ATSO Ağustos Ayı Meclis Konuşması

27 Ağustos 2019 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Başkan,
Sayın Meclis Üyeleri,
Değerli Basın Mensupları,
Değerli Çalışma Arkadaşlarım,

Hepinizi sevgi ve saygıyla gerek şahsım, gerek yönetim kurulumuz adına selamlıyor, katılımlarınız için teşekkürlerimi sunuyorum. Konuşmamın sonunda kısa bir piyasa durum değerlendirme anketi yapacağız, beklentilerinizi de soracağız, o nedenle konuşmamı kısa tutmaya çalışacağım.
Öncelikle Kuzey Irak’ta şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve bütün milletimize başsağlığı dileklerimizi sunuyorum.
Hepimizi sarsan bir olay, Emine Bulut cinayeti oldu. Bu vahşete hem üzüldük hem utandık. Bu cinayetlerin, şiddetin son bulması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Sadece ceza meselesi değildir, kadına bakışın ve şiddet kültürünün de ele alınması gereklidir.
Değinmek istediğim bir başka konu İzmir’de orman yangınıyla ilgili tartışmalardır. Türkiye yangın, sel, deprem gibi afetlere karşı çok daha donanımlı ve hazırlı olmak zorundadır. Bu konular siyaset malzemesi olmamalıdır.
Afetlere karşı hazırlık ve çevrenin korunması konusunda daha hassas olmalıyız. İklim değişikliği etkisi giderek daha fazla hissedilmeye başlandı. Bu yıl Avrupa'da tarihin en sıcak yazı yaşandı. Dünya kutuplarda buzulların erimesini konuşuyor.
Şu fotoğraf kutupta bir bölgede 100 yıl önceki durumla günümüzü karşılaştırıyor. Buzulların erimesi insanlık için her ülkenin dikkate alması gereken bir durumdur.
Çevre koruması konusunda her düzeyde daha hassas olmalıyız. Antalya turizm ve tarım nedeniyle doğal koşullara, iklim değişikliğine daha duyarlıdır. Avrupa’da sıcak havalar Antalya’ya son dakika satışlarında azalmaya neden oldu. Dolayısıyla çevreden bize ne diyemeyiz.
Dünyanın konuştuğu bir başka olay Brezilya’da Amazon yağmur ormanlarının yanmasıdır. Brezilya’da ormanların bir kısmı tarım gibi amaçlarla yakılmaktadır. Bu kez yangınlar büyüdü ve üç haftada 650 bin hektar alan yandı. Amazon dünya oksijenin beşte birine yakınını üretiyor. İnsanlık böyle böyle kendi sonunu hazırlamaktadır.
Türkiye’de de Kaz Dağları tartışması yaşandı.  Ormanda madencilik yapılmasın diyemeyiz, önemli olan kurallara uyulması ve en doğru biçimde yapılmasıdır.
Bu konuda iki fotoğraf paylaşmak istiyorum.
Bu bizdeki maden alanıdır. 
Kanadalı şirketin Kanada’dak Ontario’daki  altın madeni fotoğrafını da görelim. Bizdeki maden böyle olsa bu kadar tartışma olmazdı. 
Maden mühendisleri odası raporuna göre altın madeninden Devletimizin kazancı 75 milyon dolar olacaktır. Maden olacaksa, hiç olmazsa Türkiye’nin kazancı daha yüksek olmalıdır. Bu konuları siyaset dışı konular olarak ele almalı, fayda ve maliyet karşılaştırması yaparak karar vermeliyiz. 

Değerli arkadaşlar,
Yılın sekizinci ayını geride bırakıyoruz, ekonomi cephesinde iç piyasada durgunluk devam etmektedir. Dünyada ticaret savaşları hız kazanmaktadır, Avrupa ekonomisi yavaşlamaya devam etmektedir. Bu nedenle ihracatta bazı sektörlerimiz iyi durumdadır, ama bazıları zorlanmaktadır.
Temmuz ayında otomotiv iç Pazar satışı geçen yıla göre %66 azalma kaydetti, beyaz eşya satışı %31 düştü. Konutta düşüş Temmuz’da devam etti.

Temmuz ayı önceki yıla göre yurtiçi satış hacmi değişimi

Temmuz-değişim-%

7 ay-değişim %

Otomobil-hafif ticari satışları

-66

-47.5

Konut

-17.5

-21

Beyaz eşya

-31

-12

 

 

 

  
Tüketici güveninde hafif bir kıpırdanma oldu, reel sektör güven endeksinde de bir yükselme başladı. Bu iyileşmenin devam etmesini temenni ediyoruz.
Antalya verileri nisbeten Türkiye'ye göre daha iyi duruyor. Turist sayısı artışı %17 oranındadır ve yeni rekorlar kırılmaktadır. Karşılıksız çeklerde Türkiye’de %52, Antalya’da %29 artış var, fakat karşılıksız çek oranı artmamıştır. Protestolu senet artışı yüksek, ama hacim olarak yüksek bir tutar ifade etmiyor.
İhracatta son dönemde tarım ihracatımız arttı, fakat yedi aylık toplam rakamda artış düşük kalıyor. Vergi tahsilatında, KDV tahsilatımız %19 artmıştır. Yatırım teşvik belgesi hacmi Türkiye'de %28 düşerken, Antalya'da %30 artmıştır. Özellikle turizm ve tarımda teşvik belgesi hacminde hızlı bir yükseliş görüyoruz. 

Antalya

Antalya'da

Değişim(%)

Türkiye'de

Değişim(%)

 

2018

2019

 

 

Yabancı Turist Sayısı-7 ay

6.856.842

7.995.938

16,6

13,2(*)

Ödenen Çek Hacmi-7 ay (bin TL)

18.681.599

22.454.960

20,2

-3,6

Karşılıksız Çek Hacmi-7 ay (bin TL)

398.426

517.209

29,8

52,6

Karşılıksız Çek Oranı %(Temmuz-adet)

1,8

1,8

 

 

Protestolu Senet Hacmi-6 ay (bin TL)

193.652

319.223

64,8

50,0

Nakdi Kredi (Kamu+Özel)-Haziran (bin TL)

83.033.413

88.676.489

6,8

7,5

Dahilde Alınan KDV Tahsilat-7 ay

555.026

662.127

19,3

-12,0

İhracat- 7 ay (bin dolar)

776.757

809.094

4,2

2,1

Yaş Meyve-Sebze İhracatı-7 ay (bin dolar)

248.541

239.935

-3,5

-14,2

Yatırım Teşvik (Sabit Yatırım milyon TL)-6 ay

1.242

1.615

30,0

-28,3

Otomobil Sayısı-6 ay

489.750

509.927

4,1

1,3

Konut Satışı-7 ay

36.130

30.992

-14,2

-23,8


İnşaat sektöründe duruma biraz daha yakından bakmakta fayda var. Konut satışlarında yavaşlama hem inşaat yatırımlarını hem de konut fiyatlarını etkiledi.  Yeni inşaat ruhsatları ilk 6 ayda %66 oranında düşmüştür.
Türkiye genelinde son bir yılda konut fiyatı artışı %1.7 oldu.  İstanbul'da fiyatlar yılda  %2 düştü. Büyük iller arasında Antalya konut fiyatlarında daha iyi durumda kalmıştır.

Haziran 2018-Haziran 2019 konut fiyat değişimi

Türkiye

1,7%

(İstanbul)

-2,3%

(Ankara)

-0,7%

(İzmir)

0,3%

(Antalya, Burdur, Isparta)

8,3%


Konut fiyatı grafiği Antalya’nın nisbeten daha iyi olduğunu göstermektedir.  Kırmızı çizgi İstanbul, en üstteki mor çizgi bizim çizgimiz. İstanbul'da 2014-2017 döneminde fiyatların hızlı arttığını, 2017'den itibaren sabit kaldığını görüyoruz. Batı Akdeniz son aylarda Türkiye ve diğer büyük illere göre pozitifte kalmıştır.  
Şimdi kamu bankaları konut kredisinde önemli bir kampanya başlattılar. Son haftalarda konut piyasasında bir kıpırdanma ve satış başladığını arkadaşlarımız söylüyorlar. Konut kredisi bakiyesinde henüz artış yok, bununla birlikte önümüzdeki ay ivmelenmenin rakamlara yansıyacağını bekliyoruz. 

Haziran 2018

Eylül 2018

Aralık 2018

Şubat 2019

Mayıs 2019

Haziran 2019

Temmuz 2019

16 Ağustos

200 milyar

198 milyar

188 milyar

184 milyar

182 milyar

180 milyar

178 milyar

178 milyar


Kredi kampanyasıyla konut ve inşaat sektörünün desteklenmesi doğrudur, fakat önemli olan faizlerde düşüşün kalıcı olmasıdır.
Merkez Bankası faiz indirmeye devam edecektir, Merkez Bankası ayrıca bankaları daha fazla kredi vermeye teşvik etmektedir.
Dünyada faizler düşmektedir, fakat ticaret savaşları endişeleri artırmakta ve Türkiye’ye yabancı sermaye girişi de zayıf kalmaktadır. İçeride döviz mevduatı tekrar artmaya başlamıştır. Bunlar güven eksikliğinin devam ettiğini göstermektedir.
Yerli ve yabancı yatırımcı halen enflasyon, mali disiplin ve yapısal reform konusunda yeterli güvene sahip değildir. Hukuk sistemimiz yatırımcıya güven vermemektedir.

Değerli arkadaşlar,
Bugün Türkiye’de finans piyasasının gelişmesi gerektiğine bir kez daha değinmek istiyorum. Türkiye’nin yastık altındaki altın ve dövizi dışındaki parası şu şekildedir:
2018 sonu itibariyla 2.7 trilyon lira paramız var. Bunun üçte ikisi mevduattır. Türkiye parasının veya tasarrufunun yaklaşık üçte birini dövizde tutmaktadır.

Türkiye toplam tasarruf-2018

2.7 trilyon TL

TL Mevduat

1 trilyon TL

Döviz mevduatı

820 milyar TL

Altın hesabı

40 milyar TL

Devlet tahvili

536 milyar TL

Özel sektör tahvili

87 milyar TL

Eurobond

105 milyar TL

Hisse senedi

111 milyar TL

Şu anda enflasyon ve faiz artışıyla bu rakamlar biraz daha fazla.
Mevduatımız var, ama mevduatımızın kalitesi düşük, çünkü dövizde ve kısa vadede yatıyor, ekonomiye faydası yok. 
Bir yıl ve üzeri mevduatın oranı sadece %4, bu mevduatla yatırım kredisi verilemez.
Şimdiye kadar bankalar dışardan kredi alıp içeriye verdiler, fakat buna devam edemeyiz, finans sektörünü geliştirmek zorundayız. 
Ekonomimiz dünyada kur düzeyine göre 18. -20. Sıralarda yer almaktadır, ama borsamız 2018 verilerine göre dünyada 33. sıradadır. İspanya borsasında 3 bin, Kore borsasında 2 bin şirket var, biz bir türlü 400'ü geçemiyoruz.
Gelişmiş ülkelerde borsaların değeri milli geliri aşmaktadır. ABD, İngiltere, Hollanda gibi ülkelerde borsa değeri milli gelirin %150’sidir. Japonya, Kore, Fransa ‘da %100 civarındadır. Bizde ise %20’nin altındadır.   
Özel sektör olarak kredi bağımlılığından kurtulmalı, öz sermayemizi güçlendirmeliyiz. KOBİ’ler ortaklıkla şirketleri büyütmelidir. Büyük şirketlerimiz ise halka açılmalıdır. Halkın da döviz mevduatı ve verimsiz tasarruflar yerine hisse senedi almasını ve uzun vadeli mevduata yönelmesini sağlamalıyız.  Bunu yapmadıkça dış borç bağımlılığından kurtulamayız, kredi alır 3-4 ay gideriz, sonra benzinimiz tekrar biter.

Sevgili arkadaşlarım,
Türkiye ekonomisinde finans sektörünün küçüklüğü dışında bir başka sorunumuz reel sektörün verimsiz çalışmasıdır.  Birkaç sektörde dar alanda sıkışıp, kalmış durumdayız. Küçük olsun benim olsun kültürü yüzünden şirketlerimizi büyütemiyoruz.
Şimdi sizlerle bir seri tabloda Türkiye ve büyük Avrupa ülkelerinde reel sektörün durumunu karşılaştırmak istiyorum. Bu konuya daha önce de değinmiştim, ara sıra hatırlatmakta fayda var. Bu konuyu esnafa ve üyemize iyi anlatmalıyız.
Türkiye’nin nüfusu Almanya’ya eşit, Fransa ve İngiltere nüfus olarak bizden küçükler.
Çalışan nüfusa baktığımızda Almanya’da 41 milyon kişi çalışıyor. 66 milyonluk İngiltere’de çalışan sayısı bizden fazla.
Almanya ekonomisi bizim 6 katımız, İngiltere ve Fransa ekonomileri bizim 4 katımız, İtalya 3 katımız. Kadınlarımız çalışmayınca, herkes erken emekli olunca böyle oluyor.

 

Nüfus

Çalışan sayısı-milyon

Almanya

82 milyon

41 milyon

Türkiye

81 milyon

28 milyon

İngiltere

66

31

Fransa

67

27

İtalya

60

22.5


Almanya, İngiltere gibi ülkelerde bu kadar insan nerede çalışıyor diye baktığımızda durumun bizden farklı olduğunu görüyoruz.
Türkiye’de girişimcilerin çoğu tarımda küçük çiftçi veya ticaretteki küçük esnaftır. Türkiye’de tek başına çalışan çiftçi ve esnaf sayısı Almanya’nın iki katından fazla, fakat işveren sayımız ise düşük kalmaktadır.  
 

 

Nüfus

İşveren

Tek başına çalışan (bireysel çiftçi ve esnaf)

Almanya

82 milyon

1.6 milyon

3.7 milyon

Türkiye

81 milyon

1.2 milyon

8.7 milyon

İngiltere

66

0.6 milyon

4.3

Fransa

67

1.1

3

İtalya

60

1.3

4.9

İspanya

46

0.9

2.9


Avrupa’da üretici kooperatiflerle birleşiyor, esnaf büyüyüp işveren oluyor veya verimli işlerde çalışıyor.
Tarımda küçük çiftçi sayısında ve çalışan sayısında Avrupa’da rekor kırıyoruz. Bizim tarımdaki küçük çiftçi ve çalışan sayımız Avrupa’nın en büyük 5 ülkesinin iki katına yaklaşmaktadır. Tarımda ve perakende ticarette yoğunlaşmış durumdayız.
Tarımda Almanya bizim onda birimiz çalışana sahip, biz 60-70 milyar dolar üretiyoruz, onlar 30 milyar dolar üretiyorlar.

 

Tarımda çalışan-(mülteciler hariç)

Perakende Ticaret çalışan sayısı

Almanya

434 bin

5.6 milyon

Türkiye

4.7 milyon

4.1 milyon

İngiltere

247 bin

3.9 milyon

Fransa

595

3.4

İtalya

740 bin

3.1


Hizmet sektörüne baktığımızda inşaatta Almanya’nın iki katı çalışanımız var. Yeme-içme de ileri sıralardayız. Konaklamada Almanya ve İspanya’ya bakınca halen gidecek yerimiz var görünüyor.

 

İnşaat

Konaklama

Yeme-içme

Almanya

524 bin

485 bin

1 milyon

Türkiye

1.1 milyon

410 bin

1.3 milyon

İngiltere

840 bin

330 bin

1.3 milyon

Fransa

165 bin

277 bin

817 bin

İtalya

459 bin

323 bin

1.2

İspanya

494 bin

470 bin

1.3 milyon


Sanayiye baktığımızda tekstil ve gıda sektöründe yoğunlaşma görüyoruz. Buna karşılık teknoloji sektörlerinde ve kimya gibi, fabrikasyon metal gibi girdi sektörlerinde gerideyiz.
Diğer sektörlerde farklılık çok daha belirgindir. İlaç sektöründe İspanya’nın bile istihdamı bizden fazladır. Bilgisayar üretim ve yazılım sektörlerinde büyük ülkeler bizden 3-4 kat daha ilerde, hatta İsviçre ve Hollanda gibi küçük ülkeler bile bizim kadar istihdama sahipler.

 

İlaç -çalışan sayısı

Bilgisayar, elektronik, optik üretim- çalışan sayısı

Bilgisayar yazılım, destek

Finans

Sigorta

Almanya

160 bin

560 bin

529 bin

710 bin

163 bin

Türkiye

40 bin

57 bin

86 bin

172

40 bin

İngiltere

140 bin

166 bin

693 bin

552

246 bin

Fransa

86

152 bin

389

542 bin

185 bin

İtalya

93

124 bin

313

392

106 bin

İspanya

71 bin

45 bin

311 bin

249

127 bin


Yazılımda 46 milyonluk İspanya istihdamı bizim 3 katımız.  Finans ve sigorta sektöründeki istihdamda da geri durumdayız. 
Bir başka tabloya geçelim.
Mimarlık ve mühendislik alanında biz çok firma olduğuna inanırız, kamuda ve özel sektörde mimar-mühendis sayımız fazla, fakat doğrudan uzmanlaşmış firmalarda çalışan sayımız az. Almanya, İngiltere, Fransa’da araştırma sektörü diye bir sektör var, bizde neredeyse yok gibi.
Biz Türkiye’de sinema-dizi sektörünün, müzik sektörünün güçlü olduğunu düşünürüz, ama sayılar gösteriyor ki, gelişmiş ülkelerden gerideyiz.  

 

Mimar-mühendislik sektörü firmaları çalışan sayısı

Araştırma sektörü

Film yapımı, televizyon, müzik

Sanat-gösteri

Eğitim

Sağlık

Evde bakım

Almanya

603 bin

226 bin

93 bin

209 bin

2.7 milyon

2.9 milyon

1.2 milyon

Türkiye

165 bin

18 bin

18 bin

45 bin

1.6 milyon

932 bin

42 bin

İngiltere

536 bin

145 bin

128  bin

186 bin

3.1 milyon

2.2 milyon

977 bin

Fransa

476 bin

190 bin

83 bin

170 bin

1.9 milyon

1.9 milyon

737 bin

İtalya

375 bin

63 bin

44 bin

91 bin

1.5 milyon

1.3 milyon

331 bin

İspanya

219 bin

54 bin

43 bin

71 bin

1.3 milyon

1 milyon

316  bin


Sanat sektöründe istihdam Almanya’da bizim 4 katımız. Özel güvenlik istihdamında Avrupa rekoru bizde, ama sanat sektöründe küçük ülkeler arasındayız.
Şimdi son olarak daha önemli bir alan olan eğitim, sağlık ve sosyal alana bakalım. Almanya kadar nüfusumuz var, ama eğitim sektöründe istihdamımız Almanya ve İngiltere’ye göre çok düşük. Sağlık sektöründe 46 milyonluk İspanya ile aynı istihdam düzeyindeyiz. Evde yaşlı ve hasta bakımı hizmeti bizde neredeyse olmayan bir sektör.
Bu veriler Türkiye’de girişimcilerin, esnafımızın ve küçük işletmelerimizin geleneksel sektörlerde sıkışıp kaldığına işaret etmektedir.  Türkiye’de işsizliğin bir nedeni de yine bu verimsizliktir. Teknoloji sektörlerinde, finans, eğitim, sağlık hizmetlerinde ilerlemeliyiz.
Özellikle gençler, yatırım yapacak olanlar geleneksel sektörler yerine bu alanlara yönelmelidir. Ar-ge ve teknoloji alanlarına girmeliyiz, yenilik yapmaya, odaklanmalıyız. Aynı işlerde verimsiz şekilde kalmamalıyız. Bu meseleyi üyelerimize, çiftçiye ve esnafa anlatmalıyız.
Değerli arkadaşlar,
Bu konuya girmemin bir nedeni de Antalya’da son günlerde yaşadığımız tartışmalardır. Antalya olarak, Ağustos sonu itibariyle 10 milyon yabancı turist sayısını aşmış bulunuyoruz. Geçen yıla göre %17 düzeyinde bir artış var. Bu yıl iç turizmde de en azından İstanbul ve Ege’ye göre daha iyiyiz.
Buna rağmen turizm ile ilgili olarak esnafımızdan yağmur gibi şikayetler gelmekte ve herkes kavga etmektedir. Taksici eylem yapıyor, rent a car ile kavga ediyor. Bazı yerlerde rent a carları kötüleyen İngilizce afişler asılmıştır.
Diğer tarafta esnaf rehberlere isyan ediyor. Hanutçuluktan şikayetlerin, yabancı rehberlerin esnafı kötülediği yönünde şikayetlerin sonu gelmiyor.  Rehberler acentaları sorumlu tutuyor. Geçen ay söyledim, turizmde kriz olduğunda herkes turist gelmesi için dua etmektedir, turist geldiği zaman ise kavga bitmemektedir.
Herkes diğerini şikayet etmeden önce bir durup düşünmelidir. Önce hepimiz bir kendimize bakalım, ne yaptığımıza, ne sattığımıza bakalım. Herkesin aynı şeyleri sattığı yerde ticaretin bereketi zaten olmaz. Halen yoldan geçeni çevirip mal satmaya kalkıyoruz.
Artık yenilik, kaliteye ve markalaşmaya yatırım zamanıdır. Caddeden geçeni değil, internette dolaşan kişiyi yakalamak zamanıdır.
Artık kısır tartışmaları bırakalım. Gelişmiş ülkelere bakalım, oralarda hangi sektörler gelişiyor, geleceğin sektörleri nelerdir inceleyelim. Türkiye’de ve Antalya’da küçük tarım üreticisi ve esnaf, hatta hepimiz mutlaka dönüşmeli, kendimizi yenilemeliyiz.

Değerli arkadaşlarım,
Elbette ki, ülkemizde ekonomik koşullar kolay değildir. Antalya turizminde ve ticaretinde yıllardır konuştuğumuz sorunların devam ettiği de gerçektir.
Bu konuları başta Sayın Valimiz olmak üzere, yetkililerle ve Rehberler Odası, TÜRSAB gibi ilgili kuruluşlarla konuşuyoruz. Odamızın denetim ve yaptırım yetkisi yok, bakanlıklar ve belediyeler bu konularla daha fazla ilgilenmelidir. Artık kurallar konulmalı, denetim yapılmalı ve kurala uymayan işyerine yaptırım uygulamalıyız. Turizm polisi, turizm zabıtası gibi yeni denetim birimleri olmalıdır. 
Turizm ve ticarette bir yetki boşluğu yaşanmaktadır. Antalya merkezine, Kalekapısı, Işıklar, Güllük, Konyaaltı bölgelerine turist çekmek, caddeyi denetlemek kimin işidir? Turizm Bakanlığı’nın mı, Valiliğin mi, Büyükşehirin mi, İlçe Belediyesinin mi, Ticaret ve Sanayi Odasının mı, Esnaf Odasının mı? Bu konuda bir boşluk olduğu açıktır. 
Bu vesileyle bir başka hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Turist sayısındaki artış son derece önemlidir, ancak Almanya, Hollanda, gibi ülkelerden gelen turist sayısına baktığımızda halen 2014 yılı düzeylerinde kaldığımızı görüyoruz. İstanbul ve Ege’de de klasik bireysel Avrupalı turist yeterince yoktur. Bunun nedenlerini konuşmak ve çözümü düşünmek zorundayız. Türkiye’ye seyahat yapacaklara çeşitli uyarılar yapılmaktadır. Türkiye’de hukuk sistemine güven turizmi bile etkileyen bir konudur. Bu konuda dünyadaki imajımıza dikkat edilmelidir.
Bunun dışında sizlerle geçtiğimiz haftalarda basında çıkan iki haberi paylaşmak istiyorum.
İstanbul Büyükada’dan bir fotoğraf paylaşayım. Büyükada turistlerin de ziyaret ettiği önemli bir yerdir. Geçenlerde faytoncularla elektrikli araç kullananlar arasında meydan kavgası oldu.
İstanbul Taksim’de de başka bir meydan kavgası görüldü. Afganlılarla Pakistanlı gençler meydan kavgası yaptılar. Bunlar turistlerin çok olduğu yerlerde Türkiye’nin verdiği görüntüler.
Neyse ki, Antalya’da bu tür görüntülerle karşılaşmıyoruz. Bu nedenle Antalya’nın kıymetini bilmeliyiz.

Sevgili arkadaşlar,
Komite raporlarımızda önemli konuları hızlıca geçeyim.
5.grubumuz sahte alkolden ölümlere dikkat çekip, vergilerin düşürülmesini istiyor.
10.grubumuz hanutçuluktan ve esnafın kötülenmesinden şikayet etmektedir. Bu konuya zaten değinmiş oldum. Tarım grubumuz genişletilmiş sektör toplantısı hazırlıyor.
18.grubumuz piyasadaki kredi ve finansman sıkıntısı konusunda çözüm aranmasını talep ediyor.
20.grubumuz sicil işlemlerinde alınan ücretlerin Bakanlık adına alındığı konusunda üyelerimizin bilgilendirilmesini öneriyor. Dönem dönem bilgilendirme yapıyoruz, özellikle muhasebe ve müşavir bürolarını bilgilendiriyoruz, üzerinde duracağız. Bilişim sektörümüz kişisel verilerin korunması konusunda konferans düzenliyor.
28.grubumuz müfredatların ve yardımcı ders kitaplarının çok sık değiştiğini, mağduriyet ve israf yarattığını dile getirmektedir.
33.grubumuz toplu işyeri kurmak için çalışmaktadır.
36.grubumuz şehir otellerinin yıldız sistemi ve belgelendirilmesi konusunda çalışma yürütmektedir. Ayrıca, kayıtdışı öğrenci yurtları olduğuna dikkat çekmektedir.
43.grubumuz modern yaşam köyü konusunu ele almaktadır.
47.grubumuz Antalya su sporları sektörü sorunları konusunda rapor hazırlamıştır. Rent a car sektörümüz de bir rapor çalışması yapmaktadır.
49.grubumuz optik sektöründe tekelleşme olduğunu, Rekabet Kurumunun konuyu ele alması gerektiğini dile getirmiştir. Önemli bir konudur.
Bunun dışında da komite çalışmalarımız var, bütün bu çalışmalar için teşekkür ediyorum.
Son olarak birkaç bilgilendirme yapmak istiyorum.  
Endüstri Meslek Lisesi çalışmalarımızı geçen ay dile getirmiştim. Lisedeki kurulda Kenan Hocamız aktif olarak çalışmaktadır. Şimdi meclisimizde Mesleki Eğitim Komisyonu kurmayı düşünüyoruz. Bu dönemde mesleki eğitime ağırlık vereceğimizi geçen yıldan bu yana söylemiştim, böylece uygulamada ilerlemeye başlayacağız. 
Özellikle turizmle ilgili arkadaşlara bir duyurumuz var. Bir okulumuz bize yazı yazarak otellerin değiştirmek, yenilemek istedikleri eşyaların okullara verilmesini talep etti. Bu güzel bir fikirdir. Otellerimiz masa, sandalye, bilgisayar, perde gibi eşyaları yenilerken okullara bağış yapabilirler.  Bu konuyu Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile paylaşarak böyle bir kampanya organize edilebileceğini düşünüyoruz.
Son olarak sanat alanıyla ilgili iki bilgilendirme yapayım. Aspendos Opera ve Bale Festivali Eylül’de başlıyor. Antalya markasına değer katan en önemli uluslararası etkinliklerden birisidir. Oda olarak destek olacağız, bütün kurum ve kuruluşlarımız da destek olmalıdır.
Ayrıca halkımız da bu festivalleri sahiplenmelidir.  İmkanı olan herkes bilet alarak, bilet hediye ederek, gençleri ve çocukları teşvik ederek destek olmalıdır.
Aynı şekilde Antalya’da özel tiyatronun gelişmesi için bir destek talebi geldi. 21 Eylül-1 Ekim tarihlerinde Tiyatro festivali düzenleniyor. Geçmişte Antalya’ya özel tiyatrolar daha çok gelirdi ve gelmesi de gerekir. Lütfen bu konuda da daha duyarlı olalım, hem kendimiz gidelim hem çevremizi teşvik edelim.

Sevgili arkadaşlarım,
Çalışmalarınız ve destekleriniz için hepinize teşekkür ediyorum.
Dün Anadolu’ya girişimizin sembolü olan 1071’deki Malazgirt savaşının yıldönümüydü.
30 Ağustos’ta Zafer Bayramı'nın 97. Yıldönümünü kutlayacağız. Bu yıldönümlerinin anlamı millet olarak bir araya gelmek ve milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmektir.  Hepimiz bu konuda azami çabayı göstermeliyiz. Bu dilekle Zafer bayramınızı kutluyorum.  97 yıl önce bu ülke için mücadele eden atalarımıza ve bugün de sınırda vatan için canlarını feda edenlere minnetlerimizi sunuyorum.
Hepinize tekrar teşekkürlerimi ve en iyi dileklerimi sunuyorum ve kısa anket çalışmamız için sabrınızı rica ediyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2019 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Yörex