ATSO Mart-Nisan Ayları Meclis Konuşması

21 Nisan 2020 Salı

Davut ÇETİN
Yönetim Kurulu Başkanı

Sayın Meclis Başkanım,
Sayın Meclis Üyeleri,
Hepinizi şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgi, saygı ve sağlık dileklerimle selamlıyorum. Odamızın bizim bildiğimiz tarihinde ilk kez Meclis toplantımızı ertelenmiş olarak yapıyoruz. Ve ilk kez telekonferansla bir meclis toplantısı yapılıyor.
Şubat ayı Meclisini yaptığımızda Koronavirüsün Türkiye’ye gelmesi gündemde değildi. 11 Mart tarihinde yönetim kurulu üyelerimizle Ankara’ydık ve 3 Nisan Kuruluş Yıldönümü ve KÖK ödülleri tören davetiyelerini dağıtıyorduk. Sonra her şey çok hızlı değişmeye başladı. Oda olarak biz de çalışma sistemimizi değiştirdik. Kuruluş yıldönümü gibi etkinlikleri erteledik. Kısıtlı çalışmaya, evden çalışmaya, nöbet sistemine geçtik. Bir aydan bu yana yönetim kurulu toplantılarımızı ve komite toplantılarımızı telekonferansla yapıyoruz.
Ben birkaç arkadaşla birlikte yoğun mesaiye devam ediyorum. Korona dolayısıyla bizim yönetim olarak iş yükümüz azalmadı, tersine arttı. Yüz yüze görüşmeler azaldı, ama telefonla çalışma birkaç misli arttı.
İlk günden bu yana TOBB’da Rifat Başkan ve TOBB yönetimiyle Hükümetin destek paketi üzerinde çalışıyoruz. 
İşyeri kapanmaları dolayısıyla Sayın Valimizle ve Belediye Başkanlarımızla devamlı görüşme halindeydik. Restoran ve kafeler, oteller, AVM mağazalarını toplayınca sadece odamız üyesi olarak kapanan işyeri sayısı 6-7 bin civarındadır.
Daha sonra işyeri çalışma saatleri için Valilikle birlikte çalıştık. Buradaki amaç sosyal hareketliliği azaltmak ve virüsün yayılmasını önlemektir. Antalya, nazar değmesin, Türkiye’de en az vaka olan illerden birisidir. Antalya’yı korumak hepimizin sorumluluğudur. Şimdi ne kadar disiplin ve fedakârlık gösterirsek, o kadar hızlı sonuç alırız.
Bir başka çalışmamız maske üretimi ve dağıtımına katkı sağlamak oldu. Sayın Valimizin öncülüğünde bir koordinasyon yapıldı. Biz yaklaşık 1 milyon maske için kumaş aldık, Milli Eğitim okullarda maske üretimine başladı. Odamız web sayfasında talepler alıyoruz. USAŞ’tan da maskeler geldikçe İl Müdürlüğü tarafından çalışan sayısına göre dağıtım yapılıyor. Açık olan işyerlerine, Toptancı Hallere dağıtım yapıldı. Ayrıca İnovasyon merkezimizde de siperli maske üretiyoruz.
Bir taraftan Banka yöneticileriyle kredi uygulamalarını tartışıyoruz. Kısa çalışma ödeneğini takip ediyoruz.  Dolayısıyla bu süreçte son derece yoğun bir gündemle çalışıyoruz.
Bu dönemde Odamızın bütün yönetim organlarının sorumluluğu artmıştır. Meslek komitelerimizin başkanları ile yaptığımız toplantıda da söyledim; Bu dönemde meclisimiz ve komitelerimiz sektörlerimizin, üyelerimizin yanında olmalıdır. Komitelerimiz sektördeki durumu takip etmek ve üyelerin yanında olmak için telekonferanslar düzenleyebilirler, anket yapabilirler.  Sorunları dinlemeli, konuşmalı, üyemize tercüman olmalı, çözüm aramalıyız.
Bu konuda komitelerimizin sorumlulukla davrandığını görüyoruz. Hepinize ve gayret sarf eden bütün komitelerimize teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar,
Hükümetin aldığı kararları web sayfamızda yayınlıyoruz, ama herkesin izlemesi zor. Bunu komitelerimizden gelen yazılarda ve taleplerde de görüyoruz. Bu nedenle Hükümetin destek önlemlerine, sektörel sorunlara ve yapılması gerekenlere değineceğim. 
Bildiğiniz gibi dünya ekonomisinde, özellikle ABD ve Avrupa’da 1929 krizinden sonraki en büyük ekonomik kriz yaşanıyor. Türkiye ekonomisi de korona krizinden ağır biçimde etkilenmiştir.  
IMF, korona etkisinin 3 ay devam edeceği senaryosuyla 2020 yılı ekonomik büyüme tahminlerini yayınladı.
Buna göre Türkiye ekonomisinde %5 düşüş bekleniyor. Bundan daha kötü tahminler de bulunmaktadır. Ekonomide ne kadar düşüş olacağı dünyada ve bizde salgının etkisine ve süresine bağlıdır.
Eksi 5 demek, bazı sektörlerde yıllık eksi 30-40, bazı sektörlerde artı 30-40 anlamına gelmektedir.
Türkiye ekonomisi son iki yılda zaten durgunluktan gelmektedir.  
2018’de 2.8, geçen yıl 0.9 büyüme vardı. Geçen yıllardan düşük büyümeyle geldiğimiz için birçok sektörde ve işsizlik gibi konularda bu krizin etkisi daha ağır hissedilecektir.
Şu andaki durum 1 ay sürerse diğer aylardaki yükselişle telafi edilebilir. 3 ay sürerse yoğun etkilenen sektörlerde zayıf şirketler dayanamaz. 6 ay sürerse yoğun etkilenen sektörler dayanamaz, zincirleme iflaslar olur. 1 yıl sürerse dünya ekonomik sistemi değişir, savaş ekonomisi gibi önlemler alınır.
En önemli konu salgının büyümesini durdurmak ve normal yaşama en kısa zamanda dönülmesini sağlamaktır. Korona virüs salgını yüzyılda bir görülebilen ciddi bir olaydır. 
19 Nisan itibarıyla en fazla vaka olan ülkeler şu şekilde: Türkiye, Çin’i geçerek vaka veya hasta sayısında 7. ülke oldu. Can kaybında 11. Ülke olarak görülüyoruz. 1 milyon kişide tespit edilen vaka Avrupa’da 2-3 bin kişi. Yani binde 2-3. Türkiye binde bir oranında. Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Endonezya, Pakistan gibi büyük nüfusu olan ülkelerdeki sayılar çok güvenilir rakamlar değil.
Dünyada korona mücadelesini en iyi yöneten ülkelerin başında İsrail geliyor.  
İkinci sırada Almanya var. Onlar kitlesel testlere erken başladılar, böylece erken müdahale edebildiler. Çin gecikerek de olsa sıkı önlemler aldı, salgının hızını kesti. Türkiye 36. Sırada. Türkiye’nin önündeki ülkelerin çoğu küçük ülkelerdir. ABD,  İngiltere, Fransa, Brezilya, Rusya bu listeye bile girememişlerdir.
Türkiye virüsle mücadeleye Şubat ayında yurtdışı uçak iptalleriyle iyi başladı. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu iyi çalıştı. Ancak üç hata yapıldığını da kabul etmek gerekir. Bir hata Umre’den dönenlerin iyi kontrol edilmemesi oldu. İkinci hata ilk dönemde korona haberlerine yasak konulmasıydı. Basın ilk vakaları yazabilseydi, herkes daha erken uyanmış olurdu.
Üçüncü hata sosyal izolasyonda gevşek davranılmasıdır. İnsanlar marketlerde ve pazarlarda virüs taşımaya devam ediyorlar.  Marketlerde sıra ve mesafe kuralları uygulanmıyor. İki veya üç hafta kesin yasak olsaydı yayılma kırılırdı ve daha hızlı normal yaşama dönerdik.  Şu anda 40 günlük bir zaman geçirdik. Vaka sayısı artışı durmaya başladı, ama halen zamana ihtiyaç olduğu görülüyor.
Yine de bugünlerde zirvenin geçilmesi ümidi vardır. Türkiye’de nüfusun genç olması bir avantajdır. Bizim için ayrı bir ümit kaynağı Antalya’daki vaka sayısının az olmasıdır. Vali bey, yakın zamanda Antalya’da normal yaşama dönüleceğini söylemektedir. İnşallah Antalya dünyadan farklı bir tabloya sahip olur.
Korona konusunda Türkiye’nin bir önemli bir başarısını da söyleyelim ve övünelim.  Almanya dâhil birçok ülkede marketler boşaldı. Almanya’da tuvalet kâğıdı bulunamadı. İngiltere’de taze meyve ve sebze bulunamadı. ABD gibi bir ülke sağlık personeline maske veremedi. ABD’de silah alımları ve güvenlik harcaması arttı, çünkü zenginler yoksulların etrafa saldırmasından korkuyorlar.   Türkiye’de ilk günlerde fahiş fiyatla maske satan, kolonya satanlar oldu, fakat genel olarak Türk özel sektörü gücünü, dinamizmini gösterdi.  Ülkemizde herhangi bir kıtlık, tedarik sıkıntısı yaşanmadı.  

Sevgili arkadaşlar,
Şimdi korona salgının sektörlerimize ve Antalya’ya etkisine gelmek istiyorum.
Herkes kendi işindeki durumu biliyor, diğer sektörler için bir fikir vermek üzere bir tablo paylaşayım. Sektörlerde, özellikle perakende sektörlerde işlerin nasıl azaldığının en güncel göstergesi kart harcamalarıdır.  
20 Mart haftasına göre Nisan ilk haftasında kart harcamaları %30 düşmüştür.  Yani günlük tüketim düşüşü %30’dur.Bu düşüş Mart üçüncü haftada başladı ve devam etmektedir.
Alkollü yeme-içme yerlerinde, konaklama, kuyumda %70 civarı düşüş görüyoruz. Giyimde %50 üzerinde, akaryakıtta %39 düşüş görüyoruz. İlk dönemde market harcamaları artmıştı, sonra orada da azalma başladı. Tedirginlik, işsizlik, evde kalma böyle bir durum yaratmıştır.
Sanayide ve ticarette üretim düşüşünü gün içi elektrik tüketimiyle de izlemek mümkün, Mart ayı sonu ve Nisan ortası itibarıyla elektrik tüketiminde geçen yıla göre %10-15 civarında bir azalma görüyoruz.  11 Nisan cumartesi sokağa çıkma yasağında elektrik tüketimi düşüşü %30 olmuştur.
İhracat mart ayında %18 düştü. Nisan ve Mayıs aylarında ihracat düşüşü %30-40 civarında olacak. Otomotiv, demir-çelik, beyaz eşya, tekstil-giyim, makine ve turizm sektörlerimiz yurtdışına bağımlı sektörlerdir Otomotiv gibi sektörlerde ihracat kesildiği için fabrikalar üretimi durdurdular. Antalya ihracatı mart ayında çok düşmedi, ama son 2-3 haftada sanayi ihracatımızda %30 düşüş olmaya başladı. Tarım ihracatımızda çift haneli artışlar tek haneye gerilemiş durumda.
Antalya ekonomisi hem işyeri kapanmalarından hem de turizmdeki kayıptan dolayı iki taraflı bir etkilenme yaşamaktadır. Geçen yıl Nisan ayında 1 milyona yakın turiste ev sahipliği yapmıştık, 4 ayda 1.5 milyon ziyaretçimiz olmuştu. Şu anda iç ve dış turizm durmuş bir haldedir. Koronanın etkisi turizmde, ticarette, sanayide daha bir süre yaşanacaktır.
Maalesef ekonomide korona durgunluğu dışında bir de kur artışı sorunu yaşıyoruz. Dünyada nakite, dolara ve altına kaçış olduğu için yabancı sermaye çıkışı devam etmektedir. Yılbaşından bu yana Merkez Bankası rezervi 22 milyar dolar azaldı.
Fazla konuşulmuyor, ama 2006 yılından bu yana Merkez Bankası rezervi en düşük düzeyine inmiştir. Bunu yabancı sermaye ve bütün piyasa görüyor ve TL’ye güven bu nedenle azalıyor.
Bu yıl ihracat ve turizm geliri kaybı ihtimali döviz kaygısını artırmaktadır. Dövizdeki artışa rağmen kendi vatandaşımız da halen milli paramıza güvenmiyor. 
Korona ilk çıktığında 5-6 milyar dolar yastık altına gitti. Son haftalarda tekrar az da olsa döviz alımı oldu. Şahıs hesaplarında halen 118 milyar dolar var. Şirket hesapları da 76 milyar dolara çıktı. 
Piyasanın rahatlaması ve TL’ye güven sağlanması gerekiyor.  
Hükümet, Varlık Fonu kanalıyla yurtdışı borçlanmaya gidebileceği konuşuluyor. Önümüzdeki günlerde Varlık Fonu bazı şirketlere sermaye koyabilir, ortak olabilir.    Hükümet bütçe ve dış kaynak planlarını özel sektör olarak bizlerle, yerli ve yabancı sermayeyle paylaşırsa piyasada güven artar. Güven sağlanması için yapısal reformlar konusunda adımlar atılması gerektiğini hep söyledik. Ekonomik ve Sosyal Konsey olsaydı, sektörel plan ve programlar daha iyi olabilirdi. 

