25 Kasım 2010 Perşembe
Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı
Hepinizi şahsım ve Odamız adına sevgi ve saygıyla selamlıyor, katılımınız için teşekkürlerimi sunuyorum.
Geçen yıl yaz aylarında Kaleiçi toplantımızı iki Belediye Başkanımızla yapmıştık. Bu yıl ikincisini, çok daha farklı bir biçimde yapıyoruz. Birinci farklılık katılımdan kaynaklanıyor. Bu yıl aramızda Sayın Valim ve ayrıca bu toplantı için sembol bir isim olan Sayın İnan Kıraç bulunuyorlar, bizleri onurlandırdılar. Kendilerine bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.İkinci farklılık ise daha başka, izin verirseniz izah edeyim: Geçen yıl toplantı yaptığımızda Kaleiçi konusunda kaygılarımız, düşüncelerimiz vardı. ATSO olarak önceliğimizin kültür ve sanat olduğunu söylüyorduk, ama henüz ne bizim ne de belediyelerimizin somut projelerimiz vardı.
Aradan geçen zamanda biz ATSO olarak Kalekapısı’ndaki eski binamızı bir kültür ve sanat merkezi olarak nasıl değerlendiririz diye bir çalışma başlattık. Önce müze fikrimiz vardı. Sonra alan küçük olduğu için müze olamayacağını düşündük. Halen çalışıyoruz, ama kültür odaklı bir proje üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Bunun dışında bu yöndeki arayışımız bizi Kaleiçi Şehir Müze ve Sergileri Projesine ulaştırdı. Kaleiçi’nde ve Kalekapısı’ndaki Bakanlığa, Vakıflara, Belediyelere ait dokuz tarihi alan ve binanın ortak bir projeyle müze ve sergi veya galeri olarak kullanılmasını önerdik. Bu dokuz yerin içinde Hadrianus Kapısı burçları, Hıdırlık Kulesi, Kesik Minare gibi çok önemli eserler ve tarihi binalar vardı.Bu konuda Sayın Bakanımızın desteğini talep ettik, sağolsunlar memnuniyetle karşıladılar. Başkanlarımızla konuştuk. Onlar da zaten kültür konusunda yoğun çaba harcamaktalar.
Geçtiğimiz bir yıl içinde üç yeni gelişme oldu. Birincisi Büyükşehir Belediyemizin Hıdırlık Kulesi çalışmalarıdır. İkincisi Kaleiçi Kullanım Yönergesi çalışmasıdır.
Bunlarda bazı eksikler olabilir ancak düzeltme yapmak mümkündür. Her iki çalışma da bir politika ve görev dağılımı belirlemesi açısından önemlidir. Üçüncüsü ise Sayın Bakanımızdan Ankara’da kendisini ziyaretimiz esnasında öğrendiğimiz bir müjdedir. O da Antalya Müzesi Etnoğrafya Bölümünün Kaleiçi’ne ayrı bir müze olarak taşınmasıdır.
Bunlara ek olarak Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Muratpaşa Belediyesi ile birlikte Hadrianus Kapısı’nın her iki yanındaki sur burçlarının restorerasyonu üzerine bir çalışma başlatma kararı aldık. Gördüğünüz gibi Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi aynı anda Kaleiçi’nin Hıdırlık Kulesi ve Üçkapılar Burçları gibi anıtsal yapılarını restore etme çalışmalarını başlatmış bulunuyor. Bunlara bir de Kültür ve Turizm Bakanlığımızın eski İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Binası’nı Antalya Etnografya Müzesi haline getirme kararını da eklersek Antalya Şehir Müze ve Sergileri Projemizde elbirliği ile ne kadar yol alındığı ortaya çıkar.Bunlar bize kentin içinde varolan dinamiklerin birlikte harekete geçirilmesi durumunda düşünüldüğünden çok daha hızlı bir şekilde pek çok önemli projenin hayata kazandırılabileceğini gösteriyor. Gönül ister ki, Kaleiçi’ndeki en önemli anıtsal yapıların sahibi durumunda bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğü de bu sürece bizlerle birlikte katılsın ve hep birlikte Kaleiçi’ni dünyada benzeri az bulunacak bir model haline getirelim. Dolayısıyla geçen yıla göre daha somut gelişmeler ve daha somut fikirler üzerine bu ikinci toplantıyı yapıyoruz.
Toplantının konuşmacılarına geçmeden önce geçen yılki toplantıda dile getirilen ana konuları sizlere hatırlatmak istiyorum. Bütün konuşmacıların üzerinde hemfikir olduğu konu başlıkları şunlardı:
1. Kaleiçi kültür ve sanat ağırlıklı etkinliklerin yoğunlaştığı bir sivil yaşam alanı olarak hayatını sürdürmelidir.
2. Kaleiçi ancak bu sayede yitirmiş olduğu ruhunu ve kimliğini yeniden kazanabilir.
3. Kaleiçi’nde ticaret hayatı kontrollü olarak yapılmalı ve işyeri ruhsatları sınırlandırılmalıdır.
4. Varolan Kaleiçi Koruma Amaçlı İmar Planı’na ek olarak Kaleiçi Alan Yönetim Planı acilen yapılmalı ve bu sayede tarih eserlerin korunarak kullanımından başlanarak her türlü görsel, mimari ve gürültü kirliliğinin önüne geçilmelidir.
5. Kaleiçi bir Müze Kent görünümünü kazanmalıdır.
Ancak bu noktada, geçen yılki buluşmada Kaleiçi’ne verilecek vizyon ile ilgili olarak iki farklı ana görüşün ortaya çıktığını belirtmeliyim. Bunların ilki Kaleiçi’nin daha çok Antalya’nın eski ve yeni sakinlerinin ikamet ettiği ve günlük yaşamın devam ettiği, ticaretin sınırlı yapıldığı bir yaşam alanı olmasıdır. İkincisi ise Kaleiçi’nin yoğunluklu olarak bir ticaret alanı olması ve dükkan, restoran, otel, disko gibi işletmelerin sayısının artmasıdır. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu görüşlerin ilkine daha çok katıldığımızı ancak sınırlı bir ticaretin de gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Bundan sonrası için de bir şeyler söyleyeceğim, ama önce izin verirseniz bir parantez açmak istiyorum.
Bugün bizi onurlandıran Sayın İnan Kıraç’a ve çok değerli eşlerine elbette Türkiye’nin, ama aynı zamanda bizim, yani Antalya’nın bir teşekkür borcu olduğunu ifade etmek istiyorum. Kıraç ailesi Galatasaray Lise ve Üniversitesi, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Pera Müzesi gibi hizmetleri dışında Antalya’ya da bu çok önemli eseri, yani Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsünü ve Müzeyi kazandırmışlardır. Yıllar önce Enstitü ile önemli bir araştırma alanında, müze ve buradaki mimari proje ile Antalya’da tarih ve kültür alanında öncülük etmişlerdir. Kaleiçi yakın geçmişte sorunlarla boğuşurken ve terk edilmiş bir yer olmaya başlamışken, burada bu eserin kalması, Kaleiçi’nin yaşamasına, ayakta kalmasına, ümitlerin kaybolmamasına katkıda bulunmuştur.
Son yıllarda altyapı hamlesiyle ve son günlerde başlayan çalışmalarla artık ümidimiz güçlenmiştir. Bu nedenle Sayın Kıraç’a Antalya olarak teşekkür borçluyuz.Kaleiçi bugün dünden daha iyi bir yerdedir, inanıyorum ki, yarın da bugünden daha iyi bir noktada olacaktır.
Değerli konuklar,
Burada Antalya’ya hizmet için birlikteyiz. Eğer buradan güçlü bir motivasyonla, ortak bir hedefi daha somutlaştırmış olarak çıkarsak, inanıyorum ki, bugün Antalya için önemli bir tarih olacaktır. Bundan sonra Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak bizim yapacaklarımıza da kısaca değinmek istiyorum. Bugün Antalya için hangi yatırım konusu en öncelikli alandır diye sorulacak olursa benim cevabım kültür ve sanat alanı olacaktır. Tarih, kültür ve sanat Antalya’nın şehir olarak kurtuluş reçetesidir. Antalya ekonomisinin de kurtuluş reçetesidir. Çünkü turizmin geleceği ve sağlıklı kentleşme ancak bu alanda ilerlemeyle mümkündür. Bugün Avrupa’da Paris, Londra, Barselona, Viyana, Prag, Roma gibi şehirler tarihleri sayesinde en çok ziyaret edilen, en popüler şehirler olmaya devam ediyorlar. İki milyon nüfusa sahip Viyana’da müze sayısı 100 civarında. Her gün dünya çapında birkaç konser, opera, resim ve heykel sergisi düzenleniyor. Eğer Antalya’da içinde bulunduğumuz bu mekan gibi mekanlar yaratırsak kentimizin kültürü ve kimliği de olumlu bir değişim yaşayacaktır.
Bu kültür kuşkusuz mimariye de yansıyacaktır ve belki gelecekte bu betonlaşmış, çirkin kent görüntüsünden bir nebze kurtulmuş olacağız. İşte bunun için biz ilk aşamada eski hizmet binamızı Antalya Şehir Müzeleri ve Sergileri projesi olarak değerlendirmek istiyoruz. Orada gerekli yatırımı elimizden geldiği kadar yapacağız. Gönül ister ki, binamızın yanındaki alan kamulaştırılsın ve o alanla birleşik bir proje yapalım. Böylece Valilik binamız, tarihi cami ve bizim binamızın bulunduğu alan tarihi mimariye sahip bir alan olarak ortaya çıkabilir.
Biz Oda olarak çok kısıtlı bütçemizle bu projeleri hayata geçirmeyi arzuluyoruz. Ancak, elbette kapasitemiz yapılmasını düşlediğimiz eserler için yeterli olmayacaktır. Bu noktada da Sayın Bakan bu yöndeki projelere destek verebileceklerini söylediler. Bu da bizi ayrıca heyecanlandırdı. ATSO olarak, Kaleiçi özelinde Belediyelerimizin Kaleiçi Kullanım Yönergesinde de belirtilen uygulamalarına destek vereceğimizi de belirtmek isterim. Burada artık kaçak, plana ve buranın ruhuna aykırı yapı olmamalıdır. Yapılmış olanlar yıkılmalıdır. Yat limanı bölümü artık projelendirilmeli, gerekirse yap-işlet modeli ile hayata geçirilmelidir. Burada görüntü ve ses kirliliğine izin verilmemelidir. Zorunlu olmayan motorlu taşıt trafiğine izin verilmemelidir. Zorunlu durumlar için ise tek yön uygulaması ile sokaklarda yayalara geniş yer bırakılmalıdır. Tüm çabaya rağmen araç trafiği insanları taciz etmeye devam etmektedir. Burada gelişigüzel işyeri açılmamalıdır. İşporta türü ticaret olmamalıdır. Bu tür kısıtlamalarda hiçbir biçimde popüler tutum içinde olmadığımızı, toplumsal destek noktasında her zaman kararlı duracağımızı ifade etmek isterim.Bir cümle de buradaki yatırımcılar için, özellikle burada başarılı işletmecilik örnekleri sergileyen yatırımcılar için söylemek istiyorum. Kalitelerinden taviz vermeden burada direnen arkadaşlarımıza da özellikle teşekkür etmek istiyorum. Kaleiçi’ni onlar yaşattılar. ATSO kendilerinin her tür sorun ve projesinde yanlarındadır.
Değerli konuklar,
Elbette ilerlemenin ilk koşulu kurumlar, karar vericiler, ilgili kesimler arasında asgari müştereklerin belirlenmesidir. Bunun da koşulu diyalog, iletişim ve bilgilenmedir. Bu nedenle biz bugün geçen yıl başlattığımız Diyalog Toplantılarını bu şekilde devam ettirmekte fayda görüyoruz. Bugün önce Sayın Başkanlarımız Kaleiçi ve kent merkezi ile ilgili son çalışmalarını ve bundan sonraki hedeflerini anlatacaklar. Sayın Valimizin tecrübeleriyle ve Özel İdare yönünden çok önemli katkı yapacağına inanıyorum.Ayrıca Sayın İnan Kıraç’ın konuşmalarından çok önemli dersler çıkaracağımıza inanıyorum.
Sözlerimi burada tamamlarken, samimi teşekkür duygularımı, Antalya için, çocukluğumuzun geçtiği Kaleiçi için duyduğum heyecanı tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hepinize saygılarımı sunuyorum.