Af yerine köklü bir vergi reformu gerekli

30 Temmuz 2019 Salı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Temmuz ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Süleyman Özer’in başkanlığında yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Meclis toplantısında bir konuşma yapan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Oda çalışmaları ile birlikte kent ve ülke gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu.


Af yerine köklü bir vergi reformu gerekli

Önemli bir ay geride kaldı

Konuşmasının başında ülke olarak önemli bir ayın geride kaldığına değinen Başkan Davut Çetin, “Erzurum Kongresi’nin 100. Yılını kutladık. 15 Temmuz şehit ve gazilerini andık. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 45. ve Lozan Barış anlaşmasının 96. yıldönümlerini geride bıraktık. Bu önemli yıldönümü günlerinin birlik ve beraberliğimizi artırması gerekirdi, ama bunu yeterince başardığımız söylenemez. Erzurum Kongresi’nin 100. Yılında Büyük Millet Meclisi Erzurum’da toplanmalıydı ve güzel bir birliktelik sağlanmalıydı. Bundan sonraki anma günlerinde böyle bir tablo görmeyi temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.

Konuşmasına güncel ve ekonomik gelişmeler ile Oda çalışmalarını anlatarak devam eden ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, konuşmasını şu şekilde sürdürdü;

“Geçen ay Kıbrıs konusunun öneminden söz etmiştim. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği Türkiye’ye karşı yaptırım kararları aldı. Dört siyasi partimiz AB yaptırım kararına karşı ortak bildiri imzaladılar. Siyasi partilerimizin bu yaptırıma karşı birlikte tepki göstermesi güzel bir gelişmedir, ancak Türkiye’de oturduğumuz yerden konuşmak artık yeterli değildir. Dünya kamuoyunu kazanmak için yurtdışında temasların artmasına önem vermeliyiz.

Bir başka önemli konu, Rusya’dan S-400 füzelerinin bütün tehditlere rağmen alınmış olmasıdır. Türkiye’nin bağımsız bir ülke olarak kendi savunma sistemine sahip olması doğru bir politikadır. Ancak, güçlü bir dış politika için içerde siyasi uzlaşma ortamının sağlanması ve ekonominin de güçlü olması gerekir. ABD’nin yaptırım uygulaması halen gündemdedir.  Bu nedenle ABD ve Avrupa ile ilişkilerimizi sağlam bir zemine oturtmalıyız.

Böyle bir ortamda Büyük Millet Meclisimiz 1 Ekim’e kadar tatile girmiştir, Meclis 70 gün civarında tatil yapacaktır. Ekonomide üyelerimizin büyük kısmının canı yanıyor, millet bir an önce iyileşme olmasını bekliyor. Amerikan Kongresi tatil yapmıyor, çalışmaya devam ediyor, hatta Türkiye’ye yaptırımları görüşüyor. En azından yargı reform paketinin yasalaşması gerekiyordu. Bu yapılsaydı hem ekonomiye hem de dış politikamıza önemli katkısı olurdu. Ayrıca, ekonomide reform adımları bekliyoruz. Meclis dış politikadaki sorunları, ekonomideki sorunları ele almak üzere bir süre daha çalışmalıydı.

Bizler tatil yapmıyoruz

Bu tür uzun tatil dönemleri geçmişte ulaşımın zor olduğu dönemlerde mantıklıydı. Örneğin Adli tatil uygulaması 1927’de nüfusun çoğunluğu köylerde olduğu için hasat dönemi dikkate alınarak, üretimi desteklemek amacıyla başlatılmış bir uygulamadır. Daha önce Kadılar Ramazan ayında tatile çıkarmış. Bazı ülkelerde de mahkeme heyetlerinin toplanması için ortak tatil uygulaması bulunuyor. Günümüzde önemli kurumların bu kadar uzun süre çalışmaya ara vermesi tartışılması gereken bir konudur. Biz tatil yapmıyoruz, çünkü üzerimizde on binlerce üyenin sorumluluğu var. Meslek Komitelerimizin raporları komitelerimizin geçen ay verimli bir şekilde çalıştıklarını göstermektedir. Komitelerimizin çalışmaları için hepinize teşekkür ediyorum.

Kalkınma Planı Türkiye’yi Cumhuriyetimizin 100. Yılına taşıyacak bir plandır

TBMM son çalışma gününde 11. Kalkınma planını gündeme aldı ve kabul etti. İlgili yasa, Plan teklifinin hazırlanması ve Komisyonda tartışılması için 20 gün, Genel Kurulda değerlendirilmesi için de 8 gün vakit tanıyor. Bu kalkınma planı ise komisyonda 2 gün ve genel kurulda 1 gün görüşülüp hızlıca kanunlaşmıştır. Oysa 11. Kalkınma Planı Türkiye’yi Cumhuriyetimizin 100. Yılına, yani 2023’e taşıyacak bir plandır. Cumhuriyetimizin 100. Yılı’nın heyecanını ve hazırlığını bu planda görmemiz gerekirdi. 5 yıl önce dünyanın en büyük 10. Ekonomisi olma hedefi vardı, böyle hedefler kalmadı. Milli gelir hedefi 2 trilyon dolardan 1 trilyona düştü. İhracat hedefi 500 milyar dolardan 226 milyara düştü. Kişi başı gelir hedefi 25 bin dolardan 12 bin dolara indi.

Planda öncelikli sektörler kimya, otomotiv, ilaç, tıbbi cihaz, makine, elektrikli teçhizat, elektronik ve raylı sistemler olarak ilan edildi. Endüstri 4.0 teknolojileri için sadece yol haritası hazırlanacağı ifadesi yer almıştır. Almanya, Çin, ABD, Kore bu teknolojileri üretmeye başladılar, biz halen yol haritası hazırlayacağız.

Planda doğrudan illere dair bir konu yoktur, zaten olması da gerekmiyor. Bununla birlikte, Planda çok sayıda İstanbul projesi yer almıştır. İstanbul finans merkezi, girişimcilik merkezi, teknoloji merkezi, Kanal İstanbul, 3 katlı büyük İstanbul tüneli, İstanbul kurvaziyer merkezi gibi projelere Planda yer verilmiştir.

Antalya demiryolunu 90 yıldır bekliyor

Antalya ismi bir kez geçmektedir, Antalya’nın demiryolu bağlantısı hedefi planda yer almıştır. Antalya’ya demiryolu gelmesi 1930’lardan bu yana gündemde olan bir konudur. Hatta 1933 yılında 2134 sayılı ‘Afyonkarahisar - Antalya Demiryolu’nun İnşasına Dair Kanun’ oylamaya katılan 195 milletvekilinin tamamının kabul oyu ile kanunlaşmıştır. Bu haber, bölgede büyük sevinç yaratmış, kutlamalar yapılmıştır. O gün yapılan kutlamaların 90 yıl sonra karşılık bulmasını bekliyoruz. Artık 2023’te Antalya’da hızlı treni görmeyi ümit ediyoruz.

Türkiye’nin her bölge, her il, her sektör için bir büyük hedef koyup hızla ilerlemesi gerekir.  Endüstri 4.0 devrimini kaçırmamak için Türkiye 4.0 eylem planlarını hemen hayata geçirmeye başlamalıyız.

Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tanıtım için büyük bir bütçeye sahip olacak

Bildiğiniz gibi, Temmuz ayı içerisinde Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı kuruldu. Kanun teklifi Millet Meclisi’ne 3 Temmuz’da geldi ve bir hafta geçmeden kabul edildi. Türkiye’nin turizm hedefleri için Tanıtım Ajansı’nın önemli bir katkı yapacağına kuşku yoktur. Ajansın gelirlerine ilişkin tahminler 150 ila 200 milyon dolar düzeyinde. Maliye verilerine göre bütün konaklama ve bütün yeme içme sektörünün net satışları 200 milyar liraya yakındır. Acente ve özellikle hava taşımacılığı firmalarının katkısıyla Ajansın geliri 250 milyon dolara yaklaşabilir. Şimdiye kadar tanıtım bütçesi 30 milyon dolar civarıydı, dolayısıyla tanıtım için büyük bir bütçe olacağına kuşku yoktur.

Ajansın kurumsal yapısının zamanla gelişeceğine inanıyorum.  Elbette ki, daha katılımcı bir hazırlık ve yönetim biçimi olsaydı daha iyi olurdu. Ajans yönetiminde acenteler daha iyi temsil edilmeliydi. Konaklama sektörünün tümü turizm payı ödeyecektir, ancak Bakanlık belgeli olmayanların temsili eksik kalmıştır. Sayın Bakan bütün işletmelerin belgeleneceğini açıklamıştır.

Biz, destinasyon yönetimini esas alan, turizm merkezlerinde belediye hizmetlerinin gelişmesini sağlayacak bir fon oluşturulmasını savunmuştuk.  Fonun kaynağı konaklama vergisi olarak alınsaydı, doğrudan sektöre yük gelmezdi. 

Turizm nüfusu bir şekilde bütçe payında dikkate alınmalıdır

Türkiye turizminin sorunları tanıtımdan ibaret değildir. Turizm merkezlerinde yerel yönetim hizmetleri için kaynak sorununu çözmeliyiz. Örneğin Antalya nüfusu 2.5 milyon civarındadır ve kendi geceleme sayımız 900 milyon düzeyindedir. Yabancı ve yerli turist gecelemesi 150 milyon civarında. Bir o kadar da ikinci konut nüfusumuz var. Turistin ulaşım, su kullanımı, atık gibi altyapı ve hizmet tüketimi yerlinin en az iki katıdır.  Belediyelerin bütçe paylarında ise en önemli kriter nüfustur. Bu nedenle turizm nüfusu bir şekilde bütçe payında dikkate alınmalıdır.

Ayrıca, Antalya 4.0 projemizde gelişmiş dünya kentlerinde dijital turizmin nasıl yönetildiğini ele aldık ve açık veri merkezi kurulması gerektiğini söyledik. Ajans akıllı destinasyon yönetimi modelini dikkate almalıdır. Antalya Tanıtım A.Ş., Belediyelerin, Odaların, Turizm STK’larının yer aldığı bir yapıdır. Ajans Antalya Tanıtım A.Ş. gibi yapılar üzerinden bütün illerde birer ağ oluşturabilir, Kongre Büroları gibi kuruluşları da şemsiyesi altına alabilir. Böylece katılımcı bir destinasyon yönetim modeli uygulanabilir. 

Varlık Barışı sürekli bir uygulama oldu

Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girmeden önce bir de yeni ‘Torba Yasa’yı ele aldı. Bu torbanın içinde yurtdışına çıkış harcı, götürü vergi, varlık barışı, gümrükte el konuşmuş otomobillere af, Merkez Bankası yedek akçesi ve Bankalar Yasası değişikliği gibi birçok konu vardı.

Son varlık barışı geçen yıl çıkmıştı, böylece artık sürekli bir uygulamaya dönüşmüş durumda. Yurtdışında olan döviz ve altın gibi değerler Türkiye’ye getirildiği takdirde, ayrıca yurtiçinde olup da kayıt dışı olan para, döviz, altın, taşınmazlar beyan edilip kayda girdiği takdirde yüzde 1 vergi alınacak, başka vergi takibi ve soruşturma yapılmayacak. Gümrükte el konulmuş aracın ÖTV’sinin yüzde 25’i ödendiği takdirde araç teslim edilecek.  Bu tür aflar vergi veya borç ödememeyi alışkanlık haline getirenleri, kayıt dışı kalanları adeta ödüllendirmektedir. Bu tür uygulamalar artık son bulmalı, bunun yerine köklü bir vergi reformuyla sağlıklı bir bütçeye geçilmelidir.

Torba Yasa’da bir başka önemli madde ise ‘finansal yeniden yapılandırma’ konusundadır. Yasayla bankaların kredi erteleme, kredinin bir kısmından vazgeçme imkânları genişletildi. Bu konuda da kurallı, şeffaf, hakkaniyete uygun bir uygulamanın hayata geçmesini diliyoruz.

Dünya ekonomisinde durgunluk korkusu bize yaradı

Geçen ay dünyadaki faiz düşüşünün Türkiye’ye de bir fırsat verdiğini söylemiştim. Gerçekten de dünya ekonomisinde durgunluk korkusu bize yaradı ve dövizde bir istikrar dönemine girdik. Geçen hafta aynı gün Avrupa Merkez Bankası sıfıra yakın faizlerin uzun süre devam edeceğini açıkladı. Bu hafta FED’den de benzer açıklama bekleniyor. Dünyadaki duruma, enflasyona ve tahvil faizlerine bakacak olursak, Merkez Bankasının faizi düşürmesi normaldir. Şu anda Merkez Bankasının yüzde 19.75 faizi bile dünyadaki en yüksek Merkez Bankası faizleri arasındadır. Daha yüksek faizi olan ülkeler Venezüella, Arjantin, Yemen ve Haiti’dir. 

Ülke riski azalmadan faiz indirimi zorlanırsa yeniden döviz krizi yaşarız

Faiz indirimlerinin devam edeceği de beklenmektedir. Ancak daha fazla faiz indirimi için bakılması gereken yer enflasyondur. Eylül ayında yıllık enflasyon baz etkisiyle muhtemelen yüzde 10’lara düşecek, sonra tekrar yüzde13-14 düzeyine çıkacaktır. Üretici enflasyonu halen yüzde 25’lerdedir. Elektriğe gelen zamlar, KDV ve ÖTV ayarlamaları enflasyona şimdi etki edecektir. Elektriğe gelen zamlar sanayicinin maliyetlerini yükseltmiştir, bu artış mecburen fiyatlara yansıyacaktır. Enflasyon düşmeden, ülke riski azalmadan faiz indirimi zorlanırsa yeniden döviz krizi yaşarız.  Bu nedenle Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi, risklere dikkat etmelidir.

Ayrıca faizler düşse bile bankaların kredi vermek için yeterli kaynağı yoktur. Yabancı sermaye girişi olmadan ciddi kredi artışı olamaz. Türkiye’nin çok temel ekonomik, siyasi, sosyal, hukuki sorunlarını ele almadan çözümü Merkez Bankası’ndan beklemeyelim.

İşsizlik artmaya devam ediyor

Enflasyon dışında işsizlik sorunumuz da önemini korumaktadır. Son verilere göre mevsim etkisi hariç tutulduğunda işsizlik artmaya devam ediyor. Dar tanımlı işsiz sayımız 4.5 milyon, geniş tanımlı 6 milyonu geçiyor. Bu işsizlik artışında son yıllarda sığınmacıların kayıt dışı işlerde istihdamı önemli faktör olmaya başladı. Sadece Suriyeli sığınmacılar değil, Afgan sığınmacılar da artıyor. İnşaat sektöründe artık Afganlar çalışıyor. Yaşlı ve çocuk bakımını Orta Asyalı kadınlar yapıyor, çocuk bakımında Filipinler’den bakıcı geliyor. 

Yurtdışından en fazla göç alan üçüncü il Antalya

Bu konuda da yeni verilere birlikte bakalım. Geçen yılsonu itibariyle ülkemizde 1 milyon 211 bin kişi yerleşmiş durumdadır. Bu rakama Suriyeli sığınmacılar dahil değildir. Antalya’da yerleşik olan yabancı sayısı 76 bine yaklaşıyor, Antalya yurtdışından en fazla göç alan üçüncü il.

Burada bakılması gereken nokta hangi ülkelerden Türkiye’ye göç olduğudur. Geçen yıl net olarak 279 bin yabancı ülkemize yerleşmiş yani çalışma veya oturma izni almış. Bunun 71.800’ünü Iraklılar oluşturuyor. İkinci sırada 36 bin ile Afganistan’dan gelenler, üçüncü sırada ise 33 bin ile Suriye’den gelenler bulunuyor. 250 bin dolara konut alımına oturma izni ve vatandaşlık verilmesi, ayrıca kayıt dışı çalışma imkânları Orta Doğu ve Asya’dan yabancı girişini teşvik etmektedir.

Şimdi İstanbul’da önlemler alınmaya başlandı, bu önlemler sabırlı ve dikkatli bir şekilde devam etmelidir. Yabancı düşmanlığı yapmadan sığınmacıların Suriye’ye dönmesi için Esat yönetimi ve diğer ülkelerle anlaşma sağlanmalıdır. Ayrıca yabancı konusunun yalnızca Suriyeliler olmadığı da görülmelidir. 

Mesleki eğitimde elimizi taşın altına koyduk

Yükseköğretim sınavı sonuçlarına dair basında değerlendirmeler çıktı. 2 milyon 375 bin öğrenciden 600 bini taban puana ulaşamadı ve baştan elendiler. Matematik ve fen bilimlerinde ortalama puan 100 üzerinden 15-20 civarında. Bu eğitim karnesi ülkemiz için kabul edilir değildir. Bu vesileyle mesleki eğitimin önemine tekrar dikkat çekmek istiyorum. Gençlerin çoğunluğunu liseden itibaren uygulamanın içine almalı ve daha fazla yenilikçi, girişimci genç yetiştirmeliyiz. Her yıl ailelere ve gençlere mesleki teknik eğitim için çağrı yapıyoruz.

Mesleki eğitimde Oda olarak da elimizi taşın altına koymuş durumdayız. Bakanlık ve TOBB protokolüne bağlı olarak Antalya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yürütme kurulunda yer almaya başladık. Lisede bilişim teknolojileri, endüstriyel otomasyon, elektrik-elektronik, motorlu araçlar, inşaat ve makine teknolojileri bölümleri bulunuyor. Lisenin programlarına ve donanımına destek olacağız. Öğrenciler inovasyon merkezimizden yaralanabilecekler. TOBB ETÜ üniversitesinden hocalar bazen gelip lisemizde dersler verecekler. Bu liseyi eğitim, meslek öğrenme, staj ve uygulamalı eğitim, iş bulma konularında örnek bir lise yapmak için çalışacağız. Bu konuda ilgili komitelerimizden, firmalarımızdan da katkı istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı ve TOBB olarak işbirliği modelinde başarılı olursak, hem ekonomi, hem de ülkemiz için bir dönüm noktası olur.

Turizmde iyi gidiyoruz, fakat bunun ticarete yansıması halen istediğimiz düzeyde değil

Turist sayısında ilk altı ayı yüzde 17, Temmuzu yüzde 16 büyümeyle tamamladık. Mayıs ayındaki duraklama yerini güçlü büyümeye bıraktı. 28 Temmuz itibariyle 2019 yılı havaalanları girişi 7 milyon 926 bine ulaşmış durumda. Günlük turist girişinde rekorumuz 94 bin 322 oldu. Şimdi 100 bin rekoru bekliyoruz. Avrupa’dan,  İspanya’ya giden turistlerin bir kısmı yönünü Antalya’ya çevirdi. Mallorca gibi yerler fiyat kırmaya başladılar. Turizmde iyi gidiyoruz, fakat bunun ticarete yansıması halen istediğimiz düzeyde değil. En yoğun turizm bölgelerimizden bile şikayetler geliyor.

Kent turizminin ve ticaretinin gelişmesi için hepimizin ve esnafımızın da yapması gereken çok şey bulunuyor. Dünya değişiyor, teknoloji ve talep değişiyor, rekabet koşulları değişiyor. Her sektör, her işletme zamana ayak uydurmak zorundadır. Ben eski işimde eskisi gibi devam edeyim diyen kaybeder.

Vitrin Yarışması’nı kent ticaretinde estetiği ve kaliteyi desteklemek için yapıyoruz

Kent estetiği, vitrin estetiği, fiyat etiketi, ürün kalitesi, çalışan eğitimi dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bildiğiniz gibi, ATSO olarak Vitrin Yarışması’nı kent ticaretinde estetiği ve kaliteyi desteklemek için yapıyoruz. Bugün de yarışmada başarılı bulunan üyelerimize plaket ve ödüllerini vereceğiz. Ödül alan arkadaşlarımızı kutluyor ve başarılar diliyorum. Arkadaşlarımızın bütün esnafa örnek olmasını temenni ediyorum. Yarışmaya emek veren tekstil-giyim grubumuza ve jürimize teşekkür ediyorum.

Türkiye konut fiyatlarının en fazla düştüğü ülke

Ekonomide diğer verilere bakacak olursak, kredi genişlemesi halen reel olarak negatif düzeydedir. Vergi tahsilatı şimdilik yüzde 15’e yakın seyretmektedir. Haziran ayında ihracatta bayram tatili nedeniyle yavaşlama olmuştu, dolayısıyla 6 aylık ihracat performansı düşük kaldı, Temmuz ayında tarım ihracatında artış oldu. Madencilik ve kimya (gübre-plastik) sektörü dışındaki sektörlerin ihracat performansı da iyileşmeye başladı.

Haziran ayında bayram tatili nedeniyle konut satışlarında sert düşüş yaşadık. Bu ay daha iyi olur diye tahmin ediyoruz ama konut kredisi rakamlarında halen bir gelişme görmüyoruz. Geçen yıl bu zaman konut kredisi stoku 202 milyardı, şu anda 179 milyara düşmüş durumda. IMF 60’dan fazla ülkede son bir yılda konut fiyatlarında değişimi incelemiş. Türkiye konut fiyatlarının en fazla düştüğü ülke olarak görülüyor. En fazla fiyat artışı Slovenya, İrlanda; Hollanda, Singapur gibi ülkeler, fiyatların Türkiye’den sonra en çok düştüğü ülkeler Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’dır. Konut almak için uygun bir zaman. Kredi faizleri de düşerse sektörde biraz canlanma olmasını ümit ediyoruz.

Komitelerimiz çok yoğun çalışıyor

Ekonomideki sıkıntılar bu ay komite raporlarında detaylı olarak yer almıştır. KDV ve ÖTV indirimlerinin kaldırılması dolasıyla bu indirimlerin devam ettirilmesi, kredi kartı uygulamalarının daha esnek olması, pos komisyonlarının azaltılması talepleri dile getirilmiştir. 10. Grubumuz AVM kiralarında ciro paylarına sınır getirilmesini önermektedir. Akaryakıt sektör komitemiz, bayilerin sorunları hakkında kapsamlı bir rapor hazırlamıştır ve girişimlerini sürdürmektedir. Tekstil grubumuz Güllük gibi caddelerde esnafın kaldırım işgallerini dile getirmiştir. Kaldırım işgali, ticaretin kalitesini düşüren, Antalya’ya yakışmayan bir durumdur. İnsanların yürüyemediği caddeler var, fakat maalesef gerekli denetimler yapılmamaktadır. 

Kent kültürü kural ve denetim olmadan gelişmiyor

Geçenlerde basında bir haber vardı. Portekiz’de yere sigara izmariti atana 250 Euro ceza getirilmiş. Kent kültürü kural ve denetim olmadan gelişmiyor. Türkiye’de ne yapılsa düzelmez, bir şey değişmez diye bir inanç gelişti. Bir ülke ve kent sürekli yenilik ve değişim ile gelişir. Bu nedenle kurumlar gereğini yapmak zorundadırlar.

35, 36, 45 ve 46. gruplarımız turizm bölgelerinde taksilerle ilgili sorunları ele almışlardır. Antalya’da turizmde kriz olduğu, turist gelmediği zaman herkes susar. Böyle turist sayısının arttığı zamanlarda ise herkes kavga etmeye başlar. Turizmi olumsuz etkileyecek tutumlardan herkes kaçınmalıdır. 

2018 yılından bu yana özellikle sanayi elektriğine çok zam yapıldı

Bu ay çok şikayet edilen konulardan birisi elektriğe yapılan zamlardır.  11. (orman ürünleri) ve 21. gruplarımız (metal) elektrik zamlarından şikayet etmektedirler. Önceki yıllar elektrik fiyatları baskılandı, son bir yıldır ise peş peşe zamlar geldi.  2018 yılından bu yana özellikle sanayi elektriğine çok zam yapıldı ve tarife 20 kuruşlardan 50 kuruşlar düzeyinde çıktı. 

11. grubumuz, imalatçıların yoğun olduğu bölgelere güneş enerjisi kolektörleri konularak düşük maliyetli enerji sağlanmasını önermektedir. Kısa vadede kolay çözüm bulmak zor. 24. grubumuz lisansız elektrik üretimi konusunda bir toplantı düzenleyecek.    Bu konu da ele alınabilir. 18. grubumuz ekonomik krizin esnafı olumsuz etkilediğini, bankaların kredi yapılandırmaları konusunda destek olmaları gerektiğini ifade etmiştir. Biraz önce söylediğim gibi, yeni yasa ile bankalara bu konuda esneklik sağlandı, ama büyük şirketlerden KOBİ’lere sıra gelir mi, hep birlikte göreceğiz. Madencilik sektörümüzde de sorunlar var, grubumuz raporlar hazırlayıp girişimlerde bulunmaktadır.

Antalya firmaları aralarında ne kadar çok işbirliği yaparsa ticaretimiz o kadar gelişir

Turizm sektör grubumuz şehir turizmi konusunda çalıştay düzenleyecek. 15. grubumuz sektör toplantısı düzenlemek istiyor. Tarım sektörünü şimdilik fazla konuşmuyoruz, önümüzdeki aylarda hal yasası gibi konular gündeme gelecek, dolayısıyla bu çalışmalar gerekli olacak. 38. grubumuz ATSO sektörler fuarı düzenlenmesi önerisi getirdi. Biz üyelerimiz arasında işbirliği ve ticaretin gelişmesi için ATSO indirim kartını çıkardık, networking çalışmaları da yaptık. Kuşkusuz bunların komitelerimiz tarafından desteklenmesi ve devam ettirilmesinde fayda var. Antalya firmaları kendi aralarında ne kadar çok işbirliği yaparsa ticaretimiz o kadar gelişir. Bu konuda çalışmaya devam edeceğiz.

Komitelerimiz mesleki yeterlik belgesi konusuna da önem vermelidir. Birçok sektöre belge zorunluluğu gelmektedir. Son olarak Bakanlık ikinci el oto satışları yapanlara yeterlik belgesi şartı getirdi. Bu konuda sektöre uyarı yaptık ve uygulamaya başladık, buradan bir kez daha hatırlatmış olayım.

Antalya turizmi Burdur ve Isparta’daki bu zenginlikle entegre hale gelmeli

Geçen hafta Kalkınma Ajansı toplantımız vardı. Burdur ve Isparta Oda Başkanlarımızla da görüştük. Antalya limanı yükleme ve boşaltma tarifelerinden şikayetler bitmiyor. Bu konu Rekabet Kurumu gündemine getirildi, artık bir an önce çözüm yönünde adım atılmasını bekliyoruz. Toplantı vesilesiyle, Burdur ve Isparta’da Lavanta ve Gül turizmini de yerinde inceleme imkanımız oldu. Antalya turizmi Burdur ve Isparta’daki bu zenginlikle entegre hale gelmelidir. Oraya geziler yapılabilir, böylece hem bölgeye katkı vermiş oluruz hem de turizmde alternatif ürünleri geliştirebiliriz.”

En Güzel Vitrin belli oldu

Başkan Davut Çetin’in konuşmasının ardından bu yıl ikincisi düzenlenen ATSO En Güzel Vitrin Yarışması’nın kazananları ödüllerini aldı. Toplam 6 firmanın dereceye girdiği yarışmanın birincisine ATSO tarafından 10 bin liralık para ödülü verilirken, ikinciye 7 bin 500, üçüncüye de 5 bin lira ödül verildi. 2 firmanın mansiyon ödülü olarak bin lira kazandığı yarışma da bir de Jüri Özel Ödülü verildi.

Yarışmada dereceye girenler ise şu şekilde oldu

1- Manolya Ülkü

ATSO

2- Didonis Gıda Tekstil ve Sanayi Ticaret Ltd. Şti.

ATSO

3- Haluk Çerçiler - Çerçiler Kumaş

ATSO

Mansiyon

Serdar Çimenbiçer

ATSO

İlteray Tekstil Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.

ATSO

Jüri Özel Ödülü

Marka Mağazacılık A.Ş.-Marks Spencer Mall Of Antalya Şubesi

ATSO

 

ATSO

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2019 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Yörex
  • Growtech