Sevgili arkadaşlar,
Şimdi devlet desteklerine gelelim.   
Salgının ekonomide etkisinin azalması için ekonomideki gelir kaybı kadar bir gelir veya harcamanın Devlet tarafından ekonomiye verilmesi gerekiyor.
Bildiğiniz gibi, Mart ayında bütün ülkeler arka arkaya ekonomiye destek paketleri açıkladılar.
Dünya ekonomisine en büyük desteği FED’in sınırsız para sözü sağlamış oldu. Fed son bir  ayda piyasaya 2 trilyon dolar vermiştir. Para hacmini %50 artırmıştır. Bu sayede borsalar çökmedi. Parası ve bütçesi sağlam olan ülkeler büyük destek paketleri açıkladılar. Desteklerin
önemli kısmı kredidir. Bizdeki gibi KGF kredisi, vergi erteleme, kısa çalışma ödeneği destekleridir. Ayrıca Merkez Bankaları piyasaya büyük miktarda para vermektedir.
Bildiğiniz gibi, bizde Hükümet 19 Mart’ta 100 milyar liralık ilk önlem paketini açıkladı, bu paket beklentimizin altında kaldı. Hatta ben bunu söyleyen ilk Oda başkanı oldum.
Rifat başkana ve TOBB yönetimine de bu önlemlerin yetmeyeceğini söyledim. Sektörlerden de yoğun talepler geldi, Hükümetle görüşmeler yapıldı, 24’ünden itibaren yeni adımlar da atıldı.
Kuşkusuz sorun arttıkça bu önlemler de yetersiz kalıyor.
Bütün arkadaşlarımız resmi gündemi takip ediyor mu, bilmiyorum. Ne olursa olsun, açıklanan önlemleri biz iyi bilmeliyiz ki, sorunları ona göre takip edelim ve ona göre önerilerde bulunalım.
Ben size kısaca bu önlemleri bir hatırlatayım. Sonra eksikleri ve sorunları söyleyeyim. Sonra sizlerde sektörlerde farklı durumları söylersiniz.
Bugüne kadar alınmış önlemlerde en önemli konular şu şekildedir:

KDV, STOPAJ VE SGK PRİM ERTELEMESİ
 
19 Mart tarihinde açıklanan pakette kapatıla işletmelere ve 10 sektöre mücbir sebeple muhtasar beyanname, KDV beyannamesi ve SGK prim beyannamesine 6 ay erteleme getirildi. Biz buna tepki gösterdik. Sonra sektör sayısı 19’a çıkarıldı.   Ayrıca gelir vergisi mükellefi serbest meslek sahiplerine, şahıs şirketlerine de bu hak verildi.
Esasen bu imkân salgından etkilenen bütün sektörlere tanınmalıydı.
Diğer sektörler için Mart ayı KDV beyanı 1 ay ertelendi. Gelir vergisi beyannamesinde bir ay erteleme oldu. Kurumlar vergisinde 30 Nisan beyannamesi 1 Hazirana ertelendi.
Turizm sektöründe Konaklama vergisi Ocak ayına ertelendi.  
Otel irtifak ve hasılat payı ödemeleri 6 ay ertelendi.
Oda ve Borsa aidatları bizim Bakanlıktan talebimiz üzerine ertelendi.
Yine geçen hafta torba kanun ile belediyelere kapanan ve faaliyette bulunmayan şirketlere ilan-reklam vergisinden, çevre vergisinden muafiyet sağlama, su faturalarını erteleme imkanı sağlandı. Toplu taşıma şirketlerine gelir desteği verilmesi yolu açıldı.
Taşıt muayene, egzoz ölçüm süreleri 3 ay ertelendi.

İSTİHDAM DESTEKLERİ

1. Kısa Çalışma Ödeneği
Ekonomide en önemli konu istihdamın korunmasıdır. Zaten 4.5 milyon işsiz vardı, şimdi bu rakam 6 milyonu geçmiştir. 
İstihdam konusunda en önemli desteklerden birisi kısa çalışma ödeneğidir. İşi %30 ve daha üzeri azalmış veya faaliyetleri toplam bir ay kesintiye uğramış işletmeler başvurabiliyor. Son düzenleme ile ödenek koşulları hafifletilmiş, belge sayısı 2’ye düşürülmüş, 3 yılda 600 gün
çalışma süresi 450’ye, mevcut işte çalışma süresi 90 günden 60 güne indirilmiştir. Devlet brüt maaşın %60’ı kadar destek sağlamaktadır.
Geçen hafta torba Kanun ile uygunluk tespiti beklenmeden ödeme yapılması kararlaştırıldı.

2-İşten çıkarma yasağı ve ücretsiz izin
Geçen haftaki torba yasa işten çıkarma yasağı ve ücretsiz izin imkânı sağladı. 15 Mart itibarıyla ücretsiz izin verilecek çalışanlara günde 39 lira 24 kuruş ödenmesi, sağlık harcamalarının genel sağlık sigortasından karşılanması kararı alındı. Kısa çalışmadan ve işsizlik sigortasından yararlanamayan işçilere işsiz kaldıkları süre boyunca bu ödeme yapılacak.

Ayrıca;
• Asgari ücret desteğinin 2020 yılında da devam ettirilmesi,
• İstihdamdaki sürekliliği devam ettirmek amacıyla, 2 aylık telafi çalışma süresinin 4 aya çıkartılması yönünde adımlar da atıldı.

KREDİ DESTEKLERİ 

Destek paketinde firmaların kredilerin anapara ve faiz ödemelerinin en az 3 ay süre ile ertelenmesi ve gerekirse ek finansman desteği sağlanması kararı yayınlandı. Fakat bu konuda somut uygulama belirlenmedi. BDDK temerrüt süresini 90 günden 180 güne çıkardı.
Ayrıca 24 Mart 2020 öncesine ait ödenmeyen kredi/çek/ kart borçları yılsonuna kadar ödenir veya yapılandırılırsa sicile işlenmemesi kararı alındı. Dolayısıyla bu uygulama kamu bankalarında gerçekleşti. Özel bankalar kendileri bazı kampanyalara başladılar.
KGF kredi teminatı önce 25 milyardan 50 milyar TL’ye yükseltildi. Geçen hafta da 100 milyara yükseltildiği haberi geldi, ancak henüz resmi karar çıkmadı.   
KGF konusu iyi anlaşılmalıdır.  KGF kefalet vermektedir, işletmeye kefil olmaktadır, kredi vermemektedir.  Bankanın vereceği kredilerde toplam tazminat üst sınırı vardır. Banka toplamda100 milyar batırırsa, KGF bunun %10’unu veya %7’sini karşılamaktadır. Dolayısıyla KGF teminat sorunu olan KOBİ’lere destek olmaktadır, ama bankanın kredi verebilmesi için parasının olması gerekir.
Yine de KGF teminatı bankanın riskini azaltmaktadır, daha fazla kredi vermesine imkân sağlamaktadır.
Böylece bankalar işe devam kredisi, çek ödeme kredisi gibi krediler vermeye başlamışlardır. Bu konuda kamu bankaları Hazineden ayrıca destek aldıkları için daha rahat hareket etmektedirler.  
Kredilerde vergi ve SGK borcu olmaması koşulu yılsonuna kadar kaldırıldı. 
Kamu Bankaları istihdamın korunması şartıyla 6 ay ödemesiz, 36 ay vadeli %7.5 faiz oranıyla İşe Devam Kredisi paketini uygulamaya koymuşlardır.    
Buna ek olarak Bankalar Birliği öncülüğünde 3 ay ödemesiz, %9.5 faiz oranıyla “Çek Ödeme Destek Kredisi” paketi devreye alındı.
Ayrıca Ekonomik İstikrar Kalkanı Kredisi paketleri özel bankalar tarafından da uygulanmaya başlandı. %9,5 faizli 3 ay ödemesiz 12 ay vadeli kredi imkânları sunulmaya başlandı. 
İcra iflas işlemleri Nisan ayı sonuna kadar durduruldu
Alacak sigortası kapsamı genişletildi. Mikro ve küçük ölçekli işletmeler için geçerli olan “Ticari Alacak Sigortası” kapsamına orta ölçekli (cirosu 125 Milyon TL’ye kadar olan) işletmeler de dâhil edildi

KİRA DESTEKLERİ
 
Kira konusu tüm sektörlerimiz için önde gelen sorunlardan birisidir. Maalesef kira desteği sınırlı kalmıştır.
-Kira ödenememesi durumunda tahliye ve sicil kaydı Haziran ayı sonuna kadar önlendi.
-Faaliyetleri zorunlu olarak durdurulan iş yerleri için kamu idarelerince kira bedeli tahakkuk ettirilmeyecek. Teknoparklardaki kuluçka firmalarından ve ticari işletmelerden 2 ay süreyle kira alınmayacak.
-Otel kiralamalarına ilişkin irtifak hakkı bedelleri ve hasılat payı ödemeleri Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için 6 ay süreyle ertelenecek. 
Geçen hafta kabul edilen Kanunda belediyelere kapanan işyerleri için su, ilan-reklam, çevre temizlik vergilerini erteleme imkânı sağlandı.  
Lojistik ve ihracat destekleri kapsamında reeskont kredilerinde vade uzatıldı, stok finansmanı kredisi getirildi. Sınır kapılarında korona testleri, şoför ve dorse değişimi önlemleri alındı.
Tarımda kredi destekleri sağlandı ve mevcut krediler ertelendi.

Değerli arkadaşlar,
Hükümetin destek önlemleri 19 Mart’tan sonra oldukça değişti ve güncellendi, bu destekler elbette önemlidir, ama yaşan sorunlar da rakamların da gösterdiği gibi ağırdır.
Bütün sektörlerde finansman sıkıntısı yaşanmaktadır ve kredi akışı henüz yeterli düzeyde değildir.
Bu konuda sizinle önemli bir veri paylaşmak istiyorum. 
Bildiğiniz gibi ilk destek paketi 19 Mart’ta açıklandı.
Kredilere baktığımızda şunu görüyoruz. Destek paketi açıklaması sonrası üç haftalık zamanda toplam kredi hacmi 85 milyar arttı, ama bu artışın yarısı kur artışından geldi. TL ticari krediler sadece 36 milyar TL arttı. Yani öyle büyük miktarda kredi henüz ortada yok. Çünkü yeterli kaynak yok.
KGF teminatlı kredilerin ticari kredilerdeki payı yaklaşık %8’dir. Sadece TL kredileri alsak bile yine düşük bir orandır. Çünkü KGF zaten kredi değil, kredi teminatıdır.
Son günlerde herkes özel bankalara hücum ediyor. BDDK özel bankaların daha fazla kredi vermesi için mevzuat değişikliği yaptı, fakat kaynak girişi olmadan kredi de büyük artış sağlanamaz. Bir bankanın kredi verebilmesi için ya mevduat girişi olmalı, ya krediler vadesinde ödenmeli ya da bankalar yurtdışından veya Merkez Bankasından kaynak sağlamalıdır. 2018 ve 2019’da bankalar çok büyük miktarda kredi ertelemesi yaptılar. 
Faiz oranlarında da İşe Devam ve esnaf kredi faizleri avantajlı olmuştur. Diğer kredilerde %9.5 faiz ve 12 ay vadeden dolayı şikâyet çoktur. Şu anda mevduat faizi %10 civarında, Merkez Bankası bankalara %9’un biraz üzerinde bir faiz uyguluyor. Belki bu hafta Merkez Bankasından yeni indirim gelirse biraz daha iyileşme olabilir.
Son günlerde TOBB olarak çok baskı yapınca kredi akışı biraz daha hızlanmıştır. Fakat bu konuda asıl mesele bankalara kaynak girişi olup olmamasıdır.
Önemli bir konu, mücbir sebeple vergi, prim ödemelerini erteleme imkânının korona virüs salgınından etkilenen bütün sektörlere tanınmasıdır.
Şu anda gıda perakendesi, temizlik ürünleri, ilaç, kurye hizmetleri, e-ticaret dışında neredeyse etkilenmeyen sektör kalmamıştır. Dolayısıyla 19 sektör artık çok yetersiz kalmıştır.
Bir başka sorun, kapanan işletmeler için ve yüksek derecede etkilenmiş işletmeler için elektrik ve kira ödemelerine destek sağlanmamasıdır.  Stopaj ertelemesi ve kira ödenmemesinde tahliye yasağı geldi, ama asıl yapılması gereken kira ve elektrik desteği verilmesidir. Elektrikte üretici şirketlerin durumları nedeniyle bir erteleme kararı alınamadı.

Sevgili arkadaşlar,
Komitelerimiz toplantılarını ilk kez telekonferansla yapmalarına rağmen sorumluluklarının bilinci ile son derece verimli toplantılar gerçekleştirmişler.
Bunu komite raporlarından anlayabiliyoruz.
Gelen sorun ve talepler genellikle benzer konularda yoğunlaşmıştır:
Komitelerimizin raporlarına baktığımızda özellikle mücbir sebep kapsamına alınan sektör sayısının artırılması talebini görüyoruz.
Elektrik faturalarının ertelenmesi talebi çok yoğun.
Vergi, SGK, stopaj ertelemelerinin 3 aydan 6 aya çıkarılması birçok komitemiz tarafından dile getirilmiş durumda.
Özellikle KGF destekli kredilerde komisyon oranlarının düşürülmesi, kredi yapılandırma faizlerinin düşürülmesi isteniyor.
Kira sorununu sürekli dile getiriyorum. Komitelerimiz de değinmişler. Özellikle faaliyeti durdurulan iş yerleri için mutlaka bir destek sağlanmalı. Stopajın alınmaması talebi birçok komitemizde de konuşulmuş.
Turizm komitemiz şehir otellerine kredi destek paketi, yıkıcı fiyat rekabetini önleyecek tedbirler, sezonda minimum fiyat uygulaması gibi öneriler getirmişler.
Komitelerimiz genel sorunların yanı sıra sektörlerine özel önerilerde bulunmuşlar. Özellikle ulaştırma sektöründen yoğun öneriler gelmiş.
Komitelerimizde konuşulan konular çok önemli ve değerli. Bu öneriler yönetim kurulumuzun çalışmalarına da yön veriyor.
Bu talepleri değerlendiriyoruz, TOBB’a iletiyoruz, hükümetle her sektör için görüşmeler yapılıyor.
Desteklerin artırılması için bütün gücümüzle çalışıyoruz.
Fakat herkes hem kredi kaynağının hem devletin bütçesinin rahat olmadığını bilmelidir.   KDV ve ÖTV olmadığı zaman Devletin kasası da boşalmaktadır. Bu nedenle Merkez Bankasının Hazineye ve bankalara para vermesinden başka yol görünmemektedir.  
Burada hep söylediğimiz husus ihtiyacı olana destek ve kredi verilmesidir. Hem kredi başvurusunda bulunan vicdanlı olmalıdır hem de bankalar hakkaniyetli olmalıdır.

Değerli arkadaşlar,
Antalya’nın korona virüsünden korunmuş olması büyük bir şans ve başarıdır. Bu başarıyı devam ettirmek en önemli hedefimizdir. Sayın Valimiz bu konuda çok çaba harcamaktadır. 
Dünyada yeni vaka sayısı azalmaya başlamıştır. Almanya gibi ülkelerde işyeri açılışları başlamıştır. Birçok ülke Mayıs ayında ilk ve orta öğretimi kademeli açacak. Bazı ülkeler sabah ve öğleden sonra iki gruplu eğitime geçecek.
Önümüzdeki süreçte biz de normalleşmeyi konuşmaya başlayacağız.
Elbette ki, işler hemen eski düzeyine dönmeyebilir. Avrupa ülkeleri yurtdışına seyahat kısıtlamalarına devam edebilirler.
Korona krizi başından bu yana havayolu şirketlerinin ev uçak filolarının korunması gerektiğini söylüyorum. Umarım ki, şirketlere gerekli destekler verilmektedir.
Kriz ve belirsizlik ortamında moral bozmamalı, iyimser kalmalı, ama hazırlıklı olmalıyız. Hep söylüyoruz, krizlerde güçlüler daha güçlenir, zayıflar daha kötü olur. Zaman değişiyor, bazı sektörlerde ayakta kalmak zorlaşıyor. Hepimiz işletmemizin kapasite ve gücünü ölçmeliyiz. Krizlerde bazen en iyi yol ortak bulmak, yeni ortaklıklar kurmaktır.  
Bunun dışında dünya ekonomisinde 1930’lardan bu yana yaşanan en şiddetli durgunluk ile karşı karşıya olduğumuzu da unutmayalım. Korona birçok insanda travmatik etki yaratmıştır. Dünya bugünden yarına değişmez, kültür hemen değişmez. Fakat salgın devam ettikçe psikolojik etkileri kalıcı olacaktır.
Okullar, restoran ve kafeler açılacaktır, ama korona önlemlerinin devam etmesi gerekir. İşletmeler açılsa bile insanlar bir dönem kalabalık ortamlara girmeyecektir. Uçaklarda, otellerde kapasite azaltma, mesafe koyma önlemleri alınması gerekebilir.
Turizm grubumuzun önerileri önemlidir ve dikkate alınmalıdır.
-Otellerin bir kısmına yenileme yaparak kapalı kalma imkânı sağlanmalıdır.
-Kundu gibi bölgelerimiz kapasiteyi düşürerek, her şey dahilden çıkarak, mesafe kurallarına uyarak, daha yüksek fiyatlarla çalışmayı denemelidir.
Otel, restoran, kuaför, kreş gibi işletmelerde birinci slogan hijyen ve sağlık olmalıdır.
Önümüzdeki günlerde dünyada bazı otellerin sağlık komplekslerine dönüşmesi mümkündür. Müşterilerine bağışıklık sistemi güçlendirme programı uygulayan oteller olacaktır. Belki korona testi yaptıran otel çıkacaktır.
Kültür ve Turizm Bakanımız Korona sertifikası üzerinde çalışma başlattıklarını söylemiştir. Buna göre;
-Araç sterilizasyonu,
-araç personelinin bağışıklık belgesi, personelin pandemi eğitimi alması,
-otel, havalimanı, restoran sterilizasyonu
gibi koşullar getirilecektir. 

Bir başka önemli konu dijitalleşme konusudur.
Öncelikli bu iki konunun yani sağlık ve dijitalin birlikte gelişeceğini göreceğiz. Muhtemelen dijital tıp teknolojilerinde sıçrama olacak. Online sağlık hizmetleri gibi alanlarda yenilikler çok artacak.
Yıllardan bu yana Oda olarak Antalya 4.0, e-ticaret, dijitalleşme deyip durduk. Bu dönemde büyük marketlerin dijital satışları 4 kat arttı. E-ticaretin nasıl ayakta kaldığını veriler göstermektedir. Eğitimde dijitalleşme de 3-4 yıllık mesafe 2 ayda alındı. 2 ay önceki mecliste Gig ekonomisi, yani evden çalışma, kısmi zamanlı çalışma artacak demiştim. Koronayla istihdamın büyük kısmı hızla dönüşmüş oldu.
Bazı sektörler bir süre daha dijital kalmaya devam edecek. Sanal fuarlar yapılacak, B2B görüşmeler telekonferanslarla yapılacak. Yani dijitalleşme rüzgarı hız kazandı, hiç birimiz daha fazla seyirci kalamayız.
Şimdi korona sonrası dünya nasıl olacak diye çok konuşuluyor. Dijitalleşme zaten artıyor, otomasyon daha da hızlanacak. Devletler yerli üretimi daha fazla teşvik edecek. Dış ticarette yeni engeller göreceğiz.
Esasen korona olayı virüsün, din, milliyet, ülke farkı tanımadığını, küresel işbirliğinin önemini göstermiştir, ama bugünün siyasetinde bu dersin alınması zor görünmektedir.
Dünyada ve bizde devletler önemli sektörlere sermaye koyacak, karma ekonomi gelişecek.
Yüksek işsizlik uzun süre kalıcı olacaktır. Dolayısıyla vergi sistemi, SGK sistemi değişecektir. Yeni bir sosyal yardım sistemi kurulacaktır. Bunu ülkemizde de göreceğiz.
Bazı sektörlerde tedarik zinciri bozulmuştur. Dünyada sektörel arz ve talep dengeleri değişmiştir. Petrol fiyatlarında düşüş sadece Rusya kavgası değildir. Önümüzdeki aylarda bazı sektörlerde fiyat artışları devam ederken, diğerlerinde düşecektir.
Fed başta olmak üzere piyasalara pompalanan paranın da etkileri olacaktır. Para bolluğu borsa, tahvil gibi alanlarda balon yaratıyor. Dünya ekonomisinde bundan sonra en ciddi sorun şirketlerin ve devletlerin borcu olacaktır.
Salgından çıkarılan bir ders bilimin öneminin görülmesidir. Bilim insanları yıllardır, virüs mutasyonu konusunda, küresel ısınmanın ve ormanların azalmasının yeni virüslere yol açtığı konusunda uyarılar yapıyorlar. Dünyada ve Türkiye’de bilim kültürünü yeniden kazanmak zorundayız.
Bugün koronaya karşı en büyük ümidimiz dünyanın bir yerinde bir merkezin acil olarak aşı geliştirmesidir. Atatürk’ün “hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözünün değeri anlaşılmıştır.
Bir başka önemli konu demokrasidir. Korona ile mücadelede basın özgürlüğü, yerel yönetimler ve sivil toplumun önemi ortaya çıkmıştır. Devlet her şeyi tepeden yönetemiyor, bu hem gecikme hem israf yaratıyor. Bir ülkede basın, kurumlar, muhalefet ne kadar güçlü olursa hükümetler de o kadar etkin ve verimli olabilir. Ekonomi ve toplum dijitalleşirken, siyaset geleneksel sistemde kalamaz.
Böyle zamanlarda en önemli konulardan birisi yardımlaşma, dayanışma, birlik ve beraberliktir. Türkiye olarak birlik ve beraberlik konusunda iyi sınav verildiğini söyleyemeyiz. Böyle bir dönemde siyaset ikinci planda kalmalı, iktidar ve muhalefet saygı ve uzlaşmaya önem vermeli, birlikte çalışılmalıdır. 

Sevgili arkadaşlar,
Öbür gün 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Gazi Meclis’in açılışının 100. Yılıdır.
23 Nisan, Türk Milletinin onur ve gurur günlerinden birisidir, korona sorunları 100. Yılı unutturmamalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 100. Yılında, milletimizi birleştiren, ümit ve güven veren, demokrasimizin güvencesi bir kurum olmalıdır.  
Gönül ister ki, bütün siyasi partiler, liderler bu vesileyle bir araya gelsinler, demokrasimiz adına ortak mesajlar versinler. Ümit ediyorum ki, böyle bir tabloyu da görebiliriz.
Bu vesileyle 100 yıl önce laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olarak bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Gazi Meclisi kuran arkadaşlarını gönülden saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.
23 Nisan’dan 1 gün sonra da mübarek Ramazan ayı başlıyor. Ramazan ayı, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Biz komşusu açken tok yatamayan bir kültürden geliyoruz.  Bu zor süreçte dayanışmaya, birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Ramazan ayının ülkemize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini canı gönülden diliyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi selamlıyor, sağlıklı, güzel günler diliyorum.

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2020 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
TS 10002