ATSO Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı yapıldı

10 Kasım 2009 Salı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATSO Meçlis Salonu’nda yapıldı.


ATSO Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı yapıldı

Toplantıda ATSO’nun bir aylık faaliyetlerini anlatan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak, Türkiye ve Antalya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına yeni eğitim ve öğretim yılının tüm öğrencilere, öğretmenlere ve velilere hayırlı olmasını dilekleriyle başlayan Budak, ekonomik krizle yorulan Türkiye’nin sel felaketleriyle, şehit haberleriyle, siyasi tartışmalarla daha fazla yorulduğunu söyledi. Önümüzdeki haftalarda özellikle dış politika ve güvenlik alanında siyasi tartışmalarla daha fazla yorulacaklarına dikkat çeken Budak, “Bu hafta yeni yasama dönemi de başlamaktadır. Ülkemize ve Milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Meclisten acil olarak beklediğimiz ekonomi ile ilgili kanunlar var. Hükümetin, Meclisin, siyasi partilerimizin ekonominin içinde bulunduğu duruma daha fazla ilgi göstermelerini bekliyoruz. Eğitimde, bürokraside, siyasette, yargıda ve yasamada daha hızlı, daha etkin, halkımıza da güven verecek mekanizmaların kurulması gerekiyor. Yıllardan bu yana siyasi partiler ve seçim kanunlarının değişmesi gerektiği ortada olduğu halde kimse bu konuya hiç dokunmamaktadır. Oysa bu konu çözümün başlangıç noktasıdır. Türkiye’nin vizyonu seçim takvimlerine bağlı olmaktan çıkarılmalıdır” dedi. Dünya ekonomisinin gel-git’lerle, Türkiye ekonomisinin ise yataya yakın bir tempoda devam ettiğini kaydeden Budak şöyle konuştu; “G 20 zirvesinde alınan kararlar genellikle ilke düzeyinde kararlar olmuştur. Buna rağmen G-20 zirvesi, G-8 gibi daha kurumsal bir yapı kazanmıştır. Türkiye’nin burada temsil edilmesi bu zirveyi ayrıca önemli kılmaktadır. Zirvede krizle mücadele önlemlerinin devam etmesine karar verilmiştir. Bankacılık sisteminde sermaye güçlendirici önlemler alınmasına, sermaye piyasasının daha sıkı kontrol edilmesine karar verilmiştir. Ekonomik canlandırma paketleri ve düşük faizler bir süre daha devam edecektir. Ancak, muhtemelen gelecek yıl ortasına doğru, ekonomik iyileşme netleşirse dünyada faiz oranları yükselmeye başlayacaktır. Dolayısıyla Türkiye’de faiz oranlarının bir miktar daha düşmesi için uygun bir ortam vardır. Geçenlerde açıklanan Orta Vadeli Mali Plan bozulan bütçe dengesinin tekrar kurulması konusunda mali piyasalara beklenen sinyali vermiştir. Ancak, bu plan reel sektör için tatmin edici sayılamaz. Çünkü reel sektör açısından önemli olan konu ekonominin canlanmasıdır. Dünyada birçok gelişmiş ve gelişen ülke pozitif büyümeye geçerken, Asya ülkeleri % 7-9 oranlarında büyümeyi devam ettirirken, Türkiye’nin orta vadeli geleceği için zayıf bir program ortaya konulmuştur. Program 2009’da - % 6, 2010 yılında % 3.5, 2011’de % 4 büyüme öngörmektedir. Yani ekonomi 2008 yılına ancak 2012’de dönecektir. 2010 ve 2011’de dahi % 14 gibi yüksek oranlı işsizliğin devam edeceği kabul edilmiştir. Biz ekonomi yönetiminden ekonomiyi canlandıracak önlem beklerken, önümüze belki gerçekçi, ama aslında ümitsizlik yaratan bir program konulmuştur. Vergi indirimleri beklerken tam tersine vergi yükünün artması gündeme gelmiştir.

Bu olumsuz tablonun nedeni bütçe açığıdır. Açığın 60 milyar TL’yi aşması beklenmektedir. Bu açığın neredeyse yarısı sosyal güvenlikten gelmektedir. Özellikle sağlık harcamalarındaki aşırı artış yük yaratmıştır. Diğer ülkelerde bütçe açığı kriz önlemleri nedeniyle artarken bizde kriz dışı harcamalar nedeniyle artmıştır. Bu nedenle artık IMF ile anlaşma konusu daha fazla sürüncemede kalmamalıdır. Bu anlaşma Hükümete düşük faizli kredi sağlar, iç borçlanma azalır ve faiz oranları bir miktar daha düşebilir. Bunun dışında ekonominin canlanması sadece sıcak para girişine bağlı kalacaktır ki, bunun sakıncalarını hepimiz biliyoruz. Bunun dışında program özelleştirmeyle çıkış aramaktadır. Telekomünikasyon ve limanlarda kamunun payının azaltılacağı belirtilmektedir. Oysa tekel konumundaki işletmelerden devletin tümüyle çekilmesinin ekonomik kayıplara neden olduğu deneyimle görülmüştür. Özelleştirmeye bütçe finansmanı için başvurulması da yanlıştır. Asıl kaynak kayıt dışı ekonomi ve vergi reformudur. Hükümet IMF’nin talep ettiği vergi idaresinin özerk olması ilkesini kabul etmelidir. Öte yandan verginin tabana yayılması teşvik edilmelidir. En basitinden vergi rekortmenlerine sadece bir plaket vermek yerine ciddi sosyal haklar tanınmalıdır. Örneğin yeşil pasaport, VIP statüsü, oda ve belediye meclislerinde doğal üyelik gibi haklar getirilmelidir.” Ekonominin ilk altı ayda % 10 küçüldüğünü, ticaret ve inşaat sektörlerinde küçülmenin % 20 sanayi ve ulaştırma ise % 14.5 oranında olduğunu belirten Budak, “Bu küçülme en fazla KOBİ’leri etkilemiştir. Son aylarda bir toparlanma olduğu açıktır, ama bu toparlanma çok yavaştır. Bu noktada asıl konuşulması gereken konu Türkiye ekonomisinin büyüme modelidir. Her zaman söylediğimiz gibi, Türkiye’nin sanayiyi ve ihracatı destekleyecek bir programa ihtiyacı bulunmaktadır.

Teşvik sistemi uygulaması netleşmeli, sektör stratejileri belirlenmelidir. Elektrik gibi girdilerin maliyetlerinde artış halkın ve reel sektörün sıkıntısını artırmaktadır. Girdi maliyetleri artarken dövizin sabit kalması, turizmi ve ihracatı baltalamaktadır. İhracatta bu nedenle rekabet gücü kaybedilmektedir. Antalya olarak meyve sebze ihracatımız dahi gerilemeye başlamıştır. Dövize bağlı sektörler için mutlaka telafi edici destekler gereklidir. İhracat teşvikleri artırılmalıdır” dedi. Antalya’nın bu yıl turizm gelirinde önemli bir düşüşle karşı karşıya olduğunu belirten Budak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Turizm grubumuz % 20-25 oranında ciro kaybı olduğunu belirtmektedir. Fiyat indirimleri bir başladığında sonraki yılları da etkilemektedir. Turizmdeki gelir kaybı tüm sektörlerimizi zincirleme etkilemektedir. Bu sorun ekonomi yönetimine yansıtıldı, ancak turizme dönük destekleme önlemlerinin çoğu kağıt üzerinde kaldı, hayata geçmedi. Bazı kararlar muhtemelen bürokratik düzeyde takılıp kalıyor. Turizm komitemizle, TÜROFED ve AKTOB Başkanlarımızla görüşmeler yaptık. Turizm komisyonumuzda bu zirve ile ilgili gündeme getirilmesini istediklerini bir toplantı yaparak ortaya koymuşlardır. Bu arada Bakanlıkla gerekli temasları başlattık.

Sektörde sonuç almaya dönük bir zirveyi Antalya’da yapacağız. Önümüzdeki günlerde bu konuları tekrar gündeme taşıyacağız. İnşaat sektöründe de halen yeterli canlılık yoktur. Konut kredilerine baktığımızda Kasım ayından Şubat ayına kadar konut kredilerinde 1 milyar azalma yaşanmış. Nisan ayından sonra ise artış başlamış ve 2 milyar artışla 41 milyar liraya ulaşılmış. Ama sektörde stok olduğu için henüz yeterince hissedilmiyor. Bu arada gazeteler İstanbul’daki konut yatırımlarının reklamları ile dolu. Sektör temsilcilerimiz bu konuyu değerlendirmelidir. Bu sadece TOKİ’ye bağlı bir gelişme midir? Yoksa büyük şirketler daha yaratıcı çözümler mi buluyorlar? Antalya olarak bunları iyi değerlendirmeliyiz. İstanbul’da yapılan projelerin daha cezp edici olduğu da görülmelidir. Antalya’da halen sosyal açıdan yetersiz, çevre açısından yetersiz inşaatların da devam ettiğini görüyoruz. Belediye başkanlarımızdan bu konuda daha katı bir tavır bekliyoruz. Her yeri imara açma, sınırsız imarlaşma artık son bulmalıdır.

Kent merkezinde fiziksel ömrünü tamamlamak üzere olan çok sayıda bina bulunmaktadır. Bu bölgeler kentsel dönüşümle rehabilite edilmelidir.” Antalya için güzel gelişmeler yaşandığını da vurgulayan ATSO Başkanı Budak, “EXPO 2016 yılı adaylığının kabul edilmiş olmasının, kent için önemli bir başarı olduğunu söyledi. Antalya’nın 2016 yılına hazırlanmak için önünde yeterli bir süre bulunduğunu belirten Budak, “Antalya tanıtım ve altyapı bakımından önemli bir gelişme yaşayacaktır. Sayın Valimizin liderliğinde bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da iyi bir çalışma yürütüleceğine inanıyorum” diye konuştu. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni yatırım taleplerinde canlanmaolduğunu belirten Budak şunları kaydetti; “Plastik, ahşap, mobilya, kimya, gıda gibi sektörlerde yeni yatırım projeleri vardır ve bu bizleri mutlu etmektedir. Bu projelerle Bölgede 20 bin kişilik toplam istihdam öngörüyoruz. Bölgemizde krizin etkisiyle geçtiğimiz aylarda kapasite kullanımı % 44’lere kadar düşmüştür. Sekiz aylık elektrik tüketimi % 14’e yakın oranda azalmıştır. Ancak, Ağustos ayında % 7 artışa geçilmiştir ve yatırım taleplerinde tekrar artış başlamıştır. Tarım sektörümüzde de ihracatta duraklama olmasına rağmen, Toptancı Halimizde fiyatlara bağlı ciro artışının % 15 olması nispeten olumlu bir gelişmedir.


Geçen iki yılda bunun tersini yaşadığımız için bu yıl bir nebze telafi edilmiş olmasını umuyorum. Bir başka olumlu haber Ulaştırma Bakanlığının otoyol projeleridir. Bu projeler arasında Aydın-Antalya, Ankara-Antalya projeleri de bulunmaktadır. Tabii bu arada aklımıza halen bitmeyen duble yol projeleri de gelmektedir. Umarız ki yapılanlar ve yapılacaklar doğru planlanmıştır. Geçtiğimiz haftalarda ardı ardına Expo toplantıları ve daha yoğun olarak da Kalkınma Ajansı toplantıları yaptık. Kalkınma Ajansı yıllardan beri kurulmasını istediğimiz, takip ettiğimiz bir konuydu. Uygulama başladığında kanundan kaynaklanan sıkıntılar daha iyi görülüyor. Avrupa ülkelerinde ajanslar özel sektör mantığıyla çalışan kuruluşlar iken ülkemizde kamu yönetimi modeli ağır basmıştır. Oysa kamu yönetiminde özel sektör etkinliği ve dinamizmi yoktur. Türkiye’de artık bu konularda çağın gerektirdiği modeller benimsenmelidir. Geçen ayın önemli bir faaliyeti İtalyan Ticaret Merkezi ve Odamızın işbirliğinde Yatçılık sektöründe faaliyet gösteren 22 İtalyan firması görüşmeler yapılması olmuştur. TOBB ve Halk bankasının yapı malzemeleri sektörü ile birlikte başlattığı “Evini Yenile Kampanyası’’nı tanıtmak için Basın Toplantısı düzenledik. Bu kampanyadan Antalya’nın daha fazla faydalanmasını istiyoruz.

Sektördeki firmalarımızla bu konuda yapmamız gereken çalışmaları yapmalıyız. Yapı Malzemeleri Grubumuzda önümüzdeki günlerde İnşaat malzemeleri bayileri ile bilgilendirme toplantısı yapacaklardır. Geçen ay ayrıca eski hizmet binamızın değerlendirilmesi konusunda ve Toplu işyerleri konusundaki çalışmalarımızı hızlandırmaya gayret ettik. Bu çalışmalar için ilgili arkadaşlarımızdan çalışma gruplarını kurduk. Meclisten katkı yapacak herkesle birlikte bu çalışmaları geliştireceğiz. Bu arada Kalekapısı, Güllük, Konyaaltı, Işıklar caddelerimizdeki esnaf derneklerimizle toplandık. Kent merkezinin canlandırılması konusunda meclis içinden ve dışından esnaf arkadaşlarımızla birlikte ciddi çalışmalar başlatacağız. Kalekapısı’nda Güray Bey ve dernek yönetimi çok güzel çalışmalar da başlatmış durumdadır. Kalekapısı’nda belirli bir uyum ve disiplin getirilmesi, tarihi yapıların ortaya çıkarılması, tüketiciye güven verilmesi gibi konularda güzel çalışmalar yapılıyor. Tabii bütün çalışmalarda Belediye desteği gerekiyor. Bazen olmayacak yerde olmayacak şekilde açılmış işyerleri var. Belediyeye söylediğinizde bizim de yetkimiz yok diyorlar. Türkiye’de zaten bir sorun olduğunda bir tane yetkili ve sorumlu kurum bulamıyorsunuz. Buna rağmen, esnafımızın 8 asır önceki Ahi teşkilatları gibi bir araya gelmesi, sokağını, bölgesini düzeltmesi gerekiyor. Tabii ki, bizimde bir araya getirme, yol gösterme, destek olma konusunda aktif olmamız gerekiyor. Bazen bir bölgede aşırı sayıda aynı işi yapan işyeri var.

Kalekapısı’nda ve Kaleiçi’nde tişört, kot, ayakkabı, saat, gözlük satan çok sayıda işyeri bulunuyor. Tarihi bir binayı kapatacak şekilde tabela konulmuş veya duvarlara kıyafetler asılıp tarihin üzeri örtülmüş. Tarihi bina açıkta döner satan büfeye verilmiş. Bunlar basit, fakat önemli yanlışların bir kısmı. Esnaf arkadaşlar Yavuz Özcan parkında ve Işıklar’da güvenlik sorunundan, caddelerde aydınlatma eksiğinden kaldırım işgaline, işporta işgaline, denetim eksikliğine kadar birçok konuda şikâyetçiler. Raylı sistem nedeniyle ulaşımda ciddi mağduriyet yaşanıyor. Çallı’dan merkeze iniş artık neredeyse kesilmiş durumda. Dolmuş seferleri yetersiz. Konyaaltı caddesinde iki yönlü trafik son derece zor. Esnaf arkadaşlarımız eski tramvayın da faydadan çok zarar verdiğini söylüyorlar. Bu gibi caddelerde artık tek yönlü trafiğe geçilmesi düşünülmelidir. Ayrıca sosyal etkinlik yaratacak planlamalar gerekmektedir. Son günlerde belediyelerimizin çevre yolu, toplu taşıma gibi konularda bir araya geldiklerini, çalışmalarını hızlandırdıklarını görüyoruz. Temennimiz bu tür diğer konulara da sıranın gelmesidir. Bu çalışmalar tamamlandıkça sorunlarımızın azalacağına inanıyorum. Büyükşehir Belediyemizin otobüs alımına gitmesi sonrasında özellikle turizm merkezleri ile kent merkezi arasındaki ulaşım konusunda da çözüm bekliyoruz. Kundu ve Beldibi gibi bölgelere düzenli taşımacılık yapılmalıdır. Belediyelerimizden bir başka talebimiz de İstanbul sel felaketinden gerekli derslerin ve buna göre önlemlerin alınmasıdır. Antalya’da merkez de ve ilçeler de dere yataklarını bir geçmiş yıllardan biliyoruz. Bugün birçok yerde binalar, kıyılarda oteller yapılmıştır.

İslah edilmesi gereken dere yatakları vardır. Fazla uzatmak istemiyorum, ama Antalya’da deniz suyu temizliği, arıtmalar, katı yakıt kullanımına bağlı hava kirliliği gibi tüm çevresel konularda köklü düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Antalya derken ilçelerimizle birlikte konuşuyorum. Biraz da önümüzdeki günlerde yapacaklarımız üzerinde durmak istiyorum. Mevcut komisyon ve gruplar dışında, imar planı, ulaştırma, altyapı projeleri, çevre konularında aktif çalışmamız gerekiyor. Antalya’nın her önemli konusunda ATSO objektif düşüncesini ortaya koymalı ve üyelerine ışık tutmalıdır. 40 bin üyeli bir kurum önemli konularda sessiz kalamaz. Geçenlerde çevreyolu ile ilgili bir toplantı yapılıyor, ama Oda toplantıya davet edilmiyor. Oysa çevreyolundaki imar konusu da takvimi de bizi, 40 bin üyemizi ilgilendiren konulardır. Bu nedenle çalışma programımız ve hedeflerimiz çerçevesinde çalışma gruplarımızı hızla oluşturacağız. Reklam sektöründeki arkadaşlarımızla birlikte kurumsal kimlik çalışması başlattık, bu konuda bir yarışma ile devam edeceğiz. Bizim yoğunluğumuzdan dolayı geciktik. Ama artık hızlanıp, örnek bir çalışma yapacağız. Üzerinde durduğumuz bir konu hem daha iyi hizmet üretmek hem de Odaya gelir getirmek amacıyla bazı alanlarda şirket kurmaktır.

Odamız İzmir, Bursa, İstanbul gibi odalara göre bu konuda geri kalmıştır. Bu konuda bazı düşüncelerimizi olgunlaştırarak sizlerle paylaşacağım. Ama sizlerin de şimdiden bu konuda kafa yormanızı istiyorum. Örneğin geçen yıllarda Tanıtım konusunda şirket kurma hedefimiz vardı. Bunu yapmalıydık, halen de yapabiliriz. Şimdi önümüzde turizm fuarları var. Herkes kendi başına tanıtıma para harcayacak. Oysa Antalya’da artık tanıtımda kurumsallaşmayı sağlamalıyız. Özel idare, belediyeler, hizmet birlikleri, vakıf ve derneklerle birlikte bir tanıtım protokolü imzalamalıyız. Ortak bir fon, ortak bir kurul bu konuyu daha profesyonel götürmelidir. Her durumda ATSO olarak tanıtım alanında aktif olacağız. Yıllardır Antalya olarak takip ettiğimiz bir konu direkt tarifeli seferlerdir. En azından manevi desteğimizle başlayan direkt seferler çok yararlı olmuştur. British Airways haftada bir uçuşla başlamış, yaz aylarında beşe çıkmıştır. THY direkt seferlere Moskova ile başladı ve sonra Avrupa kentlerine de yaymaya başladı. Şimdi yeni hatlara sefer konulması konusunda çalışmalar var. Biz de oda olarak bu konuda destek olacağız. Bu şekilde gelecekte Antalya’nın önemli bir aktarma merkezi olacağına inanıyoruz. Son olarak komite çalışmaları ile ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Komite çalışmalarımızın giderek geliştiğini memnuniyetle izliyoruz.

Tarım sektöründen arkadaşlarımız Toptancı Hal kanunu üzerinde çalıştılar.

6. Gurubumuz kaçak hayvan kesimi, çay ve tütün satışlarından şikâyetçiler.

9. grubumuz büyük mağazaların zincirlerinin hızla yayıldığına, belediyelerin bu mağazalara da izin vermemesi gerektiğine değindiler. Bir de bunların Odamıza kayıt yaptırmaları konusunu gündeme getirdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum.

10. Grubumuz kaldırım işgali ve görüntü kirliliği konusuna ve Kundu bölgesindeki pazarda kayıtdışı satılan giyim eşyalarına dikkat çektiler.

