ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter

ATSO Ocak Ayı Meclis Konuşması

25 Ocak 2011 Salı

 Çetin Osman BUDAK
             Yönetim Kurulu Başkanı

Şahsım ve yönetim kurulumuz adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.
Bugün ödül verdiğimiz ve bizim için özel bir önem taşıyan ilçelerimizin vergi birincilerine de ayrıca tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Ümit ediyorum ki, bu yıl ATSO olarak ilçe toplantılarıyla kendilerini yerinde bizzat görüp dinleyeceğiz ve ilçelerimizin sorunlarıyla da daha yakından ilgileneceğiz.

Değerli arkadaşlarım,

Yeni yılın ilk meclis toplantısını yapıyoruz. Önümüzde uzun bir yıl var. 2011 yılından Türkiye ve Antalya ekonomisinde istikrarlı bir büyüme bekliyor ve diliyoruz. Bildiğiniz gibi yıllardır dile getirdiğimiz ve çaba gösterdiğimiz Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu meclisten tüm partilerin uzlaşmasıyla geçti. Bu yılın Ticaret ve Borçlar yasaları ile başlaması da beklentilerimiz doğrultusunda olumlu bir başlangıç oldu. Bu tür uzlaşmaların büyük mağazalar yasasında da sağlanabilmesini diliyoruz. Artık buna da zaman kalmadı. Daha öncede söylediğim gibi Mart ayında meclis tatile girecek. Önümüzdeki bir aylık dönemde çıkartılması için girişimlerimiz sürüyor.

Değerli arkadaşlar,

Burada bir konuya değinmek istiyorum. Bu yılın seçim yılı olması nedeniyle yine her konu olur olmaz bir biçimde siyasetle ilişkilendiriliyor. Herkes için yok siyasete girecek, yok aday olacak gibi sözler çıkıyor. Sanki herkes mutlaka siyaset yapmak zorundaymış gibi,  sanki herkes siyaset peşinde koşmak zorundaymış gibi bir hava estirilmek isteniyor. Oysa bizler işadamı olarak zaten yatırımla ve istihdamla bir sosyal hizmet de yürütüyoruz. Dolayısıyla işadamları şunun bunun peşinde koşuyormuş gibi bir izlenim yaratılması Türk iş dünyasına haksızlıktır. Bizler kendi firmalarında bir oda bütçesinin, bazen bir belediye bütçesinin üzerinde cirolar yapan insanlarız. Yaptığımız işler, çalışanlarımız kanalıyla, vergi ödeyerek hizmet üretiyoruz. Vergi olmazsa zaten ne kamu hizmetleri ne de devlet hizmetleri yürüyemez.  Bu ve bunun gibi konularla zaman kaybetmeden çalışmalarımıza devam etmek zorundayız.

Değerli Meclis Üyesi Dostlarım,

Geçtiğimiz günlerde, ülkemizde herkesi derinden sarsan bir Hukuk vakası yaşandı. Bildiğiniz gibi bazı tutukluların davaları sonuçlanmadığı halde cezaevlerinden salıverildiler. Burada bir kez daha görülen bir gerçek, bitmeyen dava süreçleri ve mahkemelerimizin durumudur. Yüksek yargıda 2 milyona yakın dava dosyası beklemektedir. Bu kadar dava dosyası olmasının bir sebebi de olur olmaz her konunun mahkemelere götürülmesidir. Bu yapı içerisinde haksızlığa uğrayan, mağdur edilen binlerce insan da olmaktadır. Bu nedenle toplumun her kesimi daha vicdanlı davranmaya, daha dürüst davranmaya, karşısındakine anlayış ve saygı göstermeye, insan onur ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutmaya özen göstermelidir. Birbiriyle didişen, her yolun mubah görüldüğü bir toplumda yargı sistemi sürekli sorun yaşar ve adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde de bir devlet ve millet ayakta kalamaz. Bu nedenle yargıda sorunları azaltmak için sadece yeni mahkemeler ve istinaf mahkemeleri de yeterli olmayacaktır, mutlaka hakemlik, tahkim, etik kurul gibi sorunları yargıya gerek duymadan çözecek yapıların da oluşması gerekir.  Umarım ki, yargı reformu ile birlikte bu gerçekler de dikkate alınacak ve bu tür düzenlemeler hayata geçirilecektir. 

Değerli arkadaşlarım,

Ekonomide de son dönemde önemli gelişmeler olmaktadır. Bildiğiniz gibi Merkez bankası değişik bir politika uygulaması başlattı. Birçok ülke sıcak parayı kesmek için vergi koyarken biz de faiz indirimi ve bankaların karşılık oranlarının yükseltilmesi gibi bir yöntem deneniyor.
Aslında bu kararlar hedef olarak gecikmiş, yöntem olarak da tartışmalı kararlardır. Burada bir risk kafa karışıklığının kurda aşırı dalgalanmalar yaratmasıdır. Diğer bir risk de cari açığın daha fazla artmasıdır. Ama biz elbette başarılı olunmasını, ekonomiyi çok daraltmadan sıcak paranın azaltılmasını temenni ederiz. Son dönemde birazda yılsonu nedeniyle belirli bir döviz çıkışı yaşanmıştır. Bankalar açık pozisyon kapamaya yönelmişlerdir. Böylece döviz kurları % 10 civarında değer kazanmıştır. Tahvil faizlerinde de yükselme olmuştur. TL’nin bu oranda değer kaybetmesi olumludur. Bu politika sonucunda dalgalanmalar yaşansa da çok büyük bir döviz hareketi şu anda beklenmemektedir. Büyüme hızı zaten % 5’e yakın bir düzeye gerileyecektir. Enflasyonda gıda, petrol, metal ve pamuk gibi ürünler nedeniyle bir miktar artış mümkündür. Bununla birlikte henüz beklentilerdeki bozulma sınırlıdır. Kredi karşılıkları yükseltildiğinden ve dünyada artık emtia fiyatlarına bağlı olarak faiz artışları geleceği için, bizdeki faiz oranları da artabilir. Dolayısıyla sıcak para, cari açık, fiyatlarda dalgalanma gibi durumlara hazırlıklı olmak gerekir. İhtiyacı olanlar için kısa vadeli değil, uzun vadeli borçlanabilmenin şu dönemde tam zamanıdır diye düşünüyorum. Gelecek yıllarda dünyada nüfus yaşlanması sorunu artacak. Türkiye’de genç nüfus hem çalışabilecek hem de tüketebilecek bir nüfus demektir. Bu nedenle Türkiye ekonomisi nüfusla beraber mecburen büyüyecektir. Yabancı sermaye uzun vadede mutlaka daha fazla gelecektir. Şimdiden zarar etmek pahasına gelip bekleyen vardır. Bunu bilen bankalar, perakendeciler, iletişim firmaları kâra değil, marka değerine dayalı bir strateji yürütüyorlar. Önemli olan kâr değil, müşteri sayısının, şube veya müşteri ağının, pazar payının büyük olması ve isim yapmaktır. Çünkü bunlar yüksek olursa,  yabancı sermaye için yerleşmiş bir şirket, yayılmış bir şirket almak daha cazip olduğundan marka değeri yükselmektedir. O yüzden ısrarla marka konusunun üzerinde duruyoruz. Bu konuyu kavramayan, anlamayan firmalar kaybedecektir. Türkiye’de birçok firma sahibi, büyümek yerine kısa yoldan iyi parayla firmalarını satmayı tercih etmektedirler. Maalesef bu özel sektörümüzün zayıf tarafıdır. Oysa küresel rekabet karşısında yerli ulusal firmalara ihtiyacımız var. Bu nedenle son dönemde Sanayi Strateji belgesinin açıklanmasını, Hükümetin sanayi konusuna ilgisinin artmasını, Sayın Başbakanın işadamlarıyla yerli otomobil yapımını gündeme getirmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Bunlar Türkiye’nin konuşmakta gecikmiş olduğu konulardır. En fazla ihracat yapan otomotiv sektöründe otomobil satışlarına baktığımızda satışların üçte ikisi ithal otomobildir. Otomotiv sektörü ihracata yakın oranda ithalat yapmaktadır. Bu durum bugüne kadar sanayi stratejisi olmamasının sonucudur. Ulusal sanayinin gelişmesi, cari açığın azaltılması için hem ithalat denetlenmeli hem de sanayinin rekabet gücü artırılmalıdır.

Değerli dostlarım,

Ekonomide asıl gerçekleri de unutmamalıyız. Sigaradan alınan verginin gelir vergisinin kurumlar vergisinin üzerinde olduğu bir ülkeyiz. Geçen gün fuar açılışında söyledim. Otelde tatil yapan vatandaşların oranı  % 5’in altındadır. Bir taraftan maliyetlerimiz yüksek, diğer taraftan işçi karnını doyuramıyor. Bugün biz toplu taşıma ücretlerinin ne olduğunu bile bilmeyiz. Ama bir ailede üç kişi her gün belediye otobüs bileti alsa aylık asgari ücretin yarısı ulaşıma gidebilmektedir. Türkiye’de ne asgari ücretle ne 500-600 dolarla, bırakalım bir ailenin geçinmesini bir kişinin geçinmesi bile çok zordur. Bu konulara artık daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Dış dünyada Tunus gibi ülkelerdeki bazı olaylara dikkat edilmelidir. Tunus yabancı sermaye çeken, % 4 büyüyen, işsizliğin bize yakın olduğu, istikrarlı bir ülke olarak gösteriliyordu. Ama işsizlik ve yoksulluk sosyal patlamaya yol açtı. Dolayısıyla başarılı firmaları ve iyi şeyleri öne çıkarmanın yanında, en alttaki kesimlerin sıkıntılarını paylaşmaya, halkın vicdanını rahatlatmaya da önem verilmelidir.

Değerli arkadaşlar,

Bugün değinmeden geçemeyeceğim bir konu da İstanbul’da yapılan stadyumlar meselesidir. Ali Sami Yen stadı yeri karşılığında devletin desteğiyle 600 milyon doların üzerinde bir bütçeyle güzel bir stadyum yapıldı. Ülkemizin her yerinde bu tür eserlerden mutluluk duyuyoruz. Ama geçen gün Sayın Çevre ve Orman Bakanımızın yanında da söyledim. İstanbul’daki bu projeleri kıskanarak izliyoruz. Daha önce İstanbul’da Olimpiyat stadı yapıldı. Kaç tane maç yapıldı orada bilmiyorum. İstanbul gerçekten bugün hem kamu projeleri ile hem de özel sektör yatırımlarıyla, çok büyük konut projeleriyle hızla gelişmeye devam ediyor. Ama aynı gelişmeyi Türkiye’nin geri kalanında göremiyoruz. Biz İstanbul’a imreniyoruz. İzmir Antalya turizmine özeniyor. Oysa bu gelişmelerin dengeli olması gerekir. Ben Sayın Bakana da arz ettim. Turist vizelerinden alınan gelir, Hazine arazilerinden sağlanan gelir bir yılda Antalya’yı değiştirecek düzeydedir.   Bu durumun da dikkate alınacağını ümit ediyoruz. Seçim yılındayız, bu konuların ele alınması ve siyasetin bu konularda bir çözüm modeli ortaya koymasını bekliyoruz. Antalya’nın yatırım ihtiyacını her fırsatta tekrarlıyoruz. Sadece çevre yolu değil, aynı zamanda kent içi ulaşım da tümden yeniden ele alınmalıdır. Kent merkezi trafiği tek cadde üzerinde yürümektedir. Bugün bulvar denilebilecek bir caddemiz bile yoktur. Mevcut tramvay hattının Şarampol’de, Meydan bölgesinde yer altına alınması şimdiden planlanmalıdır. Güzel bir gelişme Kazım Özalp, Güllük gibi caddelerimizde yenileme çalışmalarının başlayacak olmasıdır. Kent merkezinin güzelleşmesi için yapılan bu çalışmalar turizm sezonu başlamadan bitmelidir. Bu arada Belediye meclislerinde gecekondu baskısının şiddete dönüştüğünü görüyoruz. Antalya siyaseti gecekondu adaletsizliğine karşı hep birlikte ilkeli bir tavır almalıdır. Gecekondu ve imar konusu seçim malzemesi olursa Antalya’yı kaybederiz. Bu şehrin geleceği siyaset üstü bir konu olmalıdır. Biz kentsel dönüşüm beklerken daha gecekondu konusunda böyle boğulursak aynı konuları 30 yıl daha konuşmaya devam ederiz.

Değerli arkadaşlar,

Bizim çalışmalarımıza gelince; bildiğiniz gibi Antalya Tanıtım AŞ projesine turizm sektörümüzün ve ilgili her kurumun katılımını ve desteğini sağladık. Bugün meclisten sonra, turizmci dostlarımızla toplantı yapıp, daha sonra Vali Bey’i ziyaret edeceğiz. Çalışmalarımız artık son noktaya gelmiş durumdadır. Bu çerçevede bir başka konu da Perge tiyatrosu ve stadyumunun işletilmesi hususunda Bakanlık ile görüşme başlatıyoruz.  Böylece kent merkezine en yakın antik kenti Antalya turizmi için en iyi biçimde değerlendireceğimize inanıyoruz. Bugünkü durumda Perge hak ettiği biçimde değerlendirilen, gerekli önem verilen bir yer de değildir. Bu konudaki çalışmamıza gerekli desteğin verileceğini ümit ediyorum. Bu çalışmalar sonuçlanırsa sadece tanıtım gibi faaliyetler dışında Antalya’nın çeşitli projelerine destek olacak duruma da gelebiliriz. Eğer bunu yapabilirsek bu Antalya adına önemli bir başlangıç olacaktır. Güncel ve önemli bir konu Kalkınma Ajansı sektörel desteklerinin başlamış olmasıdır. Bu konuda gerekli duyuruları yaptık. Şu anda turizm ve sanayi sektörü ile ilgili proje destek süreci başlamıştır. Biz oda olarak bu konuda üyelerimize her tür teknik desteği sağlamaya hazırız. Bu destekleri özellikle ortak sektörel projeler için de değerlendirmek gerekir. Firmalarımız biraya gelip ortak makine, ortak laboratuar kurmak gibi projeler başlatabilirler. Proje hazırlığına da destek oluruz. Örneğin akaryakıtta meslek komitemiz laboratuar konusunu gündeme getirmiş. Gerçekten artık bu şekilde çalışmak her sektör için tek çözümdür. Bu arada mesleki eğitim ve istihdam projesi olan BECERİ 10 projesini de Antalya’da başlattık. Günde 15 TL ödemeli eğitimler için başvurular toplanacaktır. Böylece Antalya’da gençlerimiz hem meslek kazanmış olacak hem de bir mali destek alacaklardır. Firmalarımız da bu gençlerin staj ve istihdamı için istihdam desteği alacaklardır.

Sevgili arkadaşlarım,

Bu arada Türkiye’de AVM sayısı 350’ye yaklaştı. Organize perakende cirosu 2006 yılında 48 milyar dolar cirodan 2010 yılında 76 milyar dolara çıktı. Türkiye’de büyüme artık büyük firmalar, büyük markalar lehine bir büyümedir. Bugün Antalya uluslararası çapta bir alışveriş kenti olması gerekirken maalesef ticaretimiz işporta ile shopping tur arasına sıkışmış bir ticaret şeklinde gelişmeye devam etmektedir. Bu nedenle kent merkezinde belirli caddelerde temalı bir gelişme planlamalıyız. Konyaaltı, Işıklar, Güllük, Beach Park, Lara, Dokuma ve Kepez gibi her bölge farklı bir temada ilerlemelidir. Belirli noktalara mutlaka marka firmalar yerleşmelidir. Demirciler Çarşısı gibi yerlerde de ölmek üzere olan el sanatlarımızı icra eden ustalardan kira almadan, hatta ücret vererek, hem cazibe bölgeleri, hem el sanatlarımızın yaşamasını sağlayabiliriz. Bu konu kendi haline bırakılacak bir konu değildir. Ticareti böyle planlamazsak, bir bölge diğer bölgeyi de aşağı çeker ve her yer olumsuz etkilenir. Bir bölgede hangi tür restoranların, hangi tür mağazaların olacağı planlanmalı ve işyeri ruhsatları buna göre verilmelidir. Bu konuda hem Hükümetin hem de belediyelerimizin gerekli adımları atmasını bekliyoruz. 

Değerli dostlar,

Bu yıl Almanya’da erken rezervasyonlarda % 20’nin üzerinde bir artış var. Son dönemde Tunus ve Mısır gibi ülkelerde olanlar da Türk turizminin bu yıl iyi bir sezon geçireceğini gösteriyor. Bu arada turizmle ilgili bir projemizden de bahsetmek istiyorum; Antalya E-öğrenim Platformu adını verdiğimiz proje ile Antalya Destinasyonunu sadece sahil şeridi ile değil, iç bölgelerimizin de sunduğu zengin imkanları içerecek şekilde profesyonelce hazırlanmış kurslarla internet ortamında tanıtmayı amaçlıyoruz. 2011 yılında Almanya’daki yaklaşık 15000 seyahat acentası çalışanının minimum %10’una ulaşmayı hedefliyoruz.  Bunun için Almanya’nın önde gelen kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu Turizm ve Kalkınma Enstitüsü ile işbirliğine gidiyoruz. Proje ile bölgemizdeki yenilikler, festivalleri, sergiler, alışveriş imkânları hazırlanacak web sitelerinde güncel olarak eğitim programına katılanların bilgisine sunulacak. Verilecek eğitimde şu konular yer alacak:

1-Antalya destinasyonuyla ilgili temel bilgiler: 
   Alışılmış yaz tatili ürünleri sahil, oteller vs.
2-Keşfedilmemiş doğa:
   Milli parklar, mağaralar, sedir ormanları, endemik bitkiler
3-Kültürel ve tarihsel zenginlikler:
   Antik kentler, höyükler, arkeolojik kazılar ,
4-Bilinmeyen kent merkezi:
   Kaleiçi, Kaiekapısı, Balbey, Selçuklu eserleri
5-Toroslar ve yaylalar:
   Burdur, İsparta, Yalvaç, Elmalı, Göller Bölgesi vs.
6-Turizm çeşitlendirme imkânları:
   Spor (Futbol/Tenis/Golf/Ski), Kongre (Meetings/lncentives), Sağlık (Medikal/VVelIness)
7-Aktif tatil - Macera:
   Rafting, Trekking, Mountain Biking
8-Günlük hayat:
   Köyler, yeme-içme, alışveriş
9-Deniz ve kıyılar:
   Mavi yolculuk, tekne turları, dalış imkânları, balıkçılık, koruma altındaki plajlar (Patara, Kaputaş)
10-İnanç Merkezleri:
   Elmalı-Tekke Köyü (Abdal Musa). St. Nikolaus (Demre),St. Paulus (Yalvaç)

Söz turizmden açılmışken Antalya Kongre Bürosunun çalışmalarına da değinmek istiyorum. Kongre Bürosu olarak ICCA Genel Kurulunu Antalya’ya getirme çalışmalarımız devam ediyor.
Bu önemli organizasyonu Antalya’ya kazandırma şansımız son derece yüksek.  Kısa listeye kalanlar içerisinde Avrupa’dan aday tek kent Antalya. ICCA’nın CEO’su Martin Sirk önümüzdeki günlerde Antalya’ya gelecek. Kendisine kentimizde sunabileceğimiz olanakları göstereceğiz. Bu noktada birlik olmaya ihtiyacımız var. İstanbul ve İzmir’in de bize destek vermesi çok önemli. Son olarak da EXPO ile ilgili kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum. EXPO konusunda güzel gelişmeler var. AIPH (International Organization of Horticultural Producers) yetkilileri 19-20-21 Şubat tarihleri arasında alan incelemesi yapmak üzere Antalya'ya gelecekler. Kendilerine EXPO alanı olarak belirlediğimiz asıl yeri ve alternatifini göstereceğiz.  Artık EXPO konusunda somut adımlarla ilerliyoruz. Ayrıca, bir güzel haber daha vermek istiyorum; Antalya AIPH Kongresinin 2012 takvimine de girdi. Bunlar, çalışmalarımızın karşılığını aldığımız gösteren, bizi motive eden gelişmeler.  

Değerli arkadaşlarım,

Konuşmamı sonlandırırken, bugün ödül alan arkadaşlarımızı tekrar kutluyor, Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyor, ilgi ve destekleriniz için teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiDış Ekonomik İlişkiler KuruluTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2012 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Beceri 10
  • Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı
  • Antalya Çiçek Festivali
Bilgimap Haritacılık ve Mühendislik Ltd. Şti.