ATSO Mayıs Ayı Meclis Konuşması

25 Mayıs 2021 Salı

Sayın Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Meclis Başkanım,
Sayın Divan,
Sayın Meclis Üyeleri, 
Değerli Arkadaşlarım,

Hepinizi sağlık ve afiyet dilekleriyle selamlıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bir an önce koronasız günlere kavuşmayı, biraraya gelmeyi ortak etkinliklerde birlikte olmayı diliyorum.   
Konuşmanın başında Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Sayın Ahmet Boztaş’ı anmak istiyorum. Sevdiğimiz bir arkadaşımızı, kardeşimizi kaybettik. Manavgat için çok çalışan, pandemiye rağmen koşturmaya devam eden başarılı bir başkandı. Buradan Odamız adına kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.
Pandemi canımızı yakmaya devam ediyor. Dünyada pandeminin neden olduğu can kaybı sayısı resmi olarak 3.5 milyon, ama nüfus verileri bu sayının en az 7 milyon olduğunu gösteriyor.  Dünya Sağlık Örgütü diyor ki, Çin dünyayı erken uyarsaydı ve küresel önlemler alınsaydı, pandemi olmayabilirdi. Maalesef dünyada bunu yapacak bir liderlik olmadı.
Antalya’nın rengi turuncuya döndü, artık önce sarıya sonra maviye dönmesini bekliyoruz. Bildiğiniz gibi haftalık vakada 100 bin kişide 100 vaka üzeri kırmızı, 100 ve 36 arası turuncu, 11-35 sarı ve 10 altı mavi.  Umarım hızla mavi il oluruz. Geçen hafta ilimizde yapılan aşı sayısı 1 milyona yaklaştı. Bu sayının da daha hızlı artması gerekiyor.
Pandemiye ve kayıplarımıza rağmen diğer taraftan hayat devam ediyor. Bu dönemde her zamankinden daha fazla morale, acıyı ve sevinci paylaşmaya ihtiyacımız var.
Geçen hafta Türkiye Kupası final maçını oynayan Antalyaspor’u Odamız adına kutlamak istiyorum. Kupa sevincini yaşayamadık, ama bu koşullarda finale kalmak da bir başarıdır, bu başarının devam etmesini diliyorum.
Geçen hafta ayrıca 19 Mayıs Bayramını kutladık. Anıtkabir’de Gençlik ve Spor Bakanımız gençlerle bir tören düzenlediler. Antalya’da Belediyelerimiz güzel etkinlikler yaptılar. Kepez Belediyemiz Cemil Meriç Kütüphanesi açılışını yaptı. Belediyelerimizin bayram etkinliklerinden, kültür-sanat yatırımlarından   memnuniyet duyuyoruz.
Geçen ay milli bayramların daha anlamlı bir şekilde kutlanması gerektiğini söylemiştim. Böyle bir dönemde bayram sevincini daha coşkulu yaşamalıyız. Keşke 19 Mayıs’ta bütün liderler Anıtkabir’de biraraya gelseler ve hep birlikte gençlere güzel mesajlar verselerdi.
Odamızın bayram mesajında işsiz gençlere eğitim koşuluyla asgari gelir ödemesi yapılmasını önerdim. Gelişmiş ülkelerde uzun süre işsiz kalan evdeki gençlere hem eğitim veriliyor hem gelir desteği sağlanıyor, böylece çalışma kültüründen kopmaları önleniyor.   Ülke olarak bunları konuşmalıyız, ama bu konulara sıra gelmiyor.

