Markalaşma ve Marka İletişimi Bilgilendirme Toplantısı
28 Ocak 2011 Cuma
Çetin Osman BUDAK Yönetim Kurulu Başkanı
Değerli arkadaşlar,
Hepinizi en güzel duygularla selamlıyorum. Bugün Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi, markalaşma, reklam ve iletişim alanlarında hepimizin tanıdığı bir uzman olan Prof. Dr. Sayın Ali Atıf Bir Hocamızı Odamızda konuşmacı olarak görmekten mutluluk duyuyoruz. Bildiğiniz gibi, biz geçen yıldan bu yana marka yılı etkinliklerimize devam ediyoruz. Bu çerçevede bireysel eğitimlerimiz dışında firmalara özel marka danışmanlığı da veriyoruz. Firmalarımızın markalaşma çalışmalarından sonra üst marka, destinasyonun markalaşması yönünde çalışmalarımızı yoğunlaştırmayı hedefliyoruz.
Değerli arkadaşlar,
İnsanlar için “düşünüyorum, öyleyse varım” ifadesi neyse, firmalar için de “markayım, öyleyse varım” ifadesi odur. Eskiden bir firmanın gücü çalışan sayısı, mal varlığı, cirosu ile ölçülürdü. Şimdi ise marka değeri ile ölçülüyor. Artık bir ülkenin zenginliği küresel markaları ile ölçülüyor. Markalaşmayı bu çerçevede bütün sektörlerimizin en önemli ortak konusu olarak ve sorunların en önemli çözümü olarak görüyoruz. Türkiye son yıllarda bu konuda önemli bir ilerleme sağlamıştır, marka bilinci gelişmeye başlamıştır. Antalya’da da artık hızlı bir ilerleme izliyoruz. Marka tescillerimizin sayısı 2004 yılında 300’dü, 2006 yılında 600’dü, artık 1200’e ulaştık. Marka tescilinde 2006 yılında dokuzuncu sıradan artık İzmir ve Bursa’dan sonra dördüncü sıraya yükselmiş durumdayız. Marka restoranlarımızın ve otellerimizin sayısı artıyor. Ama henüz yeterli düzeyde de değiliz. Bunu söylüyorum, çünkü biz Antalya’yız. Bizim eşsiz kıyılarımız, falezlerimiz, Beydağlarımız, binlerce yıllık tarihi eserlerimiz var. Böyle bir zenginliğin üstünde oturup, işte turizmin başkentiyiz diyerek övünmekle yetinemeyiz. Bir tarafta bu zenginliğe diğer tarafta marka sayımıza, marka değerimize baktığımızda gurur duymaya hakkımız olsa da, çok fazla övünmeye hakkımız olmadığına inanıyorum. Çünkü yarım milyondan fazla yatağımız var, golfümüz var, SPA’larımız var, kongreler yapılıyor, fuarlar yapıyoruz, ama Aralık ayında gelen turist 120 bin, Ocak ayında gelen turist 130 bin. Bu demektir ki, turist güneşe, kuma geliyor, bize gelmiyor. Geçen gün fuar açılışında söyledim. Dünyada turizm, kış aylarında yaz ayı düzeyinin yarısına düşüyor, ama bizde onda bire düşüyor, hatta daha fazla. Antalya gibi bir ilde bizim restoranlarımızın, müzelerimizin, otellerimizin, operamızın kış aylarında Avrupa’dan özel turist çekiyor olması lazım. Hedefimiz bu olmalıdır ve bu hedefin adı da markalaşmadır. Bu nedenle halen yeterli düzeyde değiliz. Bizim Meclisimizde dahi yoğun markalaşma çalışması yürüten arkadaşlarımızın oranı % 26 çıktı. Dolayısıyla bu konuyu hem firmalar düzeyinde hem de kent düzeyinde çözmemiz gerekiyor. Özellikle kent olarak markalaşma sürecinde halen çok yolumuz bulunuyor. Bu konuda da aslında gelişme olmakla birlikte, yeterli görmek mümkün değildir. Çünkü kentimizde marka değeri ve estetik için değil, gecekondular için yarışıyoruz. Bu nedenle ben buradan şu soruyu herkese sormak istiyorum. Antalya’nın marka değeri olan kaç caddesi, kaç sokağı var? Bir başka soru daha sorayım. Kentte tarihi binalar dışında, insanların ne güzel binaymış dedikleri kaç tane bina var? Bizim bu binamızdan daha güzel kaç tane modern bina var? Yoksa neden yok, azsa neden az ?
Değerli arkadaşlar,
Bu konuyu ben uzatırsam, anlamı olmaz, faydası da olmaz. O yüzden mikrofonu işin ehline vermek gerekir. Değerli hocamız kentlerin markalaşması konusuyla da ilgilenen bir kişi. O nedenle kendisinden çok yararlanacağımıza inanıyorum. Bu konferans için kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. İlginize teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.