23 Kasım 2010 Salı
Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı
Sayın Başkan,
Çok Değerli Arkadaşlarım,
Öncelikle geçmiş bayramınızı bir kez daha kutluyorum. Ümit ederim ki, hepiniz güzel bir bayram geçirmişsinizdir. Bayram tatilinin bir faydası da siyasi gerilimin biraz azalması olmuştur. Siyasi gerilim azaldığında ülke de bir parça rahatlamaktadır.
Bu bayram Antalya için genel olarak iyi bir bayram olmuştur. Bayram ve havaların iyi gitmesiyle Antalya turizmi ek bir ay kazanmıştır. Sezon bir ay uzamıştır. Hem dış hem iç turizm Antalya’ya bir miktar daha canlılık sağlamıştır. Hatta diyebiliriz ki, son üç yılın en iyi sezonu yaşanmıştır. Turist sayısındaki artış % 12 ile Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşmiştir. Tabidir ki kent merkezi de bundan yarar sağlamıştır.
Değerli Meclis Üyesi Arkadaşlar,
Bizim çalışmalarımıza gelince, geçen ay çok yoğun bir programımız vardı. Ben Sayın Valimizin Başkanlığındaki heyetle Çin’deki EXPO Fuarına katıldım. Orada ki dev fuar organizasyonunu yerinde gördük. Geçmişte Avrupa’ya ya da Amerika’ya gittiğimizde oradaki gelişmeye, kentlere imrenerek bakardık. Şimdi Çin ve Asya’daki gelişmeyi, kentleşmeyi, altyapıdaki gelişmeyi kıskanarak izliyoruz. Yurtdışına çıkınca Türkiye’deki iç çekişmeler anlamını kaybediyor, asıl rekabetin içerde değil, dışarıda olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. Amerika’dan Asya’ya dünya kentleri mimariyle, modern altyapıyla, kültür eserleriyle, sosyal donatı alanlarıyla yarışıyorlar. Biz ise burada belirli bir ilerleme olsa da birçok konuda yavaş ilerliyoruz, yani geri kalıyoruz. Çin’de EXPO için yapılan yatırımları gördük ve çok daha küçük boyutlu organizasyona aday olmamıza rağmen Antalya olarak eksiklerimizi ve yapmamız gerekenleri çok daha iyi anladık. EXPO organizasyonuna önemli bir mesai harcıyoruz. Ama halen yapılması gereken birçok işimiz var. Bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum. EXPO 2016 Antalya için tarihi bir fırsat olabilir. Önemli olan işin fuar kısmı değildir, asıl önemlisi 6 yıllık bir yatırım programıyla Antalya’nın 20-30 yıllık vizyonunun belirlenmesi ve ortaya çıkarılmasıdır.
Bunun için ben İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı gibi bir AJANSIN KANUN İLE Antalya için kurulmasını öneriyorum. Altı yıllık bir dönemde bu fuar organizasyonu yanında kongre merkezi, spor tesisleri, tarihi eserlerin restorasyonu, yeni müzeler, hızlı tren bağlantısı, kentsel dönüşüm projeleri hepsi planlanmalı ve yapılmalı. Bu çalışmalar Antalya’ya çok önemli bir katkı olacaktır.Antalya gibi bir şehir kongre merkezinden, stadyumdan yoksun kalmaya devam edemez. Antalya Sporumuz maçlarını bir otelin stadyumunda yapmaya devam ediyor. Bunu ne Antalya Sporumuz ne de Antalya hak etmiyor. Bugün uluslararası ölçekli konserler bile Antalya’da organize edilemiyor. Bir tarafta kaynak yok, bir tarafta uygun arsa bulunamıyor, ama bunların hızla aşılması gerekiyor. Artık ne yapılıyorsa Antalya için yapılmalıdır. Bana göre önmüzdeki 5 yıllık dönemde bu projeler için Antalya’ya ilave olarak 300-350 milyon liralık bir yatırım bütçesi sağlanmalıdır. Aslında Antalya turizm gelirinden pay alsa veya Hazine arazisi satışlarından sağlanan gelir tahsis edilse zaten bu kaynak sağlanabilir. Dolayısıyla çok istisnai bir şey istemiyoruz. Aynı şey Antalya’ya ve sırasıyla diğer yüksek potansiyeli olan kentlere de yapılmalıdır. Türkiye’de her şey İstanbul’dan ibaret olmamalıdır.
Değerli arkadaşlar,
Bayramdan hemen önce Yönetim Kurulumuzla birlikte Ankara’da çok yoğun ziyaretlerde bulunduk. TBMM Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’i, 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’i, Devlet Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan’ı, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ı, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi, Antalya Milletvekillerimizi, Sayın Deniz Baykal’ı ve diğer milletvekillerimizi ve Ankara Valimiz Sayın Alaaddin Yüksel’i ziyaret ettik. Milletvekillerimizle de akşam yemekte buluştuk.Bütün devlet ve siyaset adamları tarafından çok yoğun bir ilgiyle karşılandık. Hem kendilerini Ödül törenimize davet ettik hem de bu vesileyle Antalya’yı konuştuk. Antalya ekonomisindeki son gelişmeleri ve önemli konuları aktardık, raporlar sunduk.Özellikle birkaç konuya dikkat çekmek istedik. Kısaca sizlerle de paylaşmak istiyorum. Önemli bir konu Antalya’da kamu yatırımlarının azalmış olmasıdır. Antalya kamu yatırımlarında, iller arasında 2007 yılında 6., 2008 ve 2009 yıllarında 4. sırada iken, 2010 yılında 7. sıraya düşmüştür. DPT verilerine göre ilimizdeki kamu yatırımı hacmi 2008 yılında 467 milyon TL, 2009 yılında 496 milyon TL iken 2010 yılında 416 milyon TL’ye düşmüştür. Bu 416 milyon TL yatırımın yarısı, İller Bankası ve ASAT’ın devam eden altyapı projeleri ile BOTAŞ’ın denizde petrol arama ve doğal gaz boru hattı projesidir. Geriye kalan bütçe çok sayıda okul, kamu binası, ilçe arıtma ve yol projelerine, birkaç milyon TL biçiminde dağıtılmış durumdadır. Örneğin önemli bir sorun olan çevre yolu projelerine ayrılan bütçe sadece 3,3 milyon TL’dir. Bunun 300 bin TL’si proje etüt bütçesidir. Kültür projelerine ayrılmış bütçe kesik minare için 1,5 milyon, Yivli Minare için 300 bin TL’dir. Fakat hala Kesik Minarede çalışma başlamamıştır. Dolayısıyla çektiğimiz sıkıntıların ana nedeni budur. Antalya’nın yatırım bütçesi payının artması gereklidir. Bu kent altın yumurtlayan bir kenttir. Bir verirsiniz 10 alırsınız.
Diğer bir önemli bir konu Tarım sektöründe, özellikle domatesteki mevcut durumdur . Toptancı Halde geçtiğimiz ay domates işlem miktarı geçen yıla göre üçte bir düzeyine düşmüştür. Fiyat ise beş kat artmıştır. Eylül ayında da üretimde % 30 azalma, fiyatta % 160 artış olmuştur. Üretim miktarında düşüş olmasa, üretici gelirinin artmasıyla teselli olabiliriz. Ancak üretim de düşünce hem üretici hem de tüketici zarar gördü. İhracatta Ekim ayı itibariyla sorun görülmemektedir. Örtü altı üretimde asıl artış Kasım ayında olduğu için gerçek durum, daha açıkçası domates güvesi zararlısının yarattığı gerçek kaybı önümüzdeki günlerde izlemeye devam edeceğiz.
Bunların dışında ihracatçının kur sorununu, turizmde sayı artışına rağmen gelirdeki azalmayı, turizmde mevsimlik işsizlik sorununu ve diğer sektör sorunlarını da konuştuk. Örneğin tarım sektöründe desteklerin artması gerektiğini dile getirdik. Çünkü baktığımız zaman tarıma 2008 yılında 5.8 milyar destek verilmiş. Sonra 2009’da bu destek 4,7 milyara düşmüş, bu yıl 2008 seviyesine çıkılmış, ama enflasyona karşı reel olarak azalma gerçekleşmiş. Ayrıca, en önemli konulardan birisi olan ekonomiyle ilgili kanunların çıkması gereğini dile getirdik. Büyük mağazalar kanununu bir kez daha söyledik. Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu gibi bizi ilgilendiren kanunların artık kanunlaşmasını istedik. Tabii bu konuda Meclisin bütün partiler bir araya gelip, bir irade ortaya koyması gerekiyor. Meclis bir süre sonra seçim dönemine girecek ve artık meclisten, yeni kanunların çıkması söz konusu olamayacak. Bu kanunlar yıllardan beri bekliyor. Bu kanunların çıkmaması milyonlarca kişiyi mağdur ediyor, ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Bunun sorumluluğunu bütün siyasetçilerin duyması gereklidir.
Değerli dostlarım,
Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’ı da ziyaret ederek davette bulunduk, turizm konularını ve özellikle Kaleiçi projesini konuştuk. Sayın Günay da, Kaleiçi için sunduğumuz projeden büyük mutluluk duyduğunu söylediler. Bu arada Antalya Müzesi Etnoğrafya bölümünün Kaleiçi’nde Bakanlığa ait yapılara taşınacağını bildirdiler. Böylece aslında bizim düşüncemiz de bir bakıma hayata geçmiş olacak. Büyükşehir Belediyesinin Hıdırlık Kulesi çalışmasını başlatması ve Kaleiçi Yönergesi çıkarması da bu yönde tamamlayıcı çalışmalardır. Sayın Günay, Odamızın eski hizmet binasını, kültür – sanat merkezi yapma düşüncesini de heyecanla karşıladı. Bunu yaptığımız takdirde, Kültür Bakanlığı olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söylediler. Kaleiçi projesi ayrıca geçen ay önemli bir çalışma konumuz olmuştur. Perşembe günü İkinci Kaleiçi toplantımızı yapacağız. Geçen yıl Sayın Büyükşehir ve Muratpaşa Belediye Başkanlarımızla yapmıştık. Bu yıl onlarla birlikte Sayın İnan Kıraç’ı ve Sayın Ertuğrul Günay’ı da davet ettik. Antalya ve Kaleiçi turizmi için çok önemli bir toplantı olacağını düşünüyorum.Bildiğiniz gibi Sayın İnan Kıraç Merhum Vehbi Koç’un damadı olarak Koç Holdingde hizmet vermiş, Kaleiçi’nde Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezini ve Müzesini kurmuş, dolayısıyla Kaleiçi’ne ve Antalya’ya önemli katkı yapmış biridir. Kıraç merkezi ve müzesi yıllardan beri Kaleiçi’ndeki en önemli yatırımlardan birisi olmuştur. Kaleiçi’nin en kötü zamanlarında burada kalarak Kaleiçi’nin yaşamasına ve gelişmesine destek olmuşlardır. O nedenle Sayın Suna ve İnan Kıraç ailesine Antalya olarak teşekkür borçluyuz. Sayın İnan Kıraç ile görüşmek istediğimizde lütfedip, Odamıza geldiler. Kaleiçi’ni ve Kaleiçi projemizi konuştuk ve yapacağımız toplantıya da davet ettik. Tevazuyla katılmayı kabul ettiler.
Kaleiçi toplantısı sonrasında Ödül törenimiz olacak. Aslında vergi ve ihracat ödülleri dışında yeni ödülleri de gündemimize almalıyız. Örneğin ATSO Marka Ödülü olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biz Antalya’dan ulusal ve uluslararası düzeye çıkmış markalarımızı desteklemek zorundayız. Bunun için zaten markalaşma alanında çalışmalar yapıyoruz. Önümüzdeki yıl bu ödülleri de dikkate alacağız.
Değerli arkadaşlarım,
Bunlar dışında önemli çalışmalarımız arasında, TOBB ve Hükümet arasındaki Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası vardı. Sayın Başbakana ve Bakanlara bölgesel ve sektörel sorunlara ilişkin ayrıntılı bir sunum yapıldı. Çok yararlı bir toplantı oldu. Bu toplantı sonrasında Sayın Başbakanın talimatıyla kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması çalışmalarının hem kapsamı genişletildi hem de hızlandırıldı. Gerçekten yakın tarihin en kapsamlı yapılandırma programı ortaya çıktı. Bildiğiniz gibi vergi cezaları, SGK primleri, belediyelerin su ve atık alacakları, TEDAŞ'ın elektrik alacakları tasarı kapsamına girmiştir. Oda aidat borçları, organize sanayi bölgeleri elektrik, su, doğalgaz alacakları yine kapsam dahilindedir. Vergi alacaklarında 31 Temmuz 2010'dan önceki dönem, SGK primleri açısından Haziran 2010'dan önceki dönem geçerli olacaktır.
Gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV açısından 2006-2009'a ait yeni matrah bildirimi imkanı verilecek, ayrıca inceleme yapılmayacak. Ödemeler peşin ya da taksitle yapılabilecek. İki ayda bir taksit ödemesi yapılacak. Vergi borçlarının kredi kartıyla taksitle ödenmesi imkanı getiriliyor. Peşin ödeme rakam olarak daha avantajlı olacak.
Görüldüğü gibi çok kapsamlı bir paket sözkonusu. Kanun çıktığında tabii gerekli bilgilendirmeleri yapacağız. Bu arada elbette vergisini ve kamuya borcunu zamanında ödeyenlere de bir haksızlık oluyor. Bunun da kanunla giderilmesini bekliyoruz.Diyebiliriz ki, özellikle 2009 krizindeki mağduriyet çok sayıda işletmeyi, işadamını etkilemiştir. Kimse sigorta primini, vergisini, elektrik borcunu isteyerek ödememezlik etmez. Tabii keşke kasıtlı ödemeyenlerle, zor duruma düştüğü için ödemeyenler arasında bir ayrım yapılsa daha adaletli olur. Burada da 90 milyar liraya varan bir alacak büyüklüğü var. Dolayısıyla hem gecikme faizleri makul olmalı hem gerçekten ödeme sıkıntısına düşen kişilere karşı özel mekanizmalar kurulmalı hem de artık bu tür af gibi uygulamalardan vzgeçilmelidir. Aksi halde ödeme veya borç konusunda bir ahlaki sorun da böylece teşvik edilmiş olunmaktadır. Bugüne kadar 20 civarında vergi affı çıkmıştır. Bu kadar çok af çıkması aslında bir zayıflık anlamına da gelmektedir. Asıl hedef böyle aflara ihtiyaç kalmaması olmalıdır.Buna rağmen biz ekonomik koşullardan dolayı tasarıyı olumlu karşılıyoruz. Bu paket dışında bir de yeni bir KOBİ kredisi paketi uygulamaya girmiştir. Bunların özellikle küçük işletmelere, esnafa bir miktar nefes alma imkanı vermesini umuyorum. Ayrıca bir önemli gelişme de turizm sektörüne yurtdışı fuar destekleri konusunda olmuştur. Hem bireysel olarak işletmelerin hem de sektör derneklerinin yurtdışı fuar katılımları, stand gibi masraflarına 10 bin dolar, 20 bin dolar gibi destek kararları çıkmıştır.
Değerli arkadaşlarım,
Bizim diğer faaliyetlerimiz arasında önemli bir konu Girişimcilik Haftası faaliyetleriydi. TOBB Girişimci Kurulu toplantısı yapıldı. Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Sayın Işık Yargın‘la birlikte TRT 3’te bir programa katıldık. Bir başka çok önem verdiğimiz faaliyetimiz ise Beceri 10 projesidir. Beceri 10 Projesi, TOBB’un girişimi , desteği ve öncülüğü ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye İş Kurumu işbirliği ile geliştirilen “ Meslek Edindirme Merkezleri” projesidir. Proje 19 pilot ilde yapılacaktır. Antalya da bu 19 ilden birisidir. Odamızda projenin sahiplerinden birisidir.Beceri 10 Projesi işsizliğin önemli nedenlerinden birisi olan mesleksizlik sorununa el atmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de bir taraftan işsizlik varken, diğer tarafta firmalar nitelikli eleman bulma sıkıntısı çekmektedir. İŞKUR’un verilerine göre Eylül ayında açık olan 280 bin iş talebinin neredeyse yarısı karşılanmış, yarıya yakını karşılanamamıştır. Maalesef eğitim sistemimiz sektörlerimizin talep ettiği meslek dallarında eleman yetiştirmekte yetersiz kalmaktadır. Halen 2 milyon 800 bin işsizin 450 bini üniversite ve yüksekokul mezunudur. 350 bini ise meslek lisesi mezunudur. Dolayısıyla burada da ciddi bir sorun bulunmaktadır.Bu nedenle, Beceri’10 Projesi kapsamında özellikle genç işsizlere veya mesleği olmadığı için işsiz olanlara mesleki eğitim verilecektir. Bu eğitimlere katılanlara günde 15 TL harçlık veya destek ödenecektir. Eğitimi bitirenlerin işe alınmalarında Devlet Sosyal Güvenlik primine destek olacaktır.
Değerli arkadaşlar,
Son olarak ekonomiyle ilgili birkaç konuya dikkat çekmek istiyorum. Ankara’da sunduğumuz sorunlar arasında inşaat ve konut sektörü sorunları da vardı. Yabancılara konut satışı sorunlarından şikayet etmeye devam ediyoruz. Ama diğer tarafta son 1,5 yılda yabancıların kat mülkiyeti sayısının 21.205’den 26.661’e yükseldiğini görüyoruz. Yani 5 bin 456 konutun tapu işlemi gerçekleştirilmiş. Bu artışta Rusya vatandaşlarının kat mülkiyetleri 780’den 2522’ye çıkarak en yüksek payı almıştır. Demek ki, bütün sıkıntılara rağmen satış yapılabiliyor. Bu nedenle bu konuda sektörün daha fazla çaba harcaması, doğru projeler yapılması gerekiyor. Diğer taraftan biz bir taraftan faiz oranlarının halen dünyaya göre yüksek olduğunu söylüyoruz, ama diğer taraftan dünyada düşük faiz döneminin gelecek yıl biteceğini de herkes dikkate almalıdır. Gerçi ABD ve Avrupa halen olumsuz haberlerde yarış yapıyorlar. Avrupa’nın borç sorunu azalmıyor, tersine artıyor. Yunanistan’dan sonra sıra İrlanda’ya geldi. İrlanda’da hem bankalar hem devlet batık durumda. Bir sure sonra İspanya veya Portekiz’in kurtarılması da gerekebilir. Dolayısıyla Avrupa ve ABD’de mevcut durum daha bir sure devam edecek. Fakat, Avrupa ve ABD dışındaki ülkeler para ve kredi musluklarını kısmaya şimdiden başladılar. Çin ekonomiyi soğutmaya başladı. Güney Kore sıcak paraya % 14 vergi koydu. Diğer ülkeler de yavaş yavaş enflasyon tehlikesine karşı önlem alıyorlar. Türkiye’de bu yıl banka kredisi kullanımında % 20’ye yakın artış gerçekleşti. Antalya’da da kredi kullanımında artış buna yakın oranda oldu. Bu kredi artışının devam etmesi yabancı sermaye ve sıcak para girişine bağlıdır. Şimdilik bu devam edecek gibi görünüyor, ama cari açık bir sure sonra herkesi rahatsız etmeye başlayacaktır. Bu nedenle artık kur riskinin daha ciddiye almaya başlamalıyız. Geçenlerde Antalya’da bir toplantıda Merkez Bankası Başkanı da bu uyarıyı tekrar yaptı. Dolayısıyla ekonomide bu belirsizlikler karşısında yapısal reformların hızlanması zorunludur. Ama siyasi gündemde ekonomik reformlara sıra geleceği de görünmüyor. Ülke gündemi, ayaküstü, kamera önü demeçler atışmasıyla devam ediyor. Bir füze kalkanı projesinin bile birkaç köşe yazısı, bir iki televizyon demeci ile geçiştirildiğini görüyoruz. Böyle önemli bir konu Bayram gezilerinin gölgesinde kalmıştır. Oysa muhtemelen 21. yüzyila damga vuracak bir proje sözkonusu. ABD ve Avrupa dünya hakimiyetlerini devam ettirecek bir güç kazanma peşindeler. Hedef İran gibi görünse de asıl hedef çok daha büyük. Bu ülkeler Çin ile biraraya gelip, dünyada barış için, kalkınma için, daha demokratik bir dünya için işbirliği yapmak yerine silahlanma yarışına devam ediyorlar. Ekonomik güç kaybını askeri güçle telafi etmeye çalışıyorlar. Asya’nın yükselişi karşısında duvar örmek istiyorlar. Bunlar dünyanın ve bizim geleceğimizi ilgilendiren 40-50 yılı belirleyecek, etkileyecek konulardır. Ama bizde ufuk çizgisi şu anda Haziran 2011’de bittiği için bu konulara malesef yeteri kadar eğilmiyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
Önümüzdeki günlerde Kaleiçi ve Ödül töreni toplantılarında yeniden beraber olacağız. Bu nedenle bugün konuşmamı daha fazla uzatmak istemiyorum. Sizlerden ricam Kaleiçi gibi toplantılara gerekli ilgi ve desteği vermenizdir. Ayrıca, 2011 yılı için komitelerimiz proje hazırlarsa bunu bütçemizde dikkate almak isteriz. Bu konuda lütfen daha aktif olun. Bu konuda gerek duyarsanız, tekrar bir kahvaltı dizisi ile beraber çalışma da yapabiliriz. Önemli olan komitelerimizin ve komisyonlarımızın çalışmalarının bir şekilde yoğunlaşmasıdır.
İlginize teşekkür ediyorum, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.