18 Şubat 2011 Cuma
Çetin Osman Budak
Yönetim Kurulu Başkanı
Değerli Kaymakamlar,
Değerli Başkanlar, Bölge Müdürleri,
Değerli Konuklar,
Değerli Arkadaşlar,
Türkiye ve Antalya’da tarım sektörümüzün en önemli, en temel konusunu bugün masaya yatırıyoruz. Bu önemli konuyu Odamızın gündeminde tutan ve bu toplantıya öncülük eden Meslek Komitemizi gönülden kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Komitemizle yakın işbirliği için Harita ve Kadastro Mühendisleri Odamıza teşekkür ediyorum. Bugün bizimle birlikte olan Tarım Bakanlığımızın yetkililerine ve ilgi ve destekleriniz için hepinize teşekkürlerimi sunuyorum.
Değerli arkadaşlar,
Sözlerime, bu kadar önemli bir konunun bu kadar gündem dışı kalması ancak Türkiye’de olur diyerek başlamak istiyorum. TUİK’in son verilerine göre tarımda çalışan sayısı 5 milyon 700 bin ve sanayi istihdamından bir milyon kişi daha fazla. Nüfusun üçte birinden fazlası halen tarım kesiminde ve tarım halen istihdam yaratmaya da devam ediyor. Geçen yıla göre tarım istihdamı 350 bin kişi artmış durumda, yani işsizliği tarım azaltıyor. TUİK’in bu tahminlerine bağlı kalırsak tarım Türkiye’nin ümidi olmaya devam ediyor demektir. Ama bu kadar önemli bir sektörün kaderi tesadüfe kalmış durumda. Çünkü miras yoluyla arazi parçalanması devam ediyor. Yani Türkiye’de ekonominin geleceği gelinlerin ve damatların birbiriyle geçinebilmesine bağlanmış. Türkiye toprağı aile içinde ve komşular arasında bir işbirliği aracı değil, kavga aracı haline getirmiştir. Toprak yüzünden cinayetler işlenmiştir, kardeş kardeşe düşman olmuştur. Aslında 1970’lere kadar toprak reformu konuşulan bir konu olmuştur. 1978’de tarım reformu kavramı gündeme gelmiştir. Arazi toplulaştırması konusu 1984’te sulama arazilerinin düzenlenmesi olarak gündeme alınmış olmasına rağmen, bunca yıldan bu yana 14 milyon hektar alanın sadece 1 milyon hektarında toplulaşma yapılabilmiştir. Şimdi bu konuda çalışan bürokrat arkadaşlarımızda bir çaba ve heyecan gördüğüm için çok mutlu oldum. Ama bu konuda daha başarılı olmak için bu konunun siyasetin gündemine de girmesi gerekir. Bunun için bina açılışlar törenleri yanında arazi açılış törenleri de dönemini de başlatmamız gerekiyor. Bunu yaparsak bu konuda daha hızlı bir ilerleme sağlayabiliriz. Durumun vehametini arkadaşlarımızın çalışmaları ortaya koymaktadır. Serik örneğinde 13 bin dekar alan 1300 arazi sahibi var. 822 kişinin ortalama arazisi 1,5 dönüm bile değil. 1300 arazi sahibi içinde Böyle bir yapıda neyi, nasıl, hangi maliyetle üretebilirsiniz? Verimlilik hesaplarında daha çok sulama ve yol konusu öne çıkarılıyor. Antalya’da ise ilave sorun seralarda optimal yatırım ve işletme büyüklüğünün ortaya çıkmasıdır ki, arazi parçalanmasının maliyetini katlamaktadır. 2-3 dönümlük seralarla devam edemeyiz. Hatta küçük bahçelerle de devam edemeyiz. Bugün narenciyede üretici zarar ediyorsa, bu parçalanmış yapının yarattığı verimsizlik, plansızlık, örgütsüzlük nedeniyle zarar ediyor.Et ve sütte verimsizlik nedeniyle eti Avrupa’dan daha pahalıya yer hale geldik ve ithalatçı olduk. Gelecekte aynı şeyi sebze meyvede yaşamamak için bu sorun mutlaka çözülmelidir. Dahası, bu parçalı yapı nedeniyle tarım arazilerini kaybetmeye başladık. Köylerde birisi tarlasına elma dikiyor, diğeri yanına sera, bir diğeri yanına ev yapıyor. Miras bölünmesi veya anlaşmazlık nedeniyle köyünü terk edip, kente göçüyor. Köyde arazisi var, ama kentte işsiz kalıyor veya kapıcılık yapıyor. İşin bu kısmı da ekonominin ötesinde sosyal bir kayıptır, bir dramdır. Konu bu kadar önemliyken siyasetin bu kadar ilgisiz kalması da kabul edilemez. O yüzden artık bu konu bir seferberlik gibi ele alınmalıdır. Hatta şunu da eklemek istiyorum. Artık toprak reformu ve tarım reformundan sonra bir köy reformu, köy kalkınması politikasının zamanıdır. Bizim tarım politikalarımız, tarımsal destek politikalarımız Avrupa’dan Amerika’dan esinlenmiştir. Oysa bu parçalanmış arazi yapısı orada yoktur. Biz halen köy gerçeğini ve köyün önemini kavramış değiliz. Artık bu çağda köyler muhtara ve ihtiyar heyetine bırakılmayacak kadar önemlidir. Daha organize yapılar geliştirilmelidir.Kırsal kesimde kalkınma konusu arazi toplulaştırmasından başlayarak Devlet destekli büyük ölçekli tarımsal yatırım projelerinin hayata geçirilmesine kadar geniş bir yelpaze içerisinde ele alınmak zorundadır. Çünkü Hollanda’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke tarımda verimlilik için ardı ardına yeni projeleri devreye sokuyorlar. Güney Kore hükümeti çok büyük ölçekli sera yatırımlarını kendisi yaptırıyor.
Değerli arkadaşlar,
Bu konuda Oda ve TOBB olarak her desteği vermeye hazırız. Biraz önce şaka yollu açılış yapalım dedim, ama gerekiyorsa toplulaştırma projelerinin başlama ve bitişleri için tören düzenleyelim. Yeter ki, bu konu siyasetin, Bakanlar Kurulunun, medyanın gündemine girsin. Bugün biz bir kez daha bu çatı altında önemli bir konunun taraflarını bir araya getirmiş bulunuyoruz. Burada konunun bütün boyutları, uygulamada yaşanan sorunları bir kez daha ele almakta büyük yarar görüyorum. Bu toplantının bundan sonraki çalışmalara katkı sağlamasını ümit ediyorum. Emeği geçen, katkı yapan bütün arkadaşlarıma, değerli konuklarımıza ve hepinize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.