ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter

Geleneksel Ödül Töreni

9 Aralık 2010 Perşembe

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu başkanı


Sayın Valim,
Sayın Milletvekillerimiz,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanım,
Büyükşehir Belediyemizin Sayın Başkanı,
Vergi İdaremizin Sayın Başkanı,
Değerli Konuklar,
Birliğimizin ve Odamızın Çok Değerli Mensupları,

Ödül Törenimize hoşgeldiniz, şeref verdiniz. Bu güzel beraberliği sağladığınız için hepinize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 
Yoğun temposuna rağmen, bizimle birlikte olmak için Antalya’ya gelen Değerli Başkanımızın aramızda olmasından büyük mutluluk duyuyoruz.

Aslında bu akşam aramızda Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Şahin, Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Ergün, Sayın Deniz Baykal ve diğer milletvekillerimiz de olacaklardı. Ancak, bugün Sayın Şahin Kuveyt Meclis Başkanını, Sayın Nihat Ergün İran heyetini ağırlıyorlar. Son anda olan bu değişiklik nedeniyle üzüntülerini bildirdiler.  Milletvekillerimizin de kurultay ve meclis çalışmalarının en yoğun olduğu dönemdeyiz. Bu ortama rağmen aramızda bulunan milletvekillerimize de teşekkürlerimi sunuyorum.
Ayrıca, bu güzel buluşmaya vesile olan, ödül alacak üyelerimizi de gönülden kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.  Şirket merkezleri Antalya’da olan, vergisini burada ödeyen üyelerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Yine bu vesileyle Antalya’da faaliyet gösteren tüm firmalara da merkezlerini buraya taşımaları ve vergilerini burada ödemeleri çağrısında bulunmak istiyorum.

Değerli konuklar,

Bildiğiniz gibi, Büyük Millet Meclisimizde üç partimiz biraraya gelerek Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanununun çıkarılması için uzlaşma sağladılar .Dün Ankara’da Birliğimizin düzenlediği 5. Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası, Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Nihat Ergün ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımlarıyla yapıldı. Orada Sayın Başkanımız bu kanunların uzlaşmayla bu yasama döneminde çıkartılacak olması nedeniyle Bakanlarımıza teşekkür ettiler. Aslında bu kanunların çıkması için her üç partimizi ve liderlerini ayrı ayrı ziyaret edip, uzlaşma sağlayan Sayın Başkanımızın çok büyük emekleri bulunmaktadır. Biz de kendisine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.Bu uzlaşma uzun zamandır Türk siyasetinde ve Meclisimizde görmek istediğimiz bir tablodur. Ümit ediyoruz ki, böyle devam eder ve siyasette bir normalleşme görebiliriz.

Değerli Katılımcılar,

Aksi halde siyasi gerginlik olduğunda kaybeden yine ülkemiz olmaktadır.Son birkaç gündür, Ankara ve İstanbul’da futbol maçlarında ve üniversitelerimizde olaylar görüyoruz. Gençlerimizin bir kısmı öfke dolu gösteriler yapıyorlar. Onlara karşı da güvenlik kuvvetleri şiddete başvuruyor. Bu nedenle başta siyaset adamlarımız olmak üzere herkesin öfke dolu, suçlama dolu, gergin konuşmalardan biraz vazgeçmesi gerekiyor. Eleştiri hakarete varmamalıdır. Hakaret ve suçlama kurumları ve ülkeyi yıpratır. Siyasetin fikir tartışması olması gerekir.  Fikir tartışmasını başaramazsak, düşünce zenginliğini geliştiremeyiz ki, bu çağda bir ülke için en büyük tehlike de budur. Temennimiz odur ki, son gelişmelerden herkes gerekli sonuçları çıkarabilecektir.

Sayın Valim,
Sayın Başkanım,
Değerli Konuklar,

2010 yılını geride bırakıyoruz. Türkiye ekonomisinde genel olarak ve dünyanın birçok ülkesine göre çok olumlu bir yıl yaşadık. Fakat buna rağmen endişelerimizin devam ettiği bazı alanlar da bulunuyor.  Bu konular da dün TOBB Sektör Meclisleri tarafından ekonomi yönetimine bir kez daha sunulmuştur. Biraz önce filmimizde; “Antalya, Türkiye’nin en büyük net ihracatçısıdır”, diyoruz. Bu, gerçekten de önemli bir konudur.Verilere baktığımızda, en büyük ihracatçı sektörümüz olan otomotivde net ihracat sadece 1,5 milyar dolardır.  Konfeksiyon veya giyim dışında net ihracatçı sektörümüz neredeyse yoktur. Sadece mermer veya sebze-meyve gibi bazı ürün gruplarını sayabiliyoruz. Türkiye, örneğin Güney Kore’nin Samsung şirketi kadar ihracat yapamamaktadır. Ekonomide bir kur sorunu, hatta bir kur çıkmazı olduğu inkar edilemez. Ama asıl sorun yapısal sorunlardır. Türkiye bir an önce eğitimde, bilimde, kültür ve sanatta, kurumsal yapıda, gelir dağılımında, sektörel politikada ve nihayet meslek ahlakında sıçrama yapmalıdır. Dolayısıyla iş etiği veya meslek ahlakı kurallarını çok hızlı geliştirmemiz gerekiyor. Aksi taktirde mevcut kanunların dar kalıpları ile sosyal ve mesleki ahlak korunamaz.Dünyanın nasıl değiştiğini hep birlikte izliyoruz. Dünya artık daha şeffaf, daha açık, daha verimli, daha demokratik bir dünya olmak zorundadır.   Bu değişimi iyi anlamak zorundayız.

Değerli konuklar,
Değerli Antalyalılar,

Bu akşam asıl konuşmak istediğim konu Antalya’dır, Antalya’nın geleceğidir.Antalya’nın sektörel sorunlarına girmeyeceğim. Bunları her zaman sizlerle paylaşıyoruz. Antalya ekonomisinde de 2010 yılı geçen yıllara göre daha iyi bir yıl olmuştur. Fakat, yapısal sorunlarımız yerinde durmaktadır.  Ticaret sektörümüz bütün sorunlara rağmen hızla büyümektedir. Daha 5-6 yıl önce 42 bin olan işyeri sayısı, bugün 58 bin seviyesine çıktı.
Antalya’da istihdamın % 60’ını mikro işletmeler sağlıyor. Ama en zayıf halka da bu kesimdir. Bütün ısrarlarımıza rağmen ticaretteki işyeri enflasyonu ve plansızlık önlenememektedir.  Bu yapı Antalya’da sermaye birikimini, markalaşmayı, yüksek kaliteye geçişi engelliyor diyoruz, ama  maalesef sorun devam ediyor.Turizm sezonunun bitmesiyle konaklama sektöründe 200 bine yakın kişi işsiz kalırken, turizm nedeniyle ticarette 200 bin, ulaştırma sektöründe de 70 bin kişi işsiz kalıyor. Bunların büyük bir kısmı da Antalya’dadır.  Dünyanın birçok yerinde, örneğin İtalya ve İspanya’da da deniz turizminin sezonu altı aydır. Ama oralarda bu sorunu küçük kent veya kasabalar yaşar. Antalya’da ise 300 bin kişi desek, bu zaten istihdamın üçte biri demektir. Bu hem Antalya hem Türkiye için ağır bir yüktür, ciddi bir kayıptır.  Bu sorunu tümüyle ortadan kaldıramayız, ama en azından azaltmak zorundayız. Bugüne kadar golf turizminde, sağlık turizminde, üçüncü yaş ve fuar turizminde birşeyler yapıldı. Kent altyapısında ilerleme oldu.Ama yetmiyor.

Bu şehirde Dünyanın her yerinden özel olarak gelinecek festivaller olmalı. Bugünkü haliyle yaptığımız festivaller yetmiyor. Bu şehirde yurtdışından insanların özel olarak geleceği restoranlar, özel olarak gelinecek eğlence yerleri olmalı. Özel olarak gelinecek alışveriş festivalleri, marka günleri olmalı. Özel olarak görülmeye gelinecek tarihi bir atmosfer olmalı. Bu şehirde sergileriyle dünyadan insanları çekecek müzeler, sanat galerileri olmalı. Bu şehirde sürekli büyük kongreler ve fuarlar düzenlenmeli. Bunların hiçbirisini fantezi olarak görmüyorum. Dünyada artık rekabet hızla bu noktaya doğru gidiyor.

Bu çerçevede Antalya’nın reçetesi, yani ilaçlar belli, fakat üç ana sorunumuz bulunuyor:
Birincisi, paramız yok, yani yatırım bütçeleri yetersiz.
İkincisi; finansman yaratacak veya az parayla çok iş yapacak kurumsal veya teknik kapasitemiz zayıf kalıyor.
Üçüncüsü; hiç para gerektirmeyen konularda, örneğin kentin güzelleşmesi konusunda ilerleme sağlayacak siyasi irade ve birliktelik yetersiz kalıyor.

Buna rağmen, şimdi kurumsal kapasite konusunda ilerleme sağladığımızı da burada ümit ve güvenle ifade etmek isterim. Kalkınma Ajansımız; geçen yıl yeniden yapılandırdığımız Kongre Büromuz; kurmak üzere olduğumuz Turizm  Tanıtım Şirketimiz; kurumlar arası koordinasyon ve Sayın Valimiz Başkanlığında yürütülen EXPO çalışmaları bu konuda sağlıklı bir ilerleme sağlamaktadır. Ama geriye barut sorunu; yani finansman sorunumuz kalıyor.Şimdi aciliyet veya önem derecesine göre bir sıralama yapacak olursak, birinci ve en acil ihtiyacımız çevreyolları ve ulaşım. İkincisi Kaleiçi ve tarih. Çünkü tarih, sadece turizm, yani kültür turizmi demek değildir. Burada Kentin kimliği ve kültürü sözkonusudur. Üçüncü acil konu kent merkezinde kentsel dönüşüm ile kötü yerleşim alanlarının temizlenmesidir. Bunlardan sonra sırada kongre merkezi, stadyum, opera veya kültür sarayı, spor salonu gibi tesisler gelmektedir. Daha sonra ise temalı park ve hipodrom gibi projeler sırada olmalıdır.Antalya bu projeler için alışveriş merkezlerine, arsa satmaya da mahkum olmamalıdır. Zaten artık nefes alacak alan da pek kalmamıştır. Dolayısıyla Hükümetimiz, Valiliğimiz ve Belediyelerimiz bir araya gelip, birkaç yıllık bir yatırım programı ortaya çıkarmalıdır.

Bu noktada iki çözüm yolu bulunmaktadır.
Birincisi 2016 EXPO organizasyonu fırsatıdır. EXPO için İstanbul’daki gibi kanunla bir ajans kurulabilir. Aynı şekilde projeler belirlenir ve finansman sağlanabilir.
İkinci çözüm yolu da Antalya’nın turizm gelirlerinden daha fazla pay almasının bir şekilde sağlanmasıdır  İstanbul Büyükşehir Belediyesine baktığımızda, konsolide bütçesi 18 milyar TL, yatırım bütçesi ise 7 milyar TL dir. Biz ise 400-500 milyon liralık bütçelerle turizmin başkenti ünvanını taşımaya çalışıyoruz. Bütçe farkımız, nüfus farkının çok  çok üzerindedir.

Değerli Antalyalılar,
Değerli arkadaşlarım,

Sorunların bir başka boyutunu da burada dile getirmek istiyorum. Görüntü kirliliği ve kötü yapılaşmayla mücadele için, kentlerimizin güzelleşmesi için, sadece paraya değil, ilkesel ve kararlı bir politikaya, katı bir denetime de ihtiyaç olduğunu inkâr edemeyiz.  Toplu işyeri alanları yaratmak; toptancıları, küçük sanayiyi şehir dışına taşımak, çağdaş trafik düzenlemeleri yapmak; kalite denetimini sıkılaştırmak için paraya ihtiyaç yoktur.
Fatih, İstanbul’u alırken diyor ki, “Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni !”…

Bu şehrin geleceğinde söz sahibi olmak isteyenler Fatih kadar olmasa da kararlı olmalıdır.  Yerel siyasetimiz kentimizin geleceği, doğru planlanması ve güzelleşmesi konusunda kararlı bir ortak duruş sergilemelidir. Her tür kararlı duruşta biz Oda olarak gerekli tüm desteği vermeye hazırız.Aksi halde, açık bir şekilde ifade etmek isterim ki, hiç kimse, hiç bir kurum, “ben bu kentin sahibiyim” diyemez, zaten diyememektedir.
  
Değerli konuklar,

Son bir sözüm de Oda olarak çok önem verdiğimiz kültür ve sanat konusunda olacaktır.
Eski hizmet binamızı yeni bir mimariyle kültür alanında değerlendirmek için yoğun çaba harcıyoruz. Bu konuda Kaleiçi’nde ve İstanbul’da çok değerli yatırımlar yapmış olan Sayın İnan Kıraç ile görüştük.  Ayrıca, İstanbul Modern’i kuran Eczacıbaşı ailesiyle, Sabancı Müzesi’ni kuran Sabancı grubu yetkilileriyle de görüşüyoruz.Bunun dışında Kaleiçi’ndeki tarihi yerler ile ilgili projemizi takip ediyoruz. Sayın Ertuğrul Günay Kaleiçi’nde Etnoğrafya Müzesi kurma müjdesi verdi. Büyükşehir Başkanımız Hıdırlık Kulesine el attı. Muratpaşa Belediye Başkanımızla üç kapılar burçları için görüşüyoruz. Bu çabaların olumlu sonuçlar vereceğine inanıyorum. Burada bankalarımıza da seslenmek istiyorum. Antalya kredi kullanımında Türkiye’nin dördüncü ilidir. Bankalarımızın ve Antalya’da önemli yatırımları olan gruplarımızın bu kültür varlıklarının ayağa kaldırılmasına katkı yapmalarını bekliyoruz.  Şu iyi anlaşılmalıdır ki, kültür ve sanatta gelişim olmadan yenilikçilik, yaratıcılık, tasarım, markalaşma gelişemez. Türkiye ekonomisinin gelişmesi, Türkiye’nin küresel bir aktör olabilmesi, kültür ihraç etmemize bağlıdır. Türkiye, küresel çapta kültür, değer ve norm üreten ve ihraç eden bir ülke olmalıdır.

Burada izin verirseniz Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha anmak istiyorum. Biraz incelediğimizde tarihe, kültür ve sanata bu kadar önem veren bir başka devlet adamımızın olmadığını görüyoruz. Merhum İnönü ve Bayar’dan başlayarak hiç kimse kültür ve sanat konusuna Atatürk kadar ilgi göstermemiştir. Mimar Sinan’ın heykelinin yapılmasını, Mevlana türbesinin Müze olmasını, Aspendos’un, Kaleiçi surlarının korunmasını isteyen, Antalya müzesi ile ilgilenen, Topkapı sarayının onarımını bizzat takip eden, Ankara’daki müzeleri ve senfoni orkestrasını kuran, o devirde ülkenin her şehrini dolaşıp, her yerde bu konuda öncülük etmiş bir devlet adamı... 

Tarih konusundaki bir sözüne dikkatinizi çekmek istiyorum: Diyorki;
“binlerce yılın hatırasını taşıyan tarih, medeniyet yolunda layık olduğun yeri sana parmağıyla gösteriyor. Oraya yürü ve yüksel! Bu, senin için hem bir hak, hem de bir vazifedir” …

Bu sözlerde, tarih vurgusu ve derinlik yanında halka güveni ve motivasyonu da görüyorsunuz.    Aslında ezber bilgilerin haricinde herkesin, hepimizin ondan ders alacağı daha çok şey bulunuyor.

Değerli konuklar,

Bizim bütün çabamız Antalya’da bu temeller üzerinde birlik ve beraberliğe ve böyle bir değişime katkı sağlamaya dönüktür.  Sayın Valimizle, değerli milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız, kamu kurumlarımız ve sivil toplum örgütlerimizle bu değişimin gerçekleşeceğine gönülden inanıyor ve bunun için kendilerine çok teşekkür ediyorum.Antalya’ya her zaman büyük ilgi gösteren, her tür sorunumuzun çözümüne destek veren, tarımda, sanayide ve turizmde tüm sektörlerin sorununa en üst düzeyde çözüm arayan Değerli Başkanımıza da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ödül alan üyelerimize tekrar tebrik ediyor, en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Siz değerli Antalyalılara, Odamız ailesinin üyelerine de şükranlarımı sunuyorum.

Şimdiden mutlu, güzel yıllar diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiDış Ekonomik İlişkiler KuruluTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2012 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Beceri 10
  • Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı
  • Antalya Çiçek Festivali
Bilgimap Haritacılık ve Mühendislik Ltd. Şti.