ATSO Mart Ayı Meclis Toplantısı

25 Mart 2014 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Sayın Meclis Başkanı, Divanı, Üyeleri,
Sevgili Dostlarım,

Geçtiğimiz bir aylık dönemde yoğun bir faaliyet dönemi geçirdik. Oda olarak ilk defa yaptığımız bir etkinlik gerçekleştirdik. Büyükşehir Belediye Başkan adaylarını birarada dinledik, hem kente dair kentin tüm kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile oluşturduğumuz Antalya vizyonunu ve beklentilerimizi kendilerine ilettik, hem de vizyonlarını dinledik. Beklentilerimizi kitapçık olarak kendilerine ve kamuoyuna sunduk. Adaylarımız da önerilerimize ve beklentilerimize olumlu yaklaştılar. Biz bundan sonraki süreçte belirttiğimiz hususların takipçisi olacağız. Bizim bir tane Antalya’mız var. Yaşanabilir kent olması anlamında Antalya’da ne olmasını istiyoruz, bunları Başkan Adayları ile paylaştık. Ancak bakıyoruz, seçimlere şurada birkaç gün kaldı, halen merkez siyaset konuşuluyor, kentle ilgili çok fazla konuşulmuyor. Sanki genel seçime gidiyoruz. Biz hep şunu söyledik; Türkiye’de büyüme olacaksa yerelden genele doğru olacak. Yerel ne kadar doğru planlanır ve zenginleşirse ülke de o kadar zenginleşir. Sevindiren bir konu var, adayların açıkladıkları projelere bakıyoruz, bu projelerin neredeyse tamamı bizim Oda olarak ortaya koyduğumuz projelerin bire bir neredeyse aynısı. Demek ki aklın yolu bir. Ben bu kitapçıklarda belirtilen önemli noktaların üstünden burada da tekrar geçmek istiyorum.
Bizim Antalya’da görmek istediğimiz Vizyon:
Siyaset-üstü ortak bir Antalya vizyonu: İlçeleriyle birlikte kültür odaklı, doğa dostu, planlı ve kurallı, eğlendiren ve eğlenen bir Antalya’dır.

Antalya’nın böyle bir rolü var. Antalya bir vitrindir, Türkiye’nin vitrinidir. Türkiye’nin gelişmesi için sürekli katkı koyan bir kenttir Antalya. Antalya çok uluslu bir kenttir. Birçok milletten insan mutlu bir şekilde yaşamaktadır Antalya’da. Türkiye’nin dışa açılan kapısıdır, vizyonudur, imajıdır. Biz yerel yönetimlerden neler bekliyoruz; Katılımcılık ve şeffaflık konusunda beklentilerimiz dile getirdik. Belli periyodlarla Odalarla ve kamuoyu ile yaptıklarını paylaşmalarını diliyoruz. Önemli proje kararları ATSO, oda ve borsalar ve diğer STK'ların katılımıyla ve çoğunluk desteğiyle alınmalıdır.  Yerel yönetimler belirli periyodlarla yaptıklarını, yapamadıklarının gerekçelerini halka anlatmalıdır
Planlı bir Antalya: çevre düzeni, imar, ulaştırma, deprem, kıyı planları, kentsel dönüşüm mutlaka gündemde olmalı dedik. Antalya'nın geleceğini ilgilendiren tüm planlar ortak vizyona ve uzun vadeli hedeflere göre tam katılımcı bir anlayışla yeniden ele alınmalı ve gerekli plan revizyonları yapılmalıdır. Yeşil ekonomiye geçiş ve çevre Antalya’nın olmazsa olmazıdır. Antalya tarımda, turizmde, sanayide, ticarette, inşaatta yeşil ekonomiyle gelişmeli, Türkiye'nin en çevreci ili olma hedefini benimsemelidir. Biz diyoruz ki Elmalıdaki bir bin yıllık ağaç bir otelden daha değerli olacaktır. Ulaşım altyapısı ve sistemi…  her sene onbinlerce aracın girdiği bir Antalya’nın ulaşımına ilişkin hangi uzun vadeli plan var? Ulaşım planında 20, 30, 50 yıllık hedefler yer almalıdır. Çevre yolları halen konuşuluyor. Turizm ve kültür-sanat odaklı kentsel gelişim.. Antalya’da deniz kum güneş odaklı bir turizm var biliyorsunuz. Alternatif turizm konusunda adımlar, yatırımlar bekliyoruz. Kaleiçi, kültür sanat merkezleri, kültürel ve sanatsal etkinlikler, tarihi değerlere sahip çıkılmasını bekliyoruz. Kent estetiği konusunda… kim diyebilir ki Antalya estetik bir kenttir. Bu konu mutlaka gündemde tutulmalıdır. Tarımsal – Kırsal kalkınma ve Turizm-Tarım entegrasyonu… Antalya 2 ana sektöre dayalı büyüyor, birisi turizm, birisi tarım. Bu sektörler arasında entegrasyon maalesef yok. Ticaret ve Sanayi’de çok üstünde konuşuruz. Bu konuda adaylardan Stratejik ticaret planı, AVM lerin doğru planlanması, toplu işyerleri, ihtisas sanayi siteleri, lojistik köy, planlı ve kurallı ticaret konularında projeler duymalıyız. EXPO 2016, çevre yatırımları… bu konuyu detaylandırmıyorum, önceki meclis konuşmalarında çok fazla girdim… EXPO’nun kentimize katma değerini artırmak, Türkiye’nin en çevreci kenti hedefi, ağaçlandırma, deniz kirliliği, hayvan hakları konusunda beklentilerimizi ilettik.

Değerli arkadaşlar,
Gündem sürekli başka yerlere gidiyor.” Ekonomi tartışılmıyor. Bugünkü karmaşa ortamında vizyonumuz ekonomi odaklı olmalıdır. Biz bu her zaman olduğu gibi 40 bin üyemizin haklarını korumak için kanaat önderliği yapmaya devam edeceğiz. Bizim işimiz bu.  Seçime yaklaştık ve daha sonra 2 seçim daha var. Daha birinci seçimdeyiz ve biz bugün özgürlüklerden, ifade özgürlüğünün yeteri kadar dile getirilememesinden bahsediyoruz.  Bildiğiniz gibi geçtiğimiz gün Twitter kapatıldı. Geçen yıl gezi parkı olayları döneminde TOBB dan görevli olarak ABD’deydim. Hem işadamlarıyla hem de resmi görevlilerle birçok görüşmelerde bulunduk. Oradaki tek soru şuydu; Türkiye’de Ne Oluyor? Ekonomiyle ilgili bir şey sorulmadı. Geçmişte böyle bir şeyle karşılaşmamıştık. Geçen hafta Moskova’da MITT turizm fuarındaki soru da aynıydı. Ne oluyor?
Sosyal medya ile ilgili gelişmelerle dünyadaki algımız Çin, İran, Kuzey Kore gibi ülkelerle aynı düzeylere geldi. Türkiye’nin imajı kolay tesis edilmedi. Bunu kişilere indirgeyerek açıklamak gerekirse, siz ömrünüz boyunca itibarınız için yaşarsınız, ama bir anlık hareketiniz, cümleniz hatta kelimenizle onu yerle bir edersiniz. Türkiye’nin imajı da kolay yaratılmadı. Ama şu an yerlerde. Birkaç olayla dünyanın gündemindesiniz. Bunu niye söylüyorum? Böylesine kaotik ortamlarda yabancı sermayeye en çok ihtiyacı olan, cari açığı olan bir ülkenin durup bunları değerlendirmesi lazım.  2023 te dünyanın 10 büyük ekonomisi arasında yer almak istiyorsanız, evrensel hukuk kurallarını, ifade özgürlüğünü, adaleti ve demokratikleşmeyi yüksek seviyelere getirmelisiniz. Bunlar bizim işadamı olarak isteklerimiz. Ülkenin zenginleşmesi eğer bizim elimizden olacaksa, bizlerin elinde ülke yükselecekse, büyüyecekse, zenginleşecekse biz bunları konuşmak zorundayız. Yakın komşularımızla da ciddi sıkıntılarımız var. Ülkemiz bu durumdayken dış ilişkiler ile ilgili gerginlikler de bizler tarafından konuşulmalı, tartışılmalı ve üzerinde durulmalı. Bakıyorsunuz ABD krizden çıkmak için çok ciddi çalışmalar yaptı. Büyük bir parasal genişlemeye gitti ve dünyayı paraya boğdu. Her zaman söyledim; bu para bolluğunda ülke cari açıkla büyüyor. Ama bizim üretmemiz gerekiyor. Üretmeliyiz ve yatırım yapmalıyız. Bunlar AVM ile olmaz. Sadece inşaat yatırımı ile olmaz. Altyapı yatırımı ile olmaz. Üretmek zorundayız diyorduk. İşte geçen Mayıs ayında ABD parasal genişlemeyi durduruyoruz dedi ve söylemesi yetti. Ne oldu? Türblans. Türk parasında %10’a varan değer kaybı oldu. Sonra da parasal genişlemeyi azaltıyorum dedi. Bizim kendi iç kaosumuz da var. Kendi iç kaosumuzla birlikte bu üst üste geldi. Bugün aylık 55 milyar dolara indirdi. Yani artık net olarak şunu söyledi; “Ben parasal genişlemeyi Ekim ayında artık bitiriyorum. Yani ayda veya iki ayda bir 10’ar 10’ar azaltacağım, bu parayı piyasaya vermeyeceğim. Ekonomim de düzeliyor. Dünyadaki gelişmekte olan ülkeler ayaklarını yorganlarına göre uzatsınlar. Bu para artık olmayacak. Hemen arkasından faizleri de artıracağım dedi. Dünya bu kadar gerilmiş iken bizim kendimize dönüp ekonomiyi ana gündemimiz haline getirmemiz gerekiyor. Bakın yerel seçimler önümüzdeki Pazar günü bitiyor. Ama bittiği gün başka bir seçim süreci başlayacak. O bittiği gün de başka bir seçim süreci başlayacak. Ben daha önce de uyarmıştım. 2014 ve 2015 seneleri son derece gergin geçecek. Çünkü 3 tane seçim var. Dışarıda, içeride birlikte olmamız lazım, bir olmamız lazım, diri olmamız lazım. Bütün Dünya’ya bu mesajı vermemiz lazım. Bu konuda siyasilerimize büyük görev düşüyor. Birlikte duruşu tüm dünyaya göstermemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım,
Bu gerginlik ve güvensizlik ortamı ekonomiye de olumsuz yansımakta ve yatırım ve tüketim kararlarını olumsuz etkilemektedir. Kredi kartı sınırlamaları Şubat’tan itibaren bütün piyasada hissedildi. Etkilenme tahminlerden daha fazla oldu. Ocak ayında tüketici tüketimi öne çekti ve kredi kartı harcaması %17 arttı. Ama Şubat ayında artış oranı %6'ya düştü. Kredi kartları ile yapılan ödemeler taksitli-taksitsiz ayrımında incelendiğinde, taksit düzenlemesinin etkisi daha net biçimde ortaya çıkıyor. Şubat ayında taksitli ödemeler yüzde 18 gerilerken taksitsiz ödemeler yüzde 14 arttı.

Kredi Kartı ödeme Tutarı (Milyar TL)

Kredi Kartı Ödeme Tutarı (Milyar TL)

2013 Şubat

2014 Şubat

Değişim

Taksitli

7,1

5,9

-18%

Taksitsiz

20,0

22,9

14%

Kredi kartı ile ödemelerin sektör detayında dağılımı incelendiğinde ise “elektronik-bilgisayar”, “telekom” ve “kuyumculuk” sektörlerinin kredi kartı ile ödemeler içerisindeki payının azaldığı görülüyor. “Elektronik-bilgisayar” sektörünün 2013 yılının Şubat ayındaki payı yüzde 9 iken 2014 yılının Şubat ayında bu oran yüzde 8’e geriledi. “Telekom” sektörü yüzde 6’dan yüzde 4’e gerilerken “kuyumculuk” ise yüzde 4’ten yüzde 2’ye geriledi. Aynı dönemde market ödemelerinin payı ise yüzde 15’ten yüzde 19’a yükseldi.

Kredi Kartları ile Yapılan Toplam (Taksitli + Taksitsiz) ödemelerin Sektörel Dağılımı

2013 Şubat

2014 Şubat

Market

15%

19%

Elektronik

9%

8%

Telekom

6%

4%

Kuyumculuk

4%

2%

Aynı dönemde bireysel kredi kartlarına ait taksitli bakiye tutarı da yüzde 8 azaldı ve 44 milyar TL’ye geriledi.


Bireysel Kredi Kartları Bakiye (Milyar TL) ve Taksitli Bakiye Oranı Gelişimi

31 Ocak 2014

28 Şubat 2014

Değişim

Bireysel Kredi Kartları Bakiyesi (Milyar TL)

84,1

81,0

-4%

Bireysel Kredi Kartları Taksitli Bakiye (Milyar TL)

47,9

44,0

-8%


Otomobil satışları %27 düştü. Tüketici güven endeksi 69’a düştü. Tüketici harcamaları Şubat'ta %3 düştü.

Dün konut satış rakamları açıklandı. Şubat ayında konut satışları Türkiye genelinde %6.7, Antalya'da %2.7 düştü. Ama asıl önemlisi şu: Konut kredisiyle yapılan ipotekli satışlar Türkiye'de %35, Antalya'da %28 düşüş gösterdi. Emlak sektörünü banka kredisi olmadan yapılan satışlardaki artış kurtardı.

Konut satışları

 

Türkiye

 

Antalya

 

 

Şubat 2013

Şubat 2014

Değişim %

Şubat 2013

Şubat 2014

Değişim %

İpotekli satışlar

37 150

24 059

-35

1 745

1 258

-28

İpoteksiz satışlar

51 369

58 538

14

2 884

3 245

12.5

Toplam

88 519

82 597

-6.7

4 629

4 503

-2.7


Ocak ayındaki canlanmaya rağmen Şubat ayında Antalya’da KDV ve ÖTV tahsilatı %4 düştü. Bu veriler ekonomide yavaşlamayı net olarak göstermektedir. Bu ortamda bürokrasi de duruyor. Kamu yatırım harcamaları Şubat ayında düştü, çünkü bürokrasi ödeme yapmıyor. İşte Antalya’da medikal sektörü sadece Üniversite hastanesinden 50 milyon lira alacağını alamıyor. Dolayısıyla bu ortam düzelmezse ekonomide sıkıntı artacaktır, bunun bedelini de en fazla KOBİ’ler ödeyecektir.

4 Mart’ta TOBB’da ekonomi yönetimi ile birlikte 59 sektörün ana 5 sorununun tartışıldığı bir organizasyon düzenlendi. Sayın Ali Babacan bu organizasyonun tersini de biz yapalım dedi. Hangi sektörlerde neyi yaptıklarını bizlerle paylaşacaklar.

Dünyada gelişmekte olan ekonomilerin sorunları devam ediyor. ABD'de gelecek yıl faiz artışı süreci başlayacak. Böyle bir döneme Türkiye ekonomisinin siyasi gerilimle, hatta sınırında Suriye ile veya oraya yerleşen terör örgütleriyle savaş riskiyle girilmesi karamsarlığı artırıyor. Bu nedenle seçim takvimi ne olursa olsun, ekonomi yönetimi reel sektörü rahatlatacak önlemler almak zorundadır.

Sevgili arkadaşlar,
Antalya’nın şanslı bir tarafı var turizm. Dünyada en hızlı gelişen turizm destinasyonlarından birisi Antalya’dır. Bu başarı tablosunu sergileyen turizmcilerimizi bir kez daha tebrik ediyorum. Bu yıl Kırım ve Ukrayna meselesi turizmi biraz etkileyebilir. Şimdi önümüzdeki ay turizm sezonuna gireceğiz. Turizm fuarlarından edindiğimiz izlenimler olumlu. Avrupa ekonomisinin toparlanması ve Euro’unun halen değerli olması bizim lehimize. Bizim için çok önemli pazar olan Rusya’da sıkıntı artacak, ama alternatif pazarlara göre biz Rusya’da daha avantajlıyız. Genel olarak sektörümüzün 2014 beklentisi %5 büyümedir. Dış dünyadaki imajımız yükselse, girdi maliyetleri artışı önlense, tanıtımda çok daha etkin hale gelsek ve sezonu biraz uzatabilsek bu artış daha fazla olur. Antalya gibi bir destinasyon turizmi çeşitlendirdiği zaman bırakın 12 milyon turisti 25 milyon turiste ev sahipliği yapar. Bizim Bakanlık belgeli kayıtlı yatak sayımız 2013 itibariyle 450 bine yakın. Yani belediye belgelilerle birlikte 600 bine yakın yatağımız var. Yılda 11 ay, 330 gün çalışsa 200 milyona yakın geceleme yapar. Yılda 10 ay 300 gün çalışsa 180 milyon geceleme yapar. Oysa bugün iç turizm dahil 13-14 milyon ziyaretçiyle en fazla 90 milyon gecelemede bile değiliz. Yani en iyi tahminle mevcut kapasitemizin bile yarısını kullanıyoruz. Kaldı ki, yılda 20 bin yeni yatak gelmeye devam ediyor. Çünkü yaz aylarında kapasite yetmiyor, yaz ayları için yeni yatırım yapılıyor, ama kış aylarında boş kapasite artıyor.

Bu arada turizm demişken bir başka önemli konuya da yine dikkat çekeceğim. Konyaaltı meselesini son 3 meclis toplantısında ısrarla dile getirdim. Turizm sezonu yaklaşıyor. Ancak, iç ve dış turizmde, şehir turizminde bizim için çok önem taşıyan Konyaaltı sahili, sahipsiz ve bakımsız bekliyor. Hala daha tuvalet kullanımı sorununun bile çözümsüz beklediği bir Konyaaltı plajımız var. Ne olacağını bilmiyoruz. Şöyle bir talebimiz olmuştu, tekrar edelim; Antalya Tanıtım A.Ş. Antalya’nın tanıtımı için kurulan, kar amacı güdmeyen bir kurumumuz. Aynen Alanya’da olduğu gibi Konyaaltı plajı da kamu kurumlarının da içerisinde bulunduğu Antalya Tanıtım A.Ş. tarafından işletilebilir.

Sevgili arkadaşlar,
Turizmde istihdamın kalitesi hayati bir konudur. İşte biz bunun için MESEM sertifikasyonuyla büyük bir adım attık. Artık ATSO MESEM, Servis Görevlisi, Bar Görevlisi ve Servis Yöneticisi olmak üzere 3 meslek ve 5 seviyede mesleki sertifikasyon yapma yetkisine sahip oldu. Yani biz diplomalara diploma vereceğiz. Merkezimiz, Türkiye Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından Yiyecek İçecek Sektöründe akredite edilen ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından yetkilendirilen ilk sınav ve belgelendirme merkezi olarak sektöre önemli hizmetler verecektir. Bu süreçte göstermiş oldukları özverili desteklerinden dolayı; Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği’ne (POYD), Tüm Gastronomi Yöneticileri Derneği’ne (TGYD), İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği (İNKAY), Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB), Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED)’e ve merkezin kurulmasında görev alan tüm personelimize gönülden teşekkür ediyorum

Değerli arkadaşlarım,
İki ana sektörümüzden bir tanesi de tarım. İç ve dış pazar yavaşladığında Antalya’da fiyatlar düşüyor ve üreticimiz zarar ediyor. İşte Toptancı halde ortalama ürün değeri Ocak’ta düştü, Şubat’ta ise düşüş geçen yıla göre %16 oldu. Antalya’da toptancı hal fiyatı düştüğü için Şubat ayında Türkiye genelinde enflasyon düşük çıktı.

Antalya Toptancı Hal Verileri

 

2013

2014

Şubat Yıllık

Değişim %

 

Ocak

Şubat

Ocak

Şubat

 

Ürün Miktarı (Ton)

55 134

51 749

61 475

71 412

 

Tutar (Bin TL)

81 759

75 794

87 816

86 958

 

Ortalama ürün değeri-TL

1.48

1.46

1.43

1.22

-%16.7


Enflasyon %8-9 civarında seyrederken ortalama ürün fiyatı %16,7 düşüyor. Peki sektörün maliyetleri azaldı mı? Elektrik mi azaldı? Gübre fiyatları mı azaldı? Fide fiyatları, tohum fiyatları mı düştü? Ürün planlaması, markalaşma, ihracat ve lojistik konusu sektör için son derece önemli. Rusya’daki engellerin devam edeceği de görülüyor. Bu nedenle Antalya olarak Rusya gibi önemli pazarlarda lojistik konusuna, oradaki satış ağına önem vermemiz gerekiyor. Ancak sorunlar büyük. Tarım sektöründe fiyatlar ucuzlayınca halkımız ucuz gıda ürünlerine ulaşıyor diyebilirsiniz. Ancak üretici de halk değil mi?
Buradan tüm ilgililere sesleniyorum. Eğer bu şekilde giderse bu sektör çökecek.
Bu fiyatlarla bu sektörün dönme ihtimali yoktur.

Sevgili arkadaşlarım, 
Odamızın çalışmaları ve projeleri her gün gelişiyor. Bildiğiniz gibi daha önce Ekonomi Bakanlığından aldığımız kaynakla yapı malzemeleri sektöründe bir ihracat kümesi kurmuştuk. Bu firmalarımızı Kuzey Afrika ve Körfez ülkelerine götürmüştük. Bu proje başarılı olmuştur ve bazı Antalya firmalarımız ihracata ve bu ülkelerde çalışmaya başlamıştır.

Şimdi gıda sektöründe de ihracat kümesi kurduk ve bu sektörümüzün de dışa açılmada başarılı olacağına inanıyorum. Odamız böylece gerçekten hem başarılı çalışmalar yapmakta hem de güzel bir deneyim kazanmaktadır. Artık her sektörümüzde üretici ve tüccar mümkün olduğu kadar yurtdışına açılmaya bakmalıdır. Tek başına yapamayan bu şekilde sektör grubuyla çıkmalıdır. Her sektör bu şekilde biraraya gelmeye önem vermelidir. Bir başka önemli çalışmayı daha önce de duyurmuştum. Korkuteli’nde Mermer ve Mantar İhtisas Sanayi Bölgeleri kurulması için Bakanlığa müracaat ediyoruz. Özellikle Mantar ihtisas bölgesini kurabilirsek, kırsal kalkınma alanında ve organize üretim alanı kurma konusunda büyük bir adım atmış olacağız. Korkuteli Türkiye mantar üretiminin yarısını yapıyor. İklim dolayısıyla avantajı var, çok sayıda üretici deneyim kazanmış durumda. Bu potansiyelin en iyi biçimde değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle bu iki projeye de önem veriyoruz.

Komitelerimizin raporlarında dikkat çeken birkaç konuyu da dile getirmek istiyorum. Medikal sektörün üniversite hastanesinden 50 milyon alacak konusunu söyledim.
7. grubumuz fırıncılık sektörü sorunları konusunda Üniversiteden Prof. Dr. Ali Koç’a güzel bir rapor hazırlattı. Aslında komitelerimizin birleşerek önemli sektörlerimiz için bu tür çalışmalar yapması iyi olur.
24. grubumuz aydınlatma sektöründe kaliteye önem verilmediğini ve verimsizlik olduğunu dile getirmiş. Ayrıca bir de ehliyeti olanlara periyodik sağlık muayenesi koşulu getirilmesini istemişler. Grubumuz ayrıca önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Son dönemde eski sanayide, inşaat şantiyelerinde bakır kablo hırsızlığı çok arttı. Bu nedenle komitemiz hurda bakır ticaretinde lisanslı ticarete geçilmesini öneriyor. Bu konuda TOBB’a ve Bakanlıklara yazılar yazıldı.
32. grubumuz üyelerimize indirim imkanları sağlamamızı istiyor, bu konuda bazı çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca kentsel dönüşüm ve uydu kentler konusunu gündeme tekrar getirmişler. Bu konuyu bizim yerel yönetimlerden talepler raporumuzda yazdık. Ama bu konuda somut bir vizyon veya proje ortaya konulmadı. Seçimden sonra da izleyeceğimiz bir konudur. Toplu işyerleri gibi diğer konuları da seçim sonrası tekrar gündeme getireceğiz.
33. grubumuz otomotivde hurda teşviki istemiş, bir yasa çıkarıldı ama yetersiz kaldı. Ekonomi yönetimi bu konuda da beklentileri karşılayamadı.
34. grubumuz otomotivde ruhsatsız işyerlerinden yakınmış. Ruhsatsız işyeri konusu bütün sektörlerin yarası ve maalesef bu konuda her kurum topu diğerine atıyor. Aslında ilgili tüm komiteler biraraya gelsin, gerekirse bir ihtisas komisyonumuz bu ruhsatsız işyeri konusunu özel olarak ele alsın. Kanun, yönetmelik değişmesi ne gerekiyorsa bir çalışılsın, biz de konunun üzerine daha etkin biçimde gidelim.
37. grubumuz restoran çalışanlara eğitim konusunda adımlar atıyor. gerçekten önemli bir konu, çünkü gastronomi turizminde Antalya mutlaka yükselmek zorunda. Antalya turizmi asıl sıçramayı restoranlarımız dünya markası olduğunda yapacaktır.
Komisyonlarımızdan EXPO komisyonumuz ve Kültür sanat komisyonumuz aktif biçimde çalışıyorlar.
Bütün komitelerimize ve komisyonlarımıza çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım,
3 Nisan'da Odamızın kuruluş yıldönümünde tekrar biraraya geleceğiz. Bu nedenle bugün daha fazla zamanınızı almayacağım.
Hepinize tekrar sevgilerimi sunuyorum. Türkiye'ye ve Antalya'ya güzel günler diliyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi