ATSO Ekim Ayı Meclis Konuşması

21 Ekim 2014 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Ekim ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı İzzet Bayar’ın başkanlığında yapıldı. ATSO Meclis Salonu’nda gerçekleşen toplantıda gündeme ve ekonomiye dair açıklamalar yapan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak şunları kaydetti;

Çalışmalar ve seyahat temposu içerisinde yoğun bir Eylül-Ekim dönemini geride bıraktık. Yaz aylarından sonra çalışmalarımız bundan böyle hızlı bir tempoda devam edecek.
Bugün sizlere Türkiye ve Antalya ekonomisi ile ilgili bir kaç slayt hazırladım. Ekonomi maalesef Türkiye’de gündemin birinci maddesi olması lazımken, ne yazık ki hiç gündeme gelmiyor. Ekonomide neler olmuş sizlere aktaracağım. Kendi sektörlerimizin dışında ekonomide neler oluyor bunları da söylemeye çalışacağım.

Türkiye gündemi
Türkiye’de gündemi takip etmek çok zor. Her gün farklı bir gündem içerisinde yaşıyoruz. Geçen Meclis Toplantısı’ndan bu güne kadar ülke olarak çok ciddi gerginlikler yaşadık. 40 vatandaşımız hayatını kaybetti. Türkiye’nin dengeleri bu gerginlikten dolayı büyük zarar gördü. Ben bu kürsüden her zaman birlik ve beraberlikten yana olduğumuzu söyledim. Bizi kimse ayrıştıramaz. Kökleri belli olmayan bu eylemler bazı çevreler tarafından manipüle edildi. Yapılanlar bu kişilerin yanına kalmamalı. Ağır ve caydırıcı cezalar verilmeli. Olayların Antalya’ya yansımasında Kapalı Yol üzerinde iş yeri olan birçok arkadaşımızın iş yerleri tahrip edildi. Büyük şehirlerde bayrak indirme olayları oldu. Bunlar manipüle edilmiş ve provokatif hareketler. Bu tip olaylar her zaman vurguladığım ülke imajını da riske atıyor. Bu kürsüden çok defa ülke imajının ne kadar önemli olduğunu söyledim. 2013 yılının Mayıs ayından bu yana ülke olarak istenmeyen olaylarla karşılaştık. Yurt dışında bana sizin ülkede ne oluyor dediklerinde cevap vermekte güçlük çekiyorum.

Ülke imajı ve sınırlar
Ülke imajını güzelleştirmek için ilk olarak biz iş adamları çaba göstereceğiz. Ekonomi gelişince ülke zenginleşecek. Bizler de ülke imajı üzerine çalışmalar yapacağız. Ancak daha önemlisi örnek alacağımız siyasilerden artık itidalli ve uzlaşmacı bir dil kullanmalarını bekliyoruz. Suriye, Irak, Ukrayna ve bütün sınırlarımız bir ateş çemberinde. Ülke olarak öyle bir konuma sahibiz ki bizim tam bir barış adası olmamız gerekiyor. Güneyimiz, doğumuz kısacası her tarafımız ciddi sıkıntılarla çevrelenmiş durumda. Etrafımızda bunlar olurken biz birbirimize düşmemeli ve el ele tutuşmalıyız. Biz barıştan yana ve barış toplumuyuz demeliyiz. Ortadoğu ve Asya’ya da bu mesajı vermek lazım.

Eğitim
Geçtiğimiz Cuma günü Meslek komitelerimizle aldığımız bir eğitim sonrasında bazı konuları düşünme ve sorgulama imkanı bulduk. Bakınız, Japonya’da bir işçi yılda ortalama 20 saat eğitim alıyor. Bizde eğitim konusuna okul bitirince tamam deniyor. Kendimizi yenilemiyoruz. ATSO yetişkin eğitimi konumunda Türkiye’deki en iyi Odalardan birisi hatta bize göre en iyisi. Ancak bizim iş adamları ve meclis üyelerimizden birçoğu bu eğitimleri takip etmiyor. Gençler de aynı şekilde maalesef eğitime önem vermiyor. Ancak, hangi işi yaparsanız yapın, kendinizi geliştirmek, bilginizi yenilemek, dünyayı takip etmek zorundasınız.
Ekonomiye geçecek olursak, önce Cuma günü yaptığımız anketi hatırlatarak başlayacağım.
Anketimize göre;
-Satışların geçen yıla ve önceki aylara göre durumuna %60 daha kötü diyor.
-En önemli sorun olarak durgunluk görülüyor (%45)
-Kredi kullanmada artış görüyoruz, alacak tahsilatı iyiye değil, kötüye gidiyor.
-Arkadaşlarımızın %77’si maliyetlerin enflasyonun üzerinde arttığını söylüyor.
-%30 çalışan sayısını azalttığını belirtiyor.
Ve en önemlisi şu:
Gelecek aylarda en büyük risk nedir sorusuna %60 siyasi gerilim yanıtını veriyor.Demek ki, Türkiye’de seçimler bitiyor ama siyasi gerginlik kaygısı bitmiyor.
Demek ki Türkiye’de önce barış ortamı tesis edilmeli. Seçimler biter gerilim biter dedik ancak 2 seçim atlattık gerilim hala bitmedi.

Ülke ekonomisinden kısa notlar
Türkiye ekonomisine bakalım birazda.
• 9 Ayda Kredi Artış Oranı %9
• Kredi Kartı Bakiyesi %12 Azaldı
• Düşük büyüme ile enflasyon ve işsizlik çift hane sınırında
• 9 ayda dahilde alınan KDV artışı %1, ÖTV artışı %4.4
• Eylül ayı bütçe açığı 9.3 Milyar, 9 Aylık Açık 12 Milyar
• Mayıs ayından itibaren sanayi ve inşaat sektörü istihdamında azalma ve durgunluk görülüyor.
Türkiye’de Mayıs ayından itibaren inşaat sektörü hareketlenir. Buna rağmen inşaat ve sanayi istihdamında azalma ve düşüş görünüyor.
Geçtiğimiz günlerde Orta vadeli planla ilgili ekonomi yönetimi bir açıklama yaptı. Burada OVP hedefler revize edilmiş. Şimdi daha gerçekçi bir durum var. 3,3 büyüme hedefi var 2014 yılında. 2017’ye kadar yüzde 4-5 arası büyüme hedefi var. 2023’te dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olacaksak bu büyümeler gerçekçi olmaz. 2023’de ilk 10 olmak çok zor. Bunun gerçekleşmesi için çok şey yapılması lazım. Bu büyüme Türkiye’yi kesmez. Petrol fiyatlarının geri gitmesinin ekonomiye büyük faydası oldu. 10 dolarlık bir düşüşte 5 milyar dolarlık bir ekonomik rahatlama yaşıyoruz. Fiyatların düşmesiyle ilgili olarak da Suriye’de savaş var, Irak karışık, Rusya ve Ukrayna meselesi var yani fiyatların aslında yükselmesi gerekiyor. Peki, buna rağmen fiyatlar neden düşüyor. İşte bu düşüşün sebebi global piyasalarda ki bu durgunluk. AB’nin resesyon ilan etme durumu var. Çin’de büyük durgunluk var. İşte bunlar petrol fiyatlarındaki düşmeyi sağlıyor. Bu arada çok küçük bir bilgi olarak bu dönemde Suudi Arabistan üretim artırımı kararı aldı. OVP ile ilgili son sözüm şu olur. Her zaman söylediğim yapısal reformlar hayata geçmez ve yeni bir ekonomik program yapılmazsa tablo ya bu ya da bundan kötü olur.
Biz bugünkü halimizle devam edemeyiz. Nano ve biyoteknoloji gibi alanlara yatırım yapılmalı. İlk olarak büyük bir hamle eğitime yapılmalı. Ülke olarak kaliteli iş gücümüzü kullanacak bir alan yaratamıyoruz. Türk çocukları silikon vadisinde büyük işlere imza atıp önemli programların altına isimlerini yazıyor. Ancak merkezi hükümet bu atılımlar için 2015 seçimlerine kadar idare edip seçimlerden sonra reformları hayata geçirmeyi düşünüyoruz derse bu çok büyük bir zaman kaybı olur.

IMF Tahminleri
Biraz IMF öngörülerinden söz edeceğim. Bugüne kadar IMF tahminlerinin daha gerçekçi olduğunu gördük. IMF 2019 yılına kadar enflasyon rakamları yüzde 5’in altına inmeyecek ve işsizlik çift haneli rakamlarda kalacak diyor. Cari denge, yani cari açığımız 2019’a devam edecek. Bu da döviz ihtiyacımız devam edecek demek oluyor. Yani 4,5 milyar dolar civarı sıcak para Türkiye’ye girmeli. Bu durum devam ederse ülke olarak her krizden ve dalgalanmadan etkileneceğimiz anlamına geliyor.

İşsizlik
Asıl yüksek işsizliğe dikkati çekmek lazım. Mayıs ayından bu yana inşaatta ciddi bir duruş var. Bu da işsizliğe yansıyor. Şimdide turizm sezonu ve tarım sezonu bitecek, dönemsel işsizlik ortaya çıkacak. Yine bir işsizlik dalgası gelecek. Bu da genele yüzde 1-2 oranında yansıyacak. Bu kayıtlı olan. Bir de iş aramaktan vazgeçen vatandaşlarımız var. Çift haneli işsizliğe gidiyoruz. Bunun yanında bir de genç işsizliği problemimiz var. Bu oranda yüzde 20. Bu gençler mesleksiz. Bu konuya sadece ekonomik yönden değil aynı zamanda sosyal olarak da bakmak lazım.
Gençlerin örnek aldığı kişiler: Acun Ilıcalı ve Arda Turan
Bonzai ve uyuşturucu belası bu gençlerimizi etkiliyor. Gençlik okumuyor ve eğitilmiyor. Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) yaptığı araştırmada gençlere örnek aldıkları kişileri sormuş. Çıkan cevaplar Acun Ilıcalı ve Arda Turan. Gençler kolay yoldan zengin olmak istiyor. Ne bir bilim insanı ne bir siyasetçiyi örnek almıyorlar. Gençlerimiz gazete okumuyor, spor yapmıyorlar. Gazete okuyanlar da ya magazin ya da spor sayfalarına bakıp kapatıyorlar. Yapılan araştırmada çıkan sonuçlardan bir diğeri de bu gençlerden yüzde 80’i fiziksel şiddet gördüğünü söylüyor. Buraya dikkat bu gençlerin yüzde 78’i Türkiye’de yaşamak istemiyor. Bu bir araştırma kuruluşunun yaptığı araştırma. TUİK’İn yaptığı çalışmaya da baktım ancak o bu çalışmanın yanında çok sınırlı kalıyor.

Gençlerimiz karamsar
Bu anketlerden çıkan sonuç gençlerin karamsarlık içerisinde olduğunu gösteriyor. Gençlerin karamsarlığı bir gelecek tehdididir. Bu gençler ileri de ülkeyi yönetecek kişiler. Yaşadıkları büyük bir duygu kırılmasıdır. Okusak ne olur, okumasak ne olur seviyesine gelmişler. Umutsuzlar. Hangi gazete dergi ya da TV’de gençlerimizin sorunlarının anlatıldığını gördünüz. Bu gençlerin istihdama dahil olması lazım. Ama nasıl olacak bunu düşünmek gerekiyor. Bunun yanında yüzbinlerce üniversite mezunu gençlerimiz devlet kapılarında sınava giriyor. Ne araştırma, ne geliştirme düşünüyorlar. Düşünceleri yalnızca devlete kapağı atalım yaşayayım demek oluyor. Bu bir eğitim tabi ki. Toplumsal olarak biz bu noktada sınıfta kaldık. Örneğin şunu yapabiliriz. Hepimizin çalışanları var. Bizler kendi işletmelerimizde eğitim vermeye başlayalım. Hayata, yaşamaya ve kente dair eğitimler verelim. İş hayatıyla ilgili eğitimler olmasa da olur. Hayata dair eğitimler veremez miyiz? Bunu bir düşünmek lazım. Sanayi, OSB, tarım alanlarında ve çalıştığımız yerlerde böyle eğitimler verilmeli. Çok uzun olmasına da gerek yok. Yarım saatlik, bir saatlik kısa eğitimlerle ufukları açabiliriz. İnsanların mutluluğuna katkıda bulunmak lazım. Bir arkadaşımız da önermişti, bizlerde düşünüyoruz. ATSO çatısı altında bir yaşam okulu açabiliriz. Buna çalışmaya başlayacağız.

Turizm’de büyüyoruz ancak Pazar çeşitlendirilmeli
Turizmde geçen yılın ilk 9 ayına göre %5,3 büyümüş görünüyoruz. Antalya turizmini 2 pazar şekillendiriyor .Rusya ve Almanya’nın gelen turist sayısına baktığınızda toplam turist sayımızın yarısından fazla. Turizm ile ilgili şunu söylemek zorundayım. Tek taraflı pazar büyük bir tehdittir. Burada geçmişte olduğundan daha fazla tanıtım yapmak lazım. Devlet başta olmak üzere her kurum elini taşın altına koymalı.
Bizim yapacağımız bütün çalışma, imaj üzerine olmalı. Bizim yapmamız gereken topyekûn bir tanıtım seferberliğine girmemiz lazım. Antalya’nın direği turizmdir ve turizm tamamen keyfe keder bir iştir. İnsanlar en ufak bir risk hissettiklerinde rota değiştirir. Biz bunun olmasını engellemek üzere imaj çalışması yaparak Antalya’yı ve ülkemizi anlatmamız lazım. Bununla birlikte turizm yatırımları devam ediyor. Milyar doların üzerinde teşvikleri doldurmuşuz. Bu yatırımlar devam edecek. Bu hem milli servet hem ülke zenginliğidir. Ancak burada önemli olan kaliteli hizmet verebilmek. Tesis olmazsa turist çekemeyebilirsiniz, doğru, fakat, bir gelen müşteriyi 10 kişiyle geri getirecek şekilde tesisler ve hizmet kalitesi olmalı. Fiyatları geri çekerseniz, kar üretemezseniz de hizmetiniz aksar. Bu da kalitesizliğe yol açar. Bunu önlememiz ve kalitemizi arttırmamız lazım. Antalya turizmiyle ilgili olarak genelde gelen yabancı sayılarını veriyoruz. Yerli ve transit sayılarını bilmiyor, sadece tahmin ediyoruz.

İlgili Bakanlıklar girişimci bilgi sistemi adı altında bir çalışma yapmışlar. Antalya'ya ilişkin sonuçlar da çok enteresan. Sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum
Türkiye’de şirketlerin 2013 yılı net satışları 3.7 trilyon TL. Yarısını İstanbul şirketleri gerçekleştiriyor.
Antalya’da işyerleri 100 milyar TL satış yapmıştır ve Antalya 6. Sıradadır.
Antalya’ya kayıtlı şirketler ise 72 milyar TL satış yapmıştır.
Antalya, Kocaeli, Adana’da satışların yaklaşık %30’u diğer illerin (İstanbul ve Ankara) şirketleri tarafından yapılıyor.
Tekirdağ %62, İzmir’de %22, Bursa’da %19, Gaziantep pozitif, Kayseri, Konya dengeli. Bu durum ilin ekonomik faaliyeti ile net refahı arasındaki farka işaret ediyor.
Antalya’da işyerleri 45 milyar alım yapmakta, 100 milyar TL satış yapmaktadır, satışların 33 milyarı firmalara satıştır. Firmalar en fazla Antalya’daki firmalardan (17 milyar), ikinci sırada İstanbul’dan alım yapmaktadır (16 milyar)
3.7 trilyon satışın1.5 trilyonu ticaret sektörü, 900 milyarı imalat sektörü yapıyor
7 bin büyük şirket, şirketlerin binde 3’ü, toplam cironun yarısını gerçekleştirmektedir.  2. 7 milyon mikro ölçek ise 436 milyar TL, yani şirket başına 161 bin TL ciro gerçekleştirmektedir.

Yaptığımız işleri verimlilik esasına dayandırmalıyız
Biz hep söylüyoruz. Antalya’nın katma değeri Antalya’da kalmıyor. Antalya’da üretilen bu büyük güç Antalya’ya dönmüyor. Antalya’ya dışarıdan satış yapanlar bu katma değeri ve vergiyi kendi kentlerine götürüyorlar.
Antalya’da ciddi bir rekabet ve iş yeri enflasyonu var. Biz yaptığımız işi verimlilik esasına dayandırmalıyız. Markaya dönmeliyiz. Bir iki yılımızı markaya ayırdık. Ne yaparsanız yapın, yanına mutlaka Antalya markası koyun, mutlaka kendi markanızı geliştirin. AVM’den ve global ekonomiden şikayet etmek yerine kendimizi ne kadar geliştiriyoruz buna bakalım. Artık eskisi gibi büyük karlar yok. İşimize yatırım yapmalı ve markamızı geliştirmeliyiz. Global alanda rekabet edebilir hale gelmeliyiz.
Antalya büyüdü, ya refahı?
Tekrar Antalya ekonomisinin rakamlarına dönersek, sizinle Antalya ekonomisine dair 1990 ın ve 2013 ün rakamlarını paylaşacağım. Bu dönemde Antalya’da;
• Nüfus 2 kat
• Turizm 15 kat
• İhracat 12 kat
• Mevduat dolar bazında 20 kat
• Otomobil sayısı 8 kat
• Kayıtlı çalışan sayısı yaklaşık 3 kat arttı.

Peki Antalya’nın refahı, yaşam kalitesi bu oranda arttı mı?
Antalya bu kadar büyüdü ama Antalya’nın katma değeri ve zenginliği Antalya’da kalmıyor. Kalsa belli olurdu. 1990’lı yıllardaki kent merkezi iddia ediyorum bugün yok. Bunu gayet iyi değerlendirmemiz lazım. Antalya ülkenin zenginleşmesinde bir lokomotif. Antalya Türkiye’nin vitrinidir. Türkiye’yi layıkıyla temsil ediyor. Ama hak ettiğini hangi seviyede geri aldı bunu da sizlerin takdirine bırakıyorum.

ICCA, G20, B20, EXPO Antalya’da düzenlenecek ama heyecan yok
Antalya’da çok sayıda etkinlik yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’dan dönüşte gördüm. 6. Uluslararası Gerontoloji Sempozyumuna ev sahipliği yapıyoruz. Bu sadece bir tanesi. Birçok bilim insanı böyle kongrelerle Antalya’ya geliyor. Antalya’nın bundan haberi yok.
1 Kasım’da Antalya getirmek için çok mücadele verdiğimiz Dünya Kongre Birliği (ICCA)’nın kongresi başlayacak. Bu çok önemli bir organizasyon, adeta kongrelerin kongresi. Dünyanın en büyük kongrelerini yapanların genel kurulu Antalya’da yapılacak. Bu, turizmin çeşitlenmesi için çok önemli. Antalya’nın kongre merkezi yok. 3 sene önce bu etkinlik alındığı zaman hiç olmazsa yeni bir kongre merkezi için temel atalım dedik. Bu bir vizyondur. Bu kente kazandırılacak bir yatırımdır. Antalya o kadar para katma değer yaratıyor, ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. Bu değer neden geri dönmüyor? Kongre turizmcileri Antalya’ya gelecekler. Çoğu belki Antalya’yı bilmiyor. Antalya’nın kalitesini ve doğasını görecekler. Her şey dahil sistemini görecekler. Belki bu sistemi benimseyecekler. Ancak Antalya’nın kongre merkezi yok. Otellerin içerisinde 500-1000 kişilik  salonlar var. 10 bin kişinin aynı anda hizmet alacağı bir merkezimiz yok. Biz ICCA’yı Belek’te iki otelde yapacağız. Ancak bir merkezde yapamıyoruz. Biz bu tip organizasyonları getirmek ve Antalya’nın marka değerini arttırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ancak bizim sesimizi de duysunlar. Bizler şehri ve insanlarını zenginleştirmek istiyoruz.
Antalya’da büyük iki organizasyon daha yapılacak. G20 ve B20 toplantıları bunlar. Bunun değerini bilmemiz gerekiyor. Bu tip organizasyonlar bir daha 40 sene sonra belki gelir. Obama’dan Merkel’e Putin’e kadar dünya liderleri Antalya’ya gelecek. Ancak bu kişiler Antalya’ya gelirken ne ile karşılaşacaklar. Uçak inişe geçtiğinde sanki yeni bombalanmış gibi duran taş ocakları. Daha sonra gün ısı tarlasını görecekler. Bilmeyenler çatılarda hurda yığınları var zannedecekler. Gelenler bunları görecek. Antalya 13-14 milyon turist ağırlayan bir yer. Diyelim ki Kundu’da kalacaksınız. Boztepe yolundan gideceksiniz. Nasıl bir yoldan gittiğinizi düşünün.
Büyük organizasyonlar vesile olmalı, Antalya güzelleştirilmeli
2015’te böyle büyük bir etkinlik aldık. O zaman şimdiden harıl harıl çalışmaya başlayalım. Buraya liderler gelecek. Bugüne kadar bazı eksikleri çok konuştuk, ama bir faydası olmadı. Kendimiz için istedik, turistler için istedik, EXPO için söyledik olmadı. Hani Bakanlar bir yere gittiğinde orası nasıl temizlenir, boyanırsa, Dünya liderlerinin gelmesi vesile olsun, biraz temizlik yapalım, biraz kendimize çeki düzen verelim. Antalya’yı güzelleştirecek çalışmalar bir an önce yapılsın. Antalya için bunlar bizim taleplerimiz. Kent planından çok bahsettim tekrar dönmeyeceğim. Ama bir an önce yapılması gerekenler var.
Kent dinamiklerini harekete geçirmek, markalaşmaya giden çalışmalar yapmak komitelerden çıksın. Artık Antalya için daha çok proje üretelim istiyoruz. Birinci maddeye de eğitimi koyalım. Sadece çalışıp, üretip, vergi veriyoruz demekle bitmiyor. Topluma da katkıda bulunma zorunluluğumuz var. Bunu hep beraber yapacağız. Bunları bu memleket için istiyoruz. Bu kentin daha çevreci, daha yaşanabilir, daha güzel olması için yapacağız bunları.

EXPO
EXPO yapılıyor. Fakat sadece EXPO Ajansı ve yönetiminin çalışmalarıyla bunun altından kalkması mümkün değil. Türkiye’de 3 bine yakın endemik bitki var ve bu bitkilerin 500’ü Antalya’da yetişiyor. Ancak bizim sadece yollarımızın kenarlarında çok az çiçek görebiliyoruz. Kale Kapısı, Tophane artık beton. Atatürk Parkı’nı güzelleştirilecek farklı bir çalışma yapılabilir.
Liderler geliyor, EXPO’yu yapıyoruz. Artık hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Balkonlar çiçek dolmalı. Gün ısılar ne yapılacaksa yapılsın. Biz elimizi taşın altına koyduk, koymaya devam ederiz. Bizim bütçemiz belli ama biz bu bütçeden üzerimize düşeni vermeye hazırız. Hem merkezi, hem kent yönetiminin dikkatini çekmeliyiz. Antalya bu yatırımları hak ediyor. Antalya layık olduğu hizmeti almalı.

YÖREX Başlıyor
EXPO konusunda hepimizin yapacağı işler var. Yarın da çok güzel bir organizasyon var. TOBB yönetimi ve Kalkınma Bakanımız da geliyor. Yarın YÖREX başlıyor. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır bu fuar için çok çalıştı, çalışıyor, kendisine teşekkür ediyorum. Bu fuarda tam bir şenlik havası olacak. Doğudan, batıya, kuzeyden, güneye tüm Türkiye bu fuarda olacak. Bu fuara önemli bir destek verelim. Bu bir markalaşma adımıdır. Hepinizi de saat 15.00’daki açılışa bekliyoruz.
Yarın ayrıca odamızda asansör ile ilgili bir çalıştayımız olacak.

Cumhuriyet Bayramı
Son olarak Cumhuriyetimizin Kuruluş Yıldönümü 29 Ekim’e kısa bir süre kaldı. 29 Ekim’i hep birlikte kutlayacağız. Şimdiden hepinizim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination