ATSO Şubat Ayı Meclis Toplantısı

24 Şubat 2010 Çarşamba

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız,
Sayın Meclis Başkanı ve Divanı,
Sayın Meclis,
Değerli Konuklar ve Basın Mensupları, 

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız, ilk kez Meclisimize onur konuğu olarak katılmaktadırlar.

Kendilerine tekrar hoş geldiniz diyor ve bize zaman ayırdıkları için teşekkür ediyorum.

Meclisimizde bu ay da dile getirmek istediğim üzücü ve sevindirici haberlerimiz bulunuyor. Öncelikle Sayın Hüseyin Demirezen arkadaşımıza başsağlığı dileğimi sunmak istiyorum. Merhumeye Allah’tan rahmet, arkadaşımıza ve ailesine sabırlar diliyorum. Değerli arkadaşımız Sayın Hüseyin Barut’u, Makine Mühendisleri Odası Başkanlığı görevine seçilmesi nedeniyle kutluyor ve başarılar diliyorum. Güray Parlak kardeşimiz, 60 yıllık tarihi Parlak Restoranın Konyaaltı’nda şubesini açtılar, hayırlı olmasını diliyoruz.

Odamız dışında önemli bir olay 7 ilçemizdeki sel felaketiydi. Bildiğiniz gibi bu sel felaketinde 4 vatandaşımızı kaybettik. Binlerce dekar tarım arazisi ve sera zarar gördü. Bu vatandaşlarımıza da başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. Şu noktayı da belirtmekte fayda görüyorum;

Meteorolojik verilere göre 3 aylık dönemde (Aralık-Ocak-Şubat aylarında) Antalya’ya uzun yıllar ortalamasına göre 1 yıllık yağış düşmüştür. Yani Antalya 1 yılda aldığı yağışı bu son 3 ayda almıştır. Bu açıdan bakıldığında Antalya’nın yaşadığı felaketin boyutu ve alınması gereken önlemlerin önem ve aciliyeti ortaya çıkmaktadır.

Valimiz koordinasyonunda alınan önlemler ve yapılan çalışmalar felaketin daha da büyümesini engellemiştir. Bu konuda, Antalya Valiliğimiz ve Antalya milletvekillerimiz gerekli ilgi ve çalışmayı göstermişlerdir. Afet Kanunu gereğince acil yardım desteği sağlanmıştır. Kendilerine buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Valimiz, geçen yıllarda meydana gelen büyük orman yangını sebebiyle dağların artık su tutamadığını ve suyun şiddetli şekilde ovaya akmasının selde etkili olduğuna işaret ettiler.  “Aksu Çayı'nın denize çıkışına mendirek yapılması, Aksu Çayı'nın ıslahı ve bölgeye bir baraj yapılması” gerektiğini belirttiler.  

Birinci gurubumuz da DSİ’nin kanal ıslah çalışmalarının eksik kaldığını dile getirmişler. Gerçekten de birçok dere veya kanalda ıslah çalışması gerekiyor. Çevre ve Orman Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu ile geçen hafta Organize Sanayi Bölgeleri üst Kurulu toplantısı için Antalya’da beraberdik.

Sayın Bakan, Organize Sanayi Bölgeleri’nin ambalaj atıklarıyla ilgili sıkıntıları hakkında yakında müjdeli haberi vereceklerini ve Organize Sanayi Bölgeleri’nin etrafında ağaçlardan yeşil hat oluşturulmasıyla ilgili tüm desteği sağlayacaklarını belirtti. Bu toplantının ardından İl Koordinasyon toplantısı yapıldı. Gerçi ilçe belediye başkanlarımız toplantıda yoktu ama önemli konular konuşuldu. Sayın Bakan, Aksu çayının ıslahı konusunda söz verdiler, bu yatırımların hızlandırılacağını söylediler.

Değerli arkadaşlar,
Bugün onur konuğumuz olan Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın bize zaman ayırmaları birçok konuda aydınlanma fırsatı yaratmıştır.   

Prof. Dr. Mustafa Akaydın, başarılı bir cerrahlık kariyerine ara vererek kendisini Antalya’ya hizmet etmeye adamıştır. İşinin kolay olmadığını, zor olduğunu biliyoruz. Ama dürüst ve fedakâr bir çalışma ile Antalya’nın sorunlarını çözmeye çalıştığını yakından takip ediyoruz.

Toplu işyerleri gibi, Antalya Turizm ve Tanıtım AŞ gibi, Kaleiçi ve kent merkezinin canlandırılması gibi, ticari alanların planlanması gibi birçok konuda Odamız Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışmaktadır.  

Yeni İmar Yönetmeliği hazırlanması konusunda Odamızdan da katkı istemişlerdir. Bu konularda Sayın Başkanımızdan büyük bir ilgi, anlayış ve destek görüyoruz. Bunun için huzurlarınızda kendilerine teşekkür ediyorum.

Ben bu önemli fırsatı iyi değerlendirmek için fazla zaman almak istemiyorum. Elbette önemli gelişmeler var, ama ben yine de faaliyet raporumuzu kısa tutmaya çalışacağım. 

Sayın Başkan,
Değerli Meclis Üyeleri, 

Bu hafta yerel basınımızda Meclisimizde ve Meslek Komitelerimizde yaptığımız anketlerle ilgili haberler çıktı. Bazı başlıklar “işadamları umutsuz” şeklinde atılmış. Bu konuda bir düzeltme yapmakta yarar görüyorum. Elbette işadamları da toplumun bir parçası olarak karamsar olabilirler. Ülkedeki gelişmeler karşısında hiçbir vatandaşın iyimser olması çok mümkün değil.

Ortada çağdışı bir kavga var. Siyasetimizin sözlüğünde özeleştiri ve uzlaşma sözcükleri silinmiş gibi. Medyamızın da bir bölümünün bu kavgaya taraf olduğunu izliyoruz. Bu kavganın kazananı olmayacaktır, ama kaybedeni bellidir: o da Türk milletidir. Bu kavgadan artık yorulduk ve bıktık, artık olup biteni izlemeye bile tahammülümüz kalmadı, çok yorulduk. Bütün toplumda ciddi bir bıkkınlık yaratılmıştır, halkın ekonomik sorunları adeta sürekli olarak gündem dışına itilmektedir. 

Değerli arkadaşlarım,
Bütün bunlara rağmen bizler işadamları olarak umutsuz olamayız. Bu ülkede herkesin umutsuz olmaya hakkı olabilir, ama bizim yoktur. Çünkü bizler umutsuz olursak, işsiz olan, geçim derdinde olan milyonlarca insan, işçi, memur, emekli ne yapacaktır? Gelecek derdinde olan milyonlarca genç ne yapacaktır? Bu nedenle bizim ümitsiz olmaya hakkımız olmadığını, hatta milletimize ümit verme sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Bizler özel sektör olarak tarafsız bir şekilde sorunları dile getirmeye, çözüm yollarını söylemeye, gerekirse daha yüksek sesle söylemeye devam edeceğiz.

Değerli Meclis Üyeleri,
Geçen hafta bir tarafta bugüne kadar görülmemiş olaylar yaşanırken, diğer tarafta bu olumsuz gelişmelerin ekonomiye veya piyasalara etkisi anında olmuştur. İnsanlar tüketimlerini bu da geçsin sonra bakarız diyerek erteliyor. Bu yüzden ekonomik canlılığın en öncelikli ayağı iyi motivasyon ve sağlıklı bir psikolojidir.

Değerli dostlar,
Ülke ekonomisinde azda toparlanma işaretleri görülmektedir. Karşılıksız çek sayısı, protestolu senet tutarları düşmektedir. Şirket kuruluşlarında canlanma görülmektedir. Bunları toparlanma olarak da okuyabilirsiniz, “olan oldu, ölen öldü, kalan sağlar bizimdir” diye de okuyabilirsiniz

Türkiye’nin rating notu yükselmiştir, ama bu not henüz 10 üzerinden 5-5,5 gibi çok düşük bir nottur. Avrupa ülkelerinin, örneğin Yunanistan’ın, diğer tarafta Brezilya’nın, Bulgaristan’ın, Hindistan’ın, Endonezya’nın, hatta Mısır, Fas gibi ülkelerin notu dahi bizden yüksektir.  

Bu durumda rating kurumlarının subjektif tavırlarının rolü mutlaka vardır. Zaten bu nedenle güven kaybetmişlerdir. Ama yine de bu siyasi gerginlik ve istikrarsızlık, yapısal sorunlarımız Türkiye’nin notunun düşük kalmasına, risk priminin ve borçlanma faizinin yüksek kalmasına, az yatırım gelmesine neden olmaktadır.  

Avrupa ve Amerika’daki borç sorunu Türkiye’de yoktur. Bu da bize avantaj sağlamaktadır. Avrupa ülkelerinde, özellikle Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’de sorun bütçe açığı, dış borç, cari açık gibi bütün oranların kötü olmasıdır.

Bunlar bizim 2001’deki duruma benzemektedir. İspanya’nın sorunu mortgage kredilerinde zarar nedeniyle bankaların borçlu olmasıdır. Bu bankalarda Almanya bankalarından kredi almıştır.  

Sonuç olarak dünya ekonomisinde istikrarsızlık devam etmektedir.

ABD’de toparlanma nedeniyle ve Doların ödeme sorunu olmadığından, dolar değer kazanmaktadır, bir süre daha değer kazanmaya devam edeceği görülmektedir. Ama ABD ekonomisi de çok borçlu olduğu için, Avrupa’da toparlanma başlarsa, yılsonunda Doların tekrar 1,40’lar düzeyine gelmesi beklenmektedir.

ABD ile Çin arasındaki ilişkiler bu konuda belirleyici olacaktır. Bu nedenle kısa dönemli çalkantılar çok olacaktır. Spekülatif hareketler devam edecektir, altın gibi emtia fiyatlarında yükselmeler ve dalgalanmalar devam edecektir.  

Dünyada temel ürünlerin ve girdilerin fiyatları çok oynak olacaktır. 

Sonuç olarak bir tarafta ekonomide toparlanma vardır, talep canlanmaktadır, fırsatları görmek gerekir. Ama diğer taraftan da herkes ekonomideki ve sektörlerimizdeki risklere karşı dikkatli olmalıdır.  

Değerli arkadaşlar,
Geçenlerde Sayın Şükrü Kızılot’un bir kez daha gündeme getirdiği bir konu bulunuyor. Devletin sigorta, bağ-kur primi ve vergi alacağı olarak toplam 100 milyar liralık alacağı var.  

Özel sektörün ve belediyelerin 22 milyar sigorta prim borcu bulunuyor. Yarısı gecikme cezası olmak üzere 40 milyarlık bağ-kur prim borcu var. Yarısı gecikme cezası olmak üzere 40-50 milyarlık vergi borcu bulunuyor. Bu kadar borç ne ödenebilir ne de tahsil edilebilir. Bir vergi affına kesinlikle karşıyız, ama gecikme cezaları indirilmeli, borç bir takvime bağlanmalı, hem Devlet gelir sağlamalı hem de özel sektör bu borç yükünü azaltma imkânına kavuşmalıdır. Tabii bu arada kayıtdışı konusunda da artık ciddi bir gelişme sağlanmalıdır. Bunları yapmadıkça, bunları gündeme almadıkça ülkede yoksulluk önlenemez, yoksulluk önlenmedikçe bu siyasal sorunlar çözülemez. 

Şu anda Türkiye düşük büyüme sürecindedir. Bu süreç KOBİ’ler ve esnaf için olumlu değildir. Bu nedenle Büyük Mağazalar yasası lobilerin değil, esnafın ve üreticinin lehine olacak şekilde çıkarılmalıdır. Burada bir hususu daha tekrarlamak istiyorum.

Bizim söylediğimiz Alışveriş Merkezleri kapansın falan gibi bir şey değildir. Yer ve sayı planlamasını istiyoruz. Özel markanın azalmasını, yerel ürünlere raflarda yer verilmesini, ödemelerin üreticiyi ve tedarikçiyi mağdur etmemesini istiyoruz.

Son krizde işveren sayısında 120 bin, kendi hesabına çalışan kişi sayısında 300 bin azalma görülmektedir. Biz buna esnaf işsizliği diyoruz. İşte sorun budur. Aynı gelişmeyi Antalya’da da tespit ediyoruz.  

Bağ-Kur üye sayısı 2007-2009 arasında 12 bin civarında azalmıştır. Aynı şekilde bölgemizde kendi hesabına çalışan kişi sayısında da 2005’ten sonra 20 bin civarında azalış kaydedilmiştir.

Bunların dışında işsiz sayısındaki artışın kaynağına bakıldığında da zaten bu durum görülmektedir. Dolayısıyla, burada hem ekonomik hem de sosyal bir sorun, bir kayıp yaşanmaktadır. Bizim dikkat çekmek istediğimiz, üzerinde durduğumuz konu budur. Bu sorunun tek nedeni hipermarketler değildir. Ama diğer taraftan bir hipermarketlere bir de semt pazarlarında satılan gıda dışı ürünlere bakarsanız esnafın ne ile karşı karşıya olduğu anlaşılmaktadır.

Değerli arkadaşlarım,
Bu sorunlara rağmen, biraz önce söylediğim gibi, ekonomide bir toparlanma vardır ve bunu Antalya’da da görüyoruz. Nitekim komite raporlarımız önceki aylara göre daha olumlu görünmektedir.  

İlimizdeki kredi kullanımında son aylarda yükselme başlamıştır.

2009’un ilk sekiz ayında krediler 11 milyar 800 milyon TL’de donmuşken, Kasım ayında 12 milyar 600 milyon TL’ye yükselmiştir.  

İhracat ve turizm verileri şimdilik olumlu gitmektedir.

Bizim faaliyetlerimizde de önemli bir yoğunlaşma içerisindeyiz:

·        Kurumsal kimlik çalışmamızı 15. ve 42. Grubumuzla birlikte son aşamaya getirdik.

·         Kongre bürosu çalışmaya başladı.

·        Geçen ay tur operatörlerimiz ve acentelerimizle Turizm Buluşmaları toplantılarını devam ettirdik.

·        Ben Dünya gazetesinin Nezih Demirkent’i anma toplantısında İstanbul’da konuşmacı oldum. Önemli bir topluluğa Antalya’yı ve ekonomik, sosyal sorunları anlattık.

 

·        Geçen hafta Rifat Hisarcıklıoğlu Başkanımız ve Ticaret Borsası Başkanımızla İstanbul’da YÖREX fuarı konusunda basın toplantısı yaptık. Nisan ayında yöresel ürünler fuarı yapacağız. Bu bizim yerel ürünlerin markalaşması ve yerel ürünlere hipermarketlerde özel yer verilmesi gibi hedeflerimizle de örtüşen güzel bir projedir.

·        Yine geçen hafta KOSGEB ve Üniversitemizle bir protokol imzaladık ve KOSGEB desteklerinden ilimizin daha fazla faydalanması ve üniversite-özel sektör işbirliği alanında iyi bir adım attık. KOSGEB Başkanımızla çok faydalı bir görüşme yaptık. KOSGEB Bölge Müdürlüğü’nün Antalya’da açılmasının gerekliliğini anlattım. Sayın KOSGEB Başkanı, önümüzdeki aylarda bunu gerçekleştirebileceklerini söylediler.

 

Bunlar dışında en önemli faaliyet olarak, uzun zamandır planladığımız soru konferansımızı gerçekleştirdik ve çok güzel ve yararlı bir çalışma yaptık, katkı sağlayan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

 

Sizlere sonuç raporları bir dosya haline getirildi sanıyorum herkese ulaştırıldı.

Bunların yanı sıra, yerel bir televizyonumuzla program anlaşması yaptık. Bu programla sektörlerimizin sorunlarının ve çözüm önerilerinin daha etkin tartışılmasını ve kamuoyuna aktarılmasını amaçlıyoruz. Program 2 Martta Ekonomi Vizyon adıyla Salı akşamları ART Televizyonu’nda yayınlanacaktır. Programı bir takvimle meclis üyelerimize açacağız. Meclis üyelerimiz sektör sorunlarını bu programda kamuoyuna anlatma fırsatı bulacaklardır. Yönetim kurulu faaliyetlerine komitelerimiz ışık tutmaktadır; Komitelerimiz ciddiyetle çalışmalarına devam ediyor.

Bazılarına burada değinmek istiyorum.

·      12. Grubumuz sektör için satış ve pazarlama eğitimi organize etmektedir.

·     13. Grubumuz kent merkezinde ağaç dikme kampanyası girişiminde  bulunmuştur.

·       15. Grubumuz meslek liselerinde Matbaacılık Bölümlerinin ziyareti ve ara eleman sertifika programı çalışması başlamışlardır.

·       19. Grubumuz Endüstri Meslek Lisesi atölyelerine katkı sağlamışlar ayrıca bir ilkokulumuza kitap desteği vermişlerdir.

·         25. Grubumuz bilişim alanında güzel bir etkinlik hazırlamaktadır.

·         53. Grubumuz Sosyal Güvenlik Kurumu ile toplantı organize etmektedir.

·         Bunun dışında 10. Grubumuz Turizm bölgelerinde otellerin karşısındaki ‘baraka’ işyerleri sorununu gündeme getirmiştir. Buralarda çeşitli sorunlar olduğu görülmektedir.

 

İlgili kurumların bu sorunlara ciddiyetle eğilmesi gereklidir.

·         24. grubumuz asansör sektöründe CE belgesi denetimi konusundaki sorunlara işaret etmiştir.  

·        16. Grubumuz toplu işyerleri konusunda çalışma yapmış ve ayıplı sıvı yakıt kullanımına dikkat çekmiştir. İnşaat sektöründeki gruplarımız İmar yönetmeliği ve özellikle Enerji Performansı yönetmeliği konusunda çalışmışlardır.

·         43. Grubumuz Meclis tutanaklarının e-mail ile gönderilmesini talep etmektedir.

·         45. Grubumuz Tabela kirliliği konusunu ve belediyelerin tabela standartlarını denetlemesi gerektiğini gündeme getirmiştir. Komitemiz aynı zamanda Tramwayın faydasının araştırılmasını ve buradaki trafik konusunun ele alınmasını istemektedir.

·         36. Grubumuz oto galerilerinin taşınması ve toplu işyerleri konusu üzerinde durmuşlardır.

Görüldüğü gibi, Komitelerimizin konularının çoğu belediyelerimizin çalışmalarıyla, özellikle Büyükşehir Belediyemizin çalışmalarıyla ilgilidir.

Bugün burada bu konudaki en üst düzeyde kişi olan Sayın Başkanımız’la bu konuları tekrar ele alacağız.

Bildiğiniz gibi, biz yerel seçimler öncesinde ve sonrasında Sayın Başkanlarımıza genel taleplerimizi ve beklentilerimizi sunduk. Daha sonra da somut önerilerimizi sık sık Sayın Başkanımıza götürdük.

Büyükşehir Belediyemizden özellikle birkaç alanda ilerleme sağlanmasını ve Odamızla işbirliğinin geliştirilmesini bekliyoruz.  

Sayın Başkanım,
Sayın Meclis Üyelerimiz,
Bilindiği gibi, kentimizin en önemli sorunlarından birisi ulaşım altyapısının yetersizliğidir. Ulaşım master planının acilen tamamlanması ve uzun dönemli bir vizyonun ortaya konulması gereklidir.

Ulaşım akslarımız, toplu taşıma sistemimiz yetersizdir.  Trafik güvenliği ciddi bir sorundur. Cadde kenarı parkları ve otoparklar sorundur.

Çevre yolu çok ciddi bir sorundur ve bir ilerleme var mıdır, bilmiyoruz. 

İkinci önemli konu, sağlıklı kentleşme konusunda radikal bir değişim ihtiyacıdır. Kent merkezinde eskimiş ve tıkanmış bölgelerde kentsel dönüşüm projeleri devreye girmelidir.

Görüntü kirliliği ortadan kaldırılması veya hızla azaltılması gereklidir. Antalya’nın betonlaşması 100 yıl önce olmamıştır, halen devam etmektedir.

Belediyelerimiz uyumlu kat yüksekliği, uyumlu renk ve mimari konusunda bir çalışma ve denetim yapıyorlar mı, bilmiyoruz veya göremiyoruz. Bu kadar uyumsuz kat yükseklikleri halen nasıl devam ediyor, anlamakta güçlük çekiyoruz.  

ATSO bu şehrin sahibi olan kurumlardan birisidir. Bugüne kadar bu kadar yanlış yapılmışsa, bunda bizim sessiz kalmamızın da rolü vardır.

Arkadaşımıza ayıp olmasın, başkanlarımıza ayıp olmasın, karşımıza almayalım diye Odalar susar, basın susarsa geriye doğru dürüst bir Antalya kalmaz. 

Üçüncü sorun, Kaleiçi ve kent merkezinin canlandırılmasıdır.

Kaleiçi konusunda Sayın Başkanımıza ve Valimize sunduğumuz proje konusunda güçlü bir birliktelik için çalışıyoruz. Kaleiçi ve kent merkezinde Büyükşehir, Muratpaşa ve Özel İdare ve diğer kurumlarla yoğun bir işbirliği içerisinde olmalıyız. 

Kent merkezinin çok kapsamlı bir proje ile 24 saat yaşayan kültür-sanat, alışveriş, gastronomi ve eğlenme merkezi olarak tasarlanması gereklidir. Buradaki fiziki yapı dışında, ticari yapı da dönüşmek zorundadır.

Açıkta satılan dönerlerin yerini şık restoranlar, işporta tezgahlarının yerini marka mağazalar almalıdır. 

Büyükşehir belediyesi ile dördüncü konumuz toplu işyerleridir. Bu konuda sayın başkanımızın desteğiyle belirli bir ilerleme sağlanmıştır. Bu çalışmanın hızlanması zorunludur. Toplu işyerleri projesi esnaf ve Antalya için bir kurtuluş projesidir. Bu proje ile sektörlerin sorunu azalmış olacaktır. Kentimizde görüntü kirliliği, trafik sorunu, binalara risk yaratan işyerleri sorunu çözülmüş veya önemli ölçüde azaltılmış olacaktır.

Beşinci konumuz Belediyelerimiz, Oda ve diğer ilgili kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliği için düzenli çalışan bir mekanizma veya bir kurul oluşturulmasıdır.  

Kaleiçi’nden çevre yoluna, Antalya’nın suyundan imar planına kadar tüm gelişmelerden Odamızın ve diğer ilgili kurumların haberinin olması, hem kent hem de belediyemiz için yararlı olacaktır.

Düzenli koordinasyon ve işbirliği ile daha etkin çalışmamız ve ortak proje üretmemiz mümkün olur.  

Stadyum, kongre merkezi gibi konularda bütün kurumlar olarak birlikte çalışmamız gerekir.

Bu konuları sayarken şu önemli hususu özellikle vurgulamak gereğini de hisssediyorum. 

Antalya olarak bu birliktelik konusunda genel bir zayıflığımızın, hastalığımızın olduğunu kabul etmeliyiz.

Yerel siyasette önemli projeler ve konularda işbirliği gerekirken, kısır kişisel ve grup çekişmelerinin devam ettiğini görüyoruz.  

Ulusal siyasette görülen sorunları yerel siyasette de görmekten üzüntü duyuyoruz. Turizmin başkenti bir kentte, bu kadar mali imkansızlıkta, bu kadar kentleşme sorunu içerisinde kavga etme lüksünün bulunabilmesi gerçekten şaşırtıcıdır.

Bu kavgaların nedeni ideolojik farklılık mıdır? Kentleşme konseptleri mi farklıdır? 21. Yüzyıl Antalya’sının büyük projeleri konusunda fikir ayırılığı mı vardır?  

Betonlaşmanın önlenmesi konusundaki önlemler konusunda mı fikir ayrılığı vardır? Turizmin 12 aya yayılması konusundaki öneri ve çözümler mi farklıdır?

Değerli arkadaşlar, 
Bu kadar çekişmenin, bu kadar dedikodunun nedenleri bunlarsa çözüm kolaydır. Bu fikirler tartışılır ve kamuoyu hakemlik yapar. Yok eğer, hangi kurumda olursa olsun, Antalya’daki bütün bu çekişmeler, kişisel yer kapma hırsından kaynaklanıyorsa, çok üzüntü verici bir durum var demektir.  

Eğer durum buysa, bu, Antalya’nın adı büyük, kendisi küçük demektir. Dedikodu yerine açık iletişimi başarmamız, eleştiri ile birlikte aktif çalışmayı da aynı anda yapabilmemiz gerekiyor. Bunun aksi ne Antalya’ya ne de bizlere yakışır.

Ben Antalya olarak, böyle olmadığımıza, kentimizin menfaatlerini herşeyin üzerinde tuttuğumuza, herkesin Antalya için yüreğini ortaya koyduğuna, önemli konularda herkesin omuz omuza verebileceğine, Antalya için herkesin kendisinden fedakarlık yaptığına ve yapacağına inanıyorum, güveniyorum.  

Antalya olarak EXPO 2016 gibi projelerimiz var, 2016 Avrupa futbol şampiyonluğu hedefi var. Antalya Türkiye’nin vitrini, gözbebeği. Bu bizim hepimizin gururu, onurudur. Şehrimiz başarılı olacaksa, ancak herkesin ortak çalışmasıyla, işbirliğiyle, fedakarlığıyla başarılı olacaktır.

Yanlış söylüyorsak, yanlışımızı söyleyin, memnuniyetle kabul edelim. Ama doğru söylüyorsak da Antalya olarak gereğini yapalım. Bunu yapabileceğimize, başarabileceğimize gönülden inanıyorum.

Hepinize yürekten sevgi ve saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum.

  

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Fuar