ATSO Nisan Ayı Meclis Toplantısı

29 Nisan 2014 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı


30 Martta yerel seçimleri yaptık. Yeni belediye başkanlarımızı ve belediye meclis üyelerimizi seçtik. Hem belediye başkanlarımıza hem meclis üyelerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
2009 yılında 6 Mart’ta seçimlerimiz tamamlanmıştı. 29 Mart’ta da belediye seçimleri olmuştu. O zaman hemen 3 ay içinde düzenlediğimiz ’Yerel Yönetimler Zirvesi’yle belediye başkanlarımızı burada ağırlamıştık. Son derece faydalı ve seviyeli bir diyalog ortamı oluşturmuştuk. 2009’da 4 yılımızın planlamasını yaparken ‘Antalya’da en çok neye ihtiyaç var’ diye düşündük; diyalog ihtiyacı vardı. Çalışmalarımıza devam ettik. Bugün Antalya’nın kamu sektörü, özel sektörü ve STK’ları arasında iyi bir kurumlar arası diyalog oluşmuş durumda. Geçtiğimiz yıllarda da bunun faydalarını gördük. Bundan sonra da diyaloğun artarak büyümesini istiyoruz. Bu diyalog kültürünün tüm Antalya için çok daha iyi sonuçlar doğuracağından eminim. O yüzden önümüzdeki haftalarda yerel yönetimler zirvesini tekrarlamak istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalarıma başladık.
Geçtiğimiz günlerde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coşku ile kutladık. Bu 23 Nisan Antalya  için çok anlamlıydı. Bildiğiniz gibi, EXPO’nun teması çiçek ve çocuk. Buradan yeniden 23 Nisan’ın kutlu olmasını diliyorum. Önümüzde 1 Mayıs İşçi Bayramı var. Umarım bu 1 Mayıs’ı ülke olarak herhangi bir gerilim yaşamadan kutlarız. Çünkü Türkiye hangi sıkıntıları çektiyse toplumsal gerilim yüzünden çekti. 30 Mart öncesi gerilimi hepimiz biliyoruz. Artık ülkede gerilimlerin son bulmasını diliyoruz.
Artık tarım sezonunu yavaş yavaş kapatıyoruz.  Tarım 12 ay devam ediyor ama artık yoğun dönemi kapatıyoruz. Turizm sezonuna başlıyoruz. Turizmle ilgili iyi bir yıl geçirirmemizi temenni ediyorum.
Ben bugün biraz ekonomiyle ilgili durumumuzdan bahsetmek istiyorum. Aslında sizler ekonomiyi gayet yakından takip ediyorsunuz. Söyledikleriniz ve biraz önce işaret ettiklerinizin tamamı aslında ülkenin bir fotoğrafı. Antalya Türkiye’den farklı falan denir ama Antalya da Türkiye’ye paralel bir seyir izliyor.
Özellikle Ukrayna krizi ve Fed faiz artırımı beklentisi bütün ülkeyi ve bütün dünyayı etkiledi. Bu süreç devam edecek gibi görünüyor. 2015’in sonuna kadar böyle bir beklenti var. Çünkü artık ABD ‘Ben parasal genişlemeyi durduruyorum, paralarımı ülkeme çağırıyorum’ dedikten sonra bizim gibi ülkelerde ciddi dalgalanmalar yaşandı. Ocak ayında da agresif bir faiz artırımıyla bugün geldiğimiz noktaya geldik.
Kredi kartlarıyla ve kredi faiz oranlarıyla ilgili bir çalışma yaptık. Özellikle vergi gelirleri bundan etkileniyor. Vergi gelirleri etkilenirse kamu yatırımlarında yavaşlama oluyor. Bu yavaşlama reel sektöre etki yapıyor. Antalya’da 3 aylık ÖTV ve KDV tahsilatı yüzde 4,6 düşmüş. Bunların hepsi bir şey ifade ediyor.
Konut satışları lokomotif satışlarıdır. Konut satışları Mart ayında yıllık %10.3, Antalya’da %14.5 azalmıştır. Bu düşüş özellikle kredili konut satışlarındaki %40’lara varan düşmeden kaynaklanmıştır. Özellikle konut kredilerindeki yeni getirilen daralma ile ilgili önlemler aslında kredi kullanımını düşürdü, daralma gerçekleştirdi. Ekonomide piyasanın canlanması yani iç talep krediye bağlı olduğundan ekonomideki daralma kredilere de yansıyor. Biraz önce sizde cevapladınız bunları.
Mart sonu itibariyle toplam TL kredilerinde geçen Mart ile bu Mart arasında yüzde 25,7 artış olmuş. 3 aylık artış yüzde 3,6’da kalmış. Son bir aya baktığımızda da bin de 8 artış olmuş. Yani piyasaya da para yok. Tüketici kredilerinde yine Mart’tan Mart’a baktığınız zaman yüzde 22’lik bir artış var. Ama bir senede. 3 aylık artış yüzde 1,8, 6 aylık artışta binde 8. İç tüketimin ne kadar hızla durduğunu burada görüyoruz. Kredi kartı taksit sınırlandırması nasıl etkiledi bizi? Enflasyondaki artış Türkiye’de yüzde 8’in üzerinde, kredi kartı ile harcamalarda yıllık taksit yüzde 6’nın altında kalmış. Enflasyonun altında. Taksitli alışverişte yıllık değişim ise karardan hemen sonra eksi yüzde 17 yazmış. Kredi kartına taksit sınırlamalarının sektörler üzerinde etkili olduğu görünüyor. Hiçbirisinde artış yok. Özellikle elektrik-elektronik eşya sektöründe düşüşe dikkat çekmek istiyorum. Özellikle kuyumculara çok dikkat çekmek istiyorum.  

Birisi Ocak birisi Şubat rakamları. Geçtiğimiz yıla baktığınızda ne kadar yukarıda olduğunu göreceksiniz.  Yüzde 25 seviyesinde gibi kredi kartı alışverişi düşmüş. Market alışverişleri dahil düşüş söz konusu. Mobilya, müteahhitlik, sağlık ürünlerinde bile düşüş az da olsa var. Seyahat acentelerinde ciddi bir azalma var. 782 milyondan 708’e düşüş olmuş. Telekomünikasyon hizmetlerinde ciddi bir azalma var. Yapı malzemeleri hırdavat ve restoran sektöründe dahil bütün sektörlerde bir azalma var. Özellikle bu detayları nedense bizim ekonomistlerimiz değerlendirmiyorlar. Kredi kartlarıyla alışveriş neredeyse Türkiye’de alışverişin yarısı. Yani işlerinizi kredi mekanizmasının ve kredi kartları mekanizmasının durdurulmasıyla iç piyasadaki durgunluğu net olarak burada görebiliyorsunuz. Ekonomideki bu durgunlukla ilgili benim daha önce de söylemlerim oldu. Ocak ve Şubat meclislerinde bunu tekrar dile getirdim. Ekim ayında açıklanan orta vadeli plan bugünkü koşular düşünülmeden hazırlanmış. Aynı seviyede dalgalanma çok olmadan gideceği düşünülmüştü. Fakat haklıydı. Bunu yerden göğe kadar haklı buluyordum ben o zaman da. Yine haklı buluyorum. Ama bugün için ek önlemler alınması lazım. En azından şu daralma döneminde. Ekonomi yönetimi o dönem haklıydı. Çünkü bu ülkenin başına ne geldiyse cari açıktan geldi. Bütün krizlerimizin temelinde cari açık var. En önemli sorunlarından biri cari açık. Bizim dövizimizin olmayıp dışarıdan almamızdan kaynaklanıyordu. Bugün yine bu önlemler bunun için alınmış durumda. Fakat bugün geldiğimiz noktada kredi kartları harcamalarındaki düşüş ortada. Çek kanunu ile ilgili de kredi kartlarına bir yönelme var. Bunu şu şekilde açıklayacağım. Özellikle aramal satan sanayici kredi kartıyla alışveriş yapıyor. Yani kredi kartıyla küçük ve orta ölçeklilerde alışveriş yapan ciddi bir kesim var. Kredi kartıyla sanayici satış yapıyor toptan olarak. Hammadde veya aramalı kredi kartıyla alıyoruz biz sanayiciler. 2011 de çek kanunu değiştikten sonra kredi kartlarındaki büyüme yüzde 25 civarında. Ödeme araçları bizde çekti, çek de sağlam görünürdü, fakat şu anda çek kullanımı inanılmaz azaldı. Bunu bankacılar da teyit ediyor. Çünkü çek veremiyorlar. Çek yüzde 75 senet yüzde 25 seviyesindeydi. Bu tam tersine döndü. Çek yüzde 25 senet yüzde 75’e doğru gidiyor. Ödeme konusunda piyasaların çok ciddi sıkıntısı var. Bu konuya ekonomi yönetiminin ciddiyetle eğilmesi gerekiyor. Çek ve yeni ödeme araçları konusunda yeni uygulamalar yapılması gerekiyor. Tabii ki faizler Türkiye’de çok yüksek şu anda. Gecelik borçlanmada yüzde 10 seviyesinde. İnanılmaz yüksek. Çünkü ülke risk pirimi var. Artık gerginlikler olmamalı  gündem ekonomiye dönmeli dememin sebebi bu. Yani merkez bankasının “faiz insin mi çıksın mı?” ya da buradan tedricen mi insin tartışmasından çok aslında ülkenin risk primini düşürecek güven ortamının nasıl tesis edilecek önlemler düşünülmeli. Hem siyasetçilerin, hem hükümetin, hem muhalefetin işbirliğiyle bu gerginliğin düşmesi gerekiyor. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler var. Bu süreç böyle devam edip gitmemeli. Bir konuya daha temas etmek istiyoruım. Ekonomik Sosyal Konsey 2001 yılında yasalaşmıştı. Hatta 2010 yılında anayasal kurum haline gelmişti. Fakat 2009 yılından itibaren Ekonomik Sosyal Konsey toplanmıyor. İki ayak vardır ekonomide; ama en önemlisi yani birincisi ekonomide sosyal paydadır. Ekonomi yatırımlar yapılırken özellikle sosyal faydayı da bir kenarında tutması gerekir. Ekonomik Sosyal Konsey tüm kurumların bir araya gelerek ekonomiyi tartıştığı ve yeni yapısal tedbirlerle ilgilenen bir kurum halinde iken biz 2009’a beri Ekonomik Sosyal Konsey’in toplandığını duymadık.
Ekonomide yatırımlar imalattan enerji, hizmet, madencilik yatırımlarına kayıyor. 2014 2 aylık dönemde imalat sanayi yatırımları önceki yıla göre 4.9 milyardan 4.4 milyar TL’ye düştü. Antalya’da da 2 aylık teşvik belgesi tutarı 632 milyon TL’dir, bunun 483 milyonu hizmet-turizm sektörü yatırımlarıdır.  (enerji 130, imalat 7, tarım 10, madencilik 2).
Sanayisiz büyüme mümkün olamaz aslında. Birbirlerini destekleyen sektörlerdir sanayi, tarım hizmet sektörü. Özellikle Türkiye’deki büyük yatırımların ağırlığı gıda yönündedir. Bu da tarıma dayalıdır. Sanayisiz büyüme orta gelir tuzağı. Orta gelir tuzağını atlatmamızı sağlar mı. Orta gelir tuzağına düşmemek için ve büyümemizi yılda 3-4 aralığına hapsetmemek için siyasi reformları kararlılıkları kararlılıkla yürütüyor olmamız gerekiyor demiş sayın Ali Babacan. Burada Net olarak kişi başına düşen milli gelirde 2008 yılından bu yana 10 bin doları geçtik ama 10 bin dolar seviyesine çakıldık kaldık. Nedir bu orta orta gelir tuzağı. Yatırımlarınız sanayiye dönüşüyor. Ama yatırım şekli kaba sanayi. Yani kilosu 1,5 dolar yani ortalama olarak 1,5 dolar olan Türkiye ihracatının ana tablosu bu. Artık yüksek  teknoloji, bir de birinci dönemin üzerinde tarım madencilik, bunla zaten ikinci düzey atlanabiliyor.  Hafif sanayi tekstil konfeksiyon gıda ve içecek.  Üçüncü düzey ağır sanayiye geçtik ağır sanayide kimya, otomotiv ve optik gibi benzeri sektörlerdeyiz. Buradan atlamanın yolu neydi Güney Kore örneği model de var burada aslında. Buradan atlamanın tamamı bilişim, biyoteknoloji, nano teknoloji vs. gibi sektörler.

Biyoteknoloji, nano teknolojiyle üretilen tekstili bile geçti dünya. Hollanda şunu yapmış. Bunu sizinle de paylaşmak istiyorum. Hollanda bir inovatif çalışmayla yollarını fosforlu malzemeyle asfaltı karıştırmış. Bunu yolların aydınlatılmasında kullanacağını ilan etti bütün dünyaya. Bu müthiş bir gelişme. Yani Hollanda yolların aydınlatılmasına böyle bir çözüm bulmuş. Sonra elektrikli araç üretimi dünyada hızla gelişecek. Önümüzdeki 10 sene içinde sonra yolun sağ şeridini elektrikli araçların şarj edilmesi için donanımı yapmış. Önümüzdeki dönemde böyle projeler olacak. Dünyayı değiştiren projeler öyle olacak. Şimdi yaptığınız yatırıma üretime dönün bakın, bir de dünyanın gittiği yere bakın. O yüzden orta gelir düzeyinden kurtulmanın tek yolu yapısal reform. Ve burada siyasi tarafların olması lazım. Türkiye yenilikçi olmalı, eğitim hukuk sistemini bu yönde hemen değiştirmeli diyoruz. Orta gelir tuzağından çıkışın olmazsa olmaz yolu demokrasidir. Bunların hepsi tesis edilmeden bu tuzaktan çıkamayız.
Antalya’daki orta gelir tuzağına bakarsak.
Antalya da orta gelir tuzağı riski yüksek olan iller içerisinde sayılmaktadır. Bu sınıflama sanayinin, ihracatın, istihdamın yapısı ve ulaştırma altyapısı verileriyle yapılmaktadır. Ancak, elbette Antalya bir sanayi ili değildir. Tabii ki, biz sanayiye de önem veriyoruz ve sanayi sektörümüzün gelişmesi için çalışıyoruz. Ama esas olarak bizim Antalya olarak tarım, turizm, ticaret ve inşaatta yüksek katma değere geçmemiz gerekir. Antalya sanayi şehri değil. Antalya’da turizm tarım ve hizmet sektörü var. Antalya orta gelir tuzağını şöyle aşabilir; Antalya’nın asıl sanayisi, tarihi yerleri ve doğası yani turizmdir. Denizi akarsuları dağları tarım arazileri bunların korunması….
Antalya ekonomisinin geleceğinde en büyük risk doğanın, tarım arazilerinin, yeşil alanların tahrip edilmesi, betonlaşmadır. Yerel yönetimler,  Odalar ve STK’lar olarak birliktelikle ve bu yönde kararlı bir tutumla Antalya’yı orta gelir tuzağından çıkarabiliriz.

Turizm sezonuna girerken dünkü rakamlar ile konuşacağım. Paskalya tatili vesilesiyle turist sayısında 12-23 nisan tarihleri arasında yaklaşık %20 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Ancak Ocak-Mart döneminde 2011 yılına göre %17 düşüş gerçekleşmiştir. Dolayısıyla sezon dışı dönem için mutlaka yeni bir politika geliştirilmesi gerekmektedir.
Biz sadece yaz aylarında rakamlarımızı tutuyoruz ama kış aylarında geriliyoruz. Kış aylarında golfümüz, tarihimiz, futbol turizmi ve kongre var. Gerilemenin ana ülkesi Almanya. Bunu turizm sektörü ve bizim masaya yatırıp tartışmamız gerekiyor. İkincisi kış aylarında boş yatakları nasıl dolduracağız. Doldurmasak da yüzde 50 seviyelerine nasıl çekeriz. İşte bunu başardığımız zaman orta gelir tuzağını aşarız.
İkincisi tarım sektöründe üretici maalesef para kazanmıyor. Antalya’da hal verileri bunun ispatı. Şubat ayında da geçen seneye göre yüzde 10 civarında gerileme vardı, mart ayında da geçen yılın mart ayı ile bu yılın mart ayı arasında  ürün fiyatlarında ortalama yüzde 12,7 oranında fiyatlar aşağıya inmiş. Her şey artıyor. Fideden tutun petrol tüketim maliyetleri.. hepsi artıyor ama  ürün fiyatlarımız artmıyor. TÜİK rakamlarına baktık.  Kış aylarında biz enflasyonun baş suçlusuyuz Antalya olarak. Çünkü sebze enflasyonuyla birlikte Türkiye’de bir enflasyon algısı yaratılır. Geçen ayda domates ve patlıcan fiyatlarında yüzde 13,6 artış olmuş TÜİK verilerinde. Sivribiber fiyatları da yüzde 18 artmış. Burada ne tüketici kazanıyor ne üretici kazanıyor. Alın size yapısal bir sorun daha.  Bizim tarım sektörünün STK’larıyla birlikte bir araya gelip bu konuyu önemle masaya yatırmamız lazım. Bunu kamuyla da yapmamız lazım üreticiyle de yapmamız lazım çiftçiyle de yapmamız lazım. Bu konuyu artık gündemimize net olarak oturtmamız lazım.
Kazanan kim. Üretici kazanmıyor, tüketici kazanmıyor. Kazanan var mı o da tartışma konusu. Çünkü birçok eksik var. Mal giderken yüzde 20’si yollarda telef oluyor. Demek ki lojistikte de eksik var.

Meslek komitelerimizin çalışmaları son derece yerinde. Yönetim olarak yakından izliyoruz.
ATSO Meslek Komiteleri Gündemleri
 7. Grup: Mevzuata aykırı unlu mamul üretim yerleri
 9 Grup: Kazım Özalp, İsmetpaşa, Konyaaltı, Atatürk Caddesi kuzeyinde cazibe artırıcı güzelleştirme çalışmaları ihtiyacı ve Güllük gibi caddelerde denetim-disiplin sağlanması
 13., 31, 38. Gruplar: Toplu işyerleri
 15. Grup: Tarım kümesi oluşturulması
 22. Grup: Bilişim teknolojileri bölümü açılması ve e-ticaret
 23. Grup: Kredi kartlarında, büyük şirketlerin hediye çekleriyle haksız rekabeti
 25. Grup: Rekabet sorunu ve ÖTV’nin kaldırılması
 28. Grup: Elektrik bedeli üzerinde TRT payı gibi vergi yükleri
 36. Grup: Turizm çalışanlarında yabancı dil ve meslek eğitimi
 40. Grup: Sigortacılık haftası etkinlikleri
 46. Grup: Engelsiz ulaşım
 49. Grup: Sağlıklı yaşam sempozyumu, optisyenlik bölümü açılması, sağlık turizmi kümesi

Değerli arkadaşlar,
Toplu İşyerleri projesi meslek komitelerimizce tekrar dile getirilmiş. Büyükşehir Belediye Başkanımız Menderes Türel’de burada başkanlık yaptı. Türel reel sektörden gelen bir arkadaşımız. Konuyu iyi biliyor. Elinde bizim planlamalarımız var. Bunu inşallah bu döneminde Antalya’ın en büyük sorunu olan; ticaretin plansız ve çarpık yapılanması, apartman altında sanayinin olması, apartman katlarında üretimin yapılması ve ticaretin buralarda yapılması sorununu artık ortadan kaldıralım. Gürültü ve görüntü kirliliği, kentin yoğunluğu ve trafik yoğunluğunu ortadan kaldıracak şeyler Antalya’nın kurtuluş projeleri.

Diğer ATSO çalışmalarına gelince… Projelerimizden birkaçını söyleyeyim. Sürekli proje üreten ve bununla gurur duyan bir odayız. Elimizdeki kıt kaynakları seferber ediyoruz. Mesela bir arkadaşımız biraz önce söyledi. Bütçenin yüzde 40’ı personele gidiyor. Geri kalanı yatırımlar için kalıyor. Biz çalışmak için buraya geldik. Hepimiz reel sektörün önemli temsilcileriyiz. Biz memlekete katkı için buradayız. Bana göre burada ayırdığımız zaman bana göre kutsaldır. Çünkü toplumda herkes bu tür riskleri almak istemez. Siz o riskleri alıyorsunuz.
Bir otele bir köy projesi hazırladık. BAKA’ya verdik. Geçtiğimiz hafta Serik’in kuzeyindeki köylerine gittim. Yukarıdaki yaylaları gezdim. Bilirim birçok yaylayı… Karadeniz yeşiliyle ünlüdür. Fakat Antalya’nın doğa anlamında Karadeniz’den fazlası vardır eksiği yoktur. Doğadaki güzellikler dururken 12-13 milyon turist gelirken, o yaylaların durumunu bir görün. Yayla köylerinin durumunu gidin görün. Alabalık çiftlikleri var. Maddi imkansızlıktan dolayı çok kötü koşullar yaratılmış. Ona rağmen turist geliyormuş. Tarım sektöründe birçok konudan şikayetçiyiz. Turizm sektörünün 12 aya yayılmamasından şikayetçiyiz. Böyle kalamayız. Bir tane örnek proje yapacağız. ATSO olarak bunu yapacak güçteyiz. Çıkın Belek’ten ya da Manavgat’tan Eğirdir’e kadar yürünecek yollar var. Bu yolların belli koşulları sağlamaları gerekiyor. Birincisi güvenlik, ikincisi sıhhatli konaklama alanları. 5 yıldızlı olmasına gerek yok. Yaylalarda bunların yapılması gerekiyor ki oralar da kalkınsın. Bir turistin insani ihtiyaçlarını gidereceği ortamlar hazırlanmalı. Avrupa’da bunun örnekleri var. İmkanlarımızı doğru değerlendiremiyoruz. Bunları doğayı korumak adına dahi yapmak lazım. Biz bu projeyi hayata geçireceğiz inşallah. Çünkü çevreyi mutlaka bizim ön planda tutmamız lazım. Antalya’nın başka sermayesi yok. Antalya’dan başka da bir cennet yok. Antalya dünyada 15-16 ülke kadar turist çeken bir kent. Yatırımcılar yatırımlarını yaptı. Ancak Antalya’nın bu kaynakları olmasa bu turist sayısına ulaşılamazdı.
Antalya’da 60 milyon geceleme var. Bunun bazı çalışmalarla 100 milyonun üzerine çıkartılması mümkün bugünkü yatak kapasitesiyle. Neredeyse yüzde 100’e yakın bir artış sağlanabilir. Bu artış sadece bizlerin çalışmasıyla değil. Kamu ve özel sektör ile yapılabilir. Yani diyalogla yapılması lazım.
ATSO kartı projemiz devam ediyor. Üyelere indirim ve reklam fırsatı doğacak. Ticaretlerine katkıda bulunacak. Dışarıdan katkı alacağız. Üyelere güzel imkanlar sunacak. Avantaj kart gibi bir kart haline gelecek. Uygulama Türkiye’de ilk olacak. Umarım örnek olur.
Korkuteli’nde 2 yatırım için harekete geçtik. Önemli 2 yatırım olacak; Organize Sanayi Bölgeleri yatırımları için çalışmalarımız sürüyor. Korkuteli’nde Türkiye’de tüketilen mantarın yüzde 70’e yakını üretiliyor. Sağlıksız koşulları daha sağlıklı hale getirmek için Mantar İhtisas  Organize Sanayi yapılması lazım. Bu Antalya’da ilk İhtisas OSB olacak. Biz dosyaları hazırladık. Sayın Valimize verdik. Valimize teşekkür ediyoruz. Destek de verdi.
Antalya OSB’de mermer yatırımına izin vermiyoruz artık. Bu bir müteşebbis heyet kararıdır. Çünkü gerçekten çevreyi çok tahrip eder hale geldi. Artık yatırım Antalya organizede yok. Ne yapacak mermerci kardeşlerimiz. Tabiî ki bir alternatifi olmak zorunda. Bir şeye yok diyorsanız alternatif oluşturmalısınız. Bu bizde genelde böyle olmaz. ‘Yasakladık bitti’ denir. Ama biz alternatifi koyduk. Mermer İhtisas Organize Sanayi’yi de hayata geçirmek istiyoruz. Başaracağız da…
Son olarak, yarın önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacağız. Tataristan Cumhurbaşkanı ve heyetini yarın akşamüstü Odamız da ağırlayacağız. Tataristan, Rusya’nın özerk cumhuriyeti ve zengin bir sanayi bölgesidir. İhracat ve yatırımlar açısından işbirliği yapmamız önemlidir. Bu nedenle yarın işbirliği fırsatlarını görüşeceğiz. Toplantıya sizlerin de katılmasını rica ediyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi