ATSO Haziran Ayı Meclis Toplantısı

24 Haziran 2014 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Sevgili arkadaşlar,
Bugün istisnai bir toplantı yapıyoruz. Meclisin arkasından Genişletilmiş Meslek Komiteleri toplantımızı yapacağız. Bu nedenle konuşmamı kısa tutmaya çalışacağım. Başlarken, Antalya’nın duayen sanayicilerinden sayın Hüseyin Çalık’ın vefatından dolayı üzüntülerimi dile getirerek, kendisine rahmet yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunmak istiyorum. Sayın Çalık, Antalya’da sanayinin gelişmesine, eğitimin gelişmesine katkı yapmış, değerli bir ağabeyimizdi. Anısının her zaman yaşayacağına inanıyorum.

Sevgili arkadaşlar,
Türkiye’de bir gündem 3 günden fazla sürmüyor. Bir ay önce ne konuştuğumuza bakıyorum, bir ay sonra yepyeni bir gündem karşımızda. Son derece dinamik bir ülkede yaşıyoruz. Demek ki Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşasaymışız sıkıntıdan patlayacakmışız.

Değerli arkadaşlar,
Geçtiğimiz ay SOMA ile sarsılmıştık. Ardından Lice, ardından Irak’taki durum hem vatandaş olarak ardı ardına moralimizi bozdu hem de bunlar ekonomiye de yansıyor. Artık Irak ve Suriye’de haritalar değişiyor, mezhep temelinde, etnik temelde devletlerin ortaya çıkması muhtemel.  Bu değişimin Türkiye’yi etkilememesi mümkün görünmüyor. Geçen haftalarda Van Ticaret ve Sanayi Odasının “Dünya’nın En Büyük Kahvaltı Organizasyonu Dünya Rekoru” denemesi daveti vesilesiyle Van’a bir günlük bir ziyaret yaptık. Bölgenin potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu, halkın huzur istediğini bir kez daha yerinde gördük. Oradan Hakkari’ye gittik, Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası’nın açılışını yaptık ve bir temel attık. TOBB un finansmanı ile Hakkari’de bir okul yapıyoruz. Orada yaşlı bir amca Rifat Hisarcıklıoğlu Başkanımızı yakaladı. Hakkârililerin talepleri var. Turizm istiyorlar. Ben askerliğimi Hakkari’de yaptım. Gerçekten Dünya’nın en güzel yaylaları orada. Maalesef o bölge uzun yıllardır çatışma içinde. Batıya giden yatırım oraya da götürülebilmiş olsa bugün çok farklı bir tablo ile karşı karşıya olurduk. Bugüne kadar bu yatırımların önündeki en büyük engel terör oldu. Yatırım yapmak istiyorsunuz, tehdit ediliyorsunuz, iş makineleri yakılıyor. Artık o yörenin sakinleri diyor ki “artık bu iş bitsin”. Bunun çözümleri bellidir. Birincisi daha kaliteli demokrasi, ikincisi iç huzur. Üçüncüsü laiklik ve dördüncüsü de evrensel hukuk kurallarından vazgeçmemektir. Orta Doğu daki durum da çok farklı değildir. Orta Doğu’da barış olsa, bu ülkeler modern, demokratik devletlere sahip olsalar, bizim Güney Doğu da kalkınır, Türkiye’ye ye de çok yararı olur. Türkiye demokrasi, laiklik, insan hakları, hukuk ile örnek olursa herkes kazanır. Taş yerinde ağırdır. Türkiye kendi içinde sorunlarını çözerse Orta Doğu’ya örnek olur, aksi halde bu gelişmelerden zarar görürüz. Irak’ta olanlar ekonomiyi de petrol fiyatları-ihracat kanalıyla etkiliyor.

Arkadaşlar,
Irak ihracatımızda kaçıncı sırada bilen var mı?
Geçen yıl Almanya 13 milyar dolarla 1. Sırada, Irak ise 12 milyar dolar ihracatla 2. Sırada. Rusya’nın iki katı ihracat Irak’a yapılıyor. Bu yıl 5 ayda Almanya’ya 6, Irak’a 5 milyar dolar ihracat yapılmış. Dolayısıyla Irak artık petrol ve ihracat bakımından bizim için vazgeçilmez bir ülke ve ekonomi olmuştur. Bu nedenle şu anda ekonominin durumu özetle şöyle: Birincisi iç piyasa kur, faiz, kredi sınırlaması şoklarıyla durgunlaşmıştı, ama son bir ayda krediler artmaya başladı. Bundan sonrasında petrol fiyatları, Irak’a ihracat ve Amerika’da faiz artışı etkili olacak. Şu anda hepimiz idare etmeye çalışıyoruz. İdare ediyoruz sözü artık en çok kullandığımız söz oldu. İyi diyen az, kötü desek daha kötü olacak, o yüzden idare ediyoruz deyip idare ediyoruz. Geçen ay üç aylık büyüme 4.3 olarak açıklandı, ama büyümenin %40’ı finans sektöründen kaynaklanıyor, sonra da ihracattan. TUİK istihdam hesaplarını değiştirdi, Şubat ayında sanayi istihdamı 300 bin artmış, inşaat istihdamı 170 bin artmış, nasıl oldu da istihdam böyle arttı, yine konuşan yok. Ekonomi basını da bu konuda yeterince çalışmıyor. Bu konuları araştıran, soran, cevaplayan yok. Herkes bir faiz tartışması tutturmuş gidiyor, dünya enflasyonu %2 ye çıkarmaya çalışıyor, Türkiye çift haneyi önlerse başarılı sayılıyor. Oysa artık şunun bilinmesi gerekir: İhracat rekabet gücüne bağlı, Türkiye de girdi maliyetleri dünyadan yüksek. Bu bütün reel sektörü, turizmi, tarımı, sanayiyi, KOBİ’leri zorluyor. Diğer taraftan fiyatlar yükseldiği için çalışanlar ve halk geçinemiyor. Kur artsa, tekrar enflasyon olarak dönüyor çare olmuyor. Bu durumda geriye tek çare kalıyor, o da enflasyonun ciddi biçimde düşürülmesidir. Bu nedenle artık MB enflasyonla mücadelede serbest olmalıdır ve daha önemlisi kamu harcamalarında tasarrufa gidilmelidir. Kamu harcamaları Mart ve Nisan’da %23, Mayıs’ta %17 artmıştır. Devlet, bu kadar özelleştirmeye rağmen personel sayısını artırdı, yatırımlar arttı, sağlık ve sosyal harcamalar arttı. Son dönemde yatırımlara baktığımızda çoğunlukla inşaat yatırımı görüyoruz. Bütçe dengesi vergi geliriyle, özelleştirme, 2B gelirleriyle önemli ölçüde korundu. Ama yine de daha fazla tasarruf yapılması gereklidir.

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

2013

2.155.499

2.151.868

2.150.362

2.166.911

2.188.198

2.205.676

2.241.418

2.282.511

2.554.200

2.662.608

2.823.400

Memur sayısı yıllar boyu istikrarlı tutuldu, ama 2011 yılında 270 bin, 2013’de ise 160 bin arttığını görüyoruz. Bu yıl da artış devam ediyor. Kamu işçi sayısı fazla artmıyor, 890 bin düzeyinde, ama memur sayısı artıyor, aslında hangi kuruma sorsanız kadro eksiği var deniyor, dolayısıyla artış bir açıdan normal, ama önemli olan verimlilik olmalıdır. Basında bazen istihdamı hizmet sektörü artırıyor diye yazılıyor, ama içine bakılmıyor, bakılsa kamu olduğu görülecek. Bunları şunun için söylüyorum. Biz ekonominin içindeyiz, günlük yaşıyoruz, ama bizim yaşadığımızla basında yazılanlar her zaman örtüşmüyor. Kamu harcaması demek vergi demektir ve kamu tasarruf yapmazsa bizim yükümüz artıyor. İşte şimdi yeniden bir vergi ve sigorta gecikme cezalarının affı gündemde. Ben kendimle ilgili bölümünü söyleyeyim. Aşağı yukarı 30 senedir ticaretin içindeyim. 30 senedir sigortamı vergimi 1 gün bile geciktirmeden kredi alarak bile olsa ödedim. Belli dönemlerde bu tür aflar insanları rahatlatabilir. Şirketler zor duruma düşmüş olabilirler, ilk önce ticari borçları, daha sonra vergiyi öderim diyenler anlayışla karşılanabilir. Kriz olmuş olsa anlaşılır, ama onun dışında ikide bir af çıkarılıyorsa, bir sorun var demektir. İnsanlar vergisini, primini ödeyemiyorsa nedenlerine bakmak ve önlem almak gerekir. Yok eğer, sıkıntı yokken af çıkarılıyorsa nedeni nedir? Vergisini, primini düzenli yatıranlar ne olacak? Bu haksızlık değil mi? Hiç olmazsa şunu ben temenni ediyorum; eğer zamanında verginizi ödüyorsanız size de bir teşvik primi verilmelidir. Birçok üyemiz bu konuda şikayet ediyor ve düzenli ödeyenler için indirim bekliyor. Bu taleplere hak verdiğimi söylemek istiyorum.

Sevgili arkadaşlar,
Antalya gündemine ilişkin güzel gelişmeler var, bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçen hafta Büyükşehir meclisinde AVM kararı vardı, oy birliğiyle reddedildi. Basınımız kanalıyla teşekkür ettim, buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu karar aslında meclise daha önce gelmişti. Biz de Konuksever’de bir AVM yapılmasının yolunu açan bu imar plan tadilatı karşısında Antalya STK’ları, meslek örgütleri, işadamları ve sivil toplum örgütleri ile bir platform oluşturmuştuk ve bir deklarasyon yayınlayarak bu karara karşı olduğumuzu belirtmiştik. Orada geri adım atılmak durumunda kalınmıştı. Bu konu Belediye meclisine tekrar geldi ve oy birliği ile red edildi. Buradan şu noktaya gelmek istiyorum; Antalya’da ortak akıl bir araya gelir ve ortak akılla alınan kararlar uygulanırsa Antalya’da daha düzenli bir ticaret ve sosyal yaşam oluşacaktır. Belediye meclisimizin kamuoyunun ve bizlerin duyarlılığımızın dikkate alınmasından mutluluk duyduğumuzu ve artık her zaman böyle oy birliğiyle güzel uzlaşma kararları alınmasını diliyorum.
Geçtiğimiz ay Döşemealtı Belediyemizden de güzel bir haber aldık. Döşemealtı Belediyesi’ne ait 16 bin metrekarelik alan Antalya’nın en büyük değerlerinden, markalarından birisi olan Antalyaspor’a oy birliği ile 49 yıllığına tahsis edildi. Böylece Antalyaspor’un 256 bin metrekarelik bir spor kompleksi kazanmasının yolu açılmış oldu. Bu işbirliği hem Antalyaspor’a ve amatör branşlara güç katacak, hem de Döşemealtı’nın değerini artıracaktır. Böylesine önemli ve değerli bir karardan ötürü başta Döşemealtı Belediyesi başkanı Turgay Genç olmak üzere tüm meclis üyelerini tebrik ediyorum.
Diğer taraftan özel idare çarşısının yıkılması ve park yapılması kararı için de Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyorum. Bu konu da kamuoyunu uzun süredir meşgul ediyordu. Hatta oranın karşısındaki çöküntü alanı için de bir proje düşünüldüğü ifade edilmiş. Bunlar son derece memnuniyet verici haberler.
Antalya’yı daha da ileriye götürecek olan işte bu tür toplum hassasiyetlerini gözeten, kamu-sivil toplum uzlaşısı ile uygulamaya konan kararlar, projeler olacaktır. Diyalog ile güç kazanan bu tür kararların artarak sürmesini diliyorum.

Değerli arkadaşlar
Turizmde aylık %9, yıllık %6 bir artışla sezona girmiş bulunuyoruz, umarım ki, dışarda olumsuz bir gelişmez olmazsa yılı %7’ler düzeyinde bir artışla bitiririz. Böyle her yıl arka arkaya bu oranda büyüme önemli bir başarıdır. Sayısal gelişme  tatmin edici, ama asıl önemlisi fiyat ve kazançta da gelişme olmasıdır. Bölgelere, tesislere göre farklı fiyatlar görüyoruz, sektörümüz kaliteden taviz vermeden bu başarıyı devam ettirmelidir. Turizmin diğer tarafında ise halen çözemediğimiz konular var. Geçen hafta basınımızda bir taksi kavgası olduğu yazıldı. Her yıl bu tür olaylar yaşanmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Turist, ister ulaşım, ister alışveriş için özgür olmalıdır. Turisti kolundan çekiştiren kim olursa olsun haksızdır. Antalya’da artık bazı şeylerin değişmesi gerekir. Buradan Sayın Valimize, Belediye Başkanlarımıza, Emniyet Müdürümüze, Esnaf Odalarımıza bir ricada bulunuyorum. Antalya’da turistin özgürlüğünü, rahatını azaltacak hiçbir uygulama, kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez. Turizm merkezleri ile kent merkezi arasında, havalimanı arasında düzenli, konforlu ulaşım olanakları sağlanmalıdır. Antalya’da toplu ulaşım kalitesi turizm için olmazsa olmaz bir koşuldur. Bazen caddelerde 15-20 kilometre hızla duruyor gibi yavaş yavaş giden, her kaldırıma yaklaşan minibüsler görüyoruz, bu şekilde trafiği de olumsuz etkiliyorlar. Bunlara bir disiplin gelmeli. Ayrıca ilçelerle, turizm merkezleriyle kent merkezi arasındaki ulaşım da düzenli ve konforlu olmalı. Konyaaltı sahili üzerinde çok durmuştum. Nihayet bir düzenleme yapıldı ve hizmete girdi. Ümit ederim ki, Antalya’ya yakışan kaliteli bir hizmet verilebilir ve bu yapılabilirse gerçekten önemli başarı olur. Sahillerimizin düzenlenmesi kadar önemli olan şey turist de çekecek biçimde hizmet verilmesi, bir kalite sağlanması ve özellikle kullanım kuralları konusunda da disiplin getirilmesidir. Ben buranın Antalya Tanıtım A.Ş. ye verilmesi konusunu gündeme getirmiştim. Çünkü bu şirkete Belediye ve sivil toplum örgütleri ortak. Asıl amacı kar etmek olmayan, elde ettiği karı Antalya’nın tanıtımı için harcayacak bir şirket.  Bunu ideal bir çözüm olarak düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar,
Kent kültürü deyip duruyoruz, kent kültürü kendiliğinden gelişmez. Denize girmenin de kentte yaşamanın da kuralları vardır. Sahile battaniye serilip yatılmaz. Her yeri poşet yapıp piknik yapılmaz, tüpgaz yakılıp yemek yapılmaz. İnsanlar denize düzgün mayo ile ve temiz girmelidirler. Bu konuda da kurallar olmalıdır.  
Kent kültürü demişken, birkaç küçük konuyu daha konuşacağım:
Antalya’da yaz günlerinde caddelerde korna çalarak sünnet veya başka eğlence yapan otomobil konvoyları görüyoruz. Otomobil konvoylarıyla tur atmak bu devirde kentlerde olacak iş değildir. Eskiden otomobil, fayton lüks iken böyle kutlamalar yapılırdı. Ama artık büyük kentte herkes böyle yaparsa kent gürültüden yaşanmaz hale geliyor. Bir tarafta izinsiz gösteri diyoruz, diğer tarafta 10 tane otomobil trafiği tıkayıp ortalığı ayağa kaldırıyor ve kimse bir şey söylemiyor.
Bir başka küçük husus daha: Antalya sıcak bir kenttir, ama bu kimseye kentin caddelerinde üstü çıplak dolaşma hakkı vermez. Sahilde olur, ama kent içinde şık değil, aynı şekilde beyaz atlet ile dolaşanlar da oluyor. Kent kültürünü her araçla geliştirmeliyiz.
Özetle, kent kültürü konusu gerek Türkiye’de gerekse Antalya’da artık popülizme kurban edilmemelidir. Kent kültürünün gelişmemesi, kentleri huzursuzluk, güvensizlik kaynağı haline getirmiştir. İnsanlar kabalıkla, magandalıkla karşılaşmamak için kent merkezlerine girmekten çekinir hale gelmiştir. Gürültü, görüntü kirliliği, trafik tacizi, kurallara uymama kent suçudur, taciz suçudur ve bu suçlar bugün cezasızdır. Siz de okumuşsunuzdur, bir haber vardı, çok hoşuma gitti; İşte trafikte makas denilen tehlikeli sürüş için 2 yıl ceza ve 1400 lira ceza önerilmiş. Bu öneriyi yapan Trafik Daire Başkanlığı ise kutluyorum ve bunun yasalaşmasını umuyorum. Türkiye magandalığın her türlüsü ile mücadele etmelidir.

Değerli arkadaşlarım,
Daha önce de söyledim, bu yıl tarım sektörümüzün sıkıntısı büyük. İhracatta daralma fiyatlara da yansıdı ve sıkıntı devam ediyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanımız Toptancı Hal ile ilgili toplantı yaptık ve kendilerine bu sorunları aktardık. Türkiye’de tarım politikası geleneksel olarak buğday, çay, fındık gibi temel ürünler için yapılmış, sebze ve meyvede politika ve altyapı kurulmamış. Oysa 40 milyon ton ürün, ortalama 1 dolar olsa 40 milyar dolar eder,  ama biz dörtte birini yani 10 milyar doları çöpe atıyoruz.
Geçtiğimiz gün Isparta’ya giderken gördüm, domates TIR’ın kasasına silme doldurulmuş, muhtemelen salça yapılmaya götürülüyor. Ürün para etmiyor. Sektörde vadeler 16-18 aya çıkmış. Bu yapısal sorunları konunun ilgilileri ile biraraya gelerek konuşmak durumundayız. Ama herşeyden önemlisi Devlet desteklerinin anlamlı hale gelmesidir. Seralara ve ihracata destek artmalı, pazar ülkelerde ikide bir sorun yaşamaktan kurtulacak politikalar geliştirilmelidir.
Son dönemde bir sıkıntı da elektrik dağıtım şirketiyle yaşanıyor, zaten şirketin yeni uygulamaları birçok sektörden üyelerimizden şikayet yağmuru yağmasına yol açtı ve bunları daha önce de söyledim. Şimdiyse seraların çevre aydınlatması, ısıtma-soğutma gibi alanlarda kullandıkları elektrik nedeniyle tarımsal sulama aboneliklerinin ticari aboneliklere çevrilmesi nedeniyle sorun yaşanıyor. Bu konuyu da şirketle görüşeceğiz.

Değerli arkadaşlar,
Gümrük ve Ticaret Bakanımızla yaptığımız toplantıda perakende ticaret yasasını tekrar hatırlattık bu yıl sonuna kadar çıkacağı sözünü verdi, bekliyoruz. Biz AVM’ler kadar ciddi bir konunun her sokağa yayılan zincir marketler olduğunu söylemiştik. Şimdi işte zincir marketler nedeniyle neredeyse yerel market kalmadığını görüyoruz. Zincir marketler ve işyeri planlaması olmaması nedeniyle mahalleler mahalle olmaktan çıktı. İstanbul nasıl yaptıysa mahalle yapısını korudu, ama biz de bilinçsiz planlar veya plansızlık yüzünden mahalle ortadan kalktı. Halen de nasıl düzeltileceği bilinmiyor. 
Komitelerimizden gelen sorunlar içerisinde, dayanıklı tüketim mallarında ve mobilyada kredi kartı sınırlamasının kaldırılması talebi bulunuyor. Gerçekten de bu sektörlerimizde durgunluk ciddi sorun ve bu önlemlerin artık en azından etap etap gevşetilmesinde yarar görülüyor. Marka demişken, son olarak bütün komitelerimizi ilgilendiren Product of Antalya projemizi hatırlatmak istiyorum.
Konuyu uzatmayacağım. Bir sonraki toplantıda konuşuruz.
Son bir sözü de farklı bir konuda söyleyeceğim. Bildiğiniz gibi ünlü yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu isimli filmi Cannes’da ödül aldı. 13 Haziran’da da vizyona girdi. Bu film Türk sinema tarihine geçecek büyük bir filmdir. Türkiye, Sayın Ceylan ile ne kadar gururlansa azdır. Ama film bir haftada 43 bin seyirci tarafından izlenmiştir ki, bu da çok az bir rakamdır. Bu film Türkiye’nin aynasıdır, baştan sona derstir. Herkesin 2-3 kez izleyip üzerinde bir düşünmesini öneriyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi
  • Fuar