ATSO Şubat Ayı Meclis Konuşması

23 Şubat 2016 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Değerli Meclis Üyeleri,
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Konuşmamı mümkün olduğu kadar kısa tutmaya çalışacağım, arkasından da periyodik anketimizi yapacağız.

Geçen ay bu kürsüde daha fazla huzura ihtiyacımız var demiştim. Fakat bu ay Ankara’daki terör saldırısıyla maalesef daha kötü bir durumla karşı karşıyayız.  Öncelikle bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyorum. Acımız ve öfkemiz büyük, konuşmak bile zor geliyor. Şehitlerin ocakları kadar bizim de yüreğimize ateş düşüyor. Bu hain saldırılar hepimizin kalbini yaralıyor. Her defasında isyan ediyor, artık bu son olmalıdır diyoruz, ama öyle olmuyor ve daha beter bir durumla karşılaşıyoruz. Dünya medyasında Türkiye, ardı ardına terör haberleriyle yer alıyor.
Elbette millet olarak çelik gibi güçlü, bir ve beraber olma zamanıdır. Umutsuzluğa, yılgınlığa, teslimiyete düşmeye hakkımız yoktur. Her terör saldırısında daha güçlü ve kararlı olmak zorundayız.
Bununla birlikte nerede, ne zaman, nasıl bir yanlış yaptık diye tartışmamız da gerekiyor.   Tarihten ders çıkarılmazsa tarih tekerrür eder. Bu nedenle artık bir durup, düşünme zamanıdır. Burada, bu kürsüde ancak bu kadarını söyleyebiliriz.

Değerli arkadaşlarım,
Böyle bir ortamda ekonomi konuşmak zor, ama Antalya olarak özellikle bugünler de konuşmak zorundayız. Turizm ve tarımda Rusya ambargosuyla başlayan sıkıntı bütün Antalya ekonomisini etkilemeye başladı. Turizmde bunun üzerine bir de terör meselesi eklendi. Bildiğiniz gibi Rusya turizm ve tarımla ilgili kararları Kasım ayı sonunda aldı. Biz  Aralık ayı başında ilgili bakanlıklara Antalya’nın kayıp riskini ve çözüm önerilerimizi açıklayan bir rapor gönderdik. Ama basına vermedik, moral bozmamak için konuşmadık. Sonra yabancı basında erken rezervasyon düşüşleri yazıldı, bunları da konuşmadık. Bu geçen 2 aylık dönemde sektörlerle toplandık. Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanımız  Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Gümrük ve Ticaret Bakanımız Sayın Bülent Tüfekçi, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Faruk Çelik, Kültür ve Turizm bakanımız Sayın Mahir Ünal, Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanımız Sayın Süleyman Soylu ile görüştük. Sayın Çelik ve Ünal ile değişik vesilelerle birkaç  kez görüştük.  Odalar Birliği turizm konusunda beklentileri içren bir raporu Kültür ve Turizm Bakanımıza sundu. Bütün Bakanlarımız konuya hakim, ilgili ve yapıcı bir tutum sergilemiş ve çeşitli önlemlerin alınacağını ifade etmişlerdir.
Ancak, maalesef gelişmeler bizim öngörülerimizi haklı çıkardı.
Önce tarımdan başlayayım.  Geçen hafta itibariyle meyve sebze ihracatımızda %38, domates ihracatında %63 düşüş var. 50 günlük ihracatta 30 milyon dolar bir kayıp gerçekleşti. 

BATI AKDENİZ YAŞMEYVE SEBZE ÜRÜNLERİ İHRACATI 1 Ocak-18 Şubat

2015

2016

DEG %

--YAŞ MEYVE

13.524.510,33
10.537.001,55
-22,1

----ELMA

3.424.929,67
134.366,79
-96,1

----NAR

8.689.260,99
8.619.704,12
-0,8

--TURUNÇGİLLER

7.312.807,57
3.625.175,48
-50,4

----PORTAKAL

1.649.136,21
1.078.344,04
-34,6

----MANDARİN

679.840,53
160.546,48
-76,4

----LİMON

4.015.149,95
1.687.803,38
-58

--YAŞ SEBZE

55.426.405,21
32.528.127,18
-41,3

----DOMATES

32.556.556,46
11.944.628,74
-63,3

----HIYAR.KORNİŞON

7.432.427,38
4.389.672,39
-40,9

----BİBER

10.248.351,16
12.043.839,06
17,5
MEYVE SEBZE TOPLAMI
76.263.723,11
46.742.605,26
-38,7

En fazla kaybı beklediğimiz gibi domateste yaşadık.
Bu kayıp esas olarak Rusya’ya ihracatın düşmesinden kaynaklandı.

YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATI 1 Ocak - 18 Şubat

2015

2016

DEG %

ALMANYA

7.384.639,97

8.592.018,17

16,3

ROMANYA

5.646.613,25

6.431.450,37

13,9

UKRAYNA

4.892.825,67

3.796.901,83

-22,4

BEYAZ RUSYA

1.925.189,35

3.569.135,53

85,4

BULGARİSTAN

5.395.242,91

3.434.244,33

-36,3

RUSYA FEDERASYONU

33.021.019,88

2.960.903,59

-91

IRAK

2.201.791,27

2.178.161,43

-1,1

HOLLANDA

1.742.645,84

1.776.764,11

2

İSRAİL

0,00

1.344.420,00

--

AVUSTURYA

1.022.521,27

1.192.165,66

16,6

POLONYA

1.569.791,18

1.159.419,99

-26,1

FRANSA

836.072,80

915.423,01

9,5

BİRLEŞİK KRALLIK

929.530,01

783.508,58

-15,7

DANİMARKA

843.324,44

620.953,75

-26,4

İSVİÇRE

573.971,57

576.951,66

0,5

SIRBİSTAN

1.180.534,17

575.605,85

-51,2

ÇEK CUMHURİYETİ

1.035.354,87

572.194,02

-44,7

MOLDAVYA

1.097.922,85

557.026,42

-49,3

HIRVATİSTAN

552.190,42

550.945,08

-0,2

BOSNA-HERSEK

546.290,14

539.415,29

-1,3

AZERBAYCAN-NAHÇİVAN

68.608,78

478.392,54

597,3

GÜRCİSTAN

228.350,36

464.130,51

103,3

 
Rusya’ya meyve ve sebze ihracatımız %91 azalmış durumda. Alternatif pazar olarak İsrail, Azerbaycan, Beyaz Rusya'da artış var, ama yeterli değil. Asıl sorun önümüzdeki havaların ısınmasıyla bundan sonra yaşanacak. Şu anda domatesin hal fiyatı 1 liraya doğru geriliyor, yani 5-6 yıl öncesi fiyatlar düzeyinde. Aralık ayında yaptığımız girişimler sonucunda desteklerin artırıldığı açıklandı, ancak bunun kararı geçenlerde yayımlandı.  ve tarımda ihracat iadeleri artırıldı. İhracat iadeleri sebzede ton başına 160 TL, çiçekte ton başına 400 Tl, meyvede 155 TL oldu.  Ton başına iade tutarlarında ciddi artış yok. Daha çok, azami destek oranları artırıldı.
 

Tarım ihracatı DFİF İhracat iadesi desteği TL/ TON

 

2015

2016

Desteklenecek miktar

Azami destek oranı/ toplam ihracat bedeli

Sebze

145 TL

160 TL

%45

%5’den10’una çıkarıldı

Meyve

140 TL

155 TL

%45

%4’den %6’ya çıkarıldı

Tarımsal üretim sözleşmesi varsa bu miktarlar %100 artıyor ve yarısı üreticiye, yarısı ihracatçıya ödeniyor. Türkiye’nin lojistik altyapısı belli, akaryakıt, navlun, diğer girdi maliyetleri belli. Bu destek yeterli midir? Artık bunun cevabını sektörden arkadaşlara bırakıyorum.  

Sevgili arkadaşlarım,
Turizme gelecek olursak; Ocak ayında gelen turist sayısı da Rusya’da %81, Almanya’da %16, Hollanda’da %20, toplamda %17 düştü. Şubat ayındaki toplam kayıp %21 düzeyinde. Bu aylar elbette gösterge olamaz. Ama Almanya, İngiltere gibi pazarlarda erken rezervasyonların düştüğü de basında yer aldı.

2013 OCAK

2014 OCAK 

2015  OCAK 

2016 OCAK

 

2016 / 2015 YILI KARŞILAŞTIRMASI

ZİYARETÇİ

 

ZİYARETÇİ -

MİLLİYET  PAYI (%)

SAYISAL DEĞİŞİM

ORANSAL DEĞİŞİM (%)

ALMANYA

 49 211

 44 859

 52 731

 44 262

57,49

- 8 469

-16,06

HOLLANDA

 5 827

 5 439

 5 688

 4 544

5,90

- 1 144

-20,11

İSRAİL

 1 832

 2 932

 2 008

 4 475

5,81

 2 467

122,86

İNGİLTERE

 3 630

 4 844

 3 456

 2 965

3,85

-  491

-14,21

RUSYA FEDERASYONU

 12 583

 21 202

 12 870

 2 427

3,15

- 10 443

-81,14

AVUSTURYA

 2 406

 2 256

 2 354

 2 341

3,04

-  13

-0,55

BELÇİKA

 3 375

 2 556

 3 327

 2 332

3,03

-  995

-29,91

NORVEÇ

 2 424

 2 062

 2 046

 1 971

2,56

-  75

-3,67

UKRAYNA

 1 334

 1 899

 1 186

 1 377

1,79

  191

16,10

DİĞER MİLLİYETLER 

 2 754

 2 277

 2 512

 2 540

3,30

  28

1,11

YABANCI ZİYARETÇİLER 

 94 105

 101 003

 98 725

 76 987

100,00

- 21 738

-22,02

YERLİ ZİYERETÇİLER

 17 380

 15 971

 19 021

 20 614

21,12

 1 593

8,37

G E N E L  T O P L A M

 111 485

 116 974

 117 746

 97 601

- 20 145

-17,11

Böyle giderse turizmde %25-30 civarında kayıp yaşayabiliriz.  Eğer dış ve iç koşullar olumlu yönde gelişirse son aylarda toparlanma olabilir ve Rusya pazarında bile beklediğimizden daha iyi sonuç alabiliriz. Ama en kötüsüne hazırlanmak gerekir ki, zararı en aza indirelim. kuşkusuz ümidimiz siyasi ilişkilerin ve durumun düzelmesi ve sezonu kayıpsız geçirmektir.
Biz risklere Aralık ayı başında dikkat çekmiştik. Fazla birşey değişmeyince ve basında artık erken rezervasyon düşüşleri yazılınca raporu basınla paylaştık ki, artık biraz hızlı davranılsın. Dünya kadar şey söyledik, ama Madonna konusu öne çıktı.

Önemli değil, sonunda dün yeni önlemler açıklandı. Önlemler şu şekilde ilan edildi:

1-)    1 Nisan- 31 Mayıs arasında tüm ülkelerden Alanya Gazipaşa, Antalya, Muğla Dalaman, Muğla Bodrum, İzmir Adnan Menderes, Kütahya Zafer Havalimanlarına tüm ülkelerden turist getiren A Grubu seyahat acentalarına uçuş başı 6 bin dolar destek. Karar önceden alınmıştı zaten.
2-) 26 ülkeden en az 400 bin turist getiren A Grubu seyahat acentalarına kredi garanti fonu teminatı ile 100 milyon TL kredi kullanma imkanı. Bu da daha önce alınmış bir karardı, ülke sayısı 13'den 26'ya çıkarıldı.
Acenta desteklerinin küçük ölçekli acentalara da verilmesi gerekir. Sektörde alternatif turizmde uzmanlaşmış, uçaklarda belirli sayıda koltuk alarak turist getiren çok sayıda acenta bulunuyor. Desteğin bu acentaları da kapsaması çok daha yararlı olurdu.
3-) İhtiyaç durumunda BDDK tarafından kredilerin yeniden yapılandırılması.  Bu en önemli konulardan birisiydi, ancak somut bir karar alınmadı.
4-) Bakanlık belgeli yat limanları, rıhtım iskeleler için ihracatçı statüsü verildi
5-) Konaklama ile deniz turizmi tesislerinden bir önceki yıl 750 bin dolar döviz getirenler ihracatçı sayılacaklar. (1 milyon dolar şartı 750 bin dolara indirildi).  
6-) Çevreye duyarlı tesislere su, atık su gibi bedeller için en düşük tarife uygulanacak.
7-) Bakanlık tahsisli konaklama tesislerinden alınan kira bedelleri 2016 yılı ödemeleri ertelenmesi ve 3 eşit taksit şekilde ödenmesi kararı alındı.

Öncelikle şunu söylemek isterim. Sayın Başbakanın bakanlarla birlikte basın toplantısı yaparak turizmi ele alması, sorunun anlaşıldığını, izlendiğini göstermesi bakımından önemlidir. Bunun için teşekkür ediyoruz.

Ancak, beklentilerimiz ve alınan kararlar arasında halen önemli bir fark kalmıştır. Birkaç maddeyle bunu açıklayayım.
1. Uçak desteği ve acenta kredi desteği geçen yıl başlamış desteklerdi. Nisan ve Mayıs ayında charter uçaklarına 6 bin dolarlık uçak desteği elbette önemlidir. Ancak, bu desteğin kararı gecikmiştir ve 31 Mayıs’a kadar destek de artık yeterli değildir.  Bakanlığa bu sürenin uzatılması için yetki verileceği söyleniyordu. Ancak bir karar çıkmadı. Dolayısıyla uçak desteği süresi uzatılmalıdır.
2. Antalya'da turizm, tarım sektörleri ve ayrıca  tedarikçi sektörlere de 1 yıllık borç ertelemesi veya ödeme tatili ve  düşük faizli kredi sağlanması gereklidir. 
Antalya’da artık sorun turizmi ve tarımı aşmıştır. Bu iki sektörün tedarikçileri, gıda sektörü, tekstil, inşaat, boya, mobilya gibi bütün sektörler etkilenmektedir.

Sayın Başbakan tarımda, terör durumunda nasıl afet desteği veriyorsak, ihtiyaç duyulduğu takdirde turizme de uygulanacaktır dedi.  Bu doğru bir yaklaşım, ancak beklemeye gerek yoktur. BDDK'nın kredi yapılandırması uygulama kararı zaman kaybetmeden alınmalı ve Antalya'da krizden etkilenen bütün işletmeleri kapsamalıdır.
Birçok ülke benzer durumlar yaşadı. 2014’te Rusya Avrupa’ya karşı ambargo koyduğunda Avrupa Birliği çeşitli önlemler aldı. Tunus, Mısır, hatta Paris’teki terör olayından sonra Fransa turizmde kriz yaşadı. Tunus 1 yıl borç ertelemesi getirdi. Paris terör saldırısından sonra turizm ve ticaret işletmelerine 6 ay borç ertelemesi ve kredi desteği sağlandı. 2009 krizinde benzer sıkıntıyı İspanya ve Yunanistan yaşadılar ve benzer önlemler aldılar.
Dolayısıyla  Bunu Tunus, Malta, Fransa yaptı, biz neden yapamıyoruz? Elbette burada seçici, objektif olmak gerekir. Bunun uygulanması için bakanlıklar arası bir komisyon kurulur, biz de gerekirse üye veririz. Başvuru alınır, incelenir ve kriterlere göre uygulanır.  Diğer ülkeler nasıl uyguladıysa bizde de aynısı olur. Türkiye’de kamu borcunun düşük olmasıyla, bütçe açığının düşük olmasıyla, mali disiplinle övünüyoruz. Türkiye, Tunus’un, Malta’nın alabildiği önlemleri alabilecek güçtedir.
3. Turizm sektörüne istihdam desteği verilmesi en önemli konulardan birisidir. Ancak, geçen yıl Sayın Başbakan, TOBB şurasında benim konuşmam sırasında araya girerek bunun yapıldığını, biz izah edince de yapılacağını söylemişti. Ancak bu karar bir türlü çıkmadı. Bakanlıklar istihdam desteği için bir formül geliştiremediler. Mecliste olan geçici istihdam düzenlemesinin turizme destek olacağı söylendi, ancak bunun yeterli olmayacağı görülmektedir. İstihdam desteği mutlaka yeniden ele alınmalıdır.
4. Sayın Başbakandan direkt tarifeli seferler konusunda da müjde bekliyorduk, o da olmadı. Antalya turizminin dış hatlarda direkt tarifeli sefer sorunu maalesef devam etmektedir. Uçakla 2-3 saatlik yerler İstanbul aktarmasıyla 7-8 saate çıkmaktadır.
THY  bugünlerde yabancı spor klüplerine sponsorluklarıyla dikkat çekiyor. Son olarak yeni Batman filmine sponsor oldu. Hatta bir reklamı var, Batman filmindeki sanal Gotham kentine sefer yaptığını söylüyor. Yani THY, dünyayı sanal Gotham’a götürüyor, ama Antalya’ya getiremiyor.
Buradan şu çağrıyı da yapayım. Gelin uçak desteklerini sadece charter ile sınırlamayın. Bir yıl boyunca belirli merkezlerden gelecek direkt uçaklara da destek verelim. Sağlık turizmi, golf turizmi diyoruz, direkt tarifeli uçak olmadan alternatif turizm gelişmez.
Sonuç olarak, özellikle BDDK'nın kredi yapılandırması konusunda karar alabileceği konusu bir ümit oldu. Ama Sayın Başbakanın da vurguladığı güven kaybedilmemesi, aşırı karamsarlığın önlenmesi açısından somut ve kapsamlı karar gereklidir.  En başında etkin kriz yönetimi önlemleri devreye alınsa herkes rahatlar. Ama bugün halen herkes ödeme derdinde ve maalesef bu halen anlaşılmıyor. 
Yine de şu uyarıyı da buradan tekrar yapayım. Bildiğiniz gibi, şuuyu vukuundan beterdir diye bir sözümüz var. Yani bir şeyin dedikodusu gerçekleşmesinden daha kötüdür demek. Ortada sürekli olarak, “o firma iflas erteleme istedi, bu firmanın çeki kabul edilmedi” gibi dedikodular dolaşıyor. Artık bu dedikodu alışkanlığından kurtulmalıyız.  Antalya olarak hepimiz aynı gemideyiz ve herkes sorumlu davranmalıdır. Bankalar da sorumlu davranmalıdır.
Şu anda Antalya’nın kredi performansı Türkiye ortalamasındadır, hatta İzmir, Akdeniz illeri ve birçok ilden daha iyi durumdayız. Turizmde takipteki alacak oranı %1.6 gibi son derece düşük bir orandır. 
Biz sorunları konuşurken, karamsarlık olsun diye değil, herkes çözüm geliştirsin diye konuşuyoruz.. Ama, bu arada her zaman şunu da söylüyoruz. Antalya bugüne kadar bu tür şeyler yaşadı, ama yine de gelişmesine devam etti. Antalya turizminin alternatifi yok, böyle bir coğrafya, bu kadar yüksek kalite yok. Önümüzdeki yıllarda Asya’daki pazarların gelişeceğini de göreceğiz. Antalya’nın taşı toprağı altındır. Bu yıl yavaşlasak bile gelecek yıl yükselmeye devam ederiz.

Sevgili arkadaşlarım,
Maalesef son dönemde birçok sektörde ciddi sorunlar yaşanıyor. Ette sorun var, sütte sorun var, ekmekte sorun var, zorunlu sigortada sorun var.
Et fiyatlarına bu çağda narh koyuyoruz, oysa bunun çözüm olmadığı açık. Hükümet yemde ve gübrede KDV'yi %1'e indirdi, ama vergi indiriminin fiyatlara yansıtılmadığını Sayın Bakanın kendisi açıkladı. Ette gümrük tarifesi %250 oranında, bu derece dış rekabetten korunuyor, ama ülkede et üretimi yeterince artmıyor.
Süt ve peynirde gümrük vergisi %200 oranında, bu korumaya rağmen üretici mağdur.
Fındıkta üretici mağdur, sebze ve meyvede üretici mağdur. Ekmekte küçük fırınlar mağdur.
Zorunlu trafik sigortasında dürüst vatandaş sahtekarların ve sistemdeki yanlışın bedelini ödüyor.
Elektrikte dürüst vatandaş ağır bedel ödüyor.
Bu sistem küçük üreticiyi de tüketiciyi de eziyor. Küçük üretici birleşmedikçe ve ortak yatırım yapmadıkça, tüketici örgütlenmedikçe, doğru dürüst politikalar uygulanmadıkça bu sorunlar çözümlenemez. 
Küçük üreticinin durumu ayrı bir dert. Cem Yılmaz’ın reklamındaki gibi; dışarıda robotların saldırısı var, içerde 2 esnaf kredi bulma derdinde.
Bu sorunların temelinde biraz da demokrasimizin zayıflığı yatıyor. Ekonomide orta gelir tuzağı deyip duruyoruz, bunun yanında orta demokrasi tuzağını da konuşmamız gerekiyor. Demokrasi güçlenmeden ekonomide de yol alınması zordur.
Artık Türkiye ekonomisinde yaşadığımız sorunların çözümü için etkin işleyen demokratik bir siyasi sisteme ihtiyacımız olduğu açıktır. Devletin üreticinin ve tüketicinin taleplerini dikkate alması, kanunları özel sektörle ve taraflarla birlikte hazırlaması ve Büyük Millet Meclisinin de verimli çalışması gereklidir.
Bu kürsüden aylarca uzlaşma zorunludur dedim, Demokrasi ve uzlaşma olmadan  hiçbir alanda iyi sonuç almamız mümkün değildir. Bunu bir kez daha tekrarlıyorum. 
Turizmle ilgili bir şey daha söylemek istiyorum. Bir taraftan turizmde durum kötü diye feryat ediyoruz, yıllardır hep beraber artık bu kadar yatak artışı olmamalı diyoruz, ama diğer taraftan Antalya'da son kalan kıyı alanları da turizme açılıp, tahsis yapılıyor. Biz özel yatırımlara bile sınırlama getirin derken Devlet halen tahsis yapıyor.
Bakınız bir fotoğraf göstereceğim.
Burası Muğla Güvercinlik koyu. Bu inşaatlar da otel inşaatları.
Bu  betonlaşmayla turizm olur mu, olursa ne kadar olur? Bunu yapanlara Allah bilgi ve vicdan versin. Turizmde yaşadığımız sorunun  bir yönü budur..
Değerli arkadaşlarım,
Biraz da olumlu gelişmelerden söz edeyim. Son zamanların güzel gelişmelerinden birisi Türkiye Yatırım Fonu'nun kurulmasıdır. Oda olarak geçmişte dile getirdiğimiz konular arasındadır. Birçok ülke ulusal servet fonlarıyla önemli yatırım projelerini doğrudan desteklemiştir, Türkiye ise klasik teşvik sistemi dışına çıkamamıştır. Şimdi TOBB 100 milyon lira, Hazine de 50 milyon lira ayırdı ve yatırım Fonu kuruldu. Bu Fon ile ileri teknoloji  yatırımları öncelikli olmak üzere stratejik yatırımlara doğrudan öncülük edilecek, ortak olunup destek verilecek. Emeği geçen herkesi kutluyorum, umarım uygulaması da doğru ve başarılı olur ve Türkiye'de bu konuda bir atılım gerçekleşir.
Antalya’da güzel bir gelişme Karaalioğlu parkı, Büyükşehir Belediye Binası ve Atatürk stadını içine alan bölgede Kent Müzesi kurulmasıdır. Hem kültür alanında hem de yeşilin korunması bakımından güzel bir projedir. Büyükşehir Belediyesini kutluyorum. Keşke hep böyle projeler görsek. Aslında Antalya’nın bu tür, betonu ortadan kaldıran, yeşili koruyan ve kültür-sanat odaklı projelere daha çok ihtiyacı var. Buradan Antalya müzesine ilişkin ve Orduevine ilişkin önerilerimizi de tekrar hatırlatayım.
Ayrıca, Konyaaltı projesinin de artık acilen başlatılması gereklidir. Konyaaltı sahilinin turizme ve ticarete katkısına bu yıl daha fazla ihtiyacımız var.

Sevgili arkadaşlar,
Kentsel dönüşümü çok konuştuk, ama artık konuşarak olmuyor. Mutlaka Antalya'nın kentsel dönüşümü ilkelere bağlaması gerekiyor. Bireysel dönüşüm projeleri başlamış durumda ve böyle giderse kenti kurtarma ümidimiz kalmayacak. Bireysel dönüşüm projeleriyle geri dönüşü olmayan bir yola girmemeliyiz. Kent merkezinde dönüşüm Antalya’nın son şansıdır. Bu nedenle acil olarak kentsel dönüşümde ilkeli ve doğru bir yaklaşımda uzlaşmamız gerekiyor. Bunun için önümüzdeki günlerde belediye başkanlarımızı, ilgili STK'ları ve sektörü bir araya getiren bir arama konferansıyla ilke kararları almak ve eylem planı belirlemek  istiyoruz.
Kentsel dönüşüm için mutlaka büyük projeler de gerekmiyor. Bakın  kent projeleri için örnek bir fotoğraf göstereceğim.
Burada da betonlaşma var, ama betonlaşma sanatla başka bir şeye dönüştürülmüş. Burası zengin bir ülke değil, Bolivya, yoksul bir ülke. Hatta milli gelirleri Antalya ile karşılaştırılabilir. Yani her zaman konu para değil, biraz yaratıcılık ve yenilikle başarılı sonuçlar elde edilebilir.
Antalya'da yüksek maliyetli yap işlet projelerinden önce kent müzesi gibi kültür ve yeşil alan projelerine daha fazla önem vermeliyiz.
Milyar dolarlık projelerde yap işlet modeli zorunlu oluyor ve maliyeti kurtarmak için o sahada gelir getirecek yapılar gerekiyor. Bunun için de ya ticari alan ya da konut alanı için yeşil alanın imara açılması gerekiyor ve yeni betonlaşmalar gündeme geliyor. Oysa Antalya’nın artık yeni beton sahalara ihtiyacı yok.
Antalya'da yeni betonlaşma yerine kentsel dönüşümle hem kaynak yaratmak hem de betonlaşmayı azaltmak mümkündür ve bunu başarmak zorundayız. 
Biraz da Oda çalışmalarından söz edeyim.
Filmde de gördüğünüz gibi, bir koşturma içinde, oradan oraya yetişmeye çalışıyoruz. Geçen ay bir ayağımız hep Ankara’da oldu. Bakanlarla görüştük, TOBB’un etkinliklerine katıldık, Hüseyin ve Ayhan Beylerle İran’a hızlı bir gezi yaptık.
Bir koşuşturma devam ediyor, biz koşturuyoruz, Bakanlara bakıyoruz akşamları da çalışmaya devam ediyorlar.  Ama Türkiye olarak sistem yavaş olduğu için hızlı sonuç alınamıyor.
Bakanlarımızla görüşmelerden sonuç aldığımız konular da bulunuyor. Antalya’da yabancı personel çalıştırma konusunda bazı sıkıntılar vardı. Bunların çözülmesi noktasında önemli bir aşama kaydedildi. Gümrük ve Ticaret Bakanımız ile işyeri ruhsatları konusunu ve başka konuları da konuştuk. Her sokakta bir zincir market olması doğru değil, bunlara sınırlama getirmeliyiz diye açıklama yaptılar. Bizim hep söylediğimiz bir konuydu, umarım hızlı bir düzenleme yapılır.
Yönetim kurulumuzdan Hüseyin ve Ayhan bey ile birlikte İran’da bir hazırlık çalışması ve temasları gerçekleştirdik. İran Ticaret, Sanayi, Madencilik ve Tarım Odası’nı yani TOBB’un muadili kurumla görüştük.  Alborz Ticaret, Sanayi, Madencilik ve Tarım Odası ile işbirliği protokolü imzaladık. İran hem ihracatta hem  turizmde önemli pazar ve partner olmak durumunda. Bu siyasi sorunlara rağmen Türkiye’ye yoğun ilgi ve sempati var. Yatırım potansiyeli gerçekten çok büyük. Özellikle turizmde büyük bir yatırım ihtiyacı var. Koskoca Tahran’da beş yıldızlı birkaç otel var. 3 milyonluk Alborz kentinde otel yok. Buna rağmen Tahran Fuar merkezinde fuarı gördük. Fuar alanları İstanbul TÜYAP’ın 5 misli büyüklüğünde ve şimdi yenisini yapıyorlar.
İran coğrafya olarak avantajlara sahip. Rusya, Pakistan, Orta Asya, Hindistan, Körfez ülkelerine ihracat için de iyi bir konumda. Birçok alanda ortaklıkla çalışılabilir. Sanayileri var, ama teknolojiye, yeni makinalara ihtiyaçları çok fazla. Sanayide işbirliği potansiyeli değerlendirilebilir. Turizm yatırımlarına ciddi destekleri var. Hizmet kalitesi zayıf ve eğitime çok ihtiyaçları bulunuyor. Antalya’da İran turizm sektörüne dönük eğitim programları yapabiliriz. Bir sonraki adımda bu tür somut işbirliği için adımlar atacağız ve sektörel heyetlerle  B2B görüşmeleri yapacağız.
Komitelerimiz de bu konuyu ele alırlarsa iyi olur. Komite çalışmalarını desteklemek için, bildiğiniz gibi fuar desteklerimizi artırdık. 2015 yılında 46 fuar duyurusu yapıldı, üyelerimizin ilgi gösterdiği 4 fuara uçak ile 1 fuara da otobüs ile ulaşım desteği sağladık. 2016 yılında da Meslek Komite üyelerimizin talepleri doğrultusunda belirlenen 89 yurtiçi fuardan katılım talep edilen fuarlara üyelerin katılmaları için gerekli desteği vereceğiz. Bildiğiniz gibi, organizasyonunun yapılabilmesi için Komite tarafından en geç 1 ay öncesine kadar karar alınması gerekiyor. Oda web sayfası üzerinden online olarak katılım talepleri alınıyor. Üyelerin fuara gidiş – dönüş uçak bileti bedelinin 300.-TL’ye kadar olan kısmı Oda tarafından karşılanıyor. En az 10 katılımcının başvuru yapması gerekiyor. Bunları söylüyorum, çünkü halen bilmeyen üyelerimizle karşılaşıyoruz.
Yine güzel bir faaliyet olarak ATSO EXPO Evi konusunda adımlar attık. Ömer Dinç kardeşime teşekkür ediyorum. Çok az zaman içinde Antalya’nın mimarlık bürolarına davet yapıp teklif aldık. Yönetim kurulu ve EXPO komisyonlarımızla istişare ederek bir proje üzerinde hemfikir olduk. İnşallah zamanında yetiştireceğiz ve bizim de EXPO'ya doğrudan, kalıcı bir katkımız olacak.
Önümüzdeki ay, 19 Mart’ta Ödül törenimizi yapacağız. Eğer programlayabilirsek, Rıfat başkanımızla meclis ve komite toplantısı yapacağız. Komite başkanlarımız sektörel sorunlarını bu toplantıda dile getirebilir.
Gelecek ay meclise Etik kurul ve Alışveriş Festivali sunumlarını getireceğiz.
Hepinize güzel günler, işlerinizde bereket diliyor, teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi