ATSO Aralık Ayı Meclis Konuşması

29 Aralık 2015 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Sayın Başkan,
Sayın Meclis Üyeleri,
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Yılın son günlerindeyiz, aslında meclis başkanımız bize bir yılsonu yemeği vermeliydi, çünkü bugün toplantımız biraz uzun olacak. Bugün hem benim gündemim ağır hem de bütçe görüşeceğiz, dolayısıyla biraz sabrınızı rica ediyorum. Toplantıdan sonra yukarıda çay ikram edip, telafi ederiz.

Sevgili arkadaşlarım,
2015 yılının sonuna geldik, bu yılın biran önce bitmesini ve daha güzel bir yılın gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Geçen ay 24 Kasım’da meclis toplantımızı yaptığımızda Türkiye daha sakin bir ülkeydi, Hükümet yeni kurulmuştu ve biz de artık sıra reformlara geldi diye ümitlenmiştik.
Ama, maalesef son bir ayda akla gelmeyen olaylar gerçekleşti. O gün sınırımızı ihlal eden Rus uçağı düşürüldü, arkasından Rusya yaptırımları geldi.
Sonraki olayları kısaca hatırlatayım:
-Rusya, uçak düşürülmesini bahane edip, Batı Suriye’ye iyice yerleşti.
-Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar hattında ortak askeri güç kurulması gündeme geldi.
-Türkiye ile İsrail ilişkileri canlanmaya başladı,
-Arap Birliği, Irak’a asker göndermemizi kınadı.
-Avrupa Birliği, göçmen akışını kesmek için Türkiye ile ilişkileri canlandırdı ve vizeyi kaldırmayı kabul etti.
-Anonymus Türkiye’ye siber saldırı başlattı.
-ABD ve Rusya  Suriye’de anlaştı. Bunların hepsi son birkaç haftada oldu. 
Maalesef, en önemlisi Suriye’yi üçe bölen ateş maalesef Türkiye’ye de sıçradı ve Güneydoğu’da şimdiye kadar görmediğimiz olaylar başladı. Pkk ve destekçileri kent merkezlerinde sivil halkı siper ederek, çocukların eline silah vererek, yeni bir kirli oyuna başladılar. Asker ve polisimiz çok zor ve kahramanca bir mücadele içerisindeler.  
Bir aydır sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde sorun devam ediyor. Bir taraftan şehit cenazelerimiz geliyor, diğer tarafta siviller, çocuklar da arada ölüyor, on binlerce insan göç ediyor.
Bölgedeki Oda ve Borsa Başkanlarıyla konuşuyoruz, çaresiz haldeler.  Üzülmemek, endişe etmemek mümkün değil.
Sayın Başbakan, bölgede esnafa ve zarar gören halka yardım edileceğini açıkladı, bu çok doğru bir karar. Burada ayrıca, asker ve polislerimize de teşekkür etmek istiyorum. Oradaki askerimiz PKK’ya karşı azimli, ama halka karşı da şefkatli olmak gibi çok ağır bir yük üstlenmiş durumda.  
Asker ve polisimiz Cizre’de halka gıda yardımı taşıyor. Bunlar da çok isabetli bir tutum, çünkü böyle olmazsa bu mücadele başarılı olamaz. Orada çocukları terörist olma bataklığından çıkaracak bir iletişim gereklidir.
Bu sorun bir çıkmaza saplanmadan bölgeyi de Türkiye’yi de PKK’dan kurtaracak daha kapsamlı bir politika gereklidir.
Bölgede mücadele sadece genç asker ve polislere yüklenmemeli, Büyük Millet Meclisi, Hükümet ve STK’lar da orada olmalıdır. Bu konu iç siyaset konusu olmaktan çıkmalı ve partiler üstü bir söyleme dikkat edilmelidir.
Burada sizlere şu bilgiyi de vereyim. Hakkâri Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası, Yüksekova ilçesi futbol ekibinin Antalya’da kamp yapmasına öncülük etti. Biz de destek olduk. Hatta bu gençlerle bir de futbol maçı düzenleyeceğiz.
Bu zor dönemde bölge Ticaret ve Sanayi Odalarıyla, dayanışma içinde olacağız. Ticaret ve Sanayi Odalarının birlikteliği herkese örnek olmalıdır.

Değerli arkadaşlar,
Son zamanlarda yaşadığımız bir başka travma Ege denizinde halen göçmen çocukların boğularak yaşamlarını kaybetmesidir. 21. Yüzyılda bu insanlık dramına vicdan dayanmıyor. 

Bu yılın karikatürleri arasında seçilen bir karikatür insanlığın geldiği noktayı anlatıyor. Dünya boğulan, ölen çocukları sadece bir haber olarak seyrediyor. Suriyeli, Irak’lı çocuklar bu şekilde hayatlarını kaybederken ABD’de, Avrupa’da ciddi bir Müslüman karşıtlığının başlamış olması ayrı bir üzüntü kaynağıdır.

Değerli arkadaşlar,
Türkiye’nin ve bölgenin kaderinin çizildiği, tarihe bakıp, ders çıkarmamız gereken günlerdeyiz. Dış politikada bu kadar değişken bir tablo yaşarken, iç siyasette partilerimiz arasında gerekli diyaloğun olmadığını görmekten üzüntü duyuyoruz. 
Artık, içeride tartışmak yerine dünyaya hitap etme zamanıdır. Dünya basınında Türkiye ile ilgili yazılanlar ve söylenenler iyi değil, bunları küçümsemek hata olur. Türkiye yeni bir uluslararası ve ulusal iletişim politikası geliştirmek zorundadır.  Putin’in yıl sonu basın toplantısına 1400 kadar gazeteci katıldı. Dünyanın her yerinden basın mensupları 4 saate yakın soru sordu. Bizim liderlerimiz de benzer bir iletişim politikası yürütmelidir. Ayrıca, bu dönemde Türkiye’nin imajını olumsuz etkileyecek kitap toplatma, gazeteci tutuklama gibi olaylardan da sakınılmalıdır.
Ortada uluslararası sorunlar varken, Türkiye’nin barış içinde yaşayan, demokratik bir ülke olmadığı imajı yerleşirse hem dış politikada hem ekonomide zayıflarız.

Değerli arkadaşlar,
Küreselleşme çağında bölgesel güç olmak isteyen bir devlet, dünyadaki 7.5 milyar insana hitap etmelidir. Örneğin, 24 Aralık Noel günüdür. Noel Baba’nın çıkış yeri Demre.
Türkiye hem bu tarihe sahip çıkmalı, hem de kendi vatandaşları olan Hristiyanların kutlamalarına, Türkiye’de yaşayan yabancıların dini günlerine daha fazla önem vermelidir.
Diğer yandan Yılbaşı, Noel’den ayrı, yalnızca takvim yılı dolayısıyla bütün dünyada gelenek halini almış bir kutlamadır. Bu nedenle dünya kentleri yılbaşında süslemeyle yarışıyorlar. Süsleme aynı zamanda kent estetiğidir. Bir caddeyi cezbeder, ticarete katkı yapar. Ayrıca, bir toplumun eğlenmesi de gerekir.
Çünkü yaşama sevinci olmayan bir toplum verimli çalışamaz. Eğlenmeyi, neşeyi, yaşama sevincini bilmeyen bir toplumda gençlerin şiddete meylettiklerini görüyoruz.
Türkiye’de yanlış bir düşünceyle bu kutlamalar zayıf kalıyor. Antalya’da yılbaşı süslemeleri de istediğimiz ölçüde olamıyor.
Yılbaşına az zaman kala birşeyler yapılıyor, ama yeterli olmuyor. Çünkü bunun altyapısının kurulması gerekiyor. Geçen yıl biz Kazım Özalp girişinde süslemeye katkı yapmak istedik. Belediyenin gösterdiği yerlerde hizmet alımıyla ışıklandırma yaptık, ama sonra bir rüzgarla bir pano düştü. Dolayısıyla bu yıl Antalya Kültür Sanat’ta ışıklandırma yaptık.

Değerli arkadaşlar,
Son haftaların ve 2016 yılının Antalya için en önemli konusu tarımda ve turizmde Rusya yaptırımları olacak. Rusya’nın yaptırımları, sanki Türkiye’yi değil, Antalya’nın tarım üreticisini ve turizmini hedef aldı. Ben ilk günden bu yana yaptırımların Türkiye’yi değil, Antalya’yı etkileyeceğini söyledim.
Rusya’ya Türkiye’nin meyve ihracatı 830 bin ton, sebze ihracatı ise 550 bin ton. Bunun 360 bin tonu örtüaltı domates. 360 bin tonu portakal, 170 bin tonu üzüm. Ayrıca salatalık, biber gibi ürünler de ihracatımızda önemli yer tutuyor. Antalya’nın ihracatı resmi verilerde yeterince görünmüyor. Çünkü Trabzon, Samsun, Mersin üzerinden, ayrıca Doğu Avrupa’dan giden ürün var. Neresinden baksanız 500 bin tona yakın ürün söz konusu. Henüz sorun başlamadı, çünkü ihracat azalarak devam ediyor.
Aralık ayında Rusya’ya meyve ihracatımız arttı, ama sebze ihracatımız %50 düştü. Ekonomik kriz nedeniyle Rusya'ya bölgemiz ihracatı bu yıl 340 milyon dolardan 270 milyon dolara geriledi. Şimdi yaptırımlar Ocak’ta başlayacak, Ocak’tan itibaren ürün de bollaşacak. Önümüzdeki aydan itibaren mutlaka alternatif pazarların, yolların bulunması gerekiyor. Eğer üretim bol olur ve alternatif bulunmazsa ürünün bol olduğu dönemde fiyatlar da düşer.
Son bir ayda gerek tarım ihracatında gerekse turizmdeki kaygılar büyük belirsizlik yarattı ve tarım ve turizm dışında ticaret, sanayi, inşaat bütün sektörler etkilendi. Tedarik anlaşmalarında sıkıntı yaşanıyor ve bu durum bütün Antalya’yı etkiliyor.
Bu nedenle biz bu kriz sonrasında komitelerimizle toplantı yaptık ve rapor hazırlayarak, Antalya için riskleri ortaya koyduk ve ilgili bakanlıklara ilettik. Arkasından Tarım Konseyi olarak milletvekilleriyle toplantı yaptık. Cuma günü Tarım Bakanımız Sayın Faruk Çelik, Antalya’daydı, onunla ayrıntılı olarak konuştuk. Dün Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek ile görüştük. Kendilerine Antalya’da bütün sektörlerdeki durumu anlattık, finansman sorunlarını, banka, kredi konularını da konuştuk. Önümüzdeki haftalarda Ekonomi Bakanımız ve Gümrük ve Ticaret Bakanımız’la da görüşeceğiz. Önümüzdeki hafta Bankalar Birliği Yönetimi ile bir toplantıya katılacağım.
Gerek Sayın Çelik, gerekse Sayın Şimşek, Antalya tarım ve turizmi ile ilgili riskleri ve önlemleri çok yakından izliyor. Sayın Bakanlara diğer ülkelerin bu durumda aldıkları önlemleri de anlattık. Rakip ülkelerin navlun desteklerinden, uçak kargo desteklerinden örnekler verdik. Ben ayrıca, Sayın Şimşek’e, Tarım Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, BDDK, Ekonomi Bakanlığı gibi bütün kurumların Antalya için koordineli çalışma yapmaları gerektiğini ifade ettim ve böyle bir toplantı için kendilerini Antalya’ya davet ettim. Bütçe hazırlıklarından sonra olabileceğini söylediler.
Hükümet ihracatçının zararının karşılanacağını açıkladı ve ayrıca ihracat desteklerinin artması da sözkonusu. Bu önlemlerin geliştirilmesi gerekiyor.
Geçen yıl Rusya Avrupa ülkelerine tarımda benzer yaptırımlar uyguladı. Avrupa ülkelerinde kamu alımlarıyla üreticinin zararını azalttılar.
Portakalın kilosu şu anda halde 80 kuruş. Okullarda, kamu yemekhanelerinde, TSK’da günde 5 bin ton portakal tüketilebilir. Taze portakal suyu dağıtılsa hem insanlar C vitamini alır hem de bir sektöre büyük destek olunur. 
Bunun dışında Türkiye’nin büyük bir uluslararası pazarlama, tanıtım kampanyalarına girmesi gerekiyor. Türkiye dünyanın bütün önemli pazarlarında ticaret heyetleriyle aktif olmalı. Ticaret ofisleri açılmalı, ticaret ofisleri elçiliklerle müşavirlerle birlikte çalışmalı.
Rusya yaptırımlarının ikini kısmı, aslında en önemli boyutu, Türkiye’ye charter seferlerinin engellenmiş olmasıdır. Ayrıca, öyle bir propaganda yapıldı ki, ilişkiler düzelmezse ciddi etkilenme olması kaçınılmazdır.
Bu yıl Rusya’da 650 bin, Fransa, Belçika, Hollanda, İsveç, İsviçre, Avusturya, Norveç, Çek Cumhuriyeti pazarlarında da 250 bin kadar turist kaybettik. Almanya, Ukrayna, İngiltere ve Doğu Avrupa’da 200 bin kadar artış oldu. Oran olarak Rusya’da %18, toplamda %5 kayıpla yılı kapattık. Rusya’da aslında Ekim ayında artıya geçtik, Kasım ayında ise rekor bir artış yaşandı. Ama Kasım ayında rakamlar zaten düşük olduğu için yıl genelini etkilemedi.
Şimdi önemli olan gelecek sezon. Rus konuk sayımız %18 düşmesine rağmen 2.8 milyon turist ve %26’lık bir oran demektir. Geceleme ve turizm gelirinde ise bu pay daha yüksektir. Bakanlık bunu 600 dolar kişi başı gelirle hesaplamaktadır ve bu hesap hatalıdır. Bu arada geçen hafta turistlerin yabancı kredi kartlarıyla yaptığı harcamalar üzerinden “turist Antalya’da kalıyor, İstanbul’da harcıyor” diye haberler yayınlandı.
Kredi kartı harcamaları 10 milyar dolar, bu da turizm gelirinin üçte biri. Ayrıca kart harcamasında bavul ticareti de var ve bavul ticareti turizm geliri içinde değildir. Antalya’nın turizm geliri daha çok kart harcamasında olmayan paket tur gelirine, acenta gelirlerine dayanır. Ancak yine de bu rakamı artırmak ve kent ticaretine de yansıtmak üzere çalışmamız gerekiyor. 
Bu yıl Türkiye turizminde düşüş yok, ama turizm geliri 10 ayda 2.5 milyar dolar düşmüş görünüyor. Bu neredeyse tamamen Antalya kaybıdır. Dolayısıyla bu hesaplar doğru yapılmalıdır.
Temennimiz, Rusya ile ilişkilerin önümüzdeki aylarda düzelmesidir. Çünkü, Rusya’nın bize, bizim Rusya’ya ihtiyacımız var ve Rusya ile yalnızca ekonomide değil, sosyal alanda da önemli bağlarımız oluştu.
Antalya’da Rus vatandaşlara satılan konut sayısı 13 bin civarında. Bu, 40-50 bin Rusya vatandaşının Antalya’ya bağlanması demektir.
 Binlerce karma aile ve çocuk var. Rus halkı bizim her zaman değerli konuğumuzdur. Siyasi ilişkiler dalgalanır, ama eski dost düşman olmaz. Antalya’nın bir barış kenti olduğunu her zaman söyledik. Bakın, bu yıl İsrail ile ilişkileri, Antalya önceden canlandırmıştır. Çünkü bu yıl 101 bin İsrail’li konuğa ev sahipliği yaptık.  Antalya Türk dış politikasına da katkı yapıyor. Bu Antalya’nın, turizm sektörümüzün ülkeye büyük bir hizmetidir.   
Dışişleri bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, haftasonu Antalya'daki Rus ailelerle biraraya geldi, güzel bir mesaj verdi. Sayın Başbakan da Cuma günü turizme dönük önlemleri açıkladı.
Daha önce 8 ülkeden 400 binden fazla turist getiren acentalara verilen kredi kolaylığı, 27 ülkeye genişletildi. Nisan ve mayıs ayında charter uçaklarına uygulanan destek daha önce Rusya ve çevresindeki ülkelere veriliyordu, şimdi Antalya, Muğla ve İzmir havalimanlarına bütün ülkelerden gelen charterlara uygulanacak.
Burada 3 konuya dikkat çekmek istiyorum. Birincisi acenta desteğinde 400 bin limiti düşürülürse iyi olur. İkincisi, uçak desteği Nisan ve mayıs aylarında veriliyor, bu süre uzatılmalıdır. Geçen yıl uçak desteği olarak 22 milyon liralık bir destek verilmiş. Dolayısıyla bu rakam 10 kat artsa da önemli sayılmaz.  Ayrıca, alternatif Pazar bulunması için yabancı hükümetler, operatörler nezdinde de çalışma yapılması gerekli görünmektedir.

Sevgili arkadaşlarım,
Bildiğiniz gibi, Odamız Antalya Tanıtım A.Ş: ve Kongre Bürosu kanalıyla Antalya turizmine destek vermektedir. Kongre büromuz önemli kongre fuarlarına katılmaktadır. 2016 sezonu için Oda olarak Antalya Tanıtım A.Ş. nin 24 turizm fuarına katılmasına destek vereceğiz. Biraz önce söyledim, Hükümetimizin de hem bir küresel iletişim kampanyası geliştirmesi hem de tanıtım, imaj ve pazarlama kampanyalarına önem vermesi gerekiyor.
Çünkü Avrupa’da terör korkusu bu yıl başka boyut kazandı. Dolayısıyla çok ciddi bir çalışma yürütülmesi zorunludur.
Türkiye ve Antalya bu süreci hatasız yönetmelidir. Şu aşamada panik yapacak bir şey yok, ama dikkatli olacağız.
2o16 yılına bu sorunlar ve risklerle giriyoruz. Önümüzdeki yıl Türkiye ekonomisinde en önemli konular asgari ücret, enflasyon, terör ve Suriye riskleri olacak. Fed faiz baskısı ve döviz korkusu azaldı. Petrol fiyatı avantaj sağlamaya devam edecek. Dolarda sınırlı bir güçlenme bekleniyor. Avrupa’ya ihracatta az da olsa artış başladı.
Bildiğiniz gibi, bu yılın ilk 9 ayında ekonomik büyüme %3.4 oldu. Bir tabloyla rakamları hatırlatayım. Gördüğünüz gibi, tarım üretimi geçen yıla göre artmış, finans sektörü her zamanki gibi yüksek büyümeye devam etmiş. Ticaret 9 ayda %1.3 büyümüş, 3. çeyrekte ise 0.4 büyümeye inmiş. Eğitim ve sağlıkta da yavaşlama olduğu görülüyor. Sanayi otomotiv üretimi sayesinde pozitif büyüme sağladı, ama oran düşük kaldı.

Dolayısıyla Türkiye ekonomisinde 2016 yılı bundan çok iyi olmaz, büyüme böyle devam eder, enflasyon ve işsizlikte 1 ve 1.5 puan kadar artış olur. Petrol fiyatı avantaj sağlamaya devam edecek.  Avrupa’ya ihracatta az da olsa artış başladı. Ancak, diğer yandan, Fed faiz artışı devam edecek, yabancı sermaye borsadan ve tahvilden çıkmaktadır.
Enflasyon artışı ve Fed faiz artışı karşısında Merkez Bankası pasif kalırsa kurda çok olmasa da dalgalanma yaşarız. Önümüzdeki yıl Türkiye ekonomisinde en önemli konular asgari ücret, enflasyon, terör ve Suriye riskleri olacak.  
Antalya ekonomisi için büyüme verisi yok, ama birkaç veriyle karşılaştırma yapabiliriz.

 

Türkiye

Antalya

Konut satış artışı-11 ay

%11

%4

Kredi artışı – 10 ay

%26

%27

SGK istihdam artışı

%3.3

%1.35

KDV tahsilatı artışı

%24

%7

Karşılıksız çek tutarı artış (son 4 ay)

%36

%23

Yatırım teşvik hacmi artışı

%69

- %21

Bu veriler, 2015 yılını nasıl geçirdiğimizi yeterince anlatmaktadır. 2016 yılında bu yılı da arayabiliriz.
Değerli arkadaşlar,
Asgari ücret artışı da bütün reel sektörü etkileyecek önemli bir konu. 
TOBB Başkanımız Sayın Hisarcıklıoğlu durumu rakamlarla açıkladı. Asgari ücretin işverene maliyeti 1500 lira. Asgari ücretin neti 1300 liraya çıkarıldığında işverene maliyeti 1940 liraya ulaşıyor. Net asgari ücreti 300 lira artırmak için işveren üzerine ilave 440 lira, yıllık ise 5280 lira civarında ek maliyet yükleniyor. Asgari ücret kapsamında yaklaşık 5 milyon kişi bulunuyor. Dolayısıyla 22-26 milyar lira arasında maliyet artışı ortaya çıkıyor. 
Şimdi ben bu rakamlara birkaç ilave yapayım.
Türkiye’de SGK’ya kayıtlı 13.7 milyon ücretli çalışan bulunuyor, En fazla istihdam gıda imalatı, tekstil, giyim, perakende, inşaat, ulaştırma, yeme-içme sektörlerinde. 13 milyon istihdamın 8 milyonu küçük işletmelerde, 3 milyonu orta ölçekli işletmelerde, yani %80’den fazlası KOBİ’lerde.
Asgari ücretlilerin sayısına ve dağılımına gelince, 5 milyon rakamı Maliye Bakanlığı tesbitidir. Bir de Merkez Bankasının bu yıl yaptığı bir çalışma var. Bu çalışmaya göre de istihdamın yüksek olduğu sektörlerde genel oran %50, hatta bazı sektörlerde %70 oranına çıkıyor.

Gördüğünüz gibi, gıda, giyim, tekstil, yeme-içme yerleri, perakende ticarette gibi sektörlerde oranlar en az %50 oranında. 
SGK’ya kayıtlı olmayanlarla birlikte 18 milyon ücretli çalışan bulunuyor. Dolayısıyla asgari ücretli sayısı 5 milyonu geçebilir de.
Dolayısıyla küçük işletmeler gerçekten 20 milyar liraya yakın bu yüke zor dayanırlar, kayıtdışılık ve işsizlik artar. Bu nedenle KOBİ'lerin bu yükünün mutlaka paylaşılması gerekir. Asgari ücret artırılmalıdır, ama bu artış, işsizlik artışına yol açmayacak bir önlemler paketiyle birlikte yapılmalıdır. Örneğin Asgari ücretten gelir vergisi alınmamalıdır. Kayıtlı ve primlerini düzgün ödeyenlere indirim yapılmalı, vergi adaletini sağlayacak adımlar atılmalıdır.
Hükümet asgari ücret artışının yaratacağı yükü görerek bu yükün bir kısmının alınacağını söyledi. Umarız ki, böyle olur. Diğer taraftan, bütçede son kararların getirdiği yükün nasıl karşılanacağı da önemli, eğer bu yükler KDV ve ÖTV zamlarıyla karşılanırsa vergi mahkumları ve reel sektörün yükü daha fazla artar, dolayısıyla kayıtdışıyla mücadele ve vergi adaleti çok önemli hale gelmiştir.
Değerli arkadaşlar,
Bildiğiniz gibi, Hükümet 3 aylık, 6 aylık ve 1 yıllık eylem planı açıkladı ve bunların bir kısmı yasalaştı. Bir kısmı da hazırlık halinde. 
Ben geçen mecliste TOBB'un hükümetten taleplerini söylemiştim. Hükümet eylem planında bu taleplerin önemli kısmını dikkate aldı.
Eylem planında;
- Esnafa ve çiftçiye faizsiz kredi, 
- Emekli aylıklarından kesilen sosyal güvenlik sigortası priminin kaldırılması,
- İlk kez iş bulan gençlerin bir yıllık ücretinin devlet tarafından ödenmesi,
- Yemde ve gübrede KDV’nin kaldırılması,
-Kırsal kalkınma desteklerinin 81 ile yaygınlaştırılması
-51 ilde uygulanan yüzde 6 oranındaki işveren primi indiriminde esas alınan 10 işçi çalıştırma zorunluluğunun kaldırılması
-Kentsel dönüşüm yapılması şartıyla izinsiz yapılara elektrik ve su bağlanması
gibi kararlar bulunuyor.
Antalya için  olumlu bir karar, işletme büyüklüğü 5 dönümün altında olan meyve, sebze, süs bitkisi ve   tıbbi aromatik bitki yetiştiricisi çiftçileri desteklemeye yönelik düzenleme yapılacağı sözüdür.
-Çiftçilere seraların modernizasyonu için faizsiz kredi desteği,
-Seralara ticarethane fiyatı yerine sulama suyu elektrik fiyat uygulaması kararları da alındı.
Burada Antalya için özellikle sera destekleri gelmesi, bu seçimin yararı oldu. Bu önlemler 2016’da ekonomiyi bir nebze canlandırıcı etki yapar. Gençlere girişimcilik kredisi de önemli. Geçen gün bir açıklama yaptım. Türkiye’de 24 yaş altı grupta üniversite mezunlarında işsizlik %28. Bu oran Avrupa’da %10, Kuzey Avrupa’da %5. Sadece Yunanistan, İspanya gibi kriz yaşayan ülkelerde yüksek.
Dolayısıyla gençleri işsizlikten kurtarmak açısından bu önlemler gerekiyor. Bunun dışında eylem planında ar-ge destekleri yer alıyor. Ayrıca sanayide makine alımında BSMV kaldırıldı.  
Bunlar dışında;
-kıdem tazminatı,,
-damga vergisinin kaldırılması,
-gelir vergisi kanunu,
-vergi ve ihracatın üretim yerine göre kayda geçirilmesi,
-imar rantına vergi getirilmesi,
-arazi envanteri çıkarılması,
-lojistik koordinasyon kurulu kurulması konularında
TOBB talepleri en azından konu ve başlık olarak plana girdi.
Plana alınmayan talepler ise;
-merkez bankası ve denetim kurullarının bağımsızlığı,
-istihdam üzerindeki vergi yükünün düşürülmesi,
-turizmde kış aylarında istihdam desteği,
-vergisini düzenli ödeyene indirim yapılması,
-elektrik üzerindeki TRT payının kaldırılması gibi konular eylem planında yer almadı.
Plana alınmayan turizme istihdam desteği bizim için önemli konuydu. Bu durumda bunu konuşmaya devam edeceğiz.  
Bir başka konu kamu-özel sektör işbirliğinin gerçekten yaşama geçirilmesidir. TOBB’un denetim kurullarında özel sektörün de yer alması ve sanayi sektöründe ihtisas komisyonları kurulması talebi de planda yer almamıştır. Mesleki eğitimin Odalara devri veya Odalarla birlikte yürütülmesi vardı. Planda meslek lisesi eğitiminde özel sektör katkısının artırılacağı belirtilmiş. Sonuç olarak, bir eylem planı hazırlanması ve planda bu konuların yer alması iyi bir gelişme, ancak diğer konuların da ele alınması ve uygulamanın doğru ve hızlı olması gerekir.

Değerli arkadaşlar,
Şimdi, 2016 yılı çalışma programına geçeyim.
Önce 2015 için birkaç şey söylemek istiyorum. 2015 yılında yönetimde bir bayrak değişikliği yaptık ve 133 yıllık kurumumuzun gelenekleri doğrultusunda, çalışmalarımızı sürdürdük.
Hep birlikte, sorumlulukla ve fedakarlıkla görev yapıyoruz ve Odamızın gerek kurum içi gerekse kurum dışı çalışmalarında önemli ilerlemeler kaydediyoruz.
Örneğin 2013’de ticaret sicil sisteminde birikmiş 14 bin dosya bulunuyordu.  Artık sicil servisimiz yıllardan sonra normal bir çalışma akışına dönmüştür.
Arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. MESEM projesiyle nitelikli işgücü yetiştirilmesi yönündeki hızlı ilerleme sağladık.
Antalya Kültür Sanat ve ATSO Kaleiçi Evi projelerinin sorunsuz tamamlanması, Vakıf kuruluşu, AKS sergilerinin başarıyla başlatılmış olması önemli bir ilerlemedir. URGE ihracat kümelerinde sağladığımız gelişme, fuar katılımlarımız, sosyal sorumluluk projelerimiz, 2015 yılında Antalya sorunlarını Başbakanlık, Bakanlıklar, TOBB, siyasi partiler, yerel yönetimler nezdinde en kapsamlı biçimde yansıtmış olmamız, birlikte gerçekleştirdiğimiz başarılı çalışmalardır.  
Antalya Kültür Sanat’ın önemi konusunda Pera Müzesi Genel Müdürü Özalp Birol’un güzel bir sözü var, diyor ki, “böyle yerlerin farkedilmesi birkaç yıl alır, önce insanlar adres olarak tarif eder, sonra bir gün merak edip içeri girmeye başlarlar, daha sonraki yıllarda ise alışkanlık başlar ve kültür yerleşir”.
Dolayısıyla bir kültürün yerleşmesi öyle bir iki yıllık mesele değil. Antalya gibi bir kent için bu yatırımlarda geç bile kalınmıştır. Eğitim, ar-ge, kültür yatırımı Odaların öncelik vermesi gereken yatırımlardır. Her zaman söylüyoruz; gelişmiş ülkelerde kültür ve sanatı ya zengin aileler ya da büyük şirketler ileri götürdü. Türkiye’de bu görev bize düşüyor.  Biz ancak 1 milyon lira ayırabiliyoruz. İmkan olsa bunun 5-10 katını ayırabilsek, Antalya kent turizmi ve ticareti çok daha farklı olur.  Bu arada Mersin Ticaret ve Sanayi Odası şiir festivali başlattı, şiir ödülleri verdi. Mersin Oda yönetimini kutluyorum. Bu Türkiye’de kentlerin gelişmesinde yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.

Bu konuda Star wars filmi örneğini vermek istiyorum. Filmin sinema hasılatı 7 milyar dolar, oyuncak, bilgisayar oyunu gibi gelirlerle 40 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Bir sinema filmi Antalya’nın 40 yıllık ihracatı kadar değer yaratıyor. Sektör sanat sektörü. Hükümet’in de eylem planına operayı geliştirme hedefi koyduğunu görüyoruz. Aklın yolu bir, yeter ki, dünyaya önyargısız bakmasını bilelim.
2015 yılında Komitelerimizin de birçok başarılı çalışması oldu. Sadece son günlerde Odamıza gelen yazılardan iki örnek vereyim. 28. Grubumuz Antalya Müzesinin genişletilmesi konusunu yazmıştı. Kültür Bakanlığı bu konuda daha önce talep yapıldığı, bizim yazımızdan sonra tekrar konuyu gündeme getirdiklerini bildirdi. Eğitim grubumuz özel eğitim kurumlarına destek talebinde bulunuyordu. Bakanlığın bu konuda çalışma başlattığı bilgisi geldi. Eğer kapsamlı kanun değişikliği gerektirmiyorsa, komitelerimizin taleplerinin dikkate alındığını görüyoruz.
Bu nedenle ben hepinize bu çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum.  Odanın saygınlığını korudunuz, her zaman düzeyli meclis toplantıları yaptık. Komite toplantılarımız düzenli bir şekilde yapılıyor. ATSO’da yerleşmiş olan bu örnek kurumsal yapı ve gelenek inanın çok az kurumda var.
Sevgili arkadaşlar,
2016 yılı çalışma programımızı hazırlarken hem 2016 yılında çıkacak sorunları, hem 2013-2016 Stratejik Plan hedeflerimizi, ayrıca  Genişletilmiş Meslek Komiteleri Toplantısı'nda dile getirilen ve öne çıkan konuları dikkate aldık.  
Bu çerçevede, 2016 yılı içerisinde bir hedefimiz Antalya'nın sektörel vizyonunu geliştirmek üzere 2023 vizyon belgesini tamamlamaktır.
Toplantılarda arkadaşlarımızın tarım ve sanayi sektörlerinde Antalya'nın üretim hedeflerinin belirlenmesi talepleri olmuştu. Rusya krizi zaten ürün ve pazarlarımızı çeşitlendirmemiz gerektiğini göstermiştir. Antalya ekonomisi her şey dâhil turizm ve domates gibi iki ürüne ve Rusya ve Almanya gibi iki pazara dayalı bu yapıdan çıkmalıdır. Bunun için sektörel hedefleri ele almamız ve buna göre bir teşvik sistemi talep etmemiz gerekiyor. Önümüzdeki aylarda bunun hem akademik hem sektörel çalışmaları yapılacaktır. 
Aslında, Antalya’nın uzun vadeli kentleşme vizyonu, ulaşım vizyonu, küresel ısınma karşısında stratejisi de tartışılmalıdır. İngiltere’de ve Latin Amerika’daki su baskınları iklim değişikliği etkileri hakkında fikir vermektedir. Ulaşım konusunda Pazar günkü Ege Cansen yazısını herkes okumalıdır. Dolayısıyla hem sektörlerin geleceğini hem Antalya’nın uzun vadeli geleceğini konuşmamız gerekiyor.
2016’da hem turizmi hem ticareti daha fazla desteklememiz gerekiyor. Biraz önce Antalya Tanıtım A.Ş., Antalya Kongre Bürosu'nun fuar katılımlarına destek olduğumuzu ve olacağımızı belirttim.
Bu yıl ayrıca alışveriş festivali hedefini de koyduk. Alışveriş Festivali konusunu daha önce birkaç kez dile getirmiştim. Tanıtım A.Ş., Yusuf bey arkadaşımızın yönetiminde bu konuda bir proje hazırladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, Belediyelerimizin, Ticaret ve sanayi Odalarımızın birlikteliğiyle turizme ve ticarete katkı yapacak, canlılık yaratacak bir Festivali bu yıl başlatmayı hedefliyoruz. Bu yıl ilkini yapacağız, ne kadar başarılı oluruz bilemiyorum. ama biz elimizden geleni yapmış oluruz, gerisi diğer kurumların ev üyelerimizin katılım ve çabalarına kalır. Başarırsak Antalya için çok güzel bir başlangıç olacaktır.
-2016 yılı bildiğiniz gibi çocuk ve çiçek temalı EXPO yılı. Bu arada da çiçek sektörümüzün caddelerde çiçek satış yeri talepleri var. Bu nedenle biz bu iki konuyu birleştirdik. Belediyelerimizden çiçek satış büfe yerleri isteyeceğiz. Antalya'da her yerde her tip büfe var, ama çiçek satışı yok. Belediyeler yer versin, büfeleri biz makul ücretle üyelerimize kiralayalım. Gelirini de biz almayalım, kimsesiz çocuklara, çocukların eğitimlerine, bakımlarına, Çocuk Esirgeme kurumu gibi bir kuruma aktaralım. İşte hem çocuk hem çiçek içeren, Antalya'ya estetik getirecek bir konu. Belediyelerimizden destek, sektörümüzden de çaba bekliyorum.
-EXPO ile ilgili diğer projemiz EXPO bahçesi. EXPO alanında Antalya yöresel ürünlerini, kültürünü tanıtacak bir yer yapmayı planlıyoruz.
-Komite toplantımızda dile getirilen bir konu odanın üyelere danışmanlık hizmetleri vermesiydi. Bunun için KOBİ birimini kuruyoruz. Birim, yatırım teşviklerini, KOSGEB desteklerini, Kalkınma Ajansı desteklerini izleyecek, üyelere duyuru yapacak, proje hazırlamalarına yardım edecek. Ayrıca zamanla hukuk, vergi, SGK konularında da yönlendirici hizmet verecektir.
-Yine komiteler toplantısında dile getirilen bir konu etik kuruldu. Bu aslında stratejik planımızda da olan bir konu. Şimdi etik Kurul yönergesi hazırlıyoruz. Gelecek ay, meclise getirip, kurul seçimi yaparız. Talep eden üyelerimizle etik sözleşme yapacağız.
Buna dair bir tabela veya afişi de üyemiz işyerine, işyeri kapısına asacak, biz de etik sözleşme imzalayan üyelerimizin reklamını yapmış olacağız. Böylece ruhsatsız işyeri, yanlış yapan işyeri sorununu da kısmen çözeceğiz.
-Bildiğiniz gibi Product of Antalya projesi domates için başlamış, ama yarım kalmıştı. Bu projeyi mümkün olan her sektörde geliştireceğiz. Antalya markaları bu etiketi kullanacak, biz de bu üyelerimizi destekleyici çalışmalar yapacağız.
-Komiteler toplantısında ATSO üyeliğinin avantajlarının artırılması talebi vardı ve bizim de uzun süredir konuştuğumuz üye kartına avantajlar sağlanması konusu bulunuyordu. Artık bu konuda da adım atacağız. Üye kartının üyelerimize indirimler sağlamasını, hatta ileride üyeler arası alışverişi desteklemesini arzu ediyoruz.
-Bildiğiniz gibi daha önce Antalya Bilgi sistemi adında, Antalya'da işyeri bilgi sistemi kurulmuştu. Ancak, bu sistemin üyelerimize daha fazla tanıtım imkanı sağlaması gerekiyor. Bu web sayfasını aktif hale getirecek ve ticarete katkı yapacak bir platform haline getirilmesine çalışacağız.
-2016 yılında önemli bir hedefimiz OSB'de Mesleki eğitim ve sertifikasyon merkezi kurmaktır. Bu konuda asansör sektörümüzün talebi oldu, ama başta inşaat sektörü olmak üzere çok sayıda sektörün ihtiyacını karşılayacaktır.  Atölyeler, test merkezleri ile ileride inovasyonu destekleyecek bir yapıya dönüşecek bir merkezi OSB ile birlikte kurmayı hedefliyoruz. Bu konuda Ali Bahar, Mustafa issi ve Mustafa Yayla arkadaşlarımız gayret ediyorlar.
-Korkuteli sanayi bölgeleri projesini de 2016'da yaşama geçirmiş olacağız. Mermer sanayi bölgesinde çevre raporu aşamasındayız, ikinci OSB karma OSB olacak gibi görünüyor. Böylece Kumluca’dan sonra ikinci ihtisas OSB’yi kurmuş ve sanayiyi ilçeye götürmüş oluyoruz.
-2016’da TOBB Antalya Fen Lisesi projesini de yaşama geçireceğiz.
Değerli arkadaşlar,
Yıllarca toplu işyerlerini konuştuk, arazi bekledik. Gökdelen şeklinde sera kurulan bir çağda, halen arazi beklemekle zaman kaybetmemeliyiz. Eğer bir sektörümüz kendi için de biraraya gelirse, biz oda olarak öncü olalım, yer alalım, projelendirelim ve üyelere orayı satalım.
Biz Oda olarak bundan bir şey kazanmayalım, para da kaybetmeyelim, sonuçta sektörümüzün ihtiyacı karşılansın. bir örnek yaparsak zaten gerisi gelir. Bu nedenle ilgili komitelerimiz bu yönde kafa yorsun ve eğer talep olursa 2016'da bu model için adım atarız.  
-Rusya ihracatında ve turizmde kriz nedeniyle alternatif pazar arama konusu bizim de görev alanımızdır. URGE projelerinde başarılıyız. Fuar katılımlarına desteklerimizi de artırdık. Bunun için 2016 yılında URGE projesi dışında sektörel heyetlerle iş görüşmeleri başlatmayı hedefliyoruz.
Sektörel heyetler hem iş fırsatlarını görmek hem de B2B görüşmeleri yapmak imkanı veriyor. Birçok sektör bundan yararlanabilir. Ayrıca, bir adım daha ileri gidip, önemli pazarlarda ticaret ofisleri kurmalıyız.
Ticaret ofisleri hem ihracat potansiyeli olan ürünleri sergiler, hem talep alır, hem de üyelerimizin taleplerini karşılar. Eğer, bakanlık desteği alırsak bu konuda da adım atmayı planlıyoruz.
-Kırsal turizm projesinde bu yıl uygulamaya geçemedik, bu da Odamızın sözüdür. 2016 yılında 1 örnek köy ile bu adımı atmış olacağız.  
-2016 yılında programımızda kent merkezine turist çekmek üzere acenteler ile anlaşma yapılması konusu da bulunuyor. Antalya kültür ve sanat bu konuda çalışıyor.
Kaleiçi, yine yıllardır konuştuğumuz bir konu. Önümüzdeki aylar içinde Kaleiçi Evimizi turizme ve ticarete canlılık getirecek bir fonksiyonla açacağız. 2016’da Kaleiçi odaklı çalışmalar yapacağız. Şimdi ayrıntıya girmeyeyim.
Son olarak 2 konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ben birçok kez kent estetiği hakkında konuştum. Hatta AKS’ın yanında ve karşısındaki binaların dış cephelerini değiştirme düşüncem de vardı. Ama, Antalya’da yeni fikirlere karşı bir direnç var. Her şeyi de biz yapamayız. Ama buradan üyelerimize sesleneyim. Eğer bir caddedeki üyeler bir araya gelir de bir estetik projesi geliştirirse destek oluruz. Bu, hatta bir ağaçlandırma, çiçeklendirme, tek tip tabela projesi de olabilir.
Bir başka konu ise Antalya yerel ürünleri sergileri veya mağazalarıdır. Bazı üyelerimiz, Antalya markalarının tanınmadığını, yerel ürünlerin yeterince bilinmediğini ve teşvik edilmediğini söylüyorlar. Yalnızca sergi amaçlı mağazalar da açılabilir Lütfen komitelerimiz düşünsünler, somut teklif gelirse bunu da yaparız.
Bu çalışmaları, yönetim kurulu, meclis ve meslek komiteleri olarak, hep beraber, daha güçlü bir birliktelikle gerçekleştireceğiz. Sabrınızı istemiştim. Biraz da bütçe görüşeceğiz. Çaydan sonra da kahve ikram edeceğiz. Dolayısıyla biraz daha sabır lütfen.
Sevgili arkadaşlarım,
Gerçekten hepinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum, sağlıklı, başarılı, huzurlu bir yeni yıl diliyorum, Türkiye’nin barış, huzur içerisinde, mutlu, güleryüzlü, geleceğe ilerleyen bir ülke olmasını diliyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi