ATSO Şubat Ayı Meclis Konuşması

25 Şubat 2014 Salı

Çetin Osman BUDAK
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Değerli arkadaşlar,

Oda olarak çok yüksek tempolu bir Ocak ve Şubat ayı çalışma faaliyeti yürüttüğümüzü söyleyebiliriz. Odamız neredeyse her gün bir önemli toplantıya ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz günlerde birisi kültür merkezimiz, diğeri OSB Camii olmak üzere iki temel attık.
Kültür merkezimiz gibi OSB Camiinin de mimarisine büyük özen gösterdik.
Oda olarak hem kent merkezinde hem de organize sanayide projelerimizle fark yaratıyoruz, projelerin konusuyla, estetiğiyle yeni bir dönem başlatıyoruz.
Korkuteli Temsilcilik Büromuzun açılışını yaptık. Temsilciklerimizle hem ilçelerimizde üyelerimize daha iyi hizmet etmeyi, hem de ilçe ekonomilerine destek olmayı amaçlıyoruz.
Nitekim, Korkuteli’nde temaslarımız sonucunda mantar ihtisas sanayi sitesi ve mermer ihtisas sanayi bölgesi projelerine başladık.
Sanayi sitelerinde 1600 girişimciyle anket yaptık. Siteleri neredeyse birebir taradık ve sitelerdeki durumun fotoğrafını çektik. Üç sanayi sitesinde işletmelerin yarıya yakını otomotivle ilgili çıktı, %34'ü de inşaat ve yapı sektörüyle ilgili, yani mobilya-ahşap, metal, mermer gibi faaliyetler. sitelerde işletmelerin %90'ı 10 kişiden daha düşük çalışanlı mikro işletme. 1 ile 3 çalışan olan ise %60 civarında. En önemli soruna baktığımızda birinci sorun alacak tahsilatı çıkıyor, 2. sorun durgunluk, sonra vergiler, kiralar diye devam ediyor. Site olarak ise en önemli sorun otopark, kaldırım işgali, görüntü kirliliği çıkıyor. İmar planı değişikliği konusunda neredeyse yarı yarıya evet ve hayır çıkıyor. Haftasonu tatili, çalışma saatleri konusunda ise ortak bir sınırlama istenmiyor.
Sektörel çalışmalarımız arasında sağlık turizmi kümesi, gıda kümesi çalışmalarımız devam ediyor. Product of Antalya projesiyle domatesimizi uluslarararası fuarlarda tanıtmaya başladık.
Meslek eğitimlerine desteğimiz devam ediyor.
KOBİ teşvikleri semineriyle BAKA, KOSGEB, TÜBİTAK desteklerini tanıtıcı toplantı yaptık. Lojistik sektörü toplantısı yapıldı.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı ve yetkilileriyle toptancı hal sorunlarını masaya yatırdık. Toptancı halde yeni kayıt sistemi gibi sorunları konuştuk. Son dönemde maalesef meyve sebze ihracatımız Bulgaristan'dan TIR geçişinin engellenmesi, Rusya'da ulaşım zorlukları nedeniyle darbe aldı. Meyve sebze çıkış fiyatlarımız da düştü. 
Yönetim kurulumuz bu şekilde neredeyse full time mesaiyle çalışıyor. Bu çalışmaları için başta Başkanvekilimiz Sayın Davut çetin olmak üzere, bütün yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma, meclis başkanlığımıza, bütün meçlimize ve komitelerimize teşekkür ediyorum. destek olan arkadaşlarıma ve hepinize tekrar teşekkür ediyorum.
Ayrıca, yerel yönetimlerden talepler dosyasını hazırladık, sektörel talepler çok fazla olduğu için genel ilkeler ve talepler üzerinde durduk. 1 Mart Cumartesi günü Büyükşehir Belediyesi 3 başkan adayını davet ederek toplantı yapacağız. Biz beklentilerimizi dile getireceğiz, adaylarımız da düşüncelerini paylaşacaklar. O toplantıda sektörel talepleri de gündeme getirebiliriz.

Değerli arkadaşlar,
İlgili meslek örgütleriyle Deprem konusunda da bir dizi toplantı yaptık. Çünkü geçtiğimiz aylarda Antalya’da da hissedilen sarsıntılar deprem konusunun böyle ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı. Antalya’nın deprem master planının hazırlanması gerekiyor. Yerel yönetimlerden talepler dosyamızda da bunlara değindik. Antalya’da konuşmadığımız, uzun vadeli bakmadığımız çok konu bulunuyor. Oysa deprem dahil olmak üzere her konuyu uzun vadeli olarak planlamak zorundayız.
Gerek deprem gerekse iklim değişikliği gibi faktörleri dikkate alarak imar planları, kentsel dönüşüm planları, ulaşım planları revize edilmelidir. Bunlar 5 yıllık seçim periyotlarına bağlı olmamalıdır.
Antalya’daki eski konut stokunun mutlaka örnek bir kent yaratacak biçimde, Antalya’ya nefes aldıracak biçimde, rant amacı olmadan yenilenmesi gerekiyor. Bunun için de kentsel dönüşüm stratejik planı hazırlanmalı ve kentsel dönüşüm bireysel projelere bırakılmadan bütüncül bir projeyle yapılmalıdır.
İklim değişikliği konusunu kuraklıkla hatırlıyoruz, ama halen gerekli önlemler ve dersler yeterince alınamıyor. Ağaçların, ormanların, suların değerini bilmezsek yarın ne olacağı belli olmaz.
Oysa bir bakıyoruz ki, tarım arazisi, dere yatağında imar planı yapılıyor, bir bakıyoruz orman arazisi, SİT alanları, milli park alanları tahsis edilmiş.
İlgili bakanlıklar ve herkes şu husussa dikkat etmelidir. Ormanlar, kıyılar, koylar, SİT alanları halkın mirasıdır. Buralarda koruma planları yapılır, ortak kullanım planları yapılır, ama özel mülk veya sınırsız süreli tahsisler olmaz. Türkiye henüz milli parkların değerini anlamadı, bugün Avrupa’da milli parklar kıyılardan daha değerli.
Bu nedenle dere yataklarını imara açma, ormanları, yeşil alanları yok etme, ağaç yerine beton dikme, her yere taş ocağı açma gibi alışkanlıklardan vazgeçmeliyiz.

Sevgili arkadaşlar,
Önümüzdeki günlerde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da kadın istihdamı ve kadın girişimciliği konusuna dikkat çekmek istiyorum.  Kadın Girişimciler Kurulumuz bir etkinlik yapacak, ama ben yine de bir-iki hususu hatırlatmak istiyorum.
Türkiye’de kadın erkek sayısı eşit ama çalışan erkek sayısı 19 milyon, kadın sayısı 7 milyonlarda. Çalışma çağındaki kadınların yalnızca %29’u çalışma hayatına giriyor, bunların bir bölümü de kırsal kesimde tarlasında, serasında çalışan kadınlar.
İşveren sayısına baktığımızda 1 milyon 150 bin kadar erkek işverene karşılık kadın işveren sayısı 90 binlerde. Ayrıca bizim çalışmamızda da faal kadın üye sayımızın 1500 kadar olduğu görülüyor.
Antalya olarak kadın istihdamında Türkiye ortalamasının üzerindeyiz. Türkiye’de %29 olan kadının işgücüne katılma oranı bizde %40’a yakın. Ama diğer taraftan TEPAV’ın yeni çıkan raporuna göre Türkiye’de kadınların durumuna ilişkin bir rapor hazırladı. Bu rapora göre eğitimde ve çalışma yaşamında kadınların durumuna bakıldığında toplumsal cinsiyet eşitliği endeksinde 26. Sıradayız.
Kadınların eğitim durumunda 7., istihdam durumunda 8., ama  siyasi temsilde ise 62. Sıradayız. 
Bu eşitsizliği gidermek için hem kadınların daha fazla çaba harcaması gerekiyor hem de ortamın kadınlar için daha elverişli hale getirilmesi gerekiyor.
Bizim de Oda olarak bu konuda daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor. Bütün komitelerimiz eğer sektörde kadın üye varsa komitelere davet etsinler, özel toplantı yapsınlar, oda faaliyetleri konusunda kadın üyeleri bilgilendirsinler ve alıştırmaya çalışsınlar.

Değerli arkadaşlarım,
Komitelerimizin gündeminde ağırlıklı olarak kredi kartlarıyla taksitli satışın sınırlanması konusu bulunuyor. Son iki ayda kur ve faiz darbesinden sonra zaten ekonomide duraklama başladı. Önce herkes tüketimini öne çekti ve Ocak’ta bazı sektörlerde canlanma bile oldu. Ama son haftalarda duraklama başladı. Kredi talebi, kart harcamaları düştü, konut satışı da azaldı.
Bu önlemler geçen yıl daha dar kapsamlı alınsaydı, cari açık 65 milyar dolara, milli gelirin (GSYH) %8’i gibi aşırı düzeye çıkmazdı.
Ne yazık ki, ekonomi yönetimi ve merkez bankası önleyici kararlarda gecikti ve böylece kredi kartlarıyla ilgili karar zamansız oldu. Kredi kartlarında aşırı borçlanma bir risktir, ama bu kart limitiyle çözülmesi gereken bir konudur. Oysa kart limitiyle bankaları uğraştırmak yerine bu işin yükü tüccar ve esnafa yüklendi. Şimdi de hediye çekleriyle, senetle satış yapanlar avantajlı oldu. Veya bazı yerlerde alışverişte değil, sonradan banka telefon mesajıyla taksitlendirmeye başlamış. Yani bu uygulama bile büyük sermayeyi değil, küçükleri etkilemiştir.
Aslında artık büyük işletmeler kedi gibi sürekli dört ayak üstüne düşüyorlar, ekonomi daraldı mı satış kampanyasıyla Pazar payını büyütüyorlar. Faiz artışından büyük sermaye daha az etkileniyor. Olan küçüklere oluyor, olmaya da devam edecek.

Değerli arkadaşlar,
Genel ekonomik duruma gelince, Merkez Bankasının faiz artışından sonra döviz kurunda dalgalanma azaldı. Ancak, dünya ekonomisi ABD, Avrupa, Japonya ve Çin’den gelen haber ve verilerle dalgalanmaya devam edecek. Ayrıca, Ukrayna, Venezuela, Tayland gibi ülkelerdeki karışıklıklar bütün gelişen ülkelere karşı korku yaratıyor.
Bundan sonra da 2015’de dünyada faiz artışı süreci başlayacak. Dolayısıyla 2016’ya kadar dünya ekonomisinde inişler çıkışlar, dalgalanmalar devam edecek. Her ne kadar 2009 krizi gibi bir kriz beklenmese de bu dalgalanmalar Türkiye gibi ülkelerde döviz ve faiz baskısı yaratmaya, büyümeyi baskı altına almaya devam edecek.
Bu süreçte büyümesi yüksek olan, yabancı sermaye çeken, mali istikrarı daha sağlam olan ülkeler daha az etkilenecek.
Türkiye şu anda cari açığı ve özel sektör döviz açığı nedeniyle en kırılgan ülkeler arasında. Eğer bu yıl cari açık düşerse, siyasi ve ekonomik istikrar tekrar sağlanırsa bu sürecin etkisi düşük olur. Aksi halde daha olumsuz bir gidiş sözkonusu olacaktır.
Dünya ekonomisindeki gelişmeleri, dünya siyasetindeki gelişmeleri dikkate alırsak, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarının ne kadar önemli olduğu daha iyi görülmektedir.
Ekonomide ve ekonomiyle ilgili her alanda çok ciddi bir reform ihtiyacı olduğunu artık herkes kabul ediyor. Türkiye köklü ekonomik reformu bir 1980’de yaptı, bir de 2001 krizinden sonra zorunlu olarak yapıldı. Aynı şekilde olmasını kimse istemez elbette. Ama şunu da görmek gerekir ki, bu kadar köklü ve kapsamlı reform ancak çok geniş siyasi uzlaşmayla yapılabilir.

Değerli arkadaşlar,
Daha önce de birkaç kez Antalya ekonomisiyle Türkiye ekonomisinin paralel gelişme gösterdiğini sizlere açıklamıştım. Türkiye ekonomisi büyürse Antalya ekonomisi de büyümektedir. Bu büyüme de artık giderek daha fazla krediye bağlı bir büyümedir.
Vergi veya bütçe gelirine baktığımızda da konut satışlarına baktığımızda da paralel gelişmeyi görüyoruz.
Bu gelişme büyük ölçüde kredi kullanımına bağlı bir gelişmedir.
Türkiye 2011 yılında 154 milyar lira ek kredi kullandı, ekonomi rekor büyüme hızına ulaştı. 2012’de 113 milyar ek kredi alındı, ama büyüme %2’de kaldı ihracat düştü, ticaret ve inşaat durdu.
2013 yılında Türkiye 251 milyar yeni kredi kullandı, ekonomide ancak %4 kadar büyüme gerçekleşti.
Antalya’da 2011’de 5 milyar yeni kredi kullandı, 2012’de hız kesildi, 4 milyar kredi artışı oldu. 2013’de ise yıllık kredi artışında rekor kırdık, 9 milyar yeni kredi kullandık.
Bu 9 milyarlık artışın sadece 2 milyarı tüketici kredisi. Tüketici kredisi 2 milyar artarak 8.6 milyara ulaştı. Bu kredi artışında konut kredisi payı düşük, konut kredisi 2012 sonunda 2.8 milyardı, 2013 sonunda 3.6 milyar oldu.

Nakdi krediler(milyar TL)

ANTALYA

TÜRKİYE

 

2012-12

2013-12

Yüzde artış

2012-12

2013-12

Yüzde artış

Nakdi kredi

26,6

35,5

33

785

1036

32

Turizm

5

8,3

66

18

25

39

İnşaat

1,6

2

25

47

69

47

Tarım

1,5

1,5

0

32,6

36

10

Toptan ticaret

1,6

1,9

19

49

64

31

Konut

2,8

3,6

29

86

110

28

İhtiyaç

3,5

4,6

31

100

129

29

Kredi kartları

2,2

2,4

9

71,5

84

17

Gıda

0,37

0,6

62

26,6

33

24

Enerji

0,18

0,3

67

41,6

62,5

50

Taşıt

0,35

0,38

9

8

8,5

6

Takipteki krediler

0,91

1,2

32

23

29

26

Takipte alacak/toplam kredi

%3.5

%3.5

 

%2.9

%2.8

 

Bu demektir ki, kredi artışı hızlandığında ekonomi büyüyor, ertesi yıl borç ödeme yılı oluyor, büyüme düşüyor. 2012 yılı borç ödeme yılı oldu, 2013’de kredi kullanımı hızlandı. 2014 tekrar borç ödeme yılı olacak.
Nitekim, 2013 %4’lük büyümesinden sonra şu anda büyüme temposu oldukça düşük, yıl genelinde de %2’ler görünüyor. Ama bugün bu oran bile net değil, çünkü küresel dalgalanma ne zaman ne yaratacak belli değil. Türkiye’nin koşulları, seçim atmosferi de belli değil. Enflasyon şimdilik %8’lerde görünüyor, ama Mart sonrası enerji zamları kaçınılmaz gelecek. Ekonomi yavaşlayınca vergi tahsilatı da yavaşlıyor. Bunun ilk etkisi Ocak bütçesinde görüldü, bu nedenle KDV düşüşü veya sektörel destek konularında fazla hareket alanı yok.
Sonuç olarak bu yıla ilişkin uyarılarımızı tekrarlamak durumundayız.
Ama imkanı olan, orta ve uzun vadeli yatırım gücü olan yatırım yapmaya, işini yenilemeye devam etmelidir. Nitekim 2013 yılında Antalya’da 2.6 milyarlık teşvik belgesi alınmıştır. 2012’de 1.8 milyar olan yatırım teşvik hacmi %44 artmıştır. Turizmde teşvik belgesi hacmi 1.5 milyar liraya çıkmıştır. Çünkü bu durgunluk halinden ergeç çıkılacaktır. Yatırımcıya güven verecek bir ekonomik program büyümeye ivme kazandırabilir. Bir, birbuçuk yıllık bir kemer sıkmadan sonra tekrar büyüme süreci başlayabilir.
Ekonomi yönetiminden büyümeyi güçlendirecek yeni bir Orta Vadeli plan ve sektörel politikalar bekliyoruz. 4 Mart'ta TOBB olarak sayın Ali Babacan'a sektörel sorunları ve önerilerimizi sunacağız. Ekonomi yönetiminin de  bütün siyasi partilerinde uzun seçim takviminde ekonomiyi geri plana atmamaları gerekir. Bütün ekonomi her alanda reform beklemektedir. Ekonomiyle ilgili bakanlıkların tek elde toplanmasından başlayarak hem kamuda hem özel sektörde ciddi bir reform ve değişim süreci başlatmak zorundayız.
Bu süreçte KOBİ'ler de kendilerini yenilemek ve güçlendirmek zorundadır. Maalesef sanayi sitelerindeki anket sonuçlarına da baktığımızda bazı sektörlerde üyelerimiz kaderci bir anlayışta görülüyorlar.
Rekabet sorun olarak görülmüyor, sermaye, eğitim ihtiyacı, kayıtdışı ekonomi sorun olarak görülmüyor. Ezberlenmiş sorunlar var; durgunluk, vergiler... Oysa durgunluk artık geçici bir sorun değil, rekabet gücünü ve pazar payını artırmayan zaten kaybediyor demektir, ekonomi büyüse de kaybedecektir, büyümese de.
Sorunlarınızı nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz diye soruyoruz; ortaklık arayan %1.7, markalaşma diyen %5, ürün-hizmet çeşitlendireceğim diyen de %5. Ama diğer taraftan %25 işimi küçültüyorum, %21 kredi kullanıyorum diyor. Yani ya idare edip gidiyoruz düşüncesi hakim ya da gerçek çözüm arayışı yok.
ATSO sizin için ne yapmalıdır diye soruyoruz; iki yanıt var, sorunlarımızı dile getirsin, ticareti canlandırsın. Eğitim ve danışmanlıkla üyeye destek talebi %10'larda kalıyor. Yani kendimizi yenileyerek çözüm arama düşüncemiz yok.

Değerli arkadaşlarım,
İşletmeler kendini yeniler ve güçlendirirse ekonomi gelişir, Antalya da gelişir. Biz kendimizi yenilemezsek, ekonomi büyüse de biz kaybederiz. Üyelerimizde ve KOBİ'lerde bu anlayışı değiştirmek zorundayız. Gerek Antalya'da gerek işletmelerde böyle gelmiş böyle gider anlayışı mutlaka değişmelidir. Bu nedenle diyoruz ki, komiteler sorunları da dile getirmelidirler, ama daha önemlisi sektörel vizyon geliştirmeye de önem vermelidirler.
Hep birlikte bunun için daha fazla çalışacağız. 1 Mart'ta yerel yönetimlerle ilgili adaylar zirvemizi yapacağız, sonra da sektörel konularda çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi