ATSO Mart Ayı Meclis Konuşması

29 Mart 2016 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı


Sayın Başkan,
Sayın Meclis,
Çok Değerli Arkadaşlarım,
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Öncelikle Antalya Esnaf Odaları Birliği Başkanımız Sayın Abdullah Sevimçok arkadaşımızı kaybettiğimiz için üzüntümü dile getirmek istiyorum. İyi niyetli, dürüst bir dostumuzdu. Birlik Başkanı olarak kendisinden, işinden fedakarlık yaparak Antalya esnafı için gayretle çalışıyordu. Bir süredir Ankara’da tedavi görüyordu. Ama tedavi fayda etmedi ve kendisini kaybettik. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün Antalya esnafına başsağlığı diliyorum.
Hayat böyle; bazen unutuyoruz ama, hayat kısa ve sağlıktan ötesi yok. Cenazeler, bize hem arkadaşlarımızın, hem de hayatın değerini hatırlatıyor, ama bizler çabuk unutuyoruz.
Dün ayrıca Alanya’ya şehit cenazemiz geldi. Son aylarda her konuşmaya şehitlerimizi anarak, terörü lanetleyerek başlıyoruz.
Ne yazık ki, neredeyse her gün yeni şehitler ve can kayıpları veriyoruz. Bu acılara alışmak mümkün değil. Hayatlarını feda eden kahramanlar hepimiz için şehit oluyor.  Şehidimize ve şehit verdiğimiz bütün asker ve polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Bu vesileyle, Antalya’da huzur ve güven ortamını sağlayan Valiliğimize, Emniyet Müdürlüğümüze ve Jandarma Komutanlığı’na, asker-polis bütün güvenlik güçlerimize üstün gayretleri için teşekkür ediyorum.
Gerçekten, görünür ve görünmez önlemler için büyük bir gayretle çalışılıyor. Belçika’ya, Fransa’ya baktığımız zaman olağanüstü hal durumunda yaşadıklarını görüyoruz. Kent içinde birkaç kez arama yapılan yerler var.
Bizde daha çok görünmez önlemler alınıyor. Bu önlemler artarsa memnun da oluruz. Bu hususta güvenlik güçlerimize destek olmaya hazırız.
Bildiğiniz gibi, 8-9-10 Nisan’da Geleneksel Türk Müziği Günleri etkinliği yapılacaktı. Komisyonumuzun talebi üzerine, şehit cenazelerine saygı gereği, bu etkinliği şimdilik iptal ettik. Önümüzdeki aylarda EXPO programında yapılabilir. Ama şu dönemde kimsede bu konuda istek yok. Arkadaşlarımız çok emek vermişlerdi. Hem bu emekleri hem de duyarlılıkları için teşekkür ediyorum.
Maalesef, ne kadar hayatımızı değiştirmeyeceğiz desek de, terör hepimizi etkiliyor. Sadece Türkiye’de değil, Belçika’dan Pakistan’a kadar terör tırmanıyor ve boyut değiştiriyor. Bölücü teröre şimdi bir de İŞİD veya DAEŞ belası eklendi.  Eskiden terörü emperyalist ülkeler bazı ülkeleri kontrol altında tutmak için kullanırdı.  İŞİD terörü ise kontrolden çıkan, kimsenin tek başına önleyemeyeceği bir soruna dönüştü.
Tabii, bu arada, Avrupa'dan Orta Doğu'ya bütün devletler, bu kadar intihar bombacısının nasıl yetiştiğini, nasıl bu kadar kolay dolaştığını ele almalıdır.  Geçenlerde Irak’ta bir bombacı 15 yaşında çocuk çıktı. Pakistan’da lunaparka bomba kondu ve doğrudan çocuklar hedef alındı. Bunlar akıl almaz olaylar.
Avrupa’dan gelip İŞİD’e katılan 5 binden fazla kişi var. Kuzey Afrika’dan katılan, Kafkasya’dan, Orta Asya’dan katılanlar bunu da aşıyor. Türkiye’den de birkaç bin katılım olduğu tahmin ediliyor.  Türkiye’nin Brüksel teröristi gibi sınırdışı ettiği kişi sayısı 3 bin.
Bugüne kadar her devlet birilerini destekledi veya korudu. Ama sonuç olarak iş kontrolden çıktı ve Suriye yanıbaşımızda yeni bir terör odağı haline geldi. Dolayısıyla terörle küresel mücadele gerekiyor. Suriye ve Irak'ın terör yuvaları olmaktan çıkması lazım. Esad yönetimi demokratik adımlar atsaydı, böyle olmayabilirdi. Ama artık Türkiye, Rusya, Suriye, Iran ve Irak’ta herkes biraraya gelmeli, teröre karşı nihai bir tavır alınmalıdır.  
Bu noktada bir konuya da dikkat çekmek istiyorum.   Bugün 3 milyona yakın Suriyeli ülkemizdedir. Bunun yüzde 10’u kamplarda, gerisi Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, İstanbul’da yoğunlaşmıştır. İzmir ve Bursa’da bile 100'er bine yakın Suriyeli bulunuyor. Kocaali, Konya, Kayseri'de 50'şer bin civarında.
Nüfusun önemli bir kısmı çocuk, 150 binden fazla bebek Türkiye’de dünyaya geldi. Hükümet, son dönemde eğitim, sağlık hizmetleri konusunda büyük çaba harcadı. Çocukların yarısından fazlası artık okula başladı. Çalışma çağındaki nüfusun çoğu tarım sektöründe çalışıyor. Şu anda inşaatta çalışan üniversite hocası var. Çöp toplama işinde onlar çalışıyor. Suriyeli çocukların bir kısmı sokakta dilencilik yapıyor.
Oysa bir kısmı halen Suriye ile ticaret yapıyor. Suriye’de evi, toprağı, işi olan da var.
Bunları, şu nedenle anlatıyorum. Suriyeli sığınmacıların, konuklarımızın bir kısmı ilerde ülkesine döner, bir kısmı da Türkiye’de kalır.
Sığınmacılara kapı açmak insanlık görevidir, Avrupa bize örnek olmamalı, Avrupalılar Türkiye’yi örnek almalıdır. Ancak, bizde de göçmenlerin gelecekleri dikkatle ele alınmalıdır.
Eğer bu çocuklar topluma entegre olmazsa, iyi eğitim almazsa, kötü niyetli örgütlerin eline düşerse ileride büyük sorunlar çıkar. Dolayısıyla Hükümetin bu konuda bir entegrasyon planı olmalıdır. 
Antalya olarak biz de önlem almalıyız. Normalde Suriyeli göçmenler kaldıkları kentlerde izinle kalıyor, özel kimlik alıyorlar.  Antalya'ya yerleşmeleri izinsiz oldu. Bir kısmı tarımda, inşaatlarda, çöp toplamada iş bularak yerleşti. Kent merkezinde de çocukları görüyoruz ve bu konuda şikayetler de artıyor.
Artık bu konuda bir karar verilmelidir. Ya bu insanlar diğer kentlerde korumaya alınmalı veya Antalya'da yasal statü verilmeli, çocuklar eğitime alınmalıdır.
Her durumda sahipsiz bırakılmaları yanlış olur. Bu sorun hepimizin sorunudur. Antalya sivil toplumu da Suriyeli çocukların eğitimi konusunda birşeyler yapabilir.
Aslında medyada son günlerde gündeme gelen çocuk tacizi olayları, bütün çocukları daha iyi korumak, eğitim kurumlarını daha iyi denetlemek, öğretmenleri iyi seçmek konusunda daha fazla şey yapılması gerektiğini göstermektedir. Çocukların emanet edildiği öğretmenler en iyi şekilde seçilmelidir. Elbette eğitimde özel sektör ve STK'lar olacaktır. Ama devlet kimsesizlerin kimsesi olarak gerekli denetimi yapmalıdır.

Değerli arkadaşlarım,
Bir tarafta terör yüreğimizi yakıyor, bir tarafta turizm ve ticarette derdimiz artıyor. Her terör olayı, ister Ankara veya İstanbul'da, ister Brüksel'de olsun, turizme darbe vuruyor. Aralık ayında turizmde Rusya kaygımız vardı, terörden de endişe ediyorduk, ama bu kadarını beklemiyorduk. Son terör olayları nedeniyle turizmde büyük bir kayıpla karşı karşıyayız. Rusya pazarı neredeyse bitti.
Berlin fuarında biraz ümidimiz vardı, arkasından Ankara, İstanbul ve Brüksel olayları geldi. Turizmde 2007 yılına dönme riskimiz var. Bazı arkadaşlarımız tekrar başa dönüyoruz diye açıklama ve uyarıda bulundular.
Rakam konuşup moral bozmak istemiyoruz, ama yabancı haber kanallarında bile bunlar söyleniyor. Avrupa'da yaz rezervasyonlarında %40'a yakın düşüşler görüyoruz, sezonda biraz kurtarılabilir, ama şu anda birşey söylemek mümkün değil.
Turizmde 3 ayda %26, Mart ayında %25 oranında düşüşle karşı karşıyayız. Bu oranlar gösterge değil, çünkü sayı küçük olduğu için, İran, İsrail artışları fazla etki yapıyor. Yaz aylarında ise böyle olmayacak, Rusya ve Almanya etkili olacak. Önemli bir kaybı Avrupa pazarında görüyoruz.
Konu terör olunca tahmin yapmak çok zor. İsrail’de son aylarda ciddi artış vardı, dün İsrail hükümetinden vatandaşlarına Türkiye’yi terk etme uyarısı geldi.
Turist sayıları ve rezervasyonlar dışında kongre iptalleri de görüyoruz. Yeliz Hanım bu konuyu yakından biliyor, kendisi de bilgi verebilir.
Antalya ekonomisinde şimdiden olumsuz sinyaller görüyoruz. Türkiye ekonomisi, teröre ve ihracat yavaşlamasına rağmen, halen bir performans  sergilemektedir. Merkez Bankasının faiz koridoru üst bandında sembolik de olsa indirim yapmasına rağmen dövizin sakin kalması olumlu bir işarettir.
Yine de kur ve faiz cephesindeki istikrara rağmen ekonomiden  yavaşlama belirtileri gelmektedir. Otomobil satışları Ocak ve Şubat ayında geçen yıla göre düşüştedir. Konut satışı geçen yıla göre yavaşlamaktadır. Kredi kullanımında da az da olsa yavaşlama görülüyor.  Şubat ayında bireysel kredilerde artış yıllık olarak %7-8 aralığına inmiş. Buna rağmen beyaz eşya satışları devam ediyor ve ekonomi aynı tempoda gidiyor.
Antalya ise Türkiye’den ayrışmaya başlamıştır.
Antalya ekonomisindeki sinyallere ilişkin birkaç veriyi paylaşmak istiyorum:

Yıllık değişim oranları

 

Türkiye

Antalya

KDV (Beyan)tahsilatı-Şubat 2016

%12

%3

Vergi gelirleri

%12

%8

Motorlu taşıt ÖTV

%26

%4.5

Konut satışı-Şubat

%7

-%10

Yabancı konut satışı-Şubat

%15.7

-%7.8

Tarım dışı işsizlik oranları-2014/2015

12.0/12.4

10.8/12.1

Karşılıksız çek sayısı-Şubat

%69

%53

Karşılıksız çek tutarı-

-%17

%32

Protestolu senet tutarı-Şubat

%11

%25

Özel bankalar kredileri-Ocak

%20.7

%15.4


Tabloda gördüğünüz gibi, Şubat ayında KDV tahsilatı yıllık artışı Antalya’da %3. Motorlu taşıt ÖTV artışı Türkiye’ye göre çok düşük.
Konut satışında Türkiye geneli artmaya devam ederken, Antalya’da hem yerli hem yabancıda düşüş gerçekleşti.  Özellikle kredili satışlarda düşüş var.
İstihdamda güncel veri yok, ama 2015 yıllık rakamlar yeni açıklandı. Antalya normalde işsizlikte Türkiye’den çok daha iyi durumda olurdu. Şimdi, tarım dışı işsizlikte Türkiye’ye yaklaştık. Antalya, Burdur ve Isparta olarak 2014’den 2015’e sanayi, inşaat, maden ve enerjide istihdam artışımız sadece 2 bin. Bütün ticaret, turizm, hizmet sektörlerinde 18 bin. Tarımda ise istihdam düşüşü oldu. Bu istihdam verisi 2015 ortalamasıdır, yani henüz asgari ücret etkisi ve turizm etkisi yokken durum böyledir.
Karşılıksız çek ve protestolu senette tutar bakımından Türkiye genelinden ayrışma var. Henüz oranlarda çok bozulma yok, ama artışlar iyi değil. Bu arada çek, senet dışında iflas erteleme sıkıntısı da artıyor.
 Geçenlerde Ziraat Bankası Genel Müdürü, “Perşembe günü mahkemeye başvuran, Cuma günü iflas erteleme alıyor” diye isyan etti.
Özel banka kredilerinde az da olsa bir yavaşlama geçen aylardan bu yana görülüyor. Kamu bankaları Antalya’da çok daha iyi performans gösteriyorlar. Ama özel bankalarda sıkıntı görülüyor.
Bu verileri yakından izliyoruz. Ama aslında rakamlar piyasadaki sorunu tam göstermiyor. Zaten gündeme bakan, Türkiye’de reel sektörde hiç sıkıntı olmadığına inanır. Sorunları konuşan da fazla olmayınca, sanki fazla dert yok gibi görünüyor. Oysa biz kime sorsak dert dinliyoruz. Üyelerden bana çok yakınma geliyor. Mutlaka komitelere de bu sorunlar geliyordur. Bunları mecliste konuşmak zorundayız. 
Elbette, daha iyi bir gelişme ortaya çıkmasını, daha kötü olmamasını ümit ediyoruz. 
Tarım ihracatında bir toparlanma sağlandı, alternatif pazarlara ihracat arttı. Fiyatlarda bir miktar düşüş oldu, dolayısıyla bir kayıp gerçekleşti, ama henüz korktuğumuz kadar olmadı. Dilerim ki, turizmde de daha iyi bir değişim ortaya çıkar.
Rusya’dan son dönemde daha olumlu demeçler gelmeye başladı. Muhtemelen onlar da gördüler ki, bu sorun Türkiye’den çok Antalya’yı ve Rus halkını etkiledi. Rusya kendi halkının seyahat özgürlüğünü kısıtladı, tatil haklarını ellerinden aldı. Çünkü Rusya için, Antalya’nın yerini İspanya, İtalya, Yunanistan tutamaz. Bu nedenle umarım ki, önümüzdeki dönemde iki ülke arasında bağlar tekrar kurulur. Biz de Antalya’da Rus konuklarımızı yeniden görürüz.
Hükümetin de durumu yakından izlediğini düşünüyorum. Turizmde uçak desteklerinin uzatılması, istihdam destekleri gibi önlemlerde daha fazla çaba olmasını diliyorum. Her zaman söylediğim gibi, karamsarlığa kapılmadan, elimizden geleni yapmamız gerekiyor.
EXPO’ya yüklenmek, iç turizmi en iyi şekilde değerlendirmek gibi birçok konu var. Antalya olarak, özel sektörüyle, kamu kurumlarıyla birlikte daha yoğun çalışmamız gerekiyor. Kaybedecek zamanımız, günümüz, saatimiz yok.
Sevgili arkadaşlar,
Bu noktada bir başka konuya yanlış anlamaları önlemek için değineyim.  İstanbul’da terör saldırısı olduğu gün, biz tören yapsak mı yapmasak mı diye düşünürken, yanlış bir tavırla karşılaştık.
Bu törende, 20 yıllık bir geleneği devam ettirmek üzere, sayın cumhurbaşkanından, milletvekillerine kadar herkese davet yaptık. Eylül ayında terör nedeniyle iptal ettiğimiz törende vereceğimiz teşekkür plaketlerini de ödül töreninde verdik.
Tören tarihini Sayın Çavuşoğlu ve Sayın Hisarcıklıoğlu ile birlikte belirledik. Rifat başkanımız, doktorunun tavsiyesi üzerine, seyahat edemeyeceği için gelemedi.  Sayın Çavuşoğlu son anda programı değiştiği için gelemedi.  
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nı yakından bilen herkes gerçekleri bilir. Biz burada 40 bin üyemizi temsil ediyoruz. Biz her zaman meclis ve yönetim kurulu olarak 40 bin üyeyi temsil etmenin sorumluluğuyla hareket ederiz.  Herkesten de aynı tavrı bekleriz. Bizim davamız Antalya turizminin, ticaretinin, sanayisinin, tarımının davasıdır. Antalya bir krizle karşı karşıyayken, bizim üyemiz hayatta kalma mücadelesi verirken, bu konularla Antalya gündemini işgal edemeyiz, Antalya'ya böyle şeyler yakışmaz.  
Bugüne kadar hep nezaketle davrandım, bu nezaketimi de sonuna kadar sürdüreceğim.   
Daha fazla uzatmaya gerek yok. Şimdi kendi konularımıza dönelim.
Sevgili arkadaşlarım,
Önümüzdeki günlerin en önemli konularından birisi EXPO’dur.
Biliyorsunuz, Oda olarak EXPO alanına değer katacak bir “ATSO bahçesi ve ATSO Evi” yapacağız.
EXPO evimizin bir sanat eseri gibi olması için çalışıyoruz. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası 133 yıldır, Antalya’ya her alanda katkı yapmıştır. Bu eserle EXPO’ya da katkı yapacaktır. Proje çok güzel oldu, ama uygulaması teknik olarak zorluyor. Ayrıca, sahanın teslim alınması, elektrik temini gibi sıkıntılar da yaşandı. Yine de büyük bir çabayla yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu yıl EXPO’nun yaratacağı her canlılığa ihtiyacımız var.
Bu arada Madonna, Jennifer Lopez gelsin demiştik. Nihayet güzel bir program da ortaya çıkıyor. Eğer bir aksilik çıkmazsa, gerçekten Jennifer Lopez, Sting, Scorpions gibi dünya çapında isimlerin gelmesi gündemde. Böyle isimler ilk kez Antalya’ya gelmiş olacak. Bu konuda emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Ama burada bir hususu unutmamak gerekiyor. Bugüne kadar hep EXPO alanında yapılacaklara odaklandık. Oysa biraz da kentte yapılacaklara bakmamız gerekir.
EXPO alanı canlı olur, ama kent merkezi cansız kalırsa, EXPO’dan beklediğimiz fayda gerçekleşmez. Bu nedenle EXPO kapsamında bir kısım etkinliklerin kent merkezinde ve Kaleiçi’nde yapılması, herkesin bu yönde çaba göstermesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlar,
EXPO ile birlikte kent merkezinin, ticaretin canlanması için önemli bir etkinlik gündemimizdedir. Antalya Alışveriş Festivali, 2016 yılı hedeflerimiz içinde önemli bir yer tutuyordu. Hediye çekilişli bir kampanyayı çok düşünmüş ve hatta geçen yıl bazı çalışmalar başlatmıştık. Sonunda Antalya Tanıtım A.Ş. güzel bir çalışma yürüttü. Yusuf beye çok teşekkür ediyorum. Ajansımıza teşekkür ediyorum.
Oda olarak festival için 400 bin lira gibi bir bütçe ayırmayı planlıyoruz. Antalya Alışveriş festivali ile bir ilk daha gerçekleşecek. Bir aksilik olmazsa Festival, Mayıs ayında yapılacak ve 1 ay sürecek.  Ajansımız, Antalya’nın plakası olan 07 den hareketle 7 üzerine bir konsept kurdu.
Hediyeler 7 otomobil ile başlayacak. Antalya ilk kez bu boyutta bir festival yaşayacak. Böylece hem turizme hem ticarete bir katkı sağlamış olacağız. Çekiliş kuponları bedeli düşük tutuldu ki, küçük esnaf da faydalansın. Gerçekten Odamızın ticarete en önemli katkılarından birisi olacak. Elbette burada sadece oda yok, başka sponsorlar, destekleyen kurumlar da var. Çünkü bu bir Antalya projesidir. Yerel yönetimler, ilçe odalarımız da işin içinde. Hepsine tek tek teşekkür ediyorum. EXPO’yla da bütünleşecek bir festival yapmış olacağız. Umarım ki, bu yıl ilki başarılı olur ve Antalya’ya yeni bir güzel gelenek kazandırmış oluruz.
Buradan tüm üyelerimize, bütün esnafa çağrı yapıyorum. Alışveriş festivali bir kültür yaratır. Eğer mağazalar, işyerleri samimi biçimde katılırsa canlılık da yaratır. Mayıs ayında olmasına, bazı arkadaşlarımız indirim sezonu olsaydı daha iyi olurdu dediler. İndirim sezonu zaten bir canlılık sağlıyor. Burada biz hediye ile alışverişe katkı yapıyoruz.
Turizme ve ticarete destek olmak, kent merkezini canlandırmak için bir başka çalışmamız daha var. Bugün Antalya Kültür Sanat’ta Andy Warhol sergisini açıyoruz. Bu dönemde kent merkezinde böyle bir serginin açılması kesinlikle önemli bir fayda sağlayacaktır.
Bir önceki sergimizi 16 bin kişi ziyaret etti. Yıılık müze girişlerinin bile 100 bini bulmadığı Antalya’da, kış döneminde bu sayı küçümsenemez. Kaldı ki, tanınırlık için zamana ihtiyaç var.  Turistler, Antalya’da böyle evrensel sanat sergilerinin olduğunu duysalar yine yeter. Andy Warhol, 1987’de hayatını kaybetmiş olan Amerikalı ressam, film yapımcısı, fotoğrafçı, basit bir konserve kutusunu sanat eserine dönüştüren, bir fotoğrafı resme dönüştüren, renk ustası bir sanatçı. ABD’nin en büyük müzelerinden birisi Andy Warhol müzesi.
Warhol, Şu anda bazı resimleri 100 milyon dolara satılıyor. Boyadığı otomobiller otomobil müzelerinde sergileniyor. Bazı otomobil markalarının Warhol koleksiyonları ve sergileri var. 
Her meslekten insanın bu sergiden alacağı bir bilgi var. Bu sergi ile keşke, vitrinlerimiz, tabelalarımız, bina renkleri için biraz ilham alınsa. İnanın ticaretimiz çok daha iyi olacaktır. Özellikle KOBİ’ler ve esnaf için tek çözüm, işlerini bir sanatçı gibi yapmalarıdır. Çünkü işinde yaratıcılıkla fark yaratamayan günümüzün rekabet ortamına dayanamaz.
Maalesef Türkiye’de, Antalya’da sanat, kültür, gündemi yok. Türkiye sanatın önemini anlamış değil. Her gün binlerce konuşma yapılıyor, ama kitap okunmadığı için kimse şu kitabı okudum ve şunu gördüm diye konuşmuyor. Akşama kadar, o onu dedi, bu bunu yaptıyla zaman kaybediyoruz. Türkiye’nin gündemi hayatlarımızı kısırlaştırdı. Para ve güç zehirlenmesi her yere hâkim olmaya başladı. Sanat sevgimizi, yaşama sevincimizi, insan sevgimizi kaybetmeye başladık.  Buna rağmen ATSO bu konuda öncü olmaya devam edecektir.
En büyük yatırım eğitim, sanat, kültür ve bilim yatırımıdır. Eğitim ve bilimi devlet bir ölçüde yapıyor, yaptırıyor. Ama kültür ve sanata, kent sahip çıkmak zorundadır. Aksi halde Antalya’da AVM’ler artar, köprüler yapılır, yollar yapılır, ama kent yine fakir kalır. Bir kentin zenginliği para değildir. New York finans kenti, ama kültür ve sanat olmasa kimse dönüp bakmaz. Şanghay zengin kent, Hong Kong, Tokyo zengin kentler, ama Avrupa şehirlerinin yerini tutamazlar. Çünkü Avrupa kentlerinde kültür var.  Bu nedenle ATSO olarak bu alanda ısrarlı olmaya, anlatmaya devam edeceğiz.
Bu konuda son olarak Pera müzesinin katkısını da dile getirmek istiyorum. Bu sergileri biz milyon dolar harcasak getirip açmak mümkün olmazdı. Çünkü bu sergiler Pera müzesinin yıllar süren itibarı, ilişkileri sayesinde geliyor. Bu itibar ve ilişkiler parayla alınamaz. Bu nedenle Pera müzesine gerçekten Antalya adına teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar,
Genişletilmiş meslek komiteleri toplantımızda yaptığımız beyin fırtınasında Kaleiçi’ne tur düzenlenmesi fikri ortaya atılmıştı. Öğrenciler için önerilmişti, ama biz önce yetişkinlerle başlayacağız. ATSO Kültür turlarıyla rehberli kent gezilerini başlatıyoruz. Yine hem kültürel bir etkinlik hemde kentte canlılık yaratacak bir etkinlik olacak. İlk deneme gezisi personelimizle yapıldı.
Kaleiçi Evi faaliyetleri de bu sezon ayrı bir önem taşıyor. Sizlerden de aldığımız fikirlerle turizm sezonuna yetiştireceğiz.

Biraz komitelerimizin taleplerinden ve çalışmalarından söz edeyim;

9. grubumuz, toplu işyerleri konusunda çalışmaların ilerlemesini istiyor. Hakan Tütüncü başkanın ve Turgay Genç başkanın bu konuda projeleri var. Bu projelerin bir koordinasyonla planlanması ve hayata geçirilmesi gereklidir. Antalya ticaretinin acil ihtiyaçlarına cevap verecek, sadece bir ilçeyi değil, bütün ilçeleri gözeten bir planlama yapılmalıdır. Bu konuda Başkanlarımızla temasımız var ve bu vesileyle kendilerine teşekkür ediyorum.

14. grubumuz “en iyi akaryakıt istasyonu” yarışmasını yeniden başlattı. Biz de gereken desteği veriyoruz. Teşekkür ediyorum, diğer komitelerimizde de bu tür yarışmaların yapılmasını bekliyorum.

15. grubumuz yerli üretimi korumak için gübre ithalatında fon uygulaması önerdi, bu talebi ilgili kurumlara ilettik.

17. grubumuzun, medikal sektöründeki üyelerimizin, kamu kurumlarından alacakları, üniversite hastanelerinden alacakları kanayan yara olmaya devam ediyor.
Bu artık sadece bir Antalya sorunu değil, Türkiye’nin her yerinde üniversite hastaneleri borçlu durumdalar. Hükümetin bu konuya bir çözüm bulması gerekiyor. Çünkü bu sorun sektörün alacakları dışında, sağlık hizmetlerinin kalitesini de etkiliyor.

20. grubumuz, Konyaaltı sahil projesinde 2016 yaz sezonunun geldiğini, projede halen bir gelişme olmadığını söylüyor ve bu konunun sorulmasını istiyor. Biz de gerçekten merak ediyoruz.

24. grubumuz, elektrik işlerinde iş başlama ve bitim belgelerindeki sorunları çözmeye çalışıyor.
33. grubumuz elektrik ve su bedellerine gelen zamlardan şikayetçi.
Biraz önce ekonomide yavaşlamadan söz ettim. Türkiye ekonomisi bugüne kadar kredi desteğiyle büyüdü. Ama artık orada sınıra geliniyor. Bundan sonra büyüme için verimlilik ve maliyetlerin düşürülmesi gibi önlemler gerekiyor. Elektrikte, telefonda, su dağıtımında rekabet olmalı ki, fiyatlar düşsün. Yani, yapısal reform dediğimiz zaman aslında bunları söylemiş oluyoruz. Bu sorunların çözümü her sektörde verimliliği artıracak yapısal reformların hızlanmasıdır.

34. grubumuz cadde, köprü, kavşak inşaatlarında esnafın mağduriyetini gündeme getirmiş. Aspendos bulvarını daha önce konuşmuştuk. Antalya ticaretinin sorunu bitecek gibi de görünmüyor.
41. grumuzda Kuzeykent’te altyapı mağduriyetini dile getirmiş. Gerekli başvuruları yaptık.
Sevgili arkadaşlar,
28., 36., 45., ve 48. gruplarımızın turizmdeki sorunları konuşmak için ortak toplantı girişimleri var. Artık Hükümete söylenmesi gereken her şey söylendi, yine de biraraya gelmek gerekir. Antalya olarak en acil yapabileceklerimizi konuşmamızda fayda var. Ödül töreninde de söyledim, hepimiz aynı gemideyiz. Davul zurna çalmak yerine, orkestra gibi ses vermemiz gerekiyor. Bekleyecek zaman yok, Antalya olarak ne yapabilirsek yapmalıyız.
EXPO’ya paralel olarak Kemer ne yapabilir? Alanya ne yapmalıdır, Belek, Kaleiçi ne yapmalıdır konularını konuşmalıyız. Sosyal medya çalışması, etkinlikler, uluslararası reklam gibi birçok konuda Antalya olarak her zaman yapılacak çok şey var. Gönül isterdi ki, Türkiye bu yıl  500 milyon dolar küresel tanıtım bütçesi ayırsın ve bu trendi tersine çevirsin. Ama bunlar dünden bugüne olmuyor. Yasalar, mevzuat, gelenek bizde böyle.
Bu nedenle bizim kalan 2 ayda tanıtımda veya başka konularda ne yapabileceğimizi belirlememiz gerekiyor.
Bütün komitelerimize çalışmaları için teşekkür ediyorum. Sözlerime son verirken, bir teşekkür borcumu daha dile getireyim. 10 gün önce ödül törenimizde beraberdik, birkaç gün sonra da kuruluş yıldönümü için biraraya geleceğiz.
Bugün saat 17:00’de de sergi açılışımız var, hepinizi bekliyoruz.
Bu törenler kurumumuzun gelenekleridir.  Bir kurumu kurum yapan, bir kenti kent yapan geleneklerdir.
Bu geleneklerin asıl sahibi de meclisimizdir, yani sizlersiniz. Dolayısıyla bu çalışmalara katılan ve destek olan bütün arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Bu etkinliklerin her biri ayrı mesai gerektiriyor ve gerek yönetim kurulumuz, gerek meclisimiz, gerek personelimiz fedakârca çalışıyor. Herkese, hepinize teşekkürlerimi sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Fuar