ATSO Kasım Ayı Meclis Konuşması

24 Kasım 2015 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Sayın Başkan,
Değerli Meclis Üyeleri,
Sevgili Basın Mensupları,

Hepinizi şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgi, saygıyla selamlıyorum.
Hafta sonu yaptığımız çalışma ve eğitime 150 civarında meclis ve komite üyemiz katıldı ve yararlı bir çalışma oldu. Organizasyon için Ayhan Bey’e teşekkür ediyorum.  Fuarı olan, Antalya dışında olan arkadaşlarımız katılamadılar. Bu toplantıyı önümüzdeki aylarda tekrarlarız ve yine beraber oluruz. Arkadaşlarımız kahvaltılı toplantıyla da bir araya gelinmesini teklif ettiler. Zaten 2016 yılı çalışma programı için tekrar bir çalışma yapmamız gerekiyor, dolayısıyla çok ara vermeden, kahvaltılı bir toplantı yapacağız.
Hafta sonu meclis ve komite üyelerimizin heyecanını görmekten çok mutlu oldum. Bu heyecan ve katkıları için bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Hafta sonu ben bazı konuları da konuştum, bu nedenle bugün konuşmamı uzun tutmamaya çalışacağım..

Bugün öncelikle G20 ve B20 zirvelerinin Antalya’da başarıyla organize edilmesinden dolayı Devlet yetkililerine, Hükümete teşekkür etmek, tebrik etmek istiyorum.  B20 zirvesi de dünyanın her yerinden önemli işadamlarını, CEO’ları Antalya’da buluşturdu. B20 çalışmalarına Rıfat Hisarcıklıoğlu başkanımız başarıyla başkanlık yaptı. Oda ve borsalarımız adına gurur duyduk. Dünyanın her yerinde Antalya ismi duyulmuş, Antalya’nın organizasyon başarısı ve güvenlik başarısı böylece en üst düzeyde kanıtlanmıştır. Bu zirvenin Antalya dışında başka yerde yapılması da mümkün değildi zaten.
Tabii ki, Paris katliamı olmasaydı, Antalya’ya ilgi daha fazla olurdu, belki liderleri bir golf oynarken veya Aspendos gibi tarihi bir mekanı ziyaret ederken de görebilirdik. Keşke, imkan olsaydı, Aspendos’ta bir konser olsaydı, liderler EXPO alanını görseydi, müthiş bir tanıtım olurdu, ama bu kadarı da büyük bir olaydır.

G20 ve B20 gündemi Türkiye’de gerekli düzeyde konuşulmadı.  
Oysa G20, küresel ticaret, vergileme, yolsuzlukla mücadele, çevre korunması gibi birçok konuda kararlar alıyor. Türkiye çeşitli konularda G20’ye karşı taahhütler üstleniyor. B20’nin önemli konularından birisi KOBİ’lerin finansman sorunlarıydı. Ben bu kürsüden defalarca KOBİ’lerin sorunlarını konuştum, Türkiye’de 2.7 milyon mikro işletmenin bir banka veya telefon şirketi kadar kar edebildiğini söyledim. G20 için yapılan çalışmalarda KOBİ’lerin en büyük sorunları olarak finansman, yolsuzluk, kayıtdışı girişimlerin haksız rekabeti, arsa-arazi temini ve vergi yükü olarak sıralanıyor.

Hafta sonu toplantıda bazı arkadaşlarımız kredi almakta sorun yaşadıklarını söylediler. Eğer sektörlerinde tanınmış işadamları olan ATSO meclis üyeleri kredi almakta zorluk çekiyorsa, diğer KOBİ’lerin durumu daha da kötüdür. Zaten Türkiye’de 2 milyon mikro işletme kredi kullanıyor, kullandıkları kredi de 100 milyar TL, toplam kredi hacminin %6.6’sı değil. Yani işletmelerin %90’ı toplam kredinin %7’sini bile almıyor. 100 milyar krediyi 2 milyon işletmeye bölün, 50 bin lira eder, bir taşıt bile alamazsınız. İnşallah G20 bu konuda bir ilerleme sağlar da bizim mikro işletmeler de yararlanır.
Bu yıl kamu bankaları olmasa kredi sıkıntısı daha fazla olurdu. Türkiye genelinde kredi artışı özel bankalarda %24, kamu bankalarında %35. Merkez Bankası kredilerde frene basılmasını isterken, kamu bankaları gaza basmışlar. Antalya’da özel banka kredileri %16 artarken, kamu bankaları kredileri %63 artmış. Aksi halde bu yıl Antalya’da daha çok sıkıntı yaşardık.

Değerli arkadaşlar,
Bugün ekonomideki duruma dönük olarak fazla bir şey söylemeyeceğim. Hafta sonu anket yaptık, bu anket sonucunu hem toplantıya katılamayan arkadaşlar hem de basın mensubu arkadaşlar için tekrar paylaşmak istiyorum. İsteyen arkadaşlar dışarıda basılmış halde alabilir.

 

2013

2014 1. Anket

2014 2. anket

2015 1. anket

2015 2. anket

2015 3. anket

Satışlarda değişim

Olumsuz %64

 

Olumsuz %49

Olumsuz  %46

Olumsuz %36,7

 

Olumsuz %45,6

Olumsuz %53

Alacak tahsilatında değişim

Olumsuz %77

Olumsuz %32

Olumsuz %66

Olumsuz %48,9

Olumsuz %57,7

Olumsuz %65.7

Çalışan sayısında değişim

Azaldı %

-

Azaldı %26

Azaldı %18,9

Azaldı %30

Azaldı %34.2

Kredi kullanımında değişim

Arttı %44

Kullanmıyorum  %16

-

Arttı %40

Kullanmıyorum  %28

Arttı %35,6

Kullanmıyorum  %21,1

Arttı %30

Kullanmıyorum  %21,1

Arttı %37.8

Kullanmıyorum %28.8

Sektörünüzde en önemli sorun

Alacak tahsilatı %34

İşyeri enflasyonu %26

Karşılıksız çek/tahsilat sıkıntısı %26

Plansız ticaret/işyeri enflasyonu %36,7

İç pazarda durgunluk %18,9

İç pazarda durgunluk %23

En önemli risk

Faiz oranı artışı%22

Siyasi istikrarsızlık %22

Siyasi istikrarsızlık %40

Siyasi gerilim %33

Düşük büyüme durgunluk %24,4

Siyasi istikrarsızlık/gerginlik %55,6

Terör %25


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Satışlarda değişim, alacak tahsilatında değişim, çalışan sayısında değişimde olumsuz cevap oranlarında yükselme var.  
Kredi kullanımında hem kredi ihtiyacı artmış durumda hem de kredi kullanmakta sorun yaşanıyor.
Ankette en önemli risk olarak bugüne kadar hep siyasi belirsizlik, gerginlik öne çıkardı. Şimdi terör en önemli risk olarak görülüyor. Gerçekten terör riski ekonomiyi ve turizmi doğrudan etkileyecek bir risk.
Ankette, önümüzdeki yıl için beklentiler ise çok olumsuz değil, büyüme beklentisi %3 civarı, dolarda artık çok ciddi artışlar beklenmiyor. Sadece enflasyonda tahminler yükselmiş, çift haneli enflasyon beklentisi ortaya çıktı. Çünkü hem maliyet artışları, hem de asgari ücret beklentisi var.
Sonuç olarak durgunluk, tahsilat, maliyet artışı sorunları ciddi boyutta devam ediyor.
Şimdi yeni hükümet kuruluşu aşamasındayız. Bu dönemde yerli ve yabancı sermayeye güven verecek bir ekonomi yönetimi ve hükümet programı ayrı bir önem taşıyor.  Hafta sonu da söyledim, Sayın Başbakan’ın Ekonomik ve Sosyal Konsey’i toplaması ve hükümet programı için öneriler istemesi olumlu bir gelişme, umarım ki hep böyle devam eder.
Bildiğiniz gibi, TOBB Hükümete 100 günlük program için19 başlıklı bir talepler listesi götürdü, bunlar arasında Antalya’yı yakından ilgilendiren, özellikle turizmi yakından ilgilendiren konular da var. Bunları hafta sonu konuştum, önemli olduğu için bir kez daha tekrar edeceğim.
Antalya’yı özellikle ilgilendiren talep kış aylarında turizmde SGK priminin kaldırılması konusu. Bu talebi Mart ayında TOBB’daki Şurada dile getirmiştik. Raporda da yer almasından dolayı TOBB yönetimine teşekkür ediyorum.   Diğer talep başlıkları şunlar:
• zorunlu istihdam yükünün azaltılması,
• mesleki yeterlilik belgesinin zorunlu olması,
• vergisini düzenli ödeyene indirim yapılması,
• elektrikte TRT ve belediye fonunun kaldırılması,
• sektörlerde alınan ve satılan ürünler arasındaki KDV farklarının kaldırılması ve KDV alacağının vergiden düşülmesi,
• vergi beyanname sayısının düşürülmesi, vergi ve ihracatın yapıldığı ile kaydedilmesi,
• imar plan tadilatıyla arsa rantı elde etmenin önlenmesi,
• ticari davalara mahkeme dışında hakem heyetleriyle çözüm bulunması,
• TOKİ ve Belediye şirketlerinin haksız rekabet yaratmaması,
• ilçe bazlı teşvik sistemine geçilmesi,
• yatırma uygun arazi envanterinin çıkarılıp şeffaf biçimde sunulması,
• tarımda arazi bazlı destekten ürün desteğine geçilmesi,
• ette KDV'nin %8'den %1'e düşürülmesi gibi konular yer aldı.
• bunun dışında asgari ücret artışı konusunda da işveren prim payı oranının düşürülmesi, kıdem tazminatının kaldırılması gibi talep ve uyarılar da yapıldı.

Gördüğünüz gibi bir acil eylem planı için gerçekten önemli konulara yer verildi. Ayrıca, SGK primi dışında turizm desteklerinin genişletilmesi ve tanıtıma daha fazla önem verilmesi de gerekiyor. Hükümet 2016 turizm sezonunu şimdiden ele almalıdır.

Değerli arkadaşlar,
Hükümet piyasaların yüksek kredisi ile göreve başlıyor. Tek parti iktidarı olumlu yönde fiyatlandı ve Türk Lirası uzun zamandan sonra ilk kez pozitif bir ayrışma gösterdi. Bunun devam etmesi için iyi bir reform programına başlanması zorunludur.
2016 yılının en önemli olaylarından birisi asgari ücret artışı olacak. Asgari ücretin artırılmasını destekliyoruz, ancak bu maliyetlerde sert bir artışa ve enflasyonda sıçramaya yol açmamalı. Hafta sonu yaptığımız ankette arkadaşlarımızın üçte ikisinde asgari ücretli çalışanların önemli düzeyde olduğunu ve bu arkadaşlarımızın ücret artışından olumsuz etkileneceklerini gördük. Bunun için de asgari ücret üzerindeki gelir vergisi düşürülmeli, kıdem tazminatı yükü kaldırılmalı, işveren prim payı oranı düşürülmeli. Ayrıca TOBB’un talep ettiği gibi vergi ve primini düzenli ödeyenlere teşvik gelmeli.
Türkiye’de asgari ücret maliyeti Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerden yüksek, kur artışıyla da Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyetine eşit düzeye geldi. Bu ülkeler ücret, eğitim, hukuk düzeni, teşvik avantajlarıyla son yıllarda önemli yatırım çektiler, birçok otomobil fabrikası o ülkelerde kuruldu.
Dolayısıyla asgari ücret artışıyla birlikte üretim ve yatırımın önünü açacak bir program yürürlüğe konulmalıdır.

Sevgili arkadaşlarım,
Yapısal reform konusunu herkes sürekli konuşuyor, biz 7 Haziran seçimi öncesi seçim bildirgemizde birçok konuya yer verdik.
Burada hep konuştuğumuz reformlar arasında eğitim reformu en önemli reformlardan birisi.
Bugün öğretmenler günü ve bütün öğretmenlerimizi kutluyorum. Bir ülkenin kalkınmasının temeli eğitimdir, eğitimin temeli de öğretmendir.
Ancak, Türkiye’nin en zayıf yönlerinden birisi de maalesef eğitim sistemidir.
Öğretmenler günü vesilesiyle bir sendikamızın yaptığı ankete göre öğretmenlerin üçte biri özel ders veriyor, yüzde 21’i çiftçilik yapıyor. Boya badana, tamirat işleri, taksicilik, garsonluk yapan da var.  Yüzde 34’ü herhangi bir psikolojik rahatsızlık yaşadığını ifade ediyor. Öğretmenlerin üçte biri ses kısıklığı yaşıyor, siyasi baskı ve kayırmacılıktan şikayet ediyorlar. Anketi tam okuduğunuzda içinizin acımaması mümkün değil.
Öğretmenlerin üçte ikisi daha yüksek ücretli iş bulduklarında öğretmenliği bırakacaklarını söylüyorlar. Eğitim sisteminin bitmiş olduğunu biliyorduk, ama bu anket sonucu tuzu biberi oldu. Öğretmen maaşları konusunda başka şey söylemeyeceğim. Sadece kamuda en düşük memur maaşı ile öğretmen maaşı karşılaştırılsın ve memur maaşlarında öğretmenliğin kaçıncı sırada olduğuna bir bakılsın yeter.
Konu sadece öğretmenlerimizin sıkıntıları değil. Öğretmene değer vermeyen, iyi öğretmen yetiştirmeyen bir ülkede eğitim de kötü olur.
Eğitimde yolun başındayız. Bakınız, 3 yaşında anaokuluna gitme oranı. Türkiye’nin oranı %5’in bile altında. En sağda Yunanistan, İsviçre, Türkiye var. Avrupa'da %100'e çıkmış ülkeler var.
Eğitim kalitesine gelince; Lise'de eğitim kalitesi PISA testleriyle ölçülüyor. PISA testlerinde, matematikte Türkiye 57 ülke arasında 45. sırada. OECD'de ise sondan 2. sırada, okuma becerilerinde 57 ülke içinde 39. sıradayız. Bu nasıl bir eğitim sistemiyse matematik öğretemiyor, yabancı dil öğretemiyor, müzik-spor yaptırmıyor, mesleki bilgi kazandırmıyor. 
Üniversite eğitiminin kalitesini ise her gün görüyoruz. KPSS sınavına giren öğretmen adaylarının ve memur adaylarının sınav performansı içler acısıdır. Bakın bu tabloda en sağda KPSS'de alan soru sayısı, en solda adayların doğru cevap ortalaması var. Eğitim bilimlerinde 80 soruda ortalama 38 doğru var. Hukuk, İktisat, Maliye gruplarına bakın. Soru sayısı 30, doğru cevap ortalaması 0'dan 7'ye kadar ancak gidiyor.

Sevgili arkadaşlar,
Öğretmenler günü vesilesiyle eğitim grubumuzun ısrarla belirttikleri sorunları da dile getirmek istiyorum.
TOBB’un 19 maddesi arasında bir madde TOKİ ve belediye şirketlerinin haksız rekabet yaratmamasıdır. Eğitim grubumuzun bir sorunu belediyelerin kreş ve anaokulu kurarak rekabet etmesi. Özel kreş ve okullarda boş kapasite varken, belediyelerimizin sosyal hizmet diyerek lüks semtlerde kreş açtıklarını ve fiyatları düşük tutarak hizmet verdiklerini görüyoruz. Arkadaşlarımız diyor ki, işbirliği yapsak biz o hizmeti aynı maliyete, daha kaliteli verebiliriz. Eğer yoksul bir mahallede kreş açılmıyorsa belediye orada kreş açsın, özel sektörle birlikte yapsın. Özel sektörün bilgisinden, tecrübesinden yararlansın. Aksi halde, bir taraftan haksız rekabet bütün sektöre zarar verir, diğer taraftan da belediyelerde verimsizlik ve kaynak israfı olur. Arkadaşlarımız ayrıca, eğitim desteklerinden de eşit düzeyde yararlanmak istiyorlar. Eğitimin her alanında, özellikle meslek eğitiminde de artık kamu-özel sektör işbirliğini sağlamak zorundayız. Meslek eğitiminde mutlaka Odalar söz sahibi olmalıdır. 

Sevgili arkadaşlar,
Bugünlerde önemli bir konumuz Antalya limanının durumu. Soruna geçmeden önce birkaç veri paylaşacağım.
Kalkınma Bakanlığı yeni bir rapor yayınladı. İllerin ulaşım durumunu, erişilebilirlik olarak karşılaştırmış. Bir tabloyla Antalya’nın durumunu birlikte görelim.
Antalya coğrafi uzaklık, dağlık geçişler gibi özellikler bakımından erişilebilirlikte 57. İl. İlk sırada Kırıkkale geliyor, çünkü Türkiye’nin tam ortasında, son sırada Hakkari var. Bir ilden diğer illere ulaşım kolaylığında ilk sırada İstanbul geliyor, Antalya 9. Sırada, Tunceli son sırada. Bir ile diğer illerden erişimde ise Antalya 45. Sırada. İstanbul 1. Sırada, Hakkari son sırada. Demiryoluna erişimde Antalya 70. Sırada, yine İstanbul 1. Sıra.   
 

 

Antalya’nın sırası

Coğrafi erişilebilirlik

57

Ulusal pazara erişebilirlik-Antalya’dan diğer illere erişim

9

Ulusal pazara erişebilirlik-Diğer illerden Antalya’ya erişim

45

Demiryoluna erişilebilirlik

70

Havayolu erişilebilirlik

3

Denizyoluna erişilebilirlik

12

Genel erişilebilirlik

19

Havayolu erişiminde Antalya, Ankara’dan sonra 3., Denizyolu erişiminde 12. Sıradayız, Adana 4., Bursa 10. Sıradalar. Genelini aldığımızda da 19. Sıradayız. Kayseri, Konya, Gaziantep, Kütahya, Aydın bizden öndeler. 
Bir ilin erişim potansiyeli ekonomik gelişmenin koşullarından birisidir ve Antalya’nın 19. Sırada olması, bizim için dezavantajdır. .
Antalya ihracatı zaten sebze meyve, çimento ve mermer ağırlıklı. İhracatımız 3-4 yıldır 1 milyar dolar civarında, önemli bir sorun da lojistik ve ulaşım maliyetidir. Deniz yolunu, yani limanı yeterince kullanamıyoruz. Çünkü Antalya limanının tarifeleri yüksek. İhracatçılarımızın bir kısmı İzmir’i tercih ediyor, o da maliyetleri yükseltiyor.
Geçenlerde Burdur ve Isparta Odaları ve Deniz Ticaret Odasıyla bir toplantı yaptık ve bu sorunu konuştuk. Şimdi, bu konuyu detaylı inceleyeceğiz. Gerçekten limanda yüksek fiyat politikası varsa bu yanlıştır. Limanı işleten şirket ile ilgili raporlarda Antalya limanında rekabet olmadığı yazılmaktadır. Rekabet olmaması nedeniyle yüksek fiyat tesbit edersek ki, ilk veriler bu yöndedir, Ulaştırma Bakanlığı ve diğer kurumlar girişimde bulunuruz.
Liman örneği Türkiye’de özelleştirmede yapılan hataları ortaya koymaktadır. Her zaman söylüyoruz, Özelleştirme rekabet yaratıyorsa, maliyetleri düşürüp, verimliliği yükseltiyorsa, ekonomiye fayda sağlıyor.  Yok, eğer, özel tekel yaratıyorsa yanlıştır.
Dolayısıyla bu konunun da ayrıca tartışılması gerekiyor.

Değerli arkadaşlar,
Başlarken, hafta sonu yaptığımız çalışmanın gerçekten yararlı olduğunu söyledim. Son 1-2 yılda Türkiye uzun bir seçim süreci, her alanda bekleme dönemi yaşadı, kurumlar da STK’lar da yavaşladı. Ekonomide, sektörel konularda ilerleme olmadığı için de heyecan kaybı oldu. Bu heyecan kaybı komitelerimizin çalışmalarına da yansıdı. Ama yine de toplantıda beklediğimizden daha fazla heyecan ve yeni fikirler gördük. Toplantıda söylediğim gibi ortaya çıkan önemli konuları 2016 yılı programına, bütçemize koyacağız ve artık hızlanacağız. Bizim zaten devam eden programımız ve projelerimiz vardı. Bazı konuları bu toplantıyla daha da geliştirdik.
Aslında şu husus da söylendi, bu kadar toplantı yaptık, konuştuk, konular yazıldı, ama ne oldu, ne yapıldı, diyen arkadaşlar oldu. Bu bir gerçek, ama bunun şöyle bir nedeni de var. Öyle sorunlar var ki, Türkiye'de ancak Sayın Cumhurbaşkanı çözebilir. Oysa biz önce kendi yapabileceklerimizi yapmalıyız. Bu nedenle şimdi en önemli konuları seçip, bunları proje haline getireceğiz. Önümüzdeki günlerde komitelerle iş bölümü yapacağız. Takvimli bir eylem planı yapacağız ve 3-4 ayda bir ilerlemeyi kontrol edeceğiz.

Şimdi toplantıda ele alınan konulardan önemli olanlardan bazılarını paylaşacağım.
Üye hizmetleriyle ilgili çok güzel öneriler geldi ve bunları 2016'da mutlaka yapacağız. Komitelerin sırayla Meclise sunum yapmaları önerildi. Bunu da yapmamız gerektiğini düşünüyorum.
Kaleiçi'ne öğrenci gezileri önerildi, gerçekten güzel fikir. Çocuklar, gençler, tarihi öğrensinler ki, kentlilik bilinci kazansınlar.
Kaleiçi ve kent merkezi konusunda güvenlik, hanutçuluk sıkıntısının artmış olduğunu gördük. Ayrıca, imitasyon ürünlerden şikayet de artmış durumda. Arkadaşlarımız denetim yapılmadığını, denetimin de denetlenmesi gerektiğini söylüyorlar ve haklılar.  
Oda bünyesinde teşvikler ve diğer konularda üyelere danışmanlık sağlayacak bir birim önerisi oldu, KOBİ ve Teşvik birimini kuracağız.
Bir başka ilginç fikir, 2 ayrı gruptan geldi. Tarımda ve sanayide Antalya'nın gelecekte önem vermesi gereken 1-2 ürünün araştırılması isteniyor. Gerçekten önemli konu. Bizim bu vizyon çalışmasını da yapmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlar,
Ticaret ahlakına daha önce çeşitli vesilelerle değinmiştim. Yaptığımız ankette ve grup çalışmasında Ticaret Ahlakı konusuna çok önem verildiğini gördük ve bu konu ilk kez bu kadar öne çıktı. Etik Kurul kurulması önerisi geldi. Bu kez bu kurulu mutlaka kuracağız. Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan'da bir Etik Kurul kurdu. Demek ki, ihtiyaç artıyor.
Gerçekten Türkiye'de iş ahlakında, ticaret ahlakında bir bozulma olduğu açık. Bu konuda hem eğitim sisteminde hem dini alanda hem de hukuk alanında önlemler gerekiyor. Eğitim sistemimiz iyi insan olmayı öğretmeli. Hukuk sistemimiz sadece büyük suçları değil, etik dışı davranışları da caydırıcı olmalı. Cuma hutbelerinde ticaret ahlakı konuşulmalı. Tuvalete girerken sağ ayak, sol ayak meselesi yerine dürüstlük konuşulmalı. Sakız çiğnemenin oruç bozması kadar, yoksulluğun, yolsuzluğun, adaletsizliğin de oruç bozduğu söylenmeli. Vergi kaçırmanın Cuma namazını kaçırmak kadar önemli olduğu anlatılmalı. İslam dininde dedikodu yapmanın insan eti yemek metaforu ile yasaklandığı anlatılmalı.
Türkiye'de artık aynaya bakmıyoruz, yaptığımızın farkında değiliz. Değerler kaosu yaşıyoruz. O onu yaparsa ben de bunu yaparım düşüncesi yayıldı. Bunun bir yerden geriye çevrilmesi gerekiyor. Bir Etik kurul, bize doğruları hatırlatsa bile yeterlidir.

Sevgili arkadaşlarım,
Son olarak 2 konuya değineceğim.
Komite raporlarında Kırtasiye grubumuzun Müze ile ilgili bir önerileri oldu. Antalya açık hava müzesi, her yer arkeolojik eser dolu. Müzemiz var olan eserleriyle de önemli, ama ziyaretçi sayısı son derece düşük düzeyde. Müzenin sahibi olduğu eserlerin çok azı sergilenebiliyor. Şimdi müzeyi genişletme projesi var, ama arkadaşlarımızın önerileri de önemli. Mevcut alanda sınırlı bir genişleme yapılacağına, arkadaki Karayollarına ait alanın bir kısmı da Müze arazisine katılmalı ve Antalya müzesi görkemli bir yapı olmalı. Dünyada öyle müze binaları var ki, mimarisi bile şöhret oluyor. Antalya’da şu ana kadar en güzel mimari AKS oldu, onun dışında bir de bazı mevcut veya yeni yapılan otellerde güzel mimari örnekler var.  Yine de bir Sydney Müzesi, bir Haydar Aliyev kültür merkezi gibi eserimiz yok.
Ayrıca, Antalya’nın en güzel yerlerinde kamuya ait lojmanlar var. Buralar bir gün satılır ve özel binalar yapılırsa yazık olur. Dolayısıyla kamu arazileri Antalya’ya değer katacak projeler için ayrılmalıdır. 
Dün Antalya Tanıtım A.Ş. Yönetim kurulumuza Antalya Alışveriş Festivali projesi hazırlığını sundu. Bizi heyecanlandıran bir çalışma oldu. Bunun için Yusuf Bey’e teşekkür ediyorum. İnşallah gerçekleştirebilirsek, Antalya için büyük bir adım olur.
Deniz müzesi projesine gelecek ay değinirim. Kadın girişimcilerimizin desteği ve ATAV’ın katkısıyla Kadın Müzesi sanal olarak internette kuruldu. Bunlar güzel gelişmeler.
Sizleri daha fazla yormayayım. Önümüzdeki günlerde proje konuşmak ve iş bölümü yapmak üzere komite üyelerimizi de çağırarak ya daha geniş bir toplantı ya da kahvaltılı çalışma toplantısı yapacağız.
Hepinize bütün katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi