesi de ihraç ediyor.

Samsun-Bafra’da 120 bin dekar alanda organize sera bölgesi kuruluyor. Samsun-Bafra heyeti ile seracılık sektörümüzü bir araya getirdik. Sayın Valiyi ve heyeti tebrik ettim, çünkü Valilik, belediye, Oda, Borsa tüm kurumlar bir araya gelmiş ve projeler yapıyorlar.Son yıllarda birkaç ilde de özellikle termal enerjili organize sera bölgesi kuruldu. Bunlar ihtisas organize sanayi bölgesi olarak kuruluyor.Odamızın yıllar önce gündeme getirdiği bir konuydu, ama Antalya’da fazla ilgi görmedi. Oysa küçük işletmeler birleşerek bu şekilde maliyetleri azaltıp, ortak tesislerle daha başarılı olabilirler. Kooperatifler komitemizin Kemerağzı bölgesine yönelik talepleri var. Orası tarım alanı olacağına göre bu tür projeler düşünülebilir. Komitelerimizin dikkatlerine sunuyorum.


Sevgili arkadaşlar,
Bir önemli faaliyetimiz de 10 Kasım’da yaptığımız Cumhuriyetin 100. Yılı simge eseri fikir yarışmasının ödül töreni oldu. 12 yaşından 89 yaşına kadar her yaştan, her meslekten ve eğitim düzeyinden katılımcı oldu. Çok güzel öneriler sunuldu. Önümüzdeki günlerde bütün kurumları davet ederek onların da fikir ve önerilerini alacağız. Bütün bunları hep birlikte değerlendireceğiz. Atatürk’e, Cumhuriyet’e, Antalya’ya yakışan, kentimizin kültürüne, turizmine değer katacak bir proje yapabilirsek bu dönemimizin güzel bir eseri olur diye temenni ediyorum.
Gran Fondo Uluslararası Bisiklet yarışmasına destek olduk. Önümüzdeki yıl Saklıkent Konyaaltı, yüzme, bisiklet ve kayak turnuvasını da tekrar yapmayı düşünüyoruz.Dün Ar-ge birimimiz Markalaşma konusunda güzel bir toplantı yaptı. Yörükoğlu, Wagner, Corendon, Shakespeare, Erüst gibi firmalarımız markalaşma süreçlerini anlattılar. Katılan firma yetkilisi arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Antalya Kültür ve Sanat’ta Gündüz Düşleri isimli yeni bir sergi açıyoruz. Sergide yine değerli sanatçıların resim, heykel, fotoğraf, desen çalışmaları yer alıyor.Arka arkaya o kadar çok toplantı ve etkinlik yapıyoruz ki biz de artık yetişemiyoruz. Büyük bir kurumuz, her şeye zaten başkan olarak yetişmek çok zor.Bütün bu etkinlikler için yönetim kurulumuza, katkı veren meclis ve komite üyelerimize, çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar,
Manavgat yangını afetzedelerine eşya yardımlarının naklini 13 TIR’la yaptık.  Dağıtım için Kaymakamlık ile protokol imzaladık. Dağıtımı izleyeceğiz ve bağışçılarımıza geri bildirimde bulunacağız.9 Aralık’ta Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte Çevreci Dönüşüm toplantısı yapacağız.Şubat ayında bir çalıştay düzenleyerek çevreci dönüşümde genel hedefleri belirlemiş olacağız, sonra da sektörlerde çevreci dönüşüm yol haritası çalışmasını başlatacağız.

15 Aralık’ta Genişletilmiş Meslek Komiteleri Toplantımızı Dünya Gazetesi ekibiyle birlikte yapacağız.Daha sonra 100. Yıl eseri çalıştayını planlıyoruz.Şubat ayındaki Çevreci Dönüşüm Çalıştayı’ndan sonra Mart ayında   Antalya ekonomisinin geleceği  konulu arama konferansı düzenleyeceğiz.Hep birlikte Antalya’nın gelecek vizyonunu tekrar ele alacağız. Çünkü dünya değişiyor, ekonomi değişiyor, bizim de bölge ekonomisi rotamızı gözden geçirmemiz gerekiyor.
İnşallah pandemi yeni engeller çıkarmaz, ekonomide yeni sürprizler yaşamayız ve odağımız dağılmadan çalışmak mümkün olur.Son olarak bir konuyu daha söyleyeyim. Antalya’da turizm sezonunun bitmesiyle canlılık azalıyor. Festivallerin Ekim’de yapılması nedeniyle bir kış durgunluğu başlıyor. Oysa Antalya her zaman canlı bir şehir olmalıdır. Turizm sezonu hiç bitmemelidir.  Antalya yılbaşı gibi zamanlarda etkinlikleriyle yerli ve yabancı turist çekmeye devam etmelidir.

Pandemi de ekonomik sıkıntılar da geçecektir.  Antalya ekonomisi gelecek yıl kayıplarını telafi edip, yeni rekorlara uzanacaktır.Bu duygu ve düşüncelerle beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyor, sizleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

 

 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2022 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • İlan
TS 10002