ATSO Temmuz Ayı Meclis Konuşması

22 Temmuz 2014 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Divan,
Sayın Meclis Üyeleri,
Sevgili arkadaşlarım,

Hepinizi şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yazın en sıcak ayındayız. Buna rağmen meclise katılan arkadaşlarımı yürekten kutluyorum. Salonda bizler dahil 79 üye var. Biz 129 üyeye sahibiz. Sıcaklar, Türkiye ve dünya gündemi bir taraftan. Yoğunluğundan biraz fazla. Ben buraya katılan arkadaşlarımı yürekten kutluyorum. Çok yakın çevremizde komşularımız ateşten gömleği giymiş mücadele ediyorlar. Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de ve Gazze’de şiddetli çatışmalar ve zulüm var. Özellikle Gazze’de yaşanan bu zulüm bitmeli. Şahsım ve kurumum adına oradaki genç, kadın ve çocuk ölümlerini lanetliyorum. Ülke olarak mazlumun yanında olmalıyız. Özellikle 1948’den beri İsrail hükümetinin uyguladığı şiddet ve zulüm duyarsız kalamayacağımız son derece ağır bir dönemden geçiyoruz. Orantısız bir güç var. Özellikle medyanın ilgi duymadığı konular dünyanın çok umurunda olmuyor. Artık algı yönetiminin yüksek olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu kadar şiddet içeren konularda Türkiye tepkisiz kalamaz. Ancak tepkilerin de aslında ayarı olması gerekiyor. Çünkü bu arada bir İsrail hükümeti var. Aynı zamanda 500 yıl önce ülkemize gelen Musevi vatandaşlarımız var. Bizim kadar bu ülkenin sahibi. Burada dengeli tepkimizi koymamız gerekiyor. İstanbul’da gösteriler sırasında bir binaya ve aynı zamanda bir sanat şaheserine saldırı vardı. Bizimde sürekli gündemimizde olan İlhan Koman’ın Akdeniz heykeli de bu arada paramparça oldu. Bu arada şunu da belirtmek istiyorum. Dengeli olmalı tepkilerimiz. Özellikle yine bu kürsüden ben Türkiye’nin imajı ile ilgili birçok vurguda bulunmuştum. Youtube ve twitter yasakları ülke imajına zarar veriyor demiştim. Şimdi ne oldu bu yasaklar kalktı. Fakat imaj konusunda ciddi bir yara da almış durumdayız. Ülke olarak.
Turizm Antalya için son derece önemli. Bu olumsuz algı rakamlara yansıyor mu diye baktığınızda, turizmde yüzde 7 sayısal olarak bir büyüme var. Fakat detaylarına baktığımız zaman özellikle orta ve batı Avrupa ülkelerinde ya stabil durum var ya da gerileme var. Özellikle Almanya, Hollanda ve Belçika pazarında. Bunu iyi takip etmek lazım. Türkiye’nin cari açığını büyük etkisi olan turizm sektöründe imaj ne kadar önemli olduğunu söylememe gerek yok. Sektörün çatı örgütü olarak bu konuda birçok çalışma yapma gayreti içerisindeyiz. Ülke olarak bu olumsuz algının yıkılması için tanıtım çalışmalarının devlet eliyle yoğun olarak yapılması gerektiğini burada ifade etmek istiyorum. Bu kan kaybının ve tek yönlü gelişmenin ileride sıkıntıları olabilir. Ticarette de toplam cironun yüzde kırkını bir yere yatırırsanız ve o yüzde 40’ta bir sıkıntı olursa işinizden olursunuz. Özellikle Rusya pazarı şu anda yükselen pazarımız. Bundan turizmciler memnun olabilir fakat çeşitlenmenin ne kadar önemli olduğunu da hepimiz kabul edersiniz. Özellikle son Ukrayna çatışmasında büyük uçak meselesinde tartışmalar var. Oradaki bir çatışmanın özellikle petrol ve doğalgaz zengini Rusya da işlerin terse dönmesi turizme sıkıntı yaratır mı yaratmamız mı? Tanıtım çalışmalarının bugünden sonra yoğunlaşması lazım. Tanıtım konusunda ülkemiz ciddi çalışmaları bugünden yapmalı. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na burada son derece büyük işler düşüyor. Geçen ay Kazakistan’da bulundum 4 gün. 1990’dan sonra özgürlüğünü almış bir ülkede bir gözlemci olarak çok daha dikkatli Türkiye’deki gelişmelere bakarak izledim. Astana’da mükemmel bir şehir kurulmuş. Antalya’da kent planı yok imar planı var. İmar planlarının da plan tadilatları ile geldiği nokta kentin kimliğindeki baskısı ortadadır. Orada kent planlanmış. Turizm alanı, ticaret alanı, ticaret alanını konut alanına çevirme diye bir şey yok. Mükemmel bir kent çıkmış ortaya. Astana 20 yıllık bir kent. Ama orada Antalya müteahhitlerinin ağırlığını hissediyorsunuz. Özellikle Sembol İnşaat’ın yaptığı çok önemli yatırımlar var. Gerçekten adı gibi sembol. Hepsi tek tek bakıldığında birer sanat şaheseri. Antalya’dan mermerden demire kadar inşaatın her kademesine kadar birçok yatırımcı Kazakistan’da birçok yatırım yapmışlar. Bunlarla gurur duymamak mümkün değil. Bu Antalya’nın dış pazarda geldiği noktayı gösteriyor. Ardından Ata topraklarına gittik. Ata topraklarındaydı Türkistan’da ki toplantı. Turizm konusu vardı. Bu arada Ahmet Yesevi Hoca’yı gördük. İslam’daki gelişimdeki en önemli faktörlerimizden biridir. Kazakistan Başbakanıyla bir protokol imzaladık. Turizm tartışma konusuydu ama artık Türkiye’deki oda sistemi örnek alınan sistem haline gelmiş. Bundan birkaç sene önce Kazakistan Cumhurbaşkanı Türkiye’deki oda sistemini aynen uygulamak istediğini Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na ilettiği zaman gidip bir sunum yapıldı. O sunumda bizim sistemimiz ve 5174 sayılı kanun olduğu gibi Kazakistan’a aktarıldı. Yani biz artık bilgi satar duruma geldik. Oda konusunda. Keşke diğer konularda da bu böyle olabilse. Bunun üzerine çalışmaları bize çok yaklaşmış. Çimkent’e gittik. Çimkent Odası bölgesel bir oda. 16 oda onlara bağlı. Antalya’da ve Türkiye’de neler yapıyoruz. Özellikle bizim odamızla ilgili yaptıklarımızı anlattık onlara. Onların çok ilgisini çekti. Türkiye’nin 3,5 katı yüz ölçümüne sahip bir ülke. 18 milyon istiyor. Ve çok şeye ihtiyaçları var. Başta bilgi olmak üzere. Zenginler. Özellikle yer altı zenginlikleri fazla. O yüzden bizimle de iş birliği yapmak istiyorlar. Biraz dikkatimizi Orta Asya’ya çevirmenin zamanı geldiğini düşünüyorum. Gelecek Ortadoğu ya da Avrupa değil Asya’ya doğru yöneliyor. Çin hep doğu kıyılarında üretim yatırımları yapmıştı şimdi batıya yani Orta Asya’ya doğru geliyor. Orada yatırım alanlarında çok ciddi artış var. Buraya doğru yaklaşıyor. Yani orta Asya aynı zamanda Türkiye Avrupa arasındaki köprü olarak düşündüğünüz zaman gelecek orada. Sizler işadamları olarak böyle seyahati planlamanızda yarar var. Biz o bölgedeki odalarla işbirliği yapmayı planlıyoruz. Eğer gönüllü gelmek isteyenler olursa meclisle birlikte böyle bir seyahati gündeme alırız. Ekonomiyle ilgili söylenecek çok şey yok çünkü yaz rehaveti var. Bu aylar bütün dünyada tatil aylarıdır. Sonbahar aylarında burada uyarı niteliğinde de olsun sonbahar aylarında ekonomiye yönelim söz konusu olacak. Seçimlerden başımızı alamıyoruz. 2015’te yine seçim olduğunu düşünürsek ekonomi çok fazla gündemde olmayacak. Bu kürsüden bizim bunu tekrar tekrar gündeme getirmemiz lazım. Amerika’nın parasal genişleme meselesi biliyorsunuz geriye doğru gidiyor. Ekim ayında 85 milyar dolar sıfırlanacak. Bunun dışında çevredeki gerginliği de dikkate alarak sonbahar aylarında daha dikkatli olmalıyız. Özellikle kuyum sektöründe kredi kartı işi aşağıya çekti. Taksitli alışverişte yüzde 17 eksi yazıyor piyasa. Cari açığı olan bir ülkeyiz ihracata ihtiyacımız var. Ama o rakamlar da çok parlak diyemem. Ekonomi yönetiminden de piyasanın durgunluğunda bir ses bekliyoruz. Ali Babacan’ın sık sık çıkıp bizlere yön çizdiğini biliyoruz. O teselliye bile ihtiyacımız olduğunu söylemek istiyorum.
Zeytinlik meselesi çok tartışıldı. Bunu da anlamak mümkün değil. 25 dönümün altındaki yerler zeytinlik sayılmayacakmış. Bu kürsüden birçok kere düşüncelerimizi aktardım. Antalya bölgesinde binlerce yıldır zeytincilik yapılır. Antalya’nın çevresinde 2 bin, 2 bin 500 yaşında zeytin ağaçlarını görürsünüz. Bu önemli bir kültürel ve tabii zenginlik. Dünyada artık çevre birinci planda ve tarım toprakları stratejik öneme sahip. Geleceğin stratejik faktörü tarım ve tarım toprakları. Özellikle 25 dönümün altındaki tarım topraklarını neden gündeme getirdiklerini ben net tatmin olmadım. Özellikle taş ocakları mı, mermer ocakları mı, konut alanları mı bu sopruların cevabı yok. Net olarak sormak istiyorum. Zeytinliklerle ilgili acele niye. Bizim çevreyi öncelikle vurgulamalıyız. İşte dünyayı geziyoruz. Özellikle siyasiler de geziyor. Avrupayı geziyorlar. Toprağın ne kadar önem kazandığını görüyorlar. Sanayileşmeyle zenginleşme yerine çevremizle ve temiz bir doğaya sahip olmanın önemini görüyorlar. Bugün gelinen noktada zeytinlik meselesiyle ilgili çevre dosyasını açmak lazım.
Antalya’dan bahsedecek olursak 640 kilometre sahili olan bir kentte yaşıyoruz. Bu kadar betonlaşma yetmedi mi. Bundan sonra tarım topraklarının üzerine bu kadar spekülasyon yapılması belki kolay kazanç yoludur ama biz işadamı olarak inşaat yatırımlarının vahşice çılgınca devam etmesinin karşısında olacağını söylemek istiyorum. Geçen günlerde Adrasan’da yangın çıktı. Bir kere gidip görmeden o facianın ne olduğunu anlamanız mümkün değil. Çevrenizdeki çocuk ölümlerini dizi seyreder gibi seyrediyorsak o yangın görüntüsünü de görmek lazım. Oradaki yangını da aynı şekilde izliyoruz. Ama gidip görmek lazım. O cennet koyların, o çirkin görüntüyle nasıl birleştirileceğini ya da birleştirilemeyeceğini gidip görmek gerekiyor. 1946’da yangın çıkmış. O yamaçların tamamı yanmış. 70 yılda o hale gelmiş yemyeşil bir alandan bahsediyorum. Şu anda simsiyah. Oradaki eksikliğin zamanında müdahale söz konusu olamamış. Birkaç yangın uçağı ve helikopter olduğu için gecikme olduğunu orada öğrendik. Bir ani rüzgar değişikliğiyle pansiyonlar ve evler yandı. O rüzgar değişikliği olmasa acaba o dağlar komple yanacak mıydı? Şükretmemiz gereken şey can kaybı olmaması. Buyurun 70 yılda o hale gelmiş. Artık bir 70 yıl daha beklemek gerekiyor. Orman yangınlarına göre tedbirlerin alınması lazım. Artık her sitenin içinde bir yüzme havuzu var. Doğanın ve suyun kirletildiği bir ülkede ve dünyada onun ne kadar gerekli, öbür tarafta doğanın ne kadar gereksiz olduğunu söyleyemezsiniz. Arıtmalarımız suyu denize aktarılıyor. Dünyada artık bu da bırakılmış. Dünyada denize deşarj diye bir şey söz konusu değil. Bizdeki arıtma tesisleri ya göl ya denize deşarj ediyorlar. Bunların kendi içinde çözümleri var. Çevre bu kadar önemli. Gelecekteki neslimizi düşünen bir insan olarak söylüyorum. Çevre bilinci artık oturmalı, sanayicimizden turizmciye kadar hepsinin değerlendirmesi gerekiyor. Çevre sıkıntıları başlarsa Antalya da bu turizm yapılabilir mi. Tüm sektörlerin ve kanun koyucuların bunları çok iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Geçen toplantıda elektrik dağıtım şirketiyle ilgili bir takım eleştirilerde bulunmuştum. Bizden randevu istedi elektrik dağıtım şirketi verdik. 12 sayfalık bir rapor çıkarmıştık. Yaklaşım son derece iyi. Sorunların büyük kısmını çözümü kavuşturduklarını söylediler.  Abone bağlantı bedeli, sözleşme yoğun çalışmalarımız sonuç verdi. O toplantıdan iletilen notlar şöyle, Şirket tüketicilerden süreli sözleşme istiyordu bu sorun konuşuldu. Bu sorun çözülüyor. Abone güvence bedelleri güncellemelerde yüksek bir bedel çıkarılıyordu. Şirket sorunlarının önemli bir kısmını düzelttiklerini söylemişler. Abone devrinde eski abone borçlarının istenmesi konusu da çözüme kavuşmuş. Açma kapama bedelleri ve süreleri konusunda önemli bir ilerleme olduğu belirtilmiş. Müteahhitler trafo bedellerinin ödenmesi konusunda konuşulan ve alınan sonuç şu; bu konuyla ilgili gerekli girişimlerde bulunduk ve bu sorunu çözdük demişler. Kredi kartı ile ödemelerde şikayet vardı. Otomatik talimatla ödemelerde sorun olmadığını ancak tek çekimlerde banka komisyonları nedeniyle zarar ettikleri için kabul edemediklerini söylemişler. Tarımsal işletmelerin şikayetleri vardı. Sulama ve müştemilat ile ilgili sorun yok. Ama tarım alanı içinde konut ve benzeri yerlerde elektrik kullanıma durumunda farklı bir tarife uygulanacağını söylemişler.
Alt yapı yatırımlarında yıllık yükümlülük 120 milyon lira. Bu tabi ki ihaledeki ciddi eksiklerden biri. 120 milyon liralık rakam Antalya’da bir kentte hiçbir şey değil. Yeni bölgeler ve imar bölgelerinin olacağını düşünürseniz bu rakam trafo ve hatları yenilemeden başka bir işe yaramaz. İlk yıl 160 milyon yatırım yapmışlar. Burada düzeltilmesi gereken bir hata var. Sonuç olarak üyeler adına yapılan bu çalışma sonuç verdi. Yaptığımız hiçbir çalışma boşa gitmiyor. EPDK’ya yazdığımız bir takım hususlar vardı. Dikkate alınmış ve bazı yönetmelik maddeleri talebimiz doğrultusunda değiştirilmiş. Özellikle geçtiğimiz günlerde burada Antalya’da bir kentte yaşamanın kuralları vardır demiştim. Bir yığın şey söylemiştim. Plajlar, mahalle aralarında düğün, düğün konvoyları, yaya kaldırımlarının işgalleri vardı. Yaya geçitlerinde Allah muhafaza adımınızı atsanız çarparlar demiştim. O bir ay içinde sadece Konyaaltı dikkate alındı. Onun içinde spekülasyon oldu. Biz doğru bildiğimizi söyleyeceğiz. Konyaaltı sahili için bu 8’inci meclis yine söylüyorum. İşletmesinin yine kamu yarı kamu şirket tarafından yapılmasını birçok defa dile getirmiştim. Bunu üstüne basa basa söylüyorum. Şimdi tekrarlıyorum. Antalya Tanıtım A.Ş bu bölgede ne kadar oda varsa belediye ve turizm örgütleri buraya ortak. Bu şirket Antalya’nın şirketi. Bu şirket kamu olarak işletme yapacağınız şirket olarak söylüyorum. Burada bir takım bazı yanlış anlamalar olmuş. Bu yüzden tekrar söyledim.
Kentte yaşamanın kuralları vardır dediğimiz yerde Konyaaltı Plajı kullanma ve denize girme kuralları yazılmış. Plaj kullanım talimatları.  Burada bizim oda olarak yaptığımız uyarılar tamamen kentin yaşanabilir olması ve kentin zenginleşmesi için yapılmış uyarılardı. Başka hiçbir sebebi yoktur. Doğru bildiğimizi söyleriz. Onun için bu duyarlılığı gösteren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na teşekkür ediyorum. Kent yaşamıyla ilgili uyarılarımız devam edecek. Bundan sonrada aslında bunlara azami oranda dikkat edilirse yaşanılabilir bir kentte olmanın mutluluğunu hep birlikte yaşarız. Çünkü buraya 12 milyon yabancı turist geliyor. Bunun üzerine transit gelenlerle birlikte 15 milyon turist geliyor. Göz bebeği bir kent. Burada yaşamanın kuralları olmalı.
Bir ikincisi de ben buradan Sayın Valimizin gösterdiği duyarlılığa da teşekkür ediyorum. Mahalle aralarında yolların kapatılarak yüksek sesle müzik ve düğün yapılmasıyla ilgili yazılarını yazılmışlar. Trafiği alt üst eden düğün konvoylarıyla ilgili yazılarını yazmışlar. Buna benzer bizimde uyardığımız konularda gerekli talimatları ilgili birimlere göndermişler. Akşam 7 ile 12 arasında müzik yapılmasına izin verilmiş. Gece 12 ile öğlen 1 arasında müzik yapılamıyor. Bununla ilgili genelgeyi yayınlamışlar.

Kadın girişimciler bugün buradalar. Onlar gelince burası çiçek açıyor. Her meclise gelip katkı koyabilirsiniz. Çok önemli ve başarılı çalışmalar yapıyorsunuz. Bu yaptığınız çalışmalarla ilgili bugün ödül alacaksınız. Bunlar aslında önemli algı yaratır. Toplumsal algı yaratır. Zeytini ya da doğayı ya da çiçeği böceği görmeyen bir toplum kadınını da görmez. Bizim kadın girişimci sayımız 80 bin civarında. Çocuk kadınlarımız bu sayıdan fazla. Kadın cinayetlerini söylemeye bile gerek yok. Siyasiler bir cinayette bir şeyler söylüyor. Toplumsal kuralların yerleşmediği, doğaya hayvana insana sevginin gelişmediği ortamda bu tür onursuzca yapılan cinayetleri de her gün basından izlemeye devam ederiz. Önce doğaya saygı göstereceğiz. O zamanda insana saygıyı öğreneceğiz.
Geçtiğimiz gün yurt dışından dönerken İstanbul aktarmalı geldik. Buradan da çıkışta eğer bavulumuz olsaydı iç hatlardan inip dış hatlardan bavulumuzu alıp öyle çıkacaktık. Bununla ilgili sayın müsteşara ve gümrük bölge müdürüne konuyu anlattık. Transit gelenler İstanbul’dan pasaporttan çıkıyor, buraya geliyor. Burada da iç hatlarda bir bölüm ayrıldı. Gümrüksüz saha. Oradan da bavullar çıkıyordu. Buradan bavulu alıp evimize geliyorduk. Şimdi bununla ilgili bu kalksın dedik. Talebimiz buydu. Fakat her nedense bilmiyoruz sebebini, bu konuda biz ısrarcı olmamıza rağmen bu uygulama kaldırıldı. Şimdi geçen gün gelirken özellikle baktım. Beni bavuluma kim yönlendirecek diye. Hiç kimse! Transit gelen yabancılar nereye gideceklerini bilemiyor. Antalya’ya transit gelen 2 milyon insan var. Her uçağın yüzde 65’i trasit yolcu ile dolu.  Bu sorun inanılmaz büyük. Turist gelsin diye canımız çıkıyor. Fakat şuradaki küçük uygulamalar turisti caydırıyor. İstanbul’da böyle. Oradaki pasapart çıkışında uzun sıralar oluyor. Bunlar organizasyon işi. Sektör ile konuşmadan yapılan uygulamaların sonuçları bunlar. O yüzden bu işin acilen düzeltilmesini bekliyoruz.
Batı çevre yolu her meclisin konusu. 14. yılda bu yolu tamamlayamadık. Kemer yolunu bilmeyen yok. 100 yıl ve Akdeniz Bulvarı inanılmaz durumda. Hele yaz aylarında bir felaket. Mermer tırları, çimento tırları ve benzeri araçlar. Artık bu yollar bunu kaldırmıyor. Her toplantımızda ulaşım var. Orada mesele 1800 metre. 1800 metre mesafede yapılacak imar uygulaması tartışmaları. Ben bunu 5-6 ay önce dile getirmiştim. İmara açılarak yüksek katlar vererek orayı bir çevre yolu olmaktan çıkartırsınız. Bunu ya kamulaştırmayla ya da küçük yapılarla çözebilirsiniz dedim. Şimdi sevindirici bir karar çıktı. Bakanlıktan aşırı yapılaşmayı engelleyen bir kadar çıktı. Bu karar doğru bir uygulama. Ama artık tahammül kalmadı. Nasıl olacaksa şu yolu bir an önce açılsın. Artık ulaşım orada imkansız hale geldi. Kemer yolu çok güzel ama oraya gidene kadar canınız çıkıyor. Bu konuyu artık ilgililer önlerine alsın ve bu işi yapıp Antalya’yı kurtarsınlar. Bu yetiyor mu? Hayır. Batı ve kuzey çevre yollarının Alanya’ya bağlanması lazım. Peki, duble yol yaptınız yetiyor mu? Hayır. Toplu ulaşımı çözemezseniz bu inşaatları yeniden yaparsınız. Çin’de apartmanların 7inci katından otoyol geçiyor. Bu işlerin planlamasını yaparken bunları yapacaksınız.

Antalya’dan güzel birkaç şey söyleyip sözümü bitireyim. Antalya’da turizmciler gurur duymalı. İstihdamda Türkiye birincisi. Antalya SGK verilerine göre 43 bin sigortalı çalışan artışıyla Türkiye’de birinci oldu. Bu artış Ankara’da 18 bin, İstanbul’da 17 bin, İzmir’de 32 bin, Bursa ve Kocaeli’nde 20 bin civarlarında. Artık bu kayıt dışı kayıt içine girdi ona bakmıyorum. Kayıtlı 43 bin artış ile rekor kıran Antalya. Zenginleşme böyle oluyor. İkincisi piyasa çok durgun çekler yazılıyor. Geçen sene ile bu sene arasında karşılıksız çek oranı yüzde 70 artmış. Piyasa durgun ama ödeme araçlarındaki sıkıntıları da artık hissetmeye başladı piyasalar. Ancak Antalya’da bu oran çok aşağılarda. Bu da Antalya’da işlerin fena gitmediğini gösteriyor. Yatırımda yüzde yüzlük artış var turizmde. Yatırım yapmaya hala hevesli turizmci. Ama Antalya’da yatak yapmak kendimize kurşun sıkmaktır. Turist sayısı ve kaliteyi arttırmak yatak sayısını arttırmak değildir. Kaliteyi arttırmanın yolları vardır.
Her yıl 30 bin yatak ilave ediliyor. Antalya’da yüzde 7’lik bir turizm büyümesi var diyoruz. Ancak bir de doluluklara bakmak lazım. Aslında burada karışık bir iş var. Yüzde yüzlük artış güzel ama yatak kapasitesinin arttırılmaması gerektiğini dile getireyim.

OSB’de de güzel gelişme var. Elektrik tüketiminde OSB yüzde 44  artış sağlamış. Bu tamamen geçtiğimiz yıl kapasitesini arttırmış anlamına geliyor. Sonuç olarak biz kış demiyor yaz demiyor koşturuyoruz. Bu işleri hepimiz gönüllü yapıyoruz. Ramazan demeden bu sıcaklarda bile toplantıya geliyorsunuz. Çok şey yapıyorsunuz. Ama boşa gitmiyor. Yatırım yapıyor para kazanıp sonuç alıyoruz. Antalya kazanıyor. Bu sizlerin başarısı.
Özellikle şimdiden bayramınız kutluyorum.
Birde temennim olacak. Suriye ırak Gazze’de olan ölümler dursun. Güzel bir dünya olsun hepimiz için. Hepinizi yürekten selamlıyor ve saygılar sunuyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi