63.Garanti Andolu Sohbetleri Antalya Toplantısı

9 Nisan 2010 Cuma

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Valim,
Sayın Büyükşehir Belediyesi Başkanım,
Garanti Bankasının Sayın Genel Müdürü,
Dünya Gazetemizin Çok Değerli Yöneticisi ve Panel Başkanımız,
Değerli Katılımcılar ve Konuklar,

Öncelikle bu güzel toplantı için Sayın Özen’e ve Sayın Arolat’a teşekkür ediyorum. Geleneksel Anadolu Sohbetlerinin en fazla yapıldığı illerden birisi olarak, toplantının her yıl artan kalitesinden duyduğum mutluluğu ifade ederek başlamak istiyorum.

Gerçekten, çok nitelikli ve yararlı konuşma ve sunumlar izledik. Ayrıca çok verimli bir beraberlik sağlanmış oldu.

Sayın Akat Hocamız ve Sayın Dixon’ın konuşmacı olarak seçilmiş olmaları da ayrıca bizim için çok değerli bir katkı oldu. Çok yararlandık, teşekkür ederiz.

Değerli konuklar,
Genellikle biz, bir sektör iyi durumdayken o sektörü pek konuşmayız. Bu yıl turizmde iyi bir yıl beklememize rağmen, turizmi konuşuyor olmamız başlı başına bir yeniliktir. Elbette güzel bir yeniliktir. Burada, Sayın Öger, Sayın Barut ve Sayın Baraner sektörün içinden kişiler olduğu için, ben konuyu daha fazla Antalya açısından ele alacağım.

Şüphesiz ki, turizm çok geniş kapsamlı, bileşke bir üründür. Antalya’da Bakanlık Belgeli 800’den fazla konaklama işletmesi, bine yakın seyahat acentesi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra binlerce belediye belgeli otel ve pansiyon vardır. Diğer tarafta ise 45 bin civarında ticari işyeri bulunmaktadır ki, bunların çoğunluğu turizmle bir şekilde bağlantılıdır.

Biz geçtiğimiz günlerde yaptığımız bir ankette Meclis üyelerimize turizmle ilgili ticari bağlarını sorduk. Yüzde doksana yakını doğrudan veya dolaylı olarak işlerinin turizmle ilişkisi olduğunu belirtmişler. Bu çok yüksek bir orandır. Antalya tarımda da güçlü bir bölge olmasına ve aldığı göçle gelişen bir iç pazara sahip olmasına rağmen, turizm odaklı gelişmenin alternatifi yoktur. Bununla birlikte, Antalya turizmi dediğimizde aslında karmaşık bir kavramdan söz ediyoruz. Bugüne kadar turizm önemli ölçüde sahil şeridi ile sınırlanmış biçimde gelişmiştir. Yani Antalya tam olarak bütünleşmemiş iki yapıya sahiptir: bir tarafta kıyı şeridi ve diğer tarafta iç bölgeler söz konusudur. Bu bölünme şüphesiz ki, bilinen nedenlerle zorunlu olarak gerçekleşmiştir. Fakat artık bu yapının sürdürülebilir olduğunu söylemek giderek zorlaşmaktadır. Konaklama sektörümüz ürün yenilemek ve çeşitlendirmek, kıyı şeridinin gerisi ise gelişmek için turizme entegre olmak zorundadır. Bu konuda elbette yaptıklarımız, yapabileceklerimiz var, ama aynı zamanda yapmamız gereken fakat zor olan işler de var. İzin verirseniz çok kısa olarak bunlara değinmek istiyorum.

Değerli konuklar,
Geçen yıl Ticaret ve Sanayi Odası yönetimi olarak dört yıllık çalışma programımızı belirlerken, Antalya ekonomisine; turizmine, ticaretine, sanayisine en çok hangi alanda katkı yapabiliriz diye düşündük.

Turizmin çeşitlenmesi için, kent merkezinin cazibe kazanması için, kentimizin nitelikli bir kimlik kazanması için, üyelerimizde ve Antalya’da genel bir farkındalık yaratmak için, en uygun alanın kültüre yatırım yapmak olduğuna karar verdik.

Kent merkezimizdeki eski hizmet binamızı özgün bir mimari ile yenileyerek veya Kaleiçi’nde tarihi bir binayı alarak bir kültür merkezi gibi değerlendirmeyi düşündük. Daha sonra ise bu düşüncemizi bir Antalya şehir müzeleri projesi içerisinde gerçekleştirelim dedik ve bu yöndeki düşüncemizi değerli yetkililerimizle paylaştık.

Biz 2009 yılını Diyalog yılı ilan etmiştik. Bu yılı markalaşma yılı olarak ilan ettik ve o yönde çalışıyoruz. Gelecek iki yılın birisinde yenilik ve çevre konusuna, dördüncü yılımızda ise kültür konusuna odaklanmayı planlıyoruz. Dolayısıyla uzun dönemli hedefimiz, Antalya’da kentin ve ekonominin, özellikle turizmin, kültür odaklı gelişmesi ve ticaretin de böyle bir yapıdan beslenmesidir. Dolayısıyla bu konuda artık hep birlikte önemli adımlar atacağımızı ümit ediyorum. Antalya’da Kaleiçi’nden başlayarak tarihi miras ve kültür değerleri odaklı bir gelişmeyi gerçekleştirebileceğimize inanıyorum. Kaleiçi’ndeki tarihi mekanların Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restorasyonlarının biran önce tamamlanmasını ümit ediyoruz. Bunun için Vakıflar Bölge Müdürlüğü nezdinde girişimde bulunduk.

Yivli Minare, Kesik Minare, Mevlevihane, Kültür ve Turizm Müdürlüğü binası gibi mekanların ve yapıların Antalya Şehir Müzeleri ve Sergileri olarak bütünsellik arz eden bir konseptle düzenlenmesini arzu ediyoruz.   Kültür ve Turizm Bakanlığı destek verdiği takdirde Sayın Valimiz ve Belediye Başkanımızla, TÜROFED, AKTOB ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarımızla bu konuda düşünce ve eylem birliğini sağlamış bulunuyoruz. Bu çerçevede başlamış olan Antalya Tanıtım Şirketi projesi bürokratik bir sorunla karşılaşmadığı takdirde çok olumlu sonuçlar alabileceğimizi ümit ediyoruz. Bu arada AKTOB, ATAV ve diğer ilgili kurumlarla birlikte Antalya Kongre Bürosunun çalışma altyapısını da kurduk. Bu alanda da daha aktif olacağımıza inanıyorum. 

Bu çalışmalar başarıyla sonuçlanırsa, turizm sektörümüz kent turizmi ve kültür turizmi ile ürün çeşitlendirmesi imkanına kavuşacaktır. Kent ve kıyı turizmini entegre edebileceğiz. Dahası bu oluşumlarla Antalya’da destinasyon yönetimi modelini de bir ölçüde hayata geçirmemiz mümkün olacaktır. Bunlar yapabileceğimiz, başarabileceğimiz hedeflerdir. Fakat bir de çözümü zor olan sorunlar bulunmaktadır.

Önce genel olarak dikkat çekmek istediğim bir konu, son dönemde turizmde maliyet artışlarının önem kazanmasıdır.  Sektörümüzün en önemli girdisi olan gıda ürünleri fiyatları enflasyonun üzerinde artmaktadır. Buna karşılık sektörün döviz cinsinden fiyatları TL olarak sabittir. Döviz kuru 1,5 yıl önceki düzeydedir ve Euro/Dolar paritesi de bu yıl sektörün lehine değildir. Ekonomi yönetimi ihracatçı sektörlerin ve turizm sektörünün bu sorununu dikkate almak zorundadır.

Önemli bir konu olmasına rağmen bu konuyu uzatmayacağım.

Ben daha çok Antalya ile ilgili iki konu üzerinde durmak istiyorum.Antalya’da iki alanda bir davranış tarzı değişikliği yaratmamız gerekiyor. Birincisi turizmle ilgili hizmet sektörlerinde imaj zedeleyici davranışları önlememiz gerekiyor.

Daha açık konuşmak gerekirse, birçok az gelişmiş ülkede de görülen turisti kolundan tutup çeken kişilerle yeterli mücadeleyi başaramıyoruz. Bu konuda yasal boşlukların ortadan kaldırılması gerekiyor. Bir başka davranış değişikliği ise Antalya’daki çirkin yapılaşma konusunda gerekiyor. Bu, özellikle yöneticilerin üzerindeki seçmen baskısı düşünülünce çok zor bir konudur.  Ama buna rağmen artık radikal bir değişimin başarılması gerekmektedir.

Antalya il merkezi ile ilçe merkezleri ile kentlerini turizm kentlerine dönüştürmelidir. Bu, elitist bir düşünce değildir. Turizmde ve genel ekonomik gelişmede sürdürülebilirlik için bunu yapmalıyız. Antalya’da kırsal turizm, kongre turizmi, gastronomi turizmi, sağlık turizmi gibi alanlarda gelişmek için kentlerimizin turistik kimliğini güçlendirmek durumundayız.

Değerli konuklar,
Bu kentin nüfusu yarım yüzyılda 20 kat, son çeyrek yüzyılda 4 kat artmıştır. Son yıllarda nüfus artışı hızı binde 40’lardan binde 30’lara düşmüş olsa da büyüme devam etmektedir. Halen 1 milyon civarındaki şehir nüfusumuzun 15 yıl sonra 2 milyonu aşacağı gerçeği üzerinde hep birlikte düşünmeliyiz. Bu konuda belediyelerimiz üzerinde çok büyük bir baskı olduğunu görüyoruz. Bir taraftan seçmen baskısı, diğer taraftan gelir yetersizliği karşısında çözüm kolay değildir.

Kent rantı Türkiye’nin bir gerçeğidir. Fakat artık bu konuda sağlıklı bir gelişim için gerekli kurumsal yapının yaratılması zamanıdır.

Benim üniversitede, iktisat öğrenciliğim dönemlerinde kurumsal iktisat konusundan fazla söz edilmezdi. Fakat günümüzde kurumsal yapının gelişme üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılmış durumda. Türkiye’nin mutlaka bu konuda bir yapısal değişim yaşaması, kurumsal yapının demokratikleşmesi, şeffaflaşması ve etkinleşmesi gerekiyor. Yanlış tercihler yönündeki seçmen baskısının azaltılması için sivil toplum katılımı mutlaka kurumsal bir yapı kazanmalıdır.

Ticaret ve Sanayi Odaları, sektörel planlama, sertifikasyon, denetim konularında daha fazla yetkilendirilmelidir.

Sivil toplum karar mekanizmasında daha güçlü bir şekilde yer almalıdır. Sivil toplum örgütleri arasında gerekli işbirliğinin, güç birliğinin sağlanması da üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.

Değerli konuklar,
Biz bu konularla uğraşırken, dünyanın gündeminde daha farklı konular bulunmaktadır. Sayın Dixon gelecek trendleri ile ilgili örnekler verdi.

Geleceğin önemli konularından birisi küresel ısınmadır. İspanya bu yıl turizmde tanıtım konseptini, küresel ısınma riskini dikkate alarak oluşturdu. Böylece kıyı ve deniz turizmi dışındaki imajını güçlendirmeye çalışıyor.

Küresel ısınma, çevrenin, su kaynaklarının korunması bizi de çok yakından ilgilendiren konulardan birisidir. Bu nedenle gelecekteki risklere, muhtemel senaryolara karşı hazır olmamız gerekiyor. Öte yandan Antalya gibi bir turizm devi, dünyada güçlü bir imaj için çevre alanında daha iddialı olmalıdır. Örneğin karbon emisyonunun azaltılması gibi somut hedeflere yönelmemiz gerekmektedir.

Genel olarak turizmde ve özellikle bu konularda 2016 EXPO organizasyonu aslında iyi bir ilerleme fırsatı yaratmaktadır.

Antalya olarak eylem birliği yaptığımız Çiçek ve Çocuk temalı EXPO hedefinin, aslında toplumsal farkındalık yaratmak için de önemli olduğuna inanıyorum.  2016 hedefi Merkezi İdare ve yerel kurumların ortak çabasıyla Antalya’da kalıcı bir dönüşümü başlatabilecek bir adıma dönüşebilir.

Değerli konuklar,
Süremi aşmak ve sizleri daha fazla yormak istemiyorum. Bizim görevimiz bir taraftan farkındalık yaratırken, diğer taraftan da topluma ümit ve güven vermektir.

Biz ulus olarak geç başlar, ama çabuk yol alırız. Türkiye’nin dinamizmi de buradan gelmektedir. Eğer, bütün kurumlarımızı, ortak bir vizyon etrafında, çeşitli engellerden etkilenmeden bir arada tutabilirsek ki, Antalya bugün bunu başarmaktadır, hızla ilerleyeceğimize inanıyorum. Antalya’nın bugün ulaştığı güç gelecekte de başaracağımızı gösteriyor.

Bu düşüncelerle, sözlerimi tamamlarken, herkese tekrar teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

                                                                                                        

 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2020 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
TS 10002