ATSO 124.Kuruluş Yıldönümü-Nisan Ayı Meclis Toplantısı

23 Nisan 2010 Cuma

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Meclis Başkanı ve Divan Üyeleri,
Değerli Meclis Üyesi Arkadaşlarım,

Bu güzel ve anlamlı günde hep birlikte olmaktan duyduğum onur ve mutluluk ile hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 90. ve Odamızın 124. Kuruluş Yıldönümü herkese, hepimize kutlu olsun.

90 yıl önce bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni toplayan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Türkiye’nin her yerinden ve Antalya’dan Meclise gidip onunla omuz omuza fedakarca çalışan kişileri rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Bugün ayrıca, Odamızı kurup, bugüne getiren herkesi saygı ve şükranla anıyoruz. Ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet diliyoruz, hayatta olanlara sağlık ve başarı diliyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Değerli arkadaşlar,
Cumhuriyetimizin demokratik yönünü temsil eden, millet egemenliğini temsil eden veya etmesi gereken Millet Meclisimiz bugün 90 yaşındadır. Gazi Mustafa Kemal, meclisi açmakla kalmamış, bir muhalefet partisi kurulmasına da ön ayak olmuş ve demokrasinin temellerini atmıştır. Fakat, bugün siyaset hayatımızdaki gerginlikler, özellikle de son günlerde siyasetçilere yapılan saldırıların artması, asker ve polisimize yapılan hain saldırılar, demokrasinin ülkemizde hazmedilmemiş olduğunu demokrasinin her bakımdan güçlenmesine olan ihtiyacı bir kez daha gösteriyor. Bu 90. Yıldönümünde, ülkemizde demokrasinin, seçim kanununun, siyasi partiler kanununun da bir değerlendirilmesi yapılmalıydı. Anayasa değişikliği tartışmalarında bu yönde bir uzlaşmanın sağlanmış olmasını ve katılımcı demokrasiyi güçlendirecek düzenlemeler yapılmasını ümit ederdik.  Bu önemli günde herkesin bu konuları bir kez daha kapsamlı bir biçimde düşüneceğini umuyorum.

Sevgili arkadaşlarım,
Bu arada unutmadan 15 Nisan’da yapmak istediğim kahvaltı buluşmasının iptali için sizlerden özür diliyorum. 

Bildiğiniz gibi, Sayın Başbakan’ın işsizlikle ilgili Odalar Birliğine, dolayısıyla bütün iş alemine yaptığı eleştiri konusunda Odalardan gelen talepler üzerine Ankara’da bütün Oda ve Borsa Başkanları ile toplantı yapıldı. Oda ve borsalardan bu konuda çok büyük talepler geldi. Toplantı sonrasında son derece sağduyulu ve sakin bir açıklama yapıldı. Açıklama bizim web sayfamızda da yer almaktadır. Bütün odalar camiası olarak temel dileğimiz, milletimizin huzur ve güveninin, ekonomik istikrarın ve gelişmenin sağlanması için Odaların siyasi etkilerden uzak bırakılmasıdır. Son yıllarda Odalar Birliği ve bütün Oda ve borsalar bu konuda azami dikkat içerisindedirler. Bu anlayışla Oda ve Borsalar toplantı bildirisinde bir nokta özellikle vurgulanmıştır. 

2002-2007 döneminde 3,5 milyon kişiye özel sektör istihdam sağlamıştır. Çünkü Hükümet ile iş dünyası arasında diyalog mekanizması iyi işliyordu ve ekonomide reformlar yapılıyordu, ayrıca dış dünya şartları elverişliydi. İşsizliğin artması, işten çıkarmalardan değil, küresel krizden, yapısal sorunlardan ve ekonomideki reformların yavaşlamasından kaynaklanmaktadır. Talep olmadan, iş olmadan, üretim artışı olmadan, yeni yatırımlar olmadan istihdam artamaz. Dolayısıyla bu işsizlik öyle piyasa ekonomisi dışı yaklaşımlarla çözülecek bir sorun değildir. Biz hem ATSO hem TOBB olarak esnaf işsizliği sorununu rakamlarla ortaya koyduk ve büyük mağazalar kanunu ile esnafın korunmasını istedik.

Sayın Sanayi Bakanımız bir esnaf stratejisi de hazırlattı. Konunun bu şekilde gündeme getirilmiş olması dahi büyük aşamadır. Yapılması gereken, sadece istihdam değil, aynı zamanda bir sanayileşme ve teknoloji politikasını, eğitim seferberliğini, kamu-özel sektör işbirliği ile bir an önce başlatmaktır. TOBB olarak bu çağrıyı da yaptık ve bekliyoruz.

Değerli Meclis Üyeleri,
En azından bugün bu konularla vakit kaybetmeyelim. Bugün bizim de Oda olarak 124. Yaş günümüz. 124 yıldan bu yana Antalya ticaretinde, sanayisinde, tarımında, eğitiminde her alanda yer almış, Antalya’ya sahip çıkmaya çalışmış bir kurumuz. ATSO, Cumhuriyet’ten daha eski tarihi olan büyük ve çok köklü bir çınardır.

Sayın Valimiz Meclisimize geldiğinde anlatmıştı: Bu Meclis Kurtuluş Savaşı’nda İtalyanlardan silah satın alarak Anadolu’ya göndermiş bir meclisin devamıdır. Bu sorumluluk ağır bir sorumluluktur. Bugüne kadar da herkes bu yükü üstelenerek Odayı bugüne getirmiştir.

Meclisler değişmiş, kurullar değişmiş, başkanlar değişmiş. Herkes elinden gelen gayreti göstermiş, bir taş üstüne taş koymaya çabalamış. Bu uğurda fedakarlık etmiş, işini, ailesini ihmal etmiştir. Antalya’nın her alanında bu kurumun bir katkısı vardır. Tarım, sanayi, ticaret, turizm, tanıtımda, eğitim, kültür ve sosyal projelerde 5 çeyrek asır boyunca önemli katkılar sağlanmıştır.

Sevgili arkadaşlarım,
Biz bir meslek örgütü değiliz, yani sadece bir mesleğin mensupları burada yok. Biz iş dünyasının örgütüyüz. Tüccar da, doktor da, avukat da, sanatçı da bizim üyemiz olabiliyor. Biz aslında sadece otuz binden fazla üyemizi temsil etmiyoruz. Onların aileleriyle, çalışanlarıyla yüz binlerce kişiyi temsil ediyoruz. Peki, bütün bu tarihe ve çabalara rağmen 124 yaşındaki ATSO Antalya’ya yeterince sahip çıkabiliyor mu?

Bu soruyu bu yıldönümünde kendi kendimize sormak durumundayız.

Geçenlerde bir gazeteci arkadaşımız Antalya’nın sahibi yok diye yazdı. Tabii ki, iyi niyetle yazdığını biliyoruz, ama ne olursa olsun, uyarı mahiyetinde de söylense bu söz ağır bir söz. Diğer taraftan Antalya’ya denizden bakan, Kepez üstünden bakan, Antalya’yı dolaşan insanların birçok kez bu soruyu sorduğunu da biliyoruz. Aslında Antalya tabiki, sahipsiz bir kent değildir. Bu kentin çok başarılı, çok fedakarca çalışan önemli bir Valisi var. Sürekli oradan oraya koşturan, başarılı belediye başkanları var.

Bu kentin 124 yıllık Odası var. Güçlü meslek örgütleri var. 

ATSO çok açıktır ki bu şehrin en önemli sahiplerinden birisidir. Çünkü ATSO geleneğinde seçim kaygısı, siyaset kaygısı yoktur. Peki, buna rağmen bu kente, ilimize yeterince sahip çıktık mı, çıkabiliyor muyuz diye sorarsak, tam olarak olumlu bir cevap vermek zordur.  Kent merkezinde hanutçular sezonu açtı diye gazeteler yazıyor. Emniyet, belediye, odalar olarak ekipler kuruyoruz. Ama hanutçuluk karşısında aciz duruma düşmüş bulunuyoruz. Kentin en turistik yerinde ticaretimiz işportaya dönüşüyor, iki liralık dürüm satılıyor, bunu önleyemiyoruz.

Antalya’da sit alanında dev ticaret merkezleri kurulmuşsa, 20 kilometrelik mesafede 10’dan fazla hipermarket ve AVM açılmışsa, çirkin yapılaşma bugün dahi devam ediyorsa bunda bizim de az bile olsa sorumluluğumuz yok mudur? Konyaaltı mahallesi, oradaki esnaf üç-dört yıldan bu yana çığlık atıyor, bizi bu TIR’lardan, kamyonlardan kurtarın diyor. Konu gelip, sanki az yapılaşma varmış gibi, yapılaşma oranında tıkanıyor, bir şey yapamıyoruz. Kaleiçi’nde siluet bozuluyor, karambolden gol atılıyor, nasıl olduğunu anlamadan seyrediyoruz.

Kepez’de yapılaşmayı artıracak kat yüksekliği kararı alınıyor. Oda olarak bu konularda elimizden bir şey gelmiyor.

Değerli arkadaşlar,
Antalya hem dünyanın en eski kentlerinden hem de dünyanın en yeni kentlerinden birisidir. Bu kentin nüfusu yarım yüzyılda 20 kat, 25 yılda 4 kat artmıştır. Son yıllarda nüfus artışı hızı binde 40’lardan binde 30’lara düşmüş olsa da büyüme devam etmektedir. Halen 1 milyon civarındaki şehir nüfusumuzun 10-15 yıl sonra 2 milyonu aşacağı gerçeği üzerinde hep birlikte düşünmeliyiz. Bu konuda belediyelerimiz üzerinde çok büyük bir baskı olduğunu görüyoruz. Bir taraftan seçmen baskısı, diğer taraftan gelir yetersizliği karşısında çözüm kolay değildir. Fakat artık bu konuda sağlıklı bir gelişim için radikal bir değişim zamanıdır. Buradan özellikle inşaat sektörümüze de şunu söylemek istiyorum. Artık arsa üretimi için ısrarcı olmak yerine, kentsel dönüşüm için ısrarcı olalım.

Antalya’da bina temeli atma törenleri yanında yıkma törenleri başlatalım. Bugünkü çirkin ve eski yapıları, yeşil alanı olmayan, caddesi, meydanı olmayan semtleri yıkalım. Yerine modern semtler kuralım. Hem kent değişsin, hem de herkes kazansın.

Kent içindeki bu vahşi yapılaşmayı artık durduralım. Gerekirse Döşemealtı gibi bölgelerde, arsa satışı yerine büyük uydu kent projeleri başlatalım. Bunları yaparsak Antalya kurtulur, turizm de, ticaret de değişir. 

Bir noktanın daha altını çizmek istiyorum. 50 yıl önce Antalya küçük bir şehir iken, Valiliğin ve diğer kurumların yetkileri ve bütçesi önemliydi.

Bugün ise Antalya’nın büyüklüğü karşısında hiçbir kurumun yetkisi ve bütçesi yeterli değildir. O nedenle hiçbir kurum tek başına Antalya’ya sahip çıkacak yetkiye ve bütçeye sahip değildir. Eğer kurumlar birlikte ve disiplinli davranmazsa Antalya’nın gerçekten sahipsiz kalma riski de bulunduğunu ihtimal dışı bırakmamak gerekir. 

İşadamları olarak uzun vadeli düşünmek zorundayız. 124 yıllık bir kurum olarak Antalya’ya sahip çıkmak bizim temel görevimizdir. O nedenle bu konularda Antalya’da bir anlayış değişikliğini başlatmamız gerekiyor ve hep birlikte bunun mücadelesini vermemiz gerekiyor.

Değerli Meclis Üyeleri,
Bu tarihi günde bu konuları tarihe not düşmek için dile getirdim. İzin verirseniz birkaç güncel gelişmeye de değinerek konuşmamı tamamlayacağım.

Geçen hafta İç Hat Terminali ve Kemer Yolu Tünelleri hizmete girdi. Önemli yatırımlardır. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. 

İzlanda’daki volkan patlaması nedeniyle binlerce turist Antalya’da mahsur kaldı. Fakat bazı tur operatörlerimiz ve konaklama tesislerimiz zarar etmek pahasına bu turistleri mağdur etmediler.

Sayın Valimiz de bu konuda öncülük etti, büyük gayret gösterdi. Bu konuda da hizmet eden, katkı sağlayan, fedakarlıkta bulunan herkese teşekkür ediyorum. Yine geçen hafta Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turnuvası yapıldı, TRT ve Eurosport’da canlı yayınla dünya Antalya’yı izledi. Gerçi tanıtım konusunda daha iyi bir organizasyon yapılabilirdi, ama yine de çok büyük bir organizasyondur. Bunun dışında değerli arkadaşımız Hamdi Güneş’in başkanlığını yaptığı Triatlon yarışı yapıldı. Bütün bu organizasyonlar Antalya’nın sporda ve uluslararası organizasyonlardaki önemini gösterdi. Katkısı olan herkese teşekkür ediyorum.

Oda faaliyetlerine gelirsek;
Garanti Bankası ve Dünya Gazetesi işbirliğiyle Anadolu sohbetleri toplantısı yaptık. Sayın Kültür ve Turizm Bakanı da katıldı. Sayın Bakana Kaleiçi konusundaki proje önerilerimizi de anlattık. Çok güzel ve yararlı bir toplantı oldu. Keşke, bütün Antalya o toplantıyı izleyebilseydi.

Odamızda düzenlenen Turizm Buluşmaları toplantımızda Rusya ve İran gibi pazarların durumu ele alındı, çok öğretici bir toplantı olduğunu belirtmek isterim. 

Serbest Bölgemizde üyelerimizin talebi üzerine Oda temsilciliği açtık. Bölgedeki firmaların işlemlerinin hızlanmasına önemli katkı yapacaktır.

Toplu İşyerleri için Büyükşehir Belediyesi Başkanı ile sürekli işbirliği içindeyiz. Ancak bürokratik düzeyde işler daha yavaş ilerliyor. Umarım ki, önümüzdeki günlerde hızlanma olacaktır.

Gelecek hafta YÖREX Fuarını yapacağız. Sayın Hisarcıklıoğlu Başkanımız da fuar için burada olacaklar. Odamızı ziyaret edecekler ve hep birlikte fuar alanına geçeceğiz. YÖREX için Ankara’da Tarım Bakanımızı ve Meclis Başkanı Sayın Şahin’i ziyaret ederek davet ettik, bu arada sektörel sorunları da anlattık. YÖREX Fuarı da bizim yerel markaların güçlenmesi hedefimize katkı sağlayan bir projedir, katılımlarınızı bekliyoruz.

Bildiğiniz gibi, bugün Kuruluş yıldönümümüz vesilesiyle 5. Antalya Türk Müziği Günleri’ni de düzenliyoruz. Bu organizasyon artık basit bir müzik etkinliği olmaktan çıktı, Türkiye’nin en büyük Türk müziği buluşmalarından birisi haline geldi. Başta Sayın Karabağır ve Güray Parlak arkadaşlarımız olmak üzere emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Antalya kültürüne bir hizmet olarak değerli araştırmacı Giray Ercenk’in Döşemealtı Kitabını da kültür yayınlarımıza eklemiş bulunuyoruz. Ayrıca Üniversitemizle ATSO tarihi araştırması için de çalışma başlattık.

Markalaşma Yılı etkinliklerimizi Mayıs ayında bir eğitim programıyla başlatıyoruz. Bu konuda örnek bir çalışma yapan Gaziantep Sanayi Odası ile de işbirliği yapacağız. Önce üyelerimize dönük çalışma yapacağız, bunu üst marka çalışması izleyecek.

Bu önemli günde, bütün hizmetleriniz, çalışmalarınız, katkılarınız için bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

İnanıyorum ki, Antalya’nın bu tarihi kurumunu, bu asırlık çınarını hep birlikte güçlü ve genç tutacağız, aldığımız noktadan daha ilerde bir noktaya taşıyarak görevimizi tamamlayacağız. Bu inançla tekrar bu çifte bayramınızı kutluyorum, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2020 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
TS 10002