12. Grubumuz ayakkabı kalitesi standartları konusunda bir çalışma yapmış. Aslında bu tür çalışmaları satıcıları, denetleme kurumlarını ve tüketiciyi uyarmak için her komitenin yapması gerekir. Gerekirse bunlar dergimizde yazılmalı, medya kanalıyla duyurulmalı, broşürler bastırılıp dağıtılabilir de. Ticaretin ve esnafın ciddi bir sorunu güven verme konusudur. Özellikle Antalya’da ciddi bir güven sorunu vardır. Bu ay bilgisayar grubumuz bu nedenle işlerin İstanbul ve Ankara’ya kaydığını yazmış. Dolayısıyla yanlış yapanı caydırmak, doğru yapanı korumak durumundayız. Aslında her meslek grubu bir işyerinin taşıması gereken şartlara, ürün ve hizmet standartlarına ilişkin Etik Sözleşme hazırlamalıdır. Üyelerimiz bu sözleşmeye uyacaklarını garanti etmelidir. Biz de bu üyelerimize reklam ve tanıtım desteği vermeliyiz. Sektörlerimiz Odanın desteğiyle, disiplin kuruluyla kendi içinde otokontrol kurmalıdır.

Mobilya sektörümüzde güzel bir çalışma ortaya koymuş ve benzer konulara temas etmiştir. Teşekkür ediyorum.

16. Grubumuz zaten her zaman dertli oldukları için iyi çalışan bir gruptur: Son olarak bir de sokak hayvanları için duyarlı bir çalışma yürütmeye gayret ediyorlar.

17. Grup TSE belgesi denetimi ve tahsilât sorunlarını dile getirmiş. Bu aslında her sektörün sorunu durumunda.

19. Grubumuz çok önemli bir konu olan yalıtım konusunu gündeme taşıyor. Oda olarak üzerinde çalışmamız gereken bir konudur. Özellikle enerji tasarrufunun en önemli unsurlarından biride ev ve iş yerlerinin yalıtımıdır.

24. Grup hava kirliliği konusunda güzel bir çalışma yapmıştır. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetim Genel Müdürlüğü de kış aylarında havanın kirlendiğini bildirmiştir.

26. grubumuz 3G telefonları konusunda faydalı bir uyarı yapmıştır. Bunlar da kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

35. Grubumuz kooperatiflerde sermaye artırımı konusunun yarattığı sorunu ele almıştır.

41. Gurubumuz sigara yasağının restoran ve kafeler için yarattığı sıkıntıyı dile getirmektedir. Konu ile ilgili bir dosya hazırladılar. TOBB ve Sağlık Bakanlığı’na sunacağız.

42. Gurubumuz belediyelerin reklam tarifelerindeki karmaşa konusunda girişimde bulunmuştur.

45. Gurubumuz Döşemealtı’nda tapu işlemlerindeki sorunları ve emlak sektöründeki sahtecilik sorununu gündeme getirmiştir.  47. Gurubumuz arazi toplulaştırması konusunda çalışma yapmaktadır.

48. Grubumuz deprem master planı ve yapı denetimi konularında çalışma yapmaktadır.

50. Grubumuz rent a car işletmelerinde standartlar konusunda çalışmaktadır.

51. Grubumuz su sporları işletmelerinin ecri misil konusundaki sorunlarını dile getirmiştir. Bu turizm sektörümüzün genel sorunudur, gündemimizdedir. Turizm, eğitim, kültür-sanat ve doğa-spor komisyonlarımız yararlı toplantılar yapmışlardır. Burada saymadığım komite çalışmaları da vardır. Gerçekten baktığımızda sektörel sorunlar dışında çevre ve ulaşımdan, kültüre kadar her konunun ele alındığını görüyoruz. Bu çalışmaları daha sistemli hale getirip, dergi ve diğer kanallarla kamuoyunu ve üyelerimizi aydınlatıcı şekle getirdiğimizde çok iyi sonuçlar alacağımıza inanıyorum. Bütün bu çalışmalar için çok teşekkür ediyorum.”

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2021 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • İlan
  • LÖSEV
TS 10002