ATSO İLETİŞİM MERKEZİ
Pzts-Cuma : 8:30-12:00 / 13:00-17:30
314 37 37
ATSO
Site İçi Arama
facebook
twitter

ATSO Şubat Ayı Meclis Konuşması

22 Şubat 2011 Salı

                                                                                                 Çetin Osman Budak
                                                                                           Yönetim Kurulu Başkanı


Değerli arkadaşlarım,

Türkiye Ekonomisinde cari açık dışında rakamlar son derece iyi görünüyor, beklentiler de çok olumlu gidiyor. Ekonomide büyüme hızı yüksek, işsizlik düşüyor, bütçe dengesi iyi, banka karları zirvede, takipteki kredilerde düşüş var. 2009 küçülmesi telafi edildi ve artı büyümeye geçildi. Yatırım teşviklerinde adeta patlama var. Nitekim geçen Mecliste bizim anketimiz ve İstanbul Sanayi Odasının anketi de iyi beklentiler gösteriyor. Bizim anketimizde olumlu beklentiler % 50’lerin üzerinde çıktı. Ekonomide bu rakamlar iyi, ama 2009'da 13 milyar 991 milyon dolar olan cari açığın %247 artarak, 2010 yılında 48 milyar 557 milyon dolara ulaştığını gözlerden uzak tutmamak gerekiyor. Bu çok ciddi bir artış. Bu durum böyle devam ettikçe ortada sürekli bir risk de var demektir.

Arkadaşlar barkovizyonda gösterecekler, Türkiye’yi diğer ülkelerle kıyasladığımızda neredeyse İngiltere kadar cari açık verdiğimizi görüyoruz. Ancak İngiltere’nin milli geliri neredeyse Türkiye’nin 4 katı (İngiltere 2.7 trilyon dolar, Türkiye’nin ise 730 milyar dolar)

DIŞ AÇIK (Milyar dolar)

 

Dış Ticaret Açığı

Cari Açık

ABD

-646

-460

Çin

+176

+316

Japonya

+91

+195

Almanya

+204

+171

İsviçre

+19

+83

Hollanda

+50

+48

Güney Kore

+45

+28

Singapur

+41

+41

Malezya

+34

+28

Brezilya

+21

-47

İngiltere

-150

-41

Fransa

-67,5

-54

İtalya

-36

-64

İspanya

-68

-65

Türkiye

-56,3

-48,5

Yunanistan

-39

-34

Geçen yıl cari açık bankaların dışardan borçlanmasıyla ve sıcak parayla finanse edildi. Fakat üretime dönük yabancı sermaye girişi çokdüşük kaldı. Konut ve arazi alımını çıkarırsanız 5 milyar doları bile bulmuyor. Tabloya baktığımızda Mısır ile yarıştığımızı göreceksiniz.

 

2010 Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (Milyar Dolar).

 

 Çin

101

Hong Kong

62

Rusya

39,7

Singapur

37,4

Brezilya

25,9

Hindistan

23,7

İtalya

19,7

İspanya

15,7

Meksika

12,7

Polonya

10,4

Türkiye

7

Mısır

6,8

Dünya Toplamı 1,1 trilyon

Dolayısıyla ekonomide gerçek düzelme için cari açık ve doğrudan yatırımlar alanında daha olumlu bir gidişi görmemiz gerekiyor. Ekonomide asıl çarpıcı gelişme kredilerdeki artıştır. 2010 yılında nakdi kredi hacmi 2009 yılına göre % 50 civarında artmıştır.

2010 Kredi hacminde artış

*140 milyar TL

*Özel sektör kredi artışı 95 milyar

*Tüketici-kredi kartı artışı  44 milyar 

 

Ekonomiye 2010 yılında yaklaşık 140 milyar liranın üzerinde yeni kredi girmiştir. Bu kredilerin önemli kaynağı da yurtdışından alınan dövizdir, yani bankaların aldığı sendikasyon kredileri ve özel sektörün yurt dışından aldığı döviz kredisidir. Yani kredi kanalıyla ekonomide önemli bir doping var. Bu dopingli büyüme ile yatırımlar da olumlu etkilendi. Eğer bunun sonucunda üretim ve ihracat artarsa bu iyi demektir, aksi halde doping bırakan sporcu gibi tekrar düşük oranlı büyümelere dönebiliriz. Antalya’da da kredi hacminde yine % 50 oranında büyük artış görülüyor. 2009 sonunda 12 milyar olan krediler 2011 sonunda 18 milyara çıktı. Bunun 700 milyonu takipteki krediler. Antalya 13 milyar mevduatla Bursa’dan sonra beşinci, 18 milyar kredi ile İzmir’den sonra dördüncü sırada. Bu 6 milyar kredi artışı nereye gitti bakmak gerekir.

Krediler (Milyar TL)

 

Krediler

Konut

İhtiyaç

Kredi kartı

İnşaat

sektörü

Turizm

Tarım

Toptan Ticaret

Takipteki Alacak

İstanbul

214

22

15,5

15

15,5

4,8

1,4

15

6,5

Ankara

63

8

6

4

7,8

0,8

1

2

2,1

İzmir

28

4,5

4,7

1,4

0,7

0,2

1,9

1,5

1,4

Antalya

17,3

2

2

1,4

0,8

3,4

1,2

0,8

0,7

Son bir yılda Antalya’da konut kredisi 1,5 milyardan 2’ye çıkmış. İhtiyaç kredisi de aynı şekilde. Yani Antalyalı konut,ihtiyaç ve kredi kartları için toplamda 5,5 milyar TL borçlanmış. Geçen yıl bu borçtaki artış ise 1,5 milyar TL’den daha az olmuş.

Buradan asıl kredi kullanımı özel sektördedir. Turizm sektörü geçen yıl kredi borcunu 1,7 milyardan 3,4 milyara çıkarmış, yani % 100 artırmış. Tarım sektörü kredisini % 50 artırmış. Toptan ticaret  % 25 kadar artırmış. İnşaat sektörümüz ise kredi borcunu sadece % 14 kadar artırmış. Diğer sektörlerde zaten önemli kredi yok. 17 milyarın diğer kısmı teminat mektupları, 200-300 milyonluk diğer sektör kredilerinden oluşuyor.

Mevduat artışı da bir miktar kredi artışından geliyor. Mevduata göre kredi kullanımımız biraz yüksek. 100 liralık mevduata karşı 130 liralık kredi kullanımı var. Ama kredilerin geri ödenmesinde çok fazla sorun yok. Takibe düşmüş kredi oranımız % 4 ve birçok ilin altındayız. Ekonomideki krediye bağlı gelişme bu şekilde ortaya çıkmış oluyor. Burada önemli bir konu ve soru şudur: Türkiye’de ekonomik büyümede en önemli sektör inşaat sektörüdür. Son bir yılda 1 milyon 100 bin istihdam yaratılmış. Bunun 400 bini sanayi, 350 bini tarım, 230 bini hizmet, 130 bini inşaat. Nasıl oluyor da tarım bu kadar, neredeyse hizmet ve inşaatın toplamı kadar istihdam yaratıyor. Diğer taraftan bu kadar krediye ve büyümeye rağmen inşaat sektöründe neden canlanma düşük? Konut fiyatları halen 2007 yılının altında geziniyor. İstanbul dışında büyük proje olan yer yok. Talep patlaması deniyor, ama maliyet artışına rağmen tüketici enflasyonu % 5’in altında. Sonuç olarak, ekonomide en olumlu gelişme yatırımlardaki artıştır, ama kaygı yaratan yönler ise büyümenin dopingli olması ve cari açıktır.

Değerli arkadaşlar,

Seçim öncesi siyaset gündeminde daha fazla ekonomi görmek istiyoruz. Bu seçim döneminde ekonomik konuların daha fazla gündeme gelmesini, medyanın da buna fırsat vermesini bekliyoruz. 2011 yılında ekonomide cari açık dışında üzerinde durulması gereken diğer iki önemli konu da  “Büyük Mağazalar Yasası” ve kayıtdışı ekonomidir. Bu iki konu anketimizin işaret ettiği en önemli sorunlar olarak başı çekiyor. Meclis anketimizde kayıtdışı ile mücadele % 68 oranıyla yetersiz görülmüştür.  Büyük mağazalar kanunun alınmaması en önemli sorunlar arasında çıkmıştır. Büyük Mağazalar Kanunu ne olacak, siyasi partiler bu yılan hikayesini nasıl bitirecek ?  Bu konular seçim öncesinde siyasi partilerimizin gündeminde olmalıdır. 

Değerli Meclis üyeleri,
Son günlerdeki gelişmeler üzerine kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Siyasette yeterli uzlaşmanın bir türlü ortaya çıkmadığını görüyoruz. Aklın yolu birdir diye bildiğimiz söz artık Türkiye’de mazide kaldı. Türkiye herkesin kendisini haklı gördüğü, bir ülke haline geldi. Yiğidi öldür, hakkını yeme derler. Yani liderlik öyle olmalı ki, muhalefet bile hakkını teslim etmeli. Bakınız Amerikan Kongresinde geçenlerde bir toplantı vardı ve Obama muhalefet tarafından da ayakta alkışlandı. Obama da kendi partisinden çok muhalefetin gönlünü aldı. Bir tarafta ABD’deki uzlaşma örneği var, diğer tarafta ise Arap ülkelerinde isyan ateşi yayılıyor. Libya’da, Bahreyn’de, Yemen’de kan dökülüyor. Yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği ve diktatörlük artık dikiş tutmuyor. İnternet sayesinde en sade vatandaş dahi yönetici sınıfların nerede, nasıl yaşadığını görüyor, dünyadaki gelişmeleri görüyor ve ezilmişliğe isyan ediyor. O nedenle biz hem ekonomiyi hem gelir dağılımını hem de her yönüyle demokrasimizi güçlendirmek, kalitesini artırmak zorundayız. Demokratik hukuk Devletine herkes saygı duymalı ve gereğini yapmalıdır. İnsanların hak ve özgürlüğüne saygı duyulmalıdır. Bu ülkelerdeki durum orada iş yapan firmalarımızı da ihracatımızı da olumsuz etkilemektedir. Türkiye’nin Libya’da 15.5 milyar dolar yatırımı olduğu ifade ediliyor. TİM’in verdiği rakamlar bunlar. Antalya’dan da çok ciddi yatırım yapan arkadaşlarımız var. Şu anda durum pek parlak değil ve bu arkadaşlarımızın inşallah mallarına şantiyelerine zarar gelmemiştir. Çok ciddi yağmalama olayları oluyor. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti oraya hem uçaklarını hem gemilerini gönderiyor. Maldan önce insanlarımızın zarar görmemesi önemli. Maalesef bir açıklama yapıldı “Türkleri ve İtalyanları burada görmek istemiyoruz” şeklinde. Resmi bir açıklamaydı. Halbuki Türkler ne yapmış bunu da sorgulamak lazım. Umarım oradaki Türk dostlarımıza, işçilerine ve mallarına zarar gelmez. Hatta bu yıl bu karışıklık devam ederse Türkiye ciddi ölçüde etkilenebilir. Bu nedenle temennimiz bu ülkelerde daha fazla kan dökülmeden demokrasi ve istikrar yönünde adımlar atılmasıdır.

Diğer konulara gelince; 
“Torba Yasa”da ekonomiyle ilgili düzenlemeler olumludur. Bildiğiniz gibi, son dönemde Ticaret Yasası ve Torba Yasa ile önemli değişiklikler getirilmiştir. Ticaret Yasasında yönetmelikler beklenmektedir. Torba Yasada bizi ilgilendiren çok önemli konu Devlete olan borçlara ödeme kolaylığı getirilmesidir. Vergi ve prim borcu olanlar bu imkandan artık yararlanmalıdır. Yine bir önemli konu ise internet üzerinden satışlara vergi getirilmesidir. İnternet satışları veya elektronik satışlar çok hızlı ve kontrolsüz gelişen bir konuydu.  İnternet üzerinden yurtdışından bile rahatça alım yapılıyor. Üyelerimizin çok dikkat etmesi gereken bir konudur, çok hızlı gelişen yeni bir rekabet alanıdır. Denetim getirilmesi iyi olmuştur. Ticaret Yasasında yönetmelikler çıktıkça gerekli bilgilendirmeyi yapacağız. Bir diğer önemli konu son dönemdeki işyeri kazalarıdır: OSTİM’de patlamalar oldu. Elbistan’da termik santralin yanında korkunç bir toprak çökmesi oldu. Kazı için zemin etüdü gerekir deniyor, çökmeden önce yapılması gerekmez miydi? Bu konular medyada bir gün kalıyor, sonra unutuluyor. Bir ihmal var mı yok mu, varsa sorumlusu kim bilmiyoruz. Ölen öldüğü ile kalıyor. Bu kadar denetimsiz işyeri ve iş oldukça ölümler bitmiyor, ibret de alınmıyor, ders de çıkarılmıyor. Antalya’da da Serbest Bölgedeki kazada iki kişi hayatını kaybetti, ayrıca büyük bir korku yarattı. Ruhsatsız demeyelim fakat riskli bir bölgede petrol dolum tesisleri iki cana mal oldu. Bu konuda denetimlerin arttırılması gerekiyor. OSTİM’deki kazada işyerlerinin ruhsatsız olduğu görüldü. Daha önce İstanbul’da da gördük. Bırakınız vergiyi, sigorta primini, işyerinin kendisinin kaydı yok. Korsan ekonomi bir türlü azalmıyor.

Değerli arkadaşlar,
27. grubumuz Akdeniz Elektrik Dağıtım özelleştirmesi ile ilgili bazı saptamalarda bulunmuştur. Özelleştirme sonrası devir aşamasında kamunun yatırımlarında aşırı hızlanma saptanmış. Bu Konu yakından incelenmeye değer bir konudur. Özelleştirme kararından sonra yatırımlarda hızlanma belki sözleşmede öngörülmüştür. Ama daha önemlisi abonelerin bazı ekipmanların alımı için getirilen şartlardır. Bu ciddi bir konudur ve kurum açıklama getirmelidir. Diğer taraftan bu tür tekelci firmaların fiyat ve satış koşullarını Rekabet Kurumu yakından izlemelidir. Bakıyoruz bankalar işlem maliyetini yükseltiyor. Rekabetin olmadığı yerde vatandaş ve küçük işletmeler çaresiz kalıyor. Son zamanlarda Türkiye’de Rekabet Kurumunun varlığını bile unuttuk.  Korsan kitap, korsan CD, kaçak sigara, kaçak akaryakıt derken korsan sektörlerin de ekonomi gündeminde olması gerekiyor. Korsanla mücadelede Zabıta da Polis de yetkili olmalıdır. Caddede korsan satış var ve müdahale yoksa orada bir yanlış var demektir. Kaldı ki, korsan satış caddelerden işyerlerine ve mağazalara taşınmış durumdır.

Sevgili arkadaşlar,
Bizim faaliyetlerimize gelince;
Ben Sayın Cumhurbaşkanı heyetiyle İran gezisine katıldım. Üç ili gezdik, İsfahan, Tebriz, Tahran. Bu noktada bazı tespitlerim oldu. Bunlardan birincisi olayların çıktığı günlerde güvenlik nedeniyle yurt dışı ile internet ve cep telefonu iletişiminin kesilmesiydi. Diğer bir tespitim; özellikle Tebriz’de Türk işadamlarının çok ciddi yatırımları var. Çok da ciddi destekler veriliyor. İran yabancı sermayeye açık ve hevesli. Bu noktadaki en büyük sıkıntı bankacılık sistemindeki sorunlar ve kanunların yatırım esnasında değişmesi gibi görülüyor. İsfahan Ticaret, Sanayi ve Madencilik Odası ile işbirliği anlaşması imzaladım.  İran büyük bir nüfus ve şimdi yabancı sermayeye açılma dönemi. Çok sayıda Türk firması var ve İran’daki potansiyeli yakından izlememiz gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde Sayın Kültür ve Turizm Bakanını ziyaret ederek, hem çalışmalarımızı anlattık, hem de kendilerinden Perge’deki Antik Tiyatro ve stadyumun yönetim ve işletmesini istedik. Perge Antik Tiyatrosu, Side’den sonra en büyük tiyatro. Sayın Bakan bu talebimize olumlu yaklaştı.
Bir başka gelişme, Dünya Kongreler Birliği CEO’sunu Antalya’ya davet ettik, kendisini karşıladık ve Birliğin Genel Kuruluna aday olduk. Böylece Antalya olarak dünya kongre pazarında daha iyi yer almak istiyoruz. 2014’te Dünya Kongreler Birliği Genel Kuruluna aday olduk. Antalya Kongre Bürosu artık bu işleri yapacak düzeye de böylece gelmiştir. Bu hususta Kongre Merkezi konusunu da bir an önce ele almamız gerekiyor. Artık hep birlikte 100. Yılda Kongre Merkezi projesini yeniden ele almalıyız. Orada yolu yer altına alarak dünya çapında bir kongre vadisi çalışması yapılmalıdır. Özel İdare, Büyükşehir ve Bakanlık birlikte bunu yapabilirler, biz de destek oluruz. Antalya gibi bir şehir artık böyle kongre merkezi gibi eksiklerle devam edemez. Bir yandan yatak kapasitesi artıyor, ama diğer taraftan kış aylarında yaprak kıpırdamıyor. O nedenle bu kongre merkezi konusu acildir, daha önce kongre ve spor salonunun aynı olacağı öngörülmüştü, bu şekilde de olabilir. İstanbul’da Lütfi Kırdar ve başka merkezler olmasına rağmen 330 milyon liraya yedi katı yer altında İstanbul Kongre Merkezi yapıldı, üstelik Antalya’dan arkadaşlarımız, Sembol inşaat yaptı. Antalya projesi bu kadar büyük maliyetli de olmaz. Aslında daha küçük bir merkez mevcut Özel İdare Çarşısı olan yerde de olabilir. Burada sanatsal gösteriler için bir kültür sarayı da olabilir. Bu çalışmaların hayata geçmesi, kent merkezinin cazibe kazanmasından başka çare yoktur. 
Geçen anketimizde “Antalya ekonomisinin canlanması için kısa-orta vadeli en öncelikli adım ne olmalıdır?” şeklindeki soruya “kent merkezinin güzelleştirilmesi”, “kültürel etkinliklerle turistin kent merkezine çekilmesi”, “AVM’lerin yasal düzenlemeye kavuşması” cevapları verildi. 
“Antalya için en faydalı-önemli proje sizce hangisidir?” sorusunda ilk sırada “kentsel dönüşüm”,  ve  “ulaşım projeleri”, daha sonra da “toplu işyerleri” öne çıktı. Sürekli olarak üzerinde durduğumuz ve dile getirdiğimiz bu önemli konuları ATSO Meclisi olarak bir kez daha hatırlatmış bulunuyoruz. Eli kolu bağlı oturup durmanın anlamı yoktur. Bütün kurumlar ve işadamları bir araya gelip Devletin desteğini alarak bu işleri halletmemiz gerekiyor. Merkezi İdare Bütçesi olmadan, kredi olmadan Antalya’da yerel kurumların bütçeleriyle 300 milyonluk kongre merkezi gibi projeler yapılamaz. Bu tür yatırımlar dışında, Antalya’da bir noktaya sürekli dikkat çekiyoruz, ama yetmiyor. Bu şehir özel bir şehir ve herkes yaptığı işte buna dikkat etmelidir. Antalya’da yapılan yatırımlar, üretim ve hizmet kalitesi belirli bir düzeyde olmalıdır. Ne yapılıyorsa artık marka olacak şekilde yapılmalıdır. Bir restoran yapıyorsanız dekoruyla fark yaratın, öyle yapın ki, çıtayı yükseltsin. Öyle yapın ki, Ankara’dan İstanbul’dan insanlar görmeye gelsin. Yoksa, fark yaratamıyorsanız yapmayın, zaten mevcut olana  bir tane daha eklemenin bir faydası yoktur. Yemekhane gibi restoran, köy bakkalı gibi market, dip dipe binalarla lojman gibi konutlar, artık Antalya’da olmamalıdır. 
Çok önemli bir faaliyetimiz geçen hafta yaptığımız Arazi Toplulaştırması paneli oldu. Bu panel ile tarım sektörünün en temel en önemli sorununa el atmış olduk. Bakanlık yetkililerini ve diğer tarafları biraraya getirdik. Meslek Komitemiz bu konuda çok güzel bir çalışma yaptı. Özellikle burada meclis üyemiz Ertuğrul Yılmazhan ve komite üyelerine teşekkür ediyorum. Serik’te yapılan bir çalışma gösteriyor ki, 13 bin dekar alanda 1300 arazi sahibi var. Hisse sahipleri daha da fazla.  822 kişinin ortalama arazisi 1,5 dönüm bile değil.   Böyle bir yapıda neyi, nasıl, hangi maliyetle üretebilirsiniz? Dahası, bu parçalı yapı nedeniyle tarım arazilerini kaybetmeye başladık. Köylerde birisi tarlasına nar dikiyor, diğeri yanına sera, bir diğeri yanına ev yapıyor. Miras bölünmesi veya anlaşmazlık nedeniyle köyünü terk edip, kente göçüyor. Köyde arazisi var, ama kentte işsiz kalıyor veya kapıcılık yapıyor. Bu kadar önemli bir konuda ne Sayın Bakan konuşuyor, ne bir başka yetkili ne de medya. Hollanda’da seralar güneşten elde ettikleri elektriği satıyorlar. Dünya böyle çalışıyor. Bu işler artık eski düzende gidemez. O nedenle bu konuya ilgiyi artırırsak, çalışmaların hızlanmasına bir parça katkıda bulunursak, sahadaki sorunları dile getirirsek tarım sektörümüze büyük bir katkı sağlamış olacağımıza inanıyorum. Komitemizden konuyu takip etmelerini rica ediyorum. Bir başka önemli konu EXPO konusunda oldu. Bu hafta sonu EXPO heyetini Antalya’da ağırladık. Aksu’daki Batem arazisinin EXPO için uygun olacağını teyid ettiler ve çalışmaların hızlanması gerektiğini söylediler. Alternatif yerlerden bir tanesi de Lara’daki araziydi. EXPO Heyeti yetkilisi, “Ben denizi severim ama bitkiler denizi pek sevmiyorlar” şeklinde konuştu. Artık EXPO konusunun Hükümet tarafından ele alınması ve İstanbul 2010 gibi bir planın çıkması, gerekirse bir Kanun veya Kararname ile yol haritasının belirlenmesi gereklidir.
Bir de geçtiğimiz günlerde Yönetim Kurulu olarak Korkuteli’ni ziyaret ettik. Yüksekokula maddi destek sağladık. Kaymakam ve Belediye Başkanımızla görüştük. Aslında bizim ilçelerimizle Kemer’den Akseki’ye, Elmalı’dan Gündoğmuş’a hepsiyle daha fazla ilgilenmemiz gerekiyor, ama yetişemiyoruz. İlçelerle teması yoğun olan arkadaşlarımız ilçelerimizin sorunlarını takip etmelidir ve gündeme getirmelidir.

İlginize teşekkür ediyorum, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiDış Ekonomik İlişkiler KuruluTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2012 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • EXPO 2016 ANTALYA
  • Beceri 10
  • Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı
  • Antalya Çiçek Festivali
Bilgimap Haritacılık ve Mühendislik Ltd. Şti.