Değerli arkadaşlar,
Pandemi hayatımıza girdiğinden bu yana 15. meclis toplantımızı yapıyoruz. Bu dönemde en az 3 müşterek komiteler toplantısı yaptık, ayrıca sektörel toplantılarımız da oldu. Bunun dışında Odamızın Yönetim Kurulu, Odalar Birliği Yönetim Kurulu toplantıları, sektörel toplantılar, basınla görüşmeleri sayarsak bu kadar toplantıda en çok kullandığım iki kelime var, birisi pandemi, diğeri destek.
Üyelerimize ekonomik desteği sürekli konuştuğumuz için neredeyse rüyasını göreceğiz. Konuşmaktan yorulduk, ama ateş düştüğü yeri yakıyor.  15 aydır açılmayan, açılsa iş yapamayan, genelge mağduru binlerce üyemiz artık tahammül edemez noktaya geldi.  Halen binlerce üyemiz kredi, vergi, kira, ücret ödeme derdinde. Komitelerimiz her ay destek taleplerini yazıyor. Vergi ve kredilerin ertelenmesi, hibe destek verilmesi, yeni kredi talepleri değişmez gündem olmaya devam ediyor.
Ülke olarak ekonomik destek konusunu tatmin edici bir şekilde çözemedik. Bunun neden böyle olduğunu anlamak mümkün değil. Daha önce de söyledim, geçen yıl kredide dünya rekoru kırdık. İşsizlik Fonundan sağlanan kısa çalışma ödeneği gibi destekler çok yararlı oldu. Küçük esnafa kira desteği gibi destekler kuşkusuz önemli olmuştur. Bu son 3 ve 5 bin lira destek ise tek kişi çalışan esnaf için yine bir can suyu olmuştur.
Fakat bir daha altını çizerek söyleyeyim, kamu bütçesinden bizim üyemize, şirketlere verilen destekler yetersizdir. Kira, genel gider ve ciro kaybı destekleri yetersiz kalmıştır.
Biz Antalya olarak bir darbeyi pandemiden ikinci darbeyi turizmden alıyoruz. Havalimanından gelen ziyaretçi sayımız, 2019’da 5 ayda 3 milyon 300 bin kişiydi, geçen yıl 500 bine düşmüştü, bu yıl özellikle Ukrayna sayesinde ancak 650 bin civarına çıktık. Yani 2019 göre %80 kaybımız var. Turizm ve turizme bağlı sektörlerde 15 aydır açılamamış, açılsa da iş yapamamış işletmelerimiz var. Geçen yıl mart-haziran arasında restoranları, kafeleri kapattık, kasımdan-mart sonuna kadar tekrar kapattık, nisanda açtık mayıs ayında yeniden kapattık. Paket servisle çalışmayan dünya kadar yiyecek-içecek işletmesi var. Sadece turizmle ayakta duran giyimden kuyuma kadar çeşitli sektörlerde binlerce üyemiz bulunuyor. Bizim üyemize 750 lira kira yardımı, 40 bin lira tavanlı ciro kaybı yardımı, 5 bin lira hibe gibi yardımlar yetmez. Geçen ay söyledim bizde %3 olan ciro kaybı desteği Avrupa’da %70’e kadar çıkıyor, bizde 40 bin lira, yani 5 bin Dolar olan destek orada 200 bin Euro’ya kadar çıkıyor. Aradaki fark 4-5 kat olsa anlarız, ama aradaki fark 40 kata çıkıyor. Türkiye bu kadar fakir bir ülke değil.
Sayın Cumhurbaşkanımız şu ana kadar bütçeden çıkan para olarak 79 milyar TL destek verildiğini, bu yıl sonuna kadar 104 milyar liraya ulaşacağını açıkladılar.   104 milyar lira geçen yılın ortalama kurundan 14 milyar dolar civarındadır. Türkiye 14 milyar dolar bütçe desteği çıkarırken iflas noktasına gelmiş 10 milyonluk Yunanistan 25 milyar dolarlık destek paketi çıkarabilmiştir.
Bu yılın dört ayında bütçe açık değil, fazla vermiştir, yani devlette para yok diyemeyiz.
Şimdi bir tablo paylaşayım ve bu konuyu artık netleştirelim. Türkiye’de Hükümet bütçesi bu yıl 1 trilyon 346 milyar olarak belirlenmiştir. 245 milyar açık öngörülmüştür, ama 4 ayda 5.9 milyar lira bütçe fazlası elde edilmiştir.

BÜTÇE AÇIĞI

 

2019

2020

2021

 

124 Milyar TL

172 Milyar TL

Program 245 milyar TL

4 aylık gerçekleşme açık

54 Milyar TL AÇIK

73 milyar TL AÇIK

5.9 Milyar TL FAZLA

 

 

 

 

2019 yılında bile 4 ayda 54 milyar açık verilirken, bu yıl pandemi koşullarında bütçe fazlası sağlanmıştır. Şu anda Türkiye’de bütçe açığı milli gelir oranı Almanya’dan bile daha düşük düzeydedir.
Bu bütçe fazlasının nedeni vergi gelirinin beklenenden daha fazla artmasıdır. Bu yıl dört ayda Türkiye vergi geliri geçen yıla göre %47 arttı.
En zor durumda il olan Antalya’da bile vergi tahsilatı Türkiye ile aynı oranda artmıştır. Şu tablo Antalya vergi gelirini gösteriyor. Geçen yıl erteleme nedeniyle tahsilat artmadı, ama bu yıl vergi tahsilatında geçen yıla göre %47 artış kaydettik.

Antalya 4 Aylık Vergi Tahsilatı (Bin TL)

2019

2020

2021

2021/2020 Artış

Genel Bütçe Gelirleri

3.021.007

3.125.860

4.452.474

42%

  I-Vergi Gelirleri

2.539.690

2.642.243

3.880.103

47%

    1. Gelir ve Kazanç Üzerinden Alınan Vergiler

1.182.350

1.235.250

1.420.934

15%

    a) Gelir Vergisi

889.545

887.174

1.062.654

20%

    b) Kurumlar Vergisi

292.805

348.076

358.280

3%

    2. Mülkiyet Üzerinden Alınan Vergiler

248.343

284.483

348.890

23%

    3. Dahilde Alınan Mal ve Hizmet Vergileri

479.681

516.448

1.120.635

117%

    a) Dahilde Alınan Katma Değer Vergisi

332.008

266.981

429.711

61%

    b) Özel Tüketim Vergisi

127.350

225.617

663.467

194%

    c) Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

20.218

23.704

27.159

15%

    4. Uluslararası Ticaretten Alınan Vergiler

231.267

126.254

315.677

150%

Kurumlar vergisi ve gelir vergisi artışı beklendiği gibi düşük kalmıştır, ama KDV, ÖTV ve gümrük vergisi artışı yüksektir. Pazartesi 3 aylık büyüme rakamları açıklanacak, inşaat, sanayi ve bazı ticaret sektörlerinde yüksek büyüme olduğunu göreceğiz. Zaten ilk 4 ayda beyaz eşya satışı%43, otomobil satışı %69 artmıştır.
Dolayısıyla bu vergi ve bütçe performansıyla zor durumdaki sektörlere daha fazla destek sağlanması mümkündür. 
Eğer bu bütçe verileri doğruysa daha fazla destek verilebilir, verilmelidir. Aksi halde bizim bilmediğimiz bir mesele var demektir.  Eğer Sayın Bakanlarımızla bir toplantı olursa bunu kendilerine de soracağım. 
Burada asıl mesele bütçede para olması değil, öncelikler ve doğru yere doğru destek verilmesi konusudur.
En başından beri, aynı sektörde Ankara ile Antalya’nın durumu farklıdır, sektör ve il düzeyinde kriterlere göre destek verilsin dedik, bu halen yapılamadı. Bir milyon kişiye 5 bin TL yardım yapılacağına en zor durumdaki 400 bin kişiye 25 bin lira destek verilmesi daha doğru olurdu, ama bürokrasi bunu yapamadı.
Ekonomik destekte bir başka sorun da esnaf tanımından kaynaklanmaktadır. Bu konu yanlış anlamalara da neden olmaktadır. Hükümet desteğin çoğunu esnaf ve gerçek kişi tacirlere  vermektedir. Üyelerimiz esnaf desteği sözünü duyunca bize neden destek verilmiyor diye isyan ediyor. Oysa bu destekleri bizim gerçek kişi tacir olan üyemiz de alabilmektedir. Burada iki büyük hata yapılıyor. 10 milyon lira ciro yapan, ama gerçek kişi şirketi olduğu için esnaf tanımına girenler destek alırken, 1 milyon ciro yapan limited şirket destek almamaktadır. Bu yanlıştır, bunun için esnaf tanımı günümüze uygun kriterlerle yeniden yapılmalıdır. Bu sorun bizim üyelerimiz için haksızlık yaratmaktadır.
Diğer taraftan aynı sektörde gerçek kişi tacire destek verilirken diğer şirketlere destek verilmemesi de yanlıştır. Yani gerçek kişi tacir olan emlak bürosu ister bizim üyemiz ister Esnaf Odası üyesi olsun, aynı desteği alıyor, ama limited şirket ise alamıyor.  Kestirme çözümler nedeniyle bizim üyelerimizin bir kısmı haksızlığa uğruyor. Bütün bunları 15 aydır söylüyoruz, ama anlatamıyoruz, çünkü işin kolayına kaçılıyor.
Bunları bir kez daha tekrarlamış oldum, çünkü halen destek ihtiyacı var ve biz de yeterli destek alana kadar konuşacağız. Kapalı kalmış olan işletmelerimiz devletten alacaklıdır, bu alacağımızı istemeye devam edeceğiz.  

Sevgili arkadaşlar,
Bu 5 milyar liralık destek paketi açıklandıktan hemen sonra akaryakıtta ÖTV zammı geldi ve böylece verilenden daha fazlası vergiyle alınmış oldu. Tarımdan sanayiye girdi maliyetleri bu kadar artmışken, bütçe böyleyken bu vergiye neden ihtiyaç duyulduğunu da anlamadık. Zaten artık ülkemizde olup biten bazı şeyleri de anlamakta zorluk çekmeye başladık.
Maalesef biz ekonomideki sorunlarla uğraşırken Türkiye’de siyasetin gündeminde, medyanın gündeminde ekonomi geri planda kalıyor.  Şimdi de Türkiye gündemine mala çökme, şirkete çökme gibi yeni kavramlar girdi.  Bir hukuk devletinde kanunun üzerinde gruplar olmaz, şirketlerin kaderi siyasete bağlı kalmaz, siyaset, ticaret ilişkisi şeffaf olur. Bu tür olaylar Orta Doğu ülkelerinde olur, Türkiye’de olması kabul edilemez. Korku iklimi milleti zayıflatır, ekonomide güveni tahrip eder, yabancı yatırımcıyı kaçırır, turizmi etkiler, gençleri yanlış yerlere sürükler ve beyin göçüne neden olur. Bu sorunlar siyaset üstü bir anlayışla ve bütün partilerin biraraya gelmesiyle ele alınmalıdır.
Ben her zaman Türkiye’nin geleceğinin uzlaşmaya bağlı olduğunu, ancak uzlaşmayla başarılı olacağımızı söylüyor, devletin ve milletin temelinin hukuk olduğunu tekrarlıyorum.  Bu güzel ülke hepimizin ve ülkemizin geleceğinden hep birlikte sorumluyuz. Anayasamızın ikinci maddesi diyor ki, Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Türkiye’ye yakışan budur. Bunun da büyük bir siyasi uzlaşmadan başka yolu yoktur. 

Değerli arkadaşlar,
Sorunları söyledim, şimdi daha iyi, daha güzel konulara geçeyim. Pandeminin başında nasıl kredi ve destek için yoğun uğraştıysak bugün de aynı şekilde devam ediyoruz. Bu kapanma döneminde de biz yeni bir nefes kredisi paketi sağlamak için yoğun şekilde çalıştık.  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak Hükümetle ve Bankalarla görüşüldü ve şartlar zorlanarak bir imkan yaratıldı. Biz zaten geçen yıl Oda imkanlarının ötesinde bir destek sağlamıştık, bu yıl da Antalya’da 100 milyon liraya yakın bir nefes kredisi devreye almış olacağız.  Kredi faiz yükünün bir kısmını Odalar ve Borsalar karşıladığı için faiz oranı da düşük olacak.
Bu paketin acil ihtiyacı olan üyelerimize bir nebze faydalı olmasını temenni ediyorum. 
Zor durumdaki işletmelere kredi desteğinde sicil meselesinin çözüme kavuşması için de çok çaba harcadık.  Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne matrah artışı, borç yapılandırması ve sicil affı sağlayan bir kanun değişikliği teklifi geldi. Bu gerekli bir düzenlemedir, çünkü zaten bu kadar kapalı kalan işletmelerin vergi, prim, kredi ödemelerinde aksama olması normaldir. Zor durumdaki üyelerimiz adına bu düzenleme için teşekkür ediyoruz. Kuşkusuz burada sürekli vergi affının sakıncalarını da unutmamalıyız. Artık vergi adaletine dönük bir reform yapılmalıdır, aksi halde durumu geçici olarak kurtardığımızda her yıl yeni bir af düzenlemesiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Ekonomik destek dışında önemli bir talebimiz kapalı olan işletmelerimizin açılmasıdır. Pandeminin yükünü, kapanma sürecindeki hataların yükünü bu işletmeler fazlasıyla çekmiştir.  Artık 1 Haziran’dan itibaren kapalı olan işletmelerimizin de açılmasını istiyoruz. Elbette gerekli kurallara uyulması sağlanmalıdır, ama artık saat sınırlaması olmadan açılma başlamalıdır.
Bundan sonra pandemiye karşı işletmeleri kapatarak değil, aşıyı hızlandırarak ve kurallara uyulmasını sağlayarak mücadele etmeliyiz. Son günlerde aşı konusunda ümit verici gelişmeler oldu. Sağlık Bakanımız haziranda 20 yaş üzeri herkesin aşılanacağını açıkladılar. İnşallah bu hedef gerçekleşir.

Sevgili arkadaşlar,
Artık önemli konumuz bu sezon turizmin ne olacağıdır. Turizm açılmadıkça Antalya için 2 afet birden var demektir.
Geçen yıl turizmdeki kayıp nedeniyle çift bedel ödedik, bu yıl da kapanmada geç kalmanın faturasını da hem sağlıkta hem turizmde birlikte ödüyoruz.
İngiltere gibi birçok ülke Türkiye’yi kısıtlama listesine aldı, Rusya uçuşları iptal etti, Şampiyonlar ligi finali Türkiye’den alındı.  Avrupa ülkelerinin bir kısmı normalleşmeye geçti, İspanya ve Yunanistan turist almaya başladılar.  Biz geçen yıl Avrupa’dan daha iyi performans gösterdik, ama bu yıl geç kaldık.
Şubat ayında kapansaydık, şu anda Antalya’ya günde 30-40 bin turist geliyor olurdu. Şubat ayında söyledik, dinletemedik.
Bu yıl 2019 yılının yarısı kadar bir yabancı ziyaretçi sayısına erişmeyi bekliyorduk, ama pandemide son dalga nedeniyle zor bir hedef haline geldi.
Şimdi ümidimiz Haziran sonunda, Temmuz ayında turizmin başlamasıdır.  Aslında bu konu dilek ve temennilere kalacak bir konu değildir. Almanya’nın, İngiltere’nin, Rusya’nın koşullarını bilmeli ve buna göre program yapmalıyız. Aksi halde Mayıs deniyor, Hazirana kalıyor, Haziran deniyor Temmuz’a kalıyor, bu mesele böyle belirsiz, günlük bir konu olmamalıdır.
Geçen hafta Avrupa Birliği dijital covid sertifikası konusunda anlaşmaya vardı. Aşı olan, test olan veya covid geçirmiş olanlar dijital kod alarak Avrupa Birliği içinde kısıtlamasız seyahat edecek. Çin ve Rusya aşılarının kabul edilmesi için inceleme devam ediyor.
Avrupa Birliği, turizm seyahati için trafik lambası kriterlerini daha önce şu şekilde belirlemişti.

 

Son 14 günde vaka sayısı 100.000 kişi başına

Pozitif test oranı

Yeşil

<25

<%4

Açık turuncu

<50

<%4

Koyu turuncu

25-150

<%4

Açık kırmızı

50-100

>%4

Kırmızı

150-500

 

Koyu kırmızı

>500

 


Geçen hafta bu 25’i 75’e çekmek üzere prensip anlaşmasına vardılar. Seyahat tavsiyeleri ve kısıtlamaları buna göre yapılacak ve ülke listeleri buna göre yeniden düzenlenecek. Eğer bu 75 kesinleşirse bir ümidimiz var demektir. 
Kültür ve Turizm Bakanlığımız yabancı büyükelçiliklere güvenli turizm tanıtımı yaptı, Türkiye Tanıtım Ajansı videolar yayınladı, ama görüyoruz ki asıl konu ülke genelinde vaka sayısının düşmesi ve Türkiye’nin yeşil ülke olarak kabul edilmesidir.

Değerli arkadaşlar,
Bayram günlerinde Türkiye Tanıtım Ajansı videosu gündemi bir hayli meşgul etti. Gerçekten her yönüyle yanlış bir film yapılmıştı. Sadece maske sloganı değil, filmin konsepti de hatalıydı. Avrupa’da yeşil listeye girmek için sadece tatil köyünün güvenli olması yetmiyor, ülkenin vaka sayının düşmesi gerekiyor. Ayrıca turizm, havalimanı ve tatil köyünden ibaret değildir. Bizim için turizm aynı zamanda şehir turizmidir. Kaleiçi’dir, şehirdeki oteldir, restorandır, giyim mağazasıdır, müzedir. Tanıtım yapacaksak böyle yapmalıyız.
Tanıtım Ajansı kurulurken illere pay verilmesini, il ve ilçelerin kendi tanıtımlarını yapması gerektiğini çok konuştuk. Bu çağda sosyal medya tanıtımı tek merkezden yapılamaz, bu videodan çıkarılması gereken en önemli ders budur. Türkiye’nin her alanda daha fazla tanıtıma ihtiyacı var, dolayısıyla bu sistemi revize etmeliyiz. Turizm illerinde Bakanlığın, Belediyenin, Odanın ve sektör paydaşlarının yer aldığı ajans birimleri kurulmalıdır. Her il ve ilçe her dönem tanıtım stratejisini gözden geçirmeli ve bu yönde zengin uygulamalar gerçekleştirmelidir.
Biz sadece konuşup duran bir kurum değiliz, biz hem sorunu söylüyoruz hem çözüm öneriyoruz hem de elimizi taşın altına koyuyoruz.
2021 yaz sezonu için bir Antalya kampanyası başlatmalıyız ve bu konuda çalışıyoruz.   Kent turizmi için gastronomi ve sanat alanında tanıtım ve etkinlikler geliştireceğiz. Serpme börek ve kabak tatlısına coğrafi işaret almamız ulusal televizyonlarda haber oldu, kent turizmi için bunlara daha fazla önem vermeliyiz. Bu değerlerimizi birkaç dilde videolarla dünyaya tanıtmalıyız. Yarışmalarla, festivallerle gastronomi turizmini geliştirmeliyiz.   Bu konular, bu tür tanıtımlar sadece otellerimizin işi değildir, hediyelik eşya, giyim, gözlük satan mağazalara da faydası vardır, bu nedenle sektörlerimiz, meslek komitelerimiz bu konuda daha aktif olmalıdır.  
Kent turizminde uzun zamandır üzerinde durduğum bir konu mural, yani duvar resimleridir. Kent merkezinde ses getirecek, cazibe merkezi olacak estetik çalışmalar yapmalıyız. Bu konuda da desteklerinizi bekliyorum.
Kenti canlandıracak diğer araç ise müzik etkinlikleridir. Belediyelerimiz, Senfoni Orkestramız,   küçük çağlı, ama sürekli müzik etkinlikleriyle hem halkımızın günlük hayatına hem turizme bir renk katmalıdırlar. Antalya’yı koronasız,  keyifli, yaşam kalitesi yüksek bir kent olarak hem kendimiz yaşayalım hem de yerli ve yabancı misafirlerimize gösterelim.

Değerli arkadaşlar,
Gelecek hafta Dünya Çevre Günü kutlanacak. Bu vesileyle bugün bu konuya da dikkat çekmek istiyorum.
Geçen hafta yerel medyamızda çiftçilerimizin yağmur duasına çıktığı yazıyordu. Ulusal medyada ise 2030 yılına doğru Türkiye’de su sıkıntısının artacağı haberleri yer aldı.
Küresel ısınma nedeniyle Türkiye’de su darlığının artacağı Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın raporlarında var, birkaç yıl içerisinde su darlığını daha şiddetli yaşayacağız. Bu nedenle şimdiden önlem almalıyız. Su sorununu sadece yağmur duasıyla çözemeyiz, her ilin su stratejisi tekrar tekrar ele alınmalı, su israfını önleyecek, su kaynaklarını koruyacak çalışmalar hızlanmalıdır. 
Oda olarak Antalya Çevreci dönüşüm platformu çalışmasını hızlandıracağız. Çevreci dönüşüm, sıfır atık sistemine geçiş her komitemizin gündeminde olması gereken bir konudur. Örneğin 18. Komitemiz klima gazlarının atmosfere bırakılmaması konusunda uyarı yapmıştır. Her komitemiz kendi sektöründe bu tür uyarıları yapabilir, ortak etkinlik düzenleyebilir, kamuoyunu aydınlatıcı çalışmalar yapabilir.
Çevre dediğimizde estetik konusunu da birlikte ele alabiliriz. Bu ay 35 ve 38 gruplarımız Antalya’da taksi renkleri konusunda öneriler yapmışlardır. Bir şehrin taksi renkleri de güzel bir markalaşma temasıdır. Keşke güzel bir tasarımla Antalya’ya özgü bir taksi modeli geliştirsek ve bir tanıtım aracı olarak değerlendirsek. Aslında bu tür üzerinde durulabilecek çok konu var. Pandemi bu konularda çalışmayı engellememelidir.

Değerli arkadaşlar,
Son olarak birkaç faaliyetimiz hakkında kısaca bilgi vereceğim. Ülke olarak, kent olarak uluslararası ilişkilerimizi de geliştirmeliyiz. Oda olarak bu konuya her zaman önem veriyoruz.  Bu ay Odamızı Hırvatistan Büyükelçisi ve Çek Cumhuriyeti Büyükelçisi ziyaret ettiler. Kendilerine karşılıklı işbirliğine her zaman hazır olduğumuzu anlattık. Tarım grubumuz Rusya ile ticaret görüşmesini Growtech fuarında yapma kararı aldı.   
Seracılık sektörümüz için yarın Türkmenistan Sanayiciler ve Girişimciler Birliği ile online toplantı düzenliyoruz. Bölgemizden birçok firma Orta Asya’da sera yatırımı yapıyor veya sera malzemesi ihracatı yapıyor. Bu tür toplantılar hem tarım hem sanayi sektörümüz için yararlı oluyor.
7-8 Haziran tarihlerinde de Romanya ile iş görüşmesi toplantımız var. Romanya Büyükelçiliği ile işbirliği içinde Romanya Timis Ticaret Odası ile sanal ikili iş görüşmeleri organize ediyoruz. Bu etkinlikleri ATSO Global çatısı altında düzenliyoruz, sektörlerimiz bu fırsatlardan yararlanmalıdır.
Bugün dikkat çekmek istediğim bir konu da eğitimde geldiğimiz noktadır. Oda olarak bir eğitim kurumu gibi önemli konularda çok yoğun eğitim programlarımız var, fakat bunu yeterince tanıtmıyoruz. 

MAYIS AYI EĞİTİMLERİ

Dijitalleşme

Markalaşma

Etkin Yönetim Becerileri

Dijital Dönüşüm Ortasında Uyumsuz İnsan  

 

HAZİRAN AYI EĞİTİMLERİ

Rekabet Stratejileri

E-ticaret E-ihracat Eğitim ve Danışmanlık Projesi

Dijital Pazarlama

Kriz ve Değişim Yönetimi, Kurumsal Çeviklik

Temel İlkyardım

Dijital Dönüşümü Yönetme  

Veri Analitiği 

Dijital Dünyada Markalaşma ve Dijital Reklam Satış Teknikleri  

Yapay Zekanın İş Hayatındaki Yeri

Pandemi dönemi dünyada online eğitimlerde yeni bir kapı açtı. Yetişkinler, çalışanlar, iş insanları herkes daha kolay ve verimli eğitim alabiliyor. Biz de Oda olarak çok değerli bir eğitim faaliyeti yürütüyoruz. Veri analitiği, yapay zeka eğitimlerini başlatmayı hedefliyoruz. Bu konular artık her sektörde olmazsa olmaz konular haline geliyor. Bunları üyemiz ve çalışanlar için yapıyoruz. Lütfen bu eğitimlerden yararlanın, sektörlerinize duyurun.
Bu konuda Nilay arkadaşımıza, eğitim müdürlüğümüze teşekkür ediyorum.
Haziranda Devlet destekleri zirvesini gerçekleştiriyoruz. Bu yıl sektörel oturumlar halinde yapacağız. 

5. ANTALYA DEVLET DESTEKLERİ ZİRVESİ

24 Haziran 2021 (Webinar üzerinden)

 

Tarım Destekleri

Kırsal Kalkınma Destekleri

AB Tarımsal Destekleme Fonları

Ürün Bazlı Bitkisel Üretim Destekleri

Sanayi Destekleri

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı – Yatırım Teşvikleri

KOSGEB Destekleri (KOBİGEL)

Turizm Destekleri

Kültür ve Turizm Bakanlığı Turizm destekleri

Turizmde acil eylem planı destekleri

E-Ticaret ve E-İhracat Destekleri

 

AR-GE Destekleri

TÜBİTAK Destekleri

Türk Patent ve Marka Kurumu

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı -  AR-GE Teşvikleri

İstihdam Destekleri

İŞKUR İstihdam Destekleri

SGK İstihdam Destekleri

 

Komitelerimiz sürekli olarak sektörel sorunları ve destek taleplerini yazıyorlar. Zirve toplantılarına katılarak kamu kurumları yetkililerine bu taleplerinizi doğrudan iletebilirsiniz. Böylece hangi alanda ne yapılabileceğini konunun muhataplarıyla görüşebilirsiniz. Sektörel sorunların da gündeme getirilmesi mümkündür.
Şu anda sektörlerimizde demir gibi girdilerde maliyet artışları sorunu devam ediyor. Dünya ekonomisinde enflasyon ve faiz artışı beklentisi yeni dalgalanmalara yol açıyor ve bu sorunlar devam edecek gibi görünüyor. Ekonomi yönetiminin gündeminde Toptancı Haller gibi konuların olduğunu duyuyoruz, umarım bu konularda sektörlerle istişareye dikkat edilir ve yeni sıkıntılar yaşamayız.  Devlet destekleri zirvesi bunların konuşulması için de bir fırsattır. Bu nedenle zirve toplantılarına komitelerden katılım sağlanması için çaba göstermenizi rica ediyorum.
Haziran veya Temmuz ayında yüz yüze fiziksel bir toplantı gerçekleştirmeyi temenni ediyorum.   İnşallah kapalı işletmelerimiz güzel bir açılış yaparlar, turizmde bir hareketlenme görürüz ve herkesin yüzü biraz güler.
Hepinize sağlık, esenlik diliyor, teşekkür ediyorum. 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2022 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • İlan
  • LÖSEV
TS